ODTÜ Enformatik Enstitüsü URAP Laboratuvarı, 10 farklı "dünyanın en iyi üniversiteleri" sıralamasında 159 Türk üniversitesinin yerini gösteren bir rapor hazırladı. Raporda Boğaziçi Üniversitesi, Ortadoğu Teknik Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi'nin üst sıralarda yer aldığı görüldü.
ODTÜ Enformatik Enstitüsü URAP Laboratuvarı, dünyanın en iyi üniversiteleri arasındaki yerimizi gösteren bir rapor yayımladı. Geçtiğimiz yıla ait 10 farklı sıralamada yer alan 159 Türk üniversiteden, Boğaziçi, ODTÜ ve İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) dünya sıralamasında üst sıralarda…
ODTÜ URAP (University Ranking by Academic Performance) Başkanı Prof. Dr. Ural Akbulut, sitede yer alan açıklamasında “Üniversitelerimizin bazı konulardaki eksiklerini görüp kendilerini geliştirerek belirli bir süre içinde dünya sıralamalarında daha üst sıralara yükseleceğine inanıyoruz. Halen, üniversitelerimizin dünyadaki yeri çok sayıda Avrupa üniversitesinden daha iyidir. Üniversitelerimiz, tüm maddi sıkıntılara ve kadro sorunlarına karşın uluslararası sıralamalarda dünyanın en iyi üniversiteleri arasında yer almaktadır.” şeklinde konuştu.
Üniversite adaylarına ve velilere yardımcı olmak amacıyla dünya genelindeki çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından yapılan üniversite sıralamalarını içeren rapor “http://tr.urapcenter.org” adresinden yayımlandı.
10 FARKLI SIRALAMA
Dünyadaki üniversite sıralamalarını yapan kuruluşlar: ARWU, Leiden, SciMago, QS, THE (Times), Webometrics (WEBO), US News and World Report, CWUR, RUR ve ODTÜ Enformatik Enstitüsü URAP Laboratuvarı
İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ TÜM SIRALAMALARDA YER ALAN TEK ÜNİVERSİTE
Akbulut’un verdiği bilgiye göre, dünya genel sıralaması yapan 10 kurumdan en az 5’inin sıralamasında yer alan 17 Türk üniversiteleri belirlendi. Buna göre, İstanbul Üniversitesi yapılan tüm sıralamaların tümünde yer alan tek üniversite oldu.
ODTÜ, Hacettepe, İTÜ, Ankara ve Gazi üniversiteleri ise sıralamaların 9’unda yer aldı. Boğaziçi ve Bilkent üniversiteleri 8’er, Koç Üniversitesi 7’şer, Ege, Erciyes, Dokuz Eylül, Marmara, Yıldız Teknik, Sabancı üniversiteleri 6’şar, Atatürk ve Çukurova üniversiteleri 5’er kere dünyanın en iyi üniversiteleri sıralamalarında yer buldu.
Dünya sıralamalarından en az 2’sinde ilk 500’e girebilen 7 üniversite ise şöyle oldu:
“ODTÜ 4 sıralamada (WEBO-456, US News- 231, QS-475, RUR-341), Boğaziçi Üniversitesi 4 sıralamada (US NEWS-166, QS- 475, RUR-418, THE: 450), Bilkent Üniversitesi 4 sıralamada (US NEWS-389, QS-415, RUR-357, THE-375), İstanbul Üniversitesi 3 sıralamada (LEIDEN-353, ARWU- 450, SCIMAGO-490), Sabancı Üniversitesi 3 sıralamada (QS-445, RUR-339, THE-325), Koç Üniversitesi 3 sıralamada (QS-455, RUR-466, THE-275), İTÜ 2 sıralamada (US NEWS-257, RUR-416).”
Dünya sıralamalarından sadece birinde ilk 500’e girebilen 3 üniversite ise Hacettepe Üniversitesi (LEIDEN-452), Ege Üniversitesi (LEIDEN-482) ve Atılım Üniversitesi (THE-450) oldu.
ARWU ve SCIMago’nun dünya sıralamalarında 2016’da ilk 500’e girebilen tek üniversite ise İstanbul Üniversitesi oldu.
Webometrics dünya sıralamasında ise ilk 500 üniversite listesine 2016’da sadece ODTÜ girdi.
Dünya sıralamalarında en üst sıralarda yer alan üniversiteler, US NEWS sıralamasına 166’ncı sıradan giren Boğaziçi, US NEWS sıralamasına 231’inci sıradan giren ODTÜ ile aynı sıralamaya 257’nci sıradan giren İTÜ oldu.
itü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
itü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
31 Mart 2017 Cuma
5 Aralık 2016 Pazartesi
İstanbul Teknik Üniversitesi hakkında mutlaka bilinmesi gerekenler!
Türkiye'nin en başarılı üniversitelerinden bir tanesi olarak kabul edilen İstanbul Teknik Üniversitesi hakkında merak edilenleri, üniversitesinin Öğrenci Konseyi Başkanı Ali Ercan'a sorduk. İşte İstanbul Teknik Üniversitesi'nin merak edilen yönleri.
Merhaba Ali Bey, öncelikle biraz kendinizden bahsedebilir misiniz? Hangi üniversitede ve bölümde eğitiminizi sürdürmektesiniz?
Merhaba. İstanbul Teknik Üniversitesi’nde Bilgisayar Mühendisliği bölümünde okuyorum. Şu aralar bitirme tasarım projemin üzerinde çalışıyorum. Allah nasip ederse, birkaç ay içerisinde mezun olacağım. Aynı zamanda henüz mezun olmamama rağmen, İTÜ Arı Teknokent’te Hitit Bilgisayar adlı bilişim firmasında çalışıyorum. Kendimden bahsetmem gerekirse öncelikle şunu söylemek isterim; çok yönlü bir insan olduğumu düşünüyorum. Üniversite hayatım boyunca kendimi mesleki açıdan olduğu kadar birçok farklı alanda geliştirdim. Genel olarak; mühendislik, tarih, siyaset, edebiyat ve futbol ile ilgileniyorum. İlk yılımdan bu yana fakültemin futbol takımında orta saha oyuncusu olarak İTÜ Stadyumu’nda düzenlenen fakültelerarası turnuvalarda oynadım. Son 3 yılda da takımımın kaptanlığını yaptım. Ayrıca fanatik bir Galatasaraylı olarak ultrAslan taraftar grubunun İTÜ’deki alt grubu olan İTÜ’lü Aslanlar’a mensubum. Yıllarca tribüncülük yaptım. Bunlara ek olarak İTÜ’de büyük ve aktif bir kulüp olan Stratejik Araştırmalar Kulübü’nün faaliyetlerinde görev aldım. Son olarak ise; 2014 yılında gerçekleştirilen Öğrenci Konseyi seçimlerini kazandım ve günümüze dek uzanan İTÜ Öğrenci Konseyi Başkanlığı sürecim başlamış oldu.
ÖSYS sonuçlarına göre, İstanbul Teknik Üniversitesi’nin Bilgisayar Mühendisliği alanında oldukça iyi bir sıralamaya sahip olduğunu görmekteyiz. Bu bölümü kazanmak için aday öğrencilerin çok çalışması gerekiyor, peki kazandıktan sonrası nasıl oluyor? Üniversitede görmüş olduğunuz eğitim sizi zorluyor mu?
Bölümümüzün sıralaması sizin de söylediğiniz gibi iyi bir yerde. İTÜ Bilgisayar Mühendisliği’ni kazanabilmek için % 0.5’lik dilime girmek gerekiyor. Mesele tabii ki kazanmakla bitmiyor. Esasında meslek hayatınızı tümüyle etkileyecek olan her şey tam da bu noktada başlıyor. Öncelikle; kayıt sonrasında yapılan İngilizce Yeterlilik Sınavı’nı geçemediyseniz Yabancı Diller Yüksekokulumuzda 1 yıl İngilizce hazırlık eğitimi alıyorsunuz. Sonrasında İngilizce Yeterlilik Sınavında başarılı olunca Lisans hayatınız tam anlamıyla başlamış oluyor.
Teknik Üniversite, yüzyıllardır olduğu gibi bugün de öğrencilerine nitelikli bir eğitim imkanı sunuyor. Özellikle temel mühendislik bilimlerinde bu nitelik üst seviyeye ulaşıyor. Bu durum haliyle Teknik Üniversiteli öğrenciler için akademik anlamda birçok zorluğu da beraberinde getiriyor. Bugün, herhangi bir bölümde okuyan bir İTÜ’lüyle konuşun; derslerin zorluğundan yakınacaktır. Fakat biz İTÜ’lü öğrenciler olarak aynı zamanda şunun da farkındayız; burada almış olduğumuz eğitimin zorluğu, bizi diğer üniversitelerin mezunlarından bir değil, birkaç adım öne geçirecek. Bahsettiğim bu durum somut gerçeklere dayanıyor. İstanbul gibi bir metropolde mühendislik ve mimarlık alanındaki iş sektörlerine çoğunlukla İTÜ mezunlarının hakim olduğu gerçeğini düşündüğümüzde önermemin doğruluğunu anlayabilirsiniz. Özel sektörde kariyer yapacak olanlar için de, akademik kariyer düşünenler için de bu durum güzel bir motivasyon kaynağı oluyor. Sonuçta; ortaöğretimde almış olduğunuz kaliteli eğitim size iyi bir üniversite kazandırır, üniversitede almış olduğunuz kaliteli eğitim ise size hayatınızı kazandırır…
İstanbul Teknik Üniversitesi 2016-2017 URAP verilerine göre Türkiye’nin en başarılı üniversiteleri listesinde ilk 10’da yer alıyor. Böyle büyük bir üniversitenin Öğrenci Konseyi Başkanı olmak nasıl bir duygu? Bu kapsamda neler yapıyorsunuz acaba?
Teknik Üniversite bizim için; 1773 yılında Osmanlı’nın batı referanslı olarak kurduğu ilk eğitim kurumlarından birisi olan, gücünü ve büyüklüğünü kendi tarihinden alan köklü bir eğitim yuvasıdır. Böyle köklü bir üniversitenin başkanlığını yapıyor olmak, benim için tabii ki büyük bir onur ve gurur vesilesi oluyor. Öğrenci Konseyi Başkanlığı; 40.000’e yakın İTÜ öğrencisinin temsilcisi olmak aynı zamanda üzerime ciddi bir sorumluluk yüklüyor. Biz de Öğrenci Konseyi olarak yapmış olduğumuz çalışmalarda bu sorumluluğun bilinciyle hareket ediyor; tüm çalışmalarımızı İTÜ öğrencilerinin yararı doğrultusunda yürütüyoruz.
Yürüttüğümüz çalışmaları şöyle özetleyebilirim; İTÜ’de okuyan bir öğrencinin eğitim hayatını etkileyen her yerde biz de varız. Eğitim-öğretime yönelik çalışmalarımız başta olmak üzere; kampüs içerisinde öğrencilerin yurt sorunlarından tutun, yemekhanelere, kütüphanelere, özel işletmelere, kantinlere varıncaya kadar tüm sorunlarını ve taleplerini inceleyip çözüm üretmeye çalışıyoruz. Taleplerimizi, çözüm önerilerimizi, öğrencilere yönelik projeleri İTÜ Rektörlüğü ile görüşerek, müzakere ederek tüm bunların hayata geçirilmesini sağlıyoruz. Aynı zamanda İTÜ Senatosu’nda Öğrenci Konseyi Başkanı sıfatıyla İTÜ öğrencilerini temsil vazifemi her toplantıda yerine getiriyorum.
Öğrenci Konseyi, göreve geldiğim 2014 yılından bu yana öğrencilerin birçok sorununu çözüme ulaştırdı. Birçok kriz durumunda devreye girip öğrencilerin sesi oldum ve bu sorunlar aşıldı. Öğrencilere akademik anlamda sıkıntılar yaratan durumlar için çözüm önerilerimizle gittik ve İTÜ’de daha önce görülmemiş köklü akademik değişiklikler hayata geçirildi. Bu vesileyle taleplerimize olumlu yaklaşan başta Rektörümüz Prof. Dr. Mehmet Karaca olmak üzere beraber çalıştığımız tüm birimlere buradan teşekkür etmek istiyorum. İTÜ’nün tüm yurtlarında her yıl yerel toplantılar organize ederek ilk ağızdan talepleri dinleyip çözüme ulaştırılmasını sağladık. Özel işletmelerle görüşmeler ve müzakereler sonucu İTÜ’lülerin kampüs şartlarını iyileştirdik. Varolan diğer sorunlar ve talepler için çalışmalarım ise halen devam ediyor. Bugünlerde İTÜ öğrenci kamuoyunun en önemli ve ciddi talebi ise yemekhanede sabah kahvaltısı verilmesi. Bu haklı talebin hayata geçirilmesi için çaba gösteriyorum.
Aday öğrenciler, öğrenci kulüplerini oldukça merak ediyor. Bu kapsamda İstanbul Teknik
Üniversitesi’nde Öğrenci Kulüpleri aktif mi? Kulüpler ne tür çalışmalar yapıyor?
Öğrenci kulüpleri, bir üniversite öğrencisinin sosyal yaşamında şüphesiz önemli bir yer tutuyor. Günümüzde bir bireyin hayatta başarılı olabilmesi için mesleğine ek olarak en az birkaç alanda kendisini geliştirmesi gerekir diye düşünüyorum. İstanbul Teknik Üniversitesi de bu gerçeğin farkında ve kulüplere, kulüp faaliyetlerine büyük önem veriyor. Kampüslerdeki tüm fiziksel ve sosyal imkanlar öğrenci kulüplerine sağlanılmaya çalışılıyor. İTÜ’de 120’yi aşkın öğrenci kulübü faaliyet yürütüyor. Yılda en az birkaç kez Kulüpler Festivali düzenleniyor. Hatta 2015 yılında toplamda 3000’e yakın kulüp etkinliğinin düzenlendiği bilgisini vermem gerekiyor.
Kulüpler; Uzmanlık Kulüpleri, Kültür-Sanat Kulüpleri, Spor Kulüpleri şeklinde 3’e ayrılıyor. Uzmanlık kulüpleri, daha çok mesleki alanlarda çalışma yürüten, projeler üreten kulüpler olarak göze çarpıyor. Bu kulüpler ulusal ve uluslararası yarışmalarda kazandıkları başarılarla sık sık ulusal basın ve medyada yer buluyor. Spor kulüpleri ise takımlar halinde ilgili spor dallarında çalışmalarını yürütüyorlar ve aynı şekilde ulusal ve uluslararası müsabakalarda kazandıkları başarılarla üniversitemizin yüz akı oluyorlar. Kültür-Sanat kulüpleri; İTÜ öğrencilerinin yalnız bilimde ve teknikte değil, aynı zamanda stratejik, sosyopolitik konularda, tarih, kültür, sanat, müzik ve edebiyat gibi alanlarda kendisini geliştirmesini sağlıyor. Ben de Stratejik Araştırmalar Kulübü’nün etkinliklerini kaçırmayan birisi olarak şunu söylemeliyim ki; Kültür-Sanat Kulüpleri İTÜ’lülere çok şey katıyor…
İstanbul Teknik Üniversitesi’nin kampüs olanakları nasıl? Kampüsünüzden memnun musunuz?
İTÜ 5 farklı kampüse sahip olan bir üniversite. Merkez kampüsümüz Maslak’taki iş merkezlerinin karşısında bulunan Ayazağa Kampüsü. Diğer kampüslerimiz ise Maçka, Gümüşsuyu, Taşkışla ve Tuzla’da bulunuyor. Maçka, Gümüşsuyu ve Taşkışla gibi şehir kampüslerimizde Osmanlı döneminden kalma tarihi kışla binalarında eğitim veriliyor. Bu fakültelerin koridorları adeta tarih kokuyor.
Genel olarak kampüslerimizden memnunuz. Özellikle merkez kampüsümüz olan Ayazağa Kampüsü’nün son yıllarda çehresi oldukça değişti. Kapısından içeri adımınızı atar atmaz üniversite ortamının güzelliğini hissedebiliyorsunuz. Aynı zamanda 7/24 açık bulunan ve ülkemizin sayılı üniversite kütüphanelerinden birisi olan Mustafa İnan Kütüphanesi’ne sahibiz. Kampüslerimizde 7 kapalı, 6 açık olmak üzere 13 tane spor salonu, 17 yurt, 12 konferans salonu, 357 laboratuar, 8 kütüphane bulunuyor. İTÜ Stadyumu, İTÜ Göleti, Olimpik yüzme havuzu, halısahalar gibi imkanları düşündüğümüzde sosyal alanlar olarak Türkiye’deki sayılı birkaç üniversiteden birisiyiz. Vakıf üniversitelerinin tamamına yakınında bu imkanları bulamıyorsunuz…
Yürüttüğümüz çalışmaları şöyle özetleyebilirim; İTÜ’de okuyan bir öğrencinin eğitim hayatını etkileyen her yerde biz de varız. Eğitim-öğretime yönelik çalışmalarımız başta olmak üzere; kampüs içerisinde öğrencilerin yurt sorunlarından tutun, yemekhanelere, kütüphanelere, özel işletmelere, kantinlere varıncaya kadar tüm sorunlarını ve taleplerini inceleyip çözüm üretmeye çalışıyoruz. Taleplerimizi, çözüm önerilerimizi, öğrencilere yönelik projeleri İTÜ Rektörlüğü ile görüşerek, müzakere ederek tüm bunların hayata geçirilmesini sağlıyoruz. Aynı zamanda İTÜ Senatosu’nda Öğrenci Konseyi Başkanı sıfatıyla İTÜ öğrencilerini temsil vazifemi her toplantıda yerine getiriyorum.
Öğrenci Konseyi, göreve geldiğim 2014 yılından bu yana öğrencilerin birçok sorununu çözüme ulaştırdı. Birçok kriz durumunda devreye girip öğrencilerin sesi oldum ve bu sorunlar aşıldı. Öğrencilere akademik anlamda sıkıntılar yaratan durumlar için çözüm önerilerimizle gittik ve İTÜ’de daha önce görülmemiş köklü akademik değişiklikler hayata geçirildi. Bu vesileyle taleplerimize olumlu yaklaşan başta Rektörümüz Prof. Dr. Mehmet Karaca olmak üzere beraber çalıştığımız tüm birimlere buradan teşekkür etmek istiyorum. İTÜ’nün tüm yurtlarında her yıl yerel toplantılar organize ederek ilk ağızdan talepleri dinleyip çözüme ulaştırılmasını sağladık. Özel işletmelerle görüşmeler ve müzakereler sonucu İTÜ’lülerin kampüs şartlarını iyileştirdik. Varolan diğer sorunlar ve talepler için çalışmalarım ise halen devam ediyor. Bugünlerde İTÜ öğrenci kamuoyunun en önemli ve ciddi talebi ise yemekhanede sabah kahvaltısı verilmesi. Bu haklı talebin hayata geçirilmesi için çaba gösteriyorum.
Size göre İstanbul Teknik Üniversitesi’nin en önemli özellikleri nelerdir?
Bana göre İstanbul Teknik Üniversitesi’nin en önemli özelliği ilklerin üniversitesi olmasıdır. Bu topraklarda kurulan ilk teknik üniversite, dünyanın da en eski teknik üniversitelerden birisidir. Yalnızca Osmanlı döneminde iyi mühendisler yetiştirmekle kalmamış; aynı zamanda Cumhuriyetimizin kurulmasında, geliştirilmesinde ve çağı yakalamasında çok büyük emekleri olan mühendis kadrolarının yetiştirildiği üniversitedir. Bu bakımdan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne katkılarını düşününce üniversitemi çok değerli buluyorum…
Türkiye’de ilk TV yayınlarının yapılması, ilk üniversite radyosu olan İTÜ Radyosu, bilgisayarı akademik anlamda kullanan ilk kurum olması, uzaya uydu gönderen ilk Türk üniversitesi olması, ilk yerli helikopter ve ilk yerli insansız otomobil gibi projeleri hayata geçirmesi bahsettiğimiz ilklerden yalnızca bazılarıdır. ODTÜ de dahil olmak üzere, Anadolu’daki birçok üniversiteyi İTÜ’lü akademisyenler kurmuştur. Kurulduğu dönemden bu yana, çağın bilimini ve teknolojisini yakalamayı başardığı ve her dalda diğer Türk üniversitelerine öncülük yaptığı için “İTÜ Asırlardır Çağdaş” mottosu ortaya çıkmıştır. Mezunlarına kattığı analitik düşünme yeteneği, çalışkanlık, disiplin, alçakgönüllülük gibi özellikler sayesinde de birçok alanda başarılı olmasını sağlayan olgu, yine üniversitede görmüş olduğumuz eğitimdir. Tüm bunları biraraya getirdiğimizde, İTÜ öğrencisi kendisini haklı olarak ayrıcalıklı hissediyor.
Peki sizce İTÜ’nün olumsuz yanları var mı? Üniversitede Eksik gördüğünüz noktalar nelerdir?
Tabii ki her kurumda ve üniversitede olduğu gibi İTÜ’nün de olumsuz yönleri mevcut. Dürüst olmak gerekirse bunlardan da bahsetmek gerekiyor. Özellikle son yıllarda YÖK’ün belirlediği kontenjan artırımları birçok üniversiteyi etkilediği gibi bizi de olumsuz etkiliyor. Öğrenci mevcudunun aşırı artmasının sonucu olarak derslik ve yurtlardan tutun, yemekhanelere, kütüphanelere kadar nüfus yoğunluğu inanılmaz derecede artmış durumda. Bu İTÜ’de hem eğitimin niteliğini düşürüyor, hem sosyal yaşantıyı zorlaştırıyor. Her ne kadar üniversite dışı bir sebepten kaynaklansa da bunu dürüstçe dile getirmek gerekiyor.
Öğrencilerin bugünlerde en çok talep ettiği şey ise sabah kahvaltısı sorununun çözülmesi. Ayrıca İTÜ’lü öğrenciler kampüs içerisindeki özel işletmelerin fiyatlarının öğrenci bütçesinin üzerinde olduğunu düşünüyorlar ve bu durumdan sikayetçiler.
Üniversite hayatınızda yaşadığınız unutulmaz bir anınız var mı?
Üniversite hayatıma birçok güzel anı ve güzel insan sığdırdım. Geride bıraktığım yıllarıma baktığımda unutamayacağım çok şey yaşadım. Bunlar arasında en önemlileri ise; genç bir mühendis adayı olarak ülkemin toplumsal meselelerine duyarsız kalmayıp arkadaşlarımla beraber elimizi, bedenimizi taşın altına koyduğumuz dönemlerdi. İTÜ’de yaşadığım en unutulmaz anı ise geçtiğimiz yıl Süleyman Demirel Kongre Merkezi’nde yaşadım. 2015 Nobel Kimya ödülünü kazanarak, temel bilimlerde Nobel ödüllü ilk ve tek Türk bilim insanımız olan Prof. Dr. Aziz Sancar'ı İTÜ'de ağırladık. Ülkemize büyük bir gurur yaşatarak Türk gençliğine ışık olan büyük bir bilim insanıyla biraradaydık. Aziz Sancar'ın, Nobel konuşmasını ve bilimsel sunumunu yaptığı törenin sonunda kendisine İTÜ öğrencileri adına çiçek takdim etme şerefine eriştim. Bu benim için unutulmaz bir andı, kendimi çok şanslı hissettim.
İstanbul Teknik Üniversitesi bünyesinde oldukça başarılı akademisyenler bulunmakta, onlardan aldığınız eğitim hakkında neler söylemek istersiniz?
Üniversitemizde hakikaten alanında duayen diyebileceğimiz çok sayıda akademisyen hocamız var. 1300’ü aşkın akademisyenimizin 500’den fazlası profesör. Bu, Türkiye şartlarında oldukça yüksek bir orana tekabül ediyor. Araştırma görevlilerini de dahil ettiğimizde akademisyen başına yalnızca 24 öğrenci düşüyor ki, bunun da gayet iyi bir oran olduğunu düşünüyorum.
Akademisyenlerimiz yalnızca ders vermiyor; aynı zamanda çok sayıda bilimsel projeyi de yürütüyorlar. İTÜ’de 2015 yılı içerisinde 1.010 adet bilimsel araştırma projesi yapıldı. Bu, akademisyen hocalarımızın özverisiyle gerçekleşiyor. Ben, akademik kadronun gücünün, üniversitenin başarısını doğrudan etkilediğini düşünüyorum. Almış olduğumuz eğitimin zorluğu konusunda çizgilerini korumalarını da çok doğru buluyorum. Bu bakımdan asırlardır var olan bir geleneğin son temsilcileri olan mevcut akademisyenlerimize saygı duyuyorum.
Son olarak İstanbul Teknik Üniversitesini düşünen adaylara neler söylemek istersiniz? Aday öğrencilere mesajınız nedir?
Aday öğrenci kardeşlerime verebileceğim en net mesajlar, sorularınıza verdiğim cevapların satır aralarından yer alıyor. İTÜ’yü kaliteli ve farklı kılan zorluklarla mücadele edebileceğini düşünen herkese hiç düşünmeden hayal ettikleri bölümü yazmalarını ve geniş ailemize katılıp bu güzel duyguyu bizimle paylaşmalarını tavsiye ediyorum. İTÜ’lü olmak bir ayrıcalıktır. Ben de İTÜ Öğrenci Konseyi Başkanı olarak; Teknik Üniversite’ye mensup olmanın ayrıcalığını hayatları boyunca hissedeceklerinin bizzat garantisini veriyorum. Sevgiler. (cnntürk.com.tr)
Merhaba Ali Bey, öncelikle biraz kendinizden bahsedebilir misiniz? Hangi üniversitede ve bölümde eğitiminizi sürdürmektesiniz?
Merhaba. İstanbul Teknik Üniversitesi’nde Bilgisayar Mühendisliği bölümünde okuyorum. Şu aralar bitirme tasarım projemin üzerinde çalışıyorum. Allah nasip ederse, birkaç ay içerisinde mezun olacağım. Aynı zamanda henüz mezun olmamama rağmen, İTÜ Arı Teknokent’te Hitit Bilgisayar adlı bilişim firmasında çalışıyorum. Kendimden bahsetmem gerekirse öncelikle şunu söylemek isterim; çok yönlü bir insan olduğumu düşünüyorum. Üniversite hayatım boyunca kendimi mesleki açıdan olduğu kadar birçok farklı alanda geliştirdim. Genel olarak; mühendislik, tarih, siyaset, edebiyat ve futbol ile ilgileniyorum. İlk yılımdan bu yana fakültemin futbol takımında orta saha oyuncusu olarak İTÜ Stadyumu’nda düzenlenen fakültelerarası turnuvalarda oynadım. Son 3 yılda da takımımın kaptanlığını yaptım. Ayrıca fanatik bir Galatasaraylı olarak ultrAslan taraftar grubunun İTÜ’deki alt grubu olan İTÜ’lü Aslanlar’a mensubum. Yıllarca tribüncülük yaptım. Bunlara ek olarak İTÜ’de büyük ve aktif bir kulüp olan Stratejik Araştırmalar Kulübü’nün faaliyetlerinde görev aldım. Son olarak ise; 2014 yılında gerçekleştirilen Öğrenci Konseyi seçimlerini kazandım ve günümüze dek uzanan İTÜ Öğrenci Konseyi Başkanlığı sürecim başlamış oldu.
ÖSYS sonuçlarına göre, İstanbul Teknik Üniversitesi’nin Bilgisayar Mühendisliği alanında oldukça iyi bir sıralamaya sahip olduğunu görmekteyiz. Bu bölümü kazanmak için aday öğrencilerin çok çalışması gerekiyor, peki kazandıktan sonrası nasıl oluyor? Üniversitede görmüş olduğunuz eğitim sizi zorluyor mu?
Bölümümüzün sıralaması sizin de söylediğiniz gibi iyi bir yerde. İTÜ Bilgisayar Mühendisliği’ni kazanabilmek için % 0.5’lik dilime girmek gerekiyor. Mesele tabii ki kazanmakla bitmiyor. Esasında meslek hayatınızı tümüyle etkileyecek olan her şey tam da bu noktada başlıyor. Öncelikle; kayıt sonrasında yapılan İngilizce Yeterlilik Sınavı’nı geçemediyseniz Yabancı Diller Yüksekokulumuzda 1 yıl İngilizce hazırlık eğitimi alıyorsunuz. Sonrasında İngilizce Yeterlilik Sınavında başarılı olunca Lisans hayatınız tam anlamıyla başlamış oluyor.
Teknik Üniversite, yüzyıllardır olduğu gibi bugün de öğrencilerine nitelikli bir eğitim imkanı sunuyor. Özellikle temel mühendislik bilimlerinde bu nitelik üst seviyeye ulaşıyor. Bu durum haliyle Teknik Üniversiteli öğrenciler için akademik anlamda birçok zorluğu da beraberinde getiriyor. Bugün, herhangi bir bölümde okuyan bir İTÜ’lüyle konuşun; derslerin zorluğundan yakınacaktır. Fakat biz İTÜ’lü öğrenciler olarak aynı zamanda şunun da farkındayız; burada almış olduğumuz eğitimin zorluğu, bizi diğer üniversitelerin mezunlarından bir değil, birkaç adım öne geçirecek. Bahsettiğim bu durum somut gerçeklere dayanıyor. İstanbul gibi bir metropolde mühendislik ve mimarlık alanındaki iş sektörlerine çoğunlukla İTÜ mezunlarının hakim olduğu gerçeğini düşündüğümüzde önermemin doğruluğunu anlayabilirsiniz. Özel sektörde kariyer yapacak olanlar için de, akademik kariyer düşünenler için de bu durum güzel bir motivasyon kaynağı oluyor. Sonuçta; ortaöğretimde almış olduğunuz kaliteli eğitim size iyi bir üniversite kazandırır, üniversitede almış olduğunuz kaliteli eğitim ise size hayatınızı kazandırır…
İstanbul Teknik Üniversitesi 2016-2017 URAP verilerine göre Türkiye’nin en başarılı üniversiteleri listesinde ilk 10’da yer alıyor. Böyle büyük bir üniversitenin Öğrenci Konseyi Başkanı olmak nasıl bir duygu? Bu kapsamda neler yapıyorsunuz acaba?
Teknik Üniversite bizim için; 1773 yılında Osmanlı’nın batı referanslı olarak kurduğu ilk eğitim kurumlarından birisi olan, gücünü ve büyüklüğünü kendi tarihinden alan köklü bir eğitim yuvasıdır. Böyle köklü bir üniversitenin başkanlığını yapıyor olmak, benim için tabii ki büyük bir onur ve gurur vesilesi oluyor. Öğrenci Konseyi Başkanlığı; 40.000’e yakın İTÜ öğrencisinin temsilcisi olmak aynı zamanda üzerime ciddi bir sorumluluk yüklüyor. Biz de Öğrenci Konseyi olarak yapmış olduğumuz çalışmalarda bu sorumluluğun bilinciyle hareket ediyor; tüm çalışmalarımızı İTÜ öğrencilerinin yararı doğrultusunda yürütüyoruz.
Yürüttüğümüz çalışmaları şöyle özetleyebilirim; İTÜ’de okuyan bir öğrencinin eğitim hayatını etkileyen her yerde biz de varız. Eğitim-öğretime yönelik çalışmalarımız başta olmak üzere; kampüs içerisinde öğrencilerin yurt sorunlarından tutun, yemekhanelere, kütüphanelere, özel işletmelere, kantinlere varıncaya kadar tüm sorunlarını ve taleplerini inceleyip çözüm üretmeye çalışıyoruz. Taleplerimizi, çözüm önerilerimizi, öğrencilere yönelik projeleri İTÜ Rektörlüğü ile görüşerek, müzakere ederek tüm bunların hayata geçirilmesini sağlıyoruz. Aynı zamanda İTÜ Senatosu’nda Öğrenci Konseyi Başkanı sıfatıyla İTÜ öğrencilerini temsil vazifemi her toplantıda yerine getiriyorum.
Öğrenci Konseyi, göreve geldiğim 2014 yılından bu yana öğrencilerin birçok sorununu çözüme ulaştırdı. Birçok kriz durumunda devreye girip öğrencilerin sesi oldum ve bu sorunlar aşıldı. Öğrencilere akademik anlamda sıkıntılar yaratan durumlar için çözüm önerilerimizle gittik ve İTÜ’de daha önce görülmemiş köklü akademik değişiklikler hayata geçirildi. Bu vesileyle taleplerimize olumlu yaklaşan başta Rektörümüz Prof. Dr. Mehmet Karaca olmak üzere beraber çalıştığımız tüm birimlere buradan teşekkür etmek istiyorum. İTÜ’nün tüm yurtlarında her yıl yerel toplantılar organize ederek ilk ağızdan talepleri dinleyip çözüme ulaştırılmasını sağladık. Özel işletmelerle görüşmeler ve müzakereler sonucu İTÜ’lülerin kampüs şartlarını iyileştirdik. Varolan diğer sorunlar ve talepler için çalışmalarım ise halen devam ediyor. Bugünlerde İTÜ öğrenci kamuoyunun en önemli ve ciddi talebi ise yemekhanede sabah kahvaltısı verilmesi. Bu haklı talebin hayata geçirilmesi için çaba gösteriyorum.
Aday öğrenciler, öğrenci kulüplerini oldukça merak ediyor. Bu kapsamda İstanbul Teknik
Üniversitesi’nde Öğrenci Kulüpleri aktif mi? Kulüpler ne tür çalışmalar yapıyor?
Öğrenci kulüpleri, bir üniversite öğrencisinin sosyal yaşamında şüphesiz önemli bir yer tutuyor. Günümüzde bir bireyin hayatta başarılı olabilmesi için mesleğine ek olarak en az birkaç alanda kendisini geliştirmesi gerekir diye düşünüyorum. İstanbul Teknik Üniversitesi de bu gerçeğin farkında ve kulüplere, kulüp faaliyetlerine büyük önem veriyor. Kampüslerdeki tüm fiziksel ve sosyal imkanlar öğrenci kulüplerine sağlanılmaya çalışılıyor. İTÜ’de 120’yi aşkın öğrenci kulübü faaliyet yürütüyor. Yılda en az birkaç kez Kulüpler Festivali düzenleniyor. Hatta 2015 yılında toplamda 3000’e yakın kulüp etkinliğinin düzenlendiği bilgisini vermem gerekiyor.
Kulüpler; Uzmanlık Kulüpleri, Kültür-Sanat Kulüpleri, Spor Kulüpleri şeklinde 3’e ayrılıyor. Uzmanlık kulüpleri, daha çok mesleki alanlarda çalışma yürüten, projeler üreten kulüpler olarak göze çarpıyor. Bu kulüpler ulusal ve uluslararası yarışmalarda kazandıkları başarılarla sık sık ulusal basın ve medyada yer buluyor. Spor kulüpleri ise takımlar halinde ilgili spor dallarında çalışmalarını yürütüyorlar ve aynı şekilde ulusal ve uluslararası müsabakalarda kazandıkları başarılarla üniversitemizin yüz akı oluyorlar. Kültür-Sanat kulüpleri; İTÜ öğrencilerinin yalnız bilimde ve teknikte değil, aynı zamanda stratejik, sosyopolitik konularda, tarih, kültür, sanat, müzik ve edebiyat gibi alanlarda kendisini geliştirmesini sağlıyor. Ben de Stratejik Araştırmalar Kulübü’nün etkinliklerini kaçırmayan birisi olarak şunu söylemeliyim ki; Kültür-Sanat Kulüpleri İTÜ’lülere çok şey katıyor…
İstanbul Teknik Üniversitesi’nin kampüs olanakları nasıl? Kampüsünüzden memnun musunuz?
İTÜ 5 farklı kampüse sahip olan bir üniversite. Merkez kampüsümüz Maslak’taki iş merkezlerinin karşısında bulunan Ayazağa Kampüsü. Diğer kampüslerimiz ise Maçka, Gümüşsuyu, Taşkışla ve Tuzla’da bulunuyor. Maçka, Gümüşsuyu ve Taşkışla gibi şehir kampüslerimizde Osmanlı döneminden kalma tarihi kışla binalarında eğitim veriliyor. Bu fakültelerin koridorları adeta tarih kokuyor.
Genel olarak kampüslerimizden memnunuz. Özellikle merkez kampüsümüz olan Ayazağa Kampüsü’nün son yıllarda çehresi oldukça değişti. Kapısından içeri adımınızı atar atmaz üniversite ortamının güzelliğini hissedebiliyorsunuz. Aynı zamanda 7/24 açık bulunan ve ülkemizin sayılı üniversite kütüphanelerinden birisi olan Mustafa İnan Kütüphanesi’ne sahibiz. Kampüslerimizde 7 kapalı, 6 açık olmak üzere 13 tane spor salonu, 17 yurt, 12 konferans salonu, 357 laboratuar, 8 kütüphane bulunuyor. İTÜ Stadyumu, İTÜ Göleti, Olimpik yüzme havuzu, halısahalar gibi imkanları düşündüğümüzde sosyal alanlar olarak Türkiye’deki sayılı birkaç üniversiteden birisiyiz. Vakıf üniversitelerinin tamamına yakınında bu imkanları bulamıyorsunuz…
Yürüttüğümüz çalışmaları şöyle özetleyebilirim; İTÜ’de okuyan bir öğrencinin eğitim hayatını etkileyen her yerde biz de varız. Eğitim-öğretime yönelik çalışmalarımız başta olmak üzere; kampüs içerisinde öğrencilerin yurt sorunlarından tutun, yemekhanelere, kütüphanelere, özel işletmelere, kantinlere varıncaya kadar tüm sorunlarını ve taleplerini inceleyip çözüm üretmeye çalışıyoruz. Taleplerimizi, çözüm önerilerimizi, öğrencilere yönelik projeleri İTÜ Rektörlüğü ile görüşerek, müzakere ederek tüm bunların hayata geçirilmesini sağlıyoruz. Aynı zamanda İTÜ Senatosu’nda Öğrenci Konseyi Başkanı sıfatıyla İTÜ öğrencilerini temsil vazifemi her toplantıda yerine getiriyorum.
Öğrenci Konseyi, göreve geldiğim 2014 yılından bu yana öğrencilerin birçok sorununu çözüme ulaştırdı. Birçok kriz durumunda devreye girip öğrencilerin sesi oldum ve bu sorunlar aşıldı. Öğrencilere akademik anlamda sıkıntılar yaratan durumlar için çözüm önerilerimizle gittik ve İTÜ’de daha önce görülmemiş köklü akademik değişiklikler hayata geçirildi. Bu vesileyle taleplerimize olumlu yaklaşan başta Rektörümüz Prof. Dr. Mehmet Karaca olmak üzere beraber çalıştığımız tüm birimlere buradan teşekkür etmek istiyorum. İTÜ’nün tüm yurtlarında her yıl yerel toplantılar organize ederek ilk ağızdan talepleri dinleyip çözüme ulaştırılmasını sağladık. Özel işletmelerle görüşmeler ve müzakereler sonucu İTÜ’lülerin kampüs şartlarını iyileştirdik. Varolan diğer sorunlar ve talepler için çalışmalarım ise halen devam ediyor. Bugünlerde İTÜ öğrenci kamuoyunun en önemli ve ciddi talebi ise yemekhanede sabah kahvaltısı verilmesi. Bu haklı talebin hayata geçirilmesi için çaba gösteriyorum.
Size göre İstanbul Teknik Üniversitesi’nin en önemli özellikleri nelerdir?
Bana göre İstanbul Teknik Üniversitesi’nin en önemli özelliği ilklerin üniversitesi olmasıdır. Bu topraklarda kurulan ilk teknik üniversite, dünyanın da en eski teknik üniversitelerden birisidir. Yalnızca Osmanlı döneminde iyi mühendisler yetiştirmekle kalmamış; aynı zamanda Cumhuriyetimizin kurulmasında, geliştirilmesinde ve çağı yakalamasında çok büyük emekleri olan mühendis kadrolarının yetiştirildiği üniversitedir. Bu bakımdan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne katkılarını düşününce üniversitemi çok değerli buluyorum…
Türkiye’de ilk TV yayınlarının yapılması, ilk üniversite radyosu olan İTÜ Radyosu, bilgisayarı akademik anlamda kullanan ilk kurum olması, uzaya uydu gönderen ilk Türk üniversitesi olması, ilk yerli helikopter ve ilk yerli insansız otomobil gibi projeleri hayata geçirmesi bahsettiğimiz ilklerden yalnızca bazılarıdır. ODTÜ de dahil olmak üzere, Anadolu’daki birçok üniversiteyi İTÜ’lü akademisyenler kurmuştur. Kurulduğu dönemden bu yana, çağın bilimini ve teknolojisini yakalamayı başardığı ve her dalda diğer Türk üniversitelerine öncülük yaptığı için “İTÜ Asırlardır Çağdaş” mottosu ortaya çıkmıştır. Mezunlarına kattığı analitik düşünme yeteneği, çalışkanlık, disiplin, alçakgönüllülük gibi özellikler sayesinde de birçok alanda başarılı olmasını sağlayan olgu, yine üniversitede görmüş olduğumuz eğitimdir. Tüm bunları biraraya getirdiğimizde, İTÜ öğrencisi kendisini haklı olarak ayrıcalıklı hissediyor.
Peki sizce İTÜ’nün olumsuz yanları var mı? Üniversitede Eksik gördüğünüz noktalar nelerdir?
Tabii ki her kurumda ve üniversitede olduğu gibi İTÜ’nün de olumsuz yönleri mevcut. Dürüst olmak gerekirse bunlardan da bahsetmek gerekiyor. Özellikle son yıllarda YÖK’ün belirlediği kontenjan artırımları birçok üniversiteyi etkilediği gibi bizi de olumsuz etkiliyor. Öğrenci mevcudunun aşırı artmasının sonucu olarak derslik ve yurtlardan tutun, yemekhanelere, kütüphanelere kadar nüfus yoğunluğu inanılmaz derecede artmış durumda. Bu İTÜ’de hem eğitimin niteliğini düşürüyor, hem sosyal yaşantıyı zorlaştırıyor. Her ne kadar üniversite dışı bir sebepten kaynaklansa da bunu dürüstçe dile getirmek gerekiyor.
Öğrencilerin bugünlerde en çok talep ettiği şey ise sabah kahvaltısı sorununun çözülmesi. Ayrıca İTÜ’lü öğrenciler kampüs içerisindeki özel işletmelerin fiyatlarının öğrenci bütçesinin üzerinde olduğunu düşünüyorlar ve bu durumdan sikayetçiler.
Üniversite hayatınızda yaşadığınız unutulmaz bir anınız var mı?
Üniversite hayatıma birçok güzel anı ve güzel insan sığdırdım. Geride bıraktığım yıllarıma baktığımda unutamayacağım çok şey yaşadım. Bunlar arasında en önemlileri ise; genç bir mühendis adayı olarak ülkemin toplumsal meselelerine duyarsız kalmayıp arkadaşlarımla beraber elimizi, bedenimizi taşın altına koyduğumuz dönemlerdi. İTÜ’de yaşadığım en unutulmaz anı ise geçtiğimiz yıl Süleyman Demirel Kongre Merkezi’nde yaşadım. 2015 Nobel Kimya ödülünü kazanarak, temel bilimlerde Nobel ödüllü ilk ve tek Türk bilim insanımız olan Prof. Dr. Aziz Sancar'ı İTÜ'de ağırladık. Ülkemize büyük bir gurur yaşatarak Türk gençliğine ışık olan büyük bir bilim insanıyla biraradaydık. Aziz Sancar'ın, Nobel konuşmasını ve bilimsel sunumunu yaptığı törenin sonunda kendisine İTÜ öğrencileri adına çiçek takdim etme şerefine eriştim. Bu benim için unutulmaz bir andı, kendimi çok şanslı hissettim.
İstanbul Teknik Üniversitesi bünyesinde oldukça başarılı akademisyenler bulunmakta, onlardan aldığınız eğitim hakkında neler söylemek istersiniz?
Üniversitemizde hakikaten alanında duayen diyebileceğimiz çok sayıda akademisyen hocamız var. 1300’ü aşkın akademisyenimizin 500’den fazlası profesör. Bu, Türkiye şartlarında oldukça yüksek bir orana tekabül ediyor. Araştırma görevlilerini de dahil ettiğimizde akademisyen başına yalnızca 24 öğrenci düşüyor ki, bunun da gayet iyi bir oran olduğunu düşünüyorum.
Akademisyenlerimiz yalnızca ders vermiyor; aynı zamanda çok sayıda bilimsel projeyi de yürütüyorlar. İTÜ’de 2015 yılı içerisinde 1.010 adet bilimsel araştırma projesi yapıldı. Bu, akademisyen hocalarımızın özverisiyle gerçekleşiyor. Ben, akademik kadronun gücünün, üniversitenin başarısını doğrudan etkilediğini düşünüyorum. Almış olduğumuz eğitimin zorluğu konusunda çizgilerini korumalarını da çok doğru buluyorum. Bu bakımdan asırlardır var olan bir geleneğin son temsilcileri olan mevcut akademisyenlerimize saygı duyuyorum.
Son olarak İstanbul Teknik Üniversitesini düşünen adaylara neler söylemek istersiniz? Aday öğrencilere mesajınız nedir?
Aday öğrenci kardeşlerime verebileceğim en net mesajlar, sorularınıza verdiğim cevapların satır aralarından yer alıyor. İTÜ’yü kaliteli ve farklı kılan zorluklarla mücadele edebileceğini düşünen herkese hiç düşünmeden hayal ettikleri bölümü yazmalarını ve geniş ailemize katılıp bu güzel duyguyu bizimle paylaşmalarını tavsiye ediyorum. İTÜ’lü olmak bir ayrıcalıktır. Ben de İTÜ Öğrenci Konseyi Başkanı olarak; Teknik Üniversite’ye mensup olmanın ayrıcalığını hayatları boyunca hissedeceklerinin bizzat garantisini veriyorum. Sevgiler. (cnntürk.com.tr)
28 Mart 2016 Pazartesi
ODTÜ 12 alanda dünyanın en iyi üniversiteleri arasında!
QS sıralamasına toplam 12 bilim alanında giren ODTÜ dünyanın “seçkin” üniversiteleri arasına girerek Türkiye’yi en fazla alanda temsil eden üniversite oldu.
İngiltere merkezli Quacquarelli Symonds (QS) kuruluşu, dünya üniversitelerinin bilim alanlarına göre sıralaması 2016 sonuçlarını ilan etti. QS, bu sıralama için dünyanın önde gelen 4,226 üniversitesini değerlendirdiğini ve 42 ayrı bilim alanındaki performansları ölçerek bu alanlarda en başarılı 945 üniversiteyi belirlediğini duyurdu.
Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), uluslararası başarılarına bir yenisini daha ekledi. QS sıralamasına toplam 12 bilim alanında giren ODTÜ dünyanın “seçkin” üniversiteleri arasına girerek Türkiye’yi en fazla alanda temsil eden üniversite oldu.
ALAN SAYISINI ARTIRAN TEK TÜRK ÜNİVERSİTESİ OLDU
http://www.topuniversities.com/subject-rankings adresinden ulaşılabilen sıralamalarda, ODTÜ toplam 12 bilim alanında dünyanın “seçkin” üniversiteleri arasına girerek Türkiye’yi en fazla alanda temsil eden üniversite oldu. Geçtiğimiz yıl Türkiye’den 10 alanda listeye giren ODTÜ’nün, bu yıl alan sayısını artıran tek Türk üniversitesi olduğu görüldü.
Türkiye’yi bu sıralamalarda temsil eden diğer üniversitelerimizden İTÜ 8, İD Bilkent Üniversitesi 5, Boğaziçi Üniversitesi 4, Hacettepe Üniversitesi 2, Ankara Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Koç Üniversitesi ise 1’er alanda listede yer aldı.
ODTÜ Mineral ve Maden Mühendisliği alanında, “Dünyanın En Başarılı 100 Üniversitesi” listesine giren iki Türk üniversitesinden biri oldu. Bunun yanı sıra, ODTÜ 4 alanda (İstatistik-Yöneylem Araştırması, Elektrik-Elektronik Mühendisliği, İnşaat ve Yapı Mühendisliği, Makina-Havacılık-Üretim Mühendisliği) ilk 150, 4 alanda (Politika ve Uluslararası Çalışmalar, Eğitim, Yer ve Deniz Bilimleri, Kimya Mühendisliği) ilk 200, 2 alanda (Fizik ve Astronomi, Bilgisayar Bilimleri ve Bilgi Sistemleri) ilk 300 ve 1 alanda (Matematik) ilk 350 üniversite arasında yer aldı.
Sıralamalarda, İTÜ 1 alanda (Mineral ve Maden Mühendisliği) ilk 100, 1 alanda (Yer ve Deniz Bilimleri) ilk 150, 4 alanda (Elektrik-Elektronik Mühendisliği, Makina-Havacılık-Üretim Mühendisliği, Kimya Mühendisliği, İnşaat ve Yapı Mühendisliği) ilk 200, 1 alanda (Bilgisayar Bilimleri ve Bilgi Sistemleri) ilk 350, 1 alanda (Fizik ve Astronomi) ilk 400; İD Bilkent Üniversitesi 1 alanda (Politika ve Uluslararası Çalışmalar) ilk 150, 1 alanda (Elektrik-Elektronik Mühendisliği) ilk 200, 1 alanda (Makina-Havacılık-Üretim Mühendisliği) ilk 300, 1 alanda (Bilgisayar Bilimleri ve Bilgi Sistemleri) ilk 350 ve 1 alanda (Fizik ve Astronomi) ilk 400; Boğaziçi Üniversitesi 1 alanda (Elektrik-Elektronik Mühendisliği) ilk 250 ve 3 alanda (Makina-Havacılık-Üretim Mühendisliği, Eğitim, Bilgisayar Bilimleri ve Bilgi Sistemleri) ilk 300; Hacettepe Üniversitesi 2 alanda (Tıp, Eğitim) ilk 300; Koç Üniversitesi 1 alanda (Politika ve Uluslararası Çalışmalar) ilk 200; İstanbul Üniversitesi 1 alanda (Tıp) ilk 300; Ankara Üniversitesi 1 alanda (Tıp) ilk 400 üniversite arasına girdi.
İngiltere merkezli Quacquarelli Symonds (QS) kuruluşu, dünya üniversitelerinin bilim alanlarına göre sıralaması 2016 sonuçlarını ilan etti. QS, bu sıralama için dünyanın önde gelen 4,226 üniversitesini değerlendirdiğini ve 42 ayrı bilim alanındaki performansları ölçerek bu alanlarda en başarılı 945 üniversiteyi belirlediğini duyurdu.
Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), uluslararası başarılarına bir yenisini daha ekledi. QS sıralamasına toplam 12 bilim alanında giren ODTÜ dünyanın “seçkin” üniversiteleri arasına girerek Türkiye’yi en fazla alanda temsil eden üniversite oldu.
ALAN SAYISINI ARTIRAN TEK TÜRK ÜNİVERSİTESİ OLDU
http://www.topuniversities.com/subject-rankings adresinden ulaşılabilen sıralamalarda, ODTÜ toplam 12 bilim alanında dünyanın “seçkin” üniversiteleri arasına girerek Türkiye’yi en fazla alanda temsil eden üniversite oldu. Geçtiğimiz yıl Türkiye’den 10 alanda listeye giren ODTÜ’nün, bu yıl alan sayısını artıran tek Türk üniversitesi olduğu görüldü.
Türkiye’yi bu sıralamalarda temsil eden diğer üniversitelerimizden İTÜ 8, İD Bilkent Üniversitesi 5, Boğaziçi Üniversitesi 4, Hacettepe Üniversitesi 2, Ankara Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Koç Üniversitesi ise 1’er alanda listede yer aldı.
ODTÜ Mineral ve Maden Mühendisliği alanında, “Dünyanın En Başarılı 100 Üniversitesi” listesine giren iki Türk üniversitesinden biri oldu. Bunun yanı sıra, ODTÜ 4 alanda (İstatistik-Yöneylem Araştırması, Elektrik-Elektronik Mühendisliği, İnşaat ve Yapı Mühendisliği, Makina-Havacılık-Üretim Mühendisliği) ilk 150, 4 alanda (Politika ve Uluslararası Çalışmalar, Eğitim, Yer ve Deniz Bilimleri, Kimya Mühendisliği) ilk 200, 2 alanda (Fizik ve Astronomi, Bilgisayar Bilimleri ve Bilgi Sistemleri) ilk 300 ve 1 alanda (Matematik) ilk 350 üniversite arasında yer aldı.
Sıralamalarda, İTÜ 1 alanda (Mineral ve Maden Mühendisliği) ilk 100, 1 alanda (Yer ve Deniz Bilimleri) ilk 150, 4 alanda (Elektrik-Elektronik Mühendisliği, Makina-Havacılık-Üretim Mühendisliği, Kimya Mühendisliği, İnşaat ve Yapı Mühendisliği) ilk 200, 1 alanda (Bilgisayar Bilimleri ve Bilgi Sistemleri) ilk 350, 1 alanda (Fizik ve Astronomi) ilk 400; İD Bilkent Üniversitesi 1 alanda (Politika ve Uluslararası Çalışmalar) ilk 150, 1 alanda (Elektrik-Elektronik Mühendisliği) ilk 200, 1 alanda (Makina-Havacılık-Üretim Mühendisliği) ilk 300, 1 alanda (Bilgisayar Bilimleri ve Bilgi Sistemleri) ilk 350 ve 1 alanda (Fizik ve Astronomi) ilk 400; Boğaziçi Üniversitesi 1 alanda (Elektrik-Elektronik Mühendisliği) ilk 250 ve 3 alanda (Makina-Havacılık-Üretim Mühendisliği, Eğitim, Bilgisayar Bilimleri ve Bilgi Sistemleri) ilk 300; Hacettepe Üniversitesi 2 alanda (Tıp, Eğitim) ilk 300; Koç Üniversitesi 1 alanda (Politika ve Uluslararası Çalışmalar) ilk 200; İstanbul Üniversitesi 1 alanda (Tıp) ilk 300; Ankara Üniversitesi 1 alanda (Tıp) ilk 400 üniversite arasına girdi.
21 Mart 2016 Pazartesi
YGS'de iki yanlış daha mı var
13 Mart’ta yapılan Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) ardından iki coğrafya sorusunun daha hatalı olduğu iddia edildi.
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Meteoroloji Mühendisliği Bölümü ve Afet Yönetim Merkezi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, ÖSYM’nin yayınladığı kitapçıkta YGS Sosyal Bilimler testinde 22 ve 27’nci sorularda hata olduğunu savundu. Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, bilgi yanlışlığı ve hata olduğunu ileri sürdüğü sosyal bilimler testindeki 2 soruyla ilgili şunları söyledi:
“Sosyal bilimler yani coğrafya testinin 22 ve 27’nci soruları yanlış. Verilen bilgilerde problem var. 22’nci soruda yer alan bilgide ‘Karasal iklimde kar yağışının fazla olduğu’ yönünde ifade yer alıyor. Bu bilgi doğru değil çünkü karasal iklimde yazlar ve kışlar arasında sıcaklık farkı fazladır, ancak yağan kar miktar olarak fazla olmaz, karın yerde kalma süresi fazla olur. Testteki 27’nci soruda ise, 4 doğal afet sayılıyor ve doğal afetlerin meydana gelmesinde, doğrudan veya dolaylı olarak insan etkisinden söz edilip edilemeyeceği soruluyor. Şıklar arasında ‘depremler’ de yer alıyor. Yanıtlarda ise birden çok doğru cevap var. Çünkü soruyu hazırlayan kişi insanların deprem üzerindeki etkisini yok saymış. Olaya çok dar bir bakış açısı ile bakılmış. Yapılan bomba testleri, yeraltından su veya petrol çekilmesi, nükleer testler de depreme neden olur. Bu faktörlerde insan etkisi vardır. Bu nedenle 27’nci sorunun birden çok doğru yanıtı var. Bu sınavlarda yer alan sorular alanında uzman isimler tarafından hazırlanmalı ve kontrol edilmeli. Soru hazırlama veya kontrol süreçlerinde bir problem olduğunu düşüyorum. Yoksa böyle bir hata olmazdı.”
Yanlış olduğu iddia edilen sorular
22’nci Soru:
Bir bölgenin iklim özellikleri ile bu bölgedeki bitki örtüsü arasında yakın bir ilişki vardır. Karasal iklimin en büyük özelliği, yaz-kış ve gece - gündüz arasındaki sıcaklık farkının fazla olması, kışların çok soğuk geçmesi ve kar yağışının fazla olmasıdır.
Türkiye’de bu iklimin egemen olduğu alanlarda aşağıdaki bitkilerden hangisinin yetişmesi beklenmez?
A) Karaçam B) Meşe C) Ardıç D)Sığla E) Kavak
ÖSYM’nin belirttiği doğru cevap: D
27’nci Soru:
I. Sel ve taşkınlar
II. Depremler
III. Çığlar
IV. Volkanik patlamalar
Yukarıdaki doğal afetlerden hangilerinin meydana gelmesinde, doğrudan veya dolaylı olarak insan
etkisinden söz edilebilir?
A) I ve II B) I ve III C) II ve III D) II ve IV E) III ve IV
ÖSYM’nin belirttiği doğru cevap: B
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Meteoroloji Mühendisliği Bölümü ve Afet Yönetim Merkezi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, ÖSYM’nin yayınladığı kitapçıkta YGS Sosyal Bilimler testinde 22 ve 27’nci sorularda hata olduğunu savundu. Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, bilgi yanlışlığı ve hata olduğunu ileri sürdüğü sosyal bilimler testindeki 2 soruyla ilgili şunları söyledi:
“Sosyal bilimler yani coğrafya testinin 22 ve 27’nci soruları yanlış. Verilen bilgilerde problem var. 22’nci soruda yer alan bilgide ‘Karasal iklimde kar yağışının fazla olduğu’ yönünde ifade yer alıyor. Bu bilgi doğru değil çünkü karasal iklimde yazlar ve kışlar arasında sıcaklık farkı fazladır, ancak yağan kar miktar olarak fazla olmaz, karın yerde kalma süresi fazla olur. Testteki 27’nci soruda ise, 4 doğal afet sayılıyor ve doğal afetlerin meydana gelmesinde, doğrudan veya dolaylı olarak insan etkisinden söz edilip edilemeyeceği soruluyor. Şıklar arasında ‘depremler’ de yer alıyor. Yanıtlarda ise birden çok doğru cevap var. Çünkü soruyu hazırlayan kişi insanların deprem üzerindeki etkisini yok saymış. Olaya çok dar bir bakış açısı ile bakılmış. Yapılan bomba testleri, yeraltından su veya petrol çekilmesi, nükleer testler de depreme neden olur. Bu faktörlerde insan etkisi vardır. Bu nedenle 27’nci sorunun birden çok doğru yanıtı var. Bu sınavlarda yer alan sorular alanında uzman isimler tarafından hazırlanmalı ve kontrol edilmeli. Soru hazırlama veya kontrol süreçlerinde bir problem olduğunu düşüyorum. Yoksa böyle bir hata olmazdı.”
Yanlış olduğu iddia edilen sorular
22’nci Soru:
Bir bölgenin iklim özellikleri ile bu bölgedeki bitki örtüsü arasında yakın bir ilişki vardır. Karasal iklimin en büyük özelliği, yaz-kış ve gece - gündüz arasındaki sıcaklık farkının fazla olması, kışların çok soğuk geçmesi ve kar yağışının fazla olmasıdır.
Türkiye’de bu iklimin egemen olduğu alanlarda aşağıdaki bitkilerden hangisinin yetişmesi beklenmez?
A) Karaçam B) Meşe C) Ardıç D)Sığla E) Kavak
ÖSYM’nin belirttiği doğru cevap: D
27’nci Soru:
I. Sel ve taşkınlar
II. Depremler
III. Çığlar
IV. Volkanik patlamalar
Yukarıdaki doğal afetlerden hangilerinin meydana gelmesinde, doğrudan veya dolaylı olarak insan
etkisinden söz edilebilir?
A) I ve II B) I ve III C) II ve III D) II ve IV E) III ve IV
ÖSYM’nin belirttiği doğru cevap: B
12 Ocak 2016 Salı
İTÜ'de cuma namazı saatinde ders yok
Açıklamaya göre akademisyenler ve öğrenciler isterlerse genelgeye uygun hareket edebilecek, isterlerse de bu zamanı öğle tatili olarak değerlendirebilecek.
Habertürk'ten Kurtan Demir'İn haberine göre kamu kurumlarındaki cuma namazı genelgesinin ardından İstanbul Teknik Üniversitesi’nde (İTÜ) bahar dönemi ile birlikte başlayacak uygulamaya göre cuma namazı saatlerinde ders verilmeyecek.
İTÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca’nın tüm akademik ve idari birimlere gönderdiği talimata göre gelecek eğitim-öğretim döneminde ders saatlerinin cuma namazına göre ayarlanması istendi.
Habertürk'ten Kurtan Demir'İn haberine göre kamu kurumlarındaki cuma namazı genelgesinin ardından İstanbul Teknik Üniversitesi’nde (İTÜ) bahar dönemi ile birlikte başlayacak uygulamaya göre cuma namazı saatlerinde ders verilmeyecek.
İTÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca’nın tüm akademik ve idari birimlere gönderdiği talimata göre gelecek eğitim-öğretim döneminde ders saatlerinin cuma namazına göre ayarlanması istendi.
10 Nisan 2015 Cuma
İTÜ Robot Olimpiyatları başladı
Bu yıl 9'uncusu düzenlenen İstanbul Teknik Üniversitesi Robot Olimpiyatları (İTÜRO) başladı.
İTÜ Kontrol ve Otomasyon Kulübünce, üniversitenin Ayazağa yerleşkesindeki Süleyman Demirel Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen olimpiyatlarda 3 gün boyunca yaklaşık 800 robot yarışacak.
Bir öğrenci etkinliği olarak 2007'den beri ekibini ve hedeflerini büyüterek yoluna devam eden İTÜRO, uluslararası bir organizasyon olma yolunda bu yıl da yabancı konuk ve yarışmacılarını ağırlıyor.
Olimpiyat kapsamındaki yarışmalar; "Çizgi İzleyen", "Basketbol", "Mikro Sumo", "Yangın Söndüren", "Merdiven Çıkan", "Labirent", "Renk Seçen", "Kendini Dengeleyen", "Senaryo" ve "Serbest Kategori" olmak üzere 10 farklı kategoride yapılıyor.
Yarışma kategorileri arasında yer alan ve 2 yılda bir görev değişikliğine gidilen "Senaryo" kategorisinde 2015-2016 görevi "İnşaat" olarak belirlendi.
İTÜRO 2015'e, Instituto Italiano di Tecnologia'dan Prof. Dr. Giorgia Metta ve Karadeniz Teknik Üniversitesi'nden Prof. Dr. Vasif Vagifoğlu Nabiyev konuk olacak.
Etkinlik kapsamında robot yarışmalarının yanı sıra panel, seminer ve gösteriler de düzenlenecek.
"Robotik yarışmalara ilgi artıyor"
Bu yılki olimpiyatların genel koordinatörü Celaleddin Hidayetoğlu, İTÜRO'nun, 8 yıllık birikim ve tecrübenin üzerine bir yıllık çalışma eklenerek gerçekleştirildiğini söyledi.
Amaçlarının, Türkiye'de robotiğin yerini ve yapılan çalışmaları sorgulamak, bu çalışmaları ileri taşımak olduğunu vurgulayan Hidayetoğlu, olimpiyatın 10 kategoride düzenlendiğini ifade etti.
Hidayetoğlu, bu yıl 800'e yakın başvuru aldıklarını kaydederek, 3 gün sürecek yarışmalarda kategorilerinde başarılı olanların ödüllendirileceğini aktardı.
Türkiye'deki robotik yarışma sayısında önceki yıllara göre artış olduğunu dile getiren Hidayetoğlu, "Bu yarışmaların artması, özellikle robotiğin gelişmesi açısından önemli. Özellikle üniversitelerde yapılan yarışmalar. Robotik yarışmaları ilkokul, ortaokul, lise, üniversite ve yüksekokullarda ilgi çekiyor" diye konuştu.
"İTÜRO uluslararası kimliğe büründü"
Hidayetoğlu, dünyada yapılan önemli robotik yarışmalarını takip ettiklerini ve bunları kendi yarışmalarına eklediklerini belirterek, "İTÜRO uluslararası bir organizasyon. Bu yıl 50'ye yakın yabancı başvurumuz var. Bu önemli bir nokta" dedi.
Bu olimpiyatın artık uluslararası kimliğe büründüğünü anlatan Hidayetoğlu, "Şu anda dünyanın yetkin üniversite ve robotik etkinliklerinden biriyiz" ifadesini kullandı.
İnsansız hava aracı
Hava Harp Okulu öğrencileri Umut Şahin ve Enes Bayram, Havacılık ve Uzay Mühendisliği ile Elektrik Mühendisliği bölümlerinin ortak çalışması olan insansız hava aracı hakkında AA muhabirine bilgi verdi.
Şahin, "Uydu sistemi olmayan ülkeler için kendi kurduğumuz bir yer istasyonu ile insansız hava araçları arasındaki iletişimi sağlayarak menzil artırıcı proje üretmeye çalıştık" dedi.
Bazı ülkelerin kendi insansız hava araçlarını yönetmek için yörüngede uyduları bulunmadığını dile getiren Şahin, "Ancak bu ülkeler stratejik bölgeleri için bir yer istasyonu oluşturarak, insansız hava araçlarını temel aldıkları noktadan yönetebilirler. Biz burada uçağımızla yer istasyonları arasında veri iletişimi sağladık. Bu sayede çok daha geniş bir operasyon alanında istihbarat veya üzerine silah takılırsa operasyon amaçlı kullanılabilecek bir hava aracı sistemi geliştirmiş olduk" diye konuştu.
Enes Bayram ise cihazın sadece görüntü aktarmakla kalmayıp, yükseklik, coğrafi konum ve havacılıkla ilgili bilgileri de gönderebildiğini söyledi.
7 yaşında robot üretti
Florya Koleji öğrencisi 11 yaşındaki Ali Emre Şenel, okulunda robotik ile ilgili ders almamasına rağmen bu konuya merakı dolayısıyla ürettiği çizgi takip eden robotu tanıttı.
Robotunun sadece çizgi izlemediğini aynı zamanda resim çizdiğini dile getiren Şenel, sisteme takılan bilgisayar işletim sistemi ve kameralar sayesinde robotun yaptığı işlemleri anlattı.
Şenel'in 7 yaşındaki kardeşi Alp Mete Şenel de çizgi izleyen robotunu tanıttı. Şenel, "Bir tane kart var mavi olan. Onunla programı yazıyorum. Sonra programda pilleri takıyorum. Pilleri takılı olan kabloları sensörlere takıyorum. Sonra sisteme tanıttığımda yazdığım programdaki bilgiler sensöre gidiyor" diye konuştu.
Trafikte araç çarpışmalarını önleyecek proje
Büyükçekmece Çınar Koleji 9. sınıf öğrencisi Elif Ebrar Gümüş ise trafikte araç çarpışmaları şeklinde oluşan kazaları engellemek ve minimuma indirmek amacıyla proje geliştirdiklerini söyledi.
Gümüş, "Amacımız, ani ve zincirleme trafik kazalarını magnetik bobinli hız kesici fren sistemiyle engellemek. Sürücünün dikkatsiz olması veya uyuması durumunda, aracın dört bir tarafına koyacağımız magnetik sistemler başka bir otomobile yaklaşılması halinde devreye girecek ve ani şekilde fren yapılmasını sağlayacak. Aracın başka bir otomobile yaklaşmasıyla bobin sistemlerinin oluşturduğu magnetik alanlar sayesinde frene basılacak" ifadelerini kullandı.
Sanal komutla dama oynayan robot
Marmara Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği mezunu ve Bilgisayar Mühendisliği öğrencisi Burak Kılıç da ürettikleri robotik sistemle dama oyununu kendi stilleriyle oynadıklarını ifade etti.
Projenin ilk aşamasında bilgisayarda tasarladıkları sistemle herhangi bir klavye ve mouse kullanmadan el hareketleriyle gözlüğe komut verdiklerini belirten Kılıç, "Gözlüğüme elimle hangi taşı alacağımı gösteriyorum. O taşı cihazımız kendisi alıyor. Sanal dünya ile gerçek dünyayı bağdaştırdık aslında" dedi.
Olimpiyatlarda yarışacak top oynayan robot da büyük ilgi görüyor.
İTÜ Kontrol ve Otomasyon Kulübünce, üniversitenin Ayazağa yerleşkesindeki Süleyman Demirel Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen olimpiyatlarda 3 gün boyunca yaklaşık 800 robot yarışacak.
Bir öğrenci etkinliği olarak 2007'den beri ekibini ve hedeflerini büyüterek yoluna devam eden İTÜRO, uluslararası bir organizasyon olma yolunda bu yıl da yabancı konuk ve yarışmacılarını ağırlıyor.
Olimpiyat kapsamındaki yarışmalar; "Çizgi İzleyen", "Basketbol", "Mikro Sumo", "Yangın Söndüren", "Merdiven Çıkan", "Labirent", "Renk Seçen", "Kendini Dengeleyen", "Senaryo" ve "Serbest Kategori" olmak üzere 10 farklı kategoride yapılıyor.
Yarışma kategorileri arasında yer alan ve 2 yılda bir görev değişikliğine gidilen "Senaryo" kategorisinde 2015-2016 görevi "İnşaat" olarak belirlendi.
İTÜRO 2015'e, Instituto Italiano di Tecnologia'dan Prof. Dr. Giorgia Metta ve Karadeniz Teknik Üniversitesi'nden Prof. Dr. Vasif Vagifoğlu Nabiyev konuk olacak.
Etkinlik kapsamında robot yarışmalarının yanı sıra panel, seminer ve gösteriler de düzenlenecek.
"Robotik yarışmalara ilgi artıyor"
Bu yılki olimpiyatların genel koordinatörü Celaleddin Hidayetoğlu, İTÜRO'nun, 8 yıllık birikim ve tecrübenin üzerine bir yıllık çalışma eklenerek gerçekleştirildiğini söyledi.
Amaçlarının, Türkiye'de robotiğin yerini ve yapılan çalışmaları sorgulamak, bu çalışmaları ileri taşımak olduğunu vurgulayan Hidayetoğlu, olimpiyatın 10 kategoride düzenlendiğini ifade etti.
Hidayetoğlu, bu yıl 800'e yakın başvuru aldıklarını kaydederek, 3 gün sürecek yarışmalarda kategorilerinde başarılı olanların ödüllendirileceğini aktardı.
Türkiye'deki robotik yarışma sayısında önceki yıllara göre artış olduğunu dile getiren Hidayetoğlu, "Bu yarışmaların artması, özellikle robotiğin gelişmesi açısından önemli. Özellikle üniversitelerde yapılan yarışmalar. Robotik yarışmaları ilkokul, ortaokul, lise, üniversite ve yüksekokullarda ilgi çekiyor" diye konuştu.
"İTÜRO uluslararası kimliğe büründü"
Hidayetoğlu, dünyada yapılan önemli robotik yarışmalarını takip ettiklerini ve bunları kendi yarışmalarına eklediklerini belirterek, "İTÜRO uluslararası bir organizasyon. Bu yıl 50'ye yakın yabancı başvurumuz var. Bu önemli bir nokta" dedi.
Bu olimpiyatın artık uluslararası kimliğe büründüğünü anlatan Hidayetoğlu, "Şu anda dünyanın yetkin üniversite ve robotik etkinliklerinden biriyiz" ifadesini kullandı.
İnsansız hava aracı
Hava Harp Okulu öğrencileri Umut Şahin ve Enes Bayram, Havacılık ve Uzay Mühendisliği ile Elektrik Mühendisliği bölümlerinin ortak çalışması olan insansız hava aracı hakkında AA muhabirine bilgi verdi.
Şahin, "Uydu sistemi olmayan ülkeler için kendi kurduğumuz bir yer istasyonu ile insansız hava araçları arasındaki iletişimi sağlayarak menzil artırıcı proje üretmeye çalıştık" dedi.
Bazı ülkelerin kendi insansız hava araçlarını yönetmek için yörüngede uyduları bulunmadığını dile getiren Şahin, "Ancak bu ülkeler stratejik bölgeleri için bir yer istasyonu oluşturarak, insansız hava araçlarını temel aldıkları noktadan yönetebilirler. Biz burada uçağımızla yer istasyonları arasında veri iletişimi sağladık. Bu sayede çok daha geniş bir operasyon alanında istihbarat veya üzerine silah takılırsa operasyon amaçlı kullanılabilecek bir hava aracı sistemi geliştirmiş olduk" diye konuştu.
Enes Bayram ise cihazın sadece görüntü aktarmakla kalmayıp, yükseklik, coğrafi konum ve havacılıkla ilgili bilgileri de gönderebildiğini söyledi.
7 yaşında robot üretti
Florya Koleji öğrencisi 11 yaşındaki Ali Emre Şenel, okulunda robotik ile ilgili ders almamasına rağmen bu konuya merakı dolayısıyla ürettiği çizgi takip eden robotu tanıttı.
Robotunun sadece çizgi izlemediğini aynı zamanda resim çizdiğini dile getiren Şenel, sisteme takılan bilgisayar işletim sistemi ve kameralar sayesinde robotun yaptığı işlemleri anlattı.
Şenel'in 7 yaşındaki kardeşi Alp Mete Şenel de çizgi izleyen robotunu tanıttı. Şenel, "Bir tane kart var mavi olan. Onunla programı yazıyorum. Sonra programda pilleri takıyorum. Pilleri takılı olan kabloları sensörlere takıyorum. Sonra sisteme tanıttığımda yazdığım programdaki bilgiler sensöre gidiyor" diye konuştu.
Trafikte araç çarpışmalarını önleyecek proje
Büyükçekmece Çınar Koleji 9. sınıf öğrencisi Elif Ebrar Gümüş ise trafikte araç çarpışmaları şeklinde oluşan kazaları engellemek ve minimuma indirmek amacıyla proje geliştirdiklerini söyledi.
Gümüş, "Amacımız, ani ve zincirleme trafik kazalarını magnetik bobinli hız kesici fren sistemiyle engellemek. Sürücünün dikkatsiz olması veya uyuması durumunda, aracın dört bir tarafına koyacağımız magnetik sistemler başka bir otomobile yaklaşılması halinde devreye girecek ve ani şekilde fren yapılmasını sağlayacak. Aracın başka bir otomobile yaklaşmasıyla bobin sistemlerinin oluşturduğu magnetik alanlar sayesinde frene basılacak" ifadelerini kullandı.
Sanal komutla dama oynayan robot
Marmara Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği mezunu ve Bilgisayar Mühendisliği öğrencisi Burak Kılıç da ürettikleri robotik sistemle dama oyununu kendi stilleriyle oynadıklarını ifade etti.
Projenin ilk aşamasında bilgisayarda tasarladıkları sistemle herhangi bir klavye ve mouse kullanmadan el hareketleriyle gözlüğe komut verdiklerini belirten Kılıç, "Gözlüğüme elimle hangi taşı alacağımı gösteriyorum. O taşı cihazımız kendisi alıyor. Sanal dünya ile gerçek dünyayı bağdaştırdık aslında" dedi.
Olimpiyatlarda yarışacak top oynayan robot da büyük ilgi görüyor.
12 Mart 2015 Perşembe
Çiçekler burs açacak
Kamuoyunun başarılı iş hayatı ve sosyal duyarlılığı ile yakından tanıdığı 12 kadın, İTÜ’nün “Çiçeklenen Burslar” kampanyası için bir araya geliyor.
İTÜ Rektörlüğü’nün Başarım Sensin Derneği ile yaptığı işbirliği ile “Çiçeklenen Burslar” kampanyası düzenlenecek. İş, sanat, Moda ve medya dünyasının başarılı kadınlarının katılımıyla çiçek tasarım atölyesi düzenlenecek. Tasarlanan çiçeklerin satışından elde edilecek gelir ise İTÜ’lü kız öğrencilere burs olarak verilecek.
İTÜ’nün Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında gerçekleştireceği “Çiçeklenen Burslar” etkinliği, 16 Mart Pazartesi günü İTÜ Ayazağa Yerleşkesinde düzenlenecek. Süleyman Demirel Kültür Merkezinin ev sahipliği yapacağı etkinlikte, hobi edinerek kendini geliştirmenin ve hobileri sosyal sorumluluk aracı olarak kullanabilmenin anlamlı bir örneği sergilenecek. Etkinlik için Kamuoyunun başarılı iş hayatı ve sosyal duyarlılığı ile yakından tanıdığı 12 kadın el ele vererek kız öğrencilere destek olacak. İTÜ Rektör Danışmanı - Tekstil Teknolojileri ve Tasarımı Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Telem Gök Sadıkoğlu’nun eğitmenliğinde çiçek tasarım atölyesi düzenlenecek.
Atölyede, 12 tanınmış simanın tasarlayacağı çiçekler, etkinlik sonunda satışa çıkacak. Etkinliğe cemiyet ve iş dünyasından çok sayıda davetli katılacak. Çiçeklerin satışı, Uğur Batur tarafından gerçekleştirilecek. Elde edilen gelir ise Başarım Sensin Derneği’nden destek alan İTÜ’lü kız öğrencilere burs kaynağı olarak kullanılacak. Çiçek Tasarım Atölyesi saat 12.00’de, çiçeklerin satışı ise saat 14.00’te başlayacak. Organizasyon, verilecek kokteyl ile sona erecek.
Çiçek Tasarım Atölyesi’ne; Başarım Sensin Derneği Yönetim Kurulu Üyesi - A&D ART And Design Tasarım ve Mobilya Sahibi Ahu Orakçıoglu, Moda Tasarımcısı Arzu Kaprol, Gazeteci Balçiçek İlter, Moda Tasarımcısı Gizem Turan, Tasarımcı Gönül Paksoy, Oyuncu Hande subaşı, Ses Sanatçısı Melihat Gülses, Capital Dergisi Yayın Yönetmeni Sedef Seçkin Büyük, TÜRDEV Yönetim Kurulu Başkanı - Gündüz Group Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ruken Mızraklı, Kütahya Porselen Yönetim Kurulu Başkanı Sema Güral Sürmeli, METAG İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı ve İTÜ Mezunlar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Sibel İdil Kerimoğlu, Cherıe Flowers And Event Sahibi Aslı Kuseyrioğlu katılacak.
İTÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca, İTÜ’nün toplumsal duyarlılığı yüksek bir üniversite olduğunun altını çizerek, “Sosyal sorumluluk anlayışına hizmet eden çalışmalar yapmayı da herkesin profesyonel iş alanı dışında bir uğraş sahibi olmasını da çok önemsiyoruz. Burs sağlamanın yanı sıra hobi edinmenin önemini de anlatmayı amaçladığımız bu etkinliği, Başarım Sensin Derneği ile birlikte gerçekleştirmeyi ayrıca önemsiyoruz” dedi.
Başarım Sensin Derneği Başkanı Şule Argüder ise İTÜ ile ortaklaşa gerçekleştirecekleri bu özel ve anlamlı proje için çok heyecanlı olduklarını, Türkiye’de özellikle kız öğrencilerin eğitimine dernek olarak hassasiyetle yaklaştıklarını söyledi. Argüder, üreten, çalışan, aktif Türk kadının ülkemiz için çok değerli olduğunu da özellikle vurguladı
İTÜ Rektörlüğü’nün Başarım Sensin Derneği ile yaptığı işbirliği ile “Çiçeklenen Burslar” kampanyası düzenlenecek. İş, sanat, Moda ve medya dünyasının başarılı kadınlarının katılımıyla çiçek tasarım atölyesi düzenlenecek. Tasarlanan çiçeklerin satışından elde edilecek gelir ise İTÜ’lü kız öğrencilere burs olarak verilecek.
İTÜ’nün Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında gerçekleştireceği “Çiçeklenen Burslar” etkinliği, 16 Mart Pazartesi günü İTÜ Ayazağa Yerleşkesinde düzenlenecek. Süleyman Demirel Kültür Merkezinin ev sahipliği yapacağı etkinlikte, hobi edinerek kendini geliştirmenin ve hobileri sosyal sorumluluk aracı olarak kullanabilmenin anlamlı bir örneği sergilenecek. Etkinlik için Kamuoyunun başarılı iş hayatı ve sosyal duyarlılığı ile yakından tanıdığı 12 kadın el ele vererek kız öğrencilere destek olacak. İTÜ Rektör Danışmanı - Tekstil Teknolojileri ve Tasarımı Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Telem Gök Sadıkoğlu’nun eğitmenliğinde çiçek tasarım atölyesi düzenlenecek.
Atölyede, 12 tanınmış simanın tasarlayacağı çiçekler, etkinlik sonunda satışa çıkacak. Etkinliğe cemiyet ve iş dünyasından çok sayıda davetli katılacak. Çiçeklerin satışı, Uğur Batur tarafından gerçekleştirilecek. Elde edilen gelir ise Başarım Sensin Derneği’nden destek alan İTÜ’lü kız öğrencilere burs kaynağı olarak kullanılacak. Çiçek Tasarım Atölyesi saat 12.00’de, çiçeklerin satışı ise saat 14.00’te başlayacak. Organizasyon, verilecek kokteyl ile sona erecek.
Çiçek Tasarım Atölyesi’ne; Başarım Sensin Derneği Yönetim Kurulu Üyesi - A&D ART And Design Tasarım ve Mobilya Sahibi Ahu Orakçıoglu, Moda Tasarımcısı Arzu Kaprol, Gazeteci Balçiçek İlter, Moda Tasarımcısı Gizem Turan, Tasarımcı Gönül Paksoy, Oyuncu Hande subaşı, Ses Sanatçısı Melihat Gülses, Capital Dergisi Yayın Yönetmeni Sedef Seçkin Büyük, TÜRDEV Yönetim Kurulu Başkanı - Gündüz Group Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ruken Mızraklı, Kütahya Porselen Yönetim Kurulu Başkanı Sema Güral Sürmeli, METAG İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı ve İTÜ Mezunlar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Sibel İdil Kerimoğlu, Cherıe Flowers And Event Sahibi Aslı Kuseyrioğlu katılacak.
İTÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca, İTÜ’nün toplumsal duyarlılığı yüksek bir üniversite olduğunun altını çizerek, “Sosyal sorumluluk anlayışına hizmet eden çalışmalar yapmayı da herkesin profesyonel iş alanı dışında bir uğraş sahibi olmasını da çok önemsiyoruz. Burs sağlamanın yanı sıra hobi edinmenin önemini de anlatmayı amaçladığımız bu etkinliği, Başarım Sensin Derneği ile birlikte gerçekleştirmeyi ayrıca önemsiyoruz” dedi.
Başarım Sensin Derneği Başkanı Şule Argüder ise İTÜ ile ortaklaşa gerçekleştirecekleri bu özel ve anlamlı proje için çok heyecanlı olduklarını, Türkiye’de özellikle kız öğrencilerin eğitimine dernek olarak hassasiyetle yaklaştıklarını söyledi. Argüder, üreten, çalışan, aktif Türk kadının ülkemiz için çok değerli olduğunu da özellikle vurguladı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







