18 Ekim 2015 Pazar

Otizm’in en etkili ilacı eğitim!

Otizmli bireyler eğitimle önemli ilerlemeler kaydediyor. 0-18 yaş grubunda 352 bin otizmli çocuk ve gencin bulunduğu Türkiye’de ise eğitim alabilen otizmli çocuk sayısı yaklaşık 21 bin.

Bireyin etkileşimini ve etrafındaki insanlarla ilişkilerini etkileyen Otizm hakkında merak edilenleri Uzm. Psk. B. Asena Soydaş’a sorduk.
Soydaş, Otizmle ve otistik çocuklarla ilgili çok önemli açıklamalarda bulundu.
Soydaş,  zekaları (IQ) geniş bir dağılıma sahip olan Otizmlilerin yaklaşık %10’unun üstün özelliklere sahip olduğunu belirtti.
  • Otizm nedir? Belirtileri nelerdir?
Literatürde Otizm, nörogelişimsel temelli Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) başlığının alt kategorilerinden biri olarak geçmektedir. En belirgin özellikleri; sözel ve sözel olmayan iletişimde yaşanan güçlük, dil gelişiminde gerilik, eşyalara ve günlük rutinlere olan bağlılık ve stereotipik davranış örüntüleridir. Son yıllarda yapılan çalışmalar sonucunda, Otizmin sanıldığı gibi ailenin yetiştirme stiliyle ilişkili olmadığı; nörobiyolojik temellere dayandığı bulunmuştur. OSB’nin yaklaşık olarak her 150 çocuktan birini etkilediği düşünülmektedir. Bu nedenle Otizmin ne olduğunun anlaşılması oldukça önemlidir.
  •  Otizm tanısı nasıl konulur? Tanı konulduktan sonra nasıl bir yol izlenmelidir?
Otizmin ilk belirtileri 36. aydan önce görülmeye başlanır. Otistik çocuklar anneleri ve çevreleri ile beklenen iletişimi kurmazlar ve dış dünya ile aralarındaki mesafe giderek açılır. Geç konuşurlar, konuşmaları mekaniktir, göz kontağı kuramazlar, bağlı oldukları alışkanlıkları ve takıntılı davranışları vardır, dönen eşyalara ilgi duyarlar, duygularını uygun bir şekilde ifade edemeyebilirler, kendi başlarına oynamayı tercih ederler ve en tehlikelisi kendilerine zarar verebilirler. Bu tip belirtilerin görüldüğü çocukların aileleri, çocuklarında herhangi bir sorun olup olmadığını kesinleştirmek için hastanelerin çocuk psikiyatrisi veya çocuk nörolojisi bölümlerine müracaat etmelidirler. Bu bölümlerde tıbbi olarak tanı alan otizmli çocuk için bir sonraki adım özel eğitim ihtiyacının belirlenmesidir.
“EN ÖNEMLİ İHTİYAÇ AİLE DESTEĞİ”
  • Otizmde erken tanının önemi nedir?
Bir çocuk için en önemli ihtiyaçlardan biri aile desteğidir. Otizmli bir çocuk ailenin yapısını değiştirdiği gibi aile bireyleri için ayrı bir stres ortamı oluşturur. Erken tanı, ailenin bu durumla bir an önce yüzleşmesini sağlar. Kabullenme süreci ne kadar çabuk atlatılırsa çocuğun gelişimi için önemli olan eğitimsel ihtiyaçları da o denli erken belirlenebilir. Erken tanı ve çalışma çocuğun sınıf içi performansını da olumlu yönde etkiler. Otizmli çocuğun ihtiyaçları doğrultusunda eğitim alması kadar ailenin de bu durumla ilgili destek alması ve otizmle ilgili destek gruplarına katılması önemlidir.
  • Otizm ilerleyen yaşlarda da görülebilir mi?
Kişi Otizm tanısını ilerleyen yaşlarda alabilir; ancak otizm birden ortaya çıkabilen bir psikiyatrik bozukluk değildir. Daha önce de belirttiğim gibi Otizmin ilk belirtileri 36. aydan önce görülmektedir. Hatta son yıllarda yapılmış bir çalışmada, çocukları otizm tanısı almış ailelerin üçte ikisi, çocuklarında 12. aydan sonra Otizm belirtileri görmeye başladıklarını ifade etmişlerdir.
  • Otistik çocuklar asosyal midir?
Otizm, sosyal etkileşim ve dil gelişiminde belirgin sorunların olduğu bir bozukluktur. Her ne kadar otizmli çocuklar sosyal yaşamdan ayrılıp kendilerine dönseler de, onları asosyal diye damgalamak doğru olmayacaktır. Onların iletişim kurma şekilleri otizm spektrum bozukluğu göstermeyen bireylere göre daha farklıdır. Onlarla iletişim kurmak diğer çocuklara kıyasla daha fazla özveri ve sabır ister. Rutinlerinin ve alışkanlıklarının bozulmadığı bir etkileşim ortamı oluşturmak önemlidir.
  • Ailelerin tavrı nasıl olmalı?
Otistik bir çocuğa sahip olmak aile için stres yaratan ve ailenin sorumluluklarını arttıran bir durumdur. Aile eğer bu stresi çocuğuna yansıtırsa, çocuğunun daha fazla kaçmasına ve içine kapanmasına neden olur. Bu nedenle otistik bir çocuğa sahip olan bir ailenin, başa çıkma mekanizmalarını geliştirmek adına, yardım alması çocuğun sosyal kaynaklarını daha iyi kullanabilmesi açısından önemlidir. Annenin yaşadığı stres otistik çocuğun gösterdiği davranış problemleriyle ilişkili olduğundan özellikle annenin stres düzeyi mümkün olduğunca düşük olmalıdır. Şunu da belirtmek isterim ki, aile derken sadece anne ve babaya görev düşmüyor. Kardeşler de omuzlarında büyük bir yük taşıyorlar. Çocuklar ilk sosyalleşme adımlarını kardeşleriyle kurdukları ilişkiyle atarlar; bu yüzden kardeşler arası kurulan ilişki son derece önemlidir. Ancak ailenin ilgi ve zamanının büyük bir çoğunluğunun otistik çocuk üzerinde olması, diğer kardeşlerin sosyal ve duygusal gelişimini etkilemektedir. Bu duruma zemin hazırlamamak için aileler eğer varsa diğer çocuklarına da gerekli zaman ve ilgiyi göstermelidirler.
  • Aileler nerelere başvurmalı, nasıl destek almalı?
Çocuklarında Otizm belirtileri gören aileler öncelikle tıbbi tanılama için bir çocuk psikiyatristine veya bir çocuk nörologuna başvurmalılar. Otizm tanısı alan bir çocuk için bir sonraki adım ise özel eğitim ihtiyacının belirlenmesi olmalıdır. Bunun için ailelerin Rehberlik ve Araştırma Merkezleri’ne (RAM) müracaat etmeleri gerekmektedir. RAM’lardan alınan raporlara göre ise çocuklar ya bireysel/grup destek eğitim hizmetine ya da Otistik Çocuklar Eğitim Merkezleri’ne (OÇEM) yönlendirilmektedirler.
“EĞİTMEN-ÇOCUK ARASINDAKİ POZİTİF İLİŞKİ ÖNEMLİ”
  •  Otistik çocuğun eğitimi nasıl olmalı? Özel eğitim mi kaynaştırma eğitimi mi daha uygun?
Genel olarak, otizmli çocuklar özel eğitime yönlendirilmekle birlikte her Otizmli çocuğun ayrı bir eğitim gereksinimi vardır. Bu yüzden kaynaştırma veya özel eğitim diye genel geçer bir yönlendirme yapmam doğru olmaz. Ancak otizmli bir bireyin temel sorunu iletişim bozukluğu olduğundan otizmli çocuklar diğer engel gruplarındaki çocuklardan daha farklı bir eğitim almalıdırlar. Türkiye’de otizm tanısı almış olan çocuklar eğitimleri için özel danışmanlık merkezlerine, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine ya da otistik çocuklar eğitim merkezlerine yönlendirilmektedirler. Bu merkezlerde otistik çocuklar için geliştirilmiş özel eğitim programları (Teacch, Pecs, DIR, vb.) uygulanmaktadır. Türkiye’de birçoğumuzun bildiği gibi Tohum Otizm Vakfı Otizmli çocuklara büyük destek olmaktadır. Çocuk için hangi eğitim yolu seçilirse seçilsin asıl önemli olan, çocuğun eğitmeniyle kurduğu ilişkidir. Otistik çocukla çalışacak olan eğitmen öncelikle çocuğun bireysel farklılıkları hakkında aileden detaylı bilgi almalıdır. Eğitmen-çocuk arasında kurulacak olan pozitif ilişki eğitmenin çocukla daha çabuk işbirliği kurmasına yardımcı olacaktır.
  •  Otistik çocuklar için sporun önemi nedir?
Spor her çocuğun sağlığı için önemli olduğu gibi otizm tanısı almış çocuklar için de son derece önemlidir. Otizmli çocukların motor becerileri genelde zayıftır. Onlarla bireysel oyunlar oynamak ve onları bireysel olarak sürdürebilecekleri yüzme gibi bir spora yönlendirmek motor becerilerinin gelişimleri için faydalı olacaktır. Özellikle su içinde yapılan sporun, fiziksel sağlıkları ve kendine güvenleri üzerinde etkin bir rol oynadığı ve kendi bedenleri üzerindeki kontrollerini arttırmalarına yardımcı olduğu bulunmuştur.
“OTİZMLİLERDE DE ÜSTÜN ÖZELLİKLER GÖRÜLEBİLİR”
  • Üstün zekalı bir çocukta da Otizm belirtileri görülebilir mi?
Otizm tanısı almış kişilerde görsel algılama ve öğrenme, hafıza ve matematik gibi bazı alanlarda gözlenen bu dikkat çekici üstünlükler, onların üstün zekalı olduklarını düşündürebilmektedir. Ancak otistik çocukların zekaları (IQ) geniş bir dağılıma sahiptir. Otistik bireylerin yaklaşık %10-15’inin normal ve üstü, %25’inin sınır veya hafif zihinsel yetersiz ve geriye kalanların da orta ve ileri düzeyde zihinsel yetersiz olduğu düşünülmektedir. Bu verilere bakıldığında otizmlilerin yaklaşık %10’unun üstün özelliklere sahip olduğu (çok güçlü bellek, müzik yeteneği, vb.) görülmektedir. (Ayla Özdemir / Sözcü)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder