Okullarda ve halk eğitim merkezlerinde açılan ücretsiz “takviye kursları”nda görev alan öğretmenlere yeni zam düzenlemesinin ardından önemli bir gelir kapısı daha aralanıyor.
Okullarda ve halk eğitim merkezlerinde açılan ücretsiz “takviye kursları”nda görev alan öğretmenlere yeni zam düzenlemesinin ardından önemli bir gelir kapısı daha aralanıyor. Ders başına aldıkları 10 lira ücretin düşüklüğünden yakınan öğretmenlerin çağrısına Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) kayıtsız kalmadı.
Maliye Bakanlığı'na talepte bulunan MEB, ek ders ücretlerinin artırılmasını istedi. Buna göre bu ek ders ücretleri iki katı oranında artırılacak ve 10 lira civarında olan ek ders ücreti 20 liraya çıkarılacak.Takviye kurslarında görev yapan 105 bin öğretmenin, ders başı aldıkları 10 lira ücret 20 liraya yükseliyor.
400 LİRA ZAM
Böylelikle mevcut durumda kurslarda ders vermeye başlayan 105 bin öğretmen maaşının yanı sıra büyük gelir elde etme fırsatı yakalayacak.Kurslarda haftada 19, ayda ise 76 saat ders verebilecek olan 105 bin öğretmen ortalama bin 400 liraya kadar ek gelir elde edebilecek. Ücretsiz kurslarda görev yapan öğretmenlere verilecek olan ek ders ücretlerinin artırılacağının müjdesini öğretmenler gününde Başbakan Ahmet Davutoğlu vermişti.
10 Aralık 2014 Çarşamba
Ehliyet alacaklar dikkat!
Sınav uygulamasıyla ilgili işlemler için Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne, başvuruyla ilgili işlemler ise bakanlık Bilgi İşlem Grup Başkanlığı’na yapılacak. Özel Motorlu Taşıt Sürücü Kursu (MTSK) Modülü ile ilgili işlemleriyle Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü Trafik ve Sürücü eğitimleri Grup Başkanlığı ilgilenecek.
SINAV SAYISI 6'YA İNDİ
2014 yılında yılda 9 kez yapılan motorlu taşıt sürücü kursiyerleri sınav sayısı bu yıl 6’ya indirildi. Kursiyer, en fazla 4 (dört) yazılı, 4 (dört) uygulama sınavına girme hakkına sahip. Teorik derslerin sınavlarında başarılı olup direksiyon eğitimi dersi sınavlarında dört dönem sonunda da başarısız duruma düşenler, istemesi hâlinde aynı kursta ilan edilen direksiyon eğitimi dersinin ücretini ödemek ve sertifika sınıfında belirtilen sayıda direksiyon eğitimi dersi almak kaydıyla dört dönem daha sınava girebilecek.
Teorik derslerin sınavından dört dönem sonunda, direksiyon eğitimi dersi sınavında ise ikinci dört dönem sonunda da başarısız duruma düşenler, kayıt işlemlerini tamamlamak ve ücretlerini ödemek suretiyle kurslara yeniden kayıt yaptırabilecek.
TEORİK SINAVLAR DEĞİŞMEDİ
Teorik sınavda 2014 yılında yapılan düzenlemelerde herhangi bir değişikliğe gidilmedi. Ehliyet sınav soru sayısında ve sınav süresinde 2014 yılındaki gibi uygulanacak. Bütün sertifikalar için soru sayısı 50 ve sınav süresi 60 dakika olarak belirlendi. Ehliyet sınavında trafik ve çevre dersinden 27, Araç Tekniği dersinden (Motor) 10’a ve ilk yardımda dersinden 13 soru sorulacak.
KAYIT ŞARTLARI
Sürücü belgesi almak isteyen ve gerekli belgeleri tamamlayan kursiyerler, motorlu taşıtlar sürücü kurs müdürlüklerine kayıt yaptıracak.Kayıt şartları şu şekilde sıralandı:
“A1, A2, F ve H sınıfı sürücü kursları için 17 (on yedi) yaşını bitirmiş olmak.
B ve G sınıfları için 18 (on sekiz) yaşını bitirmiş olmak.
C, D ve E sınıfları için 22 (yirmi iki) yaşını bitirmiş olmak.(Üniversitelerin sürücü eğitimi veren yüksek okul ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin askerî ihtisas görevleri için subay ve astsubay sınıf okullarında ve uzman Jandarma okullarında açılan sürücü eğitimi kurslarından mezun olanlarda bu şart aranmaz.)
A1, A2, B, C, D, E, F, G ve H sınıfı için en az ilkokul düzeyinde eğitim almış olmak.
Pratisyen tabip veya uzman tabip tarafından verilen 'sürücü olur' sağlık raporu almış olmak.
‘Sabıka kaydının olmadığına dair’ dilekçeyi kurs müdürlüğüne vermek.
Sürücü belgesi süresiz olarak geri alınmamış olmak.
Son 6 (altı) ay içinde cepheden çekilmiş 1 (bir) adet vesikalık fotoğrafını ve nüfus cüzdanı fotokopisini Özel MTSK Müdürlüğü'ne teslim etmek.”
ENGELLİLER İÇİN İŞARET DİLİ BİLEN ÖĞRETMEN
İşitme engelli kursiyerler için sınav salonunda görevlendirilecek öğretmenler öncelikle işaret dili bilen ve bakanlığa bağlı okul/kurumlarda görevli öğretmen personelden seçilecek. Yoksa il ve ilçede bulunan kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan personel arasından görevlendirme yapılacak. Ortopedik engeli olan kursiyerler sınav binalarının giriş katlarındaki salonlara yerleştirilecek. Engelli kursiyerin ihtiyacına göre salon düzeni ya da ek oturma düzeni hazırlatılacak.
SINAV DEĞERLENDİRME ŞEKLİ
Sınav değerlendirmesinin güvenliği açısından kursiyerlerin cevap kâğıdı, iki adet optik okuyucu tarafından çift kontrol sistemiyle okutulacak. Kursiyerlerin derslere göre sorulara verdikleri doğru cevap sayıları tespit edilecek. Yanlış cevaplar dikkate alınmayacak.
Tespit edilen doğru cevap sayıları üzerinden her bir ders için 100 puandan hesaplama yapılacak. Her ders için 100 üzerinden 70 ve üzeri puan alan kursiyer başarılı sayılacak. Merkezi sistem sınavında her soru puan olarak eşit ağırlığa sahip olacak. Sınav sonuçları www.meb.gov.tr internet adresinden duyurulacak.
SINAVA İTİRAZ İÇİN 10 LİRA YATIRILACAK
Ehliyet sınavı sorularına, ehliyet sınavı cevap anahtarına ve ehliyet sınavı sonuçlarına yapılacak olan itirazlar internetten yayımlanmasından itibaren en geç 10 (on) gün içinde dilekçeyle yapılabilecek. İtiraz dilekçeyle Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğü 06500-Teknikokullar/Ankara adresine yapılabilecek.
Kursiyerler, sınav sonuçlarına ve sınav uygulamasına ilişkin itiraz başvurularını, T.C. Ziraat Bankası Başkent/Ankara şubesi, Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. Ankara Merkez şubesi ve Türkiye Halk Bankası A.Ş. Küçükesat şubelerinden herhangi birine, “Kurumsal Tahsilât Programı” aracılığı ile 10 TL (On TL KDV Dahil) itiraz ücreti yatıracak. Alınan banka dekontu ve sınav adının yazılı olduğu dilekçe ile birlikte yapılacak. Faksla yapılan itirazlar dikkate alınmayacak.
SINAV SAYISI 6'YA İNDİ
2014 yılında yılda 9 kez yapılan motorlu taşıt sürücü kursiyerleri sınav sayısı bu yıl 6’ya indirildi. Kursiyer, en fazla 4 (dört) yazılı, 4 (dört) uygulama sınavına girme hakkına sahip. Teorik derslerin sınavlarında başarılı olup direksiyon eğitimi dersi sınavlarında dört dönem sonunda da başarısız duruma düşenler, istemesi hâlinde aynı kursta ilan edilen direksiyon eğitimi dersinin ücretini ödemek ve sertifika sınıfında belirtilen sayıda direksiyon eğitimi dersi almak kaydıyla dört dönem daha sınava girebilecek.
Teorik derslerin sınavından dört dönem sonunda, direksiyon eğitimi dersi sınavında ise ikinci dört dönem sonunda da başarısız duruma düşenler, kayıt işlemlerini tamamlamak ve ücretlerini ödemek suretiyle kurslara yeniden kayıt yaptırabilecek.
TEORİK SINAVLAR DEĞİŞMEDİ
Teorik sınavda 2014 yılında yapılan düzenlemelerde herhangi bir değişikliğe gidilmedi. Ehliyet sınav soru sayısında ve sınav süresinde 2014 yılındaki gibi uygulanacak. Bütün sertifikalar için soru sayısı 50 ve sınav süresi 60 dakika olarak belirlendi. Ehliyet sınavında trafik ve çevre dersinden 27, Araç Tekniği dersinden (Motor) 10’a ve ilk yardımda dersinden 13 soru sorulacak.
KAYIT ŞARTLARI
Sürücü belgesi almak isteyen ve gerekli belgeleri tamamlayan kursiyerler, motorlu taşıtlar sürücü kurs müdürlüklerine kayıt yaptıracak.Kayıt şartları şu şekilde sıralandı:
“A1, A2, F ve H sınıfı sürücü kursları için 17 (on yedi) yaşını bitirmiş olmak.
B ve G sınıfları için 18 (on sekiz) yaşını bitirmiş olmak.
C, D ve E sınıfları için 22 (yirmi iki) yaşını bitirmiş olmak.(Üniversitelerin sürücü eğitimi veren yüksek okul ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin askerî ihtisas görevleri için subay ve astsubay sınıf okullarında ve uzman Jandarma okullarında açılan sürücü eğitimi kurslarından mezun olanlarda bu şart aranmaz.)
A1, A2, B, C, D, E, F, G ve H sınıfı için en az ilkokul düzeyinde eğitim almış olmak.
Pratisyen tabip veya uzman tabip tarafından verilen 'sürücü olur' sağlık raporu almış olmak.
‘Sabıka kaydının olmadığına dair’ dilekçeyi kurs müdürlüğüne vermek.
Sürücü belgesi süresiz olarak geri alınmamış olmak.
Son 6 (altı) ay içinde cepheden çekilmiş 1 (bir) adet vesikalık fotoğrafını ve nüfus cüzdanı fotokopisini Özel MTSK Müdürlüğü'ne teslim etmek.”
ENGELLİLER İÇİN İŞARET DİLİ BİLEN ÖĞRETMEN
İşitme engelli kursiyerler için sınav salonunda görevlendirilecek öğretmenler öncelikle işaret dili bilen ve bakanlığa bağlı okul/kurumlarda görevli öğretmen personelden seçilecek. Yoksa il ve ilçede bulunan kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan personel arasından görevlendirme yapılacak. Ortopedik engeli olan kursiyerler sınav binalarının giriş katlarındaki salonlara yerleştirilecek. Engelli kursiyerin ihtiyacına göre salon düzeni ya da ek oturma düzeni hazırlatılacak.
SINAV DEĞERLENDİRME ŞEKLİ
Sınav değerlendirmesinin güvenliği açısından kursiyerlerin cevap kâğıdı, iki adet optik okuyucu tarafından çift kontrol sistemiyle okutulacak. Kursiyerlerin derslere göre sorulara verdikleri doğru cevap sayıları tespit edilecek. Yanlış cevaplar dikkate alınmayacak.
Tespit edilen doğru cevap sayıları üzerinden her bir ders için 100 puandan hesaplama yapılacak. Her ders için 100 üzerinden 70 ve üzeri puan alan kursiyer başarılı sayılacak. Merkezi sistem sınavında her soru puan olarak eşit ağırlığa sahip olacak. Sınav sonuçları www.meb.gov.tr internet adresinden duyurulacak.
SINAVA İTİRAZ İÇİN 10 LİRA YATIRILACAK
Ehliyet sınavı sorularına, ehliyet sınavı cevap anahtarına ve ehliyet sınavı sonuçlarına yapılacak olan itirazlar internetten yayımlanmasından itibaren en geç 10 (on) gün içinde dilekçeyle yapılabilecek. İtiraz dilekçeyle Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğü 06500-Teknikokullar/Ankara adresine yapılabilecek.
Kursiyerler, sınav sonuçlarına ve sınav uygulamasına ilişkin itiraz başvurularını, T.C. Ziraat Bankası Başkent/Ankara şubesi, Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. Ankara Merkez şubesi ve Türkiye Halk Bankası A.Ş. Küçükesat şubelerinden herhangi birine, “Kurumsal Tahsilât Programı” aracılığı ile 10 TL (On TL KDV Dahil) itiraz ücreti yatıracak. Alınan banka dekontu ve sınav adının yazılı olduğu dilekçe ile birlikte yapılacak. Faksla yapılan itirazlar dikkate alınmayacak.
9 Aralık 2014 Salı
Köy öğretmeni dünya çapında başarıya imza attı.
Samsun’un Çarşamba ilçesine bağlı Kumköy İlkokulu’nda sınıf öğretmenliği yapan Dilek Livaneli, "Küresel Öğretmen Ödülü" yarışmasında ilk 50’ye kalma başarısını gösterdi.
Samsun’un Çarşamba ilçesine bağlı Kumköy İlkokulu’nda sınıf öğretmenliği yaparken, eğitim alanında birçok başarılı işe imza atan ve yine 2012 yılında ‘yılın öğretmeni’ seçilerek Cumhurbaşkanlığı Köşkü’ne çıkan Dilek Livaneli, uluslararası alanda 49 meslektaşı ile ‘Küresel Öğretmen Ödülü’ne aday gösterilmesi sonrasında İlçe Kaymakamı Caner Yıldız’ı makamında ziyaret etti.
Eski ABD Başkanı Bill Clinton’ın üstlendiği Varkey Gems Vakfı (Varkey GEMS Foundation) tarafından düzenlenen ’Küresel Öğretmen Ödülü’nün (The Global Teacher Prize) seçtiği en iyi 50 öğretmen arasında, bu yıl Samsun’un Çarşamba ilçesine bağlı Kumköy İlköğretim Okulu’nda sınıf öğretmenliği yapan Türk öğretmen Dilek Livaneli’nin ziyaretinde İlçe Milli Eğitim Müdürü Mustafa Özdemir yaptığı konuşmada, “Öğretmenimiz gerçekten ezber bozdu. Sıra dışı faaliyetleri ile diğer öğretmenlerimizin de hem çıtasını yükseltti hem de onları motive etme noktasında bir ilke imza attı. Bizler de Milli Eğitim camiası olarak kendisi ile gurur duyuyor, onur duyuyor, biz bunun sayısının artarak devam edeceğine inanıyoruz. Başarılar diliyoruz” ifadelerini kullandı.
"SÜRPRİZ DEĞİL"
Ziyarette açıklamalarda bulunan Çarşamba İlçe Kaymakamı Caner Yıldız, "Öğretmenimizi tebrik ediyorum. 127 ülkeden 5 bin aday arasında ilk önce bin300 kişi finale kalma becerisini göstermiştir. Bu kişiler arasında ilk 50’ye giriyor. Bu ödül ‘Öğretmenin Öğrenme ve Öğretme, Çevresini Geliştirme Becerisi’ alanında ilk 50 arasında yer alarak büyük bir başarı sağlamıştır. Asıl önemli olan 3 yıldır Çarşamba Kaymakamlığı görevindeyim. Öğretmenimiz ilk günden çok yüksek performansta sadece öğretmenlik değil, bu görevi de aşacak şekilde hem çevresi ile hem insanlarla ve öğrencileri ile velilerle tam bir koordinasyon sağladı. Bu tüm öğretmenlere örnek olacak bir arkadaşımız. Bu başarısı ile 2012 yılında da ‘yılın öğretmeni’ seçildi. Yılın öğretmeni olarak Ankara’da Samsun’u temsil etti. Bu başarı sürpriz değil, ben olağan olarak karşılıyorum. Bu vesileyle tüm Çarşambalılar adına bir kere daha teşekkür ediyor, inşallah hedeflediğiniz birinciliği de Dubai’de size verirler" dedi.
"GURUR DUYDUM"
İlk 50’ye girerek bir anda herkesin dikkatini çeken Dilek Livaneli ise yaptığı açıklamasında, "Köy öğretmenliğini küresel öğretmenliğe dönüştürme adına onur duydum, gurur duydum çok mutluyum. Bu yarışmaya bireysel olarak katıldım. Hayatımda hiçbir şeyi para için yapmadım. Bunlar para için zaten yapılamaz çünkü çok fazla gönül koymanız lazım. Yaptığım projeleri eğitim alanında kullanmayı çok istedim. Dünyada sayılı öğretmenler arasındaysak eğer bu ödülü aldığımızda da dünyaya örnek olacak projelere imza atmamız gerekir. Baş koyduğum bu yolda herkesin desteğini bekliyorum" diye konuştu.
Samsun’un Çarşamba ilçesine bağlı Kumköy İlkokulu’nda sınıf öğretmenliği yaparken, eğitim alanında birçok başarılı işe imza atan ve yine 2012 yılında ‘yılın öğretmeni’ seçilerek Cumhurbaşkanlığı Köşkü’ne çıkan Dilek Livaneli, uluslararası alanda 49 meslektaşı ile ‘Küresel Öğretmen Ödülü’ne aday gösterilmesi sonrasında İlçe Kaymakamı Caner Yıldız’ı makamında ziyaret etti.
Eski ABD Başkanı Bill Clinton’ın üstlendiği Varkey Gems Vakfı (Varkey GEMS Foundation) tarafından düzenlenen ’Küresel Öğretmen Ödülü’nün (The Global Teacher Prize) seçtiği en iyi 50 öğretmen arasında, bu yıl Samsun’un Çarşamba ilçesine bağlı Kumköy İlköğretim Okulu’nda sınıf öğretmenliği yapan Türk öğretmen Dilek Livaneli’nin ziyaretinde İlçe Milli Eğitim Müdürü Mustafa Özdemir yaptığı konuşmada, “Öğretmenimiz gerçekten ezber bozdu. Sıra dışı faaliyetleri ile diğer öğretmenlerimizin de hem çıtasını yükseltti hem de onları motive etme noktasında bir ilke imza attı. Bizler de Milli Eğitim camiası olarak kendisi ile gurur duyuyor, onur duyuyor, biz bunun sayısının artarak devam edeceğine inanıyoruz. Başarılar diliyoruz” ifadelerini kullandı.
"SÜRPRİZ DEĞİL"
Ziyarette açıklamalarda bulunan Çarşamba İlçe Kaymakamı Caner Yıldız, "Öğretmenimizi tebrik ediyorum. 127 ülkeden 5 bin aday arasında ilk önce bin300 kişi finale kalma becerisini göstermiştir. Bu kişiler arasında ilk 50’ye giriyor. Bu ödül ‘Öğretmenin Öğrenme ve Öğretme, Çevresini Geliştirme Becerisi’ alanında ilk 50 arasında yer alarak büyük bir başarı sağlamıştır. Asıl önemli olan 3 yıldır Çarşamba Kaymakamlığı görevindeyim. Öğretmenimiz ilk günden çok yüksek performansta sadece öğretmenlik değil, bu görevi de aşacak şekilde hem çevresi ile hem insanlarla ve öğrencileri ile velilerle tam bir koordinasyon sağladı. Bu tüm öğretmenlere örnek olacak bir arkadaşımız. Bu başarısı ile 2012 yılında da ‘yılın öğretmeni’ seçildi. Yılın öğretmeni olarak Ankara’da Samsun’u temsil etti. Bu başarı sürpriz değil, ben olağan olarak karşılıyorum. Bu vesileyle tüm Çarşambalılar adına bir kere daha teşekkür ediyor, inşallah hedeflediğiniz birinciliği de Dubai’de size verirler" dedi.
"GURUR DUYDUM"
İlk 50’ye girerek bir anda herkesin dikkatini çeken Dilek Livaneli ise yaptığı açıklamasında, "Köy öğretmenliğini küresel öğretmenliğe dönüştürme adına onur duydum, gurur duydum çok mutluyum. Bu yarışmaya bireysel olarak katıldım. Hayatımda hiçbir şeyi para için yapmadım. Bunlar para için zaten yapılamaz çünkü çok fazla gönül koymanız lazım. Yaptığım projeleri eğitim alanında kullanmayı çok istedim. Dünyada sayılı öğretmenler arasındaysak eğer bu ödülü aldığımızda da dünyaya örnek olacak projelere imza atmamız gerekir. Baş koyduğum bu yolda herkesin desteğini bekliyorum" diye konuştu.
ÖSYM'den flaş KPSS açıklaması
ÖSYM tarafından yapılan açıklamada, Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) puan üstünlüğüne ve mezuniyet alanı uygunluğuna göre yapılan KPSS yerleştirme işlemlerinin, yüzde 100 doğruluk ve şeffaflık prensibi ile gerçekleştirildiğine işaret edilerek, "Hiçbir aday, mezuniyet alanı uyuşmazlığından dolayı atamasının yapılamayacağı bir kadroya yerleştirilmemekte ve hiçbir aday puanı yetmediği bir kadroya asla yerleştirilmemektedir" denildi.
ÖSYM'nin internet sitesinde yer alan açıklamada, 7 Aralık 2014'te bazı basın yayın kuruluşlarında yayımlanan haberlerde bir siyasi parti genel başkan yardımcısı ve parti sözcüsü milletvekilinin, KPSS uygulamalarına ilişkin iddialarıyla ilgili olarak açıklama yapılmasına ihtiyaç duyulduğu ifade edildi.
Açıklamada KPSS, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve 217 sayılı Devlet Personel Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye dayanılarak çıkarılan Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre kamu kurum ve kuruluşları tarafından, açıktan atama yapacakları B grubu kadrolar için ilgili mevzuatı uyarınca yetkili makamlardan izin alındıktan sonra, bu kadroların koşullarının belirlenmesi amacıyla yükseköğretim kurumları ile yükseköğretim üst kuruluşlarının, YÖK Başkanlığına başvurduğu anlatıldı.
Bunların dışında kalan diğer kamu kurum ve kuruluşlarının Devlet Personel Başkanlığına başvurduğu ve KPSS'nin usul ve esasları, içeriği, yapılacağı yer ve zamanı, sınavın duyurulması, KPSS'de yer alacak konular ile testler ve bunların ağırlıkları, puan türleri ve hesaplama yöntemi, başvuru yapacakların öğrenim düzeyi, adayların başvurusu, sınavdan elde edilecek puan türlerinin yerleştirmede ve giriş sınavına çağrıda kullanılmasına ve KPSS sonuçlarının adaylara ve kurumlara bildirilmesine ilişkin esasların, Devlet Personel Başkanlığı (DPB) ve ÖSYM tarafından müştereken belirlendiği kaydedildi.
"Talimat alınması söz konusu değildir"
KPSS'nin, mevzuatla veya DPB ile belirlenen kurallar dışında gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığına işaret edilen açıklamada, "6114 sayılı kanun gereği ÖSYM, bu kanunla ve diğer mevzuatla verilen görev ve yetkilerini kendi sorumluluğu altında, bağımsız olarak yerine getirip kullanmakta olup, yürüttüğü iş ve işlemlerin yerine getirilmesinde, hiçbir organ, makam, merci veya kişi tarafından talimat alınması söz konusu değildir" ifadesine yer verildi.
Açıklamada, 31 Ekim 2010'da gerçekleştirilen ve ardından iptal edilmek zorunda kalınan 2010-KPSS Lisans Eğitim Bilimleri testinin ardından yeni bir kuruluş kanunu ile yeniden yapılanan ÖSYM'nin özellikle sınav güvenliği ve gizliliği hususlarında ciddi önlemler almak durumunda kaldığı ve bu doğrultuda konulan kuralların taviz vermeden titizlikle uygulandığı ifade edildi.
Açıklamada, şunlar kaydedildi:
"ÖSYM bu kapsamda; görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapmak ve kılavuzlar hazırlamak yetkisine sahip olup, sınav uygulamalarına ilişkin kurallar gerek idari düzenlemeler, gerek kılavuzlar ve gerekse adaylara yapılan duyurular ve ayrıca sınava giriş uyarılarında defalarca ilanetmektedir. Her aday ÖSYM'ye önceden bildirdiği kişisel durumları dikkate alınarak kendisine özgü engel durumlarına uygun şekilde sınava alınmaktadır.
Ancak genel kurallara istisna şeklinde tanınması istenen diğer bireysel talepler, sınava giren tüm adaylar arasında fırsat eşitliğini zedeleyici olmamalıdır. ÖSYM, hakkaniyet ölçülerine uygun, adil ve fırsat eşitliğini gözeten sınavlar yapmak durumundadır ve yapmaktadır. Münferit bir takım haklı olmayan taleplerin öne çıkarılarak, önceden belirlenip defalarca duyurulan kurallara aykırı olarak istisna uygulanması gerektiği şeklinde ortaya çıkan ve kamu vicdanına haklı talep olarak sunulmaya çalışılan durumlar asla kabul edilemez."
"Yerleştirme işlemi tamamen şeffaf"
Açıklamada, DPB adına yapılan merkezi yerleştirme işlemlerinde adayların tercihleri alınırken adayların mezuniyet bilgileri ile DPB tarafından belirlenen kadro niteliklerinin kontrol edildiği ve kadro niteliklerine uymayan mezuniyet bilgisine sahip adayların tercihlerinin alınmadığı belirtildi. Bu şekilde her adayın sadece mezuniyetinden dolayı yerleşebileceği kadrolar için tercih yapabildiğinin anlatıldığı açıklamada, "Yerleştirme işlemi tamamen şeffaf bir şekilde yapılmaktadır. Yerleştirme sonuçları ile birlikte her kadro için oluşan en küçük ve en büyük yerleştirme puanları yayınlanmakta ve adaylar tercih ettikleri kadrolara en son kaç puanla yerleştirme yapıldığını görebilmektedirler" ifadesi kullanıldı.
Kadroların yerleştirme sonrası oluşan en küçük yerleştirme puanı değerlerinde kadroların niteliklerinin etkili olduğu, belirli alan mezunlarının tercih yapabildiği kadroların en küçük yerleştirme puanı değerlerinin bütün adayların tercih yapabildiği kadrolara göre daha küçük olduğunun anlatıldığı açıklamada, bu konuya örnek olarak "KPSS-2014/2 yerleştirmesinde "Sosyal Çalışmacı" kadrosuna sadece Sosyal Hizmet Lisans Programı mezunları başvurabildiği için en küçük yerleştirme puanı 62,63277 olarak gerçekleşirken bütün lisans mezunu adayların başvurabildiği "Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni" kadrosunun en küçük yerleştirme puanı 88,27254 olarak gerçekleşmiştir. Bu sebeple sadece KPSS Puanının yüksek olması bir kadroya yerleşmek için yeterli değildir" açıklaması yapıldı.
Merkezi yerleştirme işleminin ÖSYM tarafından yapıldığı, fakat atama işlemlerinin yerleştirme yapılan ilgili kurumlar ve DPB tarafından gerçekleştirildiğine işaret edilen açıklamada, kadrolar için tanımlanan mezuniyet nitelikleri ile birlikte bilgisayar sertifikası, ehliyet, yabancı dil puanı, cinsiyet gibi adayların atanmaları için gerekli olan özel şartların da belirlendiği aktarıldı.
Bu sebeple yerleştirmesi yapılan adayların atanmaları için ilgili kadroya tanımlanmış özel şartları sağlamalarının gerektiğinin kaydedildiği açıklamada, bununla ilgili olarak tercih kılavuzlarında "Dikkat: Koşullarından herhangi birini karşılamadığınız bir kadro ya da pozisyona tercihleriniz arasında yer vermeniz ve yerleştirilmeniz halinde ilgili kurum tarafından atamanızın yapılmayacağını göz önünde bulundurunuz. Mağduriyete uğramamanız ve diğer adayları mağdur etmemeniz için tercihlerinizi internetle ÖSYM'ye göndermeden önce tüm tercihlerinizin durumunuza uygun olduğundan mutlaka emin olunuz" ifadelerinin bulunduğuna vurgu yapıldı.
Açıklamada, "Bu sebeple tamamen KPSS puan üstünlüğüne ve mezuniyet alanı uygunluğuna göre yapılan KPSS yerleştirme işlemleri yüzde 100 doğruluk ve şeffaflık prensibi ile gerçekleştirilmektedir. Hiçbir aday mezuniyet alanı uyuşmazlığından dolayı atamasının yapılamayacağı bir kadroya yerleştirilmemekte ve hiçbir aday puanı yetmediği bir kadroya asla yerleştirilmemektedir. Yerleştirmesi yapılan her aday emeğinin karşılığı olarak hakkı olan sonucu elde etmektedir" denildi. (AA)
ÖSYM'nin internet sitesinde yer alan açıklamada, 7 Aralık 2014'te bazı basın yayın kuruluşlarında yayımlanan haberlerde bir siyasi parti genel başkan yardımcısı ve parti sözcüsü milletvekilinin, KPSS uygulamalarına ilişkin iddialarıyla ilgili olarak açıklama yapılmasına ihtiyaç duyulduğu ifade edildi.
Açıklamada KPSS, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve 217 sayılı Devlet Personel Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye dayanılarak çıkarılan Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre kamu kurum ve kuruluşları tarafından, açıktan atama yapacakları B grubu kadrolar için ilgili mevzuatı uyarınca yetkili makamlardan izin alındıktan sonra, bu kadroların koşullarının belirlenmesi amacıyla yükseköğretim kurumları ile yükseköğretim üst kuruluşlarının, YÖK Başkanlığına başvurduğu anlatıldı.
Bunların dışında kalan diğer kamu kurum ve kuruluşlarının Devlet Personel Başkanlığına başvurduğu ve KPSS'nin usul ve esasları, içeriği, yapılacağı yer ve zamanı, sınavın duyurulması, KPSS'de yer alacak konular ile testler ve bunların ağırlıkları, puan türleri ve hesaplama yöntemi, başvuru yapacakların öğrenim düzeyi, adayların başvurusu, sınavdan elde edilecek puan türlerinin yerleştirmede ve giriş sınavına çağrıda kullanılmasına ve KPSS sonuçlarının adaylara ve kurumlara bildirilmesine ilişkin esasların, Devlet Personel Başkanlığı (DPB) ve ÖSYM tarafından müştereken belirlendiği kaydedildi.
"Talimat alınması söz konusu değildir"
KPSS'nin, mevzuatla veya DPB ile belirlenen kurallar dışında gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığına işaret edilen açıklamada, "6114 sayılı kanun gereği ÖSYM, bu kanunla ve diğer mevzuatla verilen görev ve yetkilerini kendi sorumluluğu altında, bağımsız olarak yerine getirip kullanmakta olup, yürüttüğü iş ve işlemlerin yerine getirilmesinde, hiçbir organ, makam, merci veya kişi tarafından talimat alınması söz konusu değildir" ifadesine yer verildi.
Açıklamada, 31 Ekim 2010'da gerçekleştirilen ve ardından iptal edilmek zorunda kalınan 2010-KPSS Lisans Eğitim Bilimleri testinin ardından yeni bir kuruluş kanunu ile yeniden yapılanan ÖSYM'nin özellikle sınav güvenliği ve gizliliği hususlarında ciddi önlemler almak durumunda kaldığı ve bu doğrultuda konulan kuralların taviz vermeden titizlikle uygulandığı ifade edildi.
Açıklamada, şunlar kaydedildi:
"ÖSYM bu kapsamda; görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapmak ve kılavuzlar hazırlamak yetkisine sahip olup, sınav uygulamalarına ilişkin kurallar gerek idari düzenlemeler, gerek kılavuzlar ve gerekse adaylara yapılan duyurular ve ayrıca sınava giriş uyarılarında defalarca ilanetmektedir. Her aday ÖSYM'ye önceden bildirdiği kişisel durumları dikkate alınarak kendisine özgü engel durumlarına uygun şekilde sınava alınmaktadır.
Ancak genel kurallara istisna şeklinde tanınması istenen diğer bireysel talepler, sınava giren tüm adaylar arasında fırsat eşitliğini zedeleyici olmamalıdır. ÖSYM, hakkaniyet ölçülerine uygun, adil ve fırsat eşitliğini gözeten sınavlar yapmak durumundadır ve yapmaktadır. Münferit bir takım haklı olmayan taleplerin öne çıkarılarak, önceden belirlenip defalarca duyurulan kurallara aykırı olarak istisna uygulanması gerektiği şeklinde ortaya çıkan ve kamu vicdanına haklı talep olarak sunulmaya çalışılan durumlar asla kabul edilemez."
"Yerleştirme işlemi tamamen şeffaf"
Açıklamada, DPB adına yapılan merkezi yerleştirme işlemlerinde adayların tercihleri alınırken adayların mezuniyet bilgileri ile DPB tarafından belirlenen kadro niteliklerinin kontrol edildiği ve kadro niteliklerine uymayan mezuniyet bilgisine sahip adayların tercihlerinin alınmadığı belirtildi. Bu şekilde her adayın sadece mezuniyetinden dolayı yerleşebileceği kadrolar için tercih yapabildiğinin anlatıldığı açıklamada, "Yerleştirme işlemi tamamen şeffaf bir şekilde yapılmaktadır. Yerleştirme sonuçları ile birlikte her kadro için oluşan en küçük ve en büyük yerleştirme puanları yayınlanmakta ve adaylar tercih ettikleri kadrolara en son kaç puanla yerleştirme yapıldığını görebilmektedirler" ifadesi kullanıldı.
Kadroların yerleştirme sonrası oluşan en küçük yerleştirme puanı değerlerinde kadroların niteliklerinin etkili olduğu, belirli alan mezunlarının tercih yapabildiği kadroların en küçük yerleştirme puanı değerlerinin bütün adayların tercih yapabildiği kadrolara göre daha küçük olduğunun anlatıldığı açıklamada, bu konuya örnek olarak "KPSS-2014/2 yerleştirmesinde "Sosyal Çalışmacı" kadrosuna sadece Sosyal Hizmet Lisans Programı mezunları başvurabildiği için en küçük yerleştirme puanı 62,63277 olarak gerçekleşirken bütün lisans mezunu adayların başvurabildiği "Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni" kadrosunun en küçük yerleştirme puanı 88,27254 olarak gerçekleşmiştir. Bu sebeple sadece KPSS Puanının yüksek olması bir kadroya yerleşmek için yeterli değildir" açıklaması yapıldı.
Merkezi yerleştirme işleminin ÖSYM tarafından yapıldığı, fakat atama işlemlerinin yerleştirme yapılan ilgili kurumlar ve DPB tarafından gerçekleştirildiğine işaret edilen açıklamada, kadrolar için tanımlanan mezuniyet nitelikleri ile birlikte bilgisayar sertifikası, ehliyet, yabancı dil puanı, cinsiyet gibi adayların atanmaları için gerekli olan özel şartların da belirlendiği aktarıldı.
Bu sebeple yerleştirmesi yapılan adayların atanmaları için ilgili kadroya tanımlanmış özel şartları sağlamalarının gerektiğinin kaydedildiği açıklamada, bununla ilgili olarak tercih kılavuzlarında "Dikkat: Koşullarından herhangi birini karşılamadığınız bir kadro ya da pozisyona tercihleriniz arasında yer vermeniz ve yerleştirilmeniz halinde ilgili kurum tarafından atamanızın yapılmayacağını göz önünde bulundurunuz. Mağduriyete uğramamanız ve diğer adayları mağdur etmemeniz için tercihlerinizi internetle ÖSYM'ye göndermeden önce tüm tercihlerinizin durumunuza uygun olduğundan mutlaka emin olunuz" ifadelerinin bulunduğuna vurgu yapıldı.
Açıklamada, "Bu sebeple tamamen KPSS puan üstünlüğüne ve mezuniyet alanı uygunluğuna göre yapılan KPSS yerleştirme işlemleri yüzde 100 doğruluk ve şeffaflık prensibi ile gerçekleştirilmektedir. Hiçbir aday mezuniyet alanı uyuşmazlığından dolayı atamasının yapılamayacağı bir kadroya yerleştirilmemekte ve hiçbir aday puanı yetmediği bir kadroya asla yerleştirilmemektedir. Yerleştirmesi yapılan her aday emeğinin karşılığı olarak hakkı olan sonucu elde etmektedir" denildi. (AA)
8 Aralık 2014 Pazartesi
En fazla üniversite öğrencisi İstanbul’da!
İstanbul'da 50'nin üzerindeki üniversitede öğrenim gören öğrenci sayısı, 41 ilin nüfusunu geride bıraktı.
511 bin üniversitelinin eğitim gördüğü İstanbul’u, 258 bin 773 öğrenci sayısı ile Ankara, 145 bin 557 kişi ile İzmir takip etti. En az öğrenci Hakkari, Şırnak ve Ardahan’da bulunuyor.
Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı verilerinden derlediği bilgiye göre, Türkiye’deki 181 üniversitede 2 milyon 877 bin 586 öğrenci öğrenim görüyor.
Üniversiteli sayısı yarım milyonu aştı
Bünyesinde 50’den fazla üniversiteyi barındıran İstanbul, en fazla üniversite öğrencisinin eğitim gördüğü kent oldu. İstanbul’daki üniversiteli sayısı 511 bin 360 olarak yarım milyonu aştı ve 41 ilin nüfusunu geçti.
İstanbul’u, 258 bin 773 üniversitelinin öğrenim gördüğü Ankara, 145 bin 557 öğrencinin eğitim gördüğü İzmir takip etti.
En az öğrencinin eğitim gördüğü kent ise Hakkari oldu. Hakkari’de 2 bin 576 kişi öğrenim görürken bu kenti 3 bin 136 üniversiteli ile Şırnak, 3 bin 733 yüksek öğrenimli Ardahan izledi.
Marmara birinci, Güneydoğu sonuncu
Bölgeler bazında üniversiteli sayısı incelendiğinde ise Marmara Bölgesi’ndeki üniversitelerde öğrenim görenlerin sayısı 879 bin 890 oldu. İç Anadolu Bölgesi’ndeki üniversitelerde 636 bin 852, Ege Bölgesi’nde 450 bin 340, Karadeniz Bölgesi’nde 343 bin 500, Doğu Anadolu Bölgesi’nde 226 bin 633, Akdeniz Bölgesi’nde 207 bin 565 öğrenci eğitim görüyor.
En az üniversiteli öğrencinin bulunduğu bölge ise Güneydoğu Anadolu Bölgesi oldu. Bu bölgede 132 bin 806 üniversiteli eğitim alıyor. Sözcü
Öğrenciler, kitap sayfası taşıyacak!
MEB’in 2015-2019 stratejik plan taslağına göre okul kitaplarına kopartılabilir form getirilecek, ulusal sınavlarda e-sınav uygulanacak.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) 2015-2019 stratejik plan taslağına göre okul çantalarını ders kitaplarını ikiye bölerek hafifleten bakanlık fasikül ve kopartılabilir sayfalı kitaplar ile çantaların daha da hafif olmasını sağlayacak. Bu amaçla kitaplara yeni bir form getirilecek.
Habertürk’ten Selvi Çelik’in haberine göre; kopartılabilir sayfalı kitaplar sayesinde öğrenciler kitabın hepsini değil o gün işleyecekleri konunun sayfasını okula götürebilecek ya da işledikleri konuların sayfalarını evinde bırakabilecek.
Öğrencilerin e-kitap ve her kitaba bakanlığın internet sitesinden ulaşması sağlanacak. Bakanlık anaokullarına değerler eğitimi konma kararının da bir önceki şûrada alındığını hatırlattı. Taslağa göre 2019 yılına kadar bakanlığın gerçekleştirmeyi planladığı çalışmalar şöyle:
DEĞERLER EĞİTİMİ EN GEÇ 2019’DA: Anaokullarına değerler eğitimi dersi en geç 2019 yılında konmuş olacak. Bu ders için sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği yapılarak öğretmenlerin ortak kullanabileceği program ve materyal geliştirilecek.
OKULLARDA E-SINAV DÖNEMİ: Ulusal düzeyde yapılan sınavlar, uluslararası standartlara gelecek şekilde kademeli olarak elektronik ortamda e- sınav uygulamasına geçilerek yaygınlaştırılacak.
MESLEKİ EĞİTİMDE BÜTÜNLÜK: Yükseköğretim ve ortaöğretim düzeyindeki mesleki eğitim, program bütünlüğünü esas alan tek bir yapıya dönüştürülecek.
ULUSAL DÜZEYDE DENETLEME: Eğitim sisteminin performansının değerlendirilmesini, öğrenci kazanımlarının izlenebilmesini sağlayan, sınıf temelli başarı düzeyleri, yeterlilikleri ve standartları belirlenecek. Ulusal düzeyde çoklu değerlendirme ve denetleme mekanizması geliştirilecek.
YETENEĞE GÖRE REHBERLİK: Öğrencilerin yeteneklerine göre yöneleceği rehberlik sistemi oluşturulacak.
KADEME GEÇİŞLERİ: Eğitim kurumlarının tür ve kademeleri arasında yatay-dikey geçişlerde esnek bir yapı oluşturulacak.
YABANCI DİL İÇİN DEĞİŞİM PROGRAMLARI: Yabancı dil eğitimi alan öğrencilerin teorik bilgilerini uygulamada kullanıp geliştirebilmeleri için sektör ve ilgili kurumlarla işbirliği yapılacak. Leonardo da Vinci, Comenius gibi projelerle öğrenci hareketliliği teşvik edilecek. Ortaöğretimde yabancı dil programları güncellenecek. Sözcü
Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) 2015-2019 stratejik plan taslağına göre okul çantalarını ders kitaplarını ikiye bölerek hafifleten bakanlık fasikül ve kopartılabilir sayfalı kitaplar ile çantaların daha da hafif olmasını sağlayacak. Bu amaçla kitaplara yeni bir form getirilecek.
Habertürk’ten Selvi Çelik’in haberine göre; kopartılabilir sayfalı kitaplar sayesinde öğrenciler kitabın hepsini değil o gün işleyecekleri konunun sayfasını okula götürebilecek ya da işledikleri konuların sayfalarını evinde bırakabilecek.
Öğrencilerin e-kitap ve her kitaba bakanlığın internet sitesinden ulaşması sağlanacak. Bakanlık anaokullarına değerler eğitimi konma kararının da bir önceki şûrada alındığını hatırlattı. Taslağa göre 2019 yılına kadar bakanlığın gerçekleştirmeyi planladığı çalışmalar şöyle:
DEĞERLER EĞİTİMİ EN GEÇ 2019’DA: Anaokullarına değerler eğitimi dersi en geç 2019 yılında konmuş olacak. Bu ders için sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği yapılarak öğretmenlerin ortak kullanabileceği program ve materyal geliştirilecek.
OKULLARDA E-SINAV DÖNEMİ: Ulusal düzeyde yapılan sınavlar, uluslararası standartlara gelecek şekilde kademeli olarak elektronik ortamda e- sınav uygulamasına geçilerek yaygınlaştırılacak.
MESLEKİ EĞİTİMDE BÜTÜNLÜK: Yükseköğretim ve ortaöğretim düzeyindeki mesleki eğitim, program bütünlüğünü esas alan tek bir yapıya dönüştürülecek.
ULUSAL DÜZEYDE DENETLEME: Eğitim sisteminin performansının değerlendirilmesini, öğrenci kazanımlarının izlenebilmesini sağlayan, sınıf temelli başarı düzeyleri, yeterlilikleri ve standartları belirlenecek. Ulusal düzeyde çoklu değerlendirme ve denetleme mekanizması geliştirilecek.
YETENEĞE GÖRE REHBERLİK: Öğrencilerin yeteneklerine göre yöneleceği rehberlik sistemi oluşturulacak.
KADEME GEÇİŞLERİ: Eğitim kurumlarının tür ve kademeleri arasında yatay-dikey geçişlerde esnek bir yapı oluşturulacak.
YABANCI DİL İÇİN DEĞİŞİM PROGRAMLARI: Yabancı dil eğitimi alan öğrencilerin teorik bilgilerini uygulamada kullanıp geliştirebilmeleri için sektör ve ilgili kurumlarla işbirliği yapılacak. Leonardo da Vinci, Comenius gibi projelerle öğrenci hareketliliği teşvik edilecek. Ortaöğretimde yabancı dil programları güncellenecek. Sözcü
Etiketler:
e-okul,
meb,
Milli Eğitim Bakanlığı,
okul
MEB gelecek yılın hedeflerini belirledi
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), gelecek yıl okul öncesinden yükseköğretime kadar tüm eğitim kademelerinde yapılacakları belirledi.
MEB'in 2015 Yılı Mali Performans Programında, okul öncesi ve ilkokullarda okullaşma oranlarının yükseltilmesi, uluslararası anadolu imam hatip lisesi, sınıf geçme oranları ve özel örgün öğretim kurumlarının sayısının artırılması gibi 42 hedef yer aldı.
Performans programına göre, 48-66 ay çağ nüfusunun okullaşma oranını yüzde 37,5'ten yüzde 43'e yükseltilecek. Bu kapsamda dezavantajlı çocukları da kapsayacak şekilde net okullaşma oranını artırmayı amaçlayan farkındalık eğitimleri verilecek. İlkokulda yüzde 99,57, ortaokulda 94,52 olan net okullaşma oranı ise yılı sonuna kadar yüzde 100'e çıkarılacak.
Müdahale programı hazırlanacak
Ortaöğretimde, toplumsal sorumluluk bilincini yerleştirip öğrencileri araştırmaya teşvik ederek, onların ilgi ve istidatları doğrultusunda gelişimlerine yön vermek suretiyle sınıf geçme oranları yüzde 1 artırılacak. Bu performans hedefi doğrultusunda da Ortaöğretime Uyum Projesi ve Sosyal Etkinlikler Portfolyosu Projelerine devam edilecek ve Müdahale Programı geliştirilecek. Müdahale Programı, Ortaöğretim Genel Müdürlüğü ile UNİCEF'in 2014 yılı çalışma planı kapsamında içermeci eğitim prensiplerine göre hazırlanacak. Bu şekilde başta risk altında olan çocuklar olmak üzere olası okul terki ve devamsızlıkların önlenmesi için hedef gruplara yönelik Müdahale Programları oluşturulacak. En dezavantajlı ortaöğretim öğrencilerine, 21. yüzyılın gerektirdiği yaşam becerilerinin kazandırılmasına katkıda bulunmak amacıyla çeşitli faaliyetler gerçekleştirilecek. Müdahale Programı, ortaöğretimle ilgili yapılan araştırmalar kapsamındaki 10 ilde 12 okulda modellenecek.
Özel okullaşma için dünya örnekleri incelenecek
Yıl sonuna kadar, MEB'e bağlı örgün özel öğretim kurum oranını yüzde 10'a çıkarılacak ve öğrenci sayısına göre özel örgün öğretimin genel örgün eğitim içindeki payı yüzde 5,5'e yükseltilecek. Bu kapsamda dünyada, özel okulların resmi statüleri, faaliyet türleri, öğrenci alımları, eğitim sistemlerindeki yerleri, finansman modelleri ve teşvik mekanizmaları konusunda bir araştırma projesi yürütülecek. Özel okullardaki öğrencilere yönelik eğitim öğrenim desteğine yönelik ilgi kamu kurumları ve STK'ların katılımıyla toplantılar düzenlenecek.
Açık öğretimliler için dijital kitap hazırlanacak
Açık ortaokul, açık öğretim lisesi ve mesleki açık öğretim lisesine kayıtlı aktif öğrenci sayısı ile mesleki ve teknik açık öğretim okulu uzaktan eğitimden faydalanan kursiyer sayısını yüzde 5 artırılacak. Bu kapsamda eğitim öğretim materyalleri revize edilecek ve dijital kitap haline getirilecek.
Eğitim Bilişim Ağı (EBA) portalında geliştirilen içerikler ve modüllerin sayısının en az yüzde 10 artırılacak. Bu kapsamda açık öğretim kurumları için görsel, işitsel öğretim materyalleri, medya tabanlı çoğaltılacak, dağıtılacak ve yayınlanacak.
Öğretmen yetiştiren fakültelere öğrenci seçimi için model geliştirilecek
Uluslararası imam hatip lisesi sayısı artırılacak
Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin mesleki ve akademik gelişimlerine imkan verecek etkinliklere katılımı bir önceki yıla göre yüzde 10 artırılacak. Ayrıca uluslararası anadolu imam hatip lisesi sayısı 5'e çıkarılacak ve yabancı öğrenci sayısını ise bir önceki yıla göre yüzde 19 artırılacak. Dış politika hedef ve öncelikleriyle uyumlu olarak da yurt dışında Türk Milli Eğitim Sistemine bağıl mevcut okul sayısı dönem sonuna kadar yüzde 5 artırılacak.
Dönüşüm yapabilecek dershanelerin yüzde 70'inin teşviki sağlanacak.
MEB'in Mali Performans Programında 42 hedef bulunuyor. Bunların dışında yer alan diğer hedeflerinden bazıları şöyle:
"Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğüne Bağlı okullarda uygulanmakta olan 22 alanın öğretim programı ile tüm alanlara ait 200 modül yazılacak.
Ortaöğretim ve yükseköğretim hazırlık dershanelerinden özel okula dönüşebilecekler tespit edilecek, yıl sonuna kadar yüzde 70'inin özel okula dönüştürülmesi teşvik edilecek.
2016 sonuna kadar eğitsel değerlendirme ve tanılama hizmetlerinin kalitesinin artırılması amacıyla Rehberlik Araştırma Merkezlerinde (RAM) kullanılan psikolojik ölçme araçlarından bir tanesinin daha standardizasyon çalışmasının tamamlanmasını sağlanacak.
Üniversitelerin öğretim elemanı ile kamu kurum ve kuruluşlarının uzman personel ihtiyacının karşılanması amacıyla yurtdışına lisansüstü öğrenim görmek üzere gönderilen öğrenci sayısını ve öğrenimlerini tamamlayarak yurda dönüp görev talebinde bulunan öğrenci sayısı yıl sonuna kadar yüzde 10 artırılacak.
Aile Eğitimi Kurs Programı kapsamında açılan kurs ve kursiyer sayısını yüzde 10 yükseltilecek.
Hayat boyu öğrenme kültürünün yaygınlaştırılmasına yönelik kur ve kursiyer sayısı yüzde 10 artırılacak.
2007 deprem yönetmeliği, TSE 825, yangın ve sığınak yönetmeliğine uygun 500 eğitim binasının deprem tahkiki yapılarak bu binaların yüzde 20'sinin güçlendirilme inşaatı yaptırılacak.
Orta öğretim kurumları için yılda 80 yeni okul arsası üretilecek ve yılda en az 20 mevcut okul için genişleme alanlarında bulunan özel kişilere ait taşınmazların kamulaştırması yapılacak.
Sınav hizmetlerinin kalitesi, sayısını ve çeşitliliği artırılacak ve bu konuda sürekliliği sağlayacak çalışmalar gerçekleştirilecek.
2015 yılında kademeli olarak uygulamaya konulan öğretim programlarına ait okutulmakta olan ders kitaplarının izleme ve değerlendirmesini yapılacak.
2015'te 100 mesleki ve teknik eğitim okulunun öz değerlendirmesi yapılacak." (hürriyet.comtr)
MEB'in 2015 Yılı Mali Performans Programında, okul öncesi ve ilkokullarda okullaşma oranlarının yükseltilmesi, uluslararası anadolu imam hatip lisesi, sınıf geçme oranları ve özel örgün öğretim kurumlarının sayısının artırılması gibi 42 hedef yer aldı.
Performans programına göre, 48-66 ay çağ nüfusunun okullaşma oranını yüzde 37,5'ten yüzde 43'e yükseltilecek. Bu kapsamda dezavantajlı çocukları da kapsayacak şekilde net okullaşma oranını artırmayı amaçlayan farkındalık eğitimleri verilecek. İlkokulda yüzde 99,57, ortaokulda 94,52 olan net okullaşma oranı ise yılı sonuna kadar yüzde 100'e çıkarılacak.
Müdahale programı hazırlanacak
Ortaöğretimde, toplumsal sorumluluk bilincini yerleştirip öğrencileri araştırmaya teşvik ederek, onların ilgi ve istidatları doğrultusunda gelişimlerine yön vermek suretiyle sınıf geçme oranları yüzde 1 artırılacak. Bu performans hedefi doğrultusunda da Ortaöğretime Uyum Projesi ve Sosyal Etkinlikler Portfolyosu Projelerine devam edilecek ve Müdahale Programı geliştirilecek. Müdahale Programı, Ortaöğretim Genel Müdürlüğü ile UNİCEF'in 2014 yılı çalışma planı kapsamında içermeci eğitim prensiplerine göre hazırlanacak. Bu şekilde başta risk altında olan çocuklar olmak üzere olası okul terki ve devamsızlıkların önlenmesi için hedef gruplara yönelik Müdahale Programları oluşturulacak. En dezavantajlı ortaöğretim öğrencilerine, 21. yüzyılın gerektirdiği yaşam becerilerinin kazandırılmasına katkıda bulunmak amacıyla çeşitli faaliyetler gerçekleştirilecek. Müdahale Programı, ortaöğretimle ilgili yapılan araştırmalar kapsamındaki 10 ilde 12 okulda modellenecek.
Özel okullaşma için dünya örnekleri incelenecek
Yıl sonuna kadar, MEB'e bağlı örgün özel öğretim kurum oranını yüzde 10'a çıkarılacak ve öğrenci sayısına göre özel örgün öğretimin genel örgün eğitim içindeki payı yüzde 5,5'e yükseltilecek. Bu kapsamda dünyada, özel okulların resmi statüleri, faaliyet türleri, öğrenci alımları, eğitim sistemlerindeki yerleri, finansman modelleri ve teşvik mekanizmaları konusunda bir araştırma projesi yürütülecek. Özel okullardaki öğrencilere yönelik eğitim öğrenim desteğine yönelik ilgi kamu kurumları ve STK'ların katılımıyla toplantılar düzenlenecek.
Açık öğretimliler için dijital kitap hazırlanacak
Açık ortaokul, açık öğretim lisesi ve mesleki açık öğretim lisesine kayıtlı aktif öğrenci sayısı ile mesleki ve teknik açık öğretim okulu uzaktan eğitimden faydalanan kursiyer sayısını yüzde 5 artırılacak. Bu kapsamda eğitim öğretim materyalleri revize edilecek ve dijital kitap haline getirilecek.
Eğitim Bilişim Ağı (EBA) portalında geliştirilen içerikler ve modüllerin sayısının en az yüzde 10 artırılacak. Bu kapsamda açık öğretim kurumları için görsel, işitsel öğretim materyalleri, medya tabanlı çoğaltılacak, dağıtılacak ve yayınlanacak.
Öğretmen yetiştiren fakültelere öğrenci seçimi için model geliştirilecek
Uluslararası imam hatip lisesi sayısı artırılacak
Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin mesleki ve akademik gelişimlerine imkan verecek etkinliklere katılımı bir önceki yıla göre yüzde 10 artırılacak. Ayrıca uluslararası anadolu imam hatip lisesi sayısı 5'e çıkarılacak ve yabancı öğrenci sayısını ise bir önceki yıla göre yüzde 19 artırılacak. Dış politika hedef ve öncelikleriyle uyumlu olarak da yurt dışında Türk Milli Eğitim Sistemine bağıl mevcut okul sayısı dönem sonuna kadar yüzde 5 artırılacak.
Dönüşüm yapabilecek dershanelerin yüzde 70'inin teşviki sağlanacak.
MEB'in Mali Performans Programında 42 hedef bulunuyor. Bunların dışında yer alan diğer hedeflerinden bazıları şöyle:
"Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğüne Bağlı okullarda uygulanmakta olan 22 alanın öğretim programı ile tüm alanlara ait 200 modül yazılacak.
Ortaöğretim ve yükseköğretim hazırlık dershanelerinden özel okula dönüşebilecekler tespit edilecek, yıl sonuna kadar yüzde 70'inin özel okula dönüştürülmesi teşvik edilecek.
2016 sonuna kadar eğitsel değerlendirme ve tanılama hizmetlerinin kalitesinin artırılması amacıyla Rehberlik Araştırma Merkezlerinde (RAM) kullanılan psikolojik ölçme araçlarından bir tanesinin daha standardizasyon çalışmasının tamamlanmasını sağlanacak.
Üniversitelerin öğretim elemanı ile kamu kurum ve kuruluşlarının uzman personel ihtiyacının karşılanması amacıyla yurtdışına lisansüstü öğrenim görmek üzere gönderilen öğrenci sayısını ve öğrenimlerini tamamlayarak yurda dönüp görev talebinde bulunan öğrenci sayısı yıl sonuna kadar yüzde 10 artırılacak.
Aile Eğitimi Kurs Programı kapsamında açılan kurs ve kursiyer sayısını yüzde 10 yükseltilecek.
Hayat boyu öğrenme kültürünün yaygınlaştırılmasına yönelik kur ve kursiyer sayısı yüzde 10 artırılacak.
2007 deprem yönetmeliği, TSE 825, yangın ve sığınak yönetmeliğine uygun 500 eğitim binasının deprem tahkiki yapılarak bu binaların yüzde 20'sinin güçlendirilme inşaatı yaptırılacak.
Orta öğretim kurumları için yılda 80 yeni okul arsası üretilecek ve yılda en az 20 mevcut okul için genişleme alanlarında bulunan özel kişilere ait taşınmazların kamulaştırması yapılacak.
Sınav hizmetlerinin kalitesi, sayısını ve çeşitliliği artırılacak ve bu konuda sürekliliği sağlayacak çalışmalar gerçekleştirilecek.
2015 yılında kademeli olarak uygulamaya konulan öğretim programlarına ait okutulmakta olan ders kitaplarının izleme ve değerlendirmesini yapılacak.
2015'te 100 mesleki ve teknik eğitim okulunun öz değerlendirmesi yapılacak." (hürriyet.comtr)
Etiketler:
aöf,
ders,
eğitim,
haber,
imam hatip,
meb,
Milli Eğitim Bakanlığı,
okul,
öğrenci,
öğretmen,
özel okul
7 Aralık 2014 Pazar
TEOG yerleştirmelerinde yine sorun yaşanacak mı?
TEOG Yerleştirme Sistemi tüm ayrıntılarıyla masaya yatırıldı! 5 soru ile TEOG Yerleştirme Sistemi’nin dünü, bugünü ve yarını…
Geçtiğimiz yıl TEOG Yerleştirme Sistemi’nde yaşanan kaosun ardından bu sene yapılacak yerleştirme sistemi değişikliği ve bu değişikliğin artı ve eksileri merak konusu…
Eğitimde 23 yıllık tecrübeye sahip ve TEOG sınavında yüzde yüz başarıyı yakalamış olan Oğuzkaan Eğitim Kurumları’nın Yönetim Kurulu Üyesi ve Eğitim Uzmanı Hatice Yılmaz, TEOG Yerleştirme Sınavı ile ilgili tüm sorulara cevap verdi.
İşte 5 soru ile TEOG Yerleştirme Sistemi’nin dünü, bugünü ve yarını…
TEOG Yerleştirme Sistemi İle İlgili Değişikliğe Neden İhtiyaç Duyuluyor?
“ÇOK SAYIDA ŞİKAYET ALINDI”
Değişiklik arayışının nedeni geçtiğimiz yıl uygulanan yerleştirme sisteminden çok sayıda şikâyet alınmasıdır. Bu şikayetlerin başlıcaları öğrencilerin tercihleri dışında evlerinden çok çok uzak okullara yerleştirilmiş olmaları, Müslüman olmayan öğrencilerin İmam Hatip Liselerine yerleştirilmiş olması gibi çeşitli sorunlardı.
Kesinleşmemiş olmakla birlikte medyaya yansımış olan sistem, sınav sonucu açıklanır açıklanmaz, özel okulların kayda başlayacak olması, geçen yıl yaşanan sorunları çözer mi?
“İSTANBUL’DA ÇÖZÜLÜRSE TÜRKİYE’DE DE ÇÖZÜLÜR”
Geçtiğimiz yıl yerleştirme sorununun en çok yaşandığı il İstanbul’du. İstanbul’da yerleştirme sorunu çözülürse Türkiye’de de çözülür. Ancak yaşanan sorunun esas nedeni lise kontenjanlarının 8.sınıfı bitiren öğrencileri alacak yeterlilikte olmamasıydı. İstanbul’da 8. Sınıfı bitiren öğrenci sayısı 214.552 idi. Liselerin kontenjanı ise özel okullar dahil 189.363’dü. Dolayısıyla 25.189 öğrenci için yeterli kontenjan yoktu. Anadolu Liselerinde sınıf mevcutlarının, artırılması da sorunu çözmeye yeterli olmadı. Başka bir ifade ile sınav sonucuna bakılmaksızın 8. Sınıfı bitiren her öğrenciye istediği liseye kayıt hakkı verilse de sorun çözülmez. Bu sorunun çözümünün tek yolu derslik sayısını arttırmaktır. Bunun içinde öncelikli olarak tek tek her ilçede tüm okul türlerindeki sınıf kontenjanları en verimli kullanacak şekilde bir organizasyon yapmaktır.
Örneğin; A okulunun toplam kontenjanı 400, öğrenci sayısı 300 ise benzer durumda olan okul türlerini bir araya getirmek veya okulu iki amaçla kullanmak gibi önlemler almak gerekir. İkinci olarak da okul yapımı çalışmalarına vakit geçirmeden başlamak gerekir.
Geçtiğimiz yıla kadar benzer sorun yaşandığını pek duymadık. Geçtiğimiz yıl neden böyle bir sorun yaşanmaya başlandı?
Doğal nüfus artışıyla birlikte zorunlu eğitimin 12 yıla çıkması liseye devam oranlarının da artmasını dolayısıyla derslik ihtiyacını beraberinde getirdi.
Siz olsaydınız yerleştirme sorununu nasıl çözerdiniz?
“SORUNUN YAŞANDIĞI BÖLGELERE OKUL YAPILMALI”
Daha öncede belirttiğim gibi önce her ilçede ilkokullardaki atıl kapasiteyi belirleyip gerekli düzenlemeyi yaparak atıl kapasiteleri birleştirip, ortaokullara yönelik kullanılmasını sağlardım.
İkinci adım olarak ortaokulların atıl kapasitelerini birleştirip liseler için kullanılmasını sağlardım. Son olarak hayırseverlerden ve TOKİ müteahitlerinden en çok sorunun yaşandığı belirli bölgelere okul yapmalarını isterdim.
Şişli, Beşiktaş, Kadıköy, Beyoğlu gibi merkez ilçelerde yaşayan nüfus az olduğundan bu ilçelerdeki ilk ve ortaokuldaki atıl kapasiteler birleştirilerek liseye daha fazla öğrenci yerleştirilebilir.
Örneğin; Bakırköy ilçesindeki ilkokulların atıl kapasitesini belirleyip, birbirine yakın okulları atıl kapasiteye göre birleştirirdim. Daha sonra aynı bölgedeki ortaokullar için aynı işlemi yapardım ve atıl kapasiteleri birleştirerek lise açardım. Liseye çevre ilçelerden de öğrenci gelebileceği için sorun çözümünde katkı sağlardım. İkinci olarak da bölgede iş yapan TOKİ mütahitleri ve hayırseverleri göreve çağırırdım.
Açıklanmamış olan sistemle ilgili ne düşünüyorsunuz?
“BİR HAFTA KAYIT İÇİN YETERLİ DEĞİL”
Medyaya yansımış olan bilgilere göre sistemin ana düşüncesi özel okulların erken kayıt yapmasını sağlayarak, devlet okullarına daha hızlı yerleştirme yapabilmek. Özel okula kayıt yaptıran öğrencileri tekrar yerleştirme sistemine dahil etmeyerek yerleştirmeyi etkinleştirmek. (Özel okula kayıt yaptırmış öğrenci Anadolu Lisesine ancak nakil yöntemiyle geçebilecek)
Sistemin üreteceği sonucu bulmak için 8. Sınıfı bitirecek bir çocuğunuz olduğunu ve çocuğunuzun puanının 482.340 olduğunu düşünün. Bu puanla Cağaloğlu Anadolu Lisesi ile birlikte Avusturya Lisesine girebilecek bir puanı varsa ve siz çocuğunuzun her iki grupta da daha çok istediğiniz bir okula yerleşmesini istiyorsanız ne yaparsınız?
Özel okulların bir hafta içinde kayıtlarını doldurmaları mümkün değildir. (Geçmiş yılların deneyimine göre) Bu durumda en çok istediği okula giren çok az sayıda öğrenci kaydını yaptıracaktır. Diğerleri Anadolu Liselerindeki kayıt dönemlerinin sonucunu bekleyecektir. Her halde özel okullara bir haftanın dışında kayıt yasağı getirilemez.
Pek çok özel okul, velilerine ‘Biz sizin ön kaydınızı alalım, e-okula işlemeyelim, sizin istediğiniz okulun olmaması durumunda kaydınızı kesinleştiririz.’ diyecektir. Dolayısıyla sistem Anadolu Liselerinde nakil kayıtlar başlandığı dönemde en hareketli günlerini yaşamaya başlayacaktır.
Ancak sistem, Anadolu Lisesi kayıtlarını en geç 15 Temmuz’da başlatması ve her hafta haftada iki defa yerleştirme yapması durumunda çok daha hızlı yürüyecektir. Aslında e-okulda her akşam okulların açık kontenjanları görülebilir. Dolayısıyla otomatik olarak kayıt bir üste kaydırılabilir. Bu yapılabilse işlem çok daha hızlı ilerleyecektir. (Sözcü)
Geçtiğimiz yıl TEOG Yerleştirme Sistemi’nde yaşanan kaosun ardından bu sene yapılacak yerleştirme sistemi değişikliği ve bu değişikliğin artı ve eksileri merak konusu…
Eğitimde 23 yıllık tecrübeye sahip ve TEOG sınavında yüzde yüz başarıyı yakalamış olan Oğuzkaan Eğitim Kurumları’nın Yönetim Kurulu Üyesi ve Eğitim Uzmanı Hatice Yılmaz, TEOG Yerleştirme Sınavı ile ilgili tüm sorulara cevap verdi.
İşte 5 soru ile TEOG Yerleştirme Sistemi’nin dünü, bugünü ve yarını…
TEOG Yerleştirme Sistemi İle İlgili Değişikliğe Neden İhtiyaç Duyuluyor?
“ÇOK SAYIDA ŞİKAYET ALINDI”
Değişiklik arayışının nedeni geçtiğimiz yıl uygulanan yerleştirme sisteminden çok sayıda şikâyet alınmasıdır. Bu şikayetlerin başlıcaları öğrencilerin tercihleri dışında evlerinden çok çok uzak okullara yerleştirilmiş olmaları, Müslüman olmayan öğrencilerin İmam Hatip Liselerine yerleştirilmiş olması gibi çeşitli sorunlardı.
Kesinleşmemiş olmakla birlikte medyaya yansımış olan sistem, sınav sonucu açıklanır açıklanmaz, özel okulların kayda başlayacak olması, geçen yıl yaşanan sorunları çözer mi?
“İSTANBUL’DA ÇÖZÜLÜRSE TÜRKİYE’DE DE ÇÖZÜLÜR”
Geçtiğimiz yıl yerleştirme sorununun en çok yaşandığı il İstanbul’du. İstanbul’da yerleştirme sorunu çözülürse Türkiye’de de çözülür. Ancak yaşanan sorunun esas nedeni lise kontenjanlarının 8.sınıfı bitiren öğrencileri alacak yeterlilikte olmamasıydı. İstanbul’da 8. Sınıfı bitiren öğrenci sayısı 214.552 idi. Liselerin kontenjanı ise özel okullar dahil 189.363’dü. Dolayısıyla 25.189 öğrenci için yeterli kontenjan yoktu. Anadolu Liselerinde sınıf mevcutlarının, artırılması da sorunu çözmeye yeterli olmadı. Başka bir ifade ile sınav sonucuna bakılmaksızın 8. Sınıfı bitiren her öğrenciye istediği liseye kayıt hakkı verilse de sorun çözülmez. Bu sorunun çözümünün tek yolu derslik sayısını arttırmaktır. Bunun içinde öncelikli olarak tek tek her ilçede tüm okul türlerindeki sınıf kontenjanları en verimli kullanacak şekilde bir organizasyon yapmaktır.
Örneğin; A okulunun toplam kontenjanı 400, öğrenci sayısı 300 ise benzer durumda olan okul türlerini bir araya getirmek veya okulu iki amaçla kullanmak gibi önlemler almak gerekir. İkinci olarak da okul yapımı çalışmalarına vakit geçirmeden başlamak gerekir.
Geçtiğimiz yıla kadar benzer sorun yaşandığını pek duymadık. Geçtiğimiz yıl neden böyle bir sorun yaşanmaya başlandı?
Doğal nüfus artışıyla birlikte zorunlu eğitimin 12 yıla çıkması liseye devam oranlarının da artmasını dolayısıyla derslik ihtiyacını beraberinde getirdi.
Siz olsaydınız yerleştirme sorununu nasıl çözerdiniz?
“SORUNUN YAŞANDIĞI BÖLGELERE OKUL YAPILMALI”
Daha öncede belirttiğim gibi önce her ilçede ilkokullardaki atıl kapasiteyi belirleyip gerekli düzenlemeyi yaparak atıl kapasiteleri birleştirip, ortaokullara yönelik kullanılmasını sağlardım.
İkinci adım olarak ortaokulların atıl kapasitelerini birleştirip liseler için kullanılmasını sağlardım. Son olarak hayırseverlerden ve TOKİ müteahitlerinden en çok sorunun yaşandığı belirli bölgelere okul yapmalarını isterdim.
Şişli, Beşiktaş, Kadıköy, Beyoğlu gibi merkez ilçelerde yaşayan nüfus az olduğundan bu ilçelerdeki ilk ve ortaokuldaki atıl kapasiteler birleştirilerek liseye daha fazla öğrenci yerleştirilebilir.
Örneğin; Bakırköy ilçesindeki ilkokulların atıl kapasitesini belirleyip, birbirine yakın okulları atıl kapasiteye göre birleştirirdim. Daha sonra aynı bölgedeki ortaokullar için aynı işlemi yapardım ve atıl kapasiteleri birleştirerek lise açardım. Liseye çevre ilçelerden de öğrenci gelebileceği için sorun çözümünde katkı sağlardım. İkinci olarak da bölgede iş yapan TOKİ mütahitleri ve hayırseverleri göreve çağırırdım.
Açıklanmamış olan sistemle ilgili ne düşünüyorsunuz?
“BİR HAFTA KAYIT İÇİN YETERLİ DEĞİL”
Medyaya yansımış olan bilgilere göre sistemin ana düşüncesi özel okulların erken kayıt yapmasını sağlayarak, devlet okullarına daha hızlı yerleştirme yapabilmek. Özel okula kayıt yaptıran öğrencileri tekrar yerleştirme sistemine dahil etmeyerek yerleştirmeyi etkinleştirmek. (Özel okula kayıt yaptırmış öğrenci Anadolu Lisesine ancak nakil yöntemiyle geçebilecek)
Sistemin üreteceği sonucu bulmak için 8. Sınıfı bitirecek bir çocuğunuz olduğunu ve çocuğunuzun puanının 482.340 olduğunu düşünün. Bu puanla Cağaloğlu Anadolu Lisesi ile birlikte Avusturya Lisesine girebilecek bir puanı varsa ve siz çocuğunuzun her iki grupta da daha çok istediğiniz bir okula yerleşmesini istiyorsanız ne yaparsınız?
Özel okulların bir hafta içinde kayıtlarını doldurmaları mümkün değildir. (Geçmiş yılların deneyimine göre) Bu durumda en çok istediği okula giren çok az sayıda öğrenci kaydını yaptıracaktır. Diğerleri Anadolu Liselerindeki kayıt dönemlerinin sonucunu bekleyecektir. Her halde özel okullara bir haftanın dışında kayıt yasağı getirilemez.
Pek çok özel okul, velilerine ‘Biz sizin ön kaydınızı alalım, e-okula işlemeyelim, sizin istediğiniz okulun olmaması durumunda kaydınızı kesinleştiririz.’ diyecektir. Dolayısıyla sistem Anadolu Liselerinde nakil kayıtlar başlandığı dönemde en hareketli günlerini yaşamaya başlayacaktır.
Ancak sistem, Anadolu Lisesi kayıtlarını en geç 15 Temmuz’da başlatması ve her hafta haftada iki defa yerleştirme yapması durumunda çok daha hızlı yürüyecektir. Aslında e-okulda her akşam okulların açık kontenjanları görülebilir. Dolayısıyla otomatik olarak kayıt bir üste kaydırılabilir. Bu yapılabilse işlem çok daha hızlı ilerleyecektir. (Sözcü)
Atanamayan öğretmenlerin ortak sesi!
Atanamayan öğretmenler, 'Okuduk, okuduk, okutamadık', 'Susma, haykır, atanma haktır' sloganları atarak 40 bin atama isteklerini yineledi.
Atamaları yapılmadığı için bir grup öğretmen, Sahil Kennedy Caddesi’nde toplanarak Bakırköy Meydan’a yürüdü. Öğretmenler Şubat ayına kadar 40 bin öğretmen atanması yapılmasını istedi.
Sahil Kennedy Caddesi’nde toplanan yaklaşık 50 kişi buradan yürüyüşe geçti. ‘Okuduk, okuduk, okutamadık’, ‘Kurtuluş yok, tek branşa. Ya hep beraber, ya hiç birimiz’, ‘Susma, haykır, atanma haktır’ diye sloganlar atan kalabalık Bakırköy Meydanı’na geldi. Grup, daha sonra burada atanması yapılmayan öğretmenleri anlatan skeçler yaptı. Ardından kalabalık adına basın açıklamasını okuyan ve 5 yıldır atanmadığını söyleyen öğretmen Aslıhan Bademci, “Atanması yapılmayan biz öğretmenler, birçok kişiye göre, okumuş ancak atanamamış işsiz gençleriz. Ataması yapılmayan ve bu nedenle sürekli hayatını erteleyen iş gücü köreltilen gençleriz. Atanmayan öğretmen sayısı 330 bini bulmuşken açık öğretime bile bölümler açılıp formasyon verilerek bu sayıda giderek artırılmakta ve öğretmen niteliği düşürülmektedir” diye konuştu.
40 BİN ATAMA İSTEĞİNİ AİLELERİYLE HAYKIRDILAR
Eyleme bazı öğretmenlerin aileleriyle katıldığı gözlendi. 4 yıldır atama beklediğini söyleyen Çağlayan Sertkaya, “Hep sınırda bekliyorum. Üniversiteyi başarı ile bitirdim. Yıllardır bunun çabasını veriyoruz. Şubat ayında 15 bin atamanın yetersiz olduğunu düşünüyoruz ve branşlara yapılacak atamaların arttırılmasını talep ediyoruz. Hepimiz adına 40 bin atama istiyoruz” dedi.
Diğer bir öğretmen adayı Ebru Selam ise”5 yıldır atanamadım. Biz sadece hakkımızı istiyoruz. Her sene bir umutla yola çıkıyoruz. Çünkü her sene bu sınava giriyoruz. Bu sene atanabiliriz diye her şeyimizi erteliyoruz. Bu umutla bütün ömrümüzü harcıyoruz” diye konuştu.
Açıklamanın ardından bir süre burada oturma eylemi yapan kalabalık olaysız bir şekilde dağıldı.
ATANAMAYAN ÖĞRETMENLERDEN DUALI EYLEM
Diyarbakır’da atanamayan öğretmenler Dağkapı Meydanı’nda basın açıklaması yaptıktan sonra Ulucami de dua okudu.
Diyarbakır Dağkapı Meydanı’nda toplanan yaklaşık 50 atanamayan öğretmen eylem ve basın açıklaması yaptı. Van depreminde ölen öğretmenler ile Soma ve Ermenek’te hayatlarını kaybeden maden işçileri için 1 dakikalık saygı durusunda bulunan öğretmenler, “Okuduk okuduk okutamadık”, “Ücretli kölelik istemiyoruz” sloganları attı. Atanamayan öğretmenler adına konuşan 7 yıl atama bekleyen coğrafya öğretmen Ercan Koyucu, mezun oldukları halde atanamadıkları için öğretmen olarak görülmediklerini söyledi. Koyucu, “Akrabalarımıza, konu-komşuya göre okumuş, işsiz, atanamamış gençleriz. Ücretli olarak çalıştığı okullarda devlet tarafında maddi manevi ücretli misin, kadrolu mu sorularıyla meslektaşları tarafından manevi ayrımlara maruz kalan öğretmenleriz. Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’ya göre atanamadığı için öğretmen olmayan üniversite mezunlarıyız” dedi.
Koyucu, mezun olup da atanamadıkları için işsiz konumunda olan öğretmen sayısının 330 bin olduğunu belirterek, Şubat ayında 15 bin öğretmen atamasının yapılacağının açıklanmasına tepki gösterdi. Koyucu, “Bu 15 öğretmenin ataması müjde değil, asıl müjdenin 40 bin branş öğretmeninin atanması olduğuna inanıyoruz” dedi.
Öğretmenler daha sonra Ulucami’ye giderek atamalarının yapılması için dualar okudu. (Sözcü)
Dehayı keşfedebilecek sisteme ihtiyaç var!
Türkiye'de tespit edilen deha çaplı çocuk sayısının az olduğunu belirten Tekden, "bunları keşfedebilecek sisteme ve eğitimcilere ihtiyacımız var" Dedi.
Türkiye Üstün Zekalı ve Dahi Çocuklar Eğitim Vakfı (TÜZDEV) Genel Başkanı Kemal Tekden, tüm toplumlarda deha çaplı çocukların binde bir, üstün zekalı çocukların ise yüzde 2 görüldüğünü söyledi.
Türkiye Üstün Zekalı ve Dahi Çocuklar Eğitim Vakfı (TÜZDEV) Genel Başkanı Kemal Tekden, yaptığı açıklamada, İsrail başta olmak üzere ABD, Hollanda, Güney Kore, Rusya ve Çin’in deha çaplı çocukları keşfetmede önde geldiğini ifade etti.
Tekden, gelişmiş ülkelerin deha çaplı çocukların eğitimine büyük yatırım yaptığını dile getirerek, şunları kaydetti:
“Ülkemizde de dünyada olduğu gibi Allah’ın ihsanı olarak verilen yüksek zeka seviyesinde çocuklarımız var. Bu çocukları değerlendirebildiğimiz takdirde Türkiye, gelecekte layık olduğu yere ulaşacaktır. Zeka seviyesi üstün olan çocuklar sadece bazı ülkelerde bulunmuyor. Tüm toplumlarda deha çaplı çocuklara binde bir, üstün zekalı çocuklara ise yaklaşık yüzde 2 rastlanır.”
Çocukların, eğitim amacıyla yurt dışına göndermeden ülkesinin değerleriyle donatılması gerektiğine dikkati çeken Tekden, bu sayede ülkesine hizmet etmesinin de sağlanabileceğini vurguladı.
“KEŞFEDEBİLECEK SİSTEME İHTİYAÇ VAR”
Türkiye’de tespit edilen deha çaplı çocuk sayısının az olduğunu belirten Tekden, “Bunları keşfedebilecek sisteme ve eğitimcilere ihtiyacımız var. Üstün zekalı ve deha çaplı çocuklar sadece bazı milletlere verilmez. Allah, adil olarak tüm toplumlara gönderir ama bunu keşfedip kullanan ülkeler var, kullanamayan var” dedi.
Türkiye’nin, elindeki deha çaplı çocukları başka ülkelere kaptırmaması için bu çocukları eğitmesi gerektiğini ifade eden Tekden, Enderun’un, Osmanlı Devleti’nin “insan yetiştirme üssü” olduğunu ve o sistemin bugün dünyanın başka ülkelerinde uygulandığını sözlerine ekledi. AA
Türkiye Üstün Zekalı ve Dahi Çocuklar Eğitim Vakfı (TÜZDEV) Genel Başkanı Kemal Tekden, tüm toplumlarda deha çaplı çocukların binde bir, üstün zekalı çocukların ise yüzde 2 görüldüğünü söyledi.
Türkiye Üstün Zekalı ve Dahi Çocuklar Eğitim Vakfı (TÜZDEV) Genel Başkanı Kemal Tekden, yaptığı açıklamada, İsrail başta olmak üzere ABD, Hollanda, Güney Kore, Rusya ve Çin’in deha çaplı çocukları keşfetmede önde geldiğini ifade etti.
Tekden, gelişmiş ülkelerin deha çaplı çocukların eğitimine büyük yatırım yaptığını dile getirerek, şunları kaydetti:
“Ülkemizde de dünyada olduğu gibi Allah’ın ihsanı olarak verilen yüksek zeka seviyesinde çocuklarımız var. Bu çocukları değerlendirebildiğimiz takdirde Türkiye, gelecekte layık olduğu yere ulaşacaktır. Zeka seviyesi üstün olan çocuklar sadece bazı ülkelerde bulunmuyor. Tüm toplumlarda deha çaplı çocuklara binde bir, üstün zekalı çocuklara ise yaklaşık yüzde 2 rastlanır.”
Çocukların, eğitim amacıyla yurt dışına göndermeden ülkesinin değerleriyle donatılması gerektiğine dikkati çeken Tekden, bu sayede ülkesine hizmet etmesinin de sağlanabileceğini vurguladı.
“KEŞFEDEBİLECEK SİSTEME İHTİYAÇ VAR”
Türkiye’de tespit edilen deha çaplı çocuk sayısının az olduğunu belirten Tekden, “Bunları keşfedebilecek sisteme ve eğitimcilere ihtiyacımız var. Üstün zekalı ve deha çaplı çocuklar sadece bazı milletlere verilmez. Allah, adil olarak tüm toplumlara gönderir ama bunu keşfedip kullanan ülkeler var, kullanamayan var” dedi.
Türkiye’nin, elindeki deha çaplı çocukları başka ülkelere kaptırmaması için bu çocukları eğitmesi gerektiğini ifade eden Tekden, Enderun’un, Osmanlı Devleti’nin “insan yetiştirme üssü” olduğunu ve o sistemin bugün dünyanın başka ülkelerinde uygulandığını sözlerine ekledi. AA
İlkokulda artık dini masallar okunacak
19. Milli Eğitim Şûrası'nda alınan kararlar tartışma yarattı. En dikkat çeken kararlardan birisi ise masallar konusunda oldu. Bundan böyle okul öncesi ve ilkokullarda okutulan masallar İslami ve milli içerikte olacak.
Türkiye'nin önümüzdeki dört yıllık eğitim politikalarının belirlendiği 19. Milli eğitim Şûrası'nda tartışmalı kararlara imza atıldı.
Kararlara göre, anaokullarında verilecek “değerler eğitimi” kapsamında, 36-72 aylık çocuklara okulda, “Allah kavramı ve Allah sevgisi” anlatılacak, “cennet ve cehennem kavramları” öğretilecek. En dikkat çekici kararlardan biri ise okul öncesi ve ilkokullarda okutulan kitaplarda yer alan masalların artık İslami ve milli içerikte olması
İŞTE BENİMSENEN ÖNERİLER
* Anaokullarında “değerler eğitimi” verilecek. Bu kapsamda, 36-72 aylık çocuklara okulda, “Allah kavramı ve Allah sevgisi” kazandırılacak, “cennet ve cehennem kavramları” öğretilecek
* Okul öncesi ve ilkokulda kullanılan eğitim aracı metinlerde Anadolu ve İslam kültürüne ait masal, hikaye, şiirlere yer verilecek.
* Mevcut durumda ilkokul 4. sınıfta başlayan zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi 1., 2. ve 3. sınıflara da getirilecek.
KUTLU DOĞUM HAFTASI RESMİ KUTLAMA OLUYOR
* Kutlu Doğum Haftası ve Aşure günü, Belirli Günler ve Haftalar kapsamına alınacak; okullarda kutlanması zorunlu hale getirilecek. Ancak öneride yer aldığı halde Alevilerin kutsal saydığı Muharrem ayının kapsamdan çıkarıldı.
* Fen Bilimleri dersinin adı Fen Bilgisi olarak değiştirilecek. Fen ve Sosyal dersleri ilkokul 4. sınıftan itibaren programa eşit şekilde dağıtılacak.
İNSAN HAKLARI KALKIYOR
* İlkokul 4. sınıfta 2 saat görülen İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi dersi kaldırılacak; konuları Sosyal Bilgiler dersinde verilecek.
* Ortaokullarda Türk musikisi makamsal sistemi, Türk musiki sazıyla öğretilecek.
* Ortaokullarda okutulan T.C. İnkılap Tarihi Atatürkçülük dersi programı gözden geçirilecek, güncel anlayışlar ve yöntemler doğrultusunda yeniden yazılacak.
LYS şampiyonunun sır intiharı
Üniversite öğrencisi Yiğit Çınar, “Beni yargılayacak olan Tanrı’ya gidiyorum” yazılı bir mektup bırakarak intihar etti.
İstanbul’da üniversite öğrencisi Yiğit Çınar kaldığı yurt odasında perdeyle kendini asarak intihar etti. 2010 yılında LYS’deFethiye 1’incisi olan genç, ardında “Beni yargılayacak olan Tanrı’ya gidiyorum” yazılı bir mektup bıraktı.
Olay Esenyurt’taki Fatih Üniversitesi Erkek Öğrenci Yurdu’nun 6. katında meydana geldi. Fatih Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı 4. sınıf öğrencisi 22 yaşındaki Yiğit Çınar, odasında yalnız olduğu sırada perdeyi boğazına dolayıp bedenini camdan aşağı boşluğa bıraktı.
Pencerede asılı kalan genci bir süre sonra yurt arkadaşları buldu. Yiğit, ambulansla hastaneye kaldırılmak istenirken son nefesini verdi.
Muğla Fethiyeli olan Yiğit Çınar’ın 2010 yılında Lisans Yerleştirme Sınavı’nda (LYS), TS1 puan türünde Fethiye 1’incisi ve Türkiye 422’ncisi olduğu, Fatih Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı’nı burslu kazandığı öğrenildi.
Fethiye’de doktorluk yapan abla Aslım Çınar, kardeşinin cenazesiniİstanbul’dan alarak Fethiye’ye götürdü.
‘SUÇLAMALARINDAN BIKTIM’
Yiğit Çınar’ın olay günü Fethiye’de yaşayan annesiyle görüştüğü, “Grip oldum galiba oğlum, başımda bir uğultu var” diyen annesine “Anneciğim senin başındaki uğultu geçer de benimki geçmez” şeklinde yanıt verdiği öğrenildi.
Gencin ayrıca intiharından önce, “Suçlamalarından bıktım. Beni yargılayacak olan Tanrı’ya gidiyorum. Okuyamadığım tüm kitaplardan özür diliyorum” yazılı bir veda mektubu bıraktığı ortaya çıktı. Polis şimdi genç üniversitelinin intiharındaki sırrı çözmeye çalışıyor.
FENERBAHÇE, FETHIYESPOR VE ŞİİR ÂŞIĞI
ARKADAŞLARI, genç yaşında hayata veda eden Yiğit’in Fenerbahçe,Fethiyespor ve şiir âşığı olduğunu söyledi. Üniversiteli genç, ölümünden yaklaşık 2 yıl önce, 16 Aralık 2012’de defterine şu satırları düşmüştü: “Herneyselerin elinden tuttuk hiç durmadan Fatihleri özlemle bekledik lakin savaşsız bir dünya da istiyorduk Aşk denen şeyi geveledik durduk nefesimiz kokmasın diye Nereden bilecektik ki ayrılık ve özlem kalacak geriye...” (Habertürk)
İstanbul’da üniversite öğrencisi Yiğit Çınar kaldığı yurt odasında perdeyle kendini asarak intihar etti. 2010 yılında LYS’deFethiye 1’incisi olan genç, ardında “Beni yargılayacak olan Tanrı’ya gidiyorum” yazılı bir mektup bıraktı.
Olay Esenyurt’taki Fatih Üniversitesi Erkek Öğrenci Yurdu’nun 6. katında meydana geldi. Fatih Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı 4. sınıf öğrencisi 22 yaşındaki Yiğit Çınar, odasında yalnız olduğu sırada perdeyi boğazına dolayıp bedenini camdan aşağı boşluğa bıraktı.
Pencerede asılı kalan genci bir süre sonra yurt arkadaşları buldu. Yiğit, ambulansla hastaneye kaldırılmak istenirken son nefesini verdi.
Muğla Fethiyeli olan Yiğit Çınar’ın 2010 yılında Lisans Yerleştirme Sınavı’nda (LYS), TS1 puan türünde Fethiye 1’incisi ve Türkiye 422’ncisi olduğu, Fatih Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı’nı burslu kazandığı öğrenildi.
Fethiye’de doktorluk yapan abla Aslım Çınar, kardeşinin cenazesiniİstanbul’dan alarak Fethiye’ye götürdü.
‘SUÇLAMALARINDAN BIKTIM’
Yiğit Çınar’ın olay günü Fethiye’de yaşayan annesiyle görüştüğü, “Grip oldum galiba oğlum, başımda bir uğultu var” diyen annesine “Anneciğim senin başındaki uğultu geçer de benimki geçmez” şeklinde yanıt verdiği öğrenildi.
Gencin ayrıca intiharından önce, “Suçlamalarından bıktım. Beni yargılayacak olan Tanrı’ya gidiyorum. Okuyamadığım tüm kitaplardan özür diliyorum” yazılı bir veda mektubu bıraktığı ortaya çıktı. Polis şimdi genç üniversitelinin intiharındaki sırrı çözmeye çalışıyor.
FENERBAHÇE, FETHIYESPOR VE ŞİİR ÂŞIĞI
ARKADAŞLARI, genç yaşında hayata veda eden Yiğit’in Fenerbahçe,Fethiyespor ve şiir âşığı olduğunu söyledi. Üniversiteli genç, ölümünden yaklaşık 2 yıl önce, 16 Aralık 2012’de defterine şu satırları düşmüştü: “Herneyselerin elinden tuttuk hiç durmadan Fatihleri özlemle bekledik lakin savaşsız bir dünya da istiyorduk Aşk denen şeyi geveledik durduk nefesimiz kokmasın diye Nereden bilecektik ki ayrılık ve özlem kalacak geriye...” (Habertürk)
6 Aralık 2014 Cumartesi
Öğretmenlere yıpranma payı geliyor!
19. Milli Eğitim Şurası'nda, öğretmenlere her dört yılda bir yıpranma payı verilmesi benimsendi. Karar kabul görürse 4 yıla 1 yıl yıpranma payı verilecek
Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB) düzenlenen 19. Milli Eğitim Şurası’nda oluşturulan Öğretmen Niteliğinin Arttırılması komisyonunda, öğretmenlere her dört yılda bir yıpranma payı verilmesi önerisi benimsendi.
Komisyonda, dört gün boyunca sunulan ve üzerinde tartışılan öneriler, oylamaya sunuldu ve bunun sonunda kabul edilen 40 madde, Genel Kurul’a iletilmek üzere karara bağlandı.
Buna göre, öğretmen aday adaylarının niteliklerinin arttırılmasının ön koşullarından birinin istekli, başarılı ve mesleğin bilişsel olduğu kadar duyuşsal ve psiko-motor yeterliklerini de taşıyan öğrencilerin mesleğe kazandırılması olduğu yönündeki görüş oy birliğiyle kabul edildi.
Bu kapsamda YGS ve LYS sıralamasında başarılı olan ve öğretmenlik mesleğini ilk üçte tercih eden öğrencilerin teşvik edilmesi, lisans öğrenimleri sürecinde akademik başarılarını sürdürmeleri kaydıyla burs ve barınma desteği sağlanması komisyonda oylama sonucu benimsendi.
“Mülakat” ifadesinden vazgeçildi
Eğitim fakültelerinin programlarına öğrenci yerleştirmede kullanılan YGS ve LYS puan türlerinin tekrar gözden geçirilmesi gerektiği görüşünün öne çıktığı komisyonda, “öğretmen yetiştiren yükseköğretim kurumlarına öğrenci seçim sürecinde, öğretmen yeterlikleri doğrultusunda öğretmen ilgi ve yeteneklerini temel alan çoklu değerlendirme ilkeleri hayata geçirilmelidir” önerisi kabul gördü.
Komisyon üyeleri eğitim fakültelerine mülakatla öğrenci alımı konusunda uzun tartışmalar yaptı ancak alınan kararda “mülakat” ifadesine yer verilmesinden vazgeçilerek, bunun yerine “çoklu değerlendirme ilkeleri” ifadesi benimsendi.
Yatay ve dikey geçiş imkanı
“Öğretmen Eğitiminde Hizmet Öncesi Eğitimin Niteliği” temasıyla ele alınan öneriler de komisyonun 4 gün süren çalışmalarında sık sık tartışma konusu oldu.
Bu kapsamda özellikle hizmet öncesi lisans eğitim ve öğretim süreçlerinin öğretmen yeterlikleri temelinde iyileştirilmesi için kritik önem taşıyan bazı konular da komisyonda görüşüldü.
Öğretmenlik mesleğine akademik, sosyal, psikolojik açıdan uygun olmayan öğrencilere diğer fakülte ve bölümlere yatay ve dikey geçiş imkanları sunulması yönündeki görüş, tartışmalardan sonra komisyonda kabul edilerek Genel Kurul’a sunulacak öneriler arasındaki yerini aldı.
Eğitim fakültesi dışındaki mezunlara iki yıl uygulama eğitimi
Komisyonda, eğitim fakültesi dışında, öğretmenlik atamasına kaynaklık teşkil eden lisans programlarından mezun olanların öğretmen olarak yetiştirilmesi konusundaki görüşler de tartışıldı.
Bu tür programların, uygulamalı ağırlıklı en az iki yıllık olacak şekilde yeniden düzenlenmesi şeklindeki görüş oylanarak kabul edildi.
Diğer yandan eğitim fakültesi dışında öğretmenlik atamasına kaynaklık teşkil eden lisans programlarında öğrenimlerine devam eden öğrencilere MEB’in ihtiyaçları ve YÖK’ün belirleyeceği ölçütler doğrultusunda eğitim fakültelerince ‘öğretmenlik meslek bilgisi’ dersleri sunulmasını içeren görüş de benimsendi.
Eğitim fakültesi kontenjanları azaltılacak
Komisyonda, eğitim fakültelerindeki öğrenci kontenjanlarına ilişkin karar da dikkati çekti. Bu konuda komisyon üyelerinin MEB’in öğretmen ihtiyacına karşılık çok sayıda eğitim fakültesi mezunu ve atama bekleyen öğretmen olduğu yönündeki görüşler uzun süre tartışıldı. Bu tartışmalar sonunda, “Eğitim fakültelerinde öğrenci kontenjanları azaltılarak öğretim elemanı başına düşen öğrenci sayıları dünya ölçütleri göz önüne alınarak yeniden düzenlenmelidir” görüşü oylanarak kabul edildi.
Komisyonda bu maddenin yanı sıra başta eğitim fakülteleri olmak üzere öğretmen yetiştiren diğer yükseköğretim kurumlarında öğrenimlerine devam eden öğrenci sayıları ve bu kurumların kapasitesi ile ihtiyaç duyulan öğretmen sayısına dikkat çekilerek, yeni eğitim fakültesi ve var olan eğitim fakültelerinde yeni programlar ihtiyaç hasıl olmadığı takdirde açılmaması gerektiği yönündeki karar benimsendi. İhtiyaç halinde yeni eğitim fakültelerinin ve öğretmen yetiştirme programlarının açılması için ulusal ve uluslararası standartların belirlenmesi ve yeni programlarda bu standartları temel alınması kararına varıldı.
Öğretmen yetiştiren kurumların akademik ve örgütsel teşkilatlanması ve programlarının 12 yıllık zorunlu eğitim sistemi doğrultusunda ve ulusal veya uluslararası akreditasyon modellerine dayalı olarak yeniden yapılandırılması gerektiği yönündeki öneri de benimsendi.
Üniversiteler başarılı öğretmenlerle işbirliği yapabilecek
Ayrıca alanında deneyimli ve başarılı öğretmenlerden yükseköğretim kurumlarının öğretmen yetiştiren kurumlarında özellikle uygulama gerektiren ders ve konularda yararlanılması ve işbirliği yapılması da benimsenen kararlar arasında yer aldı.
Eğitim fakültelerinde uygulanmakta olan öğretim programlarının, MEB ile birlikte geliştirilen öğretmen yeterlikleri doğrultusunda, YÖK, Öğretmen Yetiştirme Çalışma Grubu’nun koordinasyonunda yeniden yapılandırılması gerektiği de oylanarak karara bağlandı.
Başta eğitim fakülteleri olmak üzere tüm öğretim kademelerine yönelik öğretmen yetiştiren yükseköğretim programlarında, mesleki yeterliğe ilişkin dersler dışında, müfredat dışı etkinlikler olarak tanımlanabilecek sanat, spor, müzik ve kültür temalı, etkinlik merkezli seçmeli genel kültür dersleri konulması ve eğitsel kol ve kulüp faaliyetlerinin işlevsel hale getirilmesi, böylece öğretmen adaylarının okullara ve öğrencilerine taşıyabilecekleri entelektüel birikimlerinin arttırılması yönünde getirilen öneri de benimsendi.
MEB’in Fatih Projesi ile okullarda kurduğu ve kuracağı teknolojilerin öğretmen yetiştiren yükseköğretim kurumlarında da kurulması gerektiği ve öğretmen aday adaylarına bu teknolojilere ilişkin temel bilgi ve becerilerin kazandırılması da komisyonda kabul edildi.
Öğretmen aday adaylarının mesleğe seçimi
Öğretmen aday adaylarının mesleğe seçiminde KPSS ve ÖABT testlerinde öğretmen yeterliklerini dikkate alan, öğretmenlik mesleğinin bilişsel boyutunun yanında duyuşsal ve psiko-motor özelliklerini de temel alan çoklu değerlendirme sistemlerini içeren bir modelin oluşturulması yönündeki görüş de kabul edildi.
Öğretmenlerin mesleğe seçimini takiben öğretmen adaylarının kurum ve sistem içinde yetiştirilmesi sürecinde bu konuda gerekli eğitim ve deneyime sahip ‘danışman’ (mentör) öğretmenlerce, yapılandırılmış uygulama temelli modellere gereksinme duyulduğuna ilişkin bir başka görüş de oylanarak karara bağlandı.
Öğretmenlik mesleğinin niteliğinin artırılmasında, öğretmen yeterlikleri temelinde, sistemdeki öğretmenlerin büyüklüğünü, ülke üzerindeki dağılımını ve yaşam boyu öğrenme ilkelerini de temel alan bir mesleki-kişisel gelişim modeline gereksinim duyulduğu, ayrıca bu modelin öğretmenlik mesleğinin hak ettiği bir kariyer sistemine bağlanmasının stratejik bir öncelik alanı olduğunu değerlendiren bir öneri de oylanarak kabul edildi.
Yüksek lisans ve doktoralı öğretmenlere ek ücret
Milli Eğitim Bakanlığının kurumsal ve bireysel gereksinmeler doğrultusunda öğretmenlerin kendi alanlarında veya eğitim bilimleri alanında yüksek lisans ve doktora programlarına katılımının teşvik edilmesi, bu eğitimlerini tamamlayan öğretmenlerin ek ders ücretlerinin arttırılması da öne çıkan görüşler arasında yerini aldı.
Kariyer basamaklarını, kişisel ve mesleki gelişimin bütüncül bir parçası olarak değerlendirerek ve Anayasa Mahkemesinin ilgili kararları da dikkate alınarak Milli Eğitim Temel Kanunu’nun değişik 43. maddesinin yeniden düzenlenmesi de komisyonun kabul ettiği görüşler arasında yer buldu.
Yıpranma payı
Komisyon, öğretmenlere her 4 yılda bir yıpranma payı ve 3600 ek gösterge verilmesi, ek ders ve nöbet ücretlerinin arttırılmasını da oy birliğiyle kabul etti.
Öğretmenlerin mesleki yeterlikler doğrultusunda kariyer basamaklarında yükseltilmesinin, sınav dışında, lisansüstü eğitim, yer aldığı bilimsel, sosyal, ulusal ve uluslararası projeler, katıldığı mesleki gelişim programları, öz ve akran değerlendirmesi, öğrenci-veli geri bildirimlerini içeren çoklu değerlendirme sistemi ile değerlendirilmesi de benimsendi.
Komisyonda, özellikle rotasyonla ilgili konular tartışmaya açılırken, bu konuda net bir karar alınmadı. Ancak öğretmenlerin aynı okul veya kurumda görev yapma sürelerinin sınırlandırılması ve öğretmenlerin ihtiyaç duyulan il ve bölgelerde görev yapmalarına yönelik bir teşvik sisteminin geliştirilmesi kabul edildi.
Meslek standartları getirilecek
Her mesleğin olduğu gibi öğretmenlik mesleğinin de toplumsal itibarının arttırılmasında stratejik önem taşıyan öğretmenlik mesleğinin etik kodları ve meslek standartlarının ivedilikle oluşturması ve ilgili taraflarla paylaşılması gerektiği benimsendi.
Öğretmenlik mesleğine ilişkin farklı mevzuatları birleştiren ve öğretmenlik mesleğinin uzmanlık statüsünü geliştirecek bir Öğretmenlik Meslek Kanunu çıkarılması da alınan kararlar arasında yer aldı.
Komisyonda ayrıca, öğretmen yetiştirmeye yönelik öğretim programlarında uygulama derslerinin oranının yüzde 50’ye yaklaştırılması da kabul edildi. AA
Etiketler:
haber,
kpss,
meb,
Milli Eğitim Bakanlığı,
öğretmen
2014-DGS kitabı internette!
2014-DGS kitabı, ÖSYM'nin internet adresinden yayımlandı. MYO'lar ve açık öğretim ön lisans programları, DGS başarısını bu kitaptan görebilecek.
“2014 – Meslek Yüksekokulları ile Açıköğretim Ön Lisans Programları Mezunlarının Lisans Öğrenimine Dikey Geçiş Sınavı Sonuçları (2014-DGS)” adlı kitap, ÖSYM’nin http://www.osym.gov.tr internet adresinden yayımlandı.
Meslek yüksekokulları ile açık öğretim ön lisans programlarına, kendi mezunlarının DGS’de nasıl bir başarı gösterdiklerine ilişkin bilgi sağlaması amacıyla yayımlanan kitabın önsözünde ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ali Demir’in şu ifadeleri yer alıyor:
“Meslek Yüksekokulları ile Açık Öğretim Ön Lisans Programları Mezunlarının Lisans Öğrenimine Dikey Geçiş Sınavı (DGS), 15.10.1999 tarih ve 23847 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan “Meslek Yüksekokulları ve Açık Öğretim Ön Lisans Programları Mezunlarının Lisans Öğrenimine Devamları Hakkında Yönetmelik” uyarınca düzenlenerek ilk kez 3 Eylül 2000’ de on beşinci kez de 19 Temmuz 2014 tarihinde uygulanmıştır. Bu sınava meslek yüksekokulları ve açık öğretim önlisans programları mezunları girmiştir.
2104-DGS KİTABINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ!
DGS’de adaylara sayısal ve sözel olmak üzere iki bölümden oluşan bir yetenek testi uygulanmıştır. Bu sınavda adayların sayısal ve sözel içerikli akıl yürütme (muhakeme) becerilerinin ölçülmesi amaçlanmıştır. DGS puanları, adayların sınav sonuçlarından hesaplanan sözel ve sayısal standart puanlarının ve ön lisans öğrenimlerinde elde ettikleri akademik not ortalamalarından hesaplanan ön lisans başarı puanlarının (ÖBP) belli katsayılarla çarpılarak toplanmasıyla elde edilmiştir.
Yerleştirme, adayların DGS puanları ve tercihleri ile yükseköğretim programlarının kontenjan ve koşulları göz önünde tutularak bilgisayarla yapılmıştır.
Bu yayında, 2014 DGS’ye giren adayların mezun oldukları meslek yüksekokulları programlarına göre ham puan ortalamaları ve standart sapmaları ile sınava giren ve yerleşen aday sayıları yer almaktadır.
OKULLAR DGS BAŞARISINI GÖREBİLECEK
Bu sonuçlar, meslek yüksekokulları ile açık öğretim ön lisans programlarına, kendi mezunlarının DGS’de nasıl bir başarı gösterdiklerine ilişkin bilgi sağlayacaktır.”
Bilgilerin ÖSYM İnsan Kaynakları ve Destek Hizmetleri Daire Başkanlığının, Dokümantasyon ve Arşiv Şube Müdürlüğünde derlenip, yayıma hazırlandığını belirten ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ali Demir bu yayında yer alan bilgilerin yorumlanırken aşağıdaki hususların da göz önünde tutulmasının uygun olacağını ifade ediyor.
a) 2014 DGS’ye önceki yıllarda mezun olan adaylar da girebilmişlerdir. Eski yıllardaki mezunlardan özel olarak sınava hazırlanmamış olanların bazı bilgileri unutmuş olmaları doğaldır. Eski mezunların daha çok sınava girdiği bir yükseköğretim programına ait ortalamaların bu durumda olmayan diğer programlara göre daha düşük olması beklenir. Bazı adayların ise sadece sınav hakkında bilgi edinmek için sınava girmiş olabilecekleri de göz önünde
tutulacak hususlardan biridir.
b) Bu kitaptaki sayısal bilgilerden anlaşılacağı gibi bazı programlardan sınava giren aday sayısı, aynı alandaki diğer programlardan daha az veya daha çok olabilmektedir. Sınava giren aday sayısının az olduğu yükseköğretim
programlarında, bu adayların mezun oldukları programı temsil edemeyecekleri unutulmamalıdır.
c) Meslek yüksekokulları, sahip oldukları eğitim-öğretim olanakları yönünden önemli farklılıklar göstermektedir. Bir meslek yüksekokulundaki bir programın ortalamaları diğer bir meslek yüksekokulunun bir programı ile karşılaştırılırken bu husus göz önünde tutulmalı, karşılaştırmalar olanaklar yönünden benzer programlar arasında
yapılmalıdır.
“2014 – Meslek Yüksekokulları ile Açıköğretim Ön Lisans Programları Mezunlarının Lisans Öğrenimine Dikey Geçiş Sınavı Sonuçları (2014-DGS)” adlı kitap, ÖSYM’nin http://www.osym.gov.tr internet adresinden yayımlandı.
Meslek yüksekokulları ile açık öğretim ön lisans programlarına, kendi mezunlarının DGS’de nasıl bir başarı gösterdiklerine ilişkin bilgi sağlaması amacıyla yayımlanan kitabın önsözünde ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ali Demir’in şu ifadeleri yer alıyor:
“Meslek Yüksekokulları ile Açık Öğretim Ön Lisans Programları Mezunlarının Lisans Öğrenimine Dikey Geçiş Sınavı (DGS), 15.10.1999 tarih ve 23847 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan “Meslek Yüksekokulları ve Açık Öğretim Ön Lisans Programları Mezunlarının Lisans Öğrenimine Devamları Hakkında Yönetmelik” uyarınca düzenlenerek ilk kez 3 Eylül 2000’ de on beşinci kez de 19 Temmuz 2014 tarihinde uygulanmıştır. Bu sınava meslek yüksekokulları ve açık öğretim önlisans programları mezunları girmiştir.
2104-DGS KİTABINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ!
DGS’de adaylara sayısal ve sözel olmak üzere iki bölümden oluşan bir yetenek testi uygulanmıştır. Bu sınavda adayların sayısal ve sözel içerikli akıl yürütme (muhakeme) becerilerinin ölçülmesi amaçlanmıştır. DGS puanları, adayların sınav sonuçlarından hesaplanan sözel ve sayısal standart puanlarının ve ön lisans öğrenimlerinde elde ettikleri akademik not ortalamalarından hesaplanan ön lisans başarı puanlarının (ÖBP) belli katsayılarla çarpılarak toplanmasıyla elde edilmiştir.
Yerleştirme, adayların DGS puanları ve tercihleri ile yükseköğretim programlarının kontenjan ve koşulları göz önünde tutularak bilgisayarla yapılmıştır.
Bu yayında, 2014 DGS’ye giren adayların mezun oldukları meslek yüksekokulları programlarına göre ham puan ortalamaları ve standart sapmaları ile sınava giren ve yerleşen aday sayıları yer almaktadır.
OKULLAR DGS BAŞARISINI GÖREBİLECEK
Bu sonuçlar, meslek yüksekokulları ile açık öğretim ön lisans programlarına, kendi mezunlarının DGS’de nasıl bir başarı gösterdiklerine ilişkin bilgi sağlayacaktır.”
Bilgilerin ÖSYM İnsan Kaynakları ve Destek Hizmetleri Daire Başkanlığının, Dokümantasyon ve Arşiv Şube Müdürlüğünde derlenip, yayıma hazırlandığını belirten ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ali Demir bu yayında yer alan bilgilerin yorumlanırken aşağıdaki hususların da göz önünde tutulmasının uygun olacağını ifade ediyor.
a) 2014 DGS’ye önceki yıllarda mezun olan adaylar da girebilmişlerdir. Eski yıllardaki mezunlardan özel olarak sınava hazırlanmamış olanların bazı bilgileri unutmuş olmaları doğaldır. Eski mezunların daha çok sınava girdiği bir yükseköğretim programına ait ortalamaların bu durumda olmayan diğer programlara göre daha düşük olması beklenir. Bazı adayların ise sadece sınav hakkında bilgi edinmek için sınava girmiş olabilecekleri de göz önünde
tutulacak hususlardan biridir.
b) Bu kitaptaki sayısal bilgilerden anlaşılacağı gibi bazı programlardan sınava giren aday sayısı, aynı alandaki diğer programlardan daha az veya daha çok olabilmektedir. Sınava giren aday sayısının az olduğu yükseköğretim
programlarında, bu adayların mezun oldukları programı temsil edemeyecekleri unutulmamalıdır.
c) Meslek yüksekokulları, sahip oldukları eğitim-öğretim olanakları yönünden önemli farklılıklar göstermektedir. Bir meslek yüksekokulundaki bir programın ortalamaları diğer bir meslek yüksekokulunun bir programı ile karşılaştırılırken bu husus göz önünde tutulmalı, karşılaştırmalar olanaklar yönünden benzer programlar arasında
yapılmalıdır.
Üniversite öğrencilerine 12 bin TL burs
Üniversite öğrencilerine burs müjdesi. Üniversitede okuyan ihtiylaç sahibi öğrencilere geri ödemesiz 12 bin TL'lik burs verilecek.
Radikal'in haberine göre, aylık 200 lira burs alan zor durumdaki üniversiteliye bir defaya mahsus geri ödemesiz 12 bin liraya kadar para verilebilecek. Karar Resmi gazete ’de yayımlandı. Yeni düzenlemeyle hükümet, Resmi Gazete’de yayımladığı genelgeyle öğrenci burslarını 5 katına kadar artırma yetkisini aldı.
BİR DEFAYA MAHSUS OLACAK
18 Kasım tarihinde yayımlanan Vakıflar Genel Müdürlüğü Yüksek Öğrenim Burs Yönetmeliği’nde değişiklik yapılmasına dair yönetmeliğe göre muhtaç öğrencilere 1 sefere mahsus 12 bin lira yıllık burs verilmesinin önü açıldı. Yönetmeliğin 10’uncu maddesinin altına eklenen 11/A bölümünde, “Bu yönetmelik uyarınca verilen yıllık burs miktarının 5 katını geçmemek kaydıyla muhtaç öğrenci-lere 1 defaya mahsus olmak üzere özel eğitim yardımı yapılabilir” denildi.
AYLIK BURS 1000 LİRAYA ÇIKIYOR
Üniversite öğrencilerine mevcut durumda Vakıflar Genel Müdürlüğü 2015’te aylık 200 lira geri ödemesiz burs verecek. Bu yönetmelikle birlikte 5 katına kadar ödeme yapılacağı için aylık burs miktarı bin liraya çıkacak.
Radikal'in haberine göre, aylık 200 lira burs alan zor durumdaki üniversiteliye bir defaya mahsus geri ödemesiz 12 bin liraya kadar para verilebilecek. Karar Resmi gazete ’de yayımlandı. Yeni düzenlemeyle hükümet, Resmi Gazete’de yayımladığı genelgeyle öğrenci burslarını 5 katına kadar artırma yetkisini aldı.
BİR DEFAYA MAHSUS OLACAK
18 Kasım tarihinde yayımlanan Vakıflar Genel Müdürlüğü Yüksek Öğrenim Burs Yönetmeliği’nde değişiklik yapılmasına dair yönetmeliğe göre muhtaç öğrencilere 1 sefere mahsus 12 bin lira yıllık burs verilmesinin önü açıldı. Yönetmeliğin 10’uncu maddesinin altına eklenen 11/A bölümünde, “Bu yönetmelik uyarınca verilen yıllık burs miktarının 5 katını geçmemek kaydıyla muhtaç öğrenci-lere 1 defaya mahsus olmak üzere özel eğitim yardımı yapılabilir” denildi.
AYLIK BURS 1000 LİRAYA ÇIKIYOR
Üniversite öğrencilerine mevcut durumda Vakıflar Genel Müdürlüğü 2015’te aylık 200 lira geri ödemesiz burs verecek. Bu yönetmelikle birlikte 5 katına kadar ödeme yapılacağı için aylık burs miktarı bin liraya çıkacak.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














