E-okul girişi nasıl yapılır? E-Okul veli bilgilendirme sistemi (VBS) nedir ve nasıl çalışır sorularının cevaplarını arayan arayan veliler için E-Okul ile ilgili tüm bilgileri derledik. Öğrenciler ve veliler devamsızlık, sınav notları gibi bilgilere ulaşmak istiyor. İşte e-okul VBS giriş sayfası...
E-okul sistemi öğrenci ve veliler için büyük kolaylıklar sağlayarak istedikleri bilgilere erişmelerini sağlıyor. Sisteme giriş yapmak için e-okul.meb.gov.tr ziyaret etmek gerekir. Aşağıda paylaştığımız linkten e-okul Veli bilgilendirme sistemine giriş yapabilirsiniz. VBS'ye giriş yapılacak öğrencinin devamsızlıkları, ders programı, davranış notları, sınav tarihleri, okul tarafından yapılan duyurular, merkezî sınavların giriş belgeleri, tercih sonuçları gibi verilere ulaşılabilir. İşte e-okul giriş sayfası ve VBS girişi…
E OKUL VBS'YE NASIL GİRİLİR?
Genel olarak velilerin ve öğrencilerin e-Okul'a giriş olarak tanımladıkları işlem aslen VBS'ye yani Veli Bilgilendirme Sistemi'ne giriştir. VBS'ye giriş yapılacak öğrencinin devamsızlıkları, ders programı, davranış notları, sınav tarihleri, okul tarafından yapılan duyurular, merkezî sınavların giriş belgeleri, tercih sonuçları gibi verilere ulaşılabilir. Peki e-Okul VBS girişi nasıl yapılır? E-okul VBS girişi için ilk adımda bilgilerine erilmek istenen öğrencinin T.C kimlik ve okul numaraları ilgi alanlara girilmeli. Bunların hemen yanında yer alan güvenlik numaraları (siteye giren herkes için farklı) “Resimdeki Rakamlar” kutusuna yazıldıktan sonra “Giriş” butonuna tıklanarak VBS'ye giriş yapılabilir.
E-Okul Veli Bilgilendirme Sistemi'ne ulaşmak için aşağıdaki linke tıklayınız.
E-OKUL VBS GİRİŞ SİSTEMİ
E-OKUL’DA HANGİ BİLGİLER YER ALIR?
E-Okul Veli Bilgilendirme ile öğrencinin sınav tarihleri, haftalık ders programı, nakil durumu, şube yazılı ortalamaları ve devamsızlık bilgisi görülebilir. Öğretmenler de bu bilgileri görebilir ve öğrencilerin not girişlerini sistem üzerinden yapabilir. Sistemde öğrencileri ilgilendiren çeşitli duyurular da ana sayfa üzerinden yapılır. E-Okul ile öğrenciler tarafından dönem sonlarında sürekli merak konusu olan takdir-teşekkür hesaplama işlemi de yapılabilir. Hesaplama işlemi için, öğrencinin tüm ders notlarının öğretmenler tarafından E-Okul sistemine girilmiş olması gereklidir. Tüm notlar girildikten sonra görünür hale gelen yıl sonu başarı puanı ile takdir belgesi mi teşekkür belgesi mi alınacağı hesaplanabilir. Öğrencinin yıl sonu başarı puanı 85,00 – 100 puan aralığında ise takdir belgesi, 70 – 84,99 puan aralığında ise teşekkür belgesi verilir. Okulda üç yıl boyunca takdir belgesi alan öğrenciler, üstün başarı belgesi almaya hak kazanır.
E-OKUL'DA SINAV NOTLARI GÖRÜNTÜLENEBİLİYOR MU?
Büyük bir tepkiye yol açan bu durum hala düzeltilmiş değil. MEB’den de konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yok. Öğrenci ve veliler not bilgisine ulaşmaya çalıştığında hala “Sevgili velimiz; öğrencimize ait ders notları, öğrencimiz tarafından ders öğretmenlerinden öğrenilecektir” ifadesi yer alıyor. Sorunun ne zaman düzeleceği ise muamma…
veli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
veli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Ekim 2017 Çarşamba
1 Aralık 2016 Perşembe
E-Okul'da sınav sonuçları nasıl öğrenilir?
E-Okul sisteminde sınav sonuçlarını öğrenmek oldukça kolay ve hızlı. Sınavlar bittikten sonra öğretmenler sonuçları sisteme kaydeder. Kaydetme işlemi bittikten sonra sonuçlar aktif olur. Aileler ve öğrenciler sınav sonuçlarını rahat bir şekilde görebilir. Aileler sadece öğrencilerin sınav sonuçlarını değil, devamsızlıkları, okuldaki başarı durumu devamsızlıkları hakkında bilgi sahibi olabilirler. Haber içeriğinde güncel bilgiler mevcuttur.
E-Okul sistemi 2016 2017 senesinde yenilikleri neledir? Bu site, Milli Eğitim Bakanlığı'nın resmi web ve mobil uygulamalarındandır. Bu uygulama sayesinde iletişim internet üzerinden rahatça edilebiliyor. Bu sistemi en çok öğrenciler kadar veliler kullanmakta. Kullanılan bu uygulama sayesinde hem öğretmenler hem öğrenciler hem de veliler okula dair en son bilgileri elde edebiliyor.
Dokuz yıldır faaliyetini sürdüren e-okul veli, öğretmen, öğrenci arasındaki ilişkiyi teknolojik açıdan en iyi yere getirmeye çalışıyor. 2007 yılından önceki süreçlerde, koodirnasyon eksikliği yüzünden birçok öğrenci tam olarak kendini yetiştirememiştir. Öğretmen ve veli arasındaki kopukluğun en büyük bedelini öğrenciler yaşamıştır. Her ne kadar veli toplantıları gerçekleşse de, bu toplantılar birebir değil, genel olarak gerçekleşmiştir. Bu da öğrencinin gerek ders başarısını gerek ahlaki durumunu oldukça etkilemiştir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu sistemi sayesinde daha profesyonel, daha modern ve en önemlisi öğrencinin üzerinden daha iyi bir eğitim sağlanmıştır. 2007 yılında açılan site, ilk başlarda sadece öğrencinin sınav notalarına göre sistemini kurarken, ilerleyen yıllarda büyük bir yol katetmiştir. Bu da veli açısından oldukça önem taşımaktadır. Evladını en iyi şekilde takip edebilmekte ve ona göre tedbir sağlayabilmektedir. Sistemin üç farklı girişi bulunmaktadır.
Öğretmen/idari giriş, öğrenci girişi, veli bilgilendirme sistemi girişi. Öğretmenler ve idareciler, öğrencilerin notlarını, davranışlarını, başarı grafiğini kendi sistemi üzerinden girebilmektedir. Öğrenci girişi ise okuldaki sınav notlarını, başarısını veya başarısızlığını öğrenci sistemi içerisinde görebilir. Veli, ise bilgilendirme sistemi üzerinden öğrencinin görmediği, öğretmenin öğrenciyle alakalı düşüncelerini bu sistem üzerinden görebilmektedir. Veli ve öğrenci TC Kimlik üzerinden sistemi kaydedebilmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri bu sistemin daha çok yararlı olabilmesi içinde dünya üzerindeki eğitim sistemi üzerinden hareket etmektedir. Yetkililer, öğrencilerin başarısının daha iyi olabilmesi için teknolojinin tüm imkanlarından yararlanmaktadır. Avrupa’daki ve Amerika’daki sistemler incelenmektedir ve bu inceleme üzerinden Türkiye’deki sistemi daha iyi bir şekilde entegre edebilmektedir. MEB, e-okul sistemini 2016-2017 yıllarında görsel olarak değiştirmiştir ve görsellik açısından daha rahat ve daha hızlı sonuçlar almayı bekliyor. İlerleyen zamanlarda bu sistemin daha çok gelişmesi beklenilmektedir.
E-Okul sistemi 2016 2017 senesinde yenilikleri neledir? Bu site, Milli Eğitim Bakanlığı'nın resmi web ve mobil uygulamalarındandır. Bu uygulama sayesinde iletişim internet üzerinden rahatça edilebiliyor. Bu sistemi en çok öğrenciler kadar veliler kullanmakta. Kullanılan bu uygulama sayesinde hem öğretmenler hem öğrenciler hem de veliler okula dair en son bilgileri elde edebiliyor.
Dokuz yıldır faaliyetini sürdüren e-okul veli, öğretmen, öğrenci arasındaki ilişkiyi teknolojik açıdan en iyi yere getirmeye çalışıyor. 2007 yılından önceki süreçlerde, koodirnasyon eksikliği yüzünden birçok öğrenci tam olarak kendini yetiştirememiştir. Öğretmen ve veli arasındaki kopukluğun en büyük bedelini öğrenciler yaşamıştır. Her ne kadar veli toplantıları gerçekleşse de, bu toplantılar birebir değil, genel olarak gerçekleşmiştir. Bu da öğrencinin gerek ders başarısını gerek ahlaki durumunu oldukça etkilemiştir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu sistemi sayesinde daha profesyonel, daha modern ve en önemlisi öğrencinin üzerinden daha iyi bir eğitim sağlanmıştır. 2007 yılında açılan site, ilk başlarda sadece öğrencinin sınav notalarına göre sistemini kurarken, ilerleyen yıllarda büyük bir yol katetmiştir. Bu da veli açısından oldukça önem taşımaktadır. Evladını en iyi şekilde takip edebilmekte ve ona göre tedbir sağlayabilmektedir. Sistemin üç farklı girişi bulunmaktadır.
Öğretmen/idari giriş, öğrenci girişi, veli bilgilendirme sistemi girişi. Öğretmenler ve idareciler, öğrencilerin notlarını, davranışlarını, başarı grafiğini kendi sistemi üzerinden girebilmektedir. Öğrenci girişi ise okuldaki sınav notlarını, başarısını veya başarısızlığını öğrenci sistemi içerisinde görebilir. Veli, ise bilgilendirme sistemi üzerinden öğrencinin görmediği, öğretmenin öğrenciyle alakalı düşüncelerini bu sistem üzerinden görebilmektedir. Veli ve öğrenci TC Kimlik üzerinden sistemi kaydedebilmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri bu sistemin daha çok yararlı olabilmesi içinde dünya üzerindeki eğitim sistemi üzerinden hareket etmektedir. Yetkililer, öğrencilerin başarısının daha iyi olabilmesi için teknolojinin tüm imkanlarından yararlanmaktadır. Avrupa’daki ve Amerika’daki sistemler incelenmektedir ve bu inceleme üzerinden Türkiye’deki sistemi daha iyi bir şekilde entegre edebilmektedir. MEB, e-okul sistemini 2016-2017 yıllarında görsel olarak değiştirmiştir ve görsellik açısından daha rahat ve daha hızlı sonuçlar almayı bekliyor. İlerleyen zamanlarda bu sistemin daha çok gelişmesi beklenilmektedir.
2 Ekim 2016 Pazar
E-Okul Veli Bilgilendirme Sistemi | Eğitime dair tüm bilgiler
E-Okul sistemi, Türkiye'de İnternet sitesi üzerinden öğretmenlerin, öğrencilerin ve velilerin aktif olarak kullandığı bir uygulamadı. Bu uygulama sayesinde, öğretmen, öğrenci ve veliler sistem üzerinden yararlanabiliyor, hızlı ve sağlıklı bir şekilde sonuçları rahatça görebiliyor. Öğretmenler ile veliler arasındaki iletişim eskiden "veli toplantıları" üzerinden hareket edilirken, bu sistemle artık iletişim internet üzerinden yapılabiliyor. Veliler, çocuklarının okul hayatındaki durumlarını hızlı bir şekilde bu sistem sayesinde görebiliyor. Devamsızlık, sınav sonuçları, okuldaki başarı durumu ve birçok bilgiye sahip olabiliyor.
Darbe girişiminden ötürü "okullar ne zaman açılacak" sorusu yaz boyu gündemde kaldı. Sosyal medyada okulların geç açılacağına dair bazı iddialar atıldı. Başbakan Binali Yıldırım ve Milli Eğitim Bakanlığı okulların zamanında açılacağını açıkladı. Ve bugün 19 Eylül, okulların açıldığı ilk gün. Bugün sadece okullar açılmadı, eğitim sistemin vazgeçilmezi olan E-Okul'da yeni döneme hazırlandı.
Dokuz yıldır faaliyetini sürdüren e-okul veli, öğretmen, öğrenci arasındaki ilişkiyi teknolojik açıdan en iyi yere getirmeye çalışıyor. 2007 yılından önceki süreçlerde, koodirnasyon eksikliği yüzünden birçok öğrenci tam olarak kendini yetiştirememiştir. Öğretmen ve veli arasındaki kopukluğun en büyük bedelini öğrenciler yaşamıştır. Her ne kadar veli toplantıları gerçekleşse de, bu toplantılar birebir değil, genel olarak gerçekleşmiştir. Bu da öğrencinin gerek ders başarısını gerek ahlaki durumunu oldukça etkilemiştir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu sistemi sayesinde daha profesyonel, daha modern ve en önemlisi öğrencinin üzerinden daha iyi bir eğitim sağlanmıştır. 2007 yılında açılan site, ilk başlarda sadece öğrencinin sınav notalarına göre sistemini kurarken, ilerleyen yıllarda büyük bir yol katetmiştir. Bu da veli açısından oldukça önem taşımaktadır. Evladını en iyi şekilde takip edebilmekte ve ona göre tedbir sağlayabilmektedir. Sistemin üç farklı girişi bulunmaktadır.
Öğretmen/idari giriş, öğrenci girişi, veli bilgilendirme sistemi girişi. Öğretmenler ve idareciler, öğrencilerin notlarını, davranışlarını, başarı grafiğini kendi sistemi üzerinden girebilmektedir. Öğrenci girişi ise okuldaki sınav notlarını, başarısını veya başarısızlığını öğrenci sistemi içerisinde görebilir. Veli, ise bilgilendirme sistemi üzerinden öğrencinin görmediği, öğretmenin öğrenciyle alakalı düşüncelerini bu sistem üzerinden görebilmektedir. Veli ve öğrenci TC Kimlik üzerinden sistemi kaydedebilmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri bu sistemin daha çok yararlı olabilmesi içinde dünya üzerindeki eğitim sistemi üzerinden hareket etmektedir. Yetkililer, öğrencilerin başarısının daha iyi olabilmesi için teknolojinin tüm imkanlarından yararlanmaktadır. Avrupa’daki ve Amerika’daki sistemler incelenmektedir ve bu inceleme üzerinden Türkiye’deki sistemi daha iyi bir şekilde entegre edebilmektedir. MEB, e-okul sistemini 2016-2017 yıllarında görsel olarak değiştirmiştir ve görsellik açısından daha rahat ve daha hızlı sonuçlar almayı bekliyor. İlerleyen zamanlarda bu sistemin daha çok gelişmesi beklenilmektedir.
Darbe girişiminden ötürü "okullar ne zaman açılacak" sorusu yaz boyu gündemde kaldı. Sosyal medyada okulların geç açılacağına dair bazı iddialar atıldı. Başbakan Binali Yıldırım ve Milli Eğitim Bakanlığı okulların zamanında açılacağını açıkladı. Ve bugün 19 Eylül, okulların açıldığı ilk gün. Bugün sadece okullar açılmadı, eğitim sistemin vazgeçilmezi olan E-Okul'da yeni döneme hazırlandı.
Dokuz yıldır faaliyetini sürdüren e-okul veli, öğretmen, öğrenci arasındaki ilişkiyi teknolojik açıdan en iyi yere getirmeye çalışıyor. 2007 yılından önceki süreçlerde, koodirnasyon eksikliği yüzünden birçok öğrenci tam olarak kendini yetiştirememiştir. Öğretmen ve veli arasındaki kopukluğun en büyük bedelini öğrenciler yaşamıştır. Her ne kadar veli toplantıları gerçekleşse de, bu toplantılar birebir değil, genel olarak gerçekleşmiştir. Bu da öğrencinin gerek ders başarısını gerek ahlaki durumunu oldukça etkilemiştir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu sistemi sayesinde daha profesyonel, daha modern ve en önemlisi öğrencinin üzerinden daha iyi bir eğitim sağlanmıştır. 2007 yılında açılan site, ilk başlarda sadece öğrencinin sınav notalarına göre sistemini kurarken, ilerleyen yıllarda büyük bir yol katetmiştir. Bu da veli açısından oldukça önem taşımaktadır. Evladını en iyi şekilde takip edebilmekte ve ona göre tedbir sağlayabilmektedir. Sistemin üç farklı girişi bulunmaktadır.
Öğretmen/idari giriş, öğrenci girişi, veli bilgilendirme sistemi girişi. Öğretmenler ve idareciler, öğrencilerin notlarını, davranışlarını, başarı grafiğini kendi sistemi üzerinden girebilmektedir. Öğrenci girişi ise okuldaki sınav notlarını, başarısını veya başarısızlığını öğrenci sistemi içerisinde görebilir. Veli, ise bilgilendirme sistemi üzerinden öğrencinin görmediği, öğretmenin öğrenciyle alakalı düşüncelerini bu sistem üzerinden görebilmektedir. Veli ve öğrenci TC Kimlik üzerinden sistemi kaydedebilmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri bu sistemin daha çok yararlı olabilmesi içinde dünya üzerindeki eğitim sistemi üzerinden hareket etmektedir. Yetkililer, öğrencilerin başarısının daha iyi olabilmesi için teknolojinin tüm imkanlarından yararlanmaktadır. Avrupa’daki ve Amerika’daki sistemler incelenmektedir ve bu inceleme üzerinden Türkiye’deki sistemi daha iyi bir şekilde entegre edebilmektedir. MEB, e-okul sistemini 2016-2017 yıllarında görsel olarak değiştirmiştir ve görsellik açısından daha rahat ve daha hızlı sonuçlar almayı bekliyor. İlerleyen zamanlarda bu sistemin daha çok gelişmesi beklenilmektedir.
16 Haziran 2016 Perşembe
Zayıf karne getiren çocuğa nasıl yaklaşmalı?
Karne haftası geldi. Peki zayıf karne getiren çocuklara anne babalar nasıl davranmalı? Psikoloji Uzmanı Ceren Aydın anlattı...
Koca bir eğitim sezonunun ardından karne haftası geldi. Ancak tüm karneler iyi olmayabiliyor. Peki zayıf karnelere anne babalar nasıl tepki vermeli, nelere dikkat etmeli? Liv Hospital Klinik Psikoloji Uzmanı Ceren Aydın zayıf karne getiren öğrencilere ebevyenlerin nasıl davranması gerektiğini anlattı.
Karnelerin aileler tarafından çoğunlukla başarının doğrudan ve kesin bir göstergesi olarak kabul edildiğini belirten Aydın, “Hatta bazı durumlarda, oldukça yanlış da olsa, karneden yola çıkan ebeveynler çocuklarının karakterleri ve gelecek potansiyelleri hakkında olumsuz yargılar geliştirip çocuklarına bunu yansıtabilir. Bu çocuklarda yetersizlik hissi, yoğun bir kaygı, çalışmaya yönelik motivasyon kaybı ya da mükemmeliyetçilik gibi -özelde akademik başarıyı, genelde ise çocuğun psikolojik iyilik halini örseleyecek- sorunlara yol açabilir” dedi.
DOĞRU YOLLAR İZLENDİĞİNDE BAŞARI YÜKSELİR
“Bilmemiz gereken ilk şey, başarının sadece okul performansına indirgenebilecek bir kavramdan ziyade çok yönlü ve geliştirilebilir olduğu gerçeğidir. Başka bir deyişle, ders başarısı düşük çocuklar başka yaşamsal alanlarda oldukça başarılı olabilir” diyen Aydın, “Dahası başarıyı engelleyen unsurlar belirlenip bu engelleri aşmak için doğru yollar izlendiğinde başarı seviyesi de belirgin olarak yükseliş gösterir” diye konuştu.
ÇOCUĞUNUZU ETİKETLEMEYİN
Başarı ile ilgili olarak sık karşılaşılan hatalı yaklaşımlardan bir diğerinin ise başarının kategorik olarak ele alınması olduğunu vurgulayan Aydın, “Bu tutum, çocuklara yönelik ‘başarılı' ve ‘başarısız' etiketlemelerini de beraberinde getirip aslında çocukları dar bir alana hapsetmektir. Oysa başarı boyutsal bir kavramdır. Çocuğun bir önceki sınava ya da sınıftaki diğer öğrencilere göre daha düşük not alması onu başarısız kılmaz” dedi.
PROBLEMİ ANLAMADAN ÇÖZÜM MÜMKÜN OLMAZ
Aydın, şöyle devam etti: “Eğer çocuğunuzun dönem boyunca sarf ettiği çabayı önemsemez ve sadece notlara odaklanırsanız düşük bir not karşısında öfke, kaygı gibi olumsuz duygularla çocuğunuzu yıkıcı bir şekilde eleştirir hatta cezalandırma yoluna gidebilirsiniz. Oysa yapılması gereken notun kendisine değil işaret ettiklerine yani sürece odaklanmaktır. Başarı düzeyi, çocuğun kontrolünde olanlar kadar olmayan pek çok unsurdan da etkilenir. Öğrenme güçlükleri, depresyon, davranım bozuklukları, sınav kaygısı, dikkat süreçleriyle ilgili sorunlar, fiziksel engel ya da rahatsızlıklar, görme ve işitme bozuklukları, çocuğun zeka seviyesinin yaşıtlarına göre düşük olması, çalışma sistemi ve sorumluluk almayla ilgili yetersizlikler, sağlıksız aile atmosferi, önemli yaşamsal değişiklikler bu unsurların başında gelir.”
YIKICI TUTUM VE TEPKİLERDEN KAÇININ
Bazen farkında olarak bazen olmadan, bazen dolaylı bazense direkt yollarla ailelerin yaşadıkları hayal kırıklığını, endişeyi ya da öfkeyi çocuklarına yıkıcı şekillerde yansıttığına işaret eden Aydın, “Düşük not getiren çocuğu cezalandırmak, korkutmak, tehdit etmek, diğer çocuklarla veya kardeşleriyle kıyaslamak, ona yalnızca iyi not getirdiği takdirde değerli olabileceğini hissettirecek herhangi bir davranışta bulunmak, yapılan yanlışlar arasındadır. Düşük notlar yüzünden bu gibi tutumlara maruz kalan çocukta depresyon ve kaygı gibi sorunlar tetiklenebilir. Onu daha iyisini başarmak için motive etmek adına sergilediğiniz bu tutumlar tam tersi şekilde çocuğun okuldan soğumasına, devamsızlıklara ve en nihayetinde daha düşük akademik performansa yol açabilir” diye konuştu.
KARNESİNDE KIRIK NOT OLAN ÇOCUĞA NASIL DAVRANILMALI?
1-Bir çocuğun temel ihtiyacı sizin tarafınızdan her koşulda değerli olduğunu hissetmektedir. Karnesi nasıl olursa olsun çocuğunuzu koşulsuz kabul ettiğinizi ona hissettirin.
2-Tek iletişim gündeminizin notlar, sınavlar ve dersler olmamasına özen gösterin. Bir araya her geldiğinizde yaptığınız tek şey ders çalışmak olmasın ya da çocuğunuza sadece derslerle ilgili sorular sormaktan kaçının.
3-Düşük notun sebeplerini değerlendirin, neler yapılacağı ile ilgili çocuğunuzla beraber tartışıp karar verin.
4-Bir sonraki dönem için çocuğunuzun çalışma düzenini ve motivasyonunu gözden geçirin.
5-Özel eğitim alması gereken bir durum varsa, bir özel eğitim uzmanına başvurun.
6-Davranışlarında değişiklikler olduğunu fark ederseniz bir uzmana başvurun.
7-Değerlendirme yaparken not odaklı değil, süreç odaklı olun.
8-Notlarına göre cezalandırmayın ya da aşırı ödüllendirmeyin.
9-Maddi ödülleri değil, duygusal ödülleri tercih edin. Sarılmak, onu ne kadar sevdiğinizi söylemek ya da beraber bir gün planlamak en güzel hediye olacaktır.
10-Tatil döneminde dinlenmesine izin verin, notlarını telafi etmesi için aceleci ve baskıcı olmayın, notların her zaman telafisi olduğunu öncelikle siz unutmayın.
11-Onu suçlamayın, başkalarının yanında küçük düşürmeyin, alay etmeyin, aşağılamayın.
12-Bunu size ifade edemese de onun da üzüldüğünü, kendini ne kadar kötü hissettiğini hiç unutmayın.
13-Bazı çocukların ailelerinden korktuğu için yalan söylediğini, evden kaçtığını, intihara yöneldiğini unutmayın.
14-Konuyu eşler arası kavgaya dönüştürmeyin, bu çocuğunuza kendisini suçlu hissettirir.
15.İyi olan notlarının da üzerinde durun, onları da konuşun ve takdir edin. (Sözcü)
Koca bir eğitim sezonunun ardından karne haftası geldi. Ancak tüm karneler iyi olmayabiliyor. Peki zayıf karnelere anne babalar nasıl tepki vermeli, nelere dikkat etmeli? Liv Hospital Klinik Psikoloji Uzmanı Ceren Aydın zayıf karne getiren öğrencilere ebevyenlerin nasıl davranması gerektiğini anlattı.
Karnelerin aileler tarafından çoğunlukla başarının doğrudan ve kesin bir göstergesi olarak kabul edildiğini belirten Aydın, “Hatta bazı durumlarda, oldukça yanlış da olsa, karneden yola çıkan ebeveynler çocuklarının karakterleri ve gelecek potansiyelleri hakkında olumsuz yargılar geliştirip çocuklarına bunu yansıtabilir. Bu çocuklarda yetersizlik hissi, yoğun bir kaygı, çalışmaya yönelik motivasyon kaybı ya da mükemmeliyetçilik gibi -özelde akademik başarıyı, genelde ise çocuğun psikolojik iyilik halini örseleyecek- sorunlara yol açabilir” dedi.
DOĞRU YOLLAR İZLENDİĞİNDE BAŞARI YÜKSELİR
“Bilmemiz gereken ilk şey, başarının sadece okul performansına indirgenebilecek bir kavramdan ziyade çok yönlü ve geliştirilebilir olduğu gerçeğidir. Başka bir deyişle, ders başarısı düşük çocuklar başka yaşamsal alanlarda oldukça başarılı olabilir” diyen Aydın, “Dahası başarıyı engelleyen unsurlar belirlenip bu engelleri aşmak için doğru yollar izlendiğinde başarı seviyesi de belirgin olarak yükseliş gösterir” diye konuştu.
ÇOCUĞUNUZU ETİKETLEMEYİN
Başarı ile ilgili olarak sık karşılaşılan hatalı yaklaşımlardan bir diğerinin ise başarının kategorik olarak ele alınması olduğunu vurgulayan Aydın, “Bu tutum, çocuklara yönelik ‘başarılı' ve ‘başarısız' etiketlemelerini de beraberinde getirip aslında çocukları dar bir alana hapsetmektir. Oysa başarı boyutsal bir kavramdır. Çocuğun bir önceki sınava ya da sınıftaki diğer öğrencilere göre daha düşük not alması onu başarısız kılmaz” dedi.
PROBLEMİ ANLAMADAN ÇÖZÜM MÜMKÜN OLMAZ
Aydın, şöyle devam etti: “Eğer çocuğunuzun dönem boyunca sarf ettiği çabayı önemsemez ve sadece notlara odaklanırsanız düşük bir not karşısında öfke, kaygı gibi olumsuz duygularla çocuğunuzu yıkıcı bir şekilde eleştirir hatta cezalandırma yoluna gidebilirsiniz. Oysa yapılması gereken notun kendisine değil işaret ettiklerine yani sürece odaklanmaktır. Başarı düzeyi, çocuğun kontrolünde olanlar kadar olmayan pek çok unsurdan da etkilenir. Öğrenme güçlükleri, depresyon, davranım bozuklukları, sınav kaygısı, dikkat süreçleriyle ilgili sorunlar, fiziksel engel ya da rahatsızlıklar, görme ve işitme bozuklukları, çocuğun zeka seviyesinin yaşıtlarına göre düşük olması, çalışma sistemi ve sorumluluk almayla ilgili yetersizlikler, sağlıksız aile atmosferi, önemli yaşamsal değişiklikler bu unsurların başında gelir.”
YIKICI TUTUM VE TEPKİLERDEN KAÇININ
Bazen farkında olarak bazen olmadan, bazen dolaylı bazense direkt yollarla ailelerin yaşadıkları hayal kırıklığını, endişeyi ya da öfkeyi çocuklarına yıkıcı şekillerde yansıttığına işaret eden Aydın, “Düşük not getiren çocuğu cezalandırmak, korkutmak, tehdit etmek, diğer çocuklarla veya kardeşleriyle kıyaslamak, ona yalnızca iyi not getirdiği takdirde değerli olabileceğini hissettirecek herhangi bir davranışta bulunmak, yapılan yanlışlar arasındadır. Düşük notlar yüzünden bu gibi tutumlara maruz kalan çocukta depresyon ve kaygı gibi sorunlar tetiklenebilir. Onu daha iyisini başarmak için motive etmek adına sergilediğiniz bu tutumlar tam tersi şekilde çocuğun okuldan soğumasına, devamsızlıklara ve en nihayetinde daha düşük akademik performansa yol açabilir” diye konuştu.
KARNESİNDE KIRIK NOT OLAN ÇOCUĞA NASIL DAVRANILMALI?
1-Bir çocuğun temel ihtiyacı sizin tarafınızdan her koşulda değerli olduğunu hissetmektedir. Karnesi nasıl olursa olsun çocuğunuzu koşulsuz kabul ettiğinizi ona hissettirin.
2-Tek iletişim gündeminizin notlar, sınavlar ve dersler olmamasına özen gösterin. Bir araya her geldiğinizde yaptığınız tek şey ders çalışmak olmasın ya da çocuğunuza sadece derslerle ilgili sorular sormaktan kaçının.
3-Düşük notun sebeplerini değerlendirin, neler yapılacağı ile ilgili çocuğunuzla beraber tartışıp karar verin.
4-Bir sonraki dönem için çocuğunuzun çalışma düzenini ve motivasyonunu gözden geçirin.
5-Özel eğitim alması gereken bir durum varsa, bir özel eğitim uzmanına başvurun.
6-Davranışlarında değişiklikler olduğunu fark ederseniz bir uzmana başvurun.
7-Değerlendirme yaparken not odaklı değil, süreç odaklı olun.
8-Notlarına göre cezalandırmayın ya da aşırı ödüllendirmeyin.
9-Maddi ödülleri değil, duygusal ödülleri tercih edin. Sarılmak, onu ne kadar sevdiğinizi söylemek ya da beraber bir gün planlamak en güzel hediye olacaktır.
10-Tatil döneminde dinlenmesine izin verin, notlarını telafi etmesi için aceleci ve baskıcı olmayın, notların her zaman telafisi olduğunu öncelikle siz unutmayın.
11-Onu suçlamayın, başkalarının yanında küçük düşürmeyin, alay etmeyin, aşağılamayın.
12-Bunu size ifade edemese de onun da üzüldüğünü, kendini ne kadar kötü hissettiğini hiç unutmayın.
13-Bazı çocukların ailelerinden korktuğu için yalan söylediğini, evden kaçtığını, intihara yöneldiğini unutmayın.
14-Konuyu eşler arası kavgaya dönüştürmeyin, bu çocuğunuza kendisini suçlu hissettirir.
15.İyi olan notlarının da üzerinde durun, onları da konuşun ve takdir edin. (Sözcü)
21 Ocak 2016 Perşembe
Yarı yıl tatilini verimli geçirmenin yolları!
Eğitim Uzmanı Hatice Yılmaz, eğlenceli ve verimli bir yarı yıl tatili için öğrenci ve velilere 'eğitim kademelerine göre' tavsiyelerde bulundu.
Uzmanlar, çocukların hem dinlenmesi, hem eğlenmeleri hem de okula gittikleri dönemde zaman bulamadıkları etkinlikleri ve faaliyetleri gerçekleştirmeleri için fırsat yaratan yarıyıl tatilinin öğrenciler ve veliler için iyi bir fırsat olduğunu belirtiyor
.Yaklaşık 18 milyon öğrenci için kısa bir mola zamanı…Oğuzkaan Koleji Yönetim Kurulu Üyesi ve Eğitim Uzmanı Hatice Yılmaz, ebeveynleri başarılı bir karneyle duydukları gurur kadar zayıf notlarla karşılaştıklarında da sorumluluğu paylaşmaları konusunda uyardı.
Yılmaz, “Yarıyıl tatili, öğrencilerin dinlenmeleri için olduğu kadar birinci dönemdeki eksiklerini gidermeleri için de oldukça önemli bir zamandır. Bu dönemde öğrencinin ve velinin yapması gereken tatil etkinlikleri eğitim kademelerine göre farklılık gösterir.” dedi.
“HER GÜN DÜZENLİ KİTAP OKUMAYA TEŞVİK EDİN”
Eğitim Uzmanı Hatice Yılmaz, hem eğlenceli hem verimli bir tatil geçirmek için öğrenciler ve velilerin yapması gerekenleri de eğitim kademelerine göre sıraladı. Buna göre;
İlkokul Öğrencisinin ve Velisinin Yapması Gerekenler;
- İlkokul öğrencilerinin bulunduğu sınıf düzeyine göre yarım saatten az olmamak kaydıyla her gün düzenli kitap okumaları, sözcük hazinelerinin zenginleşmesini dolayısıyla anlama ve öğrenme becerilerinin gelişmesini sağlayacaktır. Velilerin de çocuklarının okuduğu kitabı okuyarak onlarla kitap üzerine konuşmaları, çocukların düşünme ve kendini ifade edebilme becerilerini geliştirecektir.
- Velilerin her gün belirli bir süre çocuklarını tekrar yapmaya yönlendirmeleri, onların eğitim disiplini edinmelerini sağlayacaktır.
- Ailelerin şartlarının el verdiği ölçüde sinema, tiyatro, müze gezilerine gitmek çocukların sosyal ve duygusal gelişimine önemli katkılar sağlayacak; öğrenmeyi destekleyecek faaliyetler olacaktır.
“ÖDEVLER KONUSUNDA OLUMSUZ YARGIDA BULUNMAYIN!”
Ortaokul Öğrencisinin ve Velisinin Yapması Gerekenler;
- Ortaokul 5.,6. ve 7. sınıf öğrencilerinin her gün en az bir saat kitap okumaya ve ilgi duydukları bir alanda (doğa,tarih,sanat,uzay vb) araştırma yapmaya zaman ayırmaları öğrenme becerilerini geliştirecek, kişisel gelişimlerine önemli katkılar sağlayacaktır. Bu öğrencilerin okuduğu kitaba veya yaptığı araştırmaya velinin çeşitli sorular sorarak göstereceği ilgi öğrencinin motivasyonunu artıracak, kendine güven duygusunu güçlendirecektir.
- Birçok okul, karne ile birlikte tekrar programları ya da tatil ödevleri de vermektedir. Veliler bu ödevleri bilmek ve ödevlerin yapılmasını sağlamalıdırlar. Bu yaş grubu velisinin çocuğuyla ödevin gereksizliği üzerine konuşmaları zaten ödevi baskı aracı olarak gören çocuğun ödev yapmamasına dolayısıyla öğrenimden uzaklaşmasına neden olacaktır. Uluslar arası araştırmalar çocuğun ödeve ayırdığı süre ile başarısı arasında doğrudan bir ilişki olduğunu göstermektedir.
İKİNCİ TEOG İÇİN YARIYIL TATİLİNDE MUTLAKA ÇALIŞIN
8.sınıf öğrencileri nisan ayının son haftasında ikinci TEOG sınavlarına gireceklerinden yarıyıl tatilinde de belirli bir düzenle çalışmalarını sürdürmeleri gerekmektedir diyen Yılmaz, uygulanması gereken çalışma yöntemi;
- Talim Terbiye Kurulunun sayfasından sınavda sorumlu oldukları derslerle ilgili ünite ve kazanım tablolarını indirmesi, geçmiş konularla ilgili tekrar programı oluşturmaları,
- Tüm konu başlıkları ile ilgili edinim ve kazanım sorularını cevaplamaları, işlenmiş ünitelerle ilgili MEB’in internet sitesinde yayınlanan soruları çözmeleri,
- Gerektiğinde çözülemeyen sorularla ilgili konuların tekrar edilmesi ve anlaşılmaması durumunda öğretmene sorulmak üzere işaretlenmesi,
- Birinci TEOG sonucuna ve tekrar amaçlı çözülen testlerin sonucuna göre eksik olunan derslere daha çok ağırlık verilmesi gerekmektedir.
“ANLAYIŞ VE İLGİ ÖĞRENCİNİN ÇALIŞMA MOTİVASYONUNU GÜÇLENDİRİR”
Bu çalışma seanslarının iki saati geçmemesi ve her yarım saatte bir masadan kalkmadan gevşeme egzersizleri yapılması çalışmanın etkinliğini artıracaktır. Günde iki seans dolu dolu çalışmak, birinci yarıyılda işlenen tüm konuları tekrar etmenize yetecektir. Elbette sinemaya, tiyatroya gitmeye, arkadaşlarla buluşmaya vakit ayırınız.
8.sınıf öğrencilerinin velileri, çocuklarının özel bir dönemde olduğunu bilip onlara anlayışlı ve ilgili davranarak öğrencinin çalışma motivasyonunu güçlendireceğinin bilincinde olmalılar. Anne babaların bir an için kendilerini çocuklarının yerine koymaları onları daha iyi anlamalarını sağlayacaktır.
Lise Öğrencisinin ve Velisinin Yapması Gerekenler;
Lise dönemindeki çocukların gözünde ise ebeveynler ‘’eski zamandan kalma’’ oldukları için, çocuğun yanında bu konularda en az onun kadar tecrübesizmiş gibi davranmaları çocuklar için daha rahatlatıcı bir tavır olacaktır. Çoğunlukla aile ile değil de arkadaşları ile vakit geçirmek isteyen bir yaş grubu olduğunu ve tatili de hesaba katarak arkadaşları ile vakit geçirmesine de olanak sağlamak gerekir. Yalnız, dışarıda geçirilecek vakit konusundaki aile içinde verilmiş olan kısıtlayıcı kurallar esnetilmemelidir. Aksi takdirde, tatil boyunca çocuk eve sadece uyumak için gelme hakkını elde ettiğini düşünmeye başlayabilir. Ders çalışmak konusunda verilecek tavsiyeler göz ardı edebilir ya da yardım tekliflerini geri çevirebilirler; bu konularda çok ısrarcı olmak, çocuğun o an olumsuz duygular yaşamasına ve bunu derslerle eşleştirerek ders çalışmaktan uzaklaşmasına neden olabilir.
Özellikle lise 12. sınıf öğrencileri YGS-LYS hazırlık çalışmalarını yürütmek zorunda olduklarından günün en az 3-4 saatini evde ders çalışmaya ayırmaları gerekmektedir. Velilerin de sınava hazırlanan çocuklarını desteklemek için ilgili, anlayışlı ve destekleyici tavır sergilemeleri gerekmektedir. sözcü.com.tr
Uzmanlar, çocukların hem dinlenmesi, hem eğlenmeleri hem de okula gittikleri dönemde zaman bulamadıkları etkinlikleri ve faaliyetleri gerçekleştirmeleri için fırsat yaratan yarıyıl tatilinin öğrenciler ve veliler için iyi bir fırsat olduğunu belirtiyor
.Yaklaşık 18 milyon öğrenci için kısa bir mola zamanı…Oğuzkaan Koleji Yönetim Kurulu Üyesi ve Eğitim Uzmanı Hatice Yılmaz, ebeveynleri başarılı bir karneyle duydukları gurur kadar zayıf notlarla karşılaştıklarında da sorumluluğu paylaşmaları konusunda uyardı.
Yılmaz, “Yarıyıl tatili, öğrencilerin dinlenmeleri için olduğu kadar birinci dönemdeki eksiklerini gidermeleri için de oldukça önemli bir zamandır. Bu dönemde öğrencinin ve velinin yapması gereken tatil etkinlikleri eğitim kademelerine göre farklılık gösterir.” dedi.
“HER GÜN DÜZENLİ KİTAP OKUMAYA TEŞVİK EDİN”
Eğitim Uzmanı Hatice Yılmaz, hem eğlenceli hem verimli bir tatil geçirmek için öğrenciler ve velilerin yapması gerekenleri de eğitim kademelerine göre sıraladı. Buna göre;
İlkokul Öğrencisinin ve Velisinin Yapması Gerekenler;
- İlkokul öğrencilerinin bulunduğu sınıf düzeyine göre yarım saatten az olmamak kaydıyla her gün düzenli kitap okumaları, sözcük hazinelerinin zenginleşmesini dolayısıyla anlama ve öğrenme becerilerinin gelişmesini sağlayacaktır. Velilerin de çocuklarının okuduğu kitabı okuyarak onlarla kitap üzerine konuşmaları, çocukların düşünme ve kendini ifade edebilme becerilerini geliştirecektir.
- Velilerin her gün belirli bir süre çocuklarını tekrar yapmaya yönlendirmeleri, onların eğitim disiplini edinmelerini sağlayacaktır.
- Ailelerin şartlarının el verdiği ölçüde sinema, tiyatro, müze gezilerine gitmek çocukların sosyal ve duygusal gelişimine önemli katkılar sağlayacak; öğrenmeyi destekleyecek faaliyetler olacaktır.
“ÖDEVLER KONUSUNDA OLUMSUZ YARGIDA BULUNMAYIN!”
Ortaokul Öğrencisinin ve Velisinin Yapması Gerekenler;
- Ortaokul 5.,6. ve 7. sınıf öğrencilerinin her gün en az bir saat kitap okumaya ve ilgi duydukları bir alanda (doğa,tarih,sanat,uzay vb) araştırma yapmaya zaman ayırmaları öğrenme becerilerini geliştirecek, kişisel gelişimlerine önemli katkılar sağlayacaktır. Bu öğrencilerin okuduğu kitaba veya yaptığı araştırmaya velinin çeşitli sorular sorarak göstereceği ilgi öğrencinin motivasyonunu artıracak, kendine güven duygusunu güçlendirecektir.
- Birçok okul, karne ile birlikte tekrar programları ya da tatil ödevleri de vermektedir. Veliler bu ödevleri bilmek ve ödevlerin yapılmasını sağlamalıdırlar. Bu yaş grubu velisinin çocuğuyla ödevin gereksizliği üzerine konuşmaları zaten ödevi baskı aracı olarak gören çocuğun ödev yapmamasına dolayısıyla öğrenimden uzaklaşmasına neden olacaktır. Uluslar arası araştırmalar çocuğun ödeve ayırdığı süre ile başarısı arasında doğrudan bir ilişki olduğunu göstermektedir.
İKİNCİ TEOG İÇİN YARIYIL TATİLİNDE MUTLAKA ÇALIŞIN
8.sınıf öğrencileri nisan ayının son haftasında ikinci TEOG sınavlarına gireceklerinden yarıyıl tatilinde de belirli bir düzenle çalışmalarını sürdürmeleri gerekmektedir diyen Yılmaz, uygulanması gereken çalışma yöntemi;
- Talim Terbiye Kurulunun sayfasından sınavda sorumlu oldukları derslerle ilgili ünite ve kazanım tablolarını indirmesi, geçmiş konularla ilgili tekrar programı oluşturmaları,
- Tüm konu başlıkları ile ilgili edinim ve kazanım sorularını cevaplamaları, işlenmiş ünitelerle ilgili MEB’in internet sitesinde yayınlanan soruları çözmeleri,
- Gerektiğinde çözülemeyen sorularla ilgili konuların tekrar edilmesi ve anlaşılmaması durumunda öğretmene sorulmak üzere işaretlenmesi,
- Birinci TEOG sonucuna ve tekrar amaçlı çözülen testlerin sonucuna göre eksik olunan derslere daha çok ağırlık verilmesi gerekmektedir.
“ANLAYIŞ VE İLGİ ÖĞRENCİNİN ÇALIŞMA MOTİVASYONUNU GÜÇLENDİRİR”
Bu çalışma seanslarının iki saati geçmemesi ve her yarım saatte bir masadan kalkmadan gevşeme egzersizleri yapılması çalışmanın etkinliğini artıracaktır. Günde iki seans dolu dolu çalışmak, birinci yarıyılda işlenen tüm konuları tekrar etmenize yetecektir. Elbette sinemaya, tiyatroya gitmeye, arkadaşlarla buluşmaya vakit ayırınız.
8.sınıf öğrencilerinin velileri, çocuklarının özel bir dönemde olduğunu bilip onlara anlayışlı ve ilgili davranarak öğrencinin çalışma motivasyonunu güçlendireceğinin bilincinde olmalılar. Anne babaların bir an için kendilerini çocuklarının yerine koymaları onları daha iyi anlamalarını sağlayacaktır.
Lise Öğrencisinin ve Velisinin Yapması Gerekenler;
Lise dönemindeki çocukların gözünde ise ebeveynler ‘’eski zamandan kalma’’ oldukları için, çocuğun yanında bu konularda en az onun kadar tecrübesizmiş gibi davranmaları çocuklar için daha rahatlatıcı bir tavır olacaktır. Çoğunlukla aile ile değil de arkadaşları ile vakit geçirmek isteyen bir yaş grubu olduğunu ve tatili de hesaba katarak arkadaşları ile vakit geçirmesine de olanak sağlamak gerekir. Yalnız, dışarıda geçirilecek vakit konusundaki aile içinde verilmiş olan kısıtlayıcı kurallar esnetilmemelidir. Aksi takdirde, tatil boyunca çocuk eve sadece uyumak için gelme hakkını elde ettiğini düşünmeye başlayabilir. Ders çalışmak konusunda verilecek tavsiyeler göz ardı edebilir ya da yardım tekliflerini geri çevirebilirler; bu konularda çok ısrarcı olmak, çocuğun o an olumsuz duygular yaşamasına ve bunu derslerle eşleştirerek ders çalışmaktan uzaklaşmasına neden olabilir.
Özellikle lise 12. sınıf öğrencileri YGS-LYS hazırlık çalışmalarını yürütmek zorunda olduklarından günün en az 3-4 saatini evde ders çalışmaya ayırmaları gerekmektedir. Velilerin de sınava hazırlanan çocuklarını desteklemek için ilgili, anlayışlı ve destekleyici tavır sergilemeleri gerekmektedir. sözcü.com.tr
24 Aralık 2015 Perşembe
Veliler de karne alacak
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, öğrencilerin yanı sıra velilere de karne verilmesi için çalışma başlattıklarını söyledi.
Milli Eğitim Bakanlığı, velilere de öğrenciler gibi karne verecek.
Açıklama, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı'dan geldi.
TRT Haber'de katıldığı programda konuşan Avcı, velilere karne verilmesi için çalışma başlattıklarını açıkladı.
Avcı, veli karnesinde, velinin kaç gün okula geldiği, öğretmenlerle görüşüp görüş-mediği, okul aile birliği toplantılarına katılıp katılmadığı gibi bilgilerin yer alacağını söyledi.
Bakan, velilerin de okullara yönelik karne verebileceğini ve bu şekilde okulların da denetleneceğini belirtti. ntvmsnc
Etiketler:
karne,
meb,
Milli Eğitim Bakanlığı,
öğrenci,
veli
Bakan Avcı'nın sözleri sonrası 'el yazısı' tartışması tekrar gündemde
Geçen ekim ayında Change.org’da veliler tarafından kaldırılması yönünde imza kampanyası başlatılan ilkokulda el yazısıyla ilgili tartışmalar, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın el yazısının doğru bir uygulama olduğunu söylemesiyle yeniden alevlendi. “Ne kadar zor öğrenirseniz bazı şeyleri, o kadar kıymetli olur, o kadar kalıcı olur” sözleriyle uygulamaya destek veren Bakan Avcı, ortaokul öğretmenlerinin de el yazısı konusunda yeniden hizmet içi eğitime alınması gerektiğini vurguladı.
Bunun üzerine bir anket çalışması yapan Türk Eğitim-Sen, öğretmenlerden de görüş aldı. Dayatma ve zorlamayla uygulanan el yazısının, ilkokul öğrencilerinin yazma isteğini engellediğini ve kaldırılması gerektiğini vurgulayan öğretmenler, “Kendi yazısını okuyamayan bir nesil” yorumunu yaptı.
ÇOĞUNLUK ‘KALDIRILSIN’ DİYOR
Eğitimcilerin, Türkiye’de sağlıklı uygulanmadığı yönünde eleştiriler yaptığı el yazısı hakkında Türk Eğitim-Sen de dün, sosyal medya üzerinden anket düzenledi ve öğretmenlerin görüşlerini aldı. “İlkokullarda uygulanan el yazısı uygulaması kaldırılmalı mıdır?” sorusu, 1186 kişi tarafından oylandı. Ankete katılanların yüzde 86’sı el yazsının kaldırılmasını isterken, yüzde 14’ü uygulamanın devam etmesini istedi. Sendika, takipçilerine, “Kaldırılması halinde yerine ‘güzel yazı’ dersi konulmalı mıdır?” sorusunu da yöneltti. 917 kişinin tercih yaptığı çalışmaya da, yüzde 79 “evet”, yüzde 21 ise “hayır” yanıtı verildi.
ÖĞRENCİLERİ ZORLAMAMALIYIZ
Konuyla ilgili yine sosyal medya aracılığıyla öğretmenlerden görüş de alındı. Öğretmenlerin görüşlerinden bazıları şöyle:
Bitişik eğik yazı yazmak ve bu yazıyı güzel yazmak bir hattatlık ve yetenek gerektirir. Nasıl iyi resim yapmayı, güzel şarkı söylemeyi, beden hareketlerini yapmayı herkese zorlamamamız gerekiyorsa, bitişik eğik yazıyı da zorlamamalıyız. Bitişik eğik yazıyı bütün öğrencilere yazdırmak, sevdirerek yazdırmak hiç mümkün değildir.
KÜÇÜCÜK ÇOCUKLARA ZULÜM
Bitişik el yazısı kullanmak, öğretmeye çalışmak, yazmaları için zorlamak küçücük çocuklara zulümdür. İlkokula başlama yaşının küçültülmesi bu zulmü katlamıştır. Küçük parmaklara ve yazıyı yazmak için eğilip bükülen küçük bedenlere eziyettir. Mutlaka 1. ve 2. sınıflarda kaldırılmalı, 3. sınıftan itibaren ayrı bir ders olarak verilmelidir.
YAZMA İSTEĞİNİ ENGELLİYOR
El yazısı insana kişilik kazandırır. El yazısının öğretilmesi gerekir. Bu öğretim şu anki sistemle olmaz. Bu sistem dayatmadır. 6 yaşındaki çocuğu kargacık burgacık yazılarla buluşturmak, yazıyı zorlaştırıp çirkinleştiriyor ve yazma isteğini de engelliyor.
YAZILAR OKUNMAZ HALDE
Bitişik eğik yazı kaldırılmalı. Çocuklar düz yazı yazanlara göre daha yavaş yazıyor. Yazılar okunmaz halde. Dik yazıdan sonra eğik yazı çalışmaları sonrası çocuklar bir bocalama yaşamıyorlardı ama eğik yazıdan sonra 4. veya 5. sınıflarda dik temel yazıya geçen çocukların hemen hemen tamamının yazısı düzensiz ve bozuktur. Bundan dolayı bakanlığın bu kati tutumuna rağmen birçok sınıf öğretmeni eğik yazıdan erken dönüş yapmaktadır”
ÜZEL YAZMA DERSİ VERİLMELİ
El kas sistemi tam gelişmemiş bir çocuğa, elini kaldırmadan bir kelimeyi yazdırmak, çocuğun harfleri bitişik yazı karakterlerine uygun yapmamasına, dolayısıyla kendi yazısını bile okuyamayan bir nesle götürmektedir. Bu nedenle bitişik yazı ikinci sınıftan itibaren ‘güzel konuşma ve yazma’ adında bir derste verilmelidir. Zorunluluktan çıkarılmalı ama öğretilerek isteyenin kullanması sağlanmalıdır. DHA
Bunun üzerine bir anket çalışması yapan Türk Eğitim-Sen, öğretmenlerden de görüş aldı. Dayatma ve zorlamayla uygulanan el yazısının, ilkokul öğrencilerinin yazma isteğini engellediğini ve kaldırılması gerektiğini vurgulayan öğretmenler, “Kendi yazısını okuyamayan bir nesil” yorumunu yaptı.
ÇOĞUNLUK ‘KALDIRILSIN’ DİYOR
Eğitimcilerin, Türkiye’de sağlıklı uygulanmadığı yönünde eleştiriler yaptığı el yazısı hakkında Türk Eğitim-Sen de dün, sosyal medya üzerinden anket düzenledi ve öğretmenlerin görüşlerini aldı. “İlkokullarda uygulanan el yazısı uygulaması kaldırılmalı mıdır?” sorusu, 1186 kişi tarafından oylandı. Ankete katılanların yüzde 86’sı el yazsının kaldırılmasını isterken, yüzde 14’ü uygulamanın devam etmesini istedi. Sendika, takipçilerine, “Kaldırılması halinde yerine ‘güzel yazı’ dersi konulmalı mıdır?” sorusunu da yöneltti. 917 kişinin tercih yaptığı çalışmaya da, yüzde 79 “evet”, yüzde 21 ise “hayır” yanıtı verildi.
ÖĞRENCİLERİ ZORLAMAMALIYIZ
Konuyla ilgili yine sosyal medya aracılığıyla öğretmenlerden görüş de alındı. Öğretmenlerin görüşlerinden bazıları şöyle:
Bitişik eğik yazı yazmak ve bu yazıyı güzel yazmak bir hattatlık ve yetenek gerektirir. Nasıl iyi resim yapmayı, güzel şarkı söylemeyi, beden hareketlerini yapmayı herkese zorlamamamız gerekiyorsa, bitişik eğik yazıyı da zorlamamalıyız. Bitişik eğik yazıyı bütün öğrencilere yazdırmak, sevdirerek yazdırmak hiç mümkün değildir.
KÜÇÜCÜK ÇOCUKLARA ZULÜM
Bitişik el yazısı kullanmak, öğretmeye çalışmak, yazmaları için zorlamak küçücük çocuklara zulümdür. İlkokula başlama yaşının küçültülmesi bu zulmü katlamıştır. Küçük parmaklara ve yazıyı yazmak için eğilip bükülen küçük bedenlere eziyettir. Mutlaka 1. ve 2. sınıflarda kaldırılmalı, 3. sınıftan itibaren ayrı bir ders olarak verilmelidir.
YAZMA İSTEĞİNİ ENGELLİYOR
El yazısı insana kişilik kazandırır. El yazısının öğretilmesi gerekir. Bu öğretim şu anki sistemle olmaz. Bu sistem dayatmadır. 6 yaşındaki çocuğu kargacık burgacık yazılarla buluşturmak, yazıyı zorlaştırıp çirkinleştiriyor ve yazma isteğini de engelliyor.
YAZILAR OKUNMAZ HALDE
Bitişik eğik yazı kaldırılmalı. Çocuklar düz yazı yazanlara göre daha yavaş yazıyor. Yazılar okunmaz halde. Dik yazıdan sonra eğik yazı çalışmaları sonrası çocuklar bir bocalama yaşamıyorlardı ama eğik yazıdan sonra 4. veya 5. sınıflarda dik temel yazıya geçen çocukların hemen hemen tamamının yazısı düzensiz ve bozuktur. Bundan dolayı bakanlığın bu kati tutumuna rağmen birçok sınıf öğretmeni eğik yazıdan erken dönüş yapmaktadır”
ÜZEL YAZMA DERSİ VERİLMELİ
El kas sistemi tam gelişmemiş bir çocuğa, elini kaldırmadan bir kelimeyi yazdırmak, çocuğun harfleri bitişik yazı karakterlerine uygun yapmamasına, dolayısıyla kendi yazısını bile okuyamayan bir nesle götürmektedir. Bu nedenle bitişik yazı ikinci sınıftan itibaren ‘güzel konuşma ve yazma’ adında bir derste verilmelidir. Zorunluluktan çıkarılmalı ama öğretilerek isteyenin kullanması sağlanmalıdır. DHA
Etiketler:
haber,
meb,
Milli Eğitim Bakanlığı,
okul,
veli
23 Eylül 2015 Çarşamba
İşte okula hazırlanmanın maliyeti
TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken ortalama okul ayakkabısı, çanta ve okul kıyafeti fiyatlarını açıkladı.
Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, örgün eğitimdeki 18 milyona yakın öğrenci için toplam 7-7,5 milyar liralık harcama yapılacağını belirtti. Palandöken, yaptığı açıklamada, 2015-2016 eğitim-öğretim yılının 28 Eylül'de açılacak olması nedeniyle kırtasiye alışverişinin geç yapılmaya başlandığını ifade etti. Okul alışverişini geciktiren velilerin zamlı fiyatlarla karşı karşıya kalabileceğine dikkati çeken Palandöken, "Döviz fiyatlarının artmasıyla beraber ithal oranı yüksek olan kırtasiye sektöründe mecburi zamlar başladı" değerlendirmesinde bulundu.
AYAKKABI 40 LİRADAN BAŞLIYOR
Örgün eğitimde 18 milyona yakın öğrencinin kırtasiye, çanta, ayakkabı ve okul kıyafeti için 7-7,5 milyar liralık harcama yapılacağına işaret eden Palandöken, şunları kaydetti: "Kırtasiye harcamaları yaklaşık 1,5 milyar lira tutuyor. Ayakkabı 40 liradan, çanta 50 liradan, okul kıyafetleri ise 100-150 liradan başlıyor. Dövizin yükselmesi bu sektör üzerinde büyük baskı yaratmakta ama bilhassa mecburi okul kıyafeti siparişlerini hazırlayan esnafımız, elinde ithal kırtasiye ürünü olan esnafımız zam yapmamak için direnmektedir. Buna karşın okul alışverişinde çok geç kalan veliler zamlı fiyatlardan ürün almak zorunda kalacak. Velilerimiz ellerini çabuk tutmalılar."
FIRSATÇILARA DİKKAT
Kırtasiye ürünlerinin çocukların sağlığına zarar vermeyen nitelikte olmasına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Palandöken, velilere şu uyarılarda bulundu: "Rengarenk ve süslenerek yapılan ürünlerin dış görüntüsüne kanmayın. Çocuklarımızın sağlığını korumalıyız. Kullanacakları kırtasiye malzemelerinin ve formaların fiziksel değil, kimyasal içeriğine dikkat edin. Yollarda eğreti tezgahlarda satılan albenili kırtasiye malzemelerinden uzak durulmalı. İthal ürünlerin menşeine mutlaka dikkat edilmeli. En önemlisi CE ve EN-71 uluslararası standart işaretleri aranmalı ve bu ürünler güvenilir yerlerden alınmalı. Çocuklarımızın sağlığını hiçe sayıp sadece kendi ceplerini ve kazançlarını düşünen fırsatçıların ekmeğine yağ sürülmemeli."
Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, örgün eğitimdeki 18 milyona yakın öğrenci için toplam 7-7,5 milyar liralık harcama yapılacağını belirtti. Palandöken, yaptığı açıklamada, 2015-2016 eğitim-öğretim yılının 28 Eylül'de açılacak olması nedeniyle kırtasiye alışverişinin geç yapılmaya başlandığını ifade etti. Okul alışverişini geciktiren velilerin zamlı fiyatlarla karşı karşıya kalabileceğine dikkati çeken Palandöken, "Döviz fiyatlarının artmasıyla beraber ithal oranı yüksek olan kırtasiye sektöründe mecburi zamlar başladı" değerlendirmesinde bulundu.
AYAKKABI 40 LİRADAN BAŞLIYOR
Örgün eğitimde 18 milyona yakın öğrencinin kırtasiye, çanta, ayakkabı ve okul kıyafeti için 7-7,5 milyar liralık harcama yapılacağına işaret eden Palandöken, şunları kaydetti: "Kırtasiye harcamaları yaklaşık 1,5 milyar lira tutuyor. Ayakkabı 40 liradan, çanta 50 liradan, okul kıyafetleri ise 100-150 liradan başlıyor. Dövizin yükselmesi bu sektör üzerinde büyük baskı yaratmakta ama bilhassa mecburi okul kıyafeti siparişlerini hazırlayan esnafımız, elinde ithal kırtasiye ürünü olan esnafımız zam yapmamak için direnmektedir. Buna karşın okul alışverişinde çok geç kalan veliler zamlı fiyatlardan ürün almak zorunda kalacak. Velilerimiz ellerini çabuk tutmalılar."
FIRSATÇILARA DİKKAT
Kırtasiye ürünlerinin çocukların sağlığına zarar vermeyen nitelikte olmasına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Palandöken, velilere şu uyarılarda bulundu: "Rengarenk ve süslenerek yapılan ürünlerin dış görüntüsüne kanmayın. Çocuklarımızın sağlığını korumalıyız. Kullanacakları kırtasiye malzemelerinin ve formaların fiziksel değil, kimyasal içeriğine dikkat edin. Yollarda eğreti tezgahlarda satılan albenili kırtasiye malzemelerinden uzak durulmalı. İthal ürünlerin menşeine mutlaka dikkat edilmeli. En önemlisi CE ve EN-71 uluslararası standart işaretleri aranmalı ve bu ürünler güvenilir yerlerden alınmalı. Çocuklarımızın sağlığını hiçe sayıp sadece kendi ceplerini ve kazançlarını düşünen fırsatçıların ekmeğine yağ sürülmemeli."
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







