Açık Öğretim Fakültesi sınavlarına girecek olan öğrenciler sınav giriş belgelerini ve sınava nerede gireceklerini kontrol ediyorlar. AÖF sınav giriş yerleri belli oldu mu? AÖF sınav giriş belgesi nasıl çıkarılacak? İşte merak edilenler...
İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Kasım 2017 Cumartesi
31 Mart 2017 Cuma
Boğaziçi, ODTÜ ve İTÜ dünya sırlamasında üst sıralarda
ODTÜ Enformatik Enstitüsü URAP Laboratuvarı, 10 farklı "dünyanın en iyi üniversiteleri" sıralamasında 159 Türk üniversitesinin yerini gösteren bir rapor hazırladı. Raporda Boğaziçi Üniversitesi, Ortadoğu Teknik Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi'nin üst sıralarda yer aldığı görüldü.
ODTÜ Enformatik Enstitüsü URAP Laboratuvarı, dünyanın en iyi üniversiteleri arasındaki yerimizi gösteren bir rapor yayımladı. Geçtiğimiz yıla ait 10 farklı sıralamada yer alan 159 Türk üniversiteden, Boğaziçi, ODTÜ ve İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) dünya sıralamasında üst sıralarda…
ODTÜ URAP (University Ranking by Academic Performance) Başkanı Prof. Dr. Ural Akbulut, sitede yer alan açıklamasında “Üniversitelerimizin bazı konulardaki eksiklerini görüp kendilerini geliştirerek belirli bir süre içinde dünya sıralamalarında daha üst sıralara yükseleceğine inanıyoruz. Halen, üniversitelerimizin dünyadaki yeri çok sayıda Avrupa üniversitesinden daha iyidir. Üniversitelerimiz, tüm maddi sıkıntılara ve kadro sorunlarına karşın uluslararası sıralamalarda dünyanın en iyi üniversiteleri arasında yer almaktadır.” şeklinde konuştu.
Üniversite adaylarına ve velilere yardımcı olmak amacıyla dünya genelindeki çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından yapılan üniversite sıralamalarını içeren rapor “http://tr.urapcenter.org” adresinden yayımlandı.
10 FARKLI SIRALAMA
Dünyadaki üniversite sıralamalarını yapan kuruluşlar: ARWU, Leiden, SciMago, QS, THE (Times), Webometrics (WEBO), US News and World Report, CWUR, RUR ve ODTÜ Enformatik Enstitüsü URAP Laboratuvarı
İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ TÜM SIRALAMALARDA YER ALAN TEK ÜNİVERSİTE
Akbulut’un verdiği bilgiye göre, dünya genel sıralaması yapan 10 kurumdan en az 5’inin sıralamasında yer alan 17 Türk üniversiteleri belirlendi. Buna göre, İstanbul Üniversitesi yapılan tüm sıralamaların tümünde yer alan tek üniversite oldu.
ODTÜ, Hacettepe, İTÜ, Ankara ve Gazi üniversiteleri ise sıralamaların 9’unda yer aldı. Boğaziçi ve Bilkent üniversiteleri 8’er, Koç Üniversitesi 7’şer, Ege, Erciyes, Dokuz Eylül, Marmara, Yıldız Teknik, Sabancı üniversiteleri 6’şar, Atatürk ve Çukurova üniversiteleri 5’er kere dünyanın en iyi üniversiteleri sıralamalarında yer buldu.
Dünya sıralamalarından en az 2’sinde ilk 500’e girebilen 7 üniversite ise şöyle oldu:
“ODTÜ 4 sıralamada (WEBO-456, US News- 231, QS-475, RUR-341), Boğaziçi Üniversitesi 4 sıralamada (US NEWS-166, QS- 475, RUR-418, THE: 450), Bilkent Üniversitesi 4 sıralamada (US NEWS-389, QS-415, RUR-357, THE-375), İstanbul Üniversitesi 3 sıralamada (LEIDEN-353, ARWU- 450, SCIMAGO-490), Sabancı Üniversitesi 3 sıralamada (QS-445, RUR-339, THE-325), Koç Üniversitesi 3 sıralamada (QS-455, RUR-466, THE-275), İTÜ 2 sıralamada (US NEWS-257, RUR-416).”
Dünya sıralamalarından sadece birinde ilk 500’e girebilen 3 üniversite ise Hacettepe Üniversitesi (LEIDEN-452), Ege Üniversitesi (LEIDEN-482) ve Atılım Üniversitesi (THE-450) oldu.
ARWU ve SCIMago’nun dünya sıralamalarında 2016’da ilk 500’e girebilen tek üniversite ise İstanbul Üniversitesi oldu.
Webometrics dünya sıralamasında ise ilk 500 üniversite listesine 2016’da sadece ODTÜ girdi.
Dünya sıralamalarında en üst sıralarda yer alan üniversiteler, US NEWS sıralamasına 166’ncı sıradan giren Boğaziçi, US NEWS sıralamasına 231’inci sıradan giren ODTÜ ile aynı sıralamaya 257’nci sıradan giren İTÜ oldu.
ODTÜ Enformatik Enstitüsü URAP Laboratuvarı, dünyanın en iyi üniversiteleri arasındaki yerimizi gösteren bir rapor yayımladı. Geçtiğimiz yıla ait 10 farklı sıralamada yer alan 159 Türk üniversiteden, Boğaziçi, ODTÜ ve İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) dünya sıralamasında üst sıralarda…
ODTÜ URAP (University Ranking by Academic Performance) Başkanı Prof. Dr. Ural Akbulut, sitede yer alan açıklamasında “Üniversitelerimizin bazı konulardaki eksiklerini görüp kendilerini geliştirerek belirli bir süre içinde dünya sıralamalarında daha üst sıralara yükseleceğine inanıyoruz. Halen, üniversitelerimizin dünyadaki yeri çok sayıda Avrupa üniversitesinden daha iyidir. Üniversitelerimiz, tüm maddi sıkıntılara ve kadro sorunlarına karşın uluslararası sıralamalarda dünyanın en iyi üniversiteleri arasında yer almaktadır.” şeklinde konuştu.
Üniversite adaylarına ve velilere yardımcı olmak amacıyla dünya genelindeki çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından yapılan üniversite sıralamalarını içeren rapor “http://tr.urapcenter.org” adresinden yayımlandı.
10 FARKLI SIRALAMA
Dünyadaki üniversite sıralamalarını yapan kuruluşlar: ARWU, Leiden, SciMago, QS, THE (Times), Webometrics (WEBO), US News and World Report, CWUR, RUR ve ODTÜ Enformatik Enstitüsü URAP Laboratuvarı
İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ TÜM SIRALAMALARDA YER ALAN TEK ÜNİVERSİTE
Akbulut’un verdiği bilgiye göre, dünya genel sıralaması yapan 10 kurumdan en az 5’inin sıralamasında yer alan 17 Türk üniversiteleri belirlendi. Buna göre, İstanbul Üniversitesi yapılan tüm sıralamaların tümünde yer alan tek üniversite oldu.
ODTÜ, Hacettepe, İTÜ, Ankara ve Gazi üniversiteleri ise sıralamaların 9’unda yer aldı. Boğaziçi ve Bilkent üniversiteleri 8’er, Koç Üniversitesi 7’şer, Ege, Erciyes, Dokuz Eylül, Marmara, Yıldız Teknik, Sabancı üniversiteleri 6’şar, Atatürk ve Çukurova üniversiteleri 5’er kere dünyanın en iyi üniversiteleri sıralamalarında yer buldu.
Dünya sıralamalarından en az 2’sinde ilk 500’e girebilen 7 üniversite ise şöyle oldu:
“ODTÜ 4 sıralamada (WEBO-456, US News- 231, QS-475, RUR-341), Boğaziçi Üniversitesi 4 sıralamada (US NEWS-166, QS- 475, RUR-418, THE: 450), Bilkent Üniversitesi 4 sıralamada (US NEWS-389, QS-415, RUR-357, THE-375), İstanbul Üniversitesi 3 sıralamada (LEIDEN-353, ARWU- 450, SCIMAGO-490), Sabancı Üniversitesi 3 sıralamada (QS-445, RUR-339, THE-325), Koç Üniversitesi 3 sıralamada (QS-455, RUR-466, THE-275), İTÜ 2 sıralamada (US NEWS-257, RUR-416).”
Dünya sıralamalarından sadece birinde ilk 500’e girebilen 3 üniversite ise Hacettepe Üniversitesi (LEIDEN-452), Ege Üniversitesi (LEIDEN-482) ve Atılım Üniversitesi (THE-450) oldu.
ARWU ve SCIMago’nun dünya sıralamalarında 2016’da ilk 500’e girebilen tek üniversite ise İstanbul Üniversitesi oldu.
Webometrics dünya sıralamasında ise ilk 500 üniversite listesine 2016’da sadece ODTÜ girdi.
Dünya sıralamalarında en üst sıralarda yer alan üniversiteler, US NEWS sıralamasına 166’ncı sıradan giren Boğaziçi, US NEWS sıralamasına 231’inci sıradan giren ODTÜ ile aynı sıralamaya 257’nci sıradan giren İTÜ oldu.
5 Aralık 2016 Pazartesi
İstanbul Teknik Üniversitesi hakkında mutlaka bilinmesi gerekenler!
Türkiye'nin en başarılı üniversitelerinden bir tanesi olarak kabul edilen İstanbul Teknik Üniversitesi hakkında merak edilenleri, üniversitesinin Öğrenci Konseyi Başkanı Ali Ercan'a sorduk. İşte İstanbul Teknik Üniversitesi'nin merak edilen yönleri.
Merhaba Ali Bey, öncelikle biraz kendinizden bahsedebilir misiniz? Hangi üniversitede ve bölümde eğitiminizi sürdürmektesiniz?
Merhaba. İstanbul Teknik Üniversitesi’nde Bilgisayar Mühendisliği bölümünde okuyorum. Şu aralar bitirme tasarım projemin üzerinde çalışıyorum. Allah nasip ederse, birkaç ay içerisinde mezun olacağım. Aynı zamanda henüz mezun olmamama rağmen, İTÜ Arı Teknokent’te Hitit Bilgisayar adlı bilişim firmasında çalışıyorum. Kendimden bahsetmem gerekirse öncelikle şunu söylemek isterim; çok yönlü bir insan olduğumu düşünüyorum. Üniversite hayatım boyunca kendimi mesleki açıdan olduğu kadar birçok farklı alanda geliştirdim. Genel olarak; mühendislik, tarih, siyaset, edebiyat ve futbol ile ilgileniyorum. İlk yılımdan bu yana fakültemin futbol takımında orta saha oyuncusu olarak İTÜ Stadyumu’nda düzenlenen fakültelerarası turnuvalarda oynadım. Son 3 yılda da takımımın kaptanlığını yaptım. Ayrıca fanatik bir Galatasaraylı olarak ultrAslan taraftar grubunun İTÜ’deki alt grubu olan İTÜ’lü Aslanlar’a mensubum. Yıllarca tribüncülük yaptım. Bunlara ek olarak İTÜ’de büyük ve aktif bir kulüp olan Stratejik Araştırmalar Kulübü’nün faaliyetlerinde görev aldım. Son olarak ise; 2014 yılında gerçekleştirilen Öğrenci Konseyi seçimlerini kazandım ve günümüze dek uzanan İTÜ Öğrenci Konseyi Başkanlığı sürecim başlamış oldu.
ÖSYS sonuçlarına göre, İstanbul Teknik Üniversitesi’nin Bilgisayar Mühendisliği alanında oldukça iyi bir sıralamaya sahip olduğunu görmekteyiz. Bu bölümü kazanmak için aday öğrencilerin çok çalışması gerekiyor, peki kazandıktan sonrası nasıl oluyor? Üniversitede görmüş olduğunuz eğitim sizi zorluyor mu?
Bölümümüzün sıralaması sizin de söylediğiniz gibi iyi bir yerde. İTÜ Bilgisayar Mühendisliği’ni kazanabilmek için % 0.5’lik dilime girmek gerekiyor. Mesele tabii ki kazanmakla bitmiyor. Esasında meslek hayatınızı tümüyle etkileyecek olan her şey tam da bu noktada başlıyor. Öncelikle; kayıt sonrasında yapılan İngilizce Yeterlilik Sınavı’nı geçemediyseniz Yabancı Diller Yüksekokulumuzda 1 yıl İngilizce hazırlık eğitimi alıyorsunuz. Sonrasında İngilizce Yeterlilik Sınavında başarılı olunca Lisans hayatınız tam anlamıyla başlamış oluyor.
Teknik Üniversite, yüzyıllardır olduğu gibi bugün de öğrencilerine nitelikli bir eğitim imkanı sunuyor. Özellikle temel mühendislik bilimlerinde bu nitelik üst seviyeye ulaşıyor. Bu durum haliyle Teknik Üniversiteli öğrenciler için akademik anlamda birçok zorluğu da beraberinde getiriyor. Bugün, herhangi bir bölümde okuyan bir İTÜ’lüyle konuşun; derslerin zorluğundan yakınacaktır. Fakat biz İTÜ’lü öğrenciler olarak aynı zamanda şunun da farkındayız; burada almış olduğumuz eğitimin zorluğu, bizi diğer üniversitelerin mezunlarından bir değil, birkaç adım öne geçirecek. Bahsettiğim bu durum somut gerçeklere dayanıyor. İstanbul gibi bir metropolde mühendislik ve mimarlık alanındaki iş sektörlerine çoğunlukla İTÜ mezunlarının hakim olduğu gerçeğini düşündüğümüzde önermemin doğruluğunu anlayabilirsiniz. Özel sektörde kariyer yapacak olanlar için de, akademik kariyer düşünenler için de bu durum güzel bir motivasyon kaynağı oluyor. Sonuçta; ortaöğretimde almış olduğunuz kaliteli eğitim size iyi bir üniversite kazandırır, üniversitede almış olduğunuz kaliteli eğitim ise size hayatınızı kazandırır…
İstanbul Teknik Üniversitesi 2016-2017 URAP verilerine göre Türkiye’nin en başarılı üniversiteleri listesinde ilk 10’da yer alıyor. Böyle büyük bir üniversitenin Öğrenci Konseyi Başkanı olmak nasıl bir duygu? Bu kapsamda neler yapıyorsunuz acaba?
Teknik Üniversite bizim için; 1773 yılında Osmanlı’nın batı referanslı olarak kurduğu ilk eğitim kurumlarından birisi olan, gücünü ve büyüklüğünü kendi tarihinden alan köklü bir eğitim yuvasıdır. Böyle köklü bir üniversitenin başkanlığını yapıyor olmak, benim için tabii ki büyük bir onur ve gurur vesilesi oluyor. Öğrenci Konseyi Başkanlığı; 40.000’e yakın İTÜ öğrencisinin temsilcisi olmak aynı zamanda üzerime ciddi bir sorumluluk yüklüyor. Biz de Öğrenci Konseyi olarak yapmış olduğumuz çalışmalarda bu sorumluluğun bilinciyle hareket ediyor; tüm çalışmalarımızı İTÜ öğrencilerinin yararı doğrultusunda yürütüyoruz.
Yürüttüğümüz çalışmaları şöyle özetleyebilirim; İTÜ’de okuyan bir öğrencinin eğitim hayatını etkileyen her yerde biz de varız. Eğitim-öğretime yönelik çalışmalarımız başta olmak üzere; kampüs içerisinde öğrencilerin yurt sorunlarından tutun, yemekhanelere, kütüphanelere, özel işletmelere, kantinlere varıncaya kadar tüm sorunlarını ve taleplerini inceleyip çözüm üretmeye çalışıyoruz. Taleplerimizi, çözüm önerilerimizi, öğrencilere yönelik projeleri İTÜ Rektörlüğü ile görüşerek, müzakere ederek tüm bunların hayata geçirilmesini sağlıyoruz. Aynı zamanda İTÜ Senatosu’nda Öğrenci Konseyi Başkanı sıfatıyla İTÜ öğrencilerini temsil vazifemi her toplantıda yerine getiriyorum.
Öğrenci Konseyi, göreve geldiğim 2014 yılından bu yana öğrencilerin birçok sorununu çözüme ulaştırdı. Birçok kriz durumunda devreye girip öğrencilerin sesi oldum ve bu sorunlar aşıldı. Öğrencilere akademik anlamda sıkıntılar yaratan durumlar için çözüm önerilerimizle gittik ve İTÜ’de daha önce görülmemiş köklü akademik değişiklikler hayata geçirildi. Bu vesileyle taleplerimize olumlu yaklaşan başta Rektörümüz Prof. Dr. Mehmet Karaca olmak üzere beraber çalıştığımız tüm birimlere buradan teşekkür etmek istiyorum. İTÜ’nün tüm yurtlarında her yıl yerel toplantılar organize ederek ilk ağızdan talepleri dinleyip çözüme ulaştırılmasını sağladık. Özel işletmelerle görüşmeler ve müzakereler sonucu İTÜ’lülerin kampüs şartlarını iyileştirdik. Varolan diğer sorunlar ve talepler için çalışmalarım ise halen devam ediyor. Bugünlerde İTÜ öğrenci kamuoyunun en önemli ve ciddi talebi ise yemekhanede sabah kahvaltısı verilmesi. Bu haklı talebin hayata geçirilmesi için çaba gösteriyorum.
Aday öğrenciler, öğrenci kulüplerini oldukça merak ediyor. Bu kapsamda İstanbul Teknik
Üniversitesi’nde Öğrenci Kulüpleri aktif mi? Kulüpler ne tür çalışmalar yapıyor?
Öğrenci kulüpleri, bir üniversite öğrencisinin sosyal yaşamında şüphesiz önemli bir yer tutuyor. Günümüzde bir bireyin hayatta başarılı olabilmesi için mesleğine ek olarak en az birkaç alanda kendisini geliştirmesi gerekir diye düşünüyorum. İstanbul Teknik Üniversitesi de bu gerçeğin farkında ve kulüplere, kulüp faaliyetlerine büyük önem veriyor. Kampüslerdeki tüm fiziksel ve sosyal imkanlar öğrenci kulüplerine sağlanılmaya çalışılıyor. İTÜ’de 120’yi aşkın öğrenci kulübü faaliyet yürütüyor. Yılda en az birkaç kez Kulüpler Festivali düzenleniyor. Hatta 2015 yılında toplamda 3000’e yakın kulüp etkinliğinin düzenlendiği bilgisini vermem gerekiyor.
Kulüpler; Uzmanlık Kulüpleri, Kültür-Sanat Kulüpleri, Spor Kulüpleri şeklinde 3’e ayrılıyor. Uzmanlık kulüpleri, daha çok mesleki alanlarda çalışma yürüten, projeler üreten kulüpler olarak göze çarpıyor. Bu kulüpler ulusal ve uluslararası yarışmalarda kazandıkları başarılarla sık sık ulusal basın ve medyada yer buluyor. Spor kulüpleri ise takımlar halinde ilgili spor dallarında çalışmalarını yürütüyorlar ve aynı şekilde ulusal ve uluslararası müsabakalarda kazandıkları başarılarla üniversitemizin yüz akı oluyorlar. Kültür-Sanat kulüpleri; İTÜ öğrencilerinin yalnız bilimde ve teknikte değil, aynı zamanda stratejik, sosyopolitik konularda, tarih, kültür, sanat, müzik ve edebiyat gibi alanlarda kendisini geliştirmesini sağlıyor. Ben de Stratejik Araştırmalar Kulübü’nün etkinliklerini kaçırmayan birisi olarak şunu söylemeliyim ki; Kültür-Sanat Kulüpleri İTÜ’lülere çok şey katıyor…
İstanbul Teknik Üniversitesi’nin kampüs olanakları nasıl? Kampüsünüzden memnun musunuz?
İTÜ 5 farklı kampüse sahip olan bir üniversite. Merkez kampüsümüz Maslak’taki iş merkezlerinin karşısında bulunan Ayazağa Kampüsü. Diğer kampüslerimiz ise Maçka, Gümüşsuyu, Taşkışla ve Tuzla’da bulunuyor. Maçka, Gümüşsuyu ve Taşkışla gibi şehir kampüslerimizde Osmanlı döneminden kalma tarihi kışla binalarında eğitim veriliyor. Bu fakültelerin koridorları adeta tarih kokuyor.
Genel olarak kampüslerimizden memnunuz. Özellikle merkez kampüsümüz olan Ayazağa Kampüsü’nün son yıllarda çehresi oldukça değişti. Kapısından içeri adımınızı atar atmaz üniversite ortamının güzelliğini hissedebiliyorsunuz. Aynı zamanda 7/24 açık bulunan ve ülkemizin sayılı üniversite kütüphanelerinden birisi olan Mustafa İnan Kütüphanesi’ne sahibiz. Kampüslerimizde 7 kapalı, 6 açık olmak üzere 13 tane spor salonu, 17 yurt, 12 konferans salonu, 357 laboratuar, 8 kütüphane bulunuyor. İTÜ Stadyumu, İTÜ Göleti, Olimpik yüzme havuzu, halısahalar gibi imkanları düşündüğümüzde sosyal alanlar olarak Türkiye’deki sayılı birkaç üniversiteden birisiyiz. Vakıf üniversitelerinin tamamına yakınında bu imkanları bulamıyorsunuz…
Yürüttüğümüz çalışmaları şöyle özetleyebilirim; İTÜ’de okuyan bir öğrencinin eğitim hayatını etkileyen her yerde biz de varız. Eğitim-öğretime yönelik çalışmalarımız başta olmak üzere; kampüs içerisinde öğrencilerin yurt sorunlarından tutun, yemekhanelere, kütüphanelere, özel işletmelere, kantinlere varıncaya kadar tüm sorunlarını ve taleplerini inceleyip çözüm üretmeye çalışıyoruz. Taleplerimizi, çözüm önerilerimizi, öğrencilere yönelik projeleri İTÜ Rektörlüğü ile görüşerek, müzakere ederek tüm bunların hayata geçirilmesini sağlıyoruz. Aynı zamanda İTÜ Senatosu’nda Öğrenci Konseyi Başkanı sıfatıyla İTÜ öğrencilerini temsil vazifemi her toplantıda yerine getiriyorum.
Öğrenci Konseyi, göreve geldiğim 2014 yılından bu yana öğrencilerin birçok sorununu çözüme ulaştırdı. Birçok kriz durumunda devreye girip öğrencilerin sesi oldum ve bu sorunlar aşıldı. Öğrencilere akademik anlamda sıkıntılar yaratan durumlar için çözüm önerilerimizle gittik ve İTÜ’de daha önce görülmemiş köklü akademik değişiklikler hayata geçirildi. Bu vesileyle taleplerimize olumlu yaklaşan başta Rektörümüz Prof. Dr. Mehmet Karaca olmak üzere beraber çalıştığımız tüm birimlere buradan teşekkür etmek istiyorum. İTÜ’nün tüm yurtlarında her yıl yerel toplantılar organize ederek ilk ağızdan talepleri dinleyip çözüme ulaştırılmasını sağladık. Özel işletmelerle görüşmeler ve müzakereler sonucu İTÜ’lülerin kampüs şartlarını iyileştirdik. Varolan diğer sorunlar ve talepler için çalışmalarım ise halen devam ediyor. Bugünlerde İTÜ öğrenci kamuoyunun en önemli ve ciddi talebi ise yemekhanede sabah kahvaltısı verilmesi. Bu haklı talebin hayata geçirilmesi için çaba gösteriyorum.
Size göre İstanbul Teknik Üniversitesi’nin en önemli özellikleri nelerdir?
Bana göre İstanbul Teknik Üniversitesi’nin en önemli özelliği ilklerin üniversitesi olmasıdır. Bu topraklarda kurulan ilk teknik üniversite, dünyanın da en eski teknik üniversitelerden birisidir. Yalnızca Osmanlı döneminde iyi mühendisler yetiştirmekle kalmamış; aynı zamanda Cumhuriyetimizin kurulmasında, geliştirilmesinde ve çağı yakalamasında çok büyük emekleri olan mühendis kadrolarının yetiştirildiği üniversitedir. Bu bakımdan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne katkılarını düşününce üniversitemi çok değerli buluyorum…
Türkiye’de ilk TV yayınlarının yapılması, ilk üniversite radyosu olan İTÜ Radyosu, bilgisayarı akademik anlamda kullanan ilk kurum olması, uzaya uydu gönderen ilk Türk üniversitesi olması, ilk yerli helikopter ve ilk yerli insansız otomobil gibi projeleri hayata geçirmesi bahsettiğimiz ilklerden yalnızca bazılarıdır. ODTÜ de dahil olmak üzere, Anadolu’daki birçok üniversiteyi İTÜ’lü akademisyenler kurmuştur. Kurulduğu dönemden bu yana, çağın bilimini ve teknolojisini yakalamayı başardığı ve her dalda diğer Türk üniversitelerine öncülük yaptığı için “İTÜ Asırlardır Çağdaş” mottosu ortaya çıkmıştır. Mezunlarına kattığı analitik düşünme yeteneği, çalışkanlık, disiplin, alçakgönüllülük gibi özellikler sayesinde de birçok alanda başarılı olmasını sağlayan olgu, yine üniversitede görmüş olduğumuz eğitimdir. Tüm bunları biraraya getirdiğimizde, İTÜ öğrencisi kendisini haklı olarak ayrıcalıklı hissediyor.
Peki sizce İTÜ’nün olumsuz yanları var mı? Üniversitede Eksik gördüğünüz noktalar nelerdir?
Tabii ki her kurumda ve üniversitede olduğu gibi İTÜ’nün de olumsuz yönleri mevcut. Dürüst olmak gerekirse bunlardan da bahsetmek gerekiyor. Özellikle son yıllarda YÖK’ün belirlediği kontenjan artırımları birçok üniversiteyi etkilediği gibi bizi de olumsuz etkiliyor. Öğrenci mevcudunun aşırı artmasının sonucu olarak derslik ve yurtlardan tutun, yemekhanelere, kütüphanelere kadar nüfus yoğunluğu inanılmaz derecede artmış durumda. Bu İTÜ’de hem eğitimin niteliğini düşürüyor, hem sosyal yaşantıyı zorlaştırıyor. Her ne kadar üniversite dışı bir sebepten kaynaklansa da bunu dürüstçe dile getirmek gerekiyor.
Öğrencilerin bugünlerde en çok talep ettiği şey ise sabah kahvaltısı sorununun çözülmesi. Ayrıca İTÜ’lü öğrenciler kampüs içerisindeki özel işletmelerin fiyatlarının öğrenci bütçesinin üzerinde olduğunu düşünüyorlar ve bu durumdan sikayetçiler.
Üniversite hayatınızda yaşadığınız unutulmaz bir anınız var mı?
Üniversite hayatıma birçok güzel anı ve güzel insan sığdırdım. Geride bıraktığım yıllarıma baktığımda unutamayacağım çok şey yaşadım. Bunlar arasında en önemlileri ise; genç bir mühendis adayı olarak ülkemin toplumsal meselelerine duyarsız kalmayıp arkadaşlarımla beraber elimizi, bedenimizi taşın altına koyduğumuz dönemlerdi. İTÜ’de yaşadığım en unutulmaz anı ise geçtiğimiz yıl Süleyman Demirel Kongre Merkezi’nde yaşadım. 2015 Nobel Kimya ödülünü kazanarak, temel bilimlerde Nobel ödüllü ilk ve tek Türk bilim insanımız olan Prof. Dr. Aziz Sancar'ı İTÜ'de ağırladık. Ülkemize büyük bir gurur yaşatarak Türk gençliğine ışık olan büyük bir bilim insanıyla biraradaydık. Aziz Sancar'ın, Nobel konuşmasını ve bilimsel sunumunu yaptığı törenin sonunda kendisine İTÜ öğrencileri adına çiçek takdim etme şerefine eriştim. Bu benim için unutulmaz bir andı, kendimi çok şanslı hissettim.
İstanbul Teknik Üniversitesi bünyesinde oldukça başarılı akademisyenler bulunmakta, onlardan aldığınız eğitim hakkında neler söylemek istersiniz?
Üniversitemizde hakikaten alanında duayen diyebileceğimiz çok sayıda akademisyen hocamız var. 1300’ü aşkın akademisyenimizin 500’den fazlası profesör. Bu, Türkiye şartlarında oldukça yüksek bir orana tekabül ediyor. Araştırma görevlilerini de dahil ettiğimizde akademisyen başına yalnızca 24 öğrenci düşüyor ki, bunun da gayet iyi bir oran olduğunu düşünüyorum.
Akademisyenlerimiz yalnızca ders vermiyor; aynı zamanda çok sayıda bilimsel projeyi de yürütüyorlar. İTÜ’de 2015 yılı içerisinde 1.010 adet bilimsel araştırma projesi yapıldı. Bu, akademisyen hocalarımızın özverisiyle gerçekleşiyor. Ben, akademik kadronun gücünün, üniversitenin başarısını doğrudan etkilediğini düşünüyorum. Almış olduğumuz eğitimin zorluğu konusunda çizgilerini korumalarını da çok doğru buluyorum. Bu bakımdan asırlardır var olan bir geleneğin son temsilcileri olan mevcut akademisyenlerimize saygı duyuyorum.
Son olarak İstanbul Teknik Üniversitesini düşünen adaylara neler söylemek istersiniz? Aday öğrencilere mesajınız nedir?
Aday öğrenci kardeşlerime verebileceğim en net mesajlar, sorularınıza verdiğim cevapların satır aralarından yer alıyor. İTÜ’yü kaliteli ve farklı kılan zorluklarla mücadele edebileceğini düşünen herkese hiç düşünmeden hayal ettikleri bölümü yazmalarını ve geniş ailemize katılıp bu güzel duyguyu bizimle paylaşmalarını tavsiye ediyorum. İTÜ’lü olmak bir ayrıcalıktır. Ben de İTÜ Öğrenci Konseyi Başkanı olarak; Teknik Üniversite’ye mensup olmanın ayrıcalığını hayatları boyunca hissedeceklerinin bizzat garantisini veriyorum. Sevgiler. (cnntürk.com.tr)
Merhaba Ali Bey, öncelikle biraz kendinizden bahsedebilir misiniz? Hangi üniversitede ve bölümde eğitiminizi sürdürmektesiniz?
Merhaba. İstanbul Teknik Üniversitesi’nde Bilgisayar Mühendisliği bölümünde okuyorum. Şu aralar bitirme tasarım projemin üzerinde çalışıyorum. Allah nasip ederse, birkaç ay içerisinde mezun olacağım. Aynı zamanda henüz mezun olmamama rağmen, İTÜ Arı Teknokent’te Hitit Bilgisayar adlı bilişim firmasında çalışıyorum. Kendimden bahsetmem gerekirse öncelikle şunu söylemek isterim; çok yönlü bir insan olduğumu düşünüyorum. Üniversite hayatım boyunca kendimi mesleki açıdan olduğu kadar birçok farklı alanda geliştirdim. Genel olarak; mühendislik, tarih, siyaset, edebiyat ve futbol ile ilgileniyorum. İlk yılımdan bu yana fakültemin futbol takımında orta saha oyuncusu olarak İTÜ Stadyumu’nda düzenlenen fakültelerarası turnuvalarda oynadım. Son 3 yılda da takımımın kaptanlığını yaptım. Ayrıca fanatik bir Galatasaraylı olarak ultrAslan taraftar grubunun İTÜ’deki alt grubu olan İTÜ’lü Aslanlar’a mensubum. Yıllarca tribüncülük yaptım. Bunlara ek olarak İTÜ’de büyük ve aktif bir kulüp olan Stratejik Araştırmalar Kulübü’nün faaliyetlerinde görev aldım. Son olarak ise; 2014 yılında gerçekleştirilen Öğrenci Konseyi seçimlerini kazandım ve günümüze dek uzanan İTÜ Öğrenci Konseyi Başkanlığı sürecim başlamış oldu.
ÖSYS sonuçlarına göre, İstanbul Teknik Üniversitesi’nin Bilgisayar Mühendisliği alanında oldukça iyi bir sıralamaya sahip olduğunu görmekteyiz. Bu bölümü kazanmak için aday öğrencilerin çok çalışması gerekiyor, peki kazandıktan sonrası nasıl oluyor? Üniversitede görmüş olduğunuz eğitim sizi zorluyor mu?
Bölümümüzün sıralaması sizin de söylediğiniz gibi iyi bir yerde. İTÜ Bilgisayar Mühendisliği’ni kazanabilmek için % 0.5’lik dilime girmek gerekiyor. Mesele tabii ki kazanmakla bitmiyor. Esasında meslek hayatınızı tümüyle etkileyecek olan her şey tam da bu noktada başlıyor. Öncelikle; kayıt sonrasında yapılan İngilizce Yeterlilik Sınavı’nı geçemediyseniz Yabancı Diller Yüksekokulumuzda 1 yıl İngilizce hazırlık eğitimi alıyorsunuz. Sonrasında İngilizce Yeterlilik Sınavında başarılı olunca Lisans hayatınız tam anlamıyla başlamış oluyor.
Teknik Üniversite, yüzyıllardır olduğu gibi bugün de öğrencilerine nitelikli bir eğitim imkanı sunuyor. Özellikle temel mühendislik bilimlerinde bu nitelik üst seviyeye ulaşıyor. Bu durum haliyle Teknik Üniversiteli öğrenciler için akademik anlamda birçok zorluğu da beraberinde getiriyor. Bugün, herhangi bir bölümde okuyan bir İTÜ’lüyle konuşun; derslerin zorluğundan yakınacaktır. Fakat biz İTÜ’lü öğrenciler olarak aynı zamanda şunun da farkındayız; burada almış olduğumuz eğitimin zorluğu, bizi diğer üniversitelerin mezunlarından bir değil, birkaç adım öne geçirecek. Bahsettiğim bu durum somut gerçeklere dayanıyor. İstanbul gibi bir metropolde mühendislik ve mimarlık alanındaki iş sektörlerine çoğunlukla İTÜ mezunlarının hakim olduğu gerçeğini düşündüğümüzde önermemin doğruluğunu anlayabilirsiniz. Özel sektörde kariyer yapacak olanlar için de, akademik kariyer düşünenler için de bu durum güzel bir motivasyon kaynağı oluyor. Sonuçta; ortaöğretimde almış olduğunuz kaliteli eğitim size iyi bir üniversite kazandırır, üniversitede almış olduğunuz kaliteli eğitim ise size hayatınızı kazandırır…
İstanbul Teknik Üniversitesi 2016-2017 URAP verilerine göre Türkiye’nin en başarılı üniversiteleri listesinde ilk 10’da yer alıyor. Böyle büyük bir üniversitenin Öğrenci Konseyi Başkanı olmak nasıl bir duygu? Bu kapsamda neler yapıyorsunuz acaba?
Teknik Üniversite bizim için; 1773 yılında Osmanlı’nın batı referanslı olarak kurduğu ilk eğitim kurumlarından birisi olan, gücünü ve büyüklüğünü kendi tarihinden alan köklü bir eğitim yuvasıdır. Böyle köklü bir üniversitenin başkanlığını yapıyor olmak, benim için tabii ki büyük bir onur ve gurur vesilesi oluyor. Öğrenci Konseyi Başkanlığı; 40.000’e yakın İTÜ öğrencisinin temsilcisi olmak aynı zamanda üzerime ciddi bir sorumluluk yüklüyor. Biz de Öğrenci Konseyi olarak yapmış olduğumuz çalışmalarda bu sorumluluğun bilinciyle hareket ediyor; tüm çalışmalarımızı İTÜ öğrencilerinin yararı doğrultusunda yürütüyoruz.
Yürüttüğümüz çalışmaları şöyle özetleyebilirim; İTÜ’de okuyan bir öğrencinin eğitim hayatını etkileyen her yerde biz de varız. Eğitim-öğretime yönelik çalışmalarımız başta olmak üzere; kampüs içerisinde öğrencilerin yurt sorunlarından tutun, yemekhanelere, kütüphanelere, özel işletmelere, kantinlere varıncaya kadar tüm sorunlarını ve taleplerini inceleyip çözüm üretmeye çalışıyoruz. Taleplerimizi, çözüm önerilerimizi, öğrencilere yönelik projeleri İTÜ Rektörlüğü ile görüşerek, müzakere ederek tüm bunların hayata geçirilmesini sağlıyoruz. Aynı zamanda İTÜ Senatosu’nda Öğrenci Konseyi Başkanı sıfatıyla İTÜ öğrencilerini temsil vazifemi her toplantıda yerine getiriyorum.
Öğrenci Konseyi, göreve geldiğim 2014 yılından bu yana öğrencilerin birçok sorununu çözüme ulaştırdı. Birçok kriz durumunda devreye girip öğrencilerin sesi oldum ve bu sorunlar aşıldı. Öğrencilere akademik anlamda sıkıntılar yaratan durumlar için çözüm önerilerimizle gittik ve İTÜ’de daha önce görülmemiş köklü akademik değişiklikler hayata geçirildi. Bu vesileyle taleplerimize olumlu yaklaşan başta Rektörümüz Prof. Dr. Mehmet Karaca olmak üzere beraber çalıştığımız tüm birimlere buradan teşekkür etmek istiyorum. İTÜ’nün tüm yurtlarında her yıl yerel toplantılar organize ederek ilk ağızdan talepleri dinleyip çözüme ulaştırılmasını sağladık. Özel işletmelerle görüşmeler ve müzakereler sonucu İTÜ’lülerin kampüs şartlarını iyileştirdik. Varolan diğer sorunlar ve talepler için çalışmalarım ise halen devam ediyor. Bugünlerde İTÜ öğrenci kamuoyunun en önemli ve ciddi talebi ise yemekhanede sabah kahvaltısı verilmesi. Bu haklı talebin hayata geçirilmesi için çaba gösteriyorum.
Aday öğrenciler, öğrenci kulüplerini oldukça merak ediyor. Bu kapsamda İstanbul Teknik
Üniversitesi’nde Öğrenci Kulüpleri aktif mi? Kulüpler ne tür çalışmalar yapıyor?
Öğrenci kulüpleri, bir üniversite öğrencisinin sosyal yaşamında şüphesiz önemli bir yer tutuyor. Günümüzde bir bireyin hayatta başarılı olabilmesi için mesleğine ek olarak en az birkaç alanda kendisini geliştirmesi gerekir diye düşünüyorum. İstanbul Teknik Üniversitesi de bu gerçeğin farkında ve kulüplere, kulüp faaliyetlerine büyük önem veriyor. Kampüslerdeki tüm fiziksel ve sosyal imkanlar öğrenci kulüplerine sağlanılmaya çalışılıyor. İTÜ’de 120’yi aşkın öğrenci kulübü faaliyet yürütüyor. Yılda en az birkaç kez Kulüpler Festivali düzenleniyor. Hatta 2015 yılında toplamda 3000’e yakın kulüp etkinliğinin düzenlendiği bilgisini vermem gerekiyor.
Kulüpler; Uzmanlık Kulüpleri, Kültür-Sanat Kulüpleri, Spor Kulüpleri şeklinde 3’e ayrılıyor. Uzmanlık kulüpleri, daha çok mesleki alanlarda çalışma yürüten, projeler üreten kulüpler olarak göze çarpıyor. Bu kulüpler ulusal ve uluslararası yarışmalarda kazandıkları başarılarla sık sık ulusal basın ve medyada yer buluyor. Spor kulüpleri ise takımlar halinde ilgili spor dallarında çalışmalarını yürütüyorlar ve aynı şekilde ulusal ve uluslararası müsabakalarda kazandıkları başarılarla üniversitemizin yüz akı oluyorlar. Kültür-Sanat kulüpleri; İTÜ öğrencilerinin yalnız bilimde ve teknikte değil, aynı zamanda stratejik, sosyopolitik konularda, tarih, kültür, sanat, müzik ve edebiyat gibi alanlarda kendisini geliştirmesini sağlıyor. Ben de Stratejik Araştırmalar Kulübü’nün etkinliklerini kaçırmayan birisi olarak şunu söylemeliyim ki; Kültür-Sanat Kulüpleri İTÜ’lülere çok şey katıyor…
İstanbul Teknik Üniversitesi’nin kampüs olanakları nasıl? Kampüsünüzden memnun musunuz?
İTÜ 5 farklı kampüse sahip olan bir üniversite. Merkez kampüsümüz Maslak’taki iş merkezlerinin karşısında bulunan Ayazağa Kampüsü. Diğer kampüslerimiz ise Maçka, Gümüşsuyu, Taşkışla ve Tuzla’da bulunuyor. Maçka, Gümüşsuyu ve Taşkışla gibi şehir kampüslerimizde Osmanlı döneminden kalma tarihi kışla binalarında eğitim veriliyor. Bu fakültelerin koridorları adeta tarih kokuyor.
Genel olarak kampüslerimizden memnunuz. Özellikle merkez kampüsümüz olan Ayazağa Kampüsü’nün son yıllarda çehresi oldukça değişti. Kapısından içeri adımınızı atar atmaz üniversite ortamının güzelliğini hissedebiliyorsunuz. Aynı zamanda 7/24 açık bulunan ve ülkemizin sayılı üniversite kütüphanelerinden birisi olan Mustafa İnan Kütüphanesi’ne sahibiz. Kampüslerimizde 7 kapalı, 6 açık olmak üzere 13 tane spor salonu, 17 yurt, 12 konferans salonu, 357 laboratuar, 8 kütüphane bulunuyor. İTÜ Stadyumu, İTÜ Göleti, Olimpik yüzme havuzu, halısahalar gibi imkanları düşündüğümüzde sosyal alanlar olarak Türkiye’deki sayılı birkaç üniversiteden birisiyiz. Vakıf üniversitelerinin tamamına yakınında bu imkanları bulamıyorsunuz…
Yürüttüğümüz çalışmaları şöyle özetleyebilirim; İTÜ’de okuyan bir öğrencinin eğitim hayatını etkileyen her yerde biz de varız. Eğitim-öğretime yönelik çalışmalarımız başta olmak üzere; kampüs içerisinde öğrencilerin yurt sorunlarından tutun, yemekhanelere, kütüphanelere, özel işletmelere, kantinlere varıncaya kadar tüm sorunlarını ve taleplerini inceleyip çözüm üretmeye çalışıyoruz. Taleplerimizi, çözüm önerilerimizi, öğrencilere yönelik projeleri İTÜ Rektörlüğü ile görüşerek, müzakere ederek tüm bunların hayata geçirilmesini sağlıyoruz. Aynı zamanda İTÜ Senatosu’nda Öğrenci Konseyi Başkanı sıfatıyla İTÜ öğrencilerini temsil vazifemi her toplantıda yerine getiriyorum.
Öğrenci Konseyi, göreve geldiğim 2014 yılından bu yana öğrencilerin birçok sorununu çözüme ulaştırdı. Birçok kriz durumunda devreye girip öğrencilerin sesi oldum ve bu sorunlar aşıldı. Öğrencilere akademik anlamda sıkıntılar yaratan durumlar için çözüm önerilerimizle gittik ve İTÜ’de daha önce görülmemiş köklü akademik değişiklikler hayata geçirildi. Bu vesileyle taleplerimize olumlu yaklaşan başta Rektörümüz Prof. Dr. Mehmet Karaca olmak üzere beraber çalıştığımız tüm birimlere buradan teşekkür etmek istiyorum. İTÜ’nün tüm yurtlarında her yıl yerel toplantılar organize ederek ilk ağızdan talepleri dinleyip çözüme ulaştırılmasını sağladık. Özel işletmelerle görüşmeler ve müzakereler sonucu İTÜ’lülerin kampüs şartlarını iyileştirdik. Varolan diğer sorunlar ve talepler için çalışmalarım ise halen devam ediyor. Bugünlerde İTÜ öğrenci kamuoyunun en önemli ve ciddi talebi ise yemekhanede sabah kahvaltısı verilmesi. Bu haklı talebin hayata geçirilmesi için çaba gösteriyorum.
Size göre İstanbul Teknik Üniversitesi’nin en önemli özellikleri nelerdir?
Bana göre İstanbul Teknik Üniversitesi’nin en önemli özelliği ilklerin üniversitesi olmasıdır. Bu topraklarda kurulan ilk teknik üniversite, dünyanın da en eski teknik üniversitelerden birisidir. Yalnızca Osmanlı döneminde iyi mühendisler yetiştirmekle kalmamış; aynı zamanda Cumhuriyetimizin kurulmasında, geliştirilmesinde ve çağı yakalamasında çok büyük emekleri olan mühendis kadrolarının yetiştirildiği üniversitedir. Bu bakımdan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne katkılarını düşününce üniversitemi çok değerli buluyorum…
Türkiye’de ilk TV yayınlarının yapılması, ilk üniversite radyosu olan İTÜ Radyosu, bilgisayarı akademik anlamda kullanan ilk kurum olması, uzaya uydu gönderen ilk Türk üniversitesi olması, ilk yerli helikopter ve ilk yerli insansız otomobil gibi projeleri hayata geçirmesi bahsettiğimiz ilklerden yalnızca bazılarıdır. ODTÜ de dahil olmak üzere, Anadolu’daki birçok üniversiteyi İTÜ’lü akademisyenler kurmuştur. Kurulduğu dönemden bu yana, çağın bilimini ve teknolojisini yakalamayı başardığı ve her dalda diğer Türk üniversitelerine öncülük yaptığı için “İTÜ Asırlardır Çağdaş” mottosu ortaya çıkmıştır. Mezunlarına kattığı analitik düşünme yeteneği, çalışkanlık, disiplin, alçakgönüllülük gibi özellikler sayesinde de birçok alanda başarılı olmasını sağlayan olgu, yine üniversitede görmüş olduğumuz eğitimdir. Tüm bunları biraraya getirdiğimizde, İTÜ öğrencisi kendisini haklı olarak ayrıcalıklı hissediyor.
Peki sizce İTÜ’nün olumsuz yanları var mı? Üniversitede Eksik gördüğünüz noktalar nelerdir?
Tabii ki her kurumda ve üniversitede olduğu gibi İTÜ’nün de olumsuz yönleri mevcut. Dürüst olmak gerekirse bunlardan da bahsetmek gerekiyor. Özellikle son yıllarda YÖK’ün belirlediği kontenjan artırımları birçok üniversiteyi etkilediği gibi bizi de olumsuz etkiliyor. Öğrenci mevcudunun aşırı artmasının sonucu olarak derslik ve yurtlardan tutun, yemekhanelere, kütüphanelere kadar nüfus yoğunluğu inanılmaz derecede artmış durumda. Bu İTÜ’de hem eğitimin niteliğini düşürüyor, hem sosyal yaşantıyı zorlaştırıyor. Her ne kadar üniversite dışı bir sebepten kaynaklansa da bunu dürüstçe dile getirmek gerekiyor.
Öğrencilerin bugünlerde en çok talep ettiği şey ise sabah kahvaltısı sorununun çözülmesi. Ayrıca İTÜ’lü öğrenciler kampüs içerisindeki özel işletmelerin fiyatlarının öğrenci bütçesinin üzerinde olduğunu düşünüyorlar ve bu durumdan sikayetçiler.
Üniversite hayatınızda yaşadığınız unutulmaz bir anınız var mı?
Üniversite hayatıma birçok güzel anı ve güzel insan sığdırdım. Geride bıraktığım yıllarıma baktığımda unutamayacağım çok şey yaşadım. Bunlar arasında en önemlileri ise; genç bir mühendis adayı olarak ülkemin toplumsal meselelerine duyarsız kalmayıp arkadaşlarımla beraber elimizi, bedenimizi taşın altına koyduğumuz dönemlerdi. İTÜ’de yaşadığım en unutulmaz anı ise geçtiğimiz yıl Süleyman Demirel Kongre Merkezi’nde yaşadım. 2015 Nobel Kimya ödülünü kazanarak, temel bilimlerde Nobel ödüllü ilk ve tek Türk bilim insanımız olan Prof. Dr. Aziz Sancar'ı İTÜ'de ağırladık. Ülkemize büyük bir gurur yaşatarak Türk gençliğine ışık olan büyük bir bilim insanıyla biraradaydık. Aziz Sancar'ın, Nobel konuşmasını ve bilimsel sunumunu yaptığı törenin sonunda kendisine İTÜ öğrencileri adına çiçek takdim etme şerefine eriştim. Bu benim için unutulmaz bir andı, kendimi çok şanslı hissettim.
İstanbul Teknik Üniversitesi bünyesinde oldukça başarılı akademisyenler bulunmakta, onlardan aldığınız eğitim hakkında neler söylemek istersiniz?
Üniversitemizde hakikaten alanında duayen diyebileceğimiz çok sayıda akademisyen hocamız var. 1300’ü aşkın akademisyenimizin 500’den fazlası profesör. Bu, Türkiye şartlarında oldukça yüksek bir orana tekabül ediyor. Araştırma görevlilerini de dahil ettiğimizde akademisyen başına yalnızca 24 öğrenci düşüyor ki, bunun da gayet iyi bir oran olduğunu düşünüyorum.
Akademisyenlerimiz yalnızca ders vermiyor; aynı zamanda çok sayıda bilimsel projeyi de yürütüyorlar. İTÜ’de 2015 yılı içerisinde 1.010 adet bilimsel araştırma projesi yapıldı. Bu, akademisyen hocalarımızın özverisiyle gerçekleşiyor. Ben, akademik kadronun gücünün, üniversitenin başarısını doğrudan etkilediğini düşünüyorum. Almış olduğumuz eğitimin zorluğu konusunda çizgilerini korumalarını da çok doğru buluyorum. Bu bakımdan asırlardır var olan bir geleneğin son temsilcileri olan mevcut akademisyenlerimize saygı duyuyorum.
Son olarak İstanbul Teknik Üniversitesini düşünen adaylara neler söylemek istersiniz? Aday öğrencilere mesajınız nedir?
Aday öğrenci kardeşlerime verebileceğim en net mesajlar, sorularınıza verdiğim cevapların satır aralarından yer alıyor. İTÜ’yü kaliteli ve farklı kılan zorluklarla mücadele edebileceğini düşünen herkese hiç düşünmeden hayal ettikleri bölümü yazmalarını ve geniş ailemize katılıp bu güzel duyguyu bizimle paylaşmalarını tavsiye ediyorum. İTÜ’lü olmak bir ayrıcalıktır. Ben de İTÜ Öğrenci Konseyi Başkanı olarak; Teknik Üniversite’ye mensup olmanın ayrıcalığını hayatları boyunca hissedeceklerinin bizzat garantisini veriyorum. Sevgiler. (cnntürk.com.tr)
15 Ağustos 2016 Pazartesi
Dünyanın En İyi Üniversiteleri Sıralaması’nda Türkiye’den tek üniversite
Çinde her yıl yayınlanan Dünyanın En İyi Üniversiteleri Sıralaması'na Türkiye'den sadece İstanbul Üniversitesi girebildi.
Çin’in Jiao Tong Üniversitesi bünyesindeki Shanghai Ranking Consultancy`nin her yıl yayınlanan Dünyanın En İyi Üniversiteleri Sıralaması’nda Türkiye’den sadece İstanbul Üniversitesi 419. sırada yer alabildi.
En İyi Üniversiteler Sıralaması’nın ilk onundan sekizini Amerikan Üniversiteleri elde ederken Amerikan Harvard Üniversitesi 100 puanla birinci sıraya oturdu. İlk on listesinin diğer ikisini ise dördüncü sırada İngiliz Cambridge Üniversitesi ile yedinci sırada yine İngiliz Oxford Üniversitesi yer aldı.
‘Academic Rankning of World Universities’ listesi bazı çevrelerce nesnel yöntemleri açısından takdir edilse de, uygarlık tarihi ve eğitim kalitesine önem vermeyen, dar görüşlü, deneyimsiz araştırma gücü nedeniyle de eleştiriliyor. DHA
Çin’in Jiao Tong Üniversitesi bünyesindeki Shanghai Ranking Consultancy`nin her yıl yayınlanan Dünyanın En İyi Üniversiteleri Sıralaması’nda Türkiye’den sadece İstanbul Üniversitesi 419. sırada yer alabildi.
En İyi Üniversiteler Sıralaması’nın ilk onundan sekizini Amerikan Üniversiteleri elde ederken Amerikan Harvard Üniversitesi 100 puanla birinci sıraya oturdu. İlk on listesinin diğer ikisini ise dördüncü sırada İngiliz Cambridge Üniversitesi ile yedinci sırada yine İngiliz Oxford Üniversitesi yer aldı.
‘Academic Rankning of World Universities’ listesi bazı çevrelerce nesnel yöntemleri açısından takdir edilse de, uygarlık tarihi ve eğitim kalitesine önem vermeyen, dar görüşlü, deneyimsiz araştırma gücü nedeniyle de eleştiriliyor. DHA
3 Nisan 2016 Pazar
Üniversitede enstrüman yasağı
İstanbul Üniversitesi yönetimi fakülteye enstrümanla girmeyi yasakladı
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğrencisi Büşra Aydın okula kemanı ile geldiğinde özel güvenlik görevlileri artık fakülteye enstrüman sokulmasının yasak olduğunu söyledi. Bu yeni yasağın gerekçesini soran öğrencilere cevap olarak "Nevruz kutlamalarında olay çıktı bu nedenle okul yönetimi artık okulda enstrüman istemiyor" denildi.
Evrensel'deki habere göre, kemanına el konulan Büşra Aydın, bu olayı şöyle değerlendirdi "Üniversitede birçok öğrencinin sosyal faaliyet göstermesini engellemelerine anlam veremiyorum. Okulda zaten sanatsal kültürel anlamda yok denecek kadar kısıtlanmış durumdayız. Üniversite öğrencileri böyle sindirilmek isteniyor. Sadece derslere giren ve sınavlara gelen bir öğrenci profili yaratmak istiyorlar. Oysa ben üniversitenin böyle bir yer olmaması gerektiğini düşünüyorum. Üniversite bizim aynı zamanda sosyal yaşam alanımız. Bu alanı elimizden almak istiyorlar. Biz öğrenciler olarak özgürce şarkı söyleyebilmek ve enstrüman çalabilmek istiyoruz. "
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğrencisi Büşra Aydın okula kemanı ile geldiğinde özel güvenlik görevlileri artık fakülteye enstrüman sokulmasının yasak olduğunu söyledi. Bu yeni yasağın gerekçesini soran öğrencilere cevap olarak "Nevruz kutlamalarında olay çıktı bu nedenle okul yönetimi artık okulda enstrüman istemiyor" denildi.
Evrensel'deki habere göre, kemanına el konulan Büşra Aydın, bu olayı şöyle değerlendirdi "Üniversitede birçok öğrencinin sosyal faaliyet göstermesini engellemelerine anlam veremiyorum. Okulda zaten sanatsal kültürel anlamda yok denecek kadar kısıtlanmış durumdayız. Üniversite öğrencileri böyle sindirilmek isteniyor. Sadece derslere giren ve sınavlara gelen bir öğrenci profili yaratmak istiyorlar. Oysa ben üniversitenin böyle bir yer olmaması gerektiğini düşünüyorum. Üniversite bizim aynı zamanda sosyal yaşam alanımız. Bu alanı elimizden almak istiyorlar. Biz öğrenciler olarak özgürce şarkı söyleyebilmek ve enstrüman çalabilmek istiyoruz. "
28 Mart 2016 Pazartesi
ODTÜ 12 alanda dünyanın en iyi üniversiteleri arasında!
QS sıralamasına toplam 12 bilim alanında giren ODTÜ dünyanın “seçkin” üniversiteleri arasına girerek Türkiye’yi en fazla alanda temsil eden üniversite oldu.
İngiltere merkezli Quacquarelli Symonds (QS) kuruluşu, dünya üniversitelerinin bilim alanlarına göre sıralaması 2016 sonuçlarını ilan etti. QS, bu sıralama için dünyanın önde gelen 4,226 üniversitesini değerlendirdiğini ve 42 ayrı bilim alanındaki performansları ölçerek bu alanlarda en başarılı 945 üniversiteyi belirlediğini duyurdu.
Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), uluslararası başarılarına bir yenisini daha ekledi. QS sıralamasına toplam 12 bilim alanında giren ODTÜ dünyanın “seçkin” üniversiteleri arasına girerek Türkiye’yi en fazla alanda temsil eden üniversite oldu.
ALAN SAYISINI ARTIRAN TEK TÜRK ÜNİVERSİTESİ OLDU
http://www.topuniversities.com/subject-rankings adresinden ulaşılabilen sıralamalarda, ODTÜ toplam 12 bilim alanında dünyanın “seçkin” üniversiteleri arasına girerek Türkiye’yi en fazla alanda temsil eden üniversite oldu. Geçtiğimiz yıl Türkiye’den 10 alanda listeye giren ODTÜ’nün, bu yıl alan sayısını artıran tek Türk üniversitesi olduğu görüldü.
Türkiye’yi bu sıralamalarda temsil eden diğer üniversitelerimizden İTÜ 8, İD Bilkent Üniversitesi 5, Boğaziçi Üniversitesi 4, Hacettepe Üniversitesi 2, Ankara Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Koç Üniversitesi ise 1’er alanda listede yer aldı.
ODTÜ Mineral ve Maden Mühendisliği alanında, “Dünyanın En Başarılı 100 Üniversitesi” listesine giren iki Türk üniversitesinden biri oldu. Bunun yanı sıra, ODTÜ 4 alanda (İstatistik-Yöneylem Araştırması, Elektrik-Elektronik Mühendisliği, İnşaat ve Yapı Mühendisliği, Makina-Havacılık-Üretim Mühendisliği) ilk 150, 4 alanda (Politika ve Uluslararası Çalışmalar, Eğitim, Yer ve Deniz Bilimleri, Kimya Mühendisliği) ilk 200, 2 alanda (Fizik ve Astronomi, Bilgisayar Bilimleri ve Bilgi Sistemleri) ilk 300 ve 1 alanda (Matematik) ilk 350 üniversite arasında yer aldı.
Sıralamalarda, İTÜ 1 alanda (Mineral ve Maden Mühendisliği) ilk 100, 1 alanda (Yer ve Deniz Bilimleri) ilk 150, 4 alanda (Elektrik-Elektronik Mühendisliği, Makina-Havacılık-Üretim Mühendisliği, Kimya Mühendisliği, İnşaat ve Yapı Mühendisliği) ilk 200, 1 alanda (Bilgisayar Bilimleri ve Bilgi Sistemleri) ilk 350, 1 alanda (Fizik ve Astronomi) ilk 400; İD Bilkent Üniversitesi 1 alanda (Politika ve Uluslararası Çalışmalar) ilk 150, 1 alanda (Elektrik-Elektronik Mühendisliği) ilk 200, 1 alanda (Makina-Havacılık-Üretim Mühendisliği) ilk 300, 1 alanda (Bilgisayar Bilimleri ve Bilgi Sistemleri) ilk 350 ve 1 alanda (Fizik ve Astronomi) ilk 400; Boğaziçi Üniversitesi 1 alanda (Elektrik-Elektronik Mühendisliği) ilk 250 ve 3 alanda (Makina-Havacılık-Üretim Mühendisliği, Eğitim, Bilgisayar Bilimleri ve Bilgi Sistemleri) ilk 300; Hacettepe Üniversitesi 2 alanda (Tıp, Eğitim) ilk 300; Koç Üniversitesi 1 alanda (Politika ve Uluslararası Çalışmalar) ilk 200; İstanbul Üniversitesi 1 alanda (Tıp) ilk 300; Ankara Üniversitesi 1 alanda (Tıp) ilk 400 üniversite arasına girdi.
İngiltere merkezli Quacquarelli Symonds (QS) kuruluşu, dünya üniversitelerinin bilim alanlarına göre sıralaması 2016 sonuçlarını ilan etti. QS, bu sıralama için dünyanın önde gelen 4,226 üniversitesini değerlendirdiğini ve 42 ayrı bilim alanındaki performansları ölçerek bu alanlarda en başarılı 945 üniversiteyi belirlediğini duyurdu.
Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), uluslararası başarılarına bir yenisini daha ekledi. QS sıralamasına toplam 12 bilim alanında giren ODTÜ dünyanın “seçkin” üniversiteleri arasına girerek Türkiye’yi en fazla alanda temsil eden üniversite oldu.
ALAN SAYISINI ARTIRAN TEK TÜRK ÜNİVERSİTESİ OLDU
http://www.topuniversities.com/subject-rankings adresinden ulaşılabilen sıralamalarda, ODTÜ toplam 12 bilim alanında dünyanın “seçkin” üniversiteleri arasına girerek Türkiye’yi en fazla alanda temsil eden üniversite oldu. Geçtiğimiz yıl Türkiye’den 10 alanda listeye giren ODTÜ’nün, bu yıl alan sayısını artıran tek Türk üniversitesi olduğu görüldü.
Türkiye’yi bu sıralamalarda temsil eden diğer üniversitelerimizden İTÜ 8, İD Bilkent Üniversitesi 5, Boğaziçi Üniversitesi 4, Hacettepe Üniversitesi 2, Ankara Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Koç Üniversitesi ise 1’er alanda listede yer aldı.
ODTÜ Mineral ve Maden Mühendisliği alanında, “Dünyanın En Başarılı 100 Üniversitesi” listesine giren iki Türk üniversitesinden biri oldu. Bunun yanı sıra, ODTÜ 4 alanda (İstatistik-Yöneylem Araştırması, Elektrik-Elektronik Mühendisliği, İnşaat ve Yapı Mühendisliği, Makina-Havacılık-Üretim Mühendisliği) ilk 150, 4 alanda (Politika ve Uluslararası Çalışmalar, Eğitim, Yer ve Deniz Bilimleri, Kimya Mühendisliği) ilk 200, 2 alanda (Fizik ve Astronomi, Bilgisayar Bilimleri ve Bilgi Sistemleri) ilk 300 ve 1 alanda (Matematik) ilk 350 üniversite arasında yer aldı.
Sıralamalarda, İTÜ 1 alanda (Mineral ve Maden Mühendisliği) ilk 100, 1 alanda (Yer ve Deniz Bilimleri) ilk 150, 4 alanda (Elektrik-Elektronik Mühendisliği, Makina-Havacılık-Üretim Mühendisliği, Kimya Mühendisliği, İnşaat ve Yapı Mühendisliği) ilk 200, 1 alanda (Bilgisayar Bilimleri ve Bilgi Sistemleri) ilk 350, 1 alanda (Fizik ve Astronomi) ilk 400; İD Bilkent Üniversitesi 1 alanda (Politika ve Uluslararası Çalışmalar) ilk 150, 1 alanda (Elektrik-Elektronik Mühendisliği) ilk 200, 1 alanda (Makina-Havacılık-Üretim Mühendisliği) ilk 300, 1 alanda (Bilgisayar Bilimleri ve Bilgi Sistemleri) ilk 350 ve 1 alanda (Fizik ve Astronomi) ilk 400; Boğaziçi Üniversitesi 1 alanda (Elektrik-Elektronik Mühendisliği) ilk 250 ve 3 alanda (Makina-Havacılık-Üretim Mühendisliği, Eğitim, Bilgisayar Bilimleri ve Bilgi Sistemleri) ilk 300; Hacettepe Üniversitesi 2 alanda (Tıp, Eğitim) ilk 300; Koç Üniversitesi 1 alanda (Politika ve Uluslararası Çalışmalar) ilk 200; İstanbul Üniversitesi 1 alanda (Tıp) ilk 300; Ankara Üniversitesi 1 alanda (Tıp) ilk 400 üniversite arasına girdi.
14 Şubat 2016 Pazar
İÜ’nün uluslararası öğrenci sınavına müracaatlar başladı!
İstanbul Üniversitesi'nin beş kıtada düzenlediği uluslararası öğrenci sınavına (İÜYÖS-2016) müracaatlar başladı.
Türkiye’nin en köklü yükseköğrenim kurumu ve dünyanın en iyi beş yüz üniversitesi arasında yer alan İstanbul Üniversitesi, yabancı ülke vatandaşları ve yurt dışında ikamet edip Türkiye’de üniversite eğitimi almak isteyenlere yönelik sınav düzenliyor.
İÜYÖS-2016 (Uluslararası Öğrenci Sınavı) 30 Nisan 2016 Cumartesi günü dünyada beş kıtada, 65 sınav merkezinde tek oturum olarak yapılacak.
Sınav başvuruları online olarak alınacak.
Sınava girmek için http://yos.istanbul.edu.tr/ adresinden 4 Ocak-25 Mart 2016 tarihleri arasında online başvuru yapmak gerekiyor. Yine bu web adresinden başvuru koşulları, sınavın içeriği, önceki yıllarda çıkmış örnek sorular, taban puanlar, İstanbul’da yaşam ve başka birçok detay hakkında bilgiye ulaşılabilir.
İÜYÖS sonuçları Türkiye’de 100 civarında üniversite tarafından kabul ediliyor
Adaylar, İÜYÖS sınavından elde edecekleri puanı İstanbul Üniversitesi’nin yanında Türkiye’deki yüzün üzerinde üniversitede lisans eğitimi almak için başvurmak üzere kullanabilecekler.
Sınav Takvimi
Sınav Tarihi : 30 Nisan 2016 Cumartesi
Başvuru Tarihleri : 4 Ocak-25 Mart 2016
Sınav Sonucu İlanı : 30 Mayıs 2016
Tercihlerin Alınması : 20 Haziran-4 Temmuz 2016
Yerleştirme Sonuçlarının Açıklanması : 11 Temmuz 2016
Online başvuru adresi : yos.istanbul.edu.tr
Sınav Merkezleri:
Türkiye: İstanbul, Ankara, İzmir, İpsala, Gaziantep, Şanlıurfa, Van, Erzurum; Almanya: Köln, Münih, Berlin, Mannheim; Avusturya: Viyana, Fransa: Paris, Lyon; İsviçre: Bern; Belçika: Brüksel; İsveç: Stockholm; Hollanda: Rotterdam; Moldova: Gagavuz Bölgesi (Kongaz); Bosna Hersek; Saraybosna; Kosova: Priştine; Makedonya: Üsküp; Polonya: Varşova; Yunanistan: Atina; Bulgaristan: Kırcaali; Arnavutluk; Tiran; Romanya: Köstence; Macaristan: Budapeşte; Mogolistan: Ulanbatur; Kazakistan: Almatı, Astana; Kırgızistan: Bişkek; Azerbaycan: Bakü, Nahçivan; İran: Tahran; Tataristan: Kazan; Tacikistan: Duşanbe; Gürcistan: Tiflis; Myanmar: Yangon; Güney Afrika Cumhuriyeti: Johannesburg; Fas: Rabat; Sudan: Hartum; Tunus: Tunus; Cezayir: Cezayir; Tanzanya: Darüsselam; Mısır: Kahire; Nijer: Niamey; Irak: Erbil; Lübnan: Buyrut; Suudi Arabistan: Cidde, Riyad, Medine; Ürdün: Amman; Kıbrıs: Lefkoşe; Pakistan: Karaçi, Lahor; Malezya: Kuala Lumpur; Hindistan: Yeni Delhi; Afganistan: Kabil, Mezar-ı Şerif; Avustralya: Melborune; ABD; New York, Los Angeles; Kanada: Montreal.
Türkiye’nin en köklü yükseköğrenim kurumu ve dünyanın en iyi beş yüz üniversitesi arasında yer alan İstanbul Üniversitesi, yabancı ülke vatandaşları ve yurt dışında ikamet edip Türkiye’de üniversite eğitimi almak isteyenlere yönelik sınav düzenliyor.
İÜYÖS-2016 (Uluslararası Öğrenci Sınavı) 30 Nisan 2016 Cumartesi günü dünyada beş kıtada, 65 sınav merkezinde tek oturum olarak yapılacak.
Sınav başvuruları online olarak alınacak.
Sınava girmek için http://yos.istanbul.edu.tr/ adresinden 4 Ocak-25 Mart 2016 tarihleri arasında online başvuru yapmak gerekiyor. Yine bu web adresinden başvuru koşulları, sınavın içeriği, önceki yıllarda çıkmış örnek sorular, taban puanlar, İstanbul’da yaşam ve başka birçok detay hakkında bilgiye ulaşılabilir.
İÜYÖS sonuçları Türkiye’de 100 civarında üniversite tarafından kabul ediliyor
Adaylar, İÜYÖS sınavından elde edecekleri puanı İstanbul Üniversitesi’nin yanında Türkiye’deki yüzün üzerinde üniversitede lisans eğitimi almak için başvurmak üzere kullanabilecekler.
Sınav Takvimi
Sınav Tarihi : 30 Nisan 2016 Cumartesi
Başvuru Tarihleri : 4 Ocak-25 Mart 2016
Sınav Sonucu İlanı : 30 Mayıs 2016
Tercihlerin Alınması : 20 Haziran-4 Temmuz 2016
Yerleştirme Sonuçlarının Açıklanması : 11 Temmuz 2016
Online başvuru adresi : yos.istanbul.edu.tr
Sınav Merkezleri:
Türkiye: İstanbul, Ankara, İzmir, İpsala, Gaziantep, Şanlıurfa, Van, Erzurum; Almanya: Köln, Münih, Berlin, Mannheim; Avusturya: Viyana, Fransa: Paris, Lyon; İsviçre: Bern; Belçika: Brüksel; İsveç: Stockholm; Hollanda: Rotterdam; Moldova: Gagavuz Bölgesi (Kongaz); Bosna Hersek; Saraybosna; Kosova: Priştine; Makedonya: Üsküp; Polonya: Varşova; Yunanistan: Atina; Bulgaristan: Kırcaali; Arnavutluk; Tiran; Romanya: Köstence; Macaristan: Budapeşte; Mogolistan: Ulanbatur; Kazakistan: Almatı, Astana; Kırgızistan: Bişkek; Azerbaycan: Bakü, Nahçivan; İran: Tahran; Tataristan: Kazan; Tacikistan: Duşanbe; Gürcistan: Tiflis; Myanmar: Yangon; Güney Afrika Cumhuriyeti: Johannesburg; Fas: Rabat; Sudan: Hartum; Tunus: Tunus; Cezayir: Cezayir; Tanzanya: Darüsselam; Mısır: Kahire; Nijer: Niamey; Irak: Erbil; Lübnan: Buyrut; Suudi Arabistan: Cidde, Riyad, Medine; Ürdün: Amman; Kıbrıs: Lefkoşe; Pakistan: Karaçi, Lahor; Malezya: Kuala Lumpur; Hindistan: Yeni Delhi; Afganistan: Kabil, Mezar-ı Şerif; Avustralya: Melborune; ABD; New York, Los Angeles; Kanada: Montreal.
12 Mart 2015 Perşembe
İstanbul Üniversitesi rektörünü seçiyor
Türkiye’nin en köklü eğitim kurumlarından İstanbul Üniversitesi’nde bugün rektörlük seçimi heyecanı var. Prof. Dr. Yunus Söylet’in, milletvekilliği aday adaylığı için istifa etmesinin ardından yeni rektör seçimi için öğretim üyeleri bugün sandık başında. 5 profesör İÜ rektörlük koltuğuna oturmak için yarışıyor. En yüksek oy alanların listesi YÖK tarafından, atama için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a sunulacak.
İstanbul Üniversitesi’nde yaklaşık 3 bin öğretim üyesinin oy kullanacağı seçim saat 08.30’da başladı. Oylama saat 17.00’ye kadar sürecek. Üniversitenin Fen Fakültesi Ord. Prof. Dr. Cemil Bilsel Konferans Salonu’na gelen akademisyenleri rektör adayları karşılıyor.
Rektör adayları seçim sonuçları öncesi, hedeflerini öncelik sırasına göre 3 maddeyle şöyle özetledi:
Prof. Dr. M. Raşit Tükel
1- Bilimsel özgürlük
2- Akademik özerklik
3- Katılımcılık
Prof. Dr. Mahmut Ak
1- Huzur ve güven
2- Akademik özgürlük
3- Katılımcı yönetim
Prof. Dr. Harun Cansız
1- Özgürlük, kardeşlik ve sevgi
2- Bilimsel araştırmalarda engelleri ortadan kaldırmak
3- Üniversiteyi layık olduğu yere taşımak
Prof. Dr. Recep Seymen
1- Siyasetçiyi üniversiteden çıkarmak
2- Rektörlük makamını sembolik ve onursal hale getirmek
3- Dekanlık ve anabilim dalı başkanlıklarını seçimle belirlemek
Adayların her birinin farklı projeleri var. İşte adayların Hürriyet’e yaptığı açıklamalar:
Akademik özgürlüğü savunmaya devam edeceğiz
Prof. Dr. Mahmut Ak (Vekil Rektör)
Akademik özgürlüğü savunmaya, arkasında durmaya devam edeceğiz. Dış paydaşları ile olan ilişkisinin etkin bir biçimde geliştirilmesini amaçlıyoruz. Bilimsel işbirliklerinin yanında karşılıklı etkileşimde bulunduğumuz kamu kurum ve kuruluşları ve özel sektör temsilcileriyle bir araya geleceğiz.
Öğrenci odaklı üniversite kavramı artık öğrenen odaklı üniversite olarak değişiyor. Bir üniversite sadece öğrencilerine eğitim hizmeti vermiyor. Topluma, kendi personeline, ortaöğretim öğrencilerine varana kadar öğrenen bir kesime hizmet veriyor. O nedenle artık hedefimiz öğrenen odaklı üniversite. Eğitim ve öğretim artık geleneksel anlamda ‘öğrenene, geleneksel amaç, içerik ve yöntemlerle belirli bilgi ve becerileri kazandırma’ sınırlarını aşmış durumda. Öğrenci merkezli ve öğrenci dostu bir üniversite olmak için büyük bir dönüşüm ve gayret içindeyiz. Üniversitemizde son dört yılda, bir yandan geleneksel eğitim-öğretim işlevlerimizi geliştirerek sürdürürken diğer yandan da yenilikçi program ve yöntemleri devreye soktuk.
İÜ, her branşta Nobel adayı olacak
Prof. Dr. Faruk Erzengin (İstanbul Tıp Fakültesi öğretim üyesi. 1998-2004 arasında dekanlık yaptı)
En büyük hayalim üniversitenin her branşta Nobel adayı haline gelmesi ve Nobel Ödülü alması. Çünkü üniversitemizin karizması ve kapasitesi buna uygun. Biraz iddialı olacak ama İstanbul Üniversitesi’nin en azından dünyada ilk 50 üniversite arasına girmesi için çalışacağım. Daha önce İstanbul Tıp Fakültesi’ne iki dönem dekanlık yaptım. Her şeyden önce herkesi kucaklayan, ulaşılabilen, çağdaş, demokrat, şeffaf, katılımcı, üretken, herkese açık ve eşit mesafede yakın, bireylerle değil sorunlarla uğraşan bir yönetim anlayışı. Haliyle öğretim üyelerimizin de gelirlerini en üst düzeyte arttıracak şekilde düzenlemeler yapmak da hedeflerim arasında. Öğrencilerimizin hepsinin en az bir yabancı dil öğrenmesini sağlamak, onları yurtdışına göndermek istiyorum.
Bir kadın aday çıksın, geri çekilirim
Prof. Dr. Recep Seymen (İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi)
İstanbul Üniversitesi’nin rektörlük seçimlerde rektör belli, karar siyasal iktidar tarafından çoktan verildi. Biz adaylarla da buna ‘meşruluk’ süsü veriliyor. Rektör şimdiden belli, Mahmut Ak. İstanbul Üniversitesi’nde kararlarını siyasal iktidardan bağımsız alacak bir rektör göreve gelemez. Hiç kadın aday yok, bir tane çıksa ben adaylığımı çekeceğim. Kadınlar sonucu biliyor. Rektörlük onursal, sembolik bir görev. Bu makamda liyakat öne çıkmalı, üniversitelerde sıkıyönetime ihtiyaç yok. Makam arabası, koruma kullanmam. Üniversitenin ekonomik sorunu yok. Dekanları hocaların seçmesini sağlarım. Akdemisyenler bilimsel açıklamalar yapabilir, ahlaki değerler kapsamında isteyen istediği şeyi anlatır. Üniversitelerde taciz olayları arttı. Bunlara yönelik önlem alacağım. Öğrencilere soruşturma açılmamalı, gerekli özgürlük sağlanmalı. İntihal, ahlaksızlık, taciz gibi olaylar olduğunda belgeleri varsa ancak öğrenci ve akademisyenler hakkında soruşturma açılması taraftarıyım.
Ötekileştirme ve mobbing sona erecek
Prof. Dr. Harun Cansız (Cerrahpaşa Tıp Fakültesi öğretim üyesi)
Üniversitemizde öğretim üyesi ve elemanlarımızın asli görevleri özgür bir ortamda bilim üretmek ve araştırma yapmak. Ancak akademisyenler pek çok sorunla boğuşmak zorunda bırakılıyor. Korku, baskı ve yıldırmanın olduğu bir üniversitede bilim üretmek mümkün değil. Biz onurlu, özgür ve kendini yöneten bir üniversite idealiyle yola çıktık. Bu nedenle ilk işimiz insan onurunu zedeleyen, baskıcı ve statükocu yönetim algısını değiştirmek olacak. Akademik özerkliğin ve bilimsel araştırmaların önündeki tüm engelleri kaldıracağız. Ötekileştirme, mobbing ve özlük haklarıyla oynamalar son bulacak. Biz katılımı artıracağız ve üniversitemizi bir marka haline getireceğiz. Stratejik alanlarda mükemmeliyet merkezleri kurarak, bilimsel çalışmaları hızlandıracağız. İstanbul Üniversitesi’nin mevcut durumunu ulusal ve uluslararası eğitim kurumlarıyla kıyaslayacağız. Lüzumsuz derslerin kaldırılması, yerine nano teknoloji gibi yeni alanların konulması gerekiyor. Sahibinin değil, kendisinin sesi olan bir üniversiteyi, akademsiyenlerle gerçekleştireceğiz.
Dekanlar seçimle göreve gelmeli
Prof. Dr. M. Raşit Tükel (İstanbul Tıp Fakültesi öğretim üyesi)
Bir süredir uygulanan eğitim ve sağlık alanındaki politikalar, İstanbul Üniversitesi’nde önemli çatlakların oluşmasına yol açtı. Sorunların görmezden gelinerek, paylaşımdan uzaklaşılması, eleştirel yaklaşımların saldırı olarak algılanmasıyla İstanbul Üniversitesi derin bir sarsıntı içine girdi. Demokratik, laik, sosyal, hukuk devleti çerçevesi içinde, katılımcı, özgür ve özerk bir üniversite istiyoruz. Bunun için, öğretim üyeleri hiçbir baskı ve müdahaleye uğramadan, araştırma, eğitim ve hizmet işlevlerini yerine getirebilmeli. Üniversite öğrencilerinin eleştirel düşünmeyi öğrenmeleri, yaratıcılıklarını geliştirmeleri, eğitimin temel amaçlarından olmalı. Öğretim üyeleri ve tüm çalışanların, genel bütçeden ve üniversite kaynaklarından maddi imkânlar yaratılarak, yarın kaygısı duymadan, hak ettikleri gelir düzeyine ve sosyal olanaklara kavuşturulmasına yönelik çalışmalar yapılmalı. Atama ve satın alma süreçlerinde tam bir tarafsızlıkla hareket edilmeli. Rektör, öğretim üyelerinin oylarıyla belirlenmeli. Dekanlar atamayla değil, seçimle göreve gelmeli.
Nasıl oy kullanılıyor?
Öğretim üyeleri öncelikle kendi fakülte/enstitü/yüksekokul sekreterinin görev yaptığı masaya giderek imza atıyor. Ardından salon girişinde oy kullanacağı sandığın numaratöründen sıra numarası alıyor. Kendisine sıra gelen öğretim üyesi TC kimlik numaralarının yazılı olduğu kimlik kartını göstererek imza karşılığında oy pusulası alıyor. Oy pusulalarının üstüne adayın ismi yazılıp zarfın içine konulduktan sonra oy sandığına atılıyor.
GS’de de seçim var
İstanbul Üniversitesi’nin dışında Türkiye’nin önemli yükseköğretim kurumlarından Galatasaray Üniversitesi’nde (GS) de bugün rektörlük yarışı var. Milletvekilliği için istifa eden Prof. Dr. Ethem Tolga’dan boşalan koltuğa Rektör Vekili Prof. Dr. Ertuğrul Karsak, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İdil Kaya ve Sosyal Bilimler Enstitüsü’nden Prof. Dr. Hamza Yüksel Dinçer aday oldu. GS’de seçimler saat 13.00’te başlayacak.
En yüksek oy alan adaylar YÖK'e bildirilecek
Hem İstanbul Üniversitesi'nde hem Galatasaray Üniversitesi'nde akademisyenlerin katıldığı seçimlerin ardından en yüksek oy alan adayların isimleri YÖK’e bildirilecek. YÖK de 3'er ismi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a sunacak. Erdoğan adaylardan birini rektör olarak atayacak.
(Kaynak:hürriyet.com.tr)
Etiketler:
eğitim,
haber,
İstanbul,
üniversite,
yök
8 Aralık 2014 Pazartesi
En fazla üniversite öğrencisi İstanbul’da!
İstanbul'da 50'nin üzerindeki üniversitede öğrenim gören öğrenci sayısı, 41 ilin nüfusunu geride bıraktı.
511 bin üniversitelinin eğitim gördüğü İstanbul’u, 258 bin 773 öğrenci sayısı ile Ankara, 145 bin 557 kişi ile İzmir takip etti. En az öğrenci Hakkari, Şırnak ve Ardahan’da bulunuyor.
Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı verilerinden derlediği bilgiye göre, Türkiye’deki 181 üniversitede 2 milyon 877 bin 586 öğrenci öğrenim görüyor.
Üniversiteli sayısı yarım milyonu aştı
Bünyesinde 50’den fazla üniversiteyi barındıran İstanbul, en fazla üniversite öğrencisinin eğitim gördüğü kent oldu. İstanbul’daki üniversiteli sayısı 511 bin 360 olarak yarım milyonu aştı ve 41 ilin nüfusunu geçti.
İstanbul’u, 258 bin 773 üniversitelinin öğrenim gördüğü Ankara, 145 bin 557 öğrencinin eğitim gördüğü İzmir takip etti.
En az öğrencinin eğitim gördüğü kent ise Hakkari oldu. Hakkari’de 2 bin 576 kişi öğrenim görürken bu kenti 3 bin 136 üniversiteli ile Şırnak, 3 bin 733 yüksek öğrenimli Ardahan izledi.
Marmara birinci, Güneydoğu sonuncu
Bölgeler bazında üniversiteli sayısı incelendiğinde ise Marmara Bölgesi’ndeki üniversitelerde öğrenim görenlerin sayısı 879 bin 890 oldu. İç Anadolu Bölgesi’ndeki üniversitelerde 636 bin 852, Ege Bölgesi’nde 450 bin 340, Karadeniz Bölgesi’nde 343 bin 500, Doğu Anadolu Bölgesi’nde 226 bin 633, Akdeniz Bölgesi’nde 207 bin 565 öğrenci eğitim görüyor.
En az üniversiteli öğrencinin bulunduğu bölge ise Güneydoğu Anadolu Bölgesi oldu. Bu bölgede 132 bin 806 üniversiteli eğitim alıyor. Sözcü
13 Ekim 2014 Pazartesi
Üstün yetenekli çocuklar için eğitim köyü
İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Tuzla Belediyesi tarafından tahsis edilen Akfırat'taki 100 dönümlük araziye, üstün yetenekli çocuklara eğitim verilecek, bilgi ve becerilerini geliştirecek bir merkez kuracak.
İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Tuzla Belediyesi tarafından tahsis edilen Akfırat'taki 100 dönümlük araziye üstün yetenekli çocuklar için "eğitim köyü" kuracak.
Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2009 yerel seçimleri ile Akfırat ve Orhanlı beldelerinin ilçeye bağlandığını hatırlattı.
Akfırat'ta Beyaz Masa, ödeme noktaları, İSMEK ve Belediye Çocuk Kulübü olarak kullandıkları binayı eğitim alanında değerlendirmeyi düşündüklerini kaydeden Yazıcı, "Eğitime önem veriyoruz. Bir yıl sonrasını düşünüyorsan tohum ek. On yıl sonrasını düşünüyorsan ağaç dik. Yüzyıl sonrasını düşünüyorsan toplumu eğit. Biz bugün ve yarınları düşünerek çocuklarımızın, gençlerimizin eğitimine önem veriyoruz" dedi.
Yazıcı, Akfırat'taki belediye binasının da bulunduğu 100 dönümlük arazinin İstanbul Medeniyet Üniversitesi'ne tahsisi görüşmelerinin 2010'da başladığını belirterek, şu bilgileri verdi: "Arazi, Çocuk Üniversitesi'nin de içinde bulunduğu eğitim köyü yapılması için İstanbul Medeniyet Üniversitesi'ne tahsis edildi. Bürokratik sürecin tamamlanmasıyla üstün yetenekli çocuklara eğitim verilecek, bilgi ve becerilerini geliştirecek donanımlarla Türkiye'nin ilk 'Çocuk Eğitim Köyü' kurulacak. Eğitim köyü, herkese değil, testlerde üstün zekalı olduğu tespit edilen öğrencilere yönelik olacak. Burada derslerin yanında görerek öğrenme, deney imkanları da sunulacak. Üstün yetenekli öğrencilerden ücret alınmayacak. Tüm çocuklar, anne ve babaları için özeldir. Çocuklara yeteneklerine göre eğitim için destek olunması önemli. Üstün yetenekli çocuklar, toplumun yüzde ikilik bir kısmını oluşturuyor ve özel eğitime ihtiyaç duyuyor. Bu çocuklarımız zeka düzeylerine göre yetiştirilmediklerinde sonuçlar toplum için olumsuz olabiliyor. İstanbul Medeniyet Üniversitesi işbirliğiyle kurulacak eğitim köyü ile bu açığı kapatmış olacağız."
"Çok güzel bir eğitim köyü oluşturacağız"
İstanbul Medeniyet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hamit Okur, Üsküdar Belediyesi ile birlikte kurdukları Çocuk Üniversitesi'nde 7-12 yaş arası, 1200 üstün zekalı öğrenciye destek eğitimi verildiğini hatırlattı.
Normal eğitimlerine okullarında devam eden öğrencilere, hafta sonları, tatiller ve yaz döneminde zeka seviyelerine, genetik altyapılarına, kabiliyetlerine ve gelişim yollarına yönelik destek eğitimi verdiklerini anlatan Okur, üstün zekalı çocukların seviyelerine uygun eğitim alırsa deha derecesine yükselebildiğini ama normal eğitim alırsa sıradanlaştığını ve daha sonra da tamamen toplum için problem oluşturduğunu kaydetti.
Akfırat'ta çok güzel bir eğitim köyü oluşturmayı planladıklarını belirten Okur, şunları aktardı:
"Araziye çocuk üniversitesi yapacağız. Her türlü altyapımız hazır. Üstün yetenekli çocukları test ile belirleyeceğiz. Projemiz bununla kalmıyor. Üniversite yanında çocukların yeteneklerini geliştirebilecekleri çocuk hobi bahçeleri kuracağız, üretim yapabilmelerine olanak sağlayacağız. Bu alanda aile ve çocuğun birlikte kalabileceği köy projemiz var. Bunu da Çocuk Eğitim Köyü olarak isimlendiriyoruz. Aileler gelip belli dönemlerde çocuklarıyla kalacak. Böylece çocuklarının yaptığı aktiviteleri izleyebilecek ve onlardan ayrılmamış olacak. Birtakım kurumlarla anlaşarak, küçük tesisler kurmaları sağlanacak. Mesela bir çikolata fabrikası, çikolata atölyesi kuracak. Atölyede çocuklarımıza çikolatanın nasıl yapıldığını göstereceğiz. Mesela deprem simülasyonu yapacağız. Deprem nedir, nasıl oluşur, depremden nasıl korunulur? Çocuklar burada deprem simülasyonunu görüp, korunma yollarını öğrenecek. Benzeri her türlü şeyi biz burada yapmayı planlıyoruz." (Milliyet)
İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Tuzla Belediyesi tarafından tahsis edilen Akfırat'taki 100 dönümlük araziye üstün yetenekli çocuklar için "eğitim köyü" kuracak.
Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2009 yerel seçimleri ile Akfırat ve Orhanlı beldelerinin ilçeye bağlandığını hatırlattı.
Akfırat'ta Beyaz Masa, ödeme noktaları, İSMEK ve Belediye Çocuk Kulübü olarak kullandıkları binayı eğitim alanında değerlendirmeyi düşündüklerini kaydeden Yazıcı, "Eğitime önem veriyoruz. Bir yıl sonrasını düşünüyorsan tohum ek. On yıl sonrasını düşünüyorsan ağaç dik. Yüzyıl sonrasını düşünüyorsan toplumu eğit. Biz bugün ve yarınları düşünerek çocuklarımızın, gençlerimizin eğitimine önem veriyoruz" dedi.
Yazıcı, Akfırat'taki belediye binasının da bulunduğu 100 dönümlük arazinin İstanbul Medeniyet Üniversitesi'ne tahsisi görüşmelerinin 2010'da başladığını belirterek, şu bilgileri verdi: "Arazi, Çocuk Üniversitesi'nin de içinde bulunduğu eğitim köyü yapılması için İstanbul Medeniyet Üniversitesi'ne tahsis edildi. Bürokratik sürecin tamamlanmasıyla üstün yetenekli çocuklara eğitim verilecek, bilgi ve becerilerini geliştirecek donanımlarla Türkiye'nin ilk 'Çocuk Eğitim Köyü' kurulacak. Eğitim köyü, herkese değil, testlerde üstün zekalı olduğu tespit edilen öğrencilere yönelik olacak. Burada derslerin yanında görerek öğrenme, deney imkanları da sunulacak. Üstün yetenekli öğrencilerden ücret alınmayacak. Tüm çocuklar, anne ve babaları için özeldir. Çocuklara yeteneklerine göre eğitim için destek olunması önemli. Üstün yetenekli çocuklar, toplumun yüzde ikilik bir kısmını oluşturuyor ve özel eğitime ihtiyaç duyuyor. Bu çocuklarımız zeka düzeylerine göre yetiştirilmediklerinde sonuçlar toplum için olumsuz olabiliyor. İstanbul Medeniyet Üniversitesi işbirliğiyle kurulacak eğitim köyü ile bu açığı kapatmış olacağız."
"Çok güzel bir eğitim köyü oluşturacağız"
İstanbul Medeniyet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hamit Okur, Üsküdar Belediyesi ile birlikte kurdukları Çocuk Üniversitesi'nde 7-12 yaş arası, 1200 üstün zekalı öğrenciye destek eğitimi verildiğini hatırlattı.
Normal eğitimlerine okullarında devam eden öğrencilere, hafta sonları, tatiller ve yaz döneminde zeka seviyelerine, genetik altyapılarına, kabiliyetlerine ve gelişim yollarına yönelik destek eğitimi verdiklerini anlatan Okur, üstün zekalı çocukların seviyelerine uygun eğitim alırsa deha derecesine yükselebildiğini ama normal eğitim alırsa sıradanlaştığını ve daha sonra da tamamen toplum için problem oluşturduğunu kaydetti.
Akfırat'ta çok güzel bir eğitim köyü oluşturmayı planladıklarını belirten Okur, şunları aktardı:
"Araziye çocuk üniversitesi yapacağız. Her türlü altyapımız hazır. Üstün yetenekli çocukları test ile belirleyeceğiz. Projemiz bununla kalmıyor. Üniversite yanında çocukların yeteneklerini geliştirebilecekleri çocuk hobi bahçeleri kuracağız, üretim yapabilmelerine olanak sağlayacağız. Bu alanda aile ve çocuğun birlikte kalabileceği köy projemiz var. Bunu da Çocuk Eğitim Köyü olarak isimlendiriyoruz. Aileler gelip belli dönemlerde çocuklarıyla kalacak. Böylece çocuklarının yaptığı aktiviteleri izleyebilecek ve onlardan ayrılmamış olacak. Birtakım kurumlarla anlaşarak, küçük tesisler kurmaları sağlanacak. Mesela bir çikolata fabrikası, çikolata atölyesi kuracak. Atölyede çocuklarımıza çikolatanın nasıl yapıldığını göstereceğiz. Mesela deprem simülasyonu yapacağız. Deprem nedir, nasıl oluşur, depremden nasıl korunulur? Çocuklar burada deprem simülasyonunu görüp, korunma yollarını öğrenecek. Benzeri her türlü şeyi biz burada yapmayı planlıyoruz." (Milliyet)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










.jpg)




