Özellikle 2010’da yapılan KPSS’de bazı adayların kopya çektiğinin belirlenmesi üzerine ÖSYM, adaylar arası eşitliğin sağlanması için yeni bir uygulamaya geçmeye hazırlanıyor.
Son yıllarda güvenilirliğini yitiren kurumların başında gelen ÖSYM, sınav güvenliği ve güvenilirliği adına bir dizi önlemler almaya hazırlanıyor. Bunlardan biri de kopya çektiğinden şüphelenilen adaya sınav tekrarı olacak. Adaylar, maliyeti ÖSYM tarafından karşılanmak üzere yönetim kurulu kararıyla eşdeğer sınava çağrılacak ve sınav sonucu şüpheli olan adaya “Bir de bu sınavı yap” denilecek.
Özellikle 2010'da yapılan KPSS'de bazı adayların kopya çektiğinin belirlenmesi üzerine ÖSYM, adaylar arası eşitliğin sağlanması için yeni bir uygulamaya geçmeye hazırlanıyor.
Habertürk’ten Lütfi Erdoğan’ın haberine göre; yeni sistem, ÖSYM'nin yaptığı tüm sınavlarda uygulanacak. Sınavlardan sonra incelenen belgelerde, elektronik kayıtlarda veya yapılan analizlerde olağan dışı bulgulara rastlanması halinde yeni bir yöntem izlenecek. Adaylar, maliyeti ÖSYM tarafından karşılanmak üzere yönetim kurulu kararıyla eşdeğer sınava çağrılacak ve sınav sonucu şüpheli olan adaya “Bir de bu sınavı yap” denilecek.
Adayın sınavının geçerli sayılıp sayılmayacağına eşdeğer sınav sonuçlarına bakılarak ÖSYM Yönetim Kurulu tarafından karar verilecek. Çağrıya rağmen eşdeğer sınava katılmayan adayın sınavı geçersiz sayılacak.
AJAN TEKNİKLERİ DE DEVREYE SOKULACAK
Sınav öncesi, sırası veya sonrasında tespit edilen kurallara aykırı durumların somutlaştırılması ve kesinleştirilmesi için ÖSYM Başkanlığı Sınav Hizmetleri Daire Başkanlığı bünyesinde kriminal inceleme birimi oluşturulacak.
O KİŞİLERE 5 BİN TL CEZA
ÖSYM'nin gerçek sınavlarda kullandığı deneme sorularını veya sınavın devam ettiği süre içinde sınavlarda sorulan soruları herhangi bir ortamda paylaşan, ifşa eden, her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayımlayan veya işleyenler hakkında 5 bin TL idari para cezası uygulanacak.
kopya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kopya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27 Mayıs 2016 Cuma
15 Eylül 2015 Salı
KPSS iddianamesinde kopyanın görüntüsü dosyada
KPSS’de kopya iddiaları üzerine hazırlanan iddianamede sızan sorulara ait görüntüler yer aldı. Buna göre doğru şıkların koyu renkle işaretlenerek adaylara dağıtıldığı öne sürüldü.
2010 yılındaki KPSS’de kopya çekildiği iddiasıyla başlatılan soruşturmada Savcı Yücel Erkman, 5 yıl aradan sonra aralarında eski ÖSYM başkanları Ali DEMİR ve Ünal Yarımağan’ın da bulunduğu 230 şüpheli hakkında iddianame hazırlamıştı. 1235 sayfalık iddianamede, KPSS sınavında bir doğru cevapla dahi binlerce adayın önüne geçerek kamu görevine atanabilmenin yolunun açıldığı anlatıldı.
İddianamede, 2010’daki KPSS’de soruların sınavdan önce elde edilerek dağıtıldığı, jandarma kriminal, emniyet, bilişim uzmanları, TÜBİTAK raporları ve şüphelilerin ikrarı ile kesin ve net olduğu da vurgulanarak, şu değerlendirme yapıldı:
SORULAR SINAVDAKİYLE AYNI
“Yüksek Öğretim Denetleme Kurulu’nun hem Eğitim Bilimleri hem de Genel Yetenek alanı sorularının binlerce adaya ulaştığına ilişkin raporuna rağmen sadece Eğitim Bilimleri alanı sınavı iptal edilerek 31 Aralık tarihinde tekrarlanmıştır ve bu nedenle birçok adayın genel kültür ve genel yetenek puanına göre devlet memurluğu kadrolarına atandığı görülmüştür. Yine iptal edildiği için tekrarlanan eğitim bilimleri puanı ile iptal edilmeyen genel kültür ve genel yetenek puanlarına dayanarak öğretmen kadrosuna atanan adaylar da söz konusudur.”
İddianamede yurtdışına kaçtığı anlaşılan şüphelilerden Baki Saçı’ya ait bilgisayarın harddiskine soruların sınavdan önce kaydedildiği, dosyalarının bu bilgisayarda oluşturulduğu tarih ve saatlere de yer verilerek öne sürüldü. İddianamede ayrıca “Genel Yetenek Türkçe sorularından 30 soru bulunduğu, bunlardan 27 tanesinin metin ve şıklar olarak tam olduğu ve bir şıkkın koyulaştırıldığı tespit edilmiştir.
KAMUFLAJ İÇİN ‘LYS DENEME’ YAZILMIŞ
Genel Yetenek Matematik sorularından 25 soru bulunduğu, şıklarının koyulaştırıldığı ancak 1 sorunun koyulaştırılmış şıkkının aslında doğru cevap olmadığı, sayfaların üst orta kısmına bir dershane adı, sol altlarına ise ‘LYS Deneme 7’ ibaresinin yerleştirildiği anlaşılmıştır. Sayfa üst orta ve sol altlarına yerleştirilen ibarelerin kamuflaj kaygısıyla yapılmış bir işlem olduğu değerlendirilmiştir” denildi.
TEKRAR SINAVDA YÜZDE 97.4’Ü DÖKÜLDÜ
Sınavda yüksek başarı sağlayan 3 bin 227 aday, iddialar üzerine tekrarlanan sınavda aynı başarıyı sağlayamadı. İddianamede, “Daha kolay bir sınavda adayların yüzde 97.4’ünün netlerinin düşmesi olağanüstü bir durumdur” denildi.
HERKES AYNI YANLIŞI YAPTI
İddianamede, matematikçilerin kitapçıklar üzerinde yaptığı incelemelere de yer verildi ve şöyle denildi:
“Sadece bir matematik sorusunda koyulaştırılmış cevabın aslında yanlış olduğu, bazı adayların bu şıkka yönelip işaretledikleri, yanlışta birleştikleri tespit edilmiştir. Adayların kitapçıklar üzerinde kolay sorularda işlem yaptıkları ancak, zor olarak nitelendirilen sorularda hiçbir işlem yapmadan doğru cevabı işaretledikleri ve bunun mümkün olamayacağı anlaşılmıştır.”
hürriyet.com.tr
2010 yılındaki KPSS’de kopya çekildiği iddiasıyla başlatılan soruşturmada Savcı Yücel Erkman, 5 yıl aradan sonra aralarında eski ÖSYM başkanları Ali DEMİR ve Ünal Yarımağan’ın da bulunduğu 230 şüpheli hakkında iddianame hazırlamıştı. 1235 sayfalık iddianamede, KPSS sınavında bir doğru cevapla dahi binlerce adayın önüne geçerek kamu görevine atanabilmenin yolunun açıldığı anlatıldı.
İddianamede, 2010’daki KPSS’de soruların sınavdan önce elde edilerek dağıtıldığı, jandarma kriminal, emniyet, bilişim uzmanları, TÜBİTAK raporları ve şüphelilerin ikrarı ile kesin ve net olduğu da vurgulanarak, şu değerlendirme yapıldı:
SORULAR SINAVDAKİYLE AYNI
“Yüksek Öğretim Denetleme Kurulu’nun hem Eğitim Bilimleri hem de Genel Yetenek alanı sorularının binlerce adaya ulaştığına ilişkin raporuna rağmen sadece Eğitim Bilimleri alanı sınavı iptal edilerek 31 Aralık tarihinde tekrarlanmıştır ve bu nedenle birçok adayın genel kültür ve genel yetenek puanına göre devlet memurluğu kadrolarına atandığı görülmüştür. Yine iptal edildiği için tekrarlanan eğitim bilimleri puanı ile iptal edilmeyen genel kültür ve genel yetenek puanlarına dayanarak öğretmen kadrosuna atanan adaylar da söz konusudur.”
İddianamede yurtdışına kaçtığı anlaşılan şüphelilerden Baki Saçı’ya ait bilgisayarın harddiskine soruların sınavdan önce kaydedildiği, dosyalarının bu bilgisayarda oluşturulduğu tarih ve saatlere de yer verilerek öne sürüldü. İddianamede ayrıca “Genel Yetenek Türkçe sorularından 30 soru bulunduğu, bunlardan 27 tanesinin metin ve şıklar olarak tam olduğu ve bir şıkkın koyulaştırıldığı tespit edilmiştir.
KAMUFLAJ İÇİN ‘LYS DENEME’ YAZILMIŞ
Genel Yetenek Matematik sorularından 25 soru bulunduğu, şıklarının koyulaştırıldığı ancak 1 sorunun koyulaştırılmış şıkkının aslında doğru cevap olmadığı, sayfaların üst orta kısmına bir dershane adı, sol altlarına ise ‘LYS Deneme 7’ ibaresinin yerleştirildiği anlaşılmıştır. Sayfa üst orta ve sol altlarına yerleştirilen ibarelerin kamuflaj kaygısıyla yapılmış bir işlem olduğu değerlendirilmiştir” denildi.
TEKRAR SINAVDA YÜZDE 97.4’Ü DÖKÜLDÜ
Sınavda yüksek başarı sağlayan 3 bin 227 aday, iddialar üzerine tekrarlanan sınavda aynı başarıyı sağlayamadı. İddianamede, “Daha kolay bir sınavda adayların yüzde 97.4’ünün netlerinin düşmesi olağanüstü bir durumdur” denildi.
HERKES AYNI YANLIŞI YAPTI
İddianamede, matematikçilerin kitapçıklar üzerinde yaptığı incelemelere de yer verildi ve şöyle denildi:
“Sadece bir matematik sorusunda koyulaştırılmış cevabın aslında yanlış olduğu, bazı adayların bu şıkka yönelip işaretledikleri, yanlışta birleştikleri tespit edilmiştir. Adayların kitapçıklar üzerinde kolay sorularda işlem yaptıkları ancak, zor olarak nitelendirilen sorularda hiçbir işlem yapmadan doğru cevabı işaretledikleri ve bunun mümkün olamayacağı anlaşılmıştır.”
hürriyet.com.tr
5 Nisan 2015 Pazar
KPSS skandalı! Ofisboya 4 milyon TL
2010’daki KPSS’de kopya çekildiği ve sınav sorularının önceden dağıtıldığı iddiasıyla başlatılan soruşturma dosyasındaki Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporunda çarpıcı bilgilere yer verildi.
Rapora göre, skandalın merkezindeki Turgut Özal Düşünce ve Hamle Derneği’nde çalışanlar üzerinden yüklü miktarda para transferleri yapıldı.
KPSS sınavında usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla 32 kişinin tutuklandığı soruşturmanın koordinesini yürüten Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi, şüphelilerle ilgili analiz yaptı. YÖK, ÖSYM, SGK gibi 13 ayrı kurumdan veri alınarak yapılan analizlerde, dosyada yer alan 3 bin 227 kişiden 1900’ünün hem kullandıkları telefonlara ait HTS bilgileri (sinyal) hem de para bağlantıları tespit edildi. 600 kişinin cemaate bağlı veya yakın işyerlerinde çalıştığı saptandı.
TELEFON TRAFİĞİ
Şüphelilerin kullandıkları telefonlara ait HTS kayıtlarında sınavdan önceki 7-8-9 Temmuz 2010 ile 10-11 Temmuz 2010 tarihleri arasında görüşme trafiklerinin yoğunlaştığı da belirlendi. Soruları dağıttığı ve aldığı iddia edilen şüphelilerin 7 Temmuz’da normalden 1.5 kat, 8 Temmuz’da 3 kat fazla sinyal verdiği kaydedildi.
3 YILDA 4 MİLYON 330 BİN TL
MASAK raporuna göre, Turgut Özal Düşünce ve Hamle Derneği’nde 850 lira maaşla çalıştığı belirlenen şüpheliler Berat K. ile Mehmet İ.’nin hesaplarında 3 yılda 4 milyon 330 bin lira para transferi yapıldığı tespit edildi. Soruların dağıtım merkezi olduğu iddia edilen dernekte ofisboy olan ve operasyon öncesi yurtdışına kaçan Berat K.’nin 3 yılda 180 bin lira havale yaptığı, hesabına 150 bin lira para transfer edildiği belirlendi. Dernek çalışanı Mehmet İ.’nin ise 3 yılda 2 milyon 500 bin lira hesaplara para gönderdiği, hesabına 1 milyon 500 bin lira geldiği ortaya çıktı.
Raporda, dernek üzerinden yurtiçi ve yurtdışında birçok vakıf ve düşünce kuruluşuna yüklü bağış yapıldığı belirtildi. Raporda Kanada ve ABD’de bulunan dostluk ve düşünce derneklerinin yer alması dikkat çekti. (Fevzi Kızılkoyun / Hürriyet)
Rapora göre, skandalın merkezindeki Turgut Özal Düşünce ve Hamle Derneği’nde çalışanlar üzerinden yüklü miktarda para transferleri yapıldı.
KPSS sınavında usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla 32 kişinin tutuklandığı soruşturmanın koordinesini yürüten Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi, şüphelilerle ilgili analiz yaptı. YÖK, ÖSYM, SGK gibi 13 ayrı kurumdan veri alınarak yapılan analizlerde, dosyada yer alan 3 bin 227 kişiden 1900’ünün hem kullandıkları telefonlara ait HTS bilgileri (sinyal) hem de para bağlantıları tespit edildi. 600 kişinin cemaate bağlı veya yakın işyerlerinde çalıştığı saptandı.
TELEFON TRAFİĞİ
Şüphelilerin kullandıkları telefonlara ait HTS kayıtlarında sınavdan önceki 7-8-9 Temmuz 2010 ile 10-11 Temmuz 2010 tarihleri arasında görüşme trafiklerinin yoğunlaştığı da belirlendi. Soruları dağıttığı ve aldığı iddia edilen şüphelilerin 7 Temmuz’da normalden 1.5 kat, 8 Temmuz’da 3 kat fazla sinyal verdiği kaydedildi.
3 YILDA 4 MİLYON 330 BİN TL
MASAK raporuna göre, Turgut Özal Düşünce ve Hamle Derneği’nde 850 lira maaşla çalıştığı belirlenen şüpheliler Berat K. ile Mehmet İ.’nin hesaplarında 3 yılda 4 milyon 330 bin lira para transferi yapıldığı tespit edildi. Soruların dağıtım merkezi olduğu iddia edilen dernekte ofisboy olan ve operasyon öncesi yurtdışına kaçan Berat K.’nin 3 yılda 180 bin lira havale yaptığı, hesabına 150 bin lira para transfer edildiği belirlendi. Dernek çalışanı Mehmet İ.’nin ise 3 yılda 2 milyon 500 bin lira hesaplara para gönderdiği, hesabına 1 milyon 500 bin lira geldiği ortaya çıktı.
Raporda, dernek üzerinden yurtiçi ve yurtdışında birçok vakıf ve düşünce kuruluşuna yüklü bağış yapıldığı belirtildi. Raporda Kanada ve ABD’de bulunan dostluk ve düşünce derneklerinin yer alması dikkat çekti. (Fevzi Kızılkoyun / Hürriyet)
21 Ocak 2015 Çarşamba
KPSS skandalında Genelkurmay devreye girdi
ÖSYM'nin KPSS'de 110'un üzerinde cevap verenler arasında 249 asker eşinin olduğunu açıklaması üzerine Genelkurmay harekete geçti.
ÖSYM Başkanı Ali Demir’in 2010’da yapılan Kamu Personeli Seçme Sınavlarının (KPSS) yeniden inceleneceğini açıklaması ve söz konusu dönemde KPSS’de 110’un üzerinde doğru cevap verenler arasında 249 asker eşinin olduğunun iddia edilmesi üzerine Genelkurmay da harekete geçti.
Hürriyet gazetesinden Uğur Ergan'ın haberine göre Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel’in, iddiaların bazı gazetelerde çıkması üzerine, karargâhtaki ilgili birimlere konunun, hiçbir TSK personelini töhmet altında bırakmayacak şekilde araştırılması ve gerektiğinde ÖSYM ile işbirliği yapılması talimatı verdiği öğrenildi. Yetkililer, Orgeneral Özel’in, “Bütün ihbarları ciddiye alın, inceleyin” talimatı bulunduğunu da hatırlattı.
ÖSYM Başkanı Ali Demir’in 2010’da yapılan Kamu Personeli Seçme Sınavlarının (KPSS) yeniden inceleneceğini açıklaması ve söz konusu dönemde KPSS’de 110’un üzerinde doğru cevap verenler arasında 249 asker eşinin olduğunun iddia edilmesi üzerine Genelkurmay da harekete geçti.
Hürriyet gazetesinden Uğur Ergan'ın haberine göre Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel’in, iddiaların bazı gazetelerde çıkması üzerine, karargâhtaki ilgili birimlere konunun, hiçbir TSK personelini töhmet altında bırakmayacak şekilde araştırılması ve gerektiğinde ÖSYM ile işbirliği yapılması talimatı verdiği öğrenildi. Yetkililer, Orgeneral Özel’in, “Bütün ihbarları ciddiye alın, inceleyin” talimatı bulunduğunu da hatırlattı.
16 Ocak 2015 Cuma
KPSS ile ilgili flaş açıklama
ÖSYM Başkanı Ali Demir, 2010'da yapılan Kamu Personeli Seçme Sınavları'nda (KPSS) kopyaya ilişkin yürütülen soruşturmaya dair, "Bu konuda savcılıktan bize gelen her türlü talebi, kamuoyundan bize gelen her türlü uyarıyı, ihbarı biz son derece ciddi, titiz olarak alıyoruz. İncelemelerimiz, sadece 2010 öncesiyle kalmayacak. 2010 sonrasındaki sınavlarımıza da yeniden kritik bir gözle bakacağız. Hak ve adaleti zedeleyen her türlü unsuru ortadan kaldırmak adına incelemelerimizi yapacağız" dedi.
Demir yaptığı açıklamada, 2010 KPSS'de kopya gerekçesiyle eğitim bilimleri sınavının iptal edildiğini ve sınava ilişkin soruşturmanın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütüldüğünü hatırlattı.
ÖSYM'nin üniversiteye giriş sınavları ve KPSS'nin yanı sıra pek çok farklı kuruma da sınav yaptığını belirten Demir, göreve geldikleri Eylül 2010'dan itibaren sınav güvenliğinde ciddi aşamalar kaydedildiğini, hak ve adaletin zedelenmesine yol açacak konularda her türlü tedbiri aldıklarını söyledi. Demir, 2010'daki KPSS'nin temmuzda gerçekleştirildiğini, sonuçların ise ağustosta açıklandığını, kendisinin ise eylülde göreve geldiğini anımsattı.
Kopya tartışmalarının büyük bir kısmının da 2010 ve önceki yıllara ait sınavlara ilişkin olduğunu dile getiren Demir, "Bu konuda savcılıktan bize gelen her türlü talebi, kamuoyundan bize gelen her türlü uyarıyı, ihbarı biz son derece ciddi, titiz olarak alıyoruz. Bunları, gerekli verileri, bilgileri ilgili makamlara iletiyoruz. Fakat tabii ki incelemelerimiz sadece 2010 öncesiyle kalmayacak. 2010 sonraki sınavlarımıza da yeniden kritik bir gözle bakacağız. Hak ve adaleti zedeleyen her türlü unsuru ortadan kaldırmak adına incelemelerimizi yapacağız" diye konuştu.
Sınavlarda herhangi bir olağan dışı durum söz konusuysa bunları yeniden gündeme getirilmesi, haksız kazanımlarla elde edilen hakların geri alınması konusunda her türlü yasal imkanın bulunduğuna işaret eden Demir, bu konuda çalışmalar yürüttüklerini söyledi.
Gerek 2010 KPSS gerekse 2012 adli yargı sınavlarına ilişkin yürütülen soruşturmaların bir an önce sonuçlandırılmasını ve burada haksız kazanım elde edenlerin gerekli cezayı almasını istediklerini kaydeden Demir, "Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı pek çok sınavı bu kapsamda inceliyor. KPSS de onlardan bir tanesi, inceleme sürüyor. Biz de bütün desteği veriyoruz" dedi.
Savcılığın bazı sınavlarda, adayların ne kadar doğru, ne kadar yanlış yaptığı, hangi soruları doğru, hangilerini yanlış cevapladığına kadar tüm verileri talep ettiğini dile getiren Demir, "Diğer bazı sınavlarda da Türkiye bazında değerlendirmeleri, il bazındaki değerlendirmeleri ve bölge bazındaki değerlendirmeleri, adres esasına göre değerlendirmeleri, hepsini bizden talep etti. Biz de o verileri verdik. 2010 ağırlıklı olarak. Ama zaman içerisinde başka sınavlarda gündeme gelirse bunları da vermekten mutluluk duyarız" şeklinde konuştu.
"ÖSYM'de veri asla kaybolmaz"
Demir, 2010'da KPSS'deki bazı belgelerin imha edildiği iddialarına ilişkin ise "ÖSYM'de sınavı değerlendirmeye yönelik hiçbir veri asla kaybolmaz. Sınavda yaptığı doğru sayısı, yanlış sayısı ve o sınavın nasıl değerlendirildiğine dair veriler asla kaybolmaz" ifadelerini kullandı.
Son 4 yılda ÖSYM'nin 1974'ten bugüne yaklaşık 41 yıllık arşivinin tamamen elektronik ortama taşındığını belirten Demir, bu sayede tüm adayların T.C. kimlik numaralarıyla eşleşmelerinin sağlandığını ve bu bilgilere erişilebildiğini kaydetti.
ÖSYM'nin bugüne kadar kağıt ortamında sınav yaptığını anlatan Demir, 2014'te sınavlarda 11 milyon adaya 11 milyon soru kitapçığı verildiğini, bu 11 milyon soru kitapçığının bir yıl bile saklanması için inanılmaz büyüklükte bir alan gerektiğini söyledi.
"Kopyaya adı karışan adayların cevap kayıtları saklanıyor"
Yasal saklama süresi dolan sınav evrakını devlet arşivleriyle de işbirliği yaparak imha ettiklerini anlatan Demir, "Bu kapsamda, 2010 KPSS'deki iptal edilen kısımdaki soru kitapçıkları, savcılığa verilenlerin dışında çünkü o sınava giren 300 bin aday vardı savcının takip ettiği 8-10 bin aday söz konuydu, onların dışındakilerine izin istedik ve imha ettik. Tartışma konusu olan adayların soru kitapçıklarının da bir yerlerde muhafaza edildiğine inanıyorum" değerlendirilmesinde bulundu.
Hakkında kopya iddiası bulunan adayların hangi soruya hangi cevabı verdiğinin, elektronik ortamda kaydının mevcut olduğunun altını çizen Demir, o dönemde cevap kağıtlarının taranmasının söz konusu olmadığını ancak bu kağıtların da muhafaza edildiğini söyledi.
"Genel kültür genel yetenek sınavına ilişkin veriler de savcılığa verildi"
2010 KPSS'de iptal edilen eğitim bilimleri sınavının yanı sıra genel kültür ve genel yetenek sınavında da kopya iddialarının bulunduğunu anlatan Demir, "Bu konuda savcının talep ettiği tüm verileri verdik. İncelemeleri yapıyorlar. O konu daha önce cumhurbaşkanı denetleme kurulu tarafından da yapılmıştı. YÖK Denetleme kurulu tarafından da raporlandırılmıştı. Orada takdir tamamen yargıya ait. Orada ne denilirse biz onu yapmak durumundayız, gerekeni yaparız" diye konuştu.
"O günkü yargı iptal kararımızı durdurdu"
2012'deki adli yargı sınavında bir olağan dışılık tespit ettiklerini ve sınavı ÖSYM'nin geçersiz ilan ettiğini hatırlatan Demir, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Fakat maalesef o günkü yargı bizim iptal kararımızı durdurdu. Orada yine pes etmedik. Burada 'olağan dışı bir durum söz konusu' dedik. Sonuçlarında olağandışı gelişme olan, yani daha önce sınava girmiş 30 almış, tekrar girmiş 30 almış, 2012 adli yargıda 80 almış, daha sonra yine aynı sınava girmiş 40 almış. Bu olağandışı. Bunun izah edilmesi gerekir. Böyle olan sanıyorum 50-60 aday hakkında da savcılığa suç duyurusunda bulunduk. Bu taleplerimiz de o zamanki adli makamlar tarafından kabul edilmedi, geri durduruldu. Ancak biz Türkiye'nin son yaşadığı paralel yapıyla mücadele ortamında, ki biz buna bütün desteği vermek durumundayız, veririz, sınavın iptali konusunu yeniden gündeme getirdik ve yeniden suç duyurusunda bulunduk. 'Biz bu kararların doğru olmadığını bu adayların haksız kazanç sağladığını düşünüyoruz, bunların yeniden araştırılmasını istiyoruz' dedik."
"Adayın sınav sonucu olağandışıysa yeniden sınava alınacak"
ÖSYM'nin her adayın sınavlarını ayrıntılı incelediğini belirten Demir, şunları kaydetti:
"Arkadaşlarıma şu talimatı verdim. Bazı sınavlar öncelikli olmak üzere aynı sınavlara farklı zamanlarda girmiş ve olağandışı gelişmeler kaydetmiş olanları çıkarın, bunları yakından inceleyelim ve haksız kazanım varsa bunu tespit edelim. ÖSYM'ye Türkiye'nin eğitim bankası diyebilirsiniz. Çünkü tüm eğitim bilgileri, başarıları, puanları ÖSYM'de mevcut. Olağan dışı bir kazanım, olağan dışı bir sınav sonucu varsa incelenmesi gerekir. Bunu şu anda gündeme getiriyoruz. Bazen bu belki yeniden sınava davet etme şeklinde olacak. Yasa buna müsaade etmektedir. Bazen de bunlar hakkında suç duyurusunda bulunma olacaktır ve yasal takibi yapmak durumunda olacağız ve yapacağız."
Göreve geldikleri günden bugüne kadar toplu kopya girişimine ilişkin sadece adli yargı sınavında sıkıntı yaşadıklarını belirten Demir, ancak bireysel olarak neredeyse her sınavda başkasının yerine sınava girme ve usulsüz davranış girişimleri olduğunu aktardı.
Bu girişimlerin tespit edilip gerekli işlemlerin yapıldığını anlatan Demir, sınavlarda 70 bin kamerayla salonları izlediklerini ve herhangi bir kural dışı davranış söz konusu ise bu adayların sınavlarının iptal edildiğini söyledi.
Bazı sınavlarda adayların soruları ezberlediğini, bazılarını sınav evrakına yazdığını veya soru kitapçığının sayfalarını kopardığını ve sınav sonrası internet siteleri üzerinden birbirleriyle paylaştığını anlatan Demir, bu girişmeleri engellemek için telif hakları yasası kapsamında bu tür paylaşımların önüne geçmeye çalıştıklarını dile getirdi. Bu tür paylaşımlarda bulunan adayları takip ettiklerini ve haklarında yasal işlem başlattıklarını aktaran Demir, bu kapsamda ceza alan adaylar bulunduğunu söyledi.
"Sınav güvenliği yüzde yüz tesis edildi"
Her adaya farklı soru kitapçığı uygulamasının toplu kopya girişimlerini tamamen ortadan kaldırdığını belirten Demir, sınavlara kalem ve silgi dahil olmak üzere cep telefonu, saat gibi hiçbir metal eşyanın alınmaması, soru hazırlama sisteminin internetten bağımsız hale getirilmesi, tüm elektronik sistemlerin yenilenmesi, matbaada güvenli bilişim ağının oluşturulması ve kapalı dönemlerin güvenliğinin yükseltilmesinin de güvenliği artıran önemler arasında olduğunu söyledi.
"Tüm bunlarla şunu iddia edebiliriz, 2014'te sınav güvenliğini yüzde 100 tesis edildiği bir sisteme eriştik" diyen Demir, bunun bir gecede bir günde gerçekleştirilen bir yürüyüş olmadığına dikkati çekti.
Haksız kazanım elde edenlerin mutlaka bunun cezasını göreceğini ve sağladıkları tüm kazanımların iptal edileceğini dile getiren Demir, "Haksız olarak hak etmediği bir puanı almış normal dışı olağan dışı yollarla bir puan almış olanlar varsa bu tespit edilebilir, o zaman da bu mutlaka o hakkının geri alınması, kazanmış olduğu neyse gelirleri, imkanları, paraları onların ülke adına tahsil edilmesi ve cezalandırılması gerekir" dedi.
Demir, sınavları alın teriyle kazanan kişilerin de mağdur edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Demir yaptığı açıklamada, 2010 KPSS'de kopya gerekçesiyle eğitim bilimleri sınavının iptal edildiğini ve sınava ilişkin soruşturmanın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütüldüğünü hatırlattı.
ÖSYM'nin üniversiteye giriş sınavları ve KPSS'nin yanı sıra pek çok farklı kuruma da sınav yaptığını belirten Demir, göreve geldikleri Eylül 2010'dan itibaren sınav güvenliğinde ciddi aşamalar kaydedildiğini, hak ve adaletin zedelenmesine yol açacak konularda her türlü tedbiri aldıklarını söyledi. Demir, 2010'daki KPSS'nin temmuzda gerçekleştirildiğini, sonuçların ise ağustosta açıklandığını, kendisinin ise eylülde göreve geldiğini anımsattı.
Kopya tartışmalarının büyük bir kısmının da 2010 ve önceki yıllara ait sınavlara ilişkin olduğunu dile getiren Demir, "Bu konuda savcılıktan bize gelen her türlü talebi, kamuoyundan bize gelen her türlü uyarıyı, ihbarı biz son derece ciddi, titiz olarak alıyoruz. Bunları, gerekli verileri, bilgileri ilgili makamlara iletiyoruz. Fakat tabii ki incelemelerimiz sadece 2010 öncesiyle kalmayacak. 2010 sonraki sınavlarımıza da yeniden kritik bir gözle bakacağız. Hak ve adaleti zedeleyen her türlü unsuru ortadan kaldırmak adına incelemelerimizi yapacağız" diye konuştu.
Sınavlarda herhangi bir olağan dışı durum söz konusuysa bunları yeniden gündeme getirilmesi, haksız kazanımlarla elde edilen hakların geri alınması konusunda her türlü yasal imkanın bulunduğuna işaret eden Demir, bu konuda çalışmalar yürüttüklerini söyledi.
Gerek 2010 KPSS gerekse 2012 adli yargı sınavlarına ilişkin yürütülen soruşturmaların bir an önce sonuçlandırılmasını ve burada haksız kazanım elde edenlerin gerekli cezayı almasını istediklerini kaydeden Demir, "Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı pek çok sınavı bu kapsamda inceliyor. KPSS de onlardan bir tanesi, inceleme sürüyor. Biz de bütün desteği veriyoruz" dedi.
Savcılığın bazı sınavlarda, adayların ne kadar doğru, ne kadar yanlış yaptığı, hangi soruları doğru, hangilerini yanlış cevapladığına kadar tüm verileri talep ettiğini dile getiren Demir, "Diğer bazı sınavlarda da Türkiye bazında değerlendirmeleri, il bazındaki değerlendirmeleri ve bölge bazındaki değerlendirmeleri, adres esasına göre değerlendirmeleri, hepsini bizden talep etti. Biz de o verileri verdik. 2010 ağırlıklı olarak. Ama zaman içerisinde başka sınavlarda gündeme gelirse bunları da vermekten mutluluk duyarız" şeklinde konuştu.
"ÖSYM'de veri asla kaybolmaz"
Demir, 2010'da KPSS'deki bazı belgelerin imha edildiği iddialarına ilişkin ise "ÖSYM'de sınavı değerlendirmeye yönelik hiçbir veri asla kaybolmaz. Sınavda yaptığı doğru sayısı, yanlış sayısı ve o sınavın nasıl değerlendirildiğine dair veriler asla kaybolmaz" ifadelerini kullandı.
Son 4 yılda ÖSYM'nin 1974'ten bugüne yaklaşık 41 yıllık arşivinin tamamen elektronik ortama taşındığını belirten Demir, bu sayede tüm adayların T.C. kimlik numaralarıyla eşleşmelerinin sağlandığını ve bu bilgilere erişilebildiğini kaydetti.
ÖSYM'nin bugüne kadar kağıt ortamında sınav yaptığını anlatan Demir, 2014'te sınavlarda 11 milyon adaya 11 milyon soru kitapçığı verildiğini, bu 11 milyon soru kitapçığının bir yıl bile saklanması için inanılmaz büyüklükte bir alan gerektiğini söyledi.
"Kopyaya adı karışan adayların cevap kayıtları saklanıyor"
Yasal saklama süresi dolan sınav evrakını devlet arşivleriyle de işbirliği yaparak imha ettiklerini anlatan Demir, "Bu kapsamda, 2010 KPSS'deki iptal edilen kısımdaki soru kitapçıkları, savcılığa verilenlerin dışında çünkü o sınava giren 300 bin aday vardı savcının takip ettiği 8-10 bin aday söz konuydu, onların dışındakilerine izin istedik ve imha ettik. Tartışma konusu olan adayların soru kitapçıklarının da bir yerlerde muhafaza edildiğine inanıyorum" değerlendirilmesinde bulundu.
Hakkında kopya iddiası bulunan adayların hangi soruya hangi cevabı verdiğinin, elektronik ortamda kaydının mevcut olduğunun altını çizen Demir, o dönemde cevap kağıtlarının taranmasının söz konusu olmadığını ancak bu kağıtların da muhafaza edildiğini söyledi.
"Genel kültür genel yetenek sınavına ilişkin veriler de savcılığa verildi"
2010 KPSS'de iptal edilen eğitim bilimleri sınavının yanı sıra genel kültür ve genel yetenek sınavında da kopya iddialarının bulunduğunu anlatan Demir, "Bu konuda savcının talep ettiği tüm verileri verdik. İncelemeleri yapıyorlar. O konu daha önce cumhurbaşkanı denetleme kurulu tarafından da yapılmıştı. YÖK Denetleme kurulu tarafından da raporlandırılmıştı. Orada takdir tamamen yargıya ait. Orada ne denilirse biz onu yapmak durumundayız, gerekeni yaparız" diye konuştu.
"O günkü yargı iptal kararımızı durdurdu"
2012'deki adli yargı sınavında bir olağan dışılık tespit ettiklerini ve sınavı ÖSYM'nin geçersiz ilan ettiğini hatırlatan Demir, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Fakat maalesef o günkü yargı bizim iptal kararımızı durdurdu. Orada yine pes etmedik. Burada 'olağan dışı bir durum söz konusu' dedik. Sonuçlarında olağandışı gelişme olan, yani daha önce sınava girmiş 30 almış, tekrar girmiş 30 almış, 2012 adli yargıda 80 almış, daha sonra yine aynı sınava girmiş 40 almış. Bu olağandışı. Bunun izah edilmesi gerekir. Böyle olan sanıyorum 50-60 aday hakkında da savcılığa suç duyurusunda bulunduk. Bu taleplerimiz de o zamanki adli makamlar tarafından kabul edilmedi, geri durduruldu. Ancak biz Türkiye'nin son yaşadığı paralel yapıyla mücadele ortamında, ki biz buna bütün desteği vermek durumundayız, veririz, sınavın iptali konusunu yeniden gündeme getirdik ve yeniden suç duyurusunda bulunduk. 'Biz bu kararların doğru olmadığını bu adayların haksız kazanç sağladığını düşünüyoruz, bunların yeniden araştırılmasını istiyoruz' dedik."
"Adayın sınav sonucu olağandışıysa yeniden sınava alınacak"
ÖSYM'nin her adayın sınavlarını ayrıntılı incelediğini belirten Demir, şunları kaydetti:
"Arkadaşlarıma şu talimatı verdim. Bazı sınavlar öncelikli olmak üzere aynı sınavlara farklı zamanlarda girmiş ve olağandışı gelişmeler kaydetmiş olanları çıkarın, bunları yakından inceleyelim ve haksız kazanım varsa bunu tespit edelim. ÖSYM'ye Türkiye'nin eğitim bankası diyebilirsiniz. Çünkü tüm eğitim bilgileri, başarıları, puanları ÖSYM'de mevcut. Olağan dışı bir kazanım, olağan dışı bir sınav sonucu varsa incelenmesi gerekir. Bunu şu anda gündeme getiriyoruz. Bazen bu belki yeniden sınava davet etme şeklinde olacak. Yasa buna müsaade etmektedir. Bazen de bunlar hakkında suç duyurusunda bulunma olacaktır ve yasal takibi yapmak durumunda olacağız ve yapacağız."
Göreve geldikleri günden bugüne kadar toplu kopya girişimine ilişkin sadece adli yargı sınavında sıkıntı yaşadıklarını belirten Demir, ancak bireysel olarak neredeyse her sınavda başkasının yerine sınava girme ve usulsüz davranış girişimleri olduğunu aktardı.
Bu girişimlerin tespit edilip gerekli işlemlerin yapıldığını anlatan Demir, sınavlarda 70 bin kamerayla salonları izlediklerini ve herhangi bir kural dışı davranış söz konusu ise bu adayların sınavlarının iptal edildiğini söyledi.
Bazı sınavlarda adayların soruları ezberlediğini, bazılarını sınav evrakına yazdığını veya soru kitapçığının sayfalarını kopardığını ve sınav sonrası internet siteleri üzerinden birbirleriyle paylaştığını anlatan Demir, bu girişmeleri engellemek için telif hakları yasası kapsamında bu tür paylaşımların önüne geçmeye çalıştıklarını dile getirdi. Bu tür paylaşımlarda bulunan adayları takip ettiklerini ve haklarında yasal işlem başlattıklarını aktaran Demir, bu kapsamda ceza alan adaylar bulunduğunu söyledi.
"Sınav güvenliği yüzde yüz tesis edildi"
Her adaya farklı soru kitapçığı uygulamasının toplu kopya girişimlerini tamamen ortadan kaldırdığını belirten Demir, sınavlara kalem ve silgi dahil olmak üzere cep telefonu, saat gibi hiçbir metal eşyanın alınmaması, soru hazırlama sisteminin internetten bağımsız hale getirilmesi, tüm elektronik sistemlerin yenilenmesi, matbaada güvenli bilişim ağının oluşturulması ve kapalı dönemlerin güvenliğinin yükseltilmesinin de güvenliği artıran önemler arasında olduğunu söyledi.
"Tüm bunlarla şunu iddia edebiliriz, 2014'te sınav güvenliğini yüzde 100 tesis edildiği bir sisteme eriştik" diyen Demir, bunun bir gecede bir günde gerçekleştirilen bir yürüyüş olmadığına dikkati çekti.
Haksız kazanım elde edenlerin mutlaka bunun cezasını göreceğini ve sağladıkları tüm kazanımların iptal edileceğini dile getiren Demir, "Haksız olarak hak etmediği bir puanı almış normal dışı olağan dışı yollarla bir puan almış olanlar varsa bu tespit edilebilir, o zaman da bu mutlaka o hakkının geri alınması, kazanmış olduğu neyse gelirleri, imkanları, paraları onların ülke adına tahsil edilmesi ve cezalandırılması gerekir" dedi.
Demir, sınavları alın teriyle kazanan kişilerin de mağdur edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
17 Aralık 2014 Çarşamba
KPSS’de 3 bin 240 ‘olağan şüpheli’!
Soruşturma kapsamında 110 ve üzeri soruyu doğru yanıtlayan 3 bin 240 kişinin şüpheli olarak ifadesi alınacak.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, 2010’dan bu yana yürüttüğü, KPSS eğitim Bilimleri ve Genel Yetenek sınavı sorularının sızdırıldığı iddiasıyla yürüttüğü soruşturmada “şüpheli” sayısının 3 bin 240 olduğu ortaya çıktı.
10-11 Temmuz 2010’da yapılan KPSS’den sonra, Genel Yetenek sınavından bin 29 adayın, Eğitim Bilimleri sınavından ise 350 adayın tüm sorulara doğru yanıt vererek tam puan aldığı ortaya çıktı.
Savcılık soruların çalındığı ve kopya çekildiği iddialarıyla soruşturma başlattı. 2010’dan bu yana “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, bu örgüt faaliyeti çerçevesinde nitelikli dolandırıcılık ve örgütlü olarak sahtecilik” suçlarından sürdürülen soruşturmada, adayların yanlış hesaplamalar yapmasına karşın doğru yanıtları işaretledikleri, adayların kitapçıkları üzerindeki karalama ve yazıların silindiği, değiştirildiği gibi iddialar günyüzüne çıktı. Soruşturma sürerken adayların üzerinde karalamalar yaptığı kitapçıkların, ÖSYM’den savcılığa gönderilen yazı ve savcılığın onayı ile imha edildiği öğrenildi.
HTS kayıtları inceleniyor
Memur Suçları Soruşturma Bürosu savcılarından Yücel Erkman’ın dosyayı devralmasının ardından soruşturmanın seyri değişti. Erkman, suç örgütünün faaliyetlerinin deşifre edilebilmesi için, başka suretle delil elde etme imkanı bulunmadığından, sınavda 120 sorudan 110 ve üzeri soruyu doğru yanıtlayan 2 bin 676 kişi ile birlikte daha önce 564 şahsa ait telefon numaralarının HTS kayıtları ile yapılan analiz çalışması sonucunda tespit edilen 40 kişi olmak üzere toplam 2 bin 716 kişinin GSM numaraları üzerinde gerekli araştırma yapmak üzere 1 Haziran-1 Ağustos 2010 arasındaki HTS araştırması istedi. Erkman’ın talebi mahkemece kabul edildi.
Soruşturmada, 2 bin 676 kişi ile daha önceden hakkında soruşturma bulunan 564 kişiyle birlikte toplam 3 bin 240 kişinin şüpheli olarak soruşturulmasına devam ediliyor. Soruşturmanın, HTS raporuyla şekillenmesi ve ardından şüpheli ifadelerinin alımına geçilmesi bekleniyor. (Sözcü)
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, 2010’dan bu yana yürüttüğü, KPSS eğitim Bilimleri ve Genel Yetenek sınavı sorularının sızdırıldığı iddiasıyla yürüttüğü soruşturmada “şüpheli” sayısının 3 bin 240 olduğu ortaya çıktı.
10-11 Temmuz 2010’da yapılan KPSS’den sonra, Genel Yetenek sınavından bin 29 adayın, Eğitim Bilimleri sınavından ise 350 adayın tüm sorulara doğru yanıt vererek tam puan aldığı ortaya çıktı.
Savcılık soruların çalındığı ve kopya çekildiği iddialarıyla soruşturma başlattı. 2010’dan bu yana “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, bu örgüt faaliyeti çerçevesinde nitelikli dolandırıcılık ve örgütlü olarak sahtecilik” suçlarından sürdürülen soruşturmada, adayların yanlış hesaplamalar yapmasına karşın doğru yanıtları işaretledikleri, adayların kitapçıkları üzerindeki karalama ve yazıların silindiği, değiştirildiği gibi iddialar günyüzüne çıktı. Soruşturma sürerken adayların üzerinde karalamalar yaptığı kitapçıkların, ÖSYM’den savcılığa gönderilen yazı ve savcılığın onayı ile imha edildiği öğrenildi.
HTS kayıtları inceleniyor
Memur Suçları Soruşturma Bürosu savcılarından Yücel Erkman’ın dosyayı devralmasının ardından soruşturmanın seyri değişti. Erkman, suç örgütünün faaliyetlerinin deşifre edilebilmesi için, başka suretle delil elde etme imkanı bulunmadığından, sınavda 120 sorudan 110 ve üzeri soruyu doğru yanıtlayan 2 bin 676 kişi ile birlikte daha önce 564 şahsa ait telefon numaralarının HTS kayıtları ile yapılan analiz çalışması sonucunda tespit edilen 40 kişi olmak üzere toplam 2 bin 716 kişinin GSM numaraları üzerinde gerekli araştırma yapmak üzere 1 Haziran-1 Ağustos 2010 arasındaki HTS araştırması istedi. Erkman’ın talebi mahkemece kabul edildi.
Soruşturmada, 2 bin 676 kişi ile daha önceden hakkında soruşturma bulunan 564 kişiyle birlikte toplam 3 bin 240 kişinin şüpheli olarak soruşturulmasına devam ediliyor. Soruşturmanın, HTS raporuyla şekillenmesi ve ardından şüpheli ifadelerinin alımına geçilmesi bekleniyor. (Sözcü)
13 Ekim 2014 Pazartesi
Sınıf öğretmeni adaylarının 'kopya çekme'ye bakışı
ÇOMÜ Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü 4'üncü sınıf öğrencilerinin katılımıyla "kopya çekme" konusunda araştırma yapıldı.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü 4'üncü sınıf öğrencilerinin "sınavlarda kopya çekilmesine ilişkin görüşlerinin değerlendirildiği" araştırmada, ankete katılanların yüzde 61'inin, üniversiteyi kazanmadan önceki eğitim kademelerinde bu yola başvurduğu belirlendi.
ÇOMÜ Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Kaan Demir ile aynı bölümde görev yapan araştırma görevlisi Serdar Arcagök'ün, "Sınıf Öğretmeni Adaylarının Sınavlarda Kopya Çekilmesine İlişkin Görüşlerinin Değerlendirilmesi" başlıklı araştırmasında, sınıf öğretmeni adaylarının kopya çekmeye ilişkin görüşleri incelenerek öğrencilerin sınavlarda kopya çekmeye duyduğu ihtiyaç ve bunun nedenleri ortaya konuldu.
Demir, bölümde öğrenim gören 194 öğrenciden 179'unun örneklem olarak ele alındığını, elde edilen verilerin istatistiki olarak değerlendirilip gerekli yorum ve açıklamaların yapıldığını söyledi.
Araştırmanın sonuçlarına ilişkin bilgi veren Demir, erkek sınıf öğretmeni adayları ile ikinci öğretim öğrencilerinin, kopya çekenler arasında çoğunluğu oluşturduğunu anlattı.
Adayların yüzde 61'inin, üniversiteyi kazanmadan önceki eğitim kademelerinde kopya çektiğinin belirlendiğini dile getiren Demir, şöyle devam etti:
"İlköğretim 6 ve 8'inci sınıf, daha çok kopyayla tanışılan dönem olduğu sonucuna ulaşıldı. Öğretmen adaylarının yüzde 35'i, sınav sorularının kopya çekmeye teşvik ettiğini düşünüyor. Adayların yaklaşık üçte ikisi kadın öğretim elemanlarının derslerinde, dörtte üçü ise yaşlı öğretim elemanlarının derslerinde daha çok kopya çektiğini ifade etti. Öğretmen adaylarının dörtte birinin ise kopya çeken bir öğrenci fark edildiğinde, sınav kağıdına işaret konulup sınava devam etmesinin sağlanması yönünde görüş bildirdi. Araştırmanın en önemli sonuçlarından biri de adayların yüzde 29'unun kopyayı şartların gerektirdiğini, hoşgörüyle bakılması yönünde olmasıdır. Bu ifadedeki 'şartlar', sınav ortamları, öğrenciler ya da öğretim elemanlarından kaynaklanabilir."
Kopya çekilmesinin azaltılması için yapılması gerekenler
Demir, sınavlarda kopya çekmenin azaltılması ya da engellenmesi için öğretim elemanlarının dikkat etmesi gerekenlere de değindi.
Öğrencilerde, kopya çekmenin yanlışlığı konusunda içsel disiplin oluşturmak için onlarla konuşmak gerektiğini vurgulayan Demir, şunları kaydetti: "Sorular, bilgiyi ölçmek yerine üst düzey düşünmeyi gerektirici özellikte olmalı. Sınav sayıları artırılmalı, böylece ortalamaya etkisi düşürülmeli. Sınav harici performansların da değerlendirmede önemli hale gelmeli, öğretirken ölçme yaklaşımının esas alınmasıyla sürecin değerlendirilmesi lazım. Sınav salonlarındaki gözetmen sayıları öğrenci sayısına göre yeterli olmalı. Sınav kağıtlarında gruplamalar yapılmalı. Artan zaman kopyaya teşvik edebileceğinden sınav süresi bir sınırlılık olarak soru sayısına göre düzenlenmeli. Gözetmenler yeni kopya çekme yöntemleri konusunda bilinçlendirilmeli, uyarılmalı. Sınav ortamlarına öğrencilerin önceden girmemelerini sağlanıp, kopya hazırlığı yapmaları engellenebilir." Milliyet
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü 4'üncü sınıf öğrencilerinin "sınavlarda kopya çekilmesine ilişkin görüşlerinin değerlendirildiği" araştırmada, ankete katılanların yüzde 61'inin, üniversiteyi kazanmadan önceki eğitim kademelerinde bu yola başvurduğu belirlendi.
ÇOMÜ Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Kaan Demir ile aynı bölümde görev yapan araştırma görevlisi Serdar Arcagök'ün, "Sınıf Öğretmeni Adaylarının Sınavlarda Kopya Çekilmesine İlişkin Görüşlerinin Değerlendirilmesi" başlıklı araştırmasında, sınıf öğretmeni adaylarının kopya çekmeye ilişkin görüşleri incelenerek öğrencilerin sınavlarda kopya çekmeye duyduğu ihtiyaç ve bunun nedenleri ortaya konuldu.
Demir, bölümde öğrenim gören 194 öğrenciden 179'unun örneklem olarak ele alındığını, elde edilen verilerin istatistiki olarak değerlendirilip gerekli yorum ve açıklamaların yapıldığını söyledi.
Araştırmanın sonuçlarına ilişkin bilgi veren Demir, erkek sınıf öğretmeni adayları ile ikinci öğretim öğrencilerinin, kopya çekenler arasında çoğunluğu oluşturduğunu anlattı.
Adayların yüzde 61'inin, üniversiteyi kazanmadan önceki eğitim kademelerinde kopya çektiğinin belirlendiğini dile getiren Demir, şöyle devam etti:
"İlköğretim 6 ve 8'inci sınıf, daha çok kopyayla tanışılan dönem olduğu sonucuna ulaşıldı. Öğretmen adaylarının yüzde 35'i, sınav sorularının kopya çekmeye teşvik ettiğini düşünüyor. Adayların yaklaşık üçte ikisi kadın öğretim elemanlarının derslerinde, dörtte üçü ise yaşlı öğretim elemanlarının derslerinde daha çok kopya çektiğini ifade etti. Öğretmen adaylarının dörtte birinin ise kopya çeken bir öğrenci fark edildiğinde, sınav kağıdına işaret konulup sınava devam etmesinin sağlanması yönünde görüş bildirdi. Araştırmanın en önemli sonuçlarından biri de adayların yüzde 29'unun kopyayı şartların gerektirdiğini, hoşgörüyle bakılması yönünde olmasıdır. Bu ifadedeki 'şartlar', sınav ortamları, öğrenciler ya da öğretim elemanlarından kaynaklanabilir."
Kopya çekilmesinin azaltılması için yapılması gerekenler
Demir, sınavlarda kopya çekmenin azaltılması ya da engellenmesi için öğretim elemanlarının dikkat etmesi gerekenlere de değindi.
Öğrencilerde, kopya çekmenin yanlışlığı konusunda içsel disiplin oluşturmak için onlarla konuşmak gerektiğini vurgulayan Demir, şunları kaydetti: "Sorular, bilgiyi ölçmek yerine üst düzey düşünmeyi gerektirici özellikte olmalı. Sınav sayıları artırılmalı, böylece ortalamaya etkisi düşürülmeli. Sınav harici performansların da değerlendirmede önemli hale gelmeli, öğretirken ölçme yaklaşımının esas alınmasıyla sürecin değerlendirilmesi lazım. Sınav salonlarındaki gözetmen sayıları öğrenci sayısına göre yeterli olmalı. Sınav kağıtlarında gruplamalar yapılmalı. Artan zaman kopyaya teşvik edebileceğinden sınav süresi bir sınırlılık olarak soru sayısına göre düzenlenmeli. Gözetmenler yeni kopya çekme yöntemleri konusunda bilinçlendirilmeli, uyarılmalı. Sınav ortamlarına öğrencilerin önceden girmemelerini sağlanıp, kopya hazırlığı yapmaları engellenebilir." Milliyet
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






