13 Nisan 2015 Pazartesi

Ortaokul 5’ler, yabancı dil hazırlık sınıfı oluyor

Milli Eğitim Bakanlığı, bir türlü istenilen seviyeye getirilemeyen yabancı dil dersi sorununu çözmek için önemli bir karara imza atmaya hazırlanıyor.


Eğitim çevrelerinde “devrim” gibi bir karar olarak konuşulan bu çalışmayla 5’inci sınıflar, yabancı dil hazırlık sınıfı olacak. Haftalık 35 ders saatinin 22-23 saati yabancı dile, 6 saati Türkçeye ayrılacak. Beden eğitimi, müzik, görsel sanatlar, bilişim-teknoloji, yazılım gibi dersleri öğrenciler almaya devam edecek. Yapılan çalışmaya göre esnek bir program hazırlandı. İlk etapta isteyen kolejler bunu uygulayabilecek, daha sonra projenin tüm devlet okullarına yaygınlaştırılması bekleniyor.

Bakanlık bürokratlarının 1.5 yıldır üzerinde çalıştığı ve hatta zaman zaman yurtdışında incelemede bulunduğu bu proje için akademisyenlerle görüşüldü, pedagoglardan görüş alındı. Ve yabancı dili öğretmek için en uygun yaş grubunun 11, yani 5’inci sınıf olduğuna karar verildi.

Sistem, aslında geçmiş yıllarda bazı kolejlerde ve Anadolu liselerinde hayata geçirilen hazırlık sınıfı benzeri bir uygulama. Ortaokul 5’inci sınıflarda başlanacak sisteme göre öğrenciler en verimli çağında bir yabancı dili yoğun şekilde öğrenmiş olacak. Bakanlık, başta İngilizce olmak üzere diğer dillerde de eğitim yapılabileceğini belirtiyor. Yapılan çalışmaya göre, imam hatip ortaokulları da ilk sınıflarında dilerse Arapça hazırlık sınıfı yapacak.

KADRO VE ALTYAPI SORUNU ÇÖZÜLECEK

Alınan bilgiye göre ilk etapta isteyen kolejler bu konuda başvuruda bulunduktan sonra programları onaylanacak, devlet okulları ise kadro ve altyapı sorunları çözüldükten sonra uygulamaya geçebilecek. 5’inci sınıfta yer alan matematik, Türkçe, fen ve teknoloji gibi temel dersler de sırasıyla 6, 7 ve 8’inci sınıflara eklenecek. Böylece öğrenciler yıl kaybı olmadan bir dili öğrenmiş olacak.
Hazırlık sınıfı için program çalışmaları henüz tamamlanmadı. Temel derslerin bir kısmı da
programa alınabilir.

Hazırlık 5’inci sınıfta ideal

Cem Gülan (Türkiye Özel Okullar Birliği  Eşbaşkanı): Gücü yeten yapsın. İlk etapta zorunlu olmaması gerekir. İsteyen uygulasın. Devlet de en kısa zamanda umarım buna geçer. Gayet iyi bir uygulama olur. Bizlerin talep ettiği bir şeydi. Yabancı dil öğretimine ne kadar küçük yaşta başlanırsa o derece kaliteli öğrenme sağlanır. Geçmişte 5’inci sınıf sonundaki hazırlık sınıfında yabancı dil öğrenenler ile ilköğretimin içinde öğrenenler arasında konuşma, anlama, yazma ve gramer açısından ciddi fark var. Hazırlık küçük yaşa yani 5’inci sınıfa inerse daha anlamlı olur. Mevcut derslerin terimlerinin öğrenilmesi de yararlı olur. Bu yaşta çocuklar iyi yabancı dil öğrenebilir.

Yeterli ve yetkin öğretmeni olanlar hemen geçebilir

Sevinç Atabay (TED Genel Müdürü): 11 yaşta kendi Türkçesini oturttuğu için o yaşta başlayan ikinci dil öğrenimi, çocukta kalıcı oluyor. Bilimsel olarak da ispatlanmış bir durum. Ülkemizde önceki yıllarda Anadolu liselerinin önündeki hazırlıkla bu denenmiş ve başarılı sonuçları görülmüştü. Hazırlık sınıfını koyduğumuzda da, dört temel dil becerisinin (dinleme, okuma, anlama, konuşma) hazırlanacak programlarda yer alması gerekir. Yeterli sayıda ve yetkin öğretmenleri olan okulların bu sisteme geçmesi de hiç zor olmaz.

İsteyen okullar başlamalı

Suzan Sevgi (Notre Dame De Sion Lisesi Türk Müdür Başyardımcısı): Yabancı dil eğitiminin olabildiğince küçük yaşta başlaması, yoğun bir şekilde ve öğrencinin bilişsel düzeyine uygun bir programla verilmesi, her zaman faydalıdır. Birinci yabancı dili Fransızca olan ilkokulların öğrencileri, anasınıfından itibaren bu dili öğreniyor, ancak dildeki eksikleri telafi etmenin yolu olmadığından bu okullara ara sınıftan öğrenci alınamıyor. Böyle bir sistem uygulanırsa ortaokulların 5. sınıfına yeni öğrenci kaydedilerek bir yıl dil öğrenimine ayrılabilir. Uygulamanın ilk yıl devlet okulları arasında pilot okullar seçilerek, özel okullar arasında ise isteyenlerin başlaması şeklinde olmasını daha doğru buluyorum.

İyi planlama gerekiyor

Prof. Dr. Belma Haznedar (Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yabancı Diller Bölüm Başkanı): Yabancı dil eğitimi kanayan yara. Ne kadar sistematik yapılacak? Nasıl bir program öngörülüyor? Öğretmen eğitimi anlamında nasıl bir çalışmaları var? Bu soruların yanıtının açıklanması gerekiyor. Dünyadaki yabancı dil öğretimindeki gelişmelere bakılınca, sadece dili soyutlayıp eğitim vermek yerine müfredatta yer alan derslerle ilişkilendirmeye, ‘içerik temelli yabancı dil öğretimi’ diyoruz. Öğrenciyi bütünüyle diğer derslerinden çıkarıp yoğun hazırlığa almak yerine, öyle güzel bir program hazırlanmalı ki, derslerle bağlantı kurulmalı. Ön çalışma gerekir. Öğretmenler, ciddi eğitimden geçmeli. Gramer odaklı eğitim herhalde düşünülmüyordur. İzole bir dil eğitimi başarılı olsaydı, Türkiye dünya birincisi olurdu. Bu sistemin çalışmadığı aşikâr. İçerik temelli dil öğretimi olmalı.

Doğru çalışma planı nasıl hazırlanır?
Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Naciye Aksoy, doğru çalışma planı hazırlanması konusunda bilgi verdi.

1) Doğru ders çalışma planı nasıl hazırlanır?
Her öğrencinin ilgileri, ihtiyaçları, yetenekleri, gelişim düzeyleri, olanakları ve aile koşulları farklı olduğu için herkes için geçerli olabilecek sihirli bir plan yok. İyi bir ders çalışma planı için öğrencinin yakından tanınması gerekiyor. İlgileri, zevkleri, hangi saatlerde yemek yediği, eğlendiği, dinlendiği, uyuduğu, hangi dersleri severek, isteyerek çalıştığı, hangilerini anlamakta zorlandığı, okul-ev arasında geçen zaman, sosyal etkinlikler gibi. Bu planlar haftalık olmalı. Ders çalışma planı okulda öğrenilen konuların tekrarı, değerlendirme çalışmaları ve yeni konulara hazırlık şeklinde düzenlenmeli. Zorlanılan derslere planda öncelik verilmeli; bu dersleri zevkli hale getirmek için mümkünse teknolojik ve çevresel olanaklardan destek alınmalı. Derslere ayrılan zaman ilkokul düzeyinde 15-20 dakika, ortaokul düzeyinde 30-40 dakika, lise düzeyinde 40-60 dakikayı geçmemeli.

2)Öğrenciler bu süreçte karar verici olmalı mı?
İyi bir çalışma planına öğrenci mutlaka dahil olmalı. Kendi planlarını kendilerinin hazırlamalarına olanak tanınmalı, çok fazla müdahale edilmemeli ve gerekirse uzman birinden ya da yetişkinden öneriler alınmalı. Çocuğun neye ihtiyacı olduğunu en iyi kendisi biliyor. 3)Plana itiraz ettikleri durumlarda nasıl bir yol izlenmeli? Öğrencinin kendi kararlarına, ihtiyaçlarına ve ilgilerine dayalı olarak veya bir uzmanın önerisiyle hazırladığı planın uygulanması daha kolay olur. Onlar adına alınan karar dayatma anlamına gelir. Buna uymak yerine kaçmayı denerler. Bu nedenle onun adına plan hazırlamak yerine öğrenciye rehberlik etmek daha uygun.

4) Doğru bir planda neler olmalı?
Öncelikle çocuğun gelişim özelliklerine göre hazırlanmalı. Örneğin ilkokul düzeyinde kas gelişimi tamamlanmadığı için çabuk yorulur, dikkat süresi daha kısa. Ergenlik döneminde çabuk sıkılma, dikkatdağınıklığı, sosyal konulara ilgide artış, hayal kurma gibi durumlar görülür. Ayrıca öğrenme stilleri yani görsel, işitsel, yaparak öğrenmeye uygun olarak geliştirilmeli. Ders çalışmanın yanı sıra oyuna, dinlenmeye ve ilgilere, spor, müzik, kitap okumaya mutlaka yer vermek gerekiyor.

5) Anne-baba bu süreçte nelerden uzak durmalı?
Öncelikle çhuzurlu, güvenli, hatalarından öğrenmesine olanak veren destekleyici bir aile ortamı olmalı. Bu nedenle aile öğrencinin plan dışına çıkması durumundapanik yapmamalı ve çocuğu suçlamamalı. Plan dışına çıkmaya neden olan her türlü faktör çocukla birlikte gözden geçirilmeli, engeller giderilmeye çalışılmalı ve yeni plan hazırlanmalı. Ortak alınan kararlara önce anne ve babalar uyarak çocuklarına model ve rehber olmalı. Tutarlı davranmak da öğrenci başarısı açısından önemli.

(Nuran Çakmakçı / hürriyet.com.tr)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder