27 Şubat 2015 Cuma

2015 YGS ve LYS iptali gündemde!

Özgül Öğrenme Güçlüğüne (ÖÖG) sahip dezavantajlı öğrencilere, 2015 YGS ve LYS'de okutman verilmiyor. Konuyla ilgili ÖSYM'ye başvuran ve taleplerini ileten Dikkat Eksikliği Hiperaktivite ve Özel Öğrenme Güçlüğü Derneği, talepleri kabul edilmezse tüm yasal yollara başvurarak sınavın iptalini isteyecek.

2015 ÖSYS Kılavuzu’nda  “Diğer Engelli Adaylara”  sınav uygulamalarıyla ilgili “Ruhsal ve duygusal sağlık sorunu (panikatak, depresyon, şizofreni, atipik psikoz gibi) ve özgül öğrenme güçlüğü (dikkat eksikliği, hiperaktivite, disleksi vb.) olan adaylara ise talepleri doğrultusunda işaretleyici yardımı verilir. İşaretleyici yardımı talep etmeyenler de istedikleri takdirde tekli salonda sınava alınır” ifadeleri yer alıyor.

Kılavuza göre bu yıl disleksi, hiperaktivite ve dikkat dağınıklığı yaşayan çocuklar, YGS ve LYS’ye okuyucu yardımı olmadan sadece kodlayıcı eşliğinde girebilecekler.

TEOG’DA VAR ÖSYS’DE YOK!

Özgül Öğrenme Güçlüğüne (ÖÖG) sahip dezavantajlı öğrenciler, TEOG sınavında okutman yardımı alabildikleri halde 2015 ÖSYS kılavuzunda sadece işaretleyici yardımı verilmekte. Üstelik TEOG sınavında bu çocuklara tanınan 30 dakikalık ek süre de ÖSYS’de yok!

Sadece beyin kesitleri farklı olduğu için soruların çoğunu yanlış okuyabilecek çocuklar, diğerleriyle eş tutularak sınava alınacaklar.

Özel (özgül) öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklarla ilgili kılavuzda yer almayan okutman ve 30 dakika ek süre hakkı için Dikkat Eksikliği Hiperaktivite ve Özel Öğrenme Güçlüğü Derneği harekete geçti.

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite ve Özel Öğrenme Güçlüğü Derneği Başkanı H. Nezih Çıngır bu konular ile ilgili 3 farklı Yüksek Öğretim Kurumunun da görüşlerini alarak ÖSYM’ye taleplerini içeren bir dilekçeyle başvurdu.

Özel Öğrenme güçlüğü sorunu yaşayan dezavantajlı öğrencilerin haklarını sonuna kadar savunacaklarını belirten Çıngır, ÖSYM tarafından talepleri kabul edilmezse, idari yargıya gideceklerini ve sınavların iptalini dahil isteyeceklerini belirtti.

H. Nezih Çıngır konuyla ilgili şu açıklamada bulundu:

“OKUTMAN VE 30 DAKİKA EK SÜRE İSTİYORUZ”

2015 yılı Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) ve Lisans Yerleştirme Sınavları (LYS) geçmiş yıllarda olduğu gibi yine ÖSYM tarafından yapılacaktır. Dezavantajlı bireylerin yeterli sınav performansına kavuşabilmeleri için çok uzun süredir bazı düzenlemeler yetersiz de olsa iyileştirilerek uygulanmaktadır.

DEHB ile ilgili 15 senedir ÖÖG ile ilgili 10 senedir uygulanan bu önlemlerden okutman eşliğinde 2015 YGS VE LYS’ye girme hakkının kaldırıldığını tespit ettik.

Biz Dikkat Eksikliği Hiperaktivite ve Özel Öğrenme Güçlüğü Derneği olarak TEOG sınavı içinde bu öğrencilere işaretleyici ve okutman yardımı istedik. Ayrıca bu öğrencilerin 10 sorudan sadece 7 sine cevap vermeleri ya da 30 dakika ek süre verilmesi talep ettik.
Taleplerimizi değerlendiren MEB Dikkat Eksikliği hiperaktivite Bozukluğu ve Özel (özgül) öğrenme güçlüğü çeken öğrencilerle 30 dakika ek süre verilmesi kararı aldı. Ve 3 yıldır uygulanmaktadır. Bu uygulamada sınava giren diğer bireylerinde dikkatlerinin de dağıtmamaları amaçlanmaktadır.

Öncelikle özel sınavda salona girme, 30 dakika ek süre verilmesi okuyucu ve kodlayıcı eşliğinde sınava alınma gibi uygulamaların bu çocukların özel durumu nedeniyle yapıldığı uygulamanın bu çocuklara yönelik bir imtiyaz değil aksine farklı özelliklere yönelik çocuklar için hukuki eşitliğin fiilen gerçekleştirilmesine yönelik olduğu, eşitliğin mutlak değil hukuksal durumu aynı olan kişiler arasında anlam ifade edeceğinin, farklı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara farklı kuralalrı uygulamanın eşitlik ilkesini ihlal etmediği, fiili eşitliği sağlamanın devletin görevi olduğunun, Anayasa Mahkemesi başta olmak üzere yargı kararları ile istikrar kazandığı bu konuda Anayasa’nın 9. ve 42. maddeleri başta olmak üzere devlete yükümlülükler getiren açık hükümler bulunduğu unutulmamalıdır.
ÖÖG sorununa sahip bireylerden bazıları b ile d harflerini karıştırdıkları için sınavda kodlama hatası yapmaktadırlar. Hatalı kodlamanın önüne geçebilmek sınava işaretleyici ile girmeleri, büyük çoğunluğunun okuma hızlarının düşük olması ve okuduklarını anlayamadıkları (Düzgün diksiyonlu bir başka kişi okuduğunda daha iyi anladıkları) için ayrı bir sınıfta tek başına gözetmen eşliğinde sınavlara okutman ile girmeleri gerekmektedir.

Ayrıca TEOG sınavındaki 30 dakika ek sürenin YGS ve LYS’de uygulanmaması da Anayasamızın Eşitlik ve Eğitim Öğretim ilkelerine aykırıdır.

“YASAL HAKLARIMIZI SONUNA KADAR KULLANACAĞIZ”

Peki, ÖSYM bu talepleri kabul etmezse ne olacak?

N. Ç. ” ÖSYM dilekçemize yanıt verecek. Eğer taleplerimiz kabul edilmezse, kazanılmış hakkımız var, idari yargıya gideceğiz. Sınavların iptalini dahil isteyeceğiz. Biz dernek olduğumuz için sonuçta tüm sınavın iptali için dava açabiliyoruz. Özgül Öğrenme Güçlüğü çeken ve bu sınavlara giren adaylar, bireysel olarak dava açabilir ve kendi sınavlarının iptalini isteyebilir.

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite ve Özel Öğrenme Güçlüğü Derneği’nin konuyla ilgili ÖSYM’den  talepleri:

1- ÖÖG sorununa sahip bireylerin sınavlara okutman eşliğinde girmeme işleminin iptal edilerek istekleri halinde önceki yıllarda olduğu gibi sınavlara okutman eşliğinde girmelerine,
2- DEHB ve ÖÖG sorununa sahip bireylerin sınavlarda 10 sorudan 7 sinden sorumlu tutulmalarına, eğer yapılamayacaksa TEOG sınavında yapıldığı gibi 30 dakika ek süre verilmesine karar verilmesi.

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite ve Özel Öğrenme Güçlüğü Derneği konuyla ilgili 3 Üniversitenin Çocuk Ergen Psikiyatri, Eğitimde Psikolojik Hizmetler ile Özel Eğitim bölümlerinin görüşünü de alarak ÖSYM’ye başvurdu.

3 Üniversitenin Çocuk Ergen Psikiyatri, Eğitimde Psikolojik Hizmetler ile Özel Eğitim bölümlerinden konuyla ilgili alınan görüşler:

Prof. Dr. Pınar Yurtbaşı
Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi
Çocuk Ergen Psikiyatrisi ABD Başkanı

“DÜZENLEMELER KALKMAMALI,

İYİLEŞTİRİLEREK SÜRDÜRÜLMELİ!”

Özgül öğrenme güçlüğü, bir çocuğun zekası normal ya da normalin üstünde olmasına ve iyi eğitim alıyor olmasına rağmen okuma-yazma veya matematik becerilerinde yaşıtlarına ve zekasına oranla düşük başarı göstermesidir.

Zeka eksikliği değildir. Dikkat eksikliği bozukluğu değildir. Yaşam boyu süren bir bozukluktur. Dil gelişimi ve kullanımı, konuşma, okuma-yazma, matematik becereilerini etkileyen bir sorun olduğu için bireyin eğitimini, mesleğini, sosyal ilişkilerini, günlük aktivitelerini, benlik saygısını etkiler. Çocuğun zihinsel geriliği olmamasına rağmen, akademik açıdan gerilik göstermesi, öğrenme güçlüğünün en çarpıcı özelliğidir. Sıklığı %6-8 arasında olup aslında zeka geriliklerinden (%2-3) çok daha sık görülen bir durumdur. Ne yazık ki henüz sağlık sistemi ve eğitim sisteminde çalışanlarca yeterince tanınmamaktadır. Bu konuda bilgi, deneyim ve beceri düzeyi olması gerekenin henüz çok altındadır. Bilmemek atlamaya, bazen yanlışlıkla bu durumu zeka geriliği zannetmeye sebep olmaktadır. ÖÖG tanısı, standart testler aracılığı ile psikiyatri ve davranışsal-duygusal sorunlar alanında çalışan uzmanlar tarafından konulmaktadır. DEHB ile birlikte görülebilir ancak bu ikisi kesinlikle farklı bozukluklardır. ÖÖG yaşam boyu süren bir bozukluktur. psiko-eğitsel bir yaklaşımla ele alınmazsa kendiliğinden düzelmez. ÖÖG’ye özgü ilaç tedavisi ya da başka bir tıbbi tedavisi henüz bulunmamaktadır. Öncelikli olan toplumda ve özellikle de eğitimle uğraşanlarda bilinç artışının sağlanması, bu çocuklarımızın zamanında gerekli desteği alabilmeleridir.

ÖÖG tanısı kesinleşmiş, bu açıdan uzun süredir takip edilen ve zorlandığı alanda sıkıntıları devam eden çocuklara önemli sınavlarda ülkemizde de bazı haklar verilebilmekte idi (sözgelimi okuma hızı düşük olanlara isterlerse soruları okumaları için düzgün diksiyonlu okutman verilmesi ya da zamanı ayarlamakta güçlük çeken çocuklara gözetmenlerin zamanı hatırlatması yapması, ek süre tanınması, harf, karıştırma ve yazı sorunu olanlara işaretlemen tahsis edilmesi gibi)

Yetersiz de olsa alınan bu önlemler ile zorluklarının üstesinden gelebilmeleri amaçlanmaktaydı. Yönetmeliklerde yer alan ve 15 senedir DEHB ile ilgili 10 senedir de ÖÖG ile uygulanan bu önlemlerden 2b (büyük çoğunluğunun okuma hızlarının düşük olması ve okuduklarını anlayamadıkları-düzgün diksiyonlu bir başka kişi okuduğunda daha rahat anladıkları) için sınavlara okutman eşliğinde girmelerine) maddesinin 2015 YGS ve LYS’de kaldırılmış olduğu dernek başkanının verdiği dilekçeden anlaşılmaktadır. Yukarıda da vurgulanmış olduğu üzere, halihazırdaki etkin tek yaklaşım, özel eğitim teknikleri ile eğitilmeleri ve durumlarına uygun akademik düzenlemeler yapılması şeklindedir.

Ülkemizde halen bu konuda ciddi eksiklikler mevcut iken, ailelelr ve çocuklar bu açıdan bakıldığında bile ciddi güçlükler çaresizlikler yaşıyor iken birde sınavlarda önceden yapılmış duruma uygun düzenlemelerin yönetmelikten kaldırılmasının bu çocukların ve onların ailelerinin yaşadığı güçlük ve çaresizliği daha da artıracağı kanaatine varılmıştır. Sonuç itibariyle mevcut düzenlemeleri kaldırmak yerine iyileştirilerek sürdürülmesi, ayrıca eğitim sisteminde ÖÖG’ye yönelik gerekli yardımların etkin biçimde yapılır hale gelmesi, bu çocukların topluma kazandırılmaları, sağlıklı bireyler olarak hayatlarına devam etmeleri açısından son derece büyük öneme taşımaktadır.

Prof. Dr Tevhide Kargın
Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi 
Özel Eğitim Bölümü Başkanı

“OKUMA PERFORMANSLARI DAHA DÜŞÜK”

Özgül öğrenme güçlüğüne sahip olan öğrencilerin özellikle okuma ve okuduğunu anlama konusunda yaşadığı sınırlılıklar, onların tüm akademik yaşamlarını olumsuz etkilemektedir. Konuya ilişkin gerek yurtdışında gerek ülkemizde gerçekleştirilen birçok çalışmada, bu öğrencilerin okul yaşantılarının ilk yıllarından itibaren farklı nedenlerden dolayı okuma ve okuduğunu anlama becerisini kazanmada güçlükler yaşadıkları, bu durumunda onların hem akademik hem de sosyal yaşantılarında akranlarına oranla daha sınırlı kalmalarına neden olduğu belirtilmektedir. Ankara Üniversitesi Özel Eğitim Bölümü Öğretim Üyelerinin yürütücülüğünde gerçekleştirilen uluslararası bir proje çerçevesinde yapılan çalışmalarda, özgül öğrenme güçlüğüne sahip öğrencilerin okuma performansları normal gelişim gösteren akranları ile karşılaştırmalı olarak incelenmiş ve elde edilen sonuçlar özgül öğrenme güçlüğüne sahip olan öğrencilerin önce kelime ardından da cümle düzeyinde okuma becerilerinde akranlarına oranla ciddi sınırlılıklara sahip olduklarını, dolayısıyla bu çocukların okuma ve okuduğunu anlama becerilerinde akranlarına göre çok daha düşük bir performansa sahip olduklarını göstermiştir. ( Miller, P, Kargın, T, Hauser, P. & Rathman, C. 2009-2012)

Sonuç olarak yukarıda sözü edilen araştırmalardan elde edilen sonuçlarla birlikte düşünüldüğünde bu öğrencilerin öncelikle kelime çözümleme, sonrasında ise çözümlenen bu kelimeleri adlandırıp cümle düzeyine taşıma becerilerinde ciddi sınırlılıklara sahip oldukları açıktır. Bu iki becerinin okuma ve okuduğunu anlama becerisinde akranlarına göre çok ciddi sınırlılıklar yaşayacağı düşünülmektedir. Okuma performansları açısından bu kadar farklı özelliklere sahip olan öğrencilerin ise ulusal düzeyde yapılan ortak sınavlarda normal gelişim gösteren akranları ile benzer performans göstermelerinin mümkün olmayacağı açıktır. Öğrencilerin arasındaki bireysel farklılıkların en aza indirilebilmesi ve özgül öğrenme güçlüğüne sahip öğrencilere ilişkin daha sağlıklı ölçme, değerlendirme ve yerleştirme işlemlerinin yapılabilmesi için gerek sınavların içeriğinde (soru sayısı, tipi vb.) gerekse de uygulama şekillerinde (okutman yardımı, yardımcı işaretleyici vb.) bu öğrencilerin sahip oldukları farklılıklar düşünülerek birtakım düzenlemeler yapılmasının önemli olacağı düşünülmektedir.

Doç. Dr. Müge Artar
Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi 
Eğitimde Psikolojik Hizmetler Bölümü Başkan V.

Kaldırılan okutman eşliğinde sınava girmelerinin 2b maddesinin tekrar uygulamaya konması ve bu tür engel gruplarının sınavlarında görev alacak kişilerin sınav uygulaması ve ilgili engel gruplarının özellikleri hakkında kısa eğitimlerden geçirilmesi uygun olabilir.

(Ayla Özdemir / sözcü.com.tr)

ÖSYM’den YGS öncesi kamu spotlu uyarı!

ÖSYM, 15 Martta gerçekleştirilecek Yüksek Öğretime Geçiş Sınavı (YGS) öncesinde, üniversite adaylarını uyarmak için kamu spotu hazırladı.


Hazırlanan kamu spotunda, üniversite adaylarına seslenilerek, güzel
bir geleceğin hayallerini kurdukları, şimdi hayallerini gerçekleştirme zamanının
geldiği ifade edildi.

Adayların, sınava uykularını almış, dinç ve kahvaltılarını yapmış
olarak girmesinin başarı oranlarını artıracağına dikkat çekilen kamu spotunda,
“ÖSYS başvuru kılavuzunda belirtilen ve sınav binasına getirilmesi yasak olan
eşyaları getirmeyin. Sınava giriş belgesi ile nüfus cüzdanınızın yanınızda
olduğundan emin olun. Sınavdan en az 1 saat önce sınava gireceğiniz bina önünde
bulunun. Emeğiniz emanetimizdir” ifadeleri kullanılıyor.

2015-ÖSYS Kılavuzu’na göre adaylar YGS’ye girerken neleri yanında bulundurmak zorunda?

SINAV GÜNÜ BUNLARI SAKIN UNUTMAYIN!

2015-YGS SINAVA GİRİŞ BELGESİ: 

Sınava Giriş Belgesi adayların adreslerine gönderilmeyeceği için bu belgeyi, T.C. Kimlik Numaranız ve şifreniz ile ÖSYM’nin https://ais.osym.gov.tr İnternet adresinden sınav tarihinin 10 gün öncesinden başlamak üzere edinebilirsiniz.

Sınava Giriş Belgesinde yazılı olan salondan başka bir yerde sınava giren adayın sınavı geçersiz sayılır. Sınava gireceğiniz binayı, adres bilgisini teyit etmek amacı ile önceden gidip görmeniz sınav günü size kolaylık sağlayacaktır. Sınava Giriş Belgesini kaybeden adaylar tekrar İnternet’ten edinebileceklerdir. Adaylar İnternet’ten edinecekleri Sınava Giriş Belgelerinin renkli veya siyah beyaz çıktılarını sınavda yanlarında bulundurmak zorunda.

Belge üzerinde adayın fotoğrafının bulunması zorunludur. Adaylar, bu belgelerinin yazıcıdan dökümünü edinirken belge üzerinde fotoğraflarının görünür olmasına dikkat etmelidir. Belgenin ön yüzündeki ÖSYM tarafından belirlenmiş bilgiler hariç ön ve arka yüzünde herhangi bir yazı, resim, işaret vb. bulunduğu takdirde adayın sınavı geçersiz sayılacaktır.

NÜFUS CÜZDANI VEYA SÜRESİ GEÇERLİ PASAPORT: 

Sınava girebilmeniz için 2015-YGS Sınava Giriş Belgesinden başka, nüfus cüzdanı veya pasaportunuzun da yanınızda bulunması zorunlu . Nüfus cüzdanı veya pasaport dışında, zorunlu askerlik görevini ifa eden er/erbaşlar ile askerî öğrenciler için askerî kimlik belgesi (Bu özel durum, muvazzaf askerler için geçerli değildir.), tutuklu/hükümlü adayların
bu durumlarını kanıtlayan fotoğraflı resmî belge, Türk vatandaşlığından izin ile ayrılanlar ve bunların kanuni mirasçılarına ait Pembe/Mavi Kartlar kabul edilecektir. Bunların dışında; sürücü belgesi, meslek kimlik kartları vb. diğer tüm belgeler sınava giriş için geçerli sayılmayacaktır. Nüfus cüzdanında soğuk damga basılı olmalı, adayın sınav görevlilerince kolaylıkla tanınmasını sağlayacak güncel bir fotoğraf (Sınav günü sınav görevlilerinin sizi fotoğrafınızdan tanımakta güçlük çektiği takdirde sizi sınava almayabileceğini göz önünde bulundurunuz.) ve T.C. Kimlik Numarası bulunmalı, pasaportun süresi geçerli olmalıdır.

Sınav binalarında hiçbir eşya emanete alınmayacağından adaylar,
sınav binalarına bu belgeler dışında herhangi bir eşya, araç gereç vb. getiremezler. Sınavın yapıldığı her bir salona en az bir adet duvar saati, adayların sınavda kullanacakları gereçler (kalem, silgi, kalemtıraş) ile şeker ve peçete ÖSYM tarafından sağlanacaktır. Adaylar sınava şeffaf pet şişe içinde su getirebilecekler.

SINAVA BU EŞYALARLA GİRMEK YASAK!

Adayın yanında bulundurması yasak olan araç ve gereçler nelerdir?

Sınav binalarında hiçbir eşya emanete alınmayacağından adayların sınav binalarına,
• çanta, cüzdan, cep telefonu, saat, kablosuz iletişim sağlayan bluetooth vb. cihazlarla; kulaklık, kolye, küpe, yüzük (alyans hariç), bilezik, broş, anahtar, metal para gibi metal içerikli eşyalarla (basit başörtü iğnesi ve ince metal tokalı kemer hariç); her türlü elektronik/mekanik cihazla ve çağrı cihazı, telsiz, fotoğ-
raf makinesi vb. araçlarla, her türlü plastik ve güneş gözlüğü dâhil cam eşyayla (şeffaf/numaralı gözlük hariç), banka/kredi kartı, ulaşım kartı vb. kartlarla,
• cep bilgisayarı, saat, sözlük işlevi olan elektronik aygıt, hesap makinesi vb. her türlü bilgisayar özelliği bulunan cihazlarla,
• her türlü kesici ve delici alet, ateşli silah ve benzeri teçhizatla,
• kalem, silgi, kalemtıraş, müsvedde kâğıdı, defter, kitap, ders notu, sözlük, dergi, gazete, vb. yayınlar, pergel, açıölçer, cetvel vb. araçlarla gelmeleri kesinlikle yasaktır. Sözcü

Okulda taciz timinin köstebek öğretmeni aranıyor!

Okulda 'taciz timi' kuran kadın müdür yardımcısının sözlerinin yeraldığı toplantı tutanaklarını sızdıranlarla ilgili soruşturma başlatıldı. Antalya İl Milli Eğitim Müdürü Osman Nuri Gülay'ın talimatıyla başlatılan soruşturmada 52 öğretmenin ifadesi alınacak!

Kepez Atatürk Anadolu Lisesi’nde, kısa etek giyen kız öğrencileri engellemeleri için ‘erkek timi’ oluşturmak istediği, Öğretmenler Kurulu toplantısının tutanaklarına yansıyan müdür yardımcısı Filiz G., olayın medyaya yansıması sonucu geçen hafta idari görevinden alınarak başka bir okula Almanca öğretmeni olarak görevlendirilmişti.

Müdür yardımcısı Filiz G.’nin sözlerinin yer aldığı toplantı tutanaklarını sızdıran öğretmeni belirlemek için soruşturma başlatıldı.

KÖSTEBEK ÖĞRETMENİ BULMAK İÇİN 52 ÖĞRETMENİN İFADESİ ALINACAK

Hükümete yakınlığıyla bilinen Eğitimciler Birliği Sendikası’nın (Eğitim- Bir-Sen) basın toplantısında konuşan Antalya Şube Başkanı Mustafa Çoban, İl Milli Eğitim Müdürü Osman Nuri Gülay’ın talimatıyla Kepez Atatürk Anadolu Lisesi’nde konuyla ilgili soruşturma açıldığını söyledi.

Soruşturmanın toplantı tutanaklarının sızdırılmasını kapsadığını söyleyen Çoban, “Okuldaki tutanakların dışarı çıkarılması suçtur. Okulda birileri bu suçu işlemiş. Şimdi bu suçu işleyen öğretmeni bulmak için soruşturma kapsamında 52 öğretmenin ifadesi alınıyor” dedi.

Çoban, hiçbir kadın öğretmenin kız öğrencilerin taciz edilmesini istemeyeceğini, ancak böyle bir durumun gerçekten yaşanmış olması halinde ise öğretmene gereken yaptırımın uygulanması taraftarı olduğunu aktardı. Sözcü

24 Şubat 2015 Salı

Okul servis şoförü olabilmek için yeni şart!

Okul servisleri için yönetmelikte değişikliğe gidilme kararı alındı. Okul servis araçlarını kullanacak şoförler, 26 yaşından gün almak zorunda olacak. Uygulama 1 Eylül 2015'te başlayacak.

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının, "Okul Servis Araçları Hizmet Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliği" Resmi gazete'de yayımlandı.

Buna göre, 26 yaşından gün almayanlar, okul servis araçlarında şoförlük yapamayacak.

Söz konusu şoförlerin ayrıca, E sınıfı sürücü belgesi için 5 yıllık, B sınıfı sürücü belgesi için 7 yıllık sürücü belgesine sahip olması ve her 5 yılda bir şoförlük mesleği bakımından bedeni ve psikoteknik açıdan sağlıklı olduklarını gösteren sağlık raporunu yetkili sağlık kuruluşlarından alması gerekecek.

Yönetmelik, 1 Eylül 2015'te yürürlüğe girecek.

23 Şubat 2015 Pazartesi

MEB e-sınav sayısını artıracak

MEB e- sınav uygulamasını başarılı buldu. E-sınav olarak pilot çalışması yapılan Motorlu Taşıt Sürücü Kursiyerleri Sınavı’nda (MTSKS) elde edilen başarı sonrası sınav merkezi sayısını artıracak.

Millî eğitim Bakanlığı tarafından bir süredir Ankara’da pilot uygulama olarak, Beşevler Turizm ve Otelcilik Meslek Lisesi Uygulama Oteli’nde, elektronik ortamda yapılan MTSK Sınavında verimli sonuçların alınması üzerine Başkent Öğretmenevinde ikinci bir sınav merkezi açılacak.

Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Muhterem Kurt, e-sınav merkezlerinin Ölçme Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğü Kanalıyla tüm illere yaygınlaştırılacağını söyledi. E-Sınav uygulamasının maliyetleri düşürdüğünü ve sınav güvenliğini artırdığını belirten Kurt, "Kamuoyumuzun da malumu olduğu üzere e-Sınav, basılı evrak kullanılmaksızın sınav uygulama ve değerlendirilmesine ilişkin her türlü işlemin elektronik ortamda yapıldığı sınavlar. Belirlenen merkezlerde, belirlenen tarih ve saatlerde ‘e-Sınav randevu sistemi’ üzerinden yapılan başvurular dikkate alınarak yapılıyor. Vatandaşımız kendisi için en uygun zamanda sınava girme şansı elde ediyor. Ayrıca girdiği sınavın sonucunu hiç beklemeden hemen sınav sonunda öğreniyor. Bakanlık olarak e-sınavlarla birlikte zaman kazanacağız sınav maliyetini düşüreceğiz, sınav uygulamalarının güvenliği artacak, riskler azalacak" dedi.

"TEKNOLOJİNİN TÜM İMKANLARINI EĞİTİM HİZMETİNE SUNACAĞIZ"

Geleceğe yönelik planlamalarında tüm sınavların hatta ders yazılılarının bile elektronik yolla yapılmasının yer aldığını anlatan Kurt, şunları kaydetti: "Bakanlık olarak atılımlarımıza devam edeceğiz. Teknolojinin tüm imkanlarını eğitimin hizmetine sunacağız, gelişen teknolojiye bağlı olarak başta merkezi sınavlar olmak üzere tüm sınavların e-sınav yöntemiyle yapılması için altyapı sağlayacağız. Ulusal düzeyde yapılan sınavlar, uluslararası standartlara uygun şekilde kademeli olarak elektronik ortamda gerçekleştirilecek."

MEB'den 'seçmeli ders' uyarısı

Milli Eğitim Bakanlığınca, 2015-2016 eğitim-öğretim yılı için öğrencilerin seçmeli ders tercih ve işlemlerinin, 20 Şubat 2015'e kadar tamamlanması istendi.

Milli eğitim Bakanlığınca (MEB) illere gönderilen yazıda, 2015-2016 eğitim-öğretim yılında 5, 6, 7 ve 8. sınıflarda okuyacak öğrencilerin haftada toplam 6 saat, imam hatip ortaokullarının 5, 6 ve 7. sınıflarında okuyacak olan öğrencilerin haftada toplam 2 saat, imam hatip ortaokullarının 8. sınıflarında okuyacak olan öğrencilerin ise haftada toplam 1 saat seçmeli ders seçecekleri ifade edildi.

Okullarda en az 10 öğrencinin aynı dersi seçmesi durumunda, ilgili seçmeli dersin okutulabileceğinin anımsatıldığı yazıda, ilgili alanda öğretmen yokluğu gerekçesiyle okul yönetimlerince öğrenciler ve velilerin belli derslere yönlendirilmeyeceği anlatıldı. Yazıda, okulda ilgili alanda yeterli sayıda öğretmen bulunmadığı derslerin seçilmesi halinde öncelikle diğer okullarda maaş ya da ek ders karşılığı görevlendirmeler yoluyla öğretmen temin edileceği, bunun da mümkün olmadığı hallerde, ücretli öğretmen temin edilmek suretiyle bu derslerin açılacağı ve okutulacağı bildirildi.

Öğrencilerin seçmeli ders tercih iş ve işlemlerinin 20 Şubat 2015 tarihine kadar tamamlanmasının istendiği yazıda, 2015-2016 eğitim-öğretim yılında Kitap ihtiyaçlarının belirlenmesi amacıyla gerekli tedbirlerin alınması istendi.

Kredi Yurtlar Kurumu'ndan öğrencilere ek süre müjdesi!

Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu’ndan burs ve kredi almaya hak kazanan ancak gerekli taahhütnameyi onaylayamayan öğrencilere 16-22 Şubat tarihleri içerisinde ek süre tanındı.

Gençlik ve spor Bakanlığı’na bağlı faaliyetlerini sürdüren Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu’ndan burs ve kredi almaya hak kazanan ancak gerekli taahhütnameyi onaylayamayan öğrencilere 16-22 Şubat tarihleri içerisinde ek süre tanındı.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, Gençlik ve Spor Bakanlığı Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu’ndan burs ve kredi kazanan fakat "www.turkiye.gov.tr" adresinden burs ile kredi taahhütnamesini onaylayamayan gençlere ek süre tanındığı bildirildi.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Öğrenciler, PTT üzerinden temin ettikleri e-devlet şifreleriyle 'www.turkiye.gov.tr' adresinden 22 Şubat saat 23.59’a dek taahhütnamelerini onaylayabilecek. Söz konusu taahhütnameleri onaylayan öğrenciler, burs ve kredilerini mart ayı içerisinde, ocak ayından itibaren üç aylık olarak alacak.

Yurt dışında yüksek öğrenim gören öğrenciler ise taahhütname onaylama işlemlerini 31 Mart tarihine kadar yapabilecek.

"TEOG başarı sıralaması saklanıyor çünkü...'

CHP İstanbul Milletvekili Nur Serter, Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) sınavında başarı sıralamasının açıklanmamasının nedeninin, Tunceli'nin bu sınavda en başarılı il olmasından kaynaklandığını ileri sürdü.

Serter, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, Milli Eğitim Bakanlığı'nın, TEOG Sınavı başarı sıralamasını, defalarca sorulmasına rağmen sır gibi sakladığını savundu.

Söz konusu sıralamanın açıklanmama nedeninin ortaya çıktığını belirten Serter, "Çünkü TEOG sınavında Türkiye'deki en başarılı il Tunceli olmuş. Batman, Şırnak, Hakkari, Mardin, Şanlıurfa, Ağrı ve Iğdır en düşük ortalamaya sahip. Bu kadar çarpıcı bir sonucun kamuoyunda gizlenme nedeni nedir? MEB'de yapılan toplantılarda, bu sonucun CHP'ye siyaseten yarayacağı değerlendirmesi yapılmış. Tunceli, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun memleketi ve ilaveten nüfus ağırlığı Alevilerden oluşuyor" diye konuştu.

Nur Serter, bazı okullarda, okul başkanlıkları için öğrenciler arasında yapılan seçimde, Ak Parti il gençlik kollarının, kendi adaylarını seçtirmek için kuşe kağıda, standart bir şekilde olarak afiş bastırdığını ve okullara gönderdiğini ileri sürdü. Okullara siyasetin girdiğini iddia eden Serter, bu durumun sınıf başkanlığı seçimlerine kadar gidebileceğini öne sürdü.  

Serter, Kepez Atatürk Anadolu Lisesi'nde, "mini etekli kızlara yönelik taciz timi" iddiasına ilişkin hakkında soruşturma açılan müdür yardımcısının açığa alınmasını beklediklerini, ancak söz konusu müdür yardımcısının başka bir okula gönderildiğini ifade etti. Serter, "Bunun nedenini öğrenmek istiyoruz. Başka bir okulda da taciz timi kursun diye mi gönderildi?" dedi.

Serter ayrıca, Siirt Emniyet Müdürlüğü'nce illere gönderilen bir yazıya ilişkin "sehven gönderildi" açıklamasını inandırıcı bulmadıklarını söyledi. Böyle bir olayın sehven yapılamayacağını belirten Serter, bunun bir saldırganlık ve anayasal bir suç olduğunu savundu.

19 Şubat 2015 Perşembe

YÖK'ten ders saatlerine Özgecan ayarı

YÖK, Özgecan Aslan cinayetinin ardından, üniversite ikinci öğretim derslerinin başlama ve bitiş saatlerini yeniden düzenleyecek.

YÖK Başkanı Yekta Saraç, yaptığı açıklamada Özgecan Aslan cinayetinin özellikle kız öğrencilerin ikinci öğretim derslerinin başlama ve bitiş saatlerine ilişkin şikayetleri üzerine, konuyu tekrar ele almaya karar verdiklerini söyledi.

YÖK Başkanı, "Önceliğimiz öğrencilerimiz ve onların huzurlu bir şekilde eğitim almalarıdır. Kısa süre içerisinde konuya ilişkin karar alacağımızı umuyorum" ifadesini kullandı.

18 Şubat 2015 Çarşamba

Özgecan cinayetinin ardından ders saatlerinde düzenleme

YÖK, Özgecan Aslan cinayetinin ardından, üniversite ikinci öğretim derslerinin başlama ve bitiş saatlerini yeniden düzenleyecek.

YÖK Başkanı Yekta Saraç, yaptığı açıklamada Özgecan Aslan cinayetinin özellikle kız öğrencilerin ikinci öğretim derslerinin başlama ve bitiş saatlerine ilişkin şikayetleri üzerine, konuyu tekrar ele almaya karar verdiklerini söyledi.

YÖK Başkanı, "Önceliğimiz öğrencilerimiz ve onların huzurlu bir şekilde eğitim almalarıdır. Kısa süre içerisinde konuya ilişkin karar alacağımızı umuyorum" ifadesini kullandı.

17 Şubat 2015 Salı

Sınav heyecanı nasıl yenilir?

Uzman Psikolog Naciye Tokaç sınav heyecanını yenme konusunda bilgiler verdi.


Milliyet'in haberine göre; Uzman Psikolog Naciye Tokaç,''Üniversite veya liselere giriş sınavları yaklaşıyor. Belki bunu bile söylemek öğrencilerde sınava ilişkin kaygıya yol açabilir. Bu nedenle terapiye başvuran birçok öğrenciye "sınava ne kadar zaman kaldı?" diye sorsam hemen elleri kalpleri üzerine giderek, yüzleri asılarak "çok az" cümlesini duyuyorum.''diye ifade etti.

Uzman Psikolog Naciye Tokaç,''Yüzyılımızın yaşam şartları düşünüldüğünde; iyi bir lisede okumak iyi bir üniversite kazanmayı, iyi bir üniversite kazanmak ise iyi bir meslek yaşamını ifade etmektedir. En azından çoğunluk bu şekilde düşünüyor. Başarılı bir hayat isteyen bireyler için tüm bu koşulların karşılanma zorunluluğunun olması yapamama korkusunu doğurabiliyor. Çünkü yapamazsa istediği hayatı elde edemez(!). İstediğimiz hayatın illaki bu başarılardan geçip geçmediği tartışmasını şimdilik bir kenara bırakıp yapamama korkusunu konuşalım.''dedi.

Naciye Tokaç,''Öğrencilerin içinde bulundukları tüm ortamlar onu ders başarısı ile kıyaslama eğilimindedir. Okulda öğretmenler başarılı olmaları yönünde daima yönlendirir, hatta bazı öğretmenler derslerinde başarılı olanları daha fazla önemserken; dershane tamamen sınava ilişkin gidilen bir yerdir ve alınan sınav puanları neredeyse isminizden önde gelir. Aile ortamında anne-babalar daima ders çalışması yönünde uyarırlar ve bazıları için çalışsalar da yeterli gelmez. Eve gelen misafir derslerinizi sorar, komşunun çocuğunun notları evinizde sizin notlarınızdan daha iyi bilinir. Nereye giderseniz gidin herzaman "dersler nasıl?" sorusunu duyarsınız.''diye belirtti.

Naciye Tokaç,''Böyle bir ortamda bulunan birey bu sınavları muhakkak kazanması gerektiği yönünde kendisine baskı uygulamaya başlar. İşte bu noktada başarma isteğinin motive edici unsurları ortadan kalkarak başarıyı ketleyici duruma gelir. Öğrenci ya bu sınavları kazanacak ya da hayatta başarısız olacaktır handikapıyla karşılaşır. Üzerinde bu baskıyı hisseden öğrencinin bilgi işleme süreci olumsuz ve işine yaramayan; hatta öğrencinin varolan performansını düşürebilen düşüncelerle işlemeye başlar. Bunlardan bazıları "çok çalışıyorum ama yeterli değil başaramayacağım,  asla başarılı olamayacağım, her şey aklımdan uçup gidicek, kazanamazsam ailemin yüzüne nasıl bakacağım, kesinlikle kazanmam lazım” gibi düşüncelerdir.
Sınav kaygısı olarak tanımlayabileceğimiz bu durum; kişinin sınava hazırlık aşaması ve sınav anındaki performansını oldukça olumsuz etkilenmektedir. Öğrenci sınavdan önce ve sınav esnasında aşırı gerginlik ve stres hisseder.  Sınav kaygısı kişiyi çalışma motivasyonu, anlama-kavrama becerisi, dikkat-konsantrasyonu gibi birçok alanda etkilemektedir.''diye söyledi ve sözlerine şunları ekledi:''Sınav kaygısı çalışmalarında etkili bir yöntem olan Bilişsel Davranışçı Terapi Modeline göre; kişinin ruhsal durumunu ve davranışını etkileyen şey içinde bulunulan durumun kendisi değil, o olaya ilişkin olarak kişinin kendi zihninde verdiği anlamlar ve yorumlardır. Bu anlamlar ve yorumlar yukarıda örneklerinden verdiğimiz gibi olumsuz içerikte ve işe yaramayan tarzda ise kişinin düşünce, duygu ve davranışının da olumsuz olmasını sağlar.''dedi.

Naciye Tokaç,''Peki ne yapmalı? Öncelikle öğrencinin  kendisi ve yaşamla ilgili bilgi ve beklentilerinin gerçeğe uygunluğu değerlendirilebilir. Nasıl bir yaşam istiyorum? İstediğim yaşam ile imkanlarım ne kadar uyuşuyor? Sınırlarım/sınırlılıklarım ne? Kendimi gerçekten tanıyor muyum? Gibi sorulara cevap vermesi kendisine yönelik farkındalığını sağlayacaktır.İkinci olarak sınavlara ilişkin aklından neler geçtiği ve duyguları konusunda düşünerek eğer varsa olumsuz düşüncelerinin fark edilmesi gerekir. Böylece olumsuz düşüncelerini fark ederek onların yerine daha gerçekçi, olumlu ve işine yarayan düşüncelerle yer değiştirebilir. Örneğin;   "sınavı kazanmam için çok çalışmam, her şeyi öğrenmem lazım" yerine "eğer yeterince çalışırsam sınav için gerekli birçok şeyi öğrenebilirim ve sınavı kazanabilirim" düşüncesi gelişirse bu öğrenci için daha motive edici olacaktır.Ders çalışma yöntemlerinizin doğru olup olmadığının fark edilmesi de kaygının düzeyini etkileyecektir. Doğruyu yanlış yöntemle öğrenemezsiniz. Sizin karakterinize, becerilerinize, öğrenme stilinize en uygun öğrenme yöntemiyle çalışmanız öz güveninizi artıracaktır.''diye ifade etti.

Uzman Psikolog Naciye Tokaç,''Sınav öncesi ve sınav esnasında ortaya çıkabilen fiziksel belirtilerin farkına varmak, bunları kontrol etmeyi öğrenmek de önemlidir. Çünkü kaygı anında otonom sinir sistemi etkin olur ve vücutta savaş veya kaç tepkileri görülür. Bunlar; çarpıntı, terleme, titreme, ağızda kuruluk, nefes darlığı, sıcak/soğuk basması vb. belirtilerdir. Öğrencinin sınav öncesinde ve sınav esnasında oluşan bu gibi belirtileri kontrol etmeyi/gevşemeyi öğrenmesi işine yarayacaktır.Burada önemli nir nokta da ailedir. Anne- baba ve yakın çevredekilerin söz ve tutumlarının da öğrencinin düşüncelerini, performansını etkilediğinden bahsetmiştik. Baskıcı, otoriter, çocuğa söz hakkı tanımayan, mükemmeliyetçi ve onu küçük gören ebeveynlerin çocuklarının özgüvenlerinin daha düşük olduğunu ve sınav kaygılarının yüksek olduğunu gözlemlemekteyiz. Ebeveyn ve yakın çevrenin de destekleyici yaklaşımı öğrencinin kaygısının azalmasına destek olacaktır.Başarılı bir hayat yaşama isteğimizin olması çok normaldir ancak bunun kendimizi mutlu edebilecek şekilde yaşanması daha önemlidir. Belki çocuklarınıza, öğrencilerinize, tanıdıklarınıza mutlu olmalarını sağlayacak öneriler/örnekler sunmak onların kendilerine güvenmesine ve kişisel gelişimlerine katkı sağlayacaktır.''diye belirtti.

16 Şubat 2015 Pazartesi

MEB'den 'seçmeli ders' uyarısı

Milli Eğitim Bakanlığınca, 2015-2016 eğitim-öğretim yılı için öğrencilerin seçmeli ders tercih ve işlemlerinin, 20 Şubat 2015'e kadar tamamlanması istendi.

Milli eğitim Bakanlığınca (MEB) illere gönderilen yazıda, 2015-2016 eğitim-öğretim yılında 5, 6, 7 ve 8. sınıflarda okuyacak öğrencilerin haftada toplam 6 saat, imam hatip ortaokullarının 5, 6 ve 7. sınıflarında okuyacak olan öğrencilerin haftada toplam 2 saat, imam hatip ortaokullarının 8. sınıflarında okuyacak olan öğrencilerin ise haftada toplam 1 saat seçmeli ders seçecekleri ifade edildi.

Okullarda en az 10 öğrencinin aynı dersi seçmesi durumunda, ilgili seçmeli dersin okutulabileceğinin anımsatıldığı yazıda, ilgili alanda öğretmen yokluğu gerekçesiyle okul yönetimlerince öğrenciler ve velilerin belli derslere yönlendirilmeyeceği anlatıldı. Yazıda, okulda ilgili alanda yeterli sayıda öğretmen bulunmadığı derslerin seçilmesi halinde öncelikle diğer okullarda maaş ya da ek ders karşılığı görevlendirmeler yoluyla öğretmen temin edileceği, bunun da mümkün olmadığı hallerde, ücretli öğretmen temin edilmek suretiyle bu derslerin açılacağı ve okutulacağı bildirildi.

Öğrencilerin seçmeli ders tercih iş ve işlemlerinin 20 Şubat 2015 tarihine kadar tamamlanmasının istendiği yazıda, 2015-2016 eğitim-öğretim yılında Kitap ihtiyaçlarının belirlenmesi amacıyla gerekli tedbirlerin alınması istendi.

Nükleer eğitimi için 80 öğrenci Rusya'ya gidecek!

Türkiye'den Rusya'ya nükleer eğitimi almak üzere seçilecek 80 öğrenci için başvuru süreci başladı.

Akkuyu Nükleer AŞ'den yapılan açıklamaya göre, bu yıl Türkiye’den 80 öğrenci iş garantili ve burslu nükleer eğitimi için Rusya'ya gönderilecek.

Öğrenciler, Ulusal Nükleer Araştırma Üniversitesi Moskova Fizik Mühendisliği Enstitüsü (MEPhI) ile St. Petersburg Politeknik Devlet Üniversitesi’nde eğitim alacak.

Rusya’ya gönderilecek öğrenciler, yazılı ve sözlü sınavla seçilecek. Sınavda başarılı olup eğitim programına katılmaya hak kazananlar, parasız nükleer mühendislik eğitim alacak.

Nükleer eğitimi almak isteyen öğrenciler, 27 Mart 2015 tarihine kadar "www.akkuyu.com" internet adresinden başvuru yapabilecek. Başvuru için herhangi bir ücret talep edilmeyecek.

Rusya'daki eğitim programını başarı ile tamamlayan, uygulama eğitimini ve stajını bitiren öğrenciler, Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nde işe alınacak.

Moskova’da halen nükleer enerji alanında 250'nin üzerinde Türk öğrenci eğitim alıyor. (Milliyet)

İngiliz Üniversitelerinin yetkilileri 28 Şubat'ta İstanbul'da!

İngiltere'de eğitim almak isteyen öğrenciler için 28 Şubat'ta Hilton'da 'İngiltere'de Eğitim Günleri' isimli bir etkinlik düzenlenecek. Mezun.com'un düzenlediği etkinlikte öğrencileri birçok sürpriz bekliyor.

Mezun.com, İngiltere’de eğitim almak isteyen öğrenciler için 28 Şubat’ta Hilton’da ‘İngiltere’de Eğitim Günleri’ isimli bir etkinlik düzenliyor. İngiltere’deki üniversitelerin yetkililerinin katılacağı etkinlikte öğrencileri burslar, iPad’ler, ücretsiz TOEFL/IELTS testleri ve daha birçok sürpriz bekliyor.

İngiltere Üniversiteleri ve Dil Okulları Resmi Kayıt Merkezi SI-UK Education Council desteğiyle düzenlenen etkinlik 28 Şubat’ta İstanbul Harbiye’deki Hilton Otel’de 13:00-17:00 saatleri arasında gerçekleştirilecek. Dil eğitimi, lisans, yüksek lisans eğitimi almak isteyenler öğrenciler için fırsat niteliği taşıyan ‘İngiltere’de Eğitim Günleri’ etkinliğine ücretsiz katılmak isteyen öğrenciler
www.ingilteredeegitimgunleri.com linkinden kayıt yaptırabilirler.

Etkinlik, öğrencilere İngiltere’deki üniversitelerin yetkilileriyle bire bir görüşme şansı sunuyor.

İngiltere’de Eğitim Günlerine Katılımcı Okullar:

1)      Anglia Ruskin University
2)      Coventry University
3)      De Montfort University
4)      Durham University
5)      Edge Hill University
6)      Hult University
7)      Institute of Education University (IOE)
8)      Liverpool Hope University
9)      London Metropolitan University
10)    The University of Law
11)   University of Bradford
12)   University of Central Lancashire(UCLAN)
13)   University of Lincoln
14)   University of Liverpool -Management School
15)   University of Sunderland
16)   University of Surrey
17)   Writtle College
18)   Oxford International Education Group -  Pathways
19)   Oxford House College
20)   Kings Education

Kredi Yurtlar Kurumu'ndan öğrencilere ek süre müjdesi!

Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu’ndan burs ve kredi almaya hak kazanan ancak gerekli taahhütnameyi onaylayamayan öğrencilere 16-22 Şubat tarihleri içerisinde ek süre tanındı.

Gençlik ve spor Bakanlığı’na bağlı faaliyetlerini sürdüren Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu’ndan burs ve kredi almaya hak kazanan ancak gerekli taahhütnameyi onaylayamayan öğrencilere 16-22 Şubat tarihleri içerisinde ek süre tanındı.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, Gençlik ve Spor Bakanlığı Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu’ndan burs ve kredi kazanan fakat "www.turkiye.gov.tr" adresinden burs ile kredi taahhütnamesini onaylayamayan gençlere ek süre tanındığı bildirildi.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Öğrenciler, PTT üzerinden temin ettikleri e-devlet şifreleriyle 'www.turkiye.gov.tr' adresinden 22 Şubat saat 23.59’a dek taahhütnamelerini onaylayabilecek. Söz konusu taahhütnameleri onaylayan öğrenciler, burs ve kredilerini mart ayı içerisinde, ocak ayından itibaren üç aylık olarak alacak.

Yurt dışında yüksek öğrenim gören öğrenciler ise taahhütname onaylama işlemlerini 31 Mart tarihine kadar yapabilecek.

15 Şubat 2015 Pazar

‘Yüzde 40 zam neden canısı’

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi’nce (ÖSYM) yapılan Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı’nın (YDS) giriş ücretine yüzde 40 zam yapıldı.

2014 yılına 50 lira olan başvuru ücreti, ÖSYM Yönetim Kurulu’nun kararıyla 70 liraya çıkarıldı. Şifre edinme ücretini de 2 liradan 5 liraya yükselten ÖSYM’ye sınava girecek adaylardan, ayrıca “başvuru hizmeti ücreti” adı altında 3 lira ve “ÖSYM sınav koordinatörlüklerinden fotoğraf güncelleme ücreti” adı altında da 10 lira alacak. Bu 3 işlemi birden yapan aday toplam 83 lira yatırmak zorunda kalacak. 5 Nisan’da yapılacak sınav için başvurular 25 Şubat’ta sona erecek. 70 lira olan sınav ücretine tepki gösteren ve “YDS zammını geri al” sloganıyla imza kampanyası başlatan adaylar, “Asgari maaşın 10’da 1’i nasıl olur da bir sınav bedeli olur? Biz gençlere aralanmış bu küçük kapıyı da kapatmayın” dedi.

‘İTİRAZIMIZ VAR’
Furkan Kurtaran: “YDS’ye yüzde 40 zam neden canısı?”
Tuba: “20 lira zam yapan ÖSYM sınavda su da istiyorum, soğuk olsun, iyi gelir.”
Nadi Kaplan: “2013’te 40 TL, 2014’te 50 TL, 2015’te 70 TL hiçbir şeye bu oranda zam yapılmadı heralde son yıllarda.”
Gözde Özlem Atak: “Zam var da gençlere neden kadro yok?”

14 Şubat 2015 Cumartesi

4 sınıfa tek öğretmen boykotu

Muğla'nın Menteşe İlçesi'nde kent merkezine 56 km uzaklıkta bulunan Göktepe Şehit Jandarma Uzman Çavuş Berkant Şara İlkokulu'nda, öğrenci velileri, birleştirilmiş sınıfta, 1,2,3 ve 4. sınıf öğrencilerine tek öğretmen tarafından eğitim verilmesine isyan etti. Veliler, çocuklarını okula göndermeme kararı aldı.

Göktepe Şehit Jandarma Uzman Çavuş Berkant Şara İlkokulu'nda bir öğretmen bulunuyor. Birleştirilmiş sınıf anlayışı içinde 1. 2. 3. ve 4. sınıf öğrencilerine bir öğretmen tarafından eğitim verilmeye çalışılıyor. Duruma isyan eden öğrenci velileri, yaptıkları toplantıda okula ikinci bir öğretmen atanmaması halinde çocuklarını okula göndermeme kararı aldı.

Kar ve buzun geçit vermediği yolu zorlanarak da olsa aşan öğrenci velileri Menteşe İlçe Mili Eğitim Müdürlüğü'ne gittiler.  Menteşe’de 11, il genelinde 9 ise ilkokulda birleştirilmiş sınıflarda tek öğretmen tarafından eğitim verildiğini belirten İlçe Milli Eğitim Müdürü Seydi Ahmet Üğe, norm kadro fazlalığı nedeniyle okulun bir öğretmene düştüğünü söyledi.


Üğe, Bakanlığın genelgesi doğrultusunda öğrenci sayısı 21’in altında bulunan okullara bir öğretmen atamak zorunda olduklarını belirterek ikinci bir öğretmen atanmanın mümkün olmadığını söyledi. Bu açıklamayla şaşkına dönen veliler, müdür Üğe ile tartıştı ve çocukların okula göndermeyeceklerini belirtti.

KAYMAKAM'DAN AİLELERE: KAÇ ÇOCUĞUN VAR SORUSU
Öğrencilerin aileleri, sorunlarına çözüm bulmak amacıyla Menteşe İlçe Kaymakamlığı’nı da ziyaret ettiler. Veliler, Kaymakam Zeki Aslan tarafından kabul edildi. Veliler, Kaymakam Aslan’a bir odada 1, 2,3 ve 4. sınıflara bir öğretmen tarafından eğitim verilmeye çalışıldığını, bu nedenle çocuklarının istenilen seviyede öğrenim göremediklerini söyledi.

Kaymakam Zeki Aslan, ailelere tek tek 'Kaç çocuğun var?' diye sorarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sık sık söylediği “ üç çocuk yapın” sözünü anımsattı.

Menteşe İlçesi'nde çoğu ailenin bir ya da iki çocuk yaptığını bunun da okullarda öğrenci sayısını düşürdüğünü öne süren Kaymakam Aslan, “Konuyu bilmiyorum. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nden bilgi alacağım. Sorunun çözülmesi yönünde talimat vereceğim'' dedi.

Aileler, eğer okula bir öğretmen daha atanmazsa çocuklarını göndermeyeceklerini söyleyince Menteşe İlçe Kaymakamı Zeki Aslan velilere tepki gösterdi. Aslan, velisi de olsa çocukların geleceğiyle oynamaya kimsenin hakkının olmadığını vurguladı.

''ÇOCUKLARININ EĞİTİM HAKKI, İNSAN HAKKIDIR''
Duruma isyan eden aileler, tepkilerini şöyle dile getirdi:
“Biz eğitimi ayrı ayrı sınıflarda, sınıf öğretmenlerimizden aldık. Yıllar sonra çocuklarımız aynı koşullarda eğitim alamıyor. Birleştirilmiş sınıf düzeninde bir odanın içinde 1, 2, 3 ve 4. sınıflara bir öğretmen eğitim vermeye çalışıyor. Bu da eğitim seviyesinin düşmesine neden oluyor. Biz öğrenci velileri olarak, ikinci bir öğretmen ataması yapılıncaya kadar çocuklarımızı okula göndermemeye kararlıyız.”hürriyet.com.tr

13 Şubat 2015 Cuma

Üstün Zekalı Çocuklar heba edilmesin!

Geleceğe en büyük yatırımın üstün zekalı çocukları eğitip ülke hizmetinde istihdam etme gerçeğini ülkemizin de daha yeni yeni anlıyor olması olumlu bir gelişme olmakla beraber atılması gereken adımların bir an önce atılması gerekiyor.


Akıl ve Zeka Oyunları Eğitmeni, Mental Aritmetik Uzmanı ve Matematik Öğretmeni Selçuk Tütak, Milli Eğitim Bakanlığı’nın üstün potansiyelli çocukların eğitimi konusunda yetersiz ve donanımsız olduğunu, bu konuda bir vizyon oluşturamadığını belirterek bakanlığın mesaisinin tamamına yakınını atamalar konusunda harcayarak hata yaptığını söyledi.

Tütak’ın açıklamaları şöyle:

Dünyada gelişmiş ülkelerin neredeyse tamamına yakını üstün potansiyelli çocuklara yönelik ciddi açılım ve yatırım yapmaktadır. Hatta kendi vatandaşı olmayan fakat üstün yetenekli öğrencileri ülkelerine çekebilmek amacıyla ciddi manada cazip burs imkânları sağlamaktadır. ABD, Norveç, İsrail gibi ülkeler ÜPO çocukları için politikalar oluşturmaktadırlar. Geleceğe en büyük yatırımın zeki ve üstün potansiyelli çocukları eğitip ülke hizmetinde istihdam etme gerçeğini ülkemizin de daha yeni yeni anlıyor olması ve farkına varması olumlu bir gelişme olmakla beraber atılması gereken adımların bir an önce atılması gerekmektedir.


“TESPİT VE TAKİP SİSTEMATİĞİ OLUŞTURULMALI”

Tarihimize baktığımızda 2. Murat döneminde bu potansiyelli çocukların ülke yönetimine katılmalarını sağlamak, nitelikli bilim adamı yetiştirmek, devletin bekasını muhafaza etmek gibi amaçlarla Enderun Mektebi kurulmuştur. Bu müesseselerde kabiliyetlerin sönüp silinip gitmesi, âtıl kalması diye bir şey söz konusu değildi. Bu şekilde Osmanlı İmparatorluğu bilimde, sanatta, astronomide, tıp alanında ileriye yönelik ciddi adımlar atmıştır.

Türkiye, üstün zekâlı çocukların tespiti konusunda okul öncesinden başlamak üzere tespit ve takip sistematiği oluşturmalıdır. Sonrasında da uygun eğitim programlarına dâhil etmelidir. Bu çocuklar için bakanlık önce bölgesel olarak sonra da mahalli olarak okullar açmalıdır. Bu okullarda ders verecek öğretmenleri de özel olarak yetiştirmelidir.

“KEŞFEDİLMEYİ BEKLERKEN YETENEKLERİ KÖRELİYOR”

Bu yatırımların sonucu 25- 30 sene sonra Türkiye’yi dünya sıralamasında her alanda üst seviyelere taşıyacaktır. Üstün potansiyelli çocuklar keşfedilmeyi beklemek zorunda bırakılmasın. Keşfedilmeyi beklerken birçok üstün potansiyelli çocuğumuzun yetenekleri köreliyor. Hatta bu potansiyelleri olumlu karşılık bulmadığında aksi istikamette zararlı bir potansiyel güç haline gelebiliyor. Ülkemizde sistem şekillenmeye ve yerleşmeye başlayana kadar velilerimize ve öğretmenlerimize büyük bir görev düşüyor. Çocukların bedensel, ruhsal, bilişsel ve psikomotor gelişimlerini yakından takip ederek farkındalık gösteren öğrenciler için gerekli tedbirler alınmalıdır.

Uzmanlar, Türkiye’de nüfusun yaklaşık %2’sinin üstün zekâlı olduğunu dile getirmişlerdir. Fakat bu konuda ciddi araştırmalar yapılmamış tahmini sonuçlar belirtilmiştir. İşin ciddiyetinin farkında olmayan sözde uzmanlar hiçbir bilimsel çalışma veya istatistikî araştırma yapmadan üstün zekâlı öğrenciler hakkında açıklamalar yapmakla yetinmektedirler. Artık varsayımlara veya tahminlere yönelik kehanet dönemleri kapanmalı gerçekçi ve somut adımlar atılmalıdır.

Üstün Zekâ ve Üstün Zekâlılar Nasıl Anlaşılır?

Çocuklarımızın üstün yetenekli veya zekâ seviyesinin çok yüksek olduğunu anlamak, erken teşhis koyup ona göre eğitim aldırmak istiyorsak çok iyi bir gözlemci olmak zorundayız. Her çocuk elbette özeldir. Farklı yetenek ve kabiliyetleri, baskın bir zekâ alanları vardır. Fakat bazı çocuklar doğuştan yetenekli ve zekidir. Ebeveynlerin bu konudaki farkı ayırt edebilmeleri için akranlarına göre çocuklarının durumunu ve yaşının gerektirdiği becerileri çok iyi bilmeleri gerekir. Bazı çocuklar özeldir bazıları da bize göre özeldir. Ebeveynler neredeyse tamamına yakını çocuklarının üstün yeteneklerle akranlarından ayrılmasını ister fakat burada realist olmak durumundayız.

Peki bize göre değil de gerçek manada üstün zekalı çocuklarda ne gibi farklılıkların olduğuna bir bakalım:

Çok erken konuşmaya başlarlar,
Konuşmaya başladıktan sonra devrik cümleleri kurallı bir biçimde söylerler,
Yabancı dil öğrenme konusunda akranlarına göre çok istekli ve hızlı gelişim gösterirler,
Hayal âlemleri çok geniş ve şaşırtıcı boyuttadır,
Bilgiye olağanüstü bir şekilde kendileri ulaşırlar,
Son derece enerjik ve hareketlidirler. Bu tarz çocuklarda genellikle hiperaktif teşhisi konulup ilaçlarla hareketleri kısıtlanmakta ve yanlış tedavi çocuğun yeteneklerini köreltmektedir,
Öğrendiklerini asla unutmazlar,
Hatırlanma olasılığı çok düşük durum ve olayları, bebeklik dönemindeki yaşantısından bölümleri hatırlayıp anlatabilir,
Sözcük dağarcığı çok geniştir,
Aşırı meraklıdırlar ve çok fazla soru sorarlar, sordukları soruların cevaplarını verebilmek için profesörlere yönlendirmek gerekebilir,
Müzik aletlerini çalma konusunda isteklidirler,
Mizah duyguları gelişmiştir,
Yaratıcıdırlar,
Adalet duyguları çok güçlüdür, haksızlıklara tahammül edemez ve kabullenemezler, bu konuda tepkileri de orantısız olabilir,
Zekâ seviyelerine göre arkadaş bulamadıklarında kendilerinden büyüklerle arkadaşlık kurarlar,
Yaşına göre olgundur, büyümüş de küçülmüş lafını çok duyarlar,
Duyarlı ve duygusaldır, bir masalda geçen olaya bile üzülebilir,
Odaklanma problemleri olduğu sanılır fakat ilgilerini çeken konularda ve isterlerse çok yoğun bir şekilde odaklanabilirler,
Analiz etme, yorumlama, tümevarım ve tümdengelim yöntemlerinde akranlarına göre birkaç adım öndedirler,
Soyut düşünme dönemine çok çabuk geçerler,
Manevi yönden soru sormaya çok erken başlarlar,

Nasıl tespit edilir?

Üstün zekâlı çocukların zekalarının tam olarak ölçülmesi mümkün olmamakla beraber, doğumdan itibaren çocuğun bilişsel, bedensel ve psikomotor alanlarındaki gelişimleri gözlem ve standart testlerle tespit edilebilir.  Bebeklikte kurduğu göz kontağı(parmağınızı hareket ettiğinizde takip yönüne doğru direnç göstermesi), bir uyarana verdiği tepkisi,  yapılan hareketleri taklit etmesi, daha sonra dil ve anlama becerisi, kendini oyalaması, seçtiği oyunlar ve oyuncaklar, hafızası, tatmin olana kadar soran, sorgulayan yapısı, farklı ilgi alanları (astronomi, burçlar, manevi değerler, soyut âlem, vs.) hızlı öğrenmesi ile yaşıtlarından farklı olan çocuklardır. Okuma yazmayı herhangi bir eğitim almadan gözlemleriyle, kendi çabalarıyla öğrenebilirler.
Birçok farklı zekâ ölçüm yöntemi ve testi olmakla beraber en bilindik ve tercih edilen wisc-r testidir. Çocukların zekâ seviyesi puanlaması Rehberlik Araştırma Merkezleri (RAM), özel hastanelerin psikoloji bölümleri, özel danışmanlık merkezlerinde bu konuda özel sertifika sahibi psikologların uyguladığı wisc-r testi ile tespit edilmektedir.
Bu test ile çocukların birçok farklı yeteneği ve özelliği ölçülmekte ve puanlamaya tabi tutulmaktadır.

Test sonucunda elde edilen ortalama puan değerleri:

0-24 puan zihinsel engelliliği,
25-44 puan aralığı öğretilebilir zihin engelini,
45-75 puan eğitilebilir zihinsel engeli,
76-89 puan aralığı alt sınır zekayı,
90-110 puan aralığı normal zekayı,
111-129 puan aralığı parlak zekayı,
130-159 puan aralığı üstün zekayı,
160 ve üstü ise dahiliği ifade etmektedir.

YÖK’ten akademik ünvanların denkliğinde düzenleme!

YÖK şikayetler üzerine, yurt dışında alınan doktora, sanatta yeterlik, doçentlik ve profesörlük unvanlarını değerlendirme işlemlerinde uyulacak usul ve esasları" yeniden belirledi.

Yurtdışından alınan doktora, sanatta yeterlilik, doçentlik ve profesörlük unvanlarının Türkiye’de eş değerliliğinin kabulü için daha önceden ilgili kanun gereği sadece yurtdışında bu unvanlarla 2 (iki) yıl süre ile herhangi bir kurumda çalışmış olmak şartı aranmakta idi.

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, son yıllarda artan şikayetler üzerine, yurtdışında alınan doktora, sanatta yeterlik, doçentlik ve profesörlük unvanlarını değerlendirme işlemlerinde uyulacak usul ve esaslarının belirlenmesi talimatı verdi.

Belirlenen yeni usul ve esaslarla getirilen temel yenilik yurtdışında doktora, sanatta yeterlilik, doçentlik ve profesörlük unvanlarını alan kişilerin, 2 (iki) yıl süre ile herhangi bir kurumda çalışmış olmak şartı kaldırıldı.

Artık ünvanların denkliği için Türkiye’de söz konusu unvanlar için aranan asgari yayın ve dil şartlarının sağlanmış olması gerekiyor. Türkiye’deki asgari dil ve yayın şartını sağlayamayanlar bu şartları yerine getirdikten sonra tekrar denklik için başvurabilecekler.

YÖK’ten konuyla ilgili yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

” Son yıllarda yurtdışından alınan doçentlik ve profesörlük unvanları ile ilgili gelen şikayetler üzerine Yükseköğretim Kurulu ve Üniversitelerarası Kurul işbirliği halinde çalışarak ilk kez “yurtdışında alınan doktora, sanatta yeterlik, doçentlik ve profesörlük unvanlarını değerlendirme işlemlerinde uyulacak usul ve esaslar” belirlenmiştir.

Belirlenen yeni usul ve esaslarla getirilen temel yenilik yurtdışında doktora, sanatta yeterlilik, doçentlik ve profesörlük unvanlarını alan kişilerin, Türkiye’de bu unvanlara sahip olan kişilerden istenen asgari şartları yerine getirmiş olmasının aranmasıdır.

Unvanların denkliği için Türkiye’de söz konusu unvanlar için aranan asgari yayın ve dil şartlarının sağlanmış olması gerekmektedir. Türkiye’deki asgari dil ve yayın şartını sağlayamayanlar bu şartları yerine getirdikten sonra tekrar denklik için başvurabileceklerdir.

Ayrıca yurtdışında profesörlük veya doçentlik unvanını almış olanlardan, kesintisiz olarak en az 2 (iki) yıl bu unvan ve yetki ile yabancı ülkelerdeki Yükseköğretim Kurulunca tanınan öğretim ve araştırma kurumlarında çalışmış olmaları gerekmektedir.

Yükseköğretim kurumu niteliğinde olmayan, araştırma merkezi ve benzeri kurumlardaki çalışmalar kabul edilmeyecektir.

TÜRKİYE’DE DOKTORAYA KABUL İÇİN DİL YETERLİLİĞİ BELGESİ İSTENECEK!

Doktora denkliği işlemlerinde ilk kez Lisans ve yüksek lisans diplomaları ile Türkiye’de doktoraya kabul için aranan dil yeterliliğini sağladığına ilişkin belgeler de istenecektir. Bu diplomalar yabancı ülkede alınmış ise Yükseköğretim Kurulundan alınmış denklik belgesinin aslı veya onaylı sureti verilecektir. Ayrıca doktora eğitiminin Yükseköğretim Kurulu tarafından tanınan yükseköğretim kurumlarında örgün eğitim yöntemiyle alınmış olması şartı da getirilmiştir.

Doçentlik denkliği işlemlerinde ilk kez Doktora belgesinin aslı veya onaylı tercümesi, belge yurtdışında alınmış ise eşdeğerlik belgesi veya onaylı sureti istenecektir.

Profesörlük denkliği işlemlerinde ilk kez Doçentlik belgesinin aslı, belge yabancı ülkede alınmış ise Türkiye’de alınan eşdeğerlik belgesi veya onaylı sureti istenecektir.

Yurtdışında bu unvanlara sahip olup Türkiye’de eşdeğerlilik için başvuran yabancılar içinde aynı şartlar geçerli olacaktır.”

MEB’den öğretmenlere destek eğitimi kursu!

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), özel eğitime ihtiyaç duyan öğrenciler için 840 öğretmene 13 Mart'tan itibaren 26 gün eğitim eğitim verecek.

MEB tarafından illere gönderilen yazıya göre, özel destek eğitimi uygulayan özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri ile özel eğitim okullarında, ihtiyaç durumunda, 240 saatlik uzman öğretici yetiştirme kursunu tamamlayanların, destek eğitimlerini vermek üzere görevlendirilebileceği belirtildi.

Bu kapsamda başvuru şartlarını taşıyan adaylar için “Özel Öğretim Kurumları Özel Eğitim Alanında Destek Eğitimi Verecek Uzman Öğretici Yetiştirme Kursu” düzenlenecek.

EĞİTİMLER 26 GÜN SÜRECEK

Kurslara, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde görev alan okul öncesi, çocuk gelişimi ve eğitimi veya sınıf öğretmenliği alanı kaynak gösterilen fakülte mezunları ile resmi ve özel öğretim kurumlarından istifa veya müstafi nedeniyle görevden ayrılanlar katılabilecek.

Kurs kapsamında 840 öğretmene, 13 Mart’tan itibaren 26 gün eğitim verilecek.

MEB, kurstan yararlanmak isteyen öğretmenlerin başvurularını almaya devam ediyor.

12 Şubat 2015 Perşembe

2015-YDS başvuru kılavuzu internette!

2015-YDS Başvuru Kılavuzu ve Aday Başvuru Formu, ÖSYM'nin internet adresinden yayımlandı. Adaylar, başvuru işlemini yaptıktan sonra başvuru süresi içinde sınav ücretini ödeyerek başvurularını tamamlayacak.



2015 Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı (2015-YDS İlkbahar Dönemi) başvuruları 12-25 Şubat 2015 tarihlerinde yapılacak.

2015 Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı (2015-YDS İlkbahar Dönemi) 5 Nisan 2015 tarihinde uygulanacak.

Adaylar, başvuru işlemini yaptıktan sonra başvuru süresi içinde sınav ücretini ödeyerek başvurularını tamamlayacak.


Adaylar, Kılavuz ile Aday Başvuru Formuna başvuru süresi içinde ÖSYM’nin http://www.osym.gov.tr internet adresinden ulaşabilecek. Kılavuz dağıtımı ve satışı yapılmayacak. Kılavuzda; başvuru, sınav, değerlendirme, sınav sonuçlarının kurumlarca kullanımı ile ilgili ayrıntılı bilgiler yer alıyor. Sınava başvuracak adayların bu kılavuzu dikkatle incelemeleri gerekiyor.

YDS TARİHLERİ VE BAŞVURU ÜCRETLERİ

İLKBAHAR DÖNEMİ BAŞVURU TARİHLERİ : 12-25 Şubat 2015
İLKBAHAR DÖNEMİ SINAV TARİHİ, SAATİ VE SÜRESİ: 5 Nisan 2015, 9.30, 2,5 saat (150 dakika)
SONBAHAR DÖNEMİ BAŞVURU TARİHLERİ: 9-23 Temmuz 2015
SONBAHAR DÖNEMİ SINAV TARİHİ, SAATİ VE SÜRESİ: 13 Eylül 2015, 9.30, 2,5 saat (150 dakika)
SINAV ÜCRETİ: 70 TL (Bu ücrete %18 KDV dâhildir.)
BAŞVURU HİZMETİ ÜCRETİ: 3 TL
ÖSYM SINAV KOORDİNATÖRLÜKLERİNDEN ŞİFRE EDİNME ÜCRETİ: 5 TL
SINAV KOORDİNATÖRLÜKLERİNDEN FOTOĞRAF GÜNCELLEME ÜCRETİ : 10 TL

YDS nedir?

Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı (YDS), Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) talimatıyla Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından gerçekleştirilecek olan merkezi bir sınavdır.

YDS İlkbahar Dönemi Sınavı, Almanca, Arapça, Bulgarca, Çince, Danimarkaca
(Danish Dili), Ermenice, Farsça, Fransızca, Gürcüce, Hollandaca (Dutch Dili), İngilizce, İspanyolca, İtalyanca, Japonca, Korece, Lehçe, Macarca, Portekizce, Rumence, Rusça, Sırpça, Ukraynaca (Ukraince) ve Yunanca dillerinden, Sonbahar Dönemi Sınavı ise sadece Almanca, Arapça, Fransızca, İngilizce ve Rusçadan yapılır.

2015-YDS İlkbahar Dönemi Sınavı 5 Nisan 2015 tarihinde, Sonbahar Dönemi Sınavı ise 13 Eylül 2015 tarihinde yapılacaktır. İlkbahar Dönemi Sınavına başvurular 12-25 Şubat 2015 tarihleri arasında, Sonbahar Dönemi Sınavına başvurular ise 9-23 Temmuz 2015 tarihleri arasında alınacaktır.

Sınav, saat 9.30’da başlayacak ve 2,5 saat (150 dakika) sürecektir. Bişkek’te sınav, Türkiye saatiyle 09.30’da başlayacaktır.

YDS’ye kimler girebilir?

Doçent, doktora ve sanatta yeterlik adayları,
Yüksek lisans programlarına girecek lisans programı mezunları,
Lisans programlarının son sınıfında veya son sınıftan bir önceki sınıfta okuyan öğrencilerden, yüksek lisans ya da doktora öğrenimi görmek isteyenler,
Herhangi bir kamu kurumunda çalışmakta olup dil tazminatı ya da yurtdışı görev vs. nedeniyle yabancı dil bilgisi düzeyini belirlemek isteyenler,
Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) ya da Diş Hekimliği Uzmanlık Sınavına (DUS) girecek olan adaylar,
Kamu personeli olmak amacıyla KPSS’ye girecek adaylardan, çalışmak istedikleri kamu kurumunun talebi doğrultusunda yabancı dil bilgisi düzeyini belirlemek isteyenler,
Herhangi bir kamu kurumunda çalışmıyor ya da çalışmayı amaçlamıyor olsa da, yabancı dil bilgisi düzeyini belirlemek isteyen üniversite ya da yüksek okul mezunları,

Yüksek Lisans için YDS sonuçları isteniyor mu?

Lisans programlarının son sınıfında veya son sınıftan bir önceki sınıfta okuyan öğrencilerin, öğrenimlerini sürdürmek istedikleri üniversite (enstitü) yetkilileri ile yüz yüze görüşerek, yüksek lisans programları için üniversitenin (enstitünün) YDS sınav sonuçlarını kullanıp kullanmadığını ve eğer kullanıyor ise, bunun şartlarını öğrenmeleri gerekir.

Yabancı dil koşulunun sağlanması için YDS’den kaç puan alınmalı?

Yabancı dil koşulunun sağlanması için YDS’den doçent adaylarının 100 üzerinden en az 65, doktora ve sanatta yeterlik çalışmasına başvuracak adayların 100 üzerinden en az 55 puan almaları gerekiyor.

Adaylar, bir dönemde yalnız bir yabancı dilden sınava girilebiliyor.

Yabancı dil tazminatından yararlanma hakkı olmadığı hâlde sınava girip başarılı olmak tazminat isteme hakkı doğurmaz.

Sınavın geçerlilik süresi, kurumların kendi mevzuatındaki geçerlilik süresi olacaktır.

YDS akademik kadrolara başvuruda kaç yıl geçerli olacak?

ÖSYM Başkanlığı, herhangi bir dönemde alınacak YDS puanının süresiz geçerli olacağını bildirmiştir. Buna göre, akademik kadrolara (örneğin doçentliğe) başvuruda bulunmak isteyen bir adayın, YDS sonucunu herhangi bir süre sınırlaması olmadan kullanabileceği anlaşılmaktadır. Ancak, üniversitelerin bu konuda farklı uygulamaları olabilmektedir. Bu nedenle, YDS sonucunuzun geçerliliği konusunda, başvuruda bulunmayı düşündüğünüz üniversite ya da enstitüden şahsen bilgi almanızı kesinlikle öneririz.

YDS dil tazminatında kaç yıl geçerli olacak?

Yabancı dil tazminatı ile ilgili olarak; 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesine göre, sınavda alınacak puanlar sınav tarihinden itibaren beş yıl süreyle geçerlidir. Bu konuda 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesinde (Değişik: 20/3/1997 – KHK – 570/15 md.) “…Bu madde uyarınca yapılan sınavlar beş yıl süreyle geçerlidir. Bu sürenin bitiminde sınava girmeyenlerin yabancı dil seviyeleri bir alt düzeye inmiş sayılır, seviyeleri (C) düzeyinde olanların yabancı dil tazminatları kesilir. Bu madde uyarınca yapılan sınavlara diğer mevzuatla yapılan atıflara ilişkin olarak da bu fıkra hükmü geçerlidir” hükmü yer almaktadır.  Sözcü

MEB, 300 engelli öğretmen atayacak!

Şubat ayında yapılan 15 bin öğretmen atamasının ardından MEB, EKPSS'ye katılanlar arasından puan üstünlüğüne göre 300 engelli öğretmen ataması yapacak. Engelli öğretmen alımı başvuruları 18 Şubat’ta başlayacak.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 300 engelli öğretmen alacak. Başvurular, 18-24 Şubat’ta alınacak.

Bakanlığın internet sitesinde yer alan duyuruya göre, Engelli Kamu Personel Seçme Sınavı (EKPSS) ve Engellilerin Devlet Memurluğuna Alınmaları Hakkında Yönetmelik uyarınca, EKPSS puan üstünlüğüne göre 300 engelli öğretmen istihdam edilecek. Başvurular, 18-24 Şubat’ta alınacak.

Başvuru formunun çıktısı, istenen diğer belgelerle birlikte il milli eğitim müdürlüklerine onaylattırılacak. Başvuruda, adaylardan diploma veya öğretim durumu belgesi, pedagojik formasyon ve 2014 yılı EKPSS sonuç belgesi ile engelli sağlık kurulu raporu istenecek. Ayrıca adaylardan herhangi bir kamu kurum ve kuruluşunda devlet memuru olarak çalışıp çalışmadıklarına ilişkin beyanları alınacak. Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan adaylardan, başvuru sırasında muvafakat belgesi istenmeyecek.

Yerleştirmeler, EKPSS puan üstünlüğüne göre ve Bakanlıkça il emrine yapılacak. Ataması yapılan öğretmenlerin görev yerleri, Valiliklerce belirlenecek.

Başvurulara ilişkin ayrıntılı bilgiye, Bakanlığın “ikgm.meb.gov.tr”
adresinden ulaşılabilinecek.

5 Şubat 2015 Perşembe

15 bin öğretmenin ataması açıklandı!

MEB, 15 bin öğretmen adayının atama sonuçlarını açıklandı.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 15 bin öğretmen atamasının açıklandığını duyurdu.

Atamalar, bakanlığın internet sayfasından duyuruldu. Sonuçlara  meb.gov.tr adresinden ulaşabilirsiniz...

29 Ocak'ta başlayan başvurular, 4 Şubat'ta (dün) sona ermişti.

15 bin atama için yaklaşık 82 bin öğretmen başvuru yaptı. Bu yılki atamalarda, 40 yaş sınırı kaldırılan 28 Şubat mağduru öğretmen adaylarının başvuruları da kabul edildi.

Ataması yapılan öğretmenler 9 Şubat Pazartesi günü görevlerine başlayacak.

10 soruda TEOG hakkında herşey

Milli Eğitim Bakanlığı’nın, TEOG yerleştirmelerinde yaptığı değişiklik, özellikle iyi bir Anadolu lisesinde şansını deneyip, olmazsa özel okula kayıt yaptırmayı düşünen adayların kafasını karıştırdı. TEOG sisteminde yapılan değişiklikleri derledik.



Milli Eğitim Bakanlığı, geçen yıl ilk defa 8’inci sınıflara uygulanan Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) sistemi kapsamında ortak sınav sonuçlarına göre yapılan lise yerleştirmelerinde değişikliğe gitti. Amaç, geçen yıl yaşanan kilometrelerce uzaktaki okullara ve tercih edilmediği halde imam hatip liselerine yerleştirme gibi sorunların önüne geçmek. Ancak, yapılan değişiklikler devlet lisesinde şansını deneyip, olmazsa özel okula kayıt yaptırmayı düşünen adayların kafasını karıştırdı. Öğrenciler ve aileleri için yeni TEOG yerleştirme sistemindeki değişiklikleri derledik.

Sınavla öğrenci alacak özel okullar, 24 Haziran-10 Temmuz tarihleri arasında kayıt işlemlerini tamamlayacak. Tercih işlemleri, öğrenci velisi tarafından 6-16 Temmuz arasında yapılacak. Yerleştirmeye Esas Puan (YEP) ile öğrenci alan okulların yerleştirme sonuçları, 14 Ağustos’ta açıklanacak, aynı tarihte boş kontenjanlar da ilan edilecek.


1 - Bu yıl TEOG kapsamında kaç tercih yapabileceğim?

Bakanlık geçen yıl ‘A’ ve ‘B’ olarak hazırladığı tercih listesinin sayısını bire düşürdü. Veliler, okulların genel ve özel başvuru şartlarına dikkat ederek, istek sırasına göre farklı il ve ilçelerdeki okullar da dahil olmak üzere, okul türlerine göre aynı veya karışık olarak 25 okul tercih edebilecek.

2 - Özel okula kayıt yaptırmayı düşünüyorum, tercih yapmak zorunda mıyım?

Özel okula gitmek isteyen öğrenciler tercih yapmak zorunda değil. Ancak internet adresinden tercih işlemleri için giriş yapıldığında, tercih işlemleri ekranında öğrencilerin karşısına ‘Özel okula kayıt yaptırdım tercih yapmayacağım’ ve ‘Tercih yapmak istiyorum’ butonları çıkacak. Özel okula kesin kayıt yaptıran öğrenciler, ‘Özel okula kayıt yaptırdım tercih yapmayacağım’ butonunu seçecek. Bu durumda tercih yapmaları gerekmeyecek.

3 - Özel okula kayıt yaptıracağım ve tercih yapmayacağım. Ancak yapılan yerleştirmeler sonucunda iyi bir Anadolu lisesinde boş kontenjan olursa oraya geçiş yapabilir miyim?

Özel okula kesin kayıt yaptıran öğrenciler tercih listesi doldurmayacak. Fakat tercihler sonucunda yapılacak yerleştirmelerde istediği bir Anadolu lisesinde boş kontenjan olursa ve puanı okulun taban puanına yakın ise isteyen öğrenci nakil döneminde bu devlet okuluna başvuruda bulunabilir. Milli Eğitim Bakanlığı henüz nakil dönemi takvimini açıklamadı.

4 - Puanım istediğim devlet okuluna yeterse tercih yapacağım, yetmezse özel okula kayıt yaptıracağım. Ancak tercihler sonucunda yapılacak yerleştirmelerde puanı benim puanımdan düşük öğrenciler, istediğim devlet okuluna yerleşebilir. Bu durumda haksızlık olmayacak mı?

İstediğiniz devlet okulunda boş kontenjan olursa ve puanlarınız yeterse, nakil döneminde başvuru yapabilirsiniz. Milli Eğitim Bakanlığı, bu uygulamayla devlet liselerindeki yığılmaları önlemeyi hedefliyor. Bu nedenle özel okula kayıt tarihlerini öne aldı. Eğitim uzmanları ise ailelerin ve öğrencilerin iyi düşünerek, kafasında soru işaret kalmayacak şekilde karar vermesinden yana.

5 - Ben çocuğumu özel okula göndereceğim. Kayıt yaptırmayı düşündüğümüz okul bu sene 4 dersin puanına göre öğrenci alacağını açıkladı. Ancak Milli Eğitim Bakanlığı’nın yayımladığı taslak kılavuzda, “Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü’ne bağlı özel okullara Yerleştirmeye Esas Puanı (YEP) ile öğrenci alınacak” diyor. Bu durumda ne yapacağım, çocuğum YEP’e göre mi özel okula kaydedilecek?

Özel okulların bir kısmı YEP’e göre taban puan ilan ederek kayıt yapacak, bir kısmı da Bakanlığın onayladığı yönetmeliklerine göre öğrenci alacak. Özel okullar öğrenci kabul yöntemlerini nasıl açıkladıysa o şekilde alacak. Çocuğunuzu göndermek istediğiniz özel okul 4 dersten öğrenci alacağını açıkladıysa o derslerin puanlarına göre öğrenci kabul edecek. Çünkü, özel okullar nasıl öğrenci almak istediklerini önceden Milli Eğitim Bakanlığı’na açıkladı. Bir yönetmelik hazırlayarak Bakanlığa sundular. Bakanlık da yönetmelikleri inceleyerek onay verdi.

Özel okullar arasında 3 dersten öğrenci alacak olanlar da var. Bu nedenle uzmanlar aileleri uyararak, özel okullar arasında ders sayısı farkından dolayı puan türlerinde farklılık olacağı için, kayıt döneminden yani 24 Haziran’dan önce ailelerin, çocuğunu göndermek istediği okula başvuru yaparak kayıt şartlarını öğrenmesini öneriyor.

6 - Tercih yapmayanlar ne olacak?

İnternet üzerinden açılan tercih işlemleri ekranında ‘Özel okula kayıt yaptırdım, tercih yapmayacağım’ ya da ‘Tercih yapmak istemiyorum’ butonlarından birini seçmeyenler, 12 yıllık zorunlu eğitimden dolayı sistem tarafından otomatik olarak açık liselere kaydedilecek.

7 - 25 tercihinden herhangi birine yerleşemeyen öğrenciler ne yapacak?

Tercihlerin ardından yerleştirme sonuçları 14 Ağustos’ta açıklanacak. Aynı tarihte okulların boş kontenjanları da ilan edilecek. Boş kontenjanlar için 17-21 Ağustos tarihleri arasında İl veya İlçe Öğrenci Yerleştirme ve Nakil Komisyonları tarafından tercihler alınacak. 25 tercihinden herhangi birine yerleşemeyen adaylar, il veya ilçe sınırları içinde 5 okul seçecek. Öğrenciler bu tercihleri doğrultusunda Yerleştirmeye Esas Puanı (YEP) üstünlüğüne göre merkezi olarak bu okullardan birine yerleştirilecek. Kesin kayıtlar otomatik olarak yapılacak.

8 - Güzel sanatlar ve spor liselerine yerleştirmeler nasıl olacak?

Güzel sanatlar ve spor liselerine yerleştirme işlemleri, güzel sanatlar ve spor liselerine giriş mevzuatı esas alınarak, tercihler doğrultusunda merkezi olarak yapılacak. Güzel sanatlar ve spor liselerine giriş için daha önce okullarda yapılan özel yetenek sınav sonuçları, okul yönetimlerince ilan ediliyordu. Yeni yerleştirme sistemine göre ise, bu okulları seçecek olan öğrenciler, yine yetenek sınavına alınacak, ancak yerleştirmeler merkezi yapılacak.

9 - Özel eğitim ihtiyacı olan öğrenciler liselere nasıl yerleştirilecek?

İlköğretim programını tamamlayan ve tercih yapan özel eğitim ihtiyacı olan öğrencilerden özel eğitim değerlendirme kurulu raporu doğrultusunda kaynaştırma yoluyla eğitim alacak öğrencilerin geçiş ve nakilleri, engel durumu ve özellikleri ile ikamet adresleri dikkate alınarak Anadolu liseleri, Anadolu imam hatip liseleri, mesleki ve teknik Anadolu liseleri, çok programlı Anadolu liseleri ile mesleki ve teknik eğitim merkezlerine her bir şubede iki öğrenciyi geçmeyecek şekilde il veya ilçe öğrenci yerleştirme ve nakil komisyonu kararı ile yapılacak. Özel eğitim ihtiyacı olan öğrencilerin puanları, yerleştirildikleri okulların puanlarını hiçbir şekilde etkilemeyecek.

10 - Lise yerleştirmelerinde aynı okulu tercih eden iki öğrenci arasında eşitlik olursa hangisi yerleşecek?

Yerleştirmelerde YEP’lerin eşit olması halinde 8’inci sınıf Ağırlıklandırılmış Ortak Sınav Puanı (AOSP), bunun da eşit olması halinde sırasıyla 8’inci, 7’nci ve 6’ncı sınıflarda Yıl Sonu Başarı Puanı (YBP) üstünlüğüne bakılacak. Eşitlik devam ederse tercih önceliği, okula özürsüz devamsızlık yapılan gün sayısının azlığı gibi kriterler dikkate alınacak. Ancak yine de eşitlik bozulmaz ise öğrencinin doğum tarihine bakılacak ve yaşı küçük olan tercih edilen okula yerleştirilecek.
Özel okulların kayıt takviminin erkene alınmasının nedeni nedir?

Milli Eğitim Bakanlığı bu değişiklikle, devlet okuluna devam etmeyip özel okula ya da açık liseye gidecek öğrencileri erkenden tespit edip, okulların boş kontenjanlarını daha sağlıklı verilerle belirlemeyi hedefliyor.

(hürriyet.com.tr)

4 Şubat 2015 Çarşamba

AÖF sınav sonuçları ne zaman açıklanacak?

Yaklaşık 1,5 milyon öğrencisi bulunan Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi'nin (AÖF) Güz Dönemi Final Sınav sonuçlarının ne zaman açıklanacağı belli oldu.

Anadolu Üniversitesi 17. Akademik Bilişim Konferansı kapsamında İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde (İİBF) açılan Açıköğretim Fakültesi standında konuyla alakalı İHA’ya açıklamalarda bulunan Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Açıköğretim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yücel Güney, yaklaşık 1,5 milyon öğrencinin merak ettiği soruya açıklık getirdi.

24-25 Ocak 2014 tarihlerinde yapılan AÖF Güz Dönemi Final Sınavı'nın sonuçlarına ilişkin Prof. Dr. Güney, sonuçların 12 Şubat Perşembe gününe kadar açıklanacağını bildirdi. Güney, “Bana gelen bilgiler doğrultusunda sonuçları 12 Şubat Perşembe gününe kadar açıklamayı planlıyoruz” dedi.

AÖF ÖĞRENCİLERİNE E-BÜLTEN HİZMETİ
Prof. Dr. Güney, Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi öğrencilerine yönelik e-bülten uygulaması başlattıklarını da kaydetti. “Bu bültende, açıköğretim sistemindeki yeniliklerden yapılan çalışmalara kadar birçok haber yer alıyor” diyen Güney, şöyle devam etti:

“9 sayfalık bültenimizi öğrencilerimize e-mail yoluyla gönderiyoruz ve ilk bültenimizi gönderdik. Açıköğretim sisteminden haberdar olmak isteyen öğrencilerimiz buradan merak ettikleri haberlere kolaylıkla ulaşabilirler. Öğrencilerimiz lütfen e-mail’lerindeki e-bültenleri okusunlar.”

Güney, e-bülten’in öğrencilere şuan için 1 ayda bir, ilerleyen zamanlarda ise 15 günde bir gönderileceğini de aktararak, öğrencilerden “@anadolu.edu.tr” uzantılı mail adreslerini aktif kullanmalarını istedi.

3 Şubat 2015 Salı

EÜ’de kompozit laboratuvarı açıldı!

Ege Üniversitesi'nde (EÜ) Uçak Teknolojisi Programı öğrencilerinin eğitimine yönelik kompozit malzeme üretimi, bakımı, onarımı ve test edilmesi işlemlerini gerçekleştirmesi amacıyla kompozit laboratuvarı açıldı.



İzmir’de, Ege Üniversitesi (EÜ) Ege Meslek Yüksekokulu ve Boeing işbirliğinde, Uçak Teknolojisi Programı öğrencilerinin uygulamalı eğitimine katkı sağlamak amacıyla kompozit laboratuvarı açıldı.

EÜ Ege Meslek Yüksekokulu Uçak Teknolojisi Programı Ahmet Eroğlu Eğitim Tesisi’nde düzenlenen törende konuşan İzmir Valisi Mustafa Toprak, üniversitelerin toplumsal, sosyal ve ekonomik gelişime önemli katkı sağladığını belirtti.

Türkiye’nin havacılık sanayinde ve sektöründe bulunduğu noktadan daha üst evrelere çıkması gerektiğini vurgulayan Toprak, “Türkiye olarak bizim havacılık sektörü noktasında geri kalmamamız gerekiyor. Havacılık sektöründe önemli marka olmuş Boeing’in Ege Üniversitesi ile işbirliğine gitmesini önemli ve kalıcı buluyorum. Havacılık sektöründe ülkemizde son yıllarda önemli mesafe kaydetti. İzmir’in geri kalması düşünülemez” diye konuştu.

 “VİZYONUMUZ HAVACILIK FAKÜLTESİ”

EÜ Rektörü Candeğer Yılmaz da EÜ’nün Türkiye’nin cumhuriyet sonrası yükseköğretim tarihinin bir belleği, becerisi ve sorumluluğu niteliği taşıdığını dile getirerek, hedeflerini geleceğe dönük nitelikli insan gücü yetiştirmek olduğunu anlattı. Türkiye’de bu tür insanlara yoğun gereksinim bulunduğunu belirten Prof. Dr. Yılmaz, şöyle devam etti:

“Vizyonumuz bir fakültedir. Geldiğimiz noktada Boeing’ten bir uçak istiyoruz. Bir Boeing’i laboratuvarımıza istiyoruz. Havacılık sektörü ulu önderin 80-100 yıl önce inanılmaz dahi saptaması olarak geleceğin sektörüdür. Gaziemir’de havacılıkla ilgili fakülte açmak için yer istiyoruz.”

Boeing Türkiye ve Kuzey Afrika Başkanı Bernard Dunn ise genç insanların eğitimine katkıda bulunmanın bir ülkenin geleceğine katkıda bulunma anlamını taşıdığını ifade etti. Kompozit malzemenin havacılık sektörünün geleceğine yön verdiğini kaydeden Dunn, güçlü ve hafif olan bu malzemeden üretilen Boeing 787 tipi uçağın yüzde 25 daha az yakıt tükettiğine dikkati çekti.

EÜ’nün, Boeing firmasıyla gerçekleştirdiği işbirliği kapsamında, “nitelikli eleman ihtiyacı artan havacılık sektörüne katkı sağlamak amacıyla” kurulan laboratuvarda eğitim amaçlı kompozit malzeme üretimi, bakımı, onarımı ve test edilmesi işlemleri gerçekleştirilecek.

Konuşmaların ardından Vali Toprak, EÜ Rektörü Prof. Dr. Yılmaz, Hava Eğitim Komutanı Korgeneral Mehmet Çetin ile Boeing Türkiye ve Kuzey Afrika Başkanı Dunn laboratuvarı gezdi. (Sözcü)

Bahçeşehir Üniversitesi’nde bir eğitim mucizesi!

Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) Eğitim Bilimleri Fakültesi tarafından düzenlenen ‘Bir Eğitim Mucizesi Finlandiya’ etkinliği Beşiktaş Kampüsü’nde gerçekleştirildi. Finlandiya Eğitim Reformunun Mimarı Prof. Dr. Sahlberg, BAU'da anlattı.


Finlandiya eğitim reformunun mimarı Prof. Dr. Pasi Sahlberg; BAU Eğitim Bilimleri Fakültesi tarafından düzenlenen ‘Bir Eğitim Mucizesi Finlandiya’ etkinliği için Bahçeşehir Üniversitesi’nde bir seminer verdi. Sahlberg Finlandiya mucizesini anlatırken “Standartlaşmış eğitim başarısızlığa yol açar bireyselleştirilmiş eğitim sistemi önemli.” dedi.

BAU Eğitim Bilimleri Fakültesi tarafından düzenlenen ‘Bir Eğitim Mucizesi Finlandiya’ etkinliği 2 Şubat 2015 tarihinde Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü’nde gerçekleştirildi.

Etkinliğe, bilim adamı, eğitimci, yazar Prof. Dr. Pasi Sahlberg, Eski Milli Eğitim Bakanı Nimet Baş, Arizona Üniversitesi’nden Prof. Gary Grossman, Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Enver Yücel, Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Şenay Yalçın ve çok sayıda davetli katıldı.

Etkinliğin açılış konuşması Eski Milli Eğitim Bakanı Nimet Baş tarafından gerçekleştirildi. Baş konuşmasında, toplumun her kesiminin eğitimle eşitleneceğini, bu yüzden eğitim sisteminin yeni projelerle revize edilmesi gerektiğinden bahsetti.

Türkiye’nin ikinci adresi olduğunu vurgulayan Prof. Gary Grossman ise konuşmasında eğitimin evrensel ve sonuç odaklı olması gerektiğini vurguladı.

“ÖĞRENCİLERE NOT VERİLMİYOR”

Grossman’in ardından kürsüye gelen Finlandiya Eğitimde Uluslararası Hareketlilik Merkezi Başkanı ve “Finnish Lessons: What Can the World Learn from Educational Change in Finland?” (Finli Dersler: Dünya Finlandiya’daki Eğitim Değişimlerinden Ne Öğrenebilir?) kitabının yazarı Pasi Sahlberg konuşmasına Finlandiya eğitim sistemi hakkında bilgi vererek başladı. Sahlberg “Finlandiyalı çocukların okul yaşamı, Finlandiya’nın bizzat uygulamakta olduğu gençlik ve eğitim politikalarının sonucudur. Finlandiya’da eğitim müfredatı öğrencilerin kendi ilgi ve ihtiyaçlarına yönelik hazırlanmıştır. Öğretmenler ve öğrenciler kendi eğitim ve öğretim programlarını şekillendirme hakkına sahipler. Finli öğrencilere eğitim hayatlarının ilk altı yılında hiçbir şekilde not verilmiyor. Sekizinci sınıfın sonuna kadar not verme zorunluluğu yok ve öğrenciler bir sınav sistemine tabi değiller. Sadece 16 yaşlarındayken ülke genelinde bir sınava giriyorlar” dedi.

“TÜM OKULLARIN BAŞARI DÜZEYİ AYNI”

Finlandiya da öğretmen olmanın ise oldukça zor bir iş olduğundan bahseden Sahlberg “ Tüm öğretmenlerin en az master derecesi var ve üniversite başarısı en yüksek %10’luk dilim arasından seçiliyorlar. Öğretmenlik toplum gözünde statüsü en yüksek mesleklerden biri” diye konuştu.

Prof. Sahlberg Türk eğitimcilere “Sistemi geliştirin, işbirliğine yatırım yapın ve öğrenmeyi kişiselleştirin” diyerek üç önemli tavsiyede bulundu ve şöyle devam etti: “Standartlaşmış eğitim başarısızlığa yol açar, bireyselleştirilmiş eğitim sistemi önemlidir. Finlandiya’da özel okul yok ve eğitim harcamalarının tümü devlet tarafından destekleniyor. Finlandiya’da okullar birbirleriyle rekabet etmiyor, aksine dayanışıyor. Okulların hemen hemen tümünün başarı düzeyi aynı. Bu yüzden hiçbir okulun bir diğerine göre ayrıcalığı yok”

“BAŞARISIZLIK YAŞANMAZSA BAŞARI GELMEZ”

Başarısızlık yaşanmazsa başarının gelmeyeceğine inanan Prof. Sahlberg 13 Ekim’i Dünya Başarısızlık Günü ilan ettiklerini de sözlerine ekledi.

Salzberg konuşmasında kendi hayatından da örnekler verdi. Babaannesinin “Unutma sadece ölü balıklar akıntıyla aynı yönde yüzerler.” sözünü hep hatırladığını söyleyen Salzberg “Biz Finliler, akıntıya karşı yüzdüğümüz için başarılıyız” dedi ve “Biz yola çıkarken sadece İsveç’i geçmeyi hedefliyorduk ancak şu an dünyanın en iyileri arasındayız” diye konuştu.

“FİNLANDİYA’DA OLMAYAN 3 ŞEY”

Salzberg Finlandiya’da Olmayan 3 Şey’i şöyle anlattı: “Sağlıksız rekabet yok, okullar arası, öğrenciler arası, personeller arası herhangi bir rakabet yok. standart öğretim sistemi yok, bütün çocuklar aynı şeyleri aynı şekilde öğreneceklerine inanmıyorlar, kişiselleştirilmiş öğrenme var; teste dayalı eğitim sistemi yok, sadece lise sonunda sınav yapılıyor.

“AZ LAF ÇOK İŞ”

Eğitimin “herkes için eşit imkanlar sağlamak” demek olduğunu belirten Sahlberg, “Biz Finliler cok konusmayız; toplantılar, komisyonlar, calışma grupları kurmayız; karar verir ve yaparız” diyerek konuşmasını bitirdi.