Milli Eğitim Bakanlığının Açık öğretim ortaokul öğrencilerine yönelik aritmetik ortalama ile sınıf geçme sisteminin getirilmesi sayesinde mezun sayısı 55 bine ulaştı.
Milli eğitim Bakanlığının (MEB) açık öğretim ortaokulu öğrencilerine yönelik aritmetik ortalama ile sınıf geçme yöntemini getiren mevzuat düzenlemesi sayesinde 55 bin öğrenci mezun oldu. Resmi gazete'de yayımlanan 14 Kasım 2014'te MEB Açık Öğretim Ortaokulu Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikle ortalama ile sınıf geçme notu 50'den 45'e indirilerek aritmetik ortalama ile sınıf geçme yöntemi uygulamaya konulmuştu.
Bu durumda sınıfının bütün derslerinin sınavlarına girmiş olmak, aralarında Türkçe dersi bulunmamak ve derslerin başarı puanlarının aritmetik ortalaması en az 45 puan olmak kaydıyla en fazla 2 başarısız dersi olanlar için aritmetik ortalama ile ders geçme kolaylığı sağlanmıştı ve bu konuda oluşan mağduriyetler giderilmişti.
Yönetmelik değişikliği ile yaklaşık 55 bin öğrencinin mezun olduğu bildirildi. 65 bin kayıt yeniledikten sonra mezun olacak öğrencinin bulunduğu kaydedilirken, ayrıca 220 bin öğrencinin de kayıt yeniledikten sonra bir üst sınıfa geçebilecek duruma geldiği ifade edildi.
Açık Öğretim Okulları, çeşitli nedenlerle öğrenimini tamamlayamayarak örgün öğrenim çağının dışına çıkmış bireylere öğrenimlerini tamamlama imkanı veren kurumlar. Bu kumlardan biri olan Açık Öğretim Ortaokulu 1998 yılında kuruldu ve kurulduğu tarihten bugüne kadar 1 milyon 289 bin 201 vatandaş kayıt oldu ve kayıt olan bu öğrencilerden 517 bin 617'si öğrenci mezun edildi.
26 Kasım 2014 Çarşamba
TEOĞ'de güldüren soru "selfie"
TEOG sınavında bugün Türkçe, din kültürü ve ahlak bilgisi ile matematik sorularına yanıt veren öğrenciler, maraton biter bitmez Twitter’dan ilk değerlendirmeleri yaptı. Öğrenciler en çok matematik testinde zorlandıklarını söyledi. Öğrenciler geçen yıl çok zor bulunan din sorularının ise bu sene çok kolay olduğunu belirtti. Öğrencilere 'selfie' kelimesinin Türkçe karşılığı da soruldu. Cevap ise 'özçekim' olacaktı.
Twitter üzerinden yapılan bazı öğrenci yorumları şöyle:
M?RT ?MR? ™ @MertEmreUA
TEOG Türkçe = Konferanstan sonra bahçede,bir yazara "Selfie yapalım" diyen yazar,ve "Özçekim" demediği için ona trip atan diğer yazar.
@potterhead2411
Şuan ki ruh halim: özçekim yerine selfie dediği için yanında ki şaire trip atan adam #teog
Melike.? @huzurumuyku
Türkçe testinde ''hadi selfie çekelim.'' diyen adama ''özçekim'' demedi diye trip adam vardı. Ondan sonra kendimi toplayamadım zaten. #Teog
begin gülüşü @ekndmtbgmdlisii
Türkçe’deki selfie ve özçekimli sorudan sonra kağıtla kendimi boğasım geldi... #teog
Îlayda @_ilaydaaa_
Türkçe’de selfie sorusunu ilk gördüğümde güldùm #teog
Nilay ¦ @NilayFeyiz
Selfie sorusu kadar saçma soru görmedim ben #Teog
ZAO @aylin_ortanc
şok şok şok TEOG da selfie çıktı şok şok şok
Îlayda @_ilaydaaa_
türkçede selfie sorusunu ilk gördüğümde güldùm #teog
Gizemlinn ??_?? @Kankamgizem
Selfie sorusu vardı Teog'da hahaha #Teog #türkçe
CaN @FckThSys
Matematik dışında #teog esay
İZMİRLİİ @cavidebozkurt
Bu kadar iyi geçen #teog sınavı olamaz herhalde
böqürtlen @HaroldEdward12
matematik çok zordu #TEOG
Melike. @huzurumuyku
#teog Türkçe ve din kültürü acayip kolaydı matematik zordu ama yarınki acayip zor olacak
sel @selininsapsali
Sorular kolaydı ya matematik hariç tabi. #teog
yaren @breathlena
Türkçe ve din kolaydı ama matematikten bahsetmek bile istemiyorum #teog
Ülkü @KocakUlku
#teog türkçe ve dini bu kadar kolay hazırlayıp matematiği kazık gibi hazırlamak niye
sa ben aley. @dearhande
Matematikten kazık soruları doldurmuşlar. #teog
Ilgın Espinosa. @Leespickle
o nası bi matematikti salladım jdjdkdj #teog
*Demetim? - *Ekinim? @EdanurSbsv_
#teog ohh be ılk 3 dersın sınavı bıttı hadı hayırlısı yarınkı sınavlar :D
teog giriyo bi sn @onefenty26
Ablanız türkçe ve dinden full beklio yok mu bi alkış ?????? #teog
Denizcan Acar @denizcannacar
geçen sene bizimle dalga geçen 7.sınıflar buyrun sizi piste alalım #teog
Supernaturalizm @listentobeatles
Matematiği az daha kolay hazırlayamadınız mı zalimlerrrrrrr #teog
sel @selininsapsali
Sorular cidden baya kolaydı sayın 2000liler:) #teog
Hadise'nin Fıstığı? @Ha_Sude
ya siz bu sınava zor diyorsanız sizin için yapılacak birşey yok artık yani... #teog
şekerli tavuk @ozgewaffle
matematik o kadar zor değildi. benim kitabımdaki soruların aynısıydı sayıları bilee. #teog
? Ely ? @ShakewithGomez
Din hakkında konuşmaya bile gerek yok 10 dakikada bitirdim #Teog
beauty sekerci. @sebselakalife
Full! Ay allahım matematik nasıl kolaydı.Hepsi full be full. #teog
Kamuran Süsin @KamuranSG
#TEOG Seni Yendim oğlum
Twitter üzerinden yapılan bazı öğrenci yorumları şöyle:
M?RT ?MR? ™ @MertEmreUA
TEOG Türkçe = Konferanstan sonra bahçede,bir yazara "Selfie yapalım" diyen yazar,ve "Özçekim" demediği için ona trip atan diğer yazar.
@potterhead2411
Şuan ki ruh halim: özçekim yerine selfie dediği için yanında ki şaire trip atan adam #teog
Melike.? @huzurumuyku
Türkçe testinde ''hadi selfie çekelim.'' diyen adama ''özçekim'' demedi diye trip adam vardı. Ondan sonra kendimi toplayamadım zaten. #Teog
begin gülüşü @ekndmtbgmdlisii
Türkçe’deki selfie ve özçekimli sorudan sonra kağıtla kendimi boğasım geldi... #teog
Îlayda @_ilaydaaa_
Türkçe’de selfie sorusunu ilk gördüğümde güldùm #teog
Nilay ¦ @NilayFeyiz
Selfie sorusu kadar saçma soru görmedim ben #Teog
ZAO @aylin_ortanc
şok şok şok TEOG da selfie çıktı şok şok şok
Îlayda @_ilaydaaa_
türkçede selfie sorusunu ilk gördüğümde güldùm #teog
Gizemlinn ??_?? @Kankamgizem
Selfie sorusu vardı Teog'da hahaha #Teog #türkçe
CaN @FckThSys
Matematik dışında #teog esay
İZMİRLİİ @cavidebozkurt
Bu kadar iyi geçen #teog sınavı olamaz herhalde
böqürtlen @HaroldEdward12
matematik çok zordu #TEOG
Melike. @huzurumuyku
#teog Türkçe ve din kültürü acayip kolaydı matematik zordu ama yarınki acayip zor olacak
sel @selininsapsali
Sorular kolaydı ya matematik hariç tabi. #teog
yaren @breathlena
Türkçe ve din kolaydı ama matematikten bahsetmek bile istemiyorum #teog
Ülkü @KocakUlku
#teog türkçe ve dini bu kadar kolay hazırlayıp matematiği kazık gibi hazırlamak niye
sa ben aley. @dearhande
Matematikten kazık soruları doldurmuşlar. #teog
Ilgın Espinosa. @Leespickle
o nası bi matematikti salladım jdjdkdj #teog
*Demetim? - *Ekinim? @EdanurSbsv_
#teog ohh be ılk 3 dersın sınavı bıttı hadı hayırlısı yarınkı sınavlar :D
teog giriyo bi sn @onefenty26
Ablanız türkçe ve dinden full beklio yok mu bi alkış ?????? #teog
Denizcan Acar @denizcannacar
geçen sene bizimle dalga geçen 7.sınıflar buyrun sizi piste alalım #teog
Supernaturalizm @listentobeatles
Matematiği az daha kolay hazırlayamadınız mı zalimlerrrrrrr #teog
sel @selininsapsali
Sorular cidden baya kolaydı sayın 2000liler:) #teog
Hadise'nin Fıstığı? @Ha_Sude
ya siz bu sınava zor diyorsanız sizin için yapılacak birşey yok artık yani... #teog
şekerli tavuk @ozgewaffle
matematik o kadar zor değildi. benim kitabımdaki soruların aynısıydı sayıları bilee. #teog
? Ely ? @ShakewithGomez
Din hakkında konuşmaya bile gerek yok 10 dakikada bitirdim #Teog
beauty sekerci. @sebselakalife
Full! Ay allahım matematik nasıl kolaydı.Hepsi full be full. #teog
Kamuran Süsin @KamuranSG
#TEOG Seni Yendim oğlum
25 Kasım 2014 Salı
TEOG’da sakin olan kazanır!
TEOG sınavı öncesi 8’inci sınıf öğrencilerini uyaran uzmanlar, sınav kaygısının başarıyı olumsuz etkileyeceğini belirtiyor.
8’inci sınıf öğrencilerinin liseye giriş maratonu sayılan Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) Sınavı, 26-27 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Öğrencilerin sınav sırasında kaygılarını azaltacak öneriler sunan Yaşar Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Rehberlik ve Psikolojik Danışmanı Yrd. Doç. Dr. Berrin Eylen Özyurt, “Sınav kaygısı ile baş etmek öğrenilebilir bir beceridir” dedi.
SINAV STRESİ HORMONLARI HAREKETE GEÇİRİYOR
Sınav kaygısı adı verilen durumun fizyolojik ve bilişsel ve duygusal değişiklikler olmak üzere iki şekilde ortaya çıktığını söyleyen Özyurt, “Stres altında vücut ‘adrenalin’ hormonu salgılar ve tehlikeye karşı bireyi hazırlar. Buna ‘kaç ya da savaş’ durumu denir. Bir sinir iletici olan adrenalin, fiziksel ya da zihinsel uyarılma sonucu salgılanarak sempatik sinir sistemini etkiler. Sempatik sinir sistemi bir tehdit algıladığında vücudu uyarıcı etkide bulunur. Beden olası bir tehlikeye karşı kendini savunmak üzere hazırlanır. Bu durumda da kan basıncı artar, kalp atışları hızlanır, kanın büyük kas gruplarına akışı artar, sindirim yavaşlar, solunum sıklaşır, glikoz enerji vermek üzere salgılanır, terleme oranı ve kanın pıhtılaşma oranı artar. ‘Kaç ya da Savaş’ tepkisi, kanın beynin, bilgiyi işlemleyen bölgesinden büyük kas gruplarına doğru akmasını sağlar. Bu da stres sırasında zihnimizin ‘boşalmış’ gibi olmasına neden olur” şeklinde açıkladı.
SINAV SIRASINDA NELER YAPILMALI
Yaşar Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanı Yrd. Doç. Dr. Berrin Eylen Özyurt, sınav kaygısıyla baş etme önerilerini ise şöyle sıraladı:
–Derin bir nefes alın ve uzun bir sürede yavaş yavaş bırakın.
-Tekrar nefes alıp rahat bir şekilde arkanıza yaslanın
-Duvar, resim, saat ya da tahta gibi objelere odaklanıp “Bu sınavda başarılı olacağım” gibi olumlu cümleler kullanın.
-Tekrar derin bir nefes alın ve uzun bir sürede yavaşça bırakın. Normal nefes alma düzenine dönün.
-Eğer sınav içerisinde tekrar kaygı düzeyin artarsa yukarıdaki odaklanmayı tekrarla
-Olumlu ve sakin olmak sınav açısından önemli
-Sınav kağıdının tümünü okuyun, tekrar okuyun ve kolayca yapabileceğiniz soruları işaretleyin.
-Soruların doğru anlaşıldığından emin olacak şekilde okuyun ve istediğiniz birinden cevaplamaya başlayın.
-Yanıtlayabileceğiniz soruların sırası belirleyin.
-Kendinizi en güvenli hissettiğiniz soru ile başlayın, zamanı nasıl planlayabileceğini düşünün ve bu plana uyun.
-Soruları yanıtlarken, plan dışında bir başka soru ile ilgili yanıt aklınıza gelirse hemen bir başka kağıda kısaca not alın, ancak o soruyla ilgili düşünmeye devam etmeyerek, kaldığınız yerden devam edin.
-5-10 dakikalık bir ara, sınavın geri kalanını panik içinde geçirmekten çok daha iyidir. (Sözcü)
TEOG sınavının ilk oturumu yarın!
TEOG birinci dönem sınavlarının ilk oturumu yarın yapılacak. Sınav yapılacak okullarda sınav günleri ders yapılmayacak.
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından (MEB) Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) sistemi kapsamında, ortaokul 8’inci sınıf öğrencilerine yönelik düzenlenen birinci dönem ortak sınavların ilk oturumu, yarın yapılacak.
Toplam 970 sınav merkezinde 15 bin 353 okulda, 93 bin 589 salonda gerçekleştirilecek ortak sınavlara toplam 1 milyon 287 bin 847 öğrenci katılacak.
Yarınki oturumda, sırasıyla Türkçe, matematik, din kültürü ve ahlak bilgisi ders yazılıları yapılacak. Ortak sınavlar; ülke genelinde olağanüstü haller ve özel durumlar dışında öğrencilerin öğrenim gördükleri okullar ile yurt dışında KKTC ve MEB’e bağlı okulların bulunduğu, sınav için uygun görülen merkezlerde Türkiye saatiyle 09.00, 10.10 ve 11.20’de başlayacak ve aynı anda yapılacak.
Ortak sınavlarda her ders için çoktan seçmeli 20 soru sorulacak, değerlendirmede yanlış cevap sayısı doğru cevap sayısını etkilemeyecek. Ortak sınavlarda A, B, C ve D kitapçığı olmak üzere dört kitapçık verilecek. Sınav süresi her ders için 40 dakika olacak.
Ortak sınavın ikinci oturumu ise 20 Kasım Perşembe günü yapılacak. İkinci oturumda ise fen ve teknoloji, TC inkılap tarihi ve Atatürkçülük ile yabancı dil ders yazılıları gerçekleştirilecek. Sınav yapılacak okullarda sınav günleri ders yapılmayacak.
Öğrenciler olağanüstü haller ve özel durumlar dışında kendi okullarında, belirlenen sınıflarda sınava alınacak.
Mazeret sınavları ise 13-14 Aralık’ta yapılacak. İkinci dönem ise merkezi ortak sınav, 29-30 Nisan 2015’te, mazeret sınavı ise 16-17 Mayıs 2015’te gerçekleştirilecek.
Öğretmenler, kendi okulu dışında görevlendirilecek
Merkezi ortak sınavlarda alınan puanlar, yıl sonu başarı puanı hesaplamasına dahil edilecek. Her dönem yapılan ortak sınavlarda ağırlıklandırılmış puanların hesaplanmasında; Türkçe, matematik, fen ve teknoloji dersleri için dört; T.C inkılap tarihi ve Atatürkçülük, yabancı dil ile din kültürü ve ahlak bilgisi için iki katsayısı o dersin puanı ile çarpılarak her bir dersin ağırlıklandırılmış ortak sınav puanı hesaplanacak. Bu puanlama 700 tam puan üzerinden yapılacak.
Ortaöğretime yerleştirmeye esas puan hesaplamasında ise öğrencilerin 6, 7 ve 8’inci sınıf yıl sonu başarı puanları ile 8’inci sınıf ağırlıklandırılmış ortak sınav puanı toplanacak, elde edilen toplam ikiye bölünerek merkezi sistemle öğrenci alan ortaöğretim kurumlarına yerleştirmeye esas puan hesaplamasında kullanılacak. Bu puanlama ise 500 tam puan üzerinden yapılacak.
Sınavlarda görevlendirilecek öğretmenler, kendi okulları dışında farklı bir okulda görevlendirilecek.
Yurt dışında öğrenimlerini sürdüren öğrenciler, bulundukları ülkedeki eğitim ataşeliklerinde ya da elçiliklerde onaylattıkları denklik belgesine göre ortak sınavlara girebilecek.
Engelli öğrencilerin sınavları
Az gören öğrenciler ve işitme engelli öğrenciler, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan öğrenciler, özel öğrenme güçlüğü olan öğrenciler, yaygın gelişimsel bozukluğu olan öğrenciler, bedensel engelli öğrenciler, zihinsel engelli çocuklar, istekte bulunmaları halinde tek kişilik sınıflarda, total düzeyde görme engelli öğrenciler, süreğen hastalığı olan öğrenciler, okuyucu ve kodlayıcı eşliğinde tek kişilik sınıflarda sınavlara alınacak.
TÜBİTAK tarafından gerçekleştirilen uluslararası bilim olimpiyatları ve matematik olimpiyat sınavlarında, ulusal elemelerden geçtikten sonra Türkiye’yi temsil etme hakkı kazanmış olan öğrencilere, katıldıkları yılın yıl sonu başarı puanlarına belirlenen oranda ek puan verilecek.
Tüm öğretmenler okullarında olacak
MEB, ortak sınavlarda görevli olmayan ancak okulda dersi olan öğretmenlerin de sınavların yapılacağı günlerde en geç saat 09.00’da okullarında hazır bulunmalarını istedi. Sınav başladıktan sonra görevine ihtiyaç duyulmayan öğretmenler okuldan ayrılacak.
Musevi öğrencilere din kültürü soruları
MEB tarafından bu yıl 8. sınıf öğrencilerinin gireceği merkezi ortak sınavlarda ilk kez Musevi öğrencilere, ayrı bir müfredat kapsamında hazırlanan “din kültürü ve ahlak bilgisi” soruları yöneltilecek. Özel Ulus Musevi 1. Karma Ortaokulunun isteği üzerine hazırlanan din kültürü ve ahlak bilgisi sorularını, yalnızca bu okulun 8. sınıf öğrencileri yanıtlayacak, diğer okullardaki musevi öğrenciler ise bu sorulardan geçen yıl olduğu gibi bu yıl da muaf tutulacak. (Sözcü.com.tr)
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından (MEB) Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) sistemi kapsamında, ortaokul 8’inci sınıf öğrencilerine yönelik düzenlenen birinci dönem ortak sınavların ilk oturumu, yarın yapılacak.
Toplam 970 sınav merkezinde 15 bin 353 okulda, 93 bin 589 salonda gerçekleştirilecek ortak sınavlara toplam 1 milyon 287 bin 847 öğrenci katılacak.
Yarınki oturumda, sırasıyla Türkçe, matematik, din kültürü ve ahlak bilgisi ders yazılıları yapılacak. Ortak sınavlar; ülke genelinde olağanüstü haller ve özel durumlar dışında öğrencilerin öğrenim gördükleri okullar ile yurt dışında KKTC ve MEB’e bağlı okulların bulunduğu, sınav için uygun görülen merkezlerde Türkiye saatiyle 09.00, 10.10 ve 11.20’de başlayacak ve aynı anda yapılacak.
Ortak sınavlarda her ders için çoktan seçmeli 20 soru sorulacak, değerlendirmede yanlış cevap sayısı doğru cevap sayısını etkilemeyecek. Ortak sınavlarda A, B, C ve D kitapçığı olmak üzere dört kitapçık verilecek. Sınav süresi her ders için 40 dakika olacak.
Ortak sınavın ikinci oturumu ise 20 Kasım Perşembe günü yapılacak. İkinci oturumda ise fen ve teknoloji, TC inkılap tarihi ve Atatürkçülük ile yabancı dil ders yazılıları gerçekleştirilecek. Sınav yapılacak okullarda sınav günleri ders yapılmayacak.
Öğrenciler olağanüstü haller ve özel durumlar dışında kendi okullarında, belirlenen sınıflarda sınava alınacak.
Mazeret sınavları ise 13-14 Aralık’ta yapılacak. İkinci dönem ise merkezi ortak sınav, 29-30 Nisan 2015’te, mazeret sınavı ise 16-17 Mayıs 2015’te gerçekleştirilecek.
Öğretmenler, kendi okulu dışında görevlendirilecek
Merkezi ortak sınavlarda alınan puanlar, yıl sonu başarı puanı hesaplamasına dahil edilecek. Her dönem yapılan ortak sınavlarda ağırlıklandırılmış puanların hesaplanmasında; Türkçe, matematik, fen ve teknoloji dersleri için dört; T.C inkılap tarihi ve Atatürkçülük, yabancı dil ile din kültürü ve ahlak bilgisi için iki katsayısı o dersin puanı ile çarpılarak her bir dersin ağırlıklandırılmış ortak sınav puanı hesaplanacak. Bu puanlama 700 tam puan üzerinden yapılacak.
Ortaöğretime yerleştirmeye esas puan hesaplamasında ise öğrencilerin 6, 7 ve 8’inci sınıf yıl sonu başarı puanları ile 8’inci sınıf ağırlıklandırılmış ortak sınav puanı toplanacak, elde edilen toplam ikiye bölünerek merkezi sistemle öğrenci alan ortaöğretim kurumlarına yerleştirmeye esas puan hesaplamasında kullanılacak. Bu puanlama ise 500 tam puan üzerinden yapılacak.
Sınavlarda görevlendirilecek öğretmenler, kendi okulları dışında farklı bir okulda görevlendirilecek.
Yurt dışında öğrenimlerini sürdüren öğrenciler, bulundukları ülkedeki eğitim ataşeliklerinde ya da elçiliklerde onaylattıkları denklik belgesine göre ortak sınavlara girebilecek.
Engelli öğrencilerin sınavları
Az gören öğrenciler ve işitme engelli öğrenciler, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan öğrenciler, özel öğrenme güçlüğü olan öğrenciler, yaygın gelişimsel bozukluğu olan öğrenciler, bedensel engelli öğrenciler, zihinsel engelli çocuklar, istekte bulunmaları halinde tek kişilik sınıflarda, total düzeyde görme engelli öğrenciler, süreğen hastalığı olan öğrenciler, okuyucu ve kodlayıcı eşliğinde tek kişilik sınıflarda sınavlara alınacak.
TÜBİTAK tarafından gerçekleştirilen uluslararası bilim olimpiyatları ve matematik olimpiyat sınavlarında, ulusal elemelerden geçtikten sonra Türkiye’yi temsil etme hakkı kazanmış olan öğrencilere, katıldıkları yılın yıl sonu başarı puanlarına belirlenen oranda ek puan verilecek.
Tüm öğretmenler okullarında olacak
MEB, ortak sınavlarda görevli olmayan ancak okulda dersi olan öğretmenlerin de sınavların yapılacağı günlerde en geç saat 09.00’da okullarında hazır bulunmalarını istedi. Sınav başladıktan sonra görevine ihtiyaç duyulmayan öğretmenler okuldan ayrılacak.
Musevi öğrencilere din kültürü soruları
MEB tarafından bu yıl 8. sınıf öğrencilerinin gireceği merkezi ortak sınavlarda ilk kez Musevi öğrencilere, ayrı bir müfredat kapsamında hazırlanan “din kültürü ve ahlak bilgisi” soruları yöneltilecek. Özel Ulus Musevi 1. Karma Ortaokulunun isteği üzerine hazırlanan din kültürü ve ahlak bilgisi sorularını, yalnızca bu okulun 8. sınıf öğrencileri yanıtlayacak, diğer okullardaki musevi öğrenciler ise bu sorulardan geçen yıl olduğu gibi bu yıl da muaf tutulacak. (Sözcü.com.tr)
Etiketler:
eğitim,
meb,
Milli Eğitim Bakanlığı,
okul,
ortaöğretim,
öğrenci,
sınav,
teog
24 Kasım 2014 Pazartesi
"15 bin yeni öğretmen atamasını Ocak ayında yapacağız"
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Öğretmenler Günü nedeni ile 81 ilden gelen öğretmenlerle bir araya geldi.
Başbakanlık'ta konuşan Davutoğlu, meslektaşlarım diye hitap ettiği öğretmenlere atama müjdesi vererek "Birçok öğretmen adayımızı mutlu edecek haberi sizlerle paylaşmak istiyorum. Ocak ayında emekli olacak öğretmenlerimizin de durumlarını göz önüne alarak 15 bin yeni kadro ilan edeceğiz. 15 bin yeni öğretmen atamasını ocak ayında yapacağız" dedi.
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Öğretmenler Günü nedeniyle 81 ilden gelen öğretmenlerle bir araya geldi. Başbakanlık'ta konuşan Davutoğlu, meslektaşlarım diye hitap ettiği öğretmenlere atama müjdesi vererek "Birçok öğretmen adayımızı mutlu edecek haberi sizlerle paylaşmak istiyorum. Ocak ayında emekli olacak öğretmenlerimizin de durumlarını göz önüne alarak 15 bin yeni kadro ilan edeceğiz. 15 bin yeni öğretmen atamasını ocak ayında yapacağız" dedi.
Öğretmenlere meslektaşlarım diye hitap eden Davutoğlu, 81 ilden gelen öğretmenlerin Öğretmenler Günü'nü kutlayarak "Meslektaşlarım dedim çünkü ben de sizi, bu kutlu mesleği icra eden değerli öğretmenlerimizi tek tek ve bir bütün olarak, meslektaşlarım olarak görüyorum. Bütün hayat planlamasını öğrencilerle beraber geçirme ve onların geleceğini planlamayı ve onlarla birlikte hayat planlamayı adamış birisi olarak şimdi dahi ne zaman öğrencilerimi görsem büyük bir heyecan, büyük bir şevk, büyük bir aşk duyarım" diye konuştu.
"ÖĞRETMEN-ÖĞRENCİ İLİŞKİSİ AHLAKİ FORMASYONUN TEMELİNİ OLUŞTURUR"
Konuşmasında öğretmen-öğrenci ilişkisinin önemine vurgu yapan Başbakan Davutoğlu, "Hayatta hep kendim de tecrübe ettiğim 3 ilişkinin varoluşsal ilişki olduğunu müşahede etmişimdir. Bu üç ilişkinin yerini alabilecek bir başka ilişki biçimi de yoktur. Birisi ebeveyn-çocuk ilişkisi. Ayırt edemezsiniz anne baba ile çocuğu ve bu ilişki hiç bitmez. İkinci ilişki doktor-hasta ilişkisi. Bunu da eşimden müşahede etmişimdir. Hastalar psikolojik olarak sevdikleri doktorun yanına giderken iyileşmeye başlarlar. Üçüncüsü de öğretmen-öğrenci ilişkisi. Hoca-talebe ilişkisi. Bu da zihni ve ahlaki formasyonun temelini oluşturur. Bu şekilde bakılmayan hiçbir ilişkinin ben gerçek ve sahici ilişki olmadığı kanaatindeyim" ifadelerini kullandı.
"BAŞIMA BİR ŞEY GELİRSE OĞLUM AHMET'İ ARAYIN"
Öğretmen-öğrenci ilişkisinin dönemsel bir ilişki olmadığını ve ilkokul öğretmenlerini hala hatırladığını söyleyen Davutoğlu, ilkokul öğretmeni Müzeyyen Kızanlıklı ile ilgili bir anısını şu sözlerle anlattı: "Hiç ilişkimiz kesilmedi. Yurtdışından döndüğümde mahallelerde dolaşarak evini tekrar tespit ettim 90'lı yılların ortalarında. Tam bir cumhuriyet öğretmeni olarak büyük bir idealistti. Yalnız yaşardı. Evlenmemişti. Bütün hayatını öğrencilerine adamıştı. Son ziyaret ettiğimde dedi ki bundan 5-6 sene önce, bir not bıraktım yatağımın başucuna dedi. Sonra notu gördüm. Başıma bir şey gelirse oğlum Ahmet'i arayın, cep telefonum. 2-2,5 sene kadar oldu vefat ettiğinde onun yakını olanlar o notu gördüklerinde beni aradılar ve bizzat cenazesine katıldım. Arkasından Fatiha okudum ve hâlâ Fatiha ile rahmet ile anıyorum. Bir sene bana öğretmenlik yaptı, ilkokul 5'inci sınıf"
"ŞAHSİ EVRAKLARIM ARASINDA DURUR"
Öğretmen ve öğrencinin ortak hafızanın birliğinde ilişki kurduğunu söyleyen Davutoğlu, kendisini çok etkilediğini belirttiği bir anısını anlatarak "Ortaokul birinci sınıftı zannediyorum. O zaman rehberlik dersleri konmuştu. Rehberlik dersinde rehberlik hocam İsmail Çağlayan, gelecekte ne olmak istiyorsunuz gibi bir kompozisyon yazmamızı istedi. Ben de bir kompozisyon yazdım. Daha sonra beni çağırdı. Çok beğendim, ben muhafaza edeceğim dedi. Ben unutmuştum onu. Sene 1971 veya 72. Seneler sonra 2002 yılında başbakan başdanışmanı olduğumda İsmail Bey, sağdır Allah uzun ömür versin, babam rahmetliye gelir ve bende sizin oğlunuzun bir emaneti var, der. Artık devlet görevi almaya başladı. Bu emaneti ben size tevdi etmek istedim, der. Sonunda hangi mesleği tercih edersem edeyim önemli olan bu ülkeye vatanıma ve milletime hakkıyla hizmet edebilme şerefidir, gibi biten bir kompozisyon. Babam rahmetli getirdi bana bunu gösterdi. Şimdi benim şahsi evraklarım arasında durur. Ben hala teşekkür ile anıyorum İsmail Çağlayan hocamı. Çünkü gerçek rehberlik bu işte. Öğretmen bir rehberdir" şeklinde konuştu.
"BİZ OyunCAK DAĞITACAKSAK DAĞITIRIZ"
Öğrencilere dağıtılan tabletler ile ilgili açıklamada bulunan Davutoğlu, "Biz tabletleri öğrencilere mekanik bir araç diye vermedik. Teknoloji öyle bir şey ki iki ucu keskin kılıç gibi. Nereye doğru kullanırsanız sizi oraya yöneltir. Birçok yerden benim aldığım bilgi tabletlerin bir oyun aracı haline dönüşmeye başladığını gösteriyor. Biz oyuncak dağıtacaksak dağıtırız. Oyun yanlış bir şeydir diye söylemiyorum. Ama tabletleri bilgi çağında bilgiye erişim imkanını öğrencilere tanıtmak için veriyoruz. Bu kapsamda dağıtılan tabletlerin kullanımını lütfen takip edin ve öğrencilere dersleri hep tabletler üzerinden verin ki öğrenci onu bir eğitim aracı olarak kullansın" değerlendirmesinde bulundu.
"HAFTA SONLARINI BELKİ ÖĞRETMENLERİMİZDEN ALDIK AMA..."
Dersanelerin dönüşümünün ardından hafta sonları takviye kurslarında ders veren öğretmenlere teşekkür eden Başbakan Davutoğlu, "Dersanelerin dönüşümü sonrasında ortaya çıkan ihtiyaç dolayısıyla takviye kurslarında öğretmenlerimizin gösterdiği fedakarlık dolayısıyla bir kez daha teşekkürlerimi ifade ediyorum. Hafta sonlarını da belki öğretmenlerimizden aldık ama öğretmenliğin 24 saat 7 gün sürmesi gereken bir meslek olduğunu hepimiz idrak etmişizdir. Ben gerçek bir öğretmenin tatili olmasını gerektiğini düşünmüyorum" açıklamasında bulundu.
"ÖĞRETMENLER GÜNÜ HEDİYESİ OLARAK TEVDİ ETME İSTİYORUM"
Ocak ayında yeni öğretmen ataması yapılacağının müjdesini veren Davutoğlu, "Birçok öğretmen adayımızı mutlu edecek haberi sizlerle paylaşmak istiyorum. Ocak ayında emekli olacak öğretmenlerimizin de durumlarını göz önüne alarak 15 bin yeni kadro ilan edeceğiz. 15 bin yeni öğretmen atamasını ocak ayında yapacağız. Daha sonra ihtiyaca göre tekrar değerlendirme ek şeyler gelecek dönem için yapılacak ama bu aşamada 15 bin yeni atamayı da buradan ilan etmekten memnuniyet duyuyorum. Bir tür Öğretmenler Günü hediyesi olarak bunu sizlere tevdi etmek istiyorum" dedi.
Başbakan Ahmet Davutoğlu, konuşmasının ardından 81 ilden gelen öğretmenler ile tek tek tokalaşıp onlara Öğretmenler Günü hediyesi takdim etti.
Başbakanlık'ta konuşan Davutoğlu, meslektaşlarım diye hitap ettiği öğretmenlere atama müjdesi vererek "Birçok öğretmen adayımızı mutlu edecek haberi sizlerle paylaşmak istiyorum. Ocak ayında emekli olacak öğretmenlerimizin de durumlarını göz önüne alarak 15 bin yeni kadro ilan edeceğiz. 15 bin yeni öğretmen atamasını ocak ayında yapacağız" dedi.
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Öğretmenler Günü nedeniyle 81 ilden gelen öğretmenlerle bir araya geldi. Başbakanlık'ta konuşan Davutoğlu, meslektaşlarım diye hitap ettiği öğretmenlere atama müjdesi vererek "Birçok öğretmen adayımızı mutlu edecek haberi sizlerle paylaşmak istiyorum. Ocak ayında emekli olacak öğretmenlerimizin de durumlarını göz önüne alarak 15 bin yeni kadro ilan edeceğiz. 15 bin yeni öğretmen atamasını ocak ayında yapacağız" dedi.
Öğretmenlere meslektaşlarım diye hitap eden Davutoğlu, 81 ilden gelen öğretmenlerin Öğretmenler Günü'nü kutlayarak "Meslektaşlarım dedim çünkü ben de sizi, bu kutlu mesleği icra eden değerli öğretmenlerimizi tek tek ve bir bütün olarak, meslektaşlarım olarak görüyorum. Bütün hayat planlamasını öğrencilerle beraber geçirme ve onların geleceğini planlamayı ve onlarla birlikte hayat planlamayı adamış birisi olarak şimdi dahi ne zaman öğrencilerimi görsem büyük bir heyecan, büyük bir şevk, büyük bir aşk duyarım" diye konuştu.
"ÖĞRETMEN-ÖĞRENCİ İLİŞKİSİ AHLAKİ FORMASYONUN TEMELİNİ OLUŞTURUR"
Konuşmasında öğretmen-öğrenci ilişkisinin önemine vurgu yapan Başbakan Davutoğlu, "Hayatta hep kendim de tecrübe ettiğim 3 ilişkinin varoluşsal ilişki olduğunu müşahede etmişimdir. Bu üç ilişkinin yerini alabilecek bir başka ilişki biçimi de yoktur. Birisi ebeveyn-çocuk ilişkisi. Ayırt edemezsiniz anne baba ile çocuğu ve bu ilişki hiç bitmez. İkinci ilişki doktor-hasta ilişkisi. Bunu da eşimden müşahede etmişimdir. Hastalar psikolojik olarak sevdikleri doktorun yanına giderken iyileşmeye başlarlar. Üçüncüsü de öğretmen-öğrenci ilişkisi. Hoca-talebe ilişkisi. Bu da zihni ve ahlaki formasyonun temelini oluşturur. Bu şekilde bakılmayan hiçbir ilişkinin ben gerçek ve sahici ilişki olmadığı kanaatindeyim" ifadelerini kullandı.
"BAŞIMA BİR ŞEY GELİRSE OĞLUM AHMET'İ ARAYIN"
Öğretmen-öğrenci ilişkisinin dönemsel bir ilişki olmadığını ve ilkokul öğretmenlerini hala hatırladığını söyleyen Davutoğlu, ilkokul öğretmeni Müzeyyen Kızanlıklı ile ilgili bir anısını şu sözlerle anlattı: "Hiç ilişkimiz kesilmedi. Yurtdışından döndüğümde mahallelerde dolaşarak evini tekrar tespit ettim 90'lı yılların ortalarında. Tam bir cumhuriyet öğretmeni olarak büyük bir idealistti. Yalnız yaşardı. Evlenmemişti. Bütün hayatını öğrencilerine adamıştı. Son ziyaret ettiğimde dedi ki bundan 5-6 sene önce, bir not bıraktım yatağımın başucuna dedi. Sonra notu gördüm. Başıma bir şey gelirse oğlum Ahmet'i arayın, cep telefonum. 2-2,5 sene kadar oldu vefat ettiğinde onun yakını olanlar o notu gördüklerinde beni aradılar ve bizzat cenazesine katıldım. Arkasından Fatiha okudum ve hâlâ Fatiha ile rahmet ile anıyorum. Bir sene bana öğretmenlik yaptı, ilkokul 5'inci sınıf"
"ŞAHSİ EVRAKLARIM ARASINDA DURUR"
Öğretmen ve öğrencinin ortak hafızanın birliğinde ilişki kurduğunu söyleyen Davutoğlu, kendisini çok etkilediğini belirttiği bir anısını anlatarak "Ortaokul birinci sınıftı zannediyorum. O zaman rehberlik dersleri konmuştu. Rehberlik dersinde rehberlik hocam İsmail Çağlayan, gelecekte ne olmak istiyorsunuz gibi bir kompozisyon yazmamızı istedi. Ben de bir kompozisyon yazdım. Daha sonra beni çağırdı. Çok beğendim, ben muhafaza edeceğim dedi. Ben unutmuştum onu. Sene 1971 veya 72. Seneler sonra 2002 yılında başbakan başdanışmanı olduğumda İsmail Bey, sağdır Allah uzun ömür versin, babam rahmetliye gelir ve bende sizin oğlunuzun bir emaneti var, der. Artık devlet görevi almaya başladı. Bu emaneti ben size tevdi etmek istedim, der. Sonunda hangi mesleği tercih edersem edeyim önemli olan bu ülkeye vatanıma ve milletime hakkıyla hizmet edebilme şerefidir, gibi biten bir kompozisyon. Babam rahmetli getirdi bana bunu gösterdi. Şimdi benim şahsi evraklarım arasında durur. Ben hala teşekkür ile anıyorum İsmail Çağlayan hocamı. Çünkü gerçek rehberlik bu işte. Öğretmen bir rehberdir" şeklinde konuştu.
"BİZ OyunCAK DAĞITACAKSAK DAĞITIRIZ"
Öğrencilere dağıtılan tabletler ile ilgili açıklamada bulunan Davutoğlu, "Biz tabletleri öğrencilere mekanik bir araç diye vermedik. Teknoloji öyle bir şey ki iki ucu keskin kılıç gibi. Nereye doğru kullanırsanız sizi oraya yöneltir. Birçok yerden benim aldığım bilgi tabletlerin bir oyun aracı haline dönüşmeye başladığını gösteriyor. Biz oyuncak dağıtacaksak dağıtırız. Oyun yanlış bir şeydir diye söylemiyorum. Ama tabletleri bilgi çağında bilgiye erişim imkanını öğrencilere tanıtmak için veriyoruz. Bu kapsamda dağıtılan tabletlerin kullanımını lütfen takip edin ve öğrencilere dersleri hep tabletler üzerinden verin ki öğrenci onu bir eğitim aracı olarak kullansın" değerlendirmesinde bulundu.
"HAFTA SONLARINI BELKİ ÖĞRETMENLERİMİZDEN ALDIK AMA..."
Dersanelerin dönüşümünün ardından hafta sonları takviye kurslarında ders veren öğretmenlere teşekkür eden Başbakan Davutoğlu, "Dersanelerin dönüşümü sonrasında ortaya çıkan ihtiyaç dolayısıyla takviye kurslarında öğretmenlerimizin gösterdiği fedakarlık dolayısıyla bir kez daha teşekkürlerimi ifade ediyorum. Hafta sonlarını da belki öğretmenlerimizden aldık ama öğretmenliğin 24 saat 7 gün sürmesi gereken bir meslek olduğunu hepimiz idrak etmişizdir. Ben gerçek bir öğretmenin tatili olmasını gerektiğini düşünmüyorum" açıklamasında bulundu.
"ÖĞRETMENLER GÜNÜ HEDİYESİ OLARAK TEVDİ ETME İSTİYORUM"
Ocak ayında yeni öğretmen ataması yapılacağının müjdesini veren Davutoğlu, "Birçok öğretmen adayımızı mutlu edecek haberi sizlerle paylaşmak istiyorum. Ocak ayında emekli olacak öğretmenlerimizin de durumlarını göz önüne alarak 15 bin yeni kadro ilan edeceğiz. 15 bin yeni öğretmen atamasını ocak ayında yapacağız. Daha sonra ihtiyaca göre tekrar değerlendirme ek şeyler gelecek dönem için yapılacak ama bu aşamada 15 bin yeni atamayı da buradan ilan etmekten memnuniyet duyuyorum. Bir tür Öğretmenler Günü hediyesi olarak bunu sizlere tevdi etmek istiyorum" dedi.
Başbakan Ahmet Davutoğlu, konuşmasının ardından 81 ilden gelen öğretmenler ile tek tek tokalaşıp onlara Öğretmenler Günü hediyesi takdim etti.
Etiketler:
haber,
meb,
Milli Eğitim Bakanlığı,
okul,
öğretmen
23 Kasım 2014 Pazar
10 öğretmenden 7’si bırakmak istiyor
Eğitim-İş’in yaptığı ankette araştırmaya katılan öğretmenlerin yüzde 73’ü gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle mesleğine motive olamadığını, yüzde 61’i gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle psikolojik sorunlar yaşadığını, yüzde 69’u ise daha çok para kazanacağı bir iş imkanı olursa öğretmenliği bırakacağını belirtiyor.
Ankete göre öğretmenlerin yüzde 93’ü mesleğinden elde ettiği gelirleri, yüzde 91’i de eğitim öğretime hazırlık ödeneğini yetersiz buluyor. Öğretmenlerin yüzde 87’si ek ders ücretlerinin kesilmemesi için hasta raporlarını işleme koydurmak istemediklerini belirtirken yüzde 73’ü gelişmiş ülkelerdeki öğretmenlerle benzer çalışma koşullarına sahip olmadıklarını vurguluyor. Yine öğretmenlerin yüzde 68’i kazandığı para ile çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayamadığını kaydediyor. Öğretmenlerin yüzde 61’i gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle psikolojik sorunlar yaşadığını, yüzde 69’u daha çok para kazanacağı bir iş imkanı olursa öğretmenliği bırakacağını söylüyor. Öğretmenlik mesleği ile ilgili soruların da yönetildiği araştırmaya göre katılımcıların yüzde 89’u gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle öğretmenlik mesleğinin saygınlığının azaldığını düşünüyor, yüzde 85’i son 10 yılda alım gücünün düştüğünü ifade ediyor.
İZLANDA'YI GEÇTİLER!
Eğitim ve fen edebiyat fakültelerinden mezun olup hayallerinin mesleğini yapamayan öğretmenlerin sayısı 330 bini buldu.
Atanamayan öğretmenler sayıca 320 bin nüfuslu İzlanda’yı geride bıraktı.
Sayıları her geçen yıl artan atanamayan öğretmen sayısının 320 bin nüfuslu İzlanda'yı geçerek, 330 bine ulaştı. Her fırsatta eylem yaparak seslerini duyurmaya çalışan sayısının 330 bini bulduğu ifade edilen atanamayan öğretmenler Türkiye'de 'ücretli polis','ücretli hâkim, savcı','ücretli doktor' uygulaması olmadığı halde eğitimde devam eden bu uygulamanın kangrene dönüştüğünü hatırlattı. Eğitim ve fen edebiyat fakültelerinin her yıl mezun vermeye devam ettiği bu yığılmanın önüne geçilebilmesi için üniversitelere öğrenci alımının azaltılması, ücretli öğretmenliğe son verilmesi, emekliliği gelmiş eğitimcilerin ayrılması istendi.
150 BİN ATAMA İHTİYAÇ
Yıllardan bu yana hayalini kurdukları göreve başlayacakları günü beklediklerini ifade eden atanamayan öğretmenler, 24 Kasım Öğretmenler Günü'nde içlerinin buruk olduğunu söyledi. Atanamayan öğretmenler mesleklerini yapamamaktan, yakınırken, KPSS'de 80 puan alan arkadaşlarının bile görevlendirilmediğini, diğer branşlarda 60 puan alanların bile işe alındığını anlattı. Türk Eğitim Sen verilerine göre, Türkiye'de özellikle branş öğretmenleri konusunda ciddi sıkıntı bulunuyor.
EN FAZLA 1000 TL ÜCRET
2000’li yılların başında 60-70 bin olan ataması yapılmayan öğretmen sayısının 2013 yılı itibarıyla 350 bini bulduğu, son dönemlerde sınıf öğretmenlerinin, branş öğretmeni olarak görev yaptığı bu nedenle asıl görev yapması gereken branş öğretmenlerinin atanamadığı ifade edildi. Eğitim Sen Genel Başkanı Kamuran Karaca, atanamayan öğretmen sayısının 330 bin dolayında olduğunu ifade ederken, "Bu sayı İzlanda'nın nüfusundan daha fazla. Bizim iki ana talebimiz var. Birincisi, ilk etapta
öğretmen atamalarının 150 bin sayısı üzerinden yapılması. Atama bekleyen 330 bin civarında arkadaşımızın kurtarılması. İkincisi eğitimin niteliğinin yükseltilmesi için de bu sayıya ihtiyaç var. 500-600 lira, en fazla 1000 lira ücret alan bir öğretmen doğru düzgün bir eğitim veremez" dedi.
Borçlu, mutsuz, sağlıksız
TÜRK Eğitim Sen Adana 1 No’lu Şube Başkanı Selahattin Dolgun, eğitimcilerin yaşadığı ekonomik zorlukların bir an önce giderilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’de öğretmenlerin yüzde 57.6’sının borçları nedeniyle sağlık sorunları yaşadığını belirten Dolgun, yüzde 67’sinin mesleğini değiştirmek istediğini belirtti. Dolgun, bu yıl da Öğretmenler Günü’nde tablonun değişmediğini kaydetti. Borçları nedeniyle öğretmenlerin depresyonda olduğunu kaydeden Dolgun “Büyük kısmı imkanı olsa mesleğini değiştirmek istiyor, yine büyük kısmı göreve başladığı günden bugüne mesleğine olan sevgisinin azaldığını söylüyor. Aylık geliri bin 500 ile 2 bin lira arasında değişen öğretmenler, mutfak masraflarından tasarruf etmeye çalışıyor, borçları nedeniyle sağlık sorunları yaşıyor” dedi. Dolgun öğretmenlerin yüzde 57.6’sının borçları nedeniyle sağlık sorunları yaşadığına dikkat çekerek “Sağlık problemi yaşayanların yüzde 37.6’sı depresyon, 27.2’si uyku bozukluğu, yüzde 12.5’i mide ağrısı, yüzde 8.4’ü baş ağrısı, yüzde 3.3’ü tansiyon, yüzde 2.2’si şeker, yüzde 2’si kalp rahatsızlığından şikayetçi.” diye konuştu.
İNDİRİMİ BEKLİYOR
Dolgun, “Yüzde 81.3’ü indirimli gıda ürünleri alarak, market yerine pazardan alışveriş yaparak, ihtiyaçlarını kısıtlayarak mutfak masraflarından tasarruf ediyor. Yüzde 77.2’sinin kredi kartı borcu var” dedi.
2 bin 136 TL: En düşük öğretmen maaşı
2 bin 482 TL: 25 yıllık öğretmen maaşı
64 TL: Ocak 2015’te en düşük öğretmen maaşına gelecek zam
%45: Kendine ait bir evi olmayan öğretmenlerin oranı
%43: Arabası olmayan öğretmenlerin oranı
% 53: Kirada oturan öğretmenlerin oranı
%29: Ek iş yapmak zorunda olanların oranı
% 41: Esnafa borçlu öğretmenlerin oranı
%79: Bankaya borcu olanların oranı
% 81: Kredi kartı borcu olan öğretmenlerin oranı.
% 40: Annesi, babasından maddi destek alanların oranı
%57.6: Borçları nedeniyle sağlık sorunu yaşanların oranı
(hürriyet.com.tr)
Ankete göre öğretmenlerin yüzde 93’ü mesleğinden elde ettiği gelirleri, yüzde 91’i de eğitim öğretime hazırlık ödeneğini yetersiz buluyor. Öğretmenlerin yüzde 87’si ek ders ücretlerinin kesilmemesi için hasta raporlarını işleme koydurmak istemediklerini belirtirken yüzde 73’ü gelişmiş ülkelerdeki öğretmenlerle benzer çalışma koşullarına sahip olmadıklarını vurguluyor. Yine öğretmenlerin yüzde 68’i kazandığı para ile çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayamadığını kaydediyor. Öğretmenlerin yüzde 61’i gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle psikolojik sorunlar yaşadığını, yüzde 69’u daha çok para kazanacağı bir iş imkanı olursa öğretmenliği bırakacağını söylüyor. Öğretmenlik mesleği ile ilgili soruların da yönetildiği araştırmaya göre katılımcıların yüzde 89’u gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle öğretmenlik mesleğinin saygınlığının azaldığını düşünüyor, yüzde 85’i son 10 yılda alım gücünün düştüğünü ifade ediyor.
İZLANDA'YI GEÇTİLER!
Eğitim ve fen edebiyat fakültelerinden mezun olup hayallerinin mesleğini yapamayan öğretmenlerin sayısı 330 bini buldu.
Atanamayan öğretmenler sayıca 320 bin nüfuslu İzlanda’yı geride bıraktı.
Sayıları her geçen yıl artan atanamayan öğretmen sayısının 320 bin nüfuslu İzlanda'yı geçerek, 330 bine ulaştı. Her fırsatta eylem yaparak seslerini duyurmaya çalışan sayısının 330 bini bulduğu ifade edilen atanamayan öğretmenler Türkiye'de 'ücretli polis','ücretli hâkim, savcı','ücretli doktor' uygulaması olmadığı halde eğitimde devam eden bu uygulamanın kangrene dönüştüğünü hatırlattı. Eğitim ve fen edebiyat fakültelerinin her yıl mezun vermeye devam ettiği bu yığılmanın önüne geçilebilmesi için üniversitelere öğrenci alımının azaltılması, ücretli öğretmenliğe son verilmesi, emekliliği gelmiş eğitimcilerin ayrılması istendi.
150 BİN ATAMA İHTİYAÇ
Yıllardan bu yana hayalini kurdukları göreve başlayacakları günü beklediklerini ifade eden atanamayan öğretmenler, 24 Kasım Öğretmenler Günü'nde içlerinin buruk olduğunu söyledi. Atanamayan öğretmenler mesleklerini yapamamaktan, yakınırken, KPSS'de 80 puan alan arkadaşlarının bile görevlendirilmediğini, diğer branşlarda 60 puan alanların bile işe alındığını anlattı. Türk Eğitim Sen verilerine göre, Türkiye'de özellikle branş öğretmenleri konusunda ciddi sıkıntı bulunuyor.
EN FAZLA 1000 TL ÜCRET
2000’li yılların başında 60-70 bin olan ataması yapılmayan öğretmen sayısının 2013 yılı itibarıyla 350 bini bulduğu, son dönemlerde sınıf öğretmenlerinin, branş öğretmeni olarak görev yaptığı bu nedenle asıl görev yapması gereken branş öğretmenlerinin atanamadığı ifade edildi. Eğitim Sen Genel Başkanı Kamuran Karaca, atanamayan öğretmen sayısının 330 bin dolayında olduğunu ifade ederken, "Bu sayı İzlanda'nın nüfusundan daha fazla. Bizim iki ana talebimiz var. Birincisi, ilk etapta
öğretmen atamalarının 150 bin sayısı üzerinden yapılması. Atama bekleyen 330 bin civarında arkadaşımızın kurtarılması. İkincisi eğitimin niteliğinin yükseltilmesi için de bu sayıya ihtiyaç var. 500-600 lira, en fazla 1000 lira ücret alan bir öğretmen doğru düzgün bir eğitim veremez" dedi.
Borçlu, mutsuz, sağlıksız
TÜRK Eğitim Sen Adana 1 No’lu Şube Başkanı Selahattin Dolgun, eğitimcilerin yaşadığı ekonomik zorlukların bir an önce giderilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’de öğretmenlerin yüzde 57.6’sının borçları nedeniyle sağlık sorunları yaşadığını belirten Dolgun, yüzde 67’sinin mesleğini değiştirmek istediğini belirtti. Dolgun, bu yıl da Öğretmenler Günü’nde tablonun değişmediğini kaydetti. Borçları nedeniyle öğretmenlerin depresyonda olduğunu kaydeden Dolgun “Büyük kısmı imkanı olsa mesleğini değiştirmek istiyor, yine büyük kısmı göreve başladığı günden bugüne mesleğine olan sevgisinin azaldığını söylüyor. Aylık geliri bin 500 ile 2 bin lira arasında değişen öğretmenler, mutfak masraflarından tasarruf etmeye çalışıyor, borçları nedeniyle sağlık sorunları yaşıyor” dedi. Dolgun öğretmenlerin yüzde 57.6’sının borçları nedeniyle sağlık sorunları yaşadığına dikkat çekerek “Sağlık problemi yaşayanların yüzde 37.6’sı depresyon, 27.2’si uyku bozukluğu, yüzde 12.5’i mide ağrısı, yüzde 8.4’ü baş ağrısı, yüzde 3.3’ü tansiyon, yüzde 2.2’si şeker, yüzde 2’si kalp rahatsızlığından şikayetçi.” diye konuştu.
İNDİRİMİ BEKLİYOR
Dolgun, “Yüzde 81.3’ü indirimli gıda ürünleri alarak, market yerine pazardan alışveriş yaparak, ihtiyaçlarını kısıtlayarak mutfak masraflarından tasarruf ediyor. Yüzde 77.2’sinin kredi kartı borcu var” dedi.
2 bin 136 TL: En düşük öğretmen maaşı
2 bin 482 TL: 25 yıllık öğretmen maaşı
64 TL: Ocak 2015’te en düşük öğretmen maaşına gelecek zam
%45: Kendine ait bir evi olmayan öğretmenlerin oranı
%43: Arabası olmayan öğretmenlerin oranı
% 53: Kirada oturan öğretmenlerin oranı
%29: Ek iş yapmak zorunda olanların oranı
% 41: Esnafa borçlu öğretmenlerin oranı
%79: Bankaya borcu olanların oranı
% 81: Kredi kartı borcu olan öğretmenlerin oranı.
% 40: Annesi, babasından maddi destek alanların oranı
%57.6: Borçları nedeniyle sağlık sorunu yaşanların oranı
(hürriyet.com.tr)
Asırlık öğretmen, mesleğin sırlarını anlattı!
97 yaşındaki Saadet öğretmen, okuldan okula koşarak genç meslektaşlarına mesleğin sırlarını anlatıyor.
Öğretmenlik mesleğine gönül veren ve 42 yıl hizmet eden Saadet Berna, 97 yaşında hala okuldan okula koşarak genç meslektaşlarına “model öğretmen” olmanın sırlarını anlatıyor.
Atatürk’ün naaşının Dolmabahçe’den Haydarpaşa’ya getirilirken onu havadan takip eden uçağı kullanan pilot eşi Turgut Berna’yı gururla, kalbi delik olduğu için kaybettiği 21 yaşındaki kızını gözleri dolarak ansa da oğlunu ve torunlarını düşünerek kendini mutlu edebilen güçlü bir kadın Saadet Berna.
Cumhuriyetin ilk öğretmenlerinden 97 yaşındaki Saadet Berna, iki yıl önce de Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından Türkiye’den “aktif yaşlı” seçilerek ülkeyi temsil etti.
Dört çocuklu bir ailenin en küçük kızı olarak dünyaya gelen Saadet Berna’nın hem annesi hem de babası öğretmen.
Öğretmen olabilmek için çok uğraştığını anlatan Saadet öğretmen, ortaokulu okuduktan sonra Eskişehir Lisesine devam etmek istediğini ancak kız olduğu için alınmadığını anlattı.
Saadet Öğretmen, babasına okula devam etmek için çok ısrar ettiğini belirterek, “Babam ‘üç kardeşin daha var, farklı bir şehre gönderemem masraflı olur’ dedi. Bir sene ağlayarak geçirdim çünkü okumak istiyordum. Sonra bu isteğimi bilen Eskişehir Lisesi’ndeki Öğretmenler Kurulu’nun önerisiyle 1934’de İstanbul’daki Çapa Öğretmen Okulu’na gönderildim” diye konuştu.
“Dünyaya bir daha gelsem yine öğretmenlik mesleğini seçerdim”
Atatürk ile ilgili anılarını gözleri dolarak anlatan Saadet Öğretmen, bir gün Atatürk’ün eğitim gördüğü okulu ziyaret ettiğini onu yakından görmenin kendisini çok heyecanlandırdığını söyledi.
Atatürk’ün ülkenin düşmanlardan temizlenmesinin ardından öğretmenlere “Türkiye’nin geleceğini siz kuracaksınız”, genç subaylara da “siz de memleketi koruyacaksınız” sözleriyle seslendiğini aktaran Berna, bu nedenle Atatürk’ün her iki mesleğe de büyük önem verdiğini vurguladı.
Okuldan 1937 yılında mezun olduğunu ve meslek hayatına ülkenin çeşitli illerinde devam ettiğini ifade eden Saadet Berna, “Dünyaya bir daha gelsem yine öğretmenlik mesleğini seçerdim” dedi.
Cumhuriyetin ilk öğretmenlerinden Saadet Berna, öğretmenlere ara tatillerde kendilerini daha iyi yetiştirebilmeleri için kurs verilerek, sertifika alanlara da maaşlarına zam yapılması gerektiğini belirtti.
Öğretmenlerin mesai saati kavramının olmaması gerektiğini vurgulayan Berna, “Öğretmenlerin mesai saatiyle kendini bağlaması doğru değil. Çalıştığım okullarda bu maaşa bu kadar çalışırım diyenler oldu. Dedim ki o zaman git. Parayla yapılacak iş değildir öğretmenlik. Para kazanmak aylık almak istiyorsa başka işler yapsın. Para işi değil bu gönül işi” dedi.
“Öğretmenlik hiç bir mesleğe benzemiyor”
Meslektaşlarını hiç bir zaman unutmadığını anlatan Berna, okullardan gelen teklifler üzerine deneyimlerini öğretmenlerle paylaştığını, ailelerle konuştuğunu ve öğrencilerle bir araya geldiğini anlattı.
Öğretmenlik mesleğinin hiç bir mesleğe benzemediğini dile getiren Berna, “Öğretmenin pedagojik formasyonu olacak yani mesleği uygulama bilgileri olacak, dalında uzman olacak, bir de genel kültürü olacak, çocuklara gelin araştıralım bunu diyecek” ifadesini kullandı.
Özel bir okulda müdürlük yaparken birinci sınıf öğrencilerini uyum eğitimi için bir hafta önceden eğitime başlattığını anlatan Berna, bugün de bu uygulamanın olmasının kendisini mutlu ettiğini dile getirdi.
Berna, “Öğretmen yaşamıyla model olmalı. Araştırıcı, inceleyici olmalı, geleceğe dönük olmalı, sabırlı olmalı ve sade bir yaşam içinde olmalı” dedi.
Emekli öğretmenlerin bütün Türkiye’yi dolaştıkları için pek çok konuda bilgisinin olabileceğine, tecrübelerinden faydalanılabileceğine dikkati çeken Berna, aileler çocuğuyla, yaşamıyla ilgili konularda emekli öğretmenlere danışabileceğini sözlerine ekledi.
Cumhuriyet tarihinin ilk öğretmenlerinden, Merzifon ilçesinde yaşayan 100 yaşındaki Mukime Furatoğlu, emekliliğinin üzerinde 43 yıl geçmesine rağmen okula ve öğrencilere ayrı bir özlem duyuyor.
Furatoğlu’nun en büyük üzüntüsü ise izci kıyafeti olmadığı için Atatürk’ü hayattayken görememesi.
Rahatsızlığı nedeniyle Merzifon Kara Mustafa Paşa Devlet Hastanesindeki hasta yatağında açıklama yapan Furatoğlu, 1914 yılında Erzurum’da dünyaya geldiğini belirtti.
Henüz 6 aylıkken babasının 1. Dünya Savaşı’nda Erzurum’da şehit edildiğini anlatan Furatoğlu, ilkokul yıllarında öğretmen olmaya karar verdiğini söyledi.
Öğretmenlerinin sürekli öğretmen olmaları için tavsiyede bulunduğunu anlatan Furatoğlu, “Hocalarımız, ‘Yeni okullar açılmış. Atatürk sizlerin öğretmen olmanızı istiyor’ diye bize sürekli telkinlerde bulunuyorlardı. Amcamın kızı da Erzurum’da öğretmen okulunda okuyordu. O da sürekli öğretmen olmam için bana mektup yazıyordu. Ben de diplomayı alınca direkt Erzurum’a gittim ve öğretmen okuluna başladım. Daha sonra okula İzmir’de de devam ettim” diye konuştu.
Furatoğlu, öğretmenliğe 1935 yılında başladığını, 1971 yılına kadar Türkiye’nin birçok yerinde görev yaptıktan sonra emekli olduğunu aktardı.
“Dünyaya yeniden gelsem yine öğretmen olurum”
Furatoğlu, son 1 aya kadar dinç bir şekilde hayatına devam ettiğini ancak son günlerde, geçirdiği kaza nedeniyle eski dinçliğinin kalmadığını dile getirdi.
Mümkün olduğunca öğrencilerle beraber olmaya çalıştığını, öğretmenlerle tecrübelerini paylaştığını anlatan Furatoğlu, “Tekrar dünyaya gelsem yine öğretmen olurdum. İlkokul öğretmeni olur ve öğrencilerin içine vatan, millet ve bayrak sevgisini işlemeye çalışırdım. İlkokul çocukları çok temiz, samimi ve candan bağlanıyorlar. Ne yaparsanız yapın sizi seviyorlar. Anasından, babasından daha çok öğretmenini seviyor. Öğretmenlerimiz Atatürk’ü öğretsin, vatanı, bayrağı sevdirsin. Milliyetçi olsunlar” ifadelerini kullandı.
Öğrencilerinin kapıda onu beklemelerini unutamıyor
Yüz yaşına gelmesine rağmen okula ve öğrenciye özleminin hiç tükenmediğini anlatan Furatoğlu, “Onlar sabahleyin beni kapıda beklerdi. ‘Öğretmenim günaydın’ demeleri beni çok duygulandırırdı. Bir okula gittiğimde çocuklar bağırıyorlar, çağırıyorlar, gürültü yapıyorlardı. ‘Ay ben bunları özlemişim’ dedim. Genç öğretmenin biri de ‘Aman hocam biz bıktık’ dedi. ‘Bıkmayın, sonra ararsınız bu sesleri, doyamazsınız, çok özleyeceksiniz’ dedim” diye konuştu.
İzci kıyafeti olmadığı için Atatürk’ü göremedi
Furatoğlu, İzmir’de öğretmen okulunda okurken cumhuriyetin 10. yıl törenleri için her ilden izci öğrencilerin Ankara’ya Atatürk’ü görmeye gittiğini bildirdi.
Kendisinin tenis takımında olduğu için izci kıyafeti bulunmadığını anlatan Furatoğlu, “İzci kıyafetim yoktu. Hocam ‘Mukime ben seni Ankara’ya götüreyim’ dedi ama kıyafetim olmadığı için gidemedim. O zaman gitseydim Atatürk’ü canlı olarak görecektim. 1934 senesiydi. Ne bileyim hemen vefat edeceğini. Çok üzüldüm” dedi. Sözcü
Öğretmenlik mesleğine gönül veren ve 42 yıl hizmet eden Saadet Berna, 97 yaşında hala okuldan okula koşarak genç meslektaşlarına “model öğretmen” olmanın sırlarını anlatıyor.
Atatürk’ün naaşının Dolmabahçe’den Haydarpaşa’ya getirilirken onu havadan takip eden uçağı kullanan pilot eşi Turgut Berna’yı gururla, kalbi delik olduğu için kaybettiği 21 yaşındaki kızını gözleri dolarak ansa da oğlunu ve torunlarını düşünerek kendini mutlu edebilen güçlü bir kadın Saadet Berna.
Cumhuriyetin ilk öğretmenlerinden 97 yaşındaki Saadet Berna, iki yıl önce de Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından Türkiye’den “aktif yaşlı” seçilerek ülkeyi temsil etti.
Dört çocuklu bir ailenin en küçük kızı olarak dünyaya gelen Saadet Berna’nın hem annesi hem de babası öğretmen.
Öğretmen olabilmek için çok uğraştığını anlatan Saadet öğretmen, ortaokulu okuduktan sonra Eskişehir Lisesine devam etmek istediğini ancak kız olduğu için alınmadığını anlattı.
Saadet Öğretmen, babasına okula devam etmek için çok ısrar ettiğini belirterek, “Babam ‘üç kardeşin daha var, farklı bir şehre gönderemem masraflı olur’ dedi. Bir sene ağlayarak geçirdim çünkü okumak istiyordum. Sonra bu isteğimi bilen Eskişehir Lisesi’ndeki Öğretmenler Kurulu’nun önerisiyle 1934’de İstanbul’daki Çapa Öğretmen Okulu’na gönderildim” diye konuştu.
“Dünyaya bir daha gelsem yine öğretmenlik mesleğini seçerdim”
Atatürk ile ilgili anılarını gözleri dolarak anlatan Saadet Öğretmen, bir gün Atatürk’ün eğitim gördüğü okulu ziyaret ettiğini onu yakından görmenin kendisini çok heyecanlandırdığını söyledi.
Atatürk’ün ülkenin düşmanlardan temizlenmesinin ardından öğretmenlere “Türkiye’nin geleceğini siz kuracaksınız”, genç subaylara da “siz de memleketi koruyacaksınız” sözleriyle seslendiğini aktaran Berna, bu nedenle Atatürk’ün her iki mesleğe de büyük önem verdiğini vurguladı.
Okuldan 1937 yılında mezun olduğunu ve meslek hayatına ülkenin çeşitli illerinde devam ettiğini ifade eden Saadet Berna, “Dünyaya bir daha gelsem yine öğretmenlik mesleğini seçerdim” dedi.
Cumhuriyetin ilk öğretmenlerinden Saadet Berna, öğretmenlere ara tatillerde kendilerini daha iyi yetiştirebilmeleri için kurs verilerek, sertifika alanlara da maaşlarına zam yapılması gerektiğini belirtti.
Öğretmenlerin mesai saati kavramının olmaması gerektiğini vurgulayan Berna, “Öğretmenlerin mesai saatiyle kendini bağlaması doğru değil. Çalıştığım okullarda bu maaşa bu kadar çalışırım diyenler oldu. Dedim ki o zaman git. Parayla yapılacak iş değildir öğretmenlik. Para kazanmak aylık almak istiyorsa başka işler yapsın. Para işi değil bu gönül işi” dedi.
“Öğretmenlik hiç bir mesleğe benzemiyor”
Meslektaşlarını hiç bir zaman unutmadığını anlatan Berna, okullardan gelen teklifler üzerine deneyimlerini öğretmenlerle paylaştığını, ailelerle konuştuğunu ve öğrencilerle bir araya geldiğini anlattı.
Öğretmenlik mesleğinin hiç bir mesleğe benzemediğini dile getiren Berna, “Öğretmenin pedagojik formasyonu olacak yani mesleği uygulama bilgileri olacak, dalında uzman olacak, bir de genel kültürü olacak, çocuklara gelin araştıralım bunu diyecek” ifadesini kullandı.
Özel bir okulda müdürlük yaparken birinci sınıf öğrencilerini uyum eğitimi için bir hafta önceden eğitime başlattığını anlatan Berna, bugün de bu uygulamanın olmasının kendisini mutlu ettiğini dile getirdi.
Berna, “Öğretmen yaşamıyla model olmalı. Araştırıcı, inceleyici olmalı, geleceğe dönük olmalı, sabırlı olmalı ve sade bir yaşam içinde olmalı” dedi.
Emekli öğretmenlerin bütün Türkiye’yi dolaştıkları için pek çok konuda bilgisinin olabileceğine, tecrübelerinden faydalanılabileceğine dikkati çeken Berna, aileler çocuğuyla, yaşamıyla ilgili konularda emekli öğretmenlere danışabileceğini sözlerine ekledi.
Cumhuriyet tarihinin ilk öğretmenlerinden, Merzifon ilçesinde yaşayan 100 yaşındaki Mukime Furatoğlu, emekliliğinin üzerinde 43 yıl geçmesine rağmen okula ve öğrencilere ayrı bir özlem duyuyor.
Furatoğlu’nun en büyük üzüntüsü ise izci kıyafeti olmadığı için Atatürk’ü hayattayken görememesi.
Rahatsızlığı nedeniyle Merzifon Kara Mustafa Paşa Devlet Hastanesindeki hasta yatağında açıklama yapan Furatoğlu, 1914 yılında Erzurum’da dünyaya geldiğini belirtti.
Henüz 6 aylıkken babasının 1. Dünya Savaşı’nda Erzurum’da şehit edildiğini anlatan Furatoğlu, ilkokul yıllarında öğretmen olmaya karar verdiğini söyledi.
Öğretmenlerinin sürekli öğretmen olmaları için tavsiyede bulunduğunu anlatan Furatoğlu, “Hocalarımız, ‘Yeni okullar açılmış. Atatürk sizlerin öğretmen olmanızı istiyor’ diye bize sürekli telkinlerde bulunuyorlardı. Amcamın kızı da Erzurum’da öğretmen okulunda okuyordu. O da sürekli öğretmen olmam için bana mektup yazıyordu. Ben de diplomayı alınca direkt Erzurum’a gittim ve öğretmen okuluna başladım. Daha sonra okula İzmir’de de devam ettim” diye konuştu.
Furatoğlu, öğretmenliğe 1935 yılında başladığını, 1971 yılına kadar Türkiye’nin birçok yerinde görev yaptıktan sonra emekli olduğunu aktardı.
“Dünyaya yeniden gelsem yine öğretmen olurum”
Furatoğlu, son 1 aya kadar dinç bir şekilde hayatına devam ettiğini ancak son günlerde, geçirdiği kaza nedeniyle eski dinçliğinin kalmadığını dile getirdi.
Mümkün olduğunca öğrencilerle beraber olmaya çalıştığını, öğretmenlerle tecrübelerini paylaştığını anlatan Furatoğlu, “Tekrar dünyaya gelsem yine öğretmen olurdum. İlkokul öğretmeni olur ve öğrencilerin içine vatan, millet ve bayrak sevgisini işlemeye çalışırdım. İlkokul çocukları çok temiz, samimi ve candan bağlanıyorlar. Ne yaparsanız yapın sizi seviyorlar. Anasından, babasından daha çok öğretmenini seviyor. Öğretmenlerimiz Atatürk’ü öğretsin, vatanı, bayrağı sevdirsin. Milliyetçi olsunlar” ifadelerini kullandı.
Öğrencilerinin kapıda onu beklemelerini unutamıyor
Yüz yaşına gelmesine rağmen okula ve öğrenciye özleminin hiç tükenmediğini anlatan Furatoğlu, “Onlar sabahleyin beni kapıda beklerdi. ‘Öğretmenim günaydın’ demeleri beni çok duygulandırırdı. Bir okula gittiğimde çocuklar bağırıyorlar, çağırıyorlar, gürültü yapıyorlardı. ‘Ay ben bunları özlemişim’ dedim. Genç öğretmenin biri de ‘Aman hocam biz bıktık’ dedi. ‘Bıkmayın, sonra ararsınız bu sesleri, doyamazsınız, çok özleyeceksiniz’ dedim” diye konuştu.
İzci kıyafeti olmadığı için Atatürk’ü göremedi
Furatoğlu, İzmir’de öğretmen okulunda okurken cumhuriyetin 10. yıl törenleri için her ilden izci öğrencilerin Ankara’ya Atatürk’ü görmeye gittiğini bildirdi.
Kendisinin tenis takımında olduğu için izci kıyafeti bulunmadığını anlatan Furatoğlu, “İzci kıyafetim yoktu. Hocam ‘Mukime ben seni Ankara’ya götüreyim’ dedi ama kıyafetim olmadığı için gidemedim. O zaman gitseydim Atatürk’ü canlı olarak görecektim. 1934 senesiydi. Ne bileyim hemen vefat edeceğini. Çok üzüldüm” dedi. Sözcü
Öğretmenler Günü Google'da doodle olacak mı?
Öğretmenler Günü nedir? İşte tarihi bilgiler ışığında bu özel günün anlamı...
Yarın 24 Kasım...
Yeni nesilleri yetiştiren öğretmenlerin en anlamlı günü...
Peki bu özel gün için Google diğer özel günlerde olduğu gibi doodle hazırlayacak mı?
Bu sorunun cevabını gece saatlerinde Google ana sayfasından öğreneceğiz.
TÜRKİYE'DE ÖĞRETMENLER GÜNÜ
Türkiye’de 1981'den beri, her yıl 24 Kasım, Öğretmenler Günü olarak kutlanıyor.
24 Kasım 1928, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün "Millet Mektepleri’nin Başöğretmenliği"ni kabul ettiği gündür. Bakanlar Kurulu, Atatürk’e "Millet Mektepleri Başöğretmenliği" ünvanını 11 Kasım 1928’de yaptığı toplantıda vermiş ve bu ünvan, 24 Kasım’da Millet Mektepleri Talimatnamesi'nin yayınlanması ile resmileşmişti.
Atatürk'ün 100. doğum yıldönümü olan 1981'de, "başöğretmen" olduğu günün ülke çapında Öğretmenler Günü olarak kutlanmasına karar verildi.
Öğretmenler Günü ile ilgili kutlamalar, 26 Kasım 1992’de Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Öğretmenler Günü Kutlama Yönetmeliği çerçevesinde gerçekleşir.
DÜNYADA ÖĞRETMENLER GÜNÜ
Öğretmenlik mesleğini icra edenleri onurlandırmak için çeşitli etkinliklerin düzenlendiği Öğretmenler Günü pek çok ülkede 1994’ten beri her yıl 5 Ekim günü UNESCO tavsiyesiyle kutlanıyor.
5 Ekim günü, 1966 yılında Paris’te gerçekleşen “Öğretmenlerin Statüsü Hükümetlerarası Özel Konferansı”’nın sona erip UNESCO temsilcileri ile ILO tarafından “Öğretmenlerin Statüsü Tavsiyesi”’ni oybirliği ile kabul edilişinin yıldönümüdür.
Kendi kültürel ve tarihi özelliklerine, okul tatil günlerine göre çeşitli ülkelerde farklı tarihler Öğretmenler Günü olarak belirlenmiştir.
ÖĞRETMENLER GÜNÜ TATİL Mİ?
Öğretmenler Gününün tatil olup olmadığı da ülkesine göre değişmektedir.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın internet sitesinde öğretmenler günü hakkında şu bilgilere yer verilmektedir:
ÖĞRETMENLER GÜNÜ'NÜN AMACI
Öğretmenler Günü’nün amacı; öğretmenin toplumdaki yeri, rolü, önemi ve değerini anlamak, öğretmeni bulunması gereken yüce yerine oturtmaktır. Öğretmenler arasındaki bağı kuvvetlendirmek, öğrencileri ile aralarındaki sevgi, saygı ve dayanışmayı güçlendirmektir. Emekli olan öğretmenleri saygıyla anmak ve yeni atanmış öğretmenlere mesleklerinin bilincine varmalarını sağlamaktır. İşte Öğretmenler Günü, bu fedakâr öğretmenlerimizin kıymetini bir kez daha düşünüp anlamamızı sağlayan önemli bir gündür.
Öğretmenlerimize duyduğumuz saygı, sevgi ve şükranlarımızı dile getirmek için bu günü fırsat bilmeli ve bu duygularla, onların ellerini öpmeliyiz. Okulu bitirip hayata atıldığımız zaman, bizi bu günlere hazırlayan öğretmenlerimizi hatırlamak, ziyaret etmek ya da bir telefon, kart veya mektupla hatırlarını sormak onlar için en büyük ve en değerli armağan olacaktır.
ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜN TARİHÇESİ
Türkler, ilk önceleri Göktürk ve Uygur alfabelerini kullanmışlardır.
8. Yüzyıldan itibaren, İslamiyet’in kabul edilmesiyle birlikte Uygur alfabesi bırakılarak Arap alfabesine geçilmiştir.
Kurtuluş Savaşı'nı kazandıktan sonra, 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'i kuran Ulu Önder Atatürk, askeri ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda yenilikler yapmıştır. Bu yeniliklerden biri de, 1 Kasım 1928 tarihinde çıkarılan 1353 sayılı kanunla, Arap alfabesi yerine Latin alfabesinin kabulü olmuştur.
Bu tarihten itibaren yeni harflerin öğrenilmesi ve okur yazar sayısının artırılması konusunda büyük bir seferberlik başlatılmıştır.
24 Kasım 1928 tarihinde açılan Millet Mekteplerinde yaşlı, genç, çocuk, kadın demeden herkese yeni harflerle okuma yazma öğretilmiştir.
Millet Mekteplerinin açılışı ve Atatürk'ün Başöğretmenliği kabul tarihi olan 24 Kasım günü, 1981 yılından beri Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır.
Yarın 24 Kasım...
Yeni nesilleri yetiştiren öğretmenlerin en anlamlı günü...
Peki bu özel gün için Google diğer özel günlerde olduğu gibi doodle hazırlayacak mı?
Bu sorunun cevabını gece saatlerinde Google ana sayfasından öğreneceğiz.
TÜRKİYE'DE ÖĞRETMENLER GÜNÜ
Türkiye’de 1981'den beri, her yıl 24 Kasım, Öğretmenler Günü olarak kutlanıyor.
24 Kasım 1928, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün "Millet Mektepleri’nin Başöğretmenliği"ni kabul ettiği gündür. Bakanlar Kurulu, Atatürk’e "Millet Mektepleri Başöğretmenliği" ünvanını 11 Kasım 1928’de yaptığı toplantıda vermiş ve bu ünvan, 24 Kasım’da Millet Mektepleri Talimatnamesi'nin yayınlanması ile resmileşmişti.
Atatürk'ün 100. doğum yıldönümü olan 1981'de, "başöğretmen" olduğu günün ülke çapında Öğretmenler Günü olarak kutlanmasına karar verildi.
Öğretmenler Günü ile ilgili kutlamalar, 26 Kasım 1992’de Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Öğretmenler Günü Kutlama Yönetmeliği çerçevesinde gerçekleşir.
DÜNYADA ÖĞRETMENLER GÜNÜ
Öğretmenlik mesleğini icra edenleri onurlandırmak için çeşitli etkinliklerin düzenlendiği Öğretmenler Günü pek çok ülkede 1994’ten beri her yıl 5 Ekim günü UNESCO tavsiyesiyle kutlanıyor.
5 Ekim günü, 1966 yılında Paris’te gerçekleşen “Öğretmenlerin Statüsü Hükümetlerarası Özel Konferansı”’nın sona erip UNESCO temsilcileri ile ILO tarafından “Öğretmenlerin Statüsü Tavsiyesi”’ni oybirliği ile kabul edilişinin yıldönümüdür.
Kendi kültürel ve tarihi özelliklerine, okul tatil günlerine göre çeşitli ülkelerde farklı tarihler Öğretmenler Günü olarak belirlenmiştir.
ÖĞRETMENLER GÜNÜ TATİL Mİ?
Öğretmenler Gününün tatil olup olmadığı da ülkesine göre değişmektedir.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın internet sitesinde öğretmenler günü hakkında şu bilgilere yer verilmektedir:
ÖĞRETMENLER GÜNÜ'NÜN AMACI
Öğretmenler Günü’nün amacı; öğretmenin toplumdaki yeri, rolü, önemi ve değerini anlamak, öğretmeni bulunması gereken yüce yerine oturtmaktır. Öğretmenler arasındaki bağı kuvvetlendirmek, öğrencileri ile aralarındaki sevgi, saygı ve dayanışmayı güçlendirmektir. Emekli olan öğretmenleri saygıyla anmak ve yeni atanmış öğretmenlere mesleklerinin bilincine varmalarını sağlamaktır. İşte Öğretmenler Günü, bu fedakâr öğretmenlerimizin kıymetini bir kez daha düşünüp anlamamızı sağlayan önemli bir gündür.
Öğretmenlerimize duyduğumuz saygı, sevgi ve şükranlarımızı dile getirmek için bu günü fırsat bilmeli ve bu duygularla, onların ellerini öpmeliyiz. Okulu bitirip hayata atıldığımız zaman, bizi bu günlere hazırlayan öğretmenlerimizi hatırlamak, ziyaret etmek ya da bir telefon, kart veya mektupla hatırlarını sormak onlar için en büyük ve en değerli armağan olacaktır.
ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜN TARİHÇESİ
Türkler, ilk önceleri Göktürk ve Uygur alfabelerini kullanmışlardır.
8. Yüzyıldan itibaren, İslamiyet’in kabul edilmesiyle birlikte Uygur alfabesi bırakılarak Arap alfabesine geçilmiştir.
Kurtuluş Savaşı'nı kazandıktan sonra, 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'i kuran Ulu Önder Atatürk, askeri ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda yenilikler yapmıştır. Bu yeniliklerden biri de, 1 Kasım 1928 tarihinde çıkarılan 1353 sayılı kanunla, Arap alfabesi yerine Latin alfabesinin kabulü olmuştur.
Bu tarihten itibaren yeni harflerin öğrenilmesi ve okur yazar sayısının artırılması konusunda büyük bir seferberlik başlatılmıştır.
24 Kasım 1928 tarihinde açılan Millet Mekteplerinde yaşlı, genç, çocuk, kadın demeden herkese yeni harflerle okuma yazma öğretilmiştir.
Millet Mekteplerinin açılışı ve Atatürk'ün Başöğretmenliği kabul tarihi olan 24 Kasım günü, 1981 yılından beri Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır.
Etiketler:
meb,
Milli Eğitim Bakanlığı,
okul,
öğrenci,
öğretmen
22 Kasım 2014 Cumartesi
Türkiye’nin İngilizce notu açıklandı!
Dünyanın 44 şehrinde 7 dilde yabancı dil eğitimi veren EF Education First Uluslararası Dil Merkezleri, dünyanın ilk İngilizce Yeterlilik Endeksinin 4.’sünü yayımladı.
Ülkemizin İngilizce seviyesini ortaya koymasıyla ilgi toplayan EF English Proficiency (EPI) İngilizce Yeterlilik Endeksinde 63 ülkenin İngilizce yeterlilik seviyeleri sıralandı. Analize göre, Türkiye’nin İngilizce seviyesi oldukça düşük.
Türkiye, İngilizce yeterlilik puanını son yedi yılda tam 10.14 puan artırarak Avrupa’daki ülkeler arasında İngilizcesini en çok geliştiren ülke oldu; ancak en düşük seviyede yer alması nedeniyle bu artış onu yukarı taşımaya yetmedi. Ülkemiz 27 ve 29. sıradaki Fransa ve İtalya’nın ardından 47’nci sırada yer alarak Avrupa sonuncusu oldu.
Ülkelerin yeterlilik düzeylerinin 5 kategoriye ayrıldığı indekste,bu yıl Türkiye’nin İngilizce yeterlilik düzeyi 5. sırada, yani en düşük seviyede yer alıyor. Türkiye, son yedi yılda Avrupa’da İngilizcesini en çok geliştiren ülke olsa da bir önceki indekse göre ülkemizin gerilediği görünüyor. Geçen sene 60 ülke arasında 41. sırada yer alan ülkemiz bu yıl 63 ülke arasında 47. sırada yer alıyor.
İndeksin ilk sırasında Danimarka bulunurken son sırayı Irak alıyor. Beş seviye grubuna ayrılan listenin ilk sıralarında İskandinav ülkeleri yer alıyor. Dünyada ikinci dil olarak en iyi İngilizce konuşanlar Avrupa ülkeleri olurken, Asya’nın da dil eğitimine önemli miktarda yatırım yaptığı görülüyor. Gelişmekte olan pazarlarıyla ekonomik alanda ülkemizin en yakın rakipleri olarak gösterilen Çin ve Brezilya’nın da bu sene sıralamada 37. ve 38. olarak Türkiye’yi geçtikleri görülüyor. Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkeleri ise gerileyişini sürdürüyor. Bu yıl farklı demografik özelliklere sahip 750 bin kişinin katıldığı İngilizce yeterlilik testi sonuçları Avrupa Ortak Dil Çerçevesi kapsamında değerlendirildi.
EF Education First “İngilizce Yeterlilik Endeksi”
En Yüksek Yeterlilik Seviyesi
En Düşük Yeterlilik Seviyesi
Sıra Ülke Sıra Ülke
1 Danimarka 45 Ürdün
2 Hollanda 46 Katar
3 İsveç 47 Türkiye
4 Finlandiya 48 Tayland
5 Norveç 49 Sri Lanka
6 Polonya 50 Venezuela
7 Avusturya 63 Irak
Dünyada ise 2007-2013 yılları arasındaki gelişimin de değerlendirildiği İngilizce Yeterlilik Endeksi analizine göre, Kazakistan’ın ardından 2. sırada yer aldı. Yaklaşık 6.5 milyon testin incelendiği yedi yıllık analizde, Türkiye son yedi yıl içinde puanını yüzde 10,14 artırarak 2007'de elde ettiği ilk derecesi olan 37,66'yı, 2013 yılında 49,52'ye çıkarttı.
2007-2013 Arasındaki Gelişim
Sıra Ülke Gelişim Trendi
1 Kazakistan +11.23
2 Türkiye +10,14
3 Polonya +9.64
4 Dominik Cumhuriyeti +8.75
5 Tayland +8.38
6 Endonezya +7.96
Türkiye’deki kadınlar erkeklere göre daha iyi İngilizce konuşuyor
Analize göre, Türkiye’de yetişkinlerin İngilizce seviyesi zayıf olmasına rağmen hızlı bir şekilde gelişim gösteriyor. Türkiye, yeterlilik puanını son yedi yılda tam 10.14 puan artırarak Avrupa’daki ülkeler arasında İngilizcesini en çok geliştiren ülke oldu. Türkiye’deki kadınların erkeklere göre daha iyi İngilizce konuştuğu da belgelendi. Tüm dünya ortalamasına bakıldığında kadınlar 53.53 puanla, ortalama 50.75 puan alan erkekleri geride bırakırken Türkiye’de cinsiyete göre İngilizce seviyesindeki fark ortalamaya göre daha fazla farklılık gösteriyor. Türkiye’de kadınların ortalama EFI puanı 50.14 olurken erkeklerin ortalama puanı 45.58. Nesiller arasındaki İngilizce yeterlilik seviyesindeki farka bakıldığında, diğer ülkelerle benzer bir trend gösteren Türkiye’de en iyi İngilizce seviyesinin 24-44 yaş arasındaki yetişkinlerde olduğu görülüyor.
Ülkemizde İngilizce eğitiminin niteliğiyle ilgili tespitlerde bulunan EF Education First Uluslararası Dil Merkezleri Türkiye Ülke Müdürü Gökhan Özdemir’e göre İngilizce yeterliği ile milli gelir, yaşam kalitesi, internet kullanımı ve eğitim süresi gibi göstergeler arasında doğrudan korelasyon bulunuyor. Dünya çapında yüksek İngilizce yeterliliğine sahip ülkelerin ekonomileri gelişmeye devam ederken düşük İngilizce seviyesine sahip ülkelerin ekonomilerinde durağanlık ya da düşüş yaşanıyor. bugün uluslararası şirketlerde çalışanların %55’inin günlük konuşmalarda İngilizceyi kullanırlarken, iyi derecede İngilizce bilgisine sahip olan çalışanlar ise %30-50 oranında daha yüksek maaş alıyor. İngilizcenin profesyonel, kültürel ve ekonomik alışverişin kapısını açan önemli bir platform olduğunu belirten Gökhan Özdemir şunları söylüyor:“EF EPI İngilizce Yeterlilik Endeksi, hem dil eğitiminin önemini dünya genelinde bir kez daha gündeme getiriyor hem de ülkemizin dil eğitim politikalarını geliştirirken örnek almamız gereken ülkeleri ortaya koyuyor.Endekste en üst sıralarda yer alan ülkelerin yeterlilik düzeylerini bu seviyeye çıkarmayı nasıl başardıklarına bakmamız gerektiğini düşünüyorum. Ancak bu şekilde, becerileri gittikçe artanbir işgücünün Türkiye’nin ekonomik performansını geliştirebilir veülkenin 2023 hedeflerine ulaşmasında önemli bir adım kaydedebilir. Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nın (TEPAV) Kasım 2013 tarihli Türkiye’deki Devlet Okullarındaİngilizce Dilinin Öğretimine İlişkinUlusal İhtiyaç Analizi araştırmasında, dünyadaki ana iletişim dili olarak İngilizce’yi kullanmanın hemmakroekonomik hem de bireysel düzeyde olumlu etkileri olabileceği vurgulanmıştır. İngilizce dünyadaki Çince (Mandarin) ve İspanyolca konuşanların ardından dünyadaki en yaygın dillerden biridir. İngilizce iletişim kurabiliyor olmak bir ülkenin uzun dönemliekonomik büyüme potansiyelini, o ülkenin inovasyon kapasitesiniartırmak yoluyla da olumlu yönde etkileyebilir. İngilizce öğrenmenin gerekliliği konusunda farkındalık yaratacak kampanyaların devlet tarafından yürütülmesine ve teşvik edilmesine ihtiyacımız var. Ayrıca ailelerin de öğrenme motivasyonundaki rolü büyüktür.
Maalesef günümüz Türkiye’sinde halen İngilizce öğrenmenin gereksiz olduğunu düşünen veliler var.Ayrıcaöğrenmekiçin okullardaki müfredatlarda motivasyonu artıracakunsurlarınçoğaltılmasıgerekli. Hatalarındüzeltilmek yerine birer öğrenme kaynağı olarak görüldüğü ve öğrencilerin hata yapma ya da düşük not alma korkusu konuşabilecekleri iletişim odaklı yaklaşımları daha çok benimsemeliyiz. Bağımsız olarakkonuşmak için güven kazanmalarını sağlamalıyız. Bahsettiğimiz TEPAV araştırmasında da öncelikle başarısız olan mevcut bu gramer tabanlı öğretimyaklaşımından iletişim kurmaya yönelik bir yaklaşıma geçiş olası hareket planının ilk adımı olarak konumlanmıştır.”
Ülkemizin İngilizce seviyesini ortaya koymasıyla ilgi toplayan EF English Proficiency (EPI) İngilizce Yeterlilik Endeksinde 63 ülkenin İngilizce yeterlilik seviyeleri sıralandı. Analize göre, Türkiye’nin İngilizce seviyesi oldukça düşük.
Türkiye, İngilizce yeterlilik puanını son yedi yılda tam 10.14 puan artırarak Avrupa’daki ülkeler arasında İngilizcesini en çok geliştiren ülke oldu; ancak en düşük seviyede yer alması nedeniyle bu artış onu yukarı taşımaya yetmedi. Ülkemiz 27 ve 29. sıradaki Fransa ve İtalya’nın ardından 47’nci sırada yer alarak Avrupa sonuncusu oldu.
Ülkelerin yeterlilik düzeylerinin 5 kategoriye ayrıldığı indekste,bu yıl Türkiye’nin İngilizce yeterlilik düzeyi 5. sırada, yani en düşük seviyede yer alıyor. Türkiye, son yedi yılda Avrupa’da İngilizcesini en çok geliştiren ülke olsa da bir önceki indekse göre ülkemizin gerilediği görünüyor. Geçen sene 60 ülke arasında 41. sırada yer alan ülkemiz bu yıl 63 ülke arasında 47. sırada yer alıyor.
İndeksin ilk sırasında Danimarka bulunurken son sırayı Irak alıyor. Beş seviye grubuna ayrılan listenin ilk sıralarında İskandinav ülkeleri yer alıyor. Dünyada ikinci dil olarak en iyi İngilizce konuşanlar Avrupa ülkeleri olurken, Asya’nın da dil eğitimine önemli miktarda yatırım yaptığı görülüyor. Gelişmekte olan pazarlarıyla ekonomik alanda ülkemizin en yakın rakipleri olarak gösterilen Çin ve Brezilya’nın da bu sene sıralamada 37. ve 38. olarak Türkiye’yi geçtikleri görülüyor. Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkeleri ise gerileyişini sürdürüyor. Bu yıl farklı demografik özelliklere sahip 750 bin kişinin katıldığı İngilizce yeterlilik testi sonuçları Avrupa Ortak Dil Çerçevesi kapsamında değerlendirildi.
EF Education First “İngilizce Yeterlilik Endeksi”
En Yüksek Yeterlilik Seviyesi
En Düşük Yeterlilik Seviyesi
Sıra Ülke Sıra Ülke
1 Danimarka 45 Ürdün
2 Hollanda 46 Katar
3 İsveç 47 Türkiye
4 Finlandiya 48 Tayland
5 Norveç 49 Sri Lanka
6 Polonya 50 Venezuela
7 Avusturya 63 Irak
Dünyada ise 2007-2013 yılları arasındaki gelişimin de değerlendirildiği İngilizce Yeterlilik Endeksi analizine göre, Kazakistan’ın ardından 2. sırada yer aldı. Yaklaşık 6.5 milyon testin incelendiği yedi yıllık analizde, Türkiye son yedi yıl içinde puanını yüzde 10,14 artırarak 2007'de elde ettiği ilk derecesi olan 37,66'yı, 2013 yılında 49,52'ye çıkarttı.
2007-2013 Arasındaki Gelişim
Sıra Ülke Gelişim Trendi
1 Kazakistan +11.23
2 Türkiye +10,14
3 Polonya +9.64
4 Dominik Cumhuriyeti +8.75
5 Tayland +8.38
6 Endonezya +7.96
Türkiye’deki kadınlar erkeklere göre daha iyi İngilizce konuşuyor
Analize göre, Türkiye’de yetişkinlerin İngilizce seviyesi zayıf olmasına rağmen hızlı bir şekilde gelişim gösteriyor. Türkiye, yeterlilik puanını son yedi yılda tam 10.14 puan artırarak Avrupa’daki ülkeler arasında İngilizcesini en çok geliştiren ülke oldu. Türkiye’deki kadınların erkeklere göre daha iyi İngilizce konuştuğu da belgelendi. Tüm dünya ortalamasına bakıldığında kadınlar 53.53 puanla, ortalama 50.75 puan alan erkekleri geride bırakırken Türkiye’de cinsiyete göre İngilizce seviyesindeki fark ortalamaya göre daha fazla farklılık gösteriyor. Türkiye’de kadınların ortalama EFI puanı 50.14 olurken erkeklerin ortalama puanı 45.58. Nesiller arasındaki İngilizce yeterlilik seviyesindeki farka bakıldığında, diğer ülkelerle benzer bir trend gösteren Türkiye’de en iyi İngilizce seviyesinin 24-44 yaş arasındaki yetişkinlerde olduğu görülüyor.
Ülkemizde İngilizce eğitiminin niteliğiyle ilgili tespitlerde bulunan EF Education First Uluslararası Dil Merkezleri Türkiye Ülke Müdürü Gökhan Özdemir’e göre İngilizce yeterliği ile milli gelir, yaşam kalitesi, internet kullanımı ve eğitim süresi gibi göstergeler arasında doğrudan korelasyon bulunuyor. Dünya çapında yüksek İngilizce yeterliliğine sahip ülkelerin ekonomileri gelişmeye devam ederken düşük İngilizce seviyesine sahip ülkelerin ekonomilerinde durağanlık ya da düşüş yaşanıyor. bugün uluslararası şirketlerde çalışanların %55’inin günlük konuşmalarda İngilizceyi kullanırlarken, iyi derecede İngilizce bilgisine sahip olan çalışanlar ise %30-50 oranında daha yüksek maaş alıyor. İngilizcenin profesyonel, kültürel ve ekonomik alışverişin kapısını açan önemli bir platform olduğunu belirten Gökhan Özdemir şunları söylüyor:“EF EPI İngilizce Yeterlilik Endeksi, hem dil eğitiminin önemini dünya genelinde bir kez daha gündeme getiriyor hem de ülkemizin dil eğitim politikalarını geliştirirken örnek almamız gereken ülkeleri ortaya koyuyor.Endekste en üst sıralarda yer alan ülkelerin yeterlilik düzeylerini bu seviyeye çıkarmayı nasıl başardıklarına bakmamız gerektiğini düşünüyorum. Ancak bu şekilde, becerileri gittikçe artanbir işgücünün Türkiye’nin ekonomik performansını geliştirebilir veülkenin 2023 hedeflerine ulaşmasında önemli bir adım kaydedebilir. Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nın (TEPAV) Kasım 2013 tarihli Türkiye’deki Devlet Okullarındaİngilizce Dilinin Öğretimine İlişkinUlusal İhtiyaç Analizi araştırmasında, dünyadaki ana iletişim dili olarak İngilizce’yi kullanmanın hemmakroekonomik hem de bireysel düzeyde olumlu etkileri olabileceği vurgulanmıştır. İngilizce dünyadaki Çince (Mandarin) ve İspanyolca konuşanların ardından dünyadaki en yaygın dillerden biridir. İngilizce iletişim kurabiliyor olmak bir ülkenin uzun dönemliekonomik büyüme potansiyelini, o ülkenin inovasyon kapasitesiniartırmak yoluyla da olumlu yönde etkileyebilir. İngilizce öğrenmenin gerekliliği konusunda farkındalık yaratacak kampanyaların devlet tarafından yürütülmesine ve teşvik edilmesine ihtiyacımız var. Ayrıca ailelerin de öğrenme motivasyonundaki rolü büyüktür.
Maalesef günümüz Türkiye’sinde halen İngilizce öğrenmenin gereksiz olduğunu düşünen veliler var.Ayrıcaöğrenmekiçin okullardaki müfredatlarda motivasyonu artıracakunsurlarınçoğaltılmasıgerekli. Hatalarındüzeltilmek yerine birer öğrenme kaynağı olarak görüldüğü ve öğrencilerin hata yapma ya da düşük not alma korkusu konuşabilecekleri iletişim odaklı yaklaşımları daha çok benimsemeliyiz. Bağımsız olarakkonuşmak için güven kazanmalarını sağlamalıyız. Bahsettiğimiz TEPAV araştırmasında da öncelikle başarısız olan mevcut bu gramer tabanlı öğretimyaklaşımından iletişim kurmaya yönelik bir yaklaşıma geçiş olası hareket planının ilk adımı olarak konumlanmıştır.”
Öğretmenler ve öğrencilere açık ve ücretsiz
EF Yurtdışı Dil Okulları’nın Akademik Araştırma Ekibi tarafından oluşturulan EF English Proficiency Sınavı, her yıl milyonlarca yetişkinin İngilizce bilgisini Avrupa Ortak Dil Çerçevesi kapsamında ücretsiz ölçüyor. Katılımcılar hem dünyadaki hem ülkemizdeki İngilizce sıralamalarını bu sınavla öğrenebiliyor. Sınava katılmak için tek yapmak gereken www.ef.com.tr/epiadresini ziyaret etmek ve sınavda gerekli olan mikrofon ve kulaklığı hazırlamak. Sınav öğretmen ve öğrencilere kendilerinin ve sınıflarının İngilizce seviyelerini ölçmek için hızlı, kolay ve her yerden erişilebilir bir araç sunuyor. (milliyet.com.tr)
Ortak sınavlar için tüm öğretmenler göreve çağrıldı
Milli Eğitim Bakanlığı, TEOG kapsamında yapılacak ortak sınavlarda görevli olmayan dahil tüm öğretmenlerin okullarda hazır bulunmasını istedi.
Milli eğitim Bakanlığı (MEB), Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) sistemi kapsamında yapılacak ortak sınavlarda görevli olmayan ancak okulda dersi olan öğretmenlerin de sınav günlerinde en geç 09.00'da okullarında hazır bulunmalarını istedi. Sınav başladıktan sonra görevine ihtiyaç duyulmayan öğretmenler okuldan ayrılacak.
TEOG kapsamında, 8. sınıf öğrencilerinin gireceği merkezi ortak sınavlar, birinci dönem 26-27 Kasım'da, mazeret sınavı 13-14 Aralık'ta yapılacak. İkinci dönem ise merkezi ortak sınav 29-30 Nisan 2015'te, mazeret sınavı ise 16-17 Mayıs 2015'te gerçekleştirilecek. Sınavda öğrencilere dört ayrı kitapçık verilecek.
Ortak sınavlar öncesi, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından illere genelge gönderildi.
Genelgeye göre, ortak sınavlarda görevlendirilecek öğretmenlerin kendi okulları ve branşları haricinde görevlendirilmelerine dikkat edilecek.
Ortak sınavların yapıldığı günlerde sınavların yapıldığı okulda ders yapılmayacak.
Ortak sınavlarda görevli olmayan ancak o gün dersi olan okulun öğretmenleri de sınavların yapıldığı gün en geç 09.00’da kendi okullarında hazır bulunacak. Sınav başladıktan sonra görevine ihtiyaç duyulmayan öğretmenler okuldan ayrılacak.
Özel durumları nedeniyle (bina değişikliği gibi) kendi okullarında sınava giremeyen ve sınava girebilmeleri için bütün öğrencileri bir başka okula yerleştirilen okul idarecilerinden en az birinin bu sınavın gerçekleştirileceği okulda, bina sınav komisyonunda görevlendirilmesine dikkat edilecek. Bu öğrenciler için önceden basılmış sınav evrakı geçerli olacak.
Özel okullarda yapılacak sınavlar için MEB'in kadrolu öğretmenlerinin bina sınav komisyonu, salon başkanı, gözetmen olarak görevlendirilmeleri ve sınav yapılan özel okulun yöneticilerinden olmak üzere en az iki idarecinin de bina sınav komisyonuna yardımcı olacak şekilde binada bulunması sağlanacak.
Milli Eğitim Müdürlükleri kararı verecek
Naklen yer değişikliği ve benzeri hallere bağlı zorunlu ikamet değiştiren, başka il ve ilçelerdeki okullara nakil olan veya ailesi tarım işçisi olarak çalışan öğrencilerin durumları, Rehberlik Araştırma Merkezleri tarafından sisteme işlenemeyen, sınavda özel hizmet alması gereken öğrencilerin durumları, cezaevlerinde tutuklu veya hükümlü bulunan 8. sınıf öğrencilerinin durumları, yurt dışında MEB'e bağlı olmayan okullarda öğrenim gören 8. sınıf öğrencilerinden sınava girme talebinde bulunanların durumları ve açık öğretim ortaokulu öğrencilerinden sınava girme talebinde bulunanların durumları da milli eğitim müdürlükleri tarafından değerlendirilecek.
Bu durumdaki öğrencilerin, bulundukları il ve ilçelerdeki sınav merkezlerinin yedek salonlarında, evde, hastanede veya cezaevinde gerekli tedbirler alınarak sınava alınmaları sağlanacak.
Milli eğitim Bakanlığı (MEB), Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) sistemi kapsamında yapılacak ortak sınavlarda görevli olmayan ancak okulda dersi olan öğretmenlerin de sınav günlerinde en geç 09.00'da okullarında hazır bulunmalarını istedi. Sınav başladıktan sonra görevine ihtiyaç duyulmayan öğretmenler okuldan ayrılacak.
TEOG kapsamında, 8. sınıf öğrencilerinin gireceği merkezi ortak sınavlar, birinci dönem 26-27 Kasım'da, mazeret sınavı 13-14 Aralık'ta yapılacak. İkinci dönem ise merkezi ortak sınav 29-30 Nisan 2015'te, mazeret sınavı ise 16-17 Mayıs 2015'te gerçekleştirilecek. Sınavda öğrencilere dört ayrı kitapçık verilecek.
Ortak sınavlar öncesi, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından illere genelge gönderildi.
Genelgeye göre, ortak sınavlarda görevlendirilecek öğretmenlerin kendi okulları ve branşları haricinde görevlendirilmelerine dikkat edilecek.
Ortak sınavların yapıldığı günlerde sınavların yapıldığı okulda ders yapılmayacak.
Ortak sınavlarda görevli olmayan ancak o gün dersi olan okulun öğretmenleri de sınavların yapıldığı gün en geç 09.00’da kendi okullarında hazır bulunacak. Sınav başladıktan sonra görevine ihtiyaç duyulmayan öğretmenler okuldan ayrılacak.
Özel durumları nedeniyle (bina değişikliği gibi) kendi okullarında sınava giremeyen ve sınava girebilmeleri için bütün öğrencileri bir başka okula yerleştirilen okul idarecilerinden en az birinin bu sınavın gerçekleştirileceği okulda, bina sınav komisyonunda görevlendirilmesine dikkat edilecek. Bu öğrenciler için önceden basılmış sınav evrakı geçerli olacak.
Özel okullarda yapılacak sınavlar için MEB'in kadrolu öğretmenlerinin bina sınav komisyonu, salon başkanı, gözetmen olarak görevlendirilmeleri ve sınav yapılan özel okulun yöneticilerinden olmak üzere en az iki idarecinin de bina sınav komisyonuna yardımcı olacak şekilde binada bulunması sağlanacak.
Milli Eğitim Müdürlükleri kararı verecek
Naklen yer değişikliği ve benzeri hallere bağlı zorunlu ikamet değiştiren, başka il ve ilçelerdeki okullara nakil olan veya ailesi tarım işçisi olarak çalışan öğrencilerin durumları, Rehberlik Araştırma Merkezleri tarafından sisteme işlenemeyen, sınavda özel hizmet alması gereken öğrencilerin durumları, cezaevlerinde tutuklu veya hükümlü bulunan 8. sınıf öğrencilerinin durumları, yurt dışında MEB'e bağlı olmayan okullarda öğrenim gören 8. sınıf öğrencilerinden sınava girme talebinde bulunanların durumları ve açık öğretim ortaokulu öğrencilerinden sınava girme talebinde bulunanların durumları da milli eğitim müdürlükleri tarafından değerlendirilecek.
Bu durumdaki öğrencilerin, bulundukları il ve ilçelerdeki sınav merkezlerinin yedek salonlarında, evde, hastanede veya cezaevinde gerekli tedbirler alınarak sınava alınmaları sağlanacak.
MEB TEOG sınav tarihlerini açıkladı!
MEB 8. sınıflar için düzenlenen TEOG sınav tarihleri ve merkezi ortak sınavlarda çıkacak konuları açıkladı. Milli Eğitim Bakanlığı resmi sitesi üzerinden konuları ayrıntılı olarak görebilirsiniz. İşte TEOG sınav tarihleri..
MEB tarafından yapılan açıklamaya göre TEOG sınavları ilk gün Türkçe, Matematik ve Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi sınavları olarak yapılacak. İkinci günü ise Fen ve Teknoloji, T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük ve Yabancı Dil derslerinden sınavlar yapılacak.
BU YIL İTİRAZ 20 TL!
Geçen yıl 10 TL olan itiraz bedeli bu yıl 20 TL oldu. Kılavuzda, “Elektronik ortamda yapılan itirazlar öğrenci velisi tarafından interaktif hesap aracılığıyla elektronik ortamdan, yapılan itirazların incelenmesi için ise öğrenci velisi tarafından T.C.Ziraat Bankası, Türkiye Vakıflar Bankası ve Türkiye Halk Bankası şubelerinden herhangi birine, “Kurumsal Tahsilât Programı” aracılığıyla 20 TL (Yirmi TL KDV Dâhil) yatırılması gerekmektedir.” deniliyor.
YURTDIŞINDAKİ ÖĞRENCİLER TEOG'A NASIL GİRECEK?
Yurt dışında öğrenimlerini sürdüren öğrenciler bulundukları ülkedeki eğitim ataşeliklerinde ya da elçiliklerde onaylattıkları denklik belgesine göre ortak sınavlara girebilecek.
Özel eğitim ihtiyacı olan öğrencilerin sınavlarda özelliklerine uygun hizmet alabilmeleri için; örgün eğitime devam edenler okul müdürlüğünün bağlı bulunduğu RAM'a, açık öğretim ortaokuluna devam edenlerin ise açık öğretim ortaokulu müdürlüğüne birinci dönem için 9 Ekim 2014, ikinci dönem için ise 3 Mart 2015 tarihi mesai bitimine kadar müracaat edebilecek.
Az gören öğrenciler ve işitme engelli öğrenciler, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan öğrenciler, özel öğrenme güçlüğü olan öğrenciler, yaygın gelişimsel bozukluğu olan öğrenciler, bedensel engelli öğrenciler, zihinsel engelli çocuklar, istekte bulunmaları halinde tek kişilik sınıflarda, total düzeyde görme engelli öğrenciler, süreğen hastalığı olan öğrenciler, okuyucu ve kodlayıcı eşliğinde tek kişilik sınıflarda sınavlara alınacak. TÜBİTAK tarafından gerçekleştirilen uluslararası bilim olimpiyatları ve matematik olimpiyat sınavlarında, ulusal elemelerden geçtikten sonra Türkiye'yi temsil etme hakkı kazanmış olan öğrencilere, katıldıkları yılın yılsonu başarı puanlarına belirlenen oranda ek puan verilecek.
8. sınıf TEOG sınav tarihleri
Sınıf Dönem Sınav Tarihleri Mazeret Sınavı Tarihleri Sınav Sonuçlarının İlanı
8.Sınıf I.Dönem 26-27 Kasım 2014 14-15 Aralık 2014 Ocak 2014
8.Sınıf II.Dönem 28-29 Nisan 2014 10-11 Mayıs 2014 Haziran 2014
Ortak Sınavlar 1.Gün Oturumları
Ders Adı Başlama Saati Soru Sayısı Süresi
TÜRKÇE 09:00 20 40 Dakika
MATEMATİK 10:10 20 40 Dakika
DİN KÜLTÜRÜ 11:20 20 40 Dakika
Ortak Sınavlar 2.Gün Oturumları
Ders Adı Başlama Saati Soru Sayısı Süresi
FEN ve TEKNOLOJİ 09:00 20 40 Dakika
T.C. İnkılâp Tarihi 10:10 20 40 Dakika
YABANCI DİL 11:20
MEB tarafından yapılan açıklamaya göre TEOG sınavları ilk gün Türkçe, Matematik ve Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi sınavları olarak yapılacak. İkinci günü ise Fen ve Teknoloji, T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük ve Yabancı Dil derslerinden sınavlar yapılacak.
BU YIL İTİRAZ 20 TL!
Geçen yıl 10 TL olan itiraz bedeli bu yıl 20 TL oldu. Kılavuzda, “Elektronik ortamda yapılan itirazlar öğrenci velisi tarafından interaktif hesap aracılığıyla elektronik ortamdan, yapılan itirazların incelenmesi için ise öğrenci velisi tarafından T.C.Ziraat Bankası, Türkiye Vakıflar Bankası ve Türkiye Halk Bankası şubelerinden herhangi birine, “Kurumsal Tahsilât Programı” aracılığıyla 20 TL (Yirmi TL KDV Dâhil) yatırılması gerekmektedir.” deniliyor.
YURTDIŞINDAKİ ÖĞRENCİLER TEOG'A NASIL GİRECEK?
Yurt dışında öğrenimlerini sürdüren öğrenciler bulundukları ülkedeki eğitim ataşeliklerinde ya da elçiliklerde onaylattıkları denklik belgesine göre ortak sınavlara girebilecek.
Özel eğitim ihtiyacı olan öğrencilerin sınavlarda özelliklerine uygun hizmet alabilmeleri için; örgün eğitime devam edenler okul müdürlüğünün bağlı bulunduğu RAM'a, açık öğretim ortaokuluna devam edenlerin ise açık öğretim ortaokulu müdürlüğüne birinci dönem için 9 Ekim 2014, ikinci dönem için ise 3 Mart 2015 tarihi mesai bitimine kadar müracaat edebilecek.
Az gören öğrenciler ve işitme engelli öğrenciler, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan öğrenciler, özel öğrenme güçlüğü olan öğrenciler, yaygın gelişimsel bozukluğu olan öğrenciler, bedensel engelli öğrenciler, zihinsel engelli çocuklar, istekte bulunmaları halinde tek kişilik sınıflarda, total düzeyde görme engelli öğrenciler, süreğen hastalığı olan öğrenciler, okuyucu ve kodlayıcı eşliğinde tek kişilik sınıflarda sınavlara alınacak. TÜBİTAK tarafından gerçekleştirilen uluslararası bilim olimpiyatları ve matematik olimpiyat sınavlarında, ulusal elemelerden geçtikten sonra Türkiye'yi temsil etme hakkı kazanmış olan öğrencilere, katıldıkları yılın yılsonu başarı puanlarına belirlenen oranda ek puan verilecek.
8. sınıf TEOG sınav tarihleri
Sınıf Dönem Sınav Tarihleri Mazeret Sınavı Tarihleri Sınav Sonuçlarının İlanı
8.Sınıf I.Dönem 26-27 Kasım 2014 14-15 Aralık 2014 Ocak 2014
8.Sınıf II.Dönem 28-29 Nisan 2014 10-11 Mayıs 2014 Haziran 2014
Ortak Sınavlar 1.Gün Oturumları
Ders Adı Başlama Saati Soru Sayısı Süresi
TÜRKÇE 09:00 20 40 Dakika
MATEMATİK 10:10 20 40 Dakika
DİN KÜLTÜRÜ 11:20 20 40 Dakika
Ortak Sınavlar 2.Gün Oturumları
Ders Adı Başlama Saati Soru Sayısı Süresi
FEN ve TEKNOLOJİ 09:00 20 40 Dakika
T.C. İnkılâp Tarihi 10:10 20 40 Dakika
YABANCI DİL 11:20
19 Kasım 2014 Çarşamba
Üniversiteliye yeni af Meclis’ten çıktı
TÜRKİYE Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) kurulmasına ilişkin yasa, Meclis Genel Kurulu’nda eklenen yeni torba hükümlerle genişletilerek kabul edildi.
Yasaya göre TÜSEB bünyesinde Türkiye Kanser Enstitüsü, Türkiye Biyoteknoloji Enstitüsü, Türkiye Anne, Çocuk ve Ergen Sağlığı Enstitüsü, Türkiye Kronik Hastalıklar Enstitüsü, Türkiye Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Enstitüsü, Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü kurulacak. Enstitü Başkanı, Sağlık Bakanı’nın teklifi üzerine Başbakan tarafından atanacak. Başkanlık, görevleri kapsamında Ar-Ge konuları için gerekli gördüğü her türlü bilgiyi, kamu kurum ve kuruluşları ile vakıflara ait olanlar dahil tüm yükseköğretim kurumlarından talep edebilecek. Kamu kurum ve kuruluşlarında kadrolu olarak çalışanlar, başkan tarafından, yapılacak çalışmanın kapsamı ve süresi de dikkate alınarak en çok 3 yıl süreyle TÜSEB’de görevlendirilebilecek. Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, “Tarihi gelecekte Türkiye’nin sağlık alanındaki dinamiklerine çok önemli katkıları olacaktır” dedi.
AF VE ATILMA ŞARTLARI
Yasaya eklenen maddelere göre, üniversitelerde, yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce ilişiği kesilen öğrenciler 5 ay içinde geri dönebilecek. Öğrenciler ilişiklerinin kesildiği program üniversitede var ise bu yıl bahar döneminde, eğer yoksa üniversitelerin açıldığı ekim ayında öğrenim görmeye başlayacak. Öğretim dili tamamen Türkçe olan programlarda mesleki yabancı dil dersleri dışında zorunlu yabancı dil hazırlık sınıfı açılamayacak. Ancak üniversite yetkili kurullarının kararı ve YÖK’ün onayı ile isteğe bağlı olarak yabancı dil hazırlık sınıfı eğitimi verilebilecek. Hazırlık sınıfında başarılı olamayan öğrencilerin ilişikleri kesilemeyecek ve eğitimlerine devam edecekler.
YÖK ONAYIYLA ATMA
Üniversite öğrencileri 2 yıllık ön lisans programlarını azami 4 yıl, 4 yıllık lisans programlarını azami 7 yıl, 5 yıllık lisans programlarını azami 8 yıl, 6 yıllık lisans programlarını azami 9 yıl içinde tamamlamak zorunda. Azami süreler içerisinde katkı payı veya öğrenim ücretinin ödenmemesi ile kayıt yenilenmemesi nedeniyle öğrencilerin ilişikleri kesilemeyecek. Ancak üniversite yetkili kurullarının kararı ve YÖK’ün onayı ile 4 yıl üst üste katkı payı veya öğrenim ücretinin ödenmemesi ve kayıt yenilenmemesi nedeniyle öğrencilerin üniversiteyle ilişiği kesilecek. Düzenlemenin gerekçesi “Azami süreler içerisinde katkı payı veya öğrenim ücretinin ödenmemesi ile kayıt yenilenmemesi sebebiyle öğrencilerin ilişiklerinin kesilmemesi esas olmakla beraber, öğrencilerin eğitime devam edip etmeyecekleri bilinmeksizin bu kadar uzun süreler kayıtlarının devam etmesi, üniversiteleri kontenjanları ve bütçe planlamalarını gerçekçi olarak yapamaz duruma getirecektir” diye açıklandı.
NİTELİKLİ OPERASYON ZAMMI
Devlet hastaneleri, araştırma hastanelerinde, organ nakli, nitelikli yoğun bakım hizmetleri, kök hücre ve kemik iliği nakli gibi yüksek eğitim ve beceri gerektiren operasyonlarla ilgili hekimlere yapılacak ek ödemeler bir kat artırıldı. sağlık bakanlığı’nca, özellikli tıbbi işlemler karşılığı yapılacak ek ödemelerde yüzde 800 ve yüzde 700 oranları bir kat artırılarak uygulanacak. Milli Eğitim Bakanlığı, aday öğretmenlerin sınavlarını yazılı veya yazılı ve sözlü olarak yapabilecek. Veteriner hekimlikte de uzmanlık yapılabilecek. Yeni kurulan devlet üniversitelerinde ortaya çıkan öğretim üyesi açığının kapatılmasına katkıda bulunmak amacıyla vakıf üniversitelerine yapılan görevlendirme 2 yılı geçemeyecek.
TAM GÜN UYUMU
Hekim, diş hekimi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan öğretim üyelerinden mesai saatleri dışında özel muayenehanesinde veya özel hastanelerde görev yapanlara üniversite ödeneği ve ek ödeme verilmeyecek. Ancak bu hekimler, muayenehanelerini kapatır ve özel hastanelerden ayrılmak isterlerse 31 Aralık 2014’e kadar bu konudaki beyanlarını görevli oldukları kurum yönetimlerine bildirmeleri gerekecek. Bu kişilerin en geç 31 Mayıs 2015’e kadar faaliyetleri sona ermiş sayılacak ve çalışma uygunluk belgesi veya izinleri iptal edilecek. Bu süre içerisinde mali hakları ve ek ödemeleri tam olarak ödenecek. Bu düzenleme GATA’da çalışan öğretim üyelerine de uygulanacak. Ancak GATA’daki öğretim üyelerine üniversite ödeneği ile sağlık hizmetleri tazminatı ödenmeyecek. Gerekçede, maddenin, Anayasa Mahkemesi’nin tam gün yasasına ilişkin verdiği kararlara uyum amacıyla düzenlendiği belirtildi.
Yasaya göre TÜSEB bünyesinde Türkiye Kanser Enstitüsü, Türkiye Biyoteknoloji Enstitüsü, Türkiye Anne, Çocuk ve Ergen Sağlığı Enstitüsü, Türkiye Kronik Hastalıklar Enstitüsü, Türkiye Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Enstitüsü, Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü kurulacak. Enstitü Başkanı, Sağlık Bakanı’nın teklifi üzerine Başbakan tarafından atanacak. Başkanlık, görevleri kapsamında Ar-Ge konuları için gerekli gördüğü her türlü bilgiyi, kamu kurum ve kuruluşları ile vakıflara ait olanlar dahil tüm yükseköğretim kurumlarından talep edebilecek. Kamu kurum ve kuruluşlarında kadrolu olarak çalışanlar, başkan tarafından, yapılacak çalışmanın kapsamı ve süresi de dikkate alınarak en çok 3 yıl süreyle TÜSEB’de görevlendirilebilecek. Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, “Tarihi gelecekte Türkiye’nin sağlık alanındaki dinamiklerine çok önemli katkıları olacaktır” dedi.
AF VE ATILMA ŞARTLARI
Yasaya eklenen maddelere göre, üniversitelerde, yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce ilişiği kesilen öğrenciler 5 ay içinde geri dönebilecek. Öğrenciler ilişiklerinin kesildiği program üniversitede var ise bu yıl bahar döneminde, eğer yoksa üniversitelerin açıldığı ekim ayında öğrenim görmeye başlayacak. Öğretim dili tamamen Türkçe olan programlarda mesleki yabancı dil dersleri dışında zorunlu yabancı dil hazırlık sınıfı açılamayacak. Ancak üniversite yetkili kurullarının kararı ve YÖK’ün onayı ile isteğe bağlı olarak yabancı dil hazırlık sınıfı eğitimi verilebilecek. Hazırlık sınıfında başarılı olamayan öğrencilerin ilişikleri kesilemeyecek ve eğitimlerine devam edecekler.
YÖK ONAYIYLA ATMA
Üniversite öğrencileri 2 yıllık ön lisans programlarını azami 4 yıl, 4 yıllık lisans programlarını azami 7 yıl, 5 yıllık lisans programlarını azami 8 yıl, 6 yıllık lisans programlarını azami 9 yıl içinde tamamlamak zorunda. Azami süreler içerisinde katkı payı veya öğrenim ücretinin ödenmemesi ile kayıt yenilenmemesi nedeniyle öğrencilerin ilişikleri kesilemeyecek. Ancak üniversite yetkili kurullarının kararı ve YÖK’ün onayı ile 4 yıl üst üste katkı payı veya öğrenim ücretinin ödenmemesi ve kayıt yenilenmemesi nedeniyle öğrencilerin üniversiteyle ilişiği kesilecek. Düzenlemenin gerekçesi “Azami süreler içerisinde katkı payı veya öğrenim ücretinin ödenmemesi ile kayıt yenilenmemesi sebebiyle öğrencilerin ilişiklerinin kesilmemesi esas olmakla beraber, öğrencilerin eğitime devam edip etmeyecekleri bilinmeksizin bu kadar uzun süreler kayıtlarının devam etmesi, üniversiteleri kontenjanları ve bütçe planlamalarını gerçekçi olarak yapamaz duruma getirecektir” diye açıklandı.
NİTELİKLİ OPERASYON ZAMMI
Devlet hastaneleri, araştırma hastanelerinde, organ nakli, nitelikli yoğun bakım hizmetleri, kök hücre ve kemik iliği nakli gibi yüksek eğitim ve beceri gerektiren operasyonlarla ilgili hekimlere yapılacak ek ödemeler bir kat artırıldı. sağlık bakanlığı’nca, özellikli tıbbi işlemler karşılığı yapılacak ek ödemelerde yüzde 800 ve yüzde 700 oranları bir kat artırılarak uygulanacak. Milli Eğitim Bakanlığı, aday öğretmenlerin sınavlarını yazılı veya yazılı ve sözlü olarak yapabilecek. Veteriner hekimlikte de uzmanlık yapılabilecek. Yeni kurulan devlet üniversitelerinde ortaya çıkan öğretim üyesi açığının kapatılmasına katkıda bulunmak amacıyla vakıf üniversitelerine yapılan görevlendirme 2 yılı geçemeyecek.
TAM GÜN UYUMU
Hekim, diş hekimi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan öğretim üyelerinden mesai saatleri dışında özel muayenehanesinde veya özel hastanelerde görev yapanlara üniversite ödeneği ve ek ödeme verilmeyecek. Ancak bu hekimler, muayenehanelerini kapatır ve özel hastanelerden ayrılmak isterlerse 31 Aralık 2014’e kadar bu konudaki beyanlarını görevli oldukları kurum yönetimlerine bildirmeleri gerekecek. Bu kişilerin en geç 31 Mayıs 2015’e kadar faaliyetleri sona ermiş sayılacak ve çalışma uygunluk belgesi veya izinleri iptal edilecek. Bu süre içerisinde mali hakları ve ek ödemeleri tam olarak ödenecek. Bu düzenleme GATA’da çalışan öğretim üyelerine de uygulanacak. Ancak GATA’daki öğretim üyelerine üniversite ödeneği ile sağlık hizmetleri tazminatı ödenmeyecek. Gerekçede, maddenin, Anayasa Mahkemesi’nin tam gün yasasına ilişkin verdiği kararlara uyum amacıyla düzenlendiği belirtildi.
Etiketler:
eğitim,
haber,
öğrenci,
üniversite,
yök
ALES'e hazırlık için yeni uygulama: 'Sınav Uzmanı'
ALES için sayılı günler kaldı. Sınav Uzmanı uygulaması sayesinde 23 Kasım’da yapılacak ALES sınavına hazırlanan adaylar cep telefonu ve tabletlerinden tüm konuları kendilerine en uygun yoldan öğrenebilecek ve sınava tam olarak hazırlanmış bir şekilde girebilecekler.
Yapay zekâ altyapısıyla adayları sınav tarihine kadar binlerce soru içinden özellikle öğrenmeleri gerekenler ile çalıştıran uygulama sayesinde sıkıcı sınava hazırlık süreçleri tarihe karışıyor.
Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı (ALES) Sonbahar Dönemi kapsamında 23 Kasım 2014 tarihinde yapılacak. Sayısal 1 ve Sayısal 2 bölümlerinde 40’ar, Sözel 1 ve Sözel 2 bölümlerinde 40’ar soru olmak üzere toplamda 160 sorudan oluşacak olan sınav için hazırlıklar, sınav tarihine 10 günden kısa bir süre kala hızlandı. Yılda iki kez yapılan ALES’e Sonbahar Dönemi kapsamında 400 binin üzerinde adayın girmesi bekleniyor. Hazırlanacak konuların çokluğu nedeniyle endişeye kapılan adaylara ise çareyi Türk mühendislerin geliştirdiği mobil uygulama sağlıyor.
Kısa zaman kaldı diye telaşa mahal yok!
Öğrencileri yıllardır zorlayan sınava hazırlık sürecini cep telefonu, tablet gibi mobil cihazlara taşıyan Sınav Uzmanı uygulaması, adayın sınav konularına dair seviyesini belirliyor ve tamamen adayın kendisine özgü bir öğrenme haritası çıkarıyor. “Yapay zekâ” altyapısına sahip uygulama, oluşan bu öğrenme haritasıyla sınav adayını gün be gün yönlendiriyor, belirlenen seviyeye uygun olarak sorduğu sorularla adayın konuları daha iyi kavrayabilmesine olanak tanıyor.
Seviyeni öğren, diğer adaylarla yarışarak motive ol!
Uygulama sosyal ağlarla entegre olabiliyor, bu sayede kullanıcıların "Sınav Uzmanı" uygulaması üzerinden mesajlaşma, birlikte çalışma, karşılıklı soru sorma hatta rekabete varan Yarışma imkânı da bulabiliyor. Oyunsallaştırma özelliğine sahip uygulamayı kullananlar, hazırlık süreçlerinde gösterdikleri başarılara göre “çaylak”, “amatör”, “uzman” ve şampiyon gibi farklı unvanların yanı sıra her aşamada belirli puanlar kazanılıyor.
ALES’e geri sayım başladı!
Uygulamanın ilk modülü 23 Kasım'da yapılacak Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı (ALES) için hazırlandı. ALES’e hazırlanan adaylar, modüllere www.sinavuzmani.com sitesi, Apple AppStore ve Google Play üzerinden akıllı telefonları aracılığıyla erişebiliyor.
Yapay zekâ altyapısıyla adayları sınav tarihine kadar binlerce soru içinden özellikle öğrenmeleri gerekenler ile çalıştıran uygulama sayesinde sıkıcı sınava hazırlık süreçleri tarihe karışıyor.
Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı (ALES) Sonbahar Dönemi kapsamında 23 Kasım 2014 tarihinde yapılacak. Sayısal 1 ve Sayısal 2 bölümlerinde 40’ar, Sözel 1 ve Sözel 2 bölümlerinde 40’ar soru olmak üzere toplamda 160 sorudan oluşacak olan sınav için hazırlıklar, sınav tarihine 10 günden kısa bir süre kala hızlandı. Yılda iki kez yapılan ALES’e Sonbahar Dönemi kapsamında 400 binin üzerinde adayın girmesi bekleniyor. Hazırlanacak konuların çokluğu nedeniyle endişeye kapılan adaylara ise çareyi Türk mühendislerin geliştirdiği mobil uygulama sağlıyor.
Kısa zaman kaldı diye telaşa mahal yok!
Öğrencileri yıllardır zorlayan sınava hazırlık sürecini cep telefonu, tablet gibi mobil cihazlara taşıyan Sınav Uzmanı uygulaması, adayın sınav konularına dair seviyesini belirliyor ve tamamen adayın kendisine özgü bir öğrenme haritası çıkarıyor. “Yapay zekâ” altyapısına sahip uygulama, oluşan bu öğrenme haritasıyla sınav adayını gün be gün yönlendiriyor, belirlenen seviyeye uygun olarak sorduğu sorularla adayın konuları daha iyi kavrayabilmesine olanak tanıyor.
Seviyeni öğren, diğer adaylarla yarışarak motive ol!
Uygulama sosyal ağlarla entegre olabiliyor, bu sayede kullanıcıların "Sınav Uzmanı" uygulaması üzerinden mesajlaşma, birlikte çalışma, karşılıklı soru sorma hatta rekabete varan Yarışma imkânı da bulabiliyor. Oyunsallaştırma özelliğine sahip uygulamayı kullananlar, hazırlık süreçlerinde gösterdikleri başarılara göre “çaylak”, “amatör”, “uzman” ve şampiyon gibi farklı unvanların yanı sıra her aşamada belirli puanlar kazanılıyor.
ALES’e geri sayım başladı!
Uygulamanın ilk modülü 23 Kasım'da yapılacak Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı (ALES) için hazırlandı. ALES’e hazırlanan adaylar, modüllere www.sinavuzmani.com sitesi, Apple AppStore ve Google Play üzerinden akıllı telefonları aracılığıyla erişebiliyor.
18 Kasım 2014 Salı
ÖSYM KPSS-2014/2 tercih kılavuzu yerleştirme işlemi ve boş kadrolar
ÖSYM'nin internet adresinde yayınlanan KPSS-2014/2 tercih kılavuzunda yer alan kurallara göre memur başvuruları için tercihler 17 Kasım'da başladı. Adaylar KPSS tercihlerini 26 Kasım tarihine kadar yapabilecekler. Tercih işlemleri nasıl yapılır ve boş kadrolar nerelerde var ayrıntılar haberimizde..
ÖSYM'nin internet sitesinde yer alan duyuruya göre, Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmelik hükümleri uyarınca bazı kamu kurum ve kuruluşlarının kadro ve pozisyonlarına yerleştirme yapmak amacıyla adaylardan tercih alınacak. Bu amaçla hazırlanan Kamu Personel Seçme Sınavı KPSS-2014/2 tercih kılavuzunda, ortaöğretim, ön lisans ve lisans düzeyleri ayrı olmak üzere tercih yapılabilecek kadro ve pozisyonlar yer alıyor.
Adayların kılavuzda yer alan kadro ve pozisyonları tercih edebilmeleri için 5-6 Temmuz 2014 ve 27-28 Eylül 2014'te yapılmış olan KPSS lisans ve ortaöğretim veya ön lisans oturumlarından birine girmiş ve bu sınavların en az birinden ilgili KPSS puanını almış olmaları gerekiyor.
Adaylar tercihlerini 17-26 Kasım arasında, kılavuzda yer alan kurallara göre, ÖSYM'nin https://ais.osym.gov.tr internet adresinden T.C kimlik numaraları ve şifrelerini kullanarak kendileri yapacak. ÖSYM'ye posta yoluyla gönderilen veya elden verilen tercih listeleri geçerli olmayacak. Tercih süresi uzatılmayacak.
Bu kadro ve pozisyonların kamu kurum ve kuruluşlarına göre dağılımı şu şekilde;
-190 sayılı KHK’ya tabi kurumlar (Üniversiteler hariç) 4.184 adet,
-Üniversiteler 138 adet,
-Kamu İktisadi Teşebbüsleri 745 adet,
Öğrenim bazında kadro pozisyonları ise şu şekilde;
Ortaöğretim 582 adet
Önlisans 770 adet
Lisans 3715 adet
Adayların eğitim bilgileri, ÖSYM aday işlemleri sisteminde (ais.osym.gov.tr) adaya ait kayıt bilgilerinde yer alıyor. Tercih işlemlerinde ve yerleştirmede, ÖSYM tarafından bu bilgiler kullanılacak. Adayların ais.osym.gov.tr adresinden eğitim bilgilerini kontrol ederek tercihlerini yapmaları gerekiyor.
Ayrıca adayların kılavuzda yer alan kadro ve pozisyonları tercih edebilmeleri için 5-6 Temmuz 2014 ve 27-28 Eylül 2014'te yapılmış olan KPSS lisans ve ortaöğretim veya ön lisans oturumlarından birine girmiş ve bu sınavların en az birinden ilgili KPSS puanını almış olmaları gerekiyor.
Yerleştirme işlemlerinde ortaöğretim mezunları için KPSSP94, ön lisans mezunları için KPSSP93 ve lisans mezunları için KPSSP3 puanı kullanılacak.
ÖSYM'nin internet sitesinde yer alan duyuruya göre, Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmelik hükümleri uyarınca bazı kamu kurum ve kuruluşlarının kadro ve pozisyonlarına yerleştirme yapmak amacıyla adaylardan tercih alınacak. Bu amaçla hazırlanan Kamu Personel Seçme Sınavı KPSS-2014/2 tercih kılavuzunda, ortaöğretim, ön lisans ve lisans düzeyleri ayrı olmak üzere tercih yapılabilecek kadro ve pozisyonlar yer alıyor.
Adayların kılavuzda yer alan kadro ve pozisyonları tercih edebilmeleri için 5-6 Temmuz 2014 ve 27-28 Eylül 2014'te yapılmış olan KPSS lisans ve ortaöğretim veya ön lisans oturumlarından birine girmiş ve bu sınavların en az birinden ilgili KPSS puanını almış olmaları gerekiyor.
Adaylar tercihlerini 17-26 Kasım arasında, kılavuzda yer alan kurallara göre, ÖSYM'nin https://ais.osym.gov.tr internet adresinden T.C kimlik numaraları ve şifrelerini kullanarak kendileri yapacak. ÖSYM'ye posta yoluyla gönderilen veya elden verilen tercih listeleri geçerli olmayacak. Tercih süresi uzatılmayacak.
Bu kadro ve pozisyonların kamu kurum ve kuruluşlarına göre dağılımı şu şekilde;
-190 sayılı KHK’ya tabi kurumlar (Üniversiteler hariç) 4.184 adet,
-Üniversiteler 138 adet,
-Kamu İktisadi Teşebbüsleri 745 adet,
Öğrenim bazında kadro pozisyonları ise şu şekilde;
Ortaöğretim 582 adet
Önlisans 770 adet
Lisans 3715 adet
Adayların eğitim bilgileri, ÖSYM aday işlemleri sisteminde (ais.osym.gov.tr) adaya ait kayıt bilgilerinde yer alıyor. Tercih işlemlerinde ve yerleştirmede, ÖSYM tarafından bu bilgiler kullanılacak. Adayların ais.osym.gov.tr adresinden eğitim bilgilerini kontrol ederek tercihlerini yapmaları gerekiyor.
Ayrıca adayların kılavuzda yer alan kadro ve pozisyonları tercih edebilmeleri için 5-6 Temmuz 2014 ve 27-28 Eylül 2014'te yapılmış olan KPSS lisans ve ortaöğretim veya ön lisans oturumlarından birine girmiş ve bu sınavların en az birinden ilgili KPSS puanını almış olmaları gerekiyor.
Yerleştirme işlemlerinde ortaöğretim mezunları için KPSSP94, ön lisans mezunları için KPSSP93 ve lisans mezunları için KPSSP3 puanı kullanılacak.
17 Kasım 2014 Pazartesi
Türkiye’nin en başarılı 10 genci belli oluyor!
JCI “Genç Liderler ve Girişimciler Derneği”nin 1981 yılından bu yana düzenlediği Ten Outstanding Young Persons of the World (Dünyanın en başarılı on genci) yarışmasının Türkiye ayağı olan “TOYP’14: Türkiye’nin En Başarılı On Genci” yarışmasının birincileri 19 Kasım’da Yıldız Teknik Üniversitesi Yıldız Kampüsünde saat 19:30’da düzenlenecek ödül töreninde belli olacak.
Türkiye’de bu sene yirmincisi düzenlenecek olan etkinlikte, iş dünyasından bilime kadar on farklı kategoride hayata geçirdikleri çalışmalarla başarı kazanan ve yaşları 18 ila 40 arasında değişen Türkiye'nin başarılı gençleri20. kez ödüllerini alacak. JCI Türkiye ile bugüne kadar 12 başarılı Türk genci; TOYP Dünya Birinciliği ödülünü almaya hak kazanmıştır. TOYP Ödüllerini bu zamana kadar Türkiye'de Nasuh Mahruki, Tan Sağtürk, Şafak Pavey gibi Türkiye'nin tanınmış isimlerinin almış olmasının yanı sıra, başarılı gençleri alanlarında uzman ve Türkiye'nin sayılı isimlerinden oluşan değerli jüri üyeleri seçmektedir.
Türkiye’nin başarılı gençlerini destekleme amacı taşıyan projenin ana sponsorları arasında Proline Bilişim yer alıyor. Proline Bilişim Strateji ve İş Geliştirme Müdürü Serhan Ünalan, yarışmayla ilgili şu açıklamayı yapıyor: “Türkiye’nin eşsiz potansiyele sahip gençlerini destekleyen bir şirket olarak bu yarışmayı çok anlamlı buluyoruz. Kendine güvenen, girişimci ruha sahip, yenilikçi ve araştırmacı gençlere kariyer fırsatı sunan birçok proje gerçekleştiriyoruz. JCI’ın düzenlediği bu yarışmayla Türkiye için hayati öneme sahip alanlarda başarı göstermiş gençlerimizi onurlandırmak ve geleceğe yönelik planlarında onlara motivasyon kaynağı olabilmek istiyoruz.”
TOYP Başvuru Kategorileri
· İş Dünyası, Ekonomi ve/veya Girişimcilik
· Siyaset, Hukuk ve Kamu Yönetimi
· Bilimsel Önderlik
· Kültürel Başarı
· Çevre Korumacılığı ve Ahlaki Önderlik
· İnsan Haklarına, Çocuklara ve Dünya Barışına Katkı
· İnsanlığa ve Gönüllü Kuruluşlara Hizmet
· Fen ve Teknik Gelişme
· Kişisel Başarı
· Tıbbi Yenilik ve Buluşlar
Türkiye’de bu sene yirmincisi düzenlenecek olan etkinlikte, iş dünyasından bilime kadar on farklı kategoride hayata geçirdikleri çalışmalarla başarı kazanan ve yaşları 18 ila 40 arasında değişen Türkiye'nin başarılı gençleri20. kez ödüllerini alacak. JCI Türkiye ile bugüne kadar 12 başarılı Türk genci; TOYP Dünya Birinciliği ödülünü almaya hak kazanmıştır. TOYP Ödüllerini bu zamana kadar Türkiye'de Nasuh Mahruki, Tan Sağtürk, Şafak Pavey gibi Türkiye'nin tanınmış isimlerinin almış olmasının yanı sıra, başarılı gençleri alanlarında uzman ve Türkiye'nin sayılı isimlerinden oluşan değerli jüri üyeleri seçmektedir.
Türkiye’nin başarılı gençlerini destekleme amacı taşıyan projenin ana sponsorları arasında Proline Bilişim yer alıyor. Proline Bilişim Strateji ve İş Geliştirme Müdürü Serhan Ünalan, yarışmayla ilgili şu açıklamayı yapıyor: “Türkiye’nin eşsiz potansiyele sahip gençlerini destekleyen bir şirket olarak bu yarışmayı çok anlamlı buluyoruz. Kendine güvenen, girişimci ruha sahip, yenilikçi ve araştırmacı gençlere kariyer fırsatı sunan birçok proje gerçekleştiriyoruz. JCI’ın düzenlediği bu yarışmayla Türkiye için hayati öneme sahip alanlarda başarı göstermiş gençlerimizi onurlandırmak ve geleceğe yönelik planlarında onlara motivasyon kaynağı olabilmek istiyoruz.”
TOYP Başvuru Kategorileri
· İş Dünyası, Ekonomi ve/veya Girişimcilik
· Siyaset, Hukuk ve Kamu Yönetimi
· Bilimsel Önderlik
· Kültürel Başarı
· Çevre Korumacılığı ve Ahlaki Önderlik
· İnsan Haklarına, Çocuklara ve Dünya Barışına Katkı
· İnsanlığa ve Gönüllü Kuruluşlara Hizmet
· Fen ve Teknik Gelişme
· Kişisel Başarı
· Tıbbi Yenilik ve Buluşlar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








