18 Kasım 2015 Çarşamba

Ödevler eksik yapılıyor ve unutuluyorsa dikkat!

Ev ödevini yaparken sorun yaşayan, eksik ya da unutulmuş ödevlerle okula giden çocuk, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu sorunu yaşıyor olabilir.

Uzmanlar, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) sorununun temel özelliklerinin aşırı hareketlilik, dikkat sorunları ve aklına geleni düşünmeden yapma, isteklerini erteleyememe yani dürtüsellik olduğunu belirterek günümüzde tüm dünyada hakkında en çok araştırma yapılan hastalıkların başında geldiğine dikkat çekiyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Nüket İşiten, dikkat eksikliği, aşırı hareketlilik ve dürtüselliğin tek ya da hep birlikte bulunabileceğini belirterek bu sorunlardan her birinin dersi izleme, dinleme, algılama, söylenenleri yerine getirebilmede sorunlar çıkartabilecek durumlar olduğunu söyledi.

İşiten, “Bu nedenle var olan potansiyelinin karşılığı olan akademik başarıyı gösteremez. Ödevleri yapmakta sorunlar yaşanır. Eksik veya unutulmuş olarak ödevler getirilir. Hatta hiç getirilmeyebilir.” diyerek anne ve babalara uyarıda bulundu.

Ailelere müdahalede geç kalınmaması uyarısında bulunan Yrd.DoçDr. İşiten, şunları söyledi:

ARKADAŞ İLİŞKİLERİNDE SORUN YAŞIYORSA

“Çocuk psikiyatrisinde temel kural, günlük yaşam ve işlevsellikte bozulma ve sorunun yaşanmasıdır. Yaşam ve işlevsellikte bozulma derken; beklenen akademik performansı yakalayamıyor olması, arkadaş ilişkilerinde sıkıntıların yaşanması, evde anne-baba ile ödev / ders gibi konularda, kurallara uymama gibi alanlarda çatışmaların yaşanması, sorumlulukların yerine getirilmemesi, geç uyuma- az uyuma- uykunun kalitesinin iyi olmaması vb. sorunların olması müdahale gereken durumlardır”

İlaçlı ve ilaçsız tedavi yöntemleri oduğunu belirten Yrd.DoçDr. İşiten, “Hiç ilaç verilmeden sadece aile ile çalışılarak ya da sadece çocuğa yönelik zaman yönetimi dikkat eğitimleri uygulanarak da takip edilebilir. Veya günlük yaşamdaki sorun alanlara göre ilaç seçimi yapılır. Tek tip ilaç verilebildiği gibi örneğin sadece dikkat eksikliği ilacı ya da sadece hareketlilikte dur-düşün sonra yap ilaçları vb. ; birden fazla ilacın aynı anda kullanılmasını gerektiren durumlar da olabilir. Okulda da düzenlemeler yapmak ve danışmanlık vermek gerekebilir.” uyarısında bulundu.

DİKKAT EKSİKLİĞİNİN BELİRTİLERİ:

Yrd. Doç. Dr. Nüket İşiten, dikkat eksikliğinin belirtilerini şöyle sıraladı:

- Çoğu zaman dikkatini ayrıntılara verememe sorunu yaşar, okul ödevlerinde dikkatsizce hatalar yapar.

- Çoğu zaman üzerine aldığı görevlerde ya da oynadığı etkinliklerde dikkati dağılır.

- Doğrudan kendisine konuşulduğunda çoğu zaman dinlemiyormuş gibi görünür.

- Çoğu zaman verilen konuları izlemez ve verilen ödevleri, ufak tefek işleri tamamlayamaz.

- Çoğu zaman üzerine aldığı görevleri ve etkinlikleri düzenlemekte zorluk çeker.

- Çoğu zaman zihinsel çabayı gerektiren görevlerden kaçınır, bunları sevmez ya da bu türlü işlerde yer almaya karşı isteksizdir.

- Çoğu zaman üzerine aldığı görevler ya da etkinlikler için gerekli olan şeyleri kaybeder.

- Çoğu zaman dikkati dış uyarılarla kolaylıkla dağılır: Bu belirti de önemli bir dikkat problemidir.

- Günlük etkinliklerde çoğu zaman unutkandır.

- Öğrenme güçlüğünün eşlik ettiği hiperaktif çocuklarda çabuk unutma daha sık olur.

HİPERAKTİVİTENİN BELİRTİLERİ:

- Çoğu zaman elleri ayakları kıpır, kıpırdır ya da oturduğu yerde kıpırdanıp durur.

- Çoğu zaman sınıfta ya da oturması beklenen diğer durumlarda oturduğu yerden kalkar.

- Çoğu zaman uygunsuz olan durumlarda koşuşturup durur ya da tırmanır.

DÜRTÜSELLİK VEYA İÇ TEPKİSELLİK BELİRTİLERİ:

- Çoğu zaman sorulan sorular daha tamamlanmadan cevabını yapıştırır.

- Dürtüsellik, öfkeyi kontrol etme zorluğu ve çabuk sinirlenmeyi de arttırır.

- Çocuğun zaman sırasını bekleme güçlüğü vardır.

- Çoğu zaman başkalarının sözünü keser ya da yaptıklarının arasına girer.

 sözcü.com.tr

16 Kasım 2015 Pazartesi

TEOG’da soru çözme tekniği başarı getiriyor!

TEOG sorularını cevaplarken nelere dikkat etmeli? İşte Eğitim Uzmanı Hatice Yılmaz'dan sınava girecek öğrencilere çok özel tavsiyeler...

25-26 Kasım’da yapılacak birinci TEOG sınavları yaklaşırken, sınava iyi hazırlanmak kadar soruları çözerken dikkatli olmak ve soru çözme teknikleri de önem taşıyor.

Oğuzkaan Koleji Yönetim Kurulu Üyesi ve Eğitim Uzmanı Hatice Yılmaz, ‘ Öğrenci sınava ne kadar iyi hazırlanırsa hazırlansın soruları yanıtlarken ufak bir dikkatsizlik hata yapmasına sebep olabiliyor. Soruyu doğru çözmenin ön koşulu doğru okuyup doğru anladığından emin olmaktır. Sınav süreleri yeterince uzun olduğundan çözüme başlamadan her soruyu iki defa dikkatle, verilenle istenenin altını çizerek, ayırarak okumaktır. Ayrıca her kategori için ayrı ayrı önemli soru çözme teknikleri var. Öğrenciler soruları bu teknikleri dikkate alarak cevaplarsa hata yapmazlar’ diyerek bu ipuçlarını açıkladı.

TÜRKÇE SORULARINI ÇÖZERKEN;

- Paragraf veya şiir sorularında önce soruyu sonra metni veya şiiri okuyunuz.
- Anlam bilgisi ile ilgili soruları kendi düşüncenize göre değil yazarın görüşüne göre cevaplandırınız.
- Anlamını bilmediğiniz sözcükleri cümlenin gelişine dikkat ederek bulmaya çalışınız.

MATEMATİK SORULARINI ÇÖZERKEN;

- Soruyu verilenle isteneni ayırt ederek okuyunuz.
- İşlem basamaklarını akıldan değil yazarak yapınız.
- İşlemi bitirdiğinizde sağlamasını yapınız.
- Sınavda sorulan üslü ve kare köklü sayılarla ilgili soruları incelerken öğretmeninizin konuyu nasıl anlattığını düşününüz.

FEN BİLİMLERİ SORULARINI ÇÖZERKEN;

- Bu sınavda öğrenciler sadece biyoloji konularından (canlılar ve hayat) sorumludur. Dolayısıyla soruları doğru çözmek için öğrencinin doğru okuyup doğru anladığından emin olması gerekir.
- Türkçe sınavında olduğu gibi paragraf sorularından önce soruyu sonra paragrafı okuyunuz.

TC İNKİLAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK VE DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ SORULARINI ÇÖZERKEN;

- İnkılap Tarihi soruları bilgi kadar yorum gerektiren sorulardır, dolayısıyla soru ile ilgili bilgilerinizi tam hatırlamanız gerekiyor.
- Soruları çözerken takıldığınızda mantığınızı kullanınız.

YABANCI DİL SORULARINI ÇÖZERKEN;

- Yabancı dil sorularının çözümü öncelikle sözcüklerin anlamını bildiğiniz ölçüde kolay olacaktır.
- Soruların çoğunu Türkçe’ de olduğu gibi doğru anlayarak çözebilirsiniz. Sözcü

13 Kasım 2015 Cuma

Okul reddinde en etkili çözüm öğretmen desteği!

Uzmanlar, okul reddinde öğretmen desteğinin önemine dikkat çekiyor ve ebeveynlerin öğretmenlerle iletişimde olması gerektiğini vurguluyor.

Okul reddi, çeşitli kaygılar nedeni ile çocuğun okula gitmeyi reddetmesidir. Uzmanlar, çocukların okula gitmek istememesi ya da okula gidip ders sırasında ayrılması gibi davranışların öğretmenle kurulacak iletişimle çözülebileceğine dikkat çekiyor.

Okul reddinin bilinenin aksine sadece okula ilk başlama döneminde değil, herhangi bir yaşta da ortaya çıkabildiğini belirten Denizli Devlet Hastanesi Çocuk Psikiyatri Uzmanı Dr. Mehmet Fatih Kınık, okul reddi olan çocuklarda okul saatinin yaklaşmasıyla karın ağrısı, baş ağrısı, mide bulantısı gibi şikayetlerin ortaya çıktığını, ağlama, bağırma, hırçınlık, öfke nöbetleri, hatta kaygı arttıkça kusma görülebileceğini söyledi.

Okul reddinin çocuğun sosyal ve akademik uyumunu, başarısını ciddi şekilde olumsuz etkileyen bir sorun olduğunu söyleyen Kınık, “Çocuklarda okula gitmek istememe sorunu çeşitli nedenlerle ortaya çıkmaktadır. Okul değişikliği, okulda yaşanılan olumsuz durumlar veya okul devamsızlığı nedenleri ile ortaya çıkabiliyor. Bununla birlikte anne ve babanın da kaygılı korkulu oluşu, ebeveynlerin çocuklarını kendileri olmadan bir yere göndermemeleri, yakın bir kişinin kaybı, çocuğun öğrenme zorluğu yaşaması veya zeka sorunlarının olması da nedenler arasındadır. Okul reddi öncesinde çocuklarda okula gitmeye karşı bir direnç ve okulla ilgili yakınmalar başlamaktadır. Ebeveyn ve öğretmenlerin baskısı ve tehdit etmesi ile birlikte de çocuk okulda kalmayı tamamen reddedebilmektedir. Bu sorunu aşmak için okulda her gün yakın ilişki içerisinde oldukları öğretmenleriyle iletişime geçmeli ve onların desteği istenmelidir” dedi.

“TEŞVİK EDİN VE CESARETLENDİRİN”

Okul reddi sorununun tedavisinde öncelikle davranışın nedeninin ortaya çıkarılması gerektiğini belirten Kınık, “Okul reddine neden olan ruhsal rahatsızlıklar arasında ayrılık kaygısı bozukluğu, sosyal kaygı bozukluğu, okul fobisi veya akran zorbalığı olabilir. Kaygıya yönelik ilaç tedavisi ile birlikte bilişsel davranışçı terapi ve destekleyici davranışlar da çocuğun okula dönmesine yardımcı olmaktadır. Okul korkusu hemen ele alınıp, tedavi edilmesi gereken bir sorundur. Okula gitmediği her gün sorunun çözümü zorlaşmaktadır” diye konuştu.

Kınık, okul reddine karşı yapılabilecekleri de şöyle sıraladı:

- Çocukların okula gitmeyip evde geçirdikleri zaman varsa eğlenceli vakit geçirmemeleri sağlanmalıdır.

- Çocuk okula devam etmesi konusunda cesaretlendirilmeli, teşvik edilmeli. Çocuğun katkıları övülmeli ve ödüllendirilmeli. Gerektiğinde çocuğun okulda kalma süresi giderek arttırılacak şekilde planlanmalı.

- Çocuğun kaygısı, normal karşılanmalı, öfke ile karşılık verilmemelidir. Okula başlatmadan önce gidecekleri okul, sınıf ve çocuğun öğretmenleri ile ilgili bilgi verilmeli, gerekirse öncesinde çocuklar okula götürülerek öğretmenleri ile tanıştırılmalıdır. Sözcü

Fark yaratan öğretmeni olanlar bu projeye davetli!

Öğretmen Akademisi Vakfı, #farkyaratanöğretmen başlıklı bir kampanya başlattı. Ünlüler de 'Fark Yaratan Öğretmenlerini' anlatarak kampanyaya destek veriyor.

“Herkesin hayatta kendisine değer katmış bir öğretmeni vardır” düşüncesiyle yola çıkan Öğretmen Akademisi Vakfı (ÖRAV), 24 Kasım Öğretmenler Günü kapsamında anlamlı bir projeye imza atıyor. Öğretmenlerin kişisel ve mesleki gelişimlerine destek veren Öğretmen Akademisi Vakfı, #farkyaratanöğretmen başlıklı bir kampanya başlattı.

Kampanyaya Arda Türkmen, Sinan Güler, Sunay Akın, Haldun Dormen gibi ünlüler de destek veriyor. “Fark Yaratan Öğretmen” isimli proje kapsamında katılımcılar Vakfın sosyal medya hesapları üzerinden hayatları boyunca sevgi, saygı ve minnettarlıkla hatırladıkları öğretmenlerini anlatıyor. Öğretmen Akademisi Vakfı, kendi hayatında “fark yaratan öğretmeni” olan herkesi projeye davet ediyor.

Katılımcılar, Kasım ayı boyunca farkyaratanogretmen.com sayfasını ziyaret ederek en değer verdiği öğretmeniyle ilgili anısını yazı, video ya da fotoğrafla paylaşabiliyor. Projeye katılımcılar, farkyaratanogretmen.com sayfasının yanı sıra #farkyaratanöğretmen etiketiyle de sosyal medya hesaplarından diledikleri formatta paylaşımda bulunabiliyor.
Kampanya bitiminde ise katılımcılar arasından jürinin oylarıyla seçilen bir hikayenin sahibi, Öğretmen Akademisi Vakfı tarafından 28 Kasım Cumartesi günü düzenlenecek Eğitim Şenliği’nin konuğu olma fırsatı yakalıyor.

ÜNLÜLER DE FARK YARATAN ÖĞRETMENLERİNİ ANLATTI

Sosyal medya üzerinden başlatılan kampanyaya ünlüler de destek veriyor. Ünlü şef Arda Türkmen’in lisedeki tarih öğretmenini anlatmasının ardından milli basketbolcumuz Sinan Güler de ilkokul öğretmeni ile lisedeki İngilizce öğretmeniyle anılarını aktardı. Kampanyaya ayrıca duayen tiyatro ustası Haldun Dormen ve şair-yazar Sunay Akın da destek videosu çekerek katıldı.

İhtiyaç Haritası üniversitelilerle buluştu!

İhtiyaç sahiplerini gönüllülerle buluşturan "İhtiyaç Haritası" projesinin kurucu üyelerinden Mert Fırat, üniversitelilere projeyi anlattı.

Farklı konulardaki ihtiyaçların ihtiyaç sahipleri ile ihtiyacı karşılamak isteyen kişiler ve kurumların buluştuğu online bir platform olan “İhtiyaç Haritası” Yaşar Üniversitesinde konuşuldu.

Türkiye’nin 81 ilinden ihtiyaç sahipleriyle destek vermek isteyenleri buluşturan “İhtiyaç Haritası” platformunun kurucu üyelerinden ünlü oyuncu Mert Fırat projeyi anlatmak üzere Yaşar Üniversitesi öğrencileriyle bir araya geldi.

Yaklaşık bir ayda ülkenin dört bir yanından 10 binin üzerinde gönüllü sayısına ulaşan platformun insanlardaki sosyal sorumluluk ve kent kültürü bilincinin yaygınlaşması amacıyla kurulduğunu anlatan Mert Fırat, gençleri de bu bilince dahil olmaya davet etti.

VAN DEPREMİ HEPİMİZE DERS OLDU

www.ihtiyacharitasi.org sitesi üzerinden çalışmalarını sürdüren platformunun kurucu üyeleri Mert Fırat, Elif Kalan, Ali Ercan Özgür, Hazal Dut ve Güler Altınsoy Yaşar Üniversitesi’ne konuk oldu. Türkiye’de şehirlerin hatta mahallelerin ihtiyaçlarını belirlemek, bu ihtiyaçları harita tabanlı web sitesi üzerinden toplamak ve bu ihtiyaçların kişiler, kurum veya kuruluşlar tarafından karşılanmasını sağlamak amacıyla kurulan platformun kriz anlarında da vatandaşın yanında olabileceğini belirten ünlü Oyuncu ve Senarist Mert Fırat, Van depremi örneğini gösterdi. Yardımların ancak doğru koordinasyonlarla amacına ulaşabileceğini anlatan Fırat, “Van depremi yaşandığında bölgeye binlerce kişinin gıda ve giyecek yardımı gitti. Ancak durum iyi yönetilmediği için yardımlar lojistik olarak doğru yerlere ulaştırılamadı. Doğru yönlendirme olsaydı ve mahalle mahalle ihtiyaçlar bilinebilseydi özellikle bazı gıda yardımları da heba olmayacaktı. Dolayısıyla İhtiyaç Haritası platformunun bir diğer amacı da kriz anlarında yardımların doğru yerlere ve kişilere ulaştırılmasını sağlamak” dedi.

STK’LERE DE DESTEK

13 yaşından bu yana sosyal sorumluluk projeleri içinde yer aldığını anlatan Mert Fırat, gençleri de bu bilince dahil olmaya davet etti. Sivil toplum kuruluşlarına da destekçi sağlamayı amaçladıklarını belirten ünlü oyuncu bu sayede AKUT, TEGV gibi yardım derneklerine de katkı verdiklerini söyledi. Fırat, “Platformumuz maddi yardım veya burs yardımı kabul etmiyor. Ancak bir referans noktası haline gelerek bize gelen bu maddi yardımları çeşitli derneklere yönlendirmeyi hedefledik.” bilgisini verdi.

DÖRT KİŞİYLE YOLA ÇIKTIK, BİNLERCE KİŞİYE ULAŞTIK

Dört kişilik bir ekiple yola çıkarak bir ay gibi kısa bir sürede 10 bin kişiye aşkın gönüllüye ulaştıklarını, bu süre içinde 3 bin 500 ihtiyaç talebi girildiğini ve bunların yaklaşık 2 bin 500’ünün karşılandığını belirten Elif Kalan ise ne gibi ihtiyaçları karşıladıklarını anlattı. Kalan, “İhtiyaç Haritasının yapılan yardımları ve istenilen talepleri aynı anda koordineli bir şekilde gösterme özelliği var. İnsanlar önce kendi mahallelerinden başlayarak Türkiye’nin nerelerinde ihtiyaç sahibi insan var bunları kolayca görebilecek. Böylece yardımlarını istedikleri an gönderebilecekler. Çalıştığınız okulun eğitim materyali, teknolojik altyapı ihtiyaçları, çeşitli kitaplar, engelli bireyler yönelik akülü sandalye, engelli rampası gibi ihtiyaçlar, sokak hayvanlarına yönelik mama veya veteriner desteği, giyim eşyası, müzik aletlerinin temin edilmesinin yanı sıra çeşitli projelerde gönüllü ihtiyacının giderilmesi için yardım talebinde bulunabilir veya bağışta bulunabilirsiniz.” diye konuştu.

12 Kasım 2015 Perşembe

2015 ALES sınav giriş belgeleri internette!

ÖSYM, 2015-ALES Sınava Giriş Belgelerini erişime açtı. Adaylar giriş belgelerine ÖSYM’nin internet adresinden ulaşabilecek.

ÖSYM, 2015 ALES sonbahar dönemi sınavı için başvuran adayların, sınava girecekleri bina/salonlara atanma işlemlerinin tamamlandığını duyurdu.

SINAV 22 KASIM’DA!
Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı (Sonbahar Dönemi) 22 Kasım 2015 tarihinde yapılacak. Adaylar, sınava girecekleri yer bilgisini gösteren Sınava Giriş Belgelerini T.C. Kimlik Numaraları ve aday şifreleri ile 12 Kasım 2015 tarihinde saat 14.00’ten itibaren ÖSYM’nin https://ais.osym.gov.tr internet adresinden ulaşabilecek.

ÖSYM’den yapılan duyuruya göre;

Belgenin üzerinde adayın sınava gireceği merkez, bina, salon bilgileri ile adayın fotoğrafı bulunacaktır. Belge üzerinde adayın fotoğrafı bulunması zorunludur. Adaylar, bu belgelerinin yazıcıdan dökümünü edinirken belge üzerinde fotoğraf olmasına özen göstermelidirler. Adaylar internetten edinecekleri bu belgelerinin renkli ya da siyah-beyaz çıktılarını sınav günü yanlarında bulundurmak zorundadır. Belgenin ön ve arka yüzünde ÖSYM’nin belirlediği bilgiler dışında herhangi bir yazı, resim, işaret vb. bulunmamalıdır. Sınava Giriş Belgesi’ni (fotoğraf görünür bir şekilde) yanında bulundurmayan adaylar sınava alınmayacaktır. Kimlik ve güvenlik kontrolleri ile salona giriş işlemlerinin zamanında yapılabilmesi için, adayların sınava girecekleri binanın kapısında sınavın başlama saatinden en az 1 saat önce hazır bulunmaları zorunludur. Adaylara Sınava Giriş Belgesi gönderilmeyecek.

10 Kasım 2015 Salı

TEOG’a 2 hafta kaldı

MEB’in düzenlenen, TEOG sistemi kapsamında 1 milyon 174 bin 427 8'inci sınıf öğrencisinin katılacağı 1’inci dönem merkezi ortak sınavlar 25-26 Kasım'da yapılacak.


Bakanlığın sınav takvimine göre, 1’inci dönem ortak sınavlar 25 ve 26 Kasım 2015, mazeret sınavları 12 ve 13 Aralık 2015'te yapılacak. 2’inci dönem ortak sınavlar ise 27 ve 28 Nisan 2016, mazeret sınavları da 14 ve 15 Mayıs 2016'da gerçekleştirilecek.

Bu yılki merkezi ortak sınavlar, toplam 1 milyon 174 bin 427 sekizinci sınıf öğrencisinin katılımıyla 16 bin 259 okulda gerçekleştirilecek. Sınavlarda, 182 bin 850 öğretmen görev yapacak.

Merkezi ortak sınavlar için 83 öğretmen tarafından 4 bin 500 soru yazıldı. Sorular, 25 öğretmen ve 22 akademisyen tarafından incelendi. 2 bin 991 soru havuza alındı.

Bu yılki kılavuza göre, öğrenciler birinci gün oturumda, Türkçe, matematik, din kültürü ve ahlak bilgisi, ikinci gün oturumunda fen ve teknoloji, T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük, yabancı dil dersleri yazılılarına girecek. Ortak sınavlar saat 09.00, 10.10, 11.20'de başlayacak ve aynı anda yapılacak. Öğrencilere her yazılıda 20 soru için 40 dakika cevaplama süresi verilecek. Değerlendirmede yanlış cevap sayısı doğru cevap sayısını etkilemeyecek. Ortak sınavlarda A, B, C ve D kitapçığı olmak üzere dört çeşit kitapçık verilecek.

Musevilerin ardından Ermeni okullarına da din soruları yöneltilecek

MEB, geçen yıl Türkiye'deki tüm azınlık okullarına bir yazı göndererek öğrencilerinin merkezi ortak sınavlardaki din kültürü ve ahlak bilgisi dersinden muafiyetlerinin kaldırılmasını isteyip istemediklerini sormuştu.

Bakanlığının bu yazısına karşılık Özel Ulus Musevi 1. Karma Ortaokulunun talebi üzerine geçen yıl yapılan merkezi ortak sınavlarda, yalnızca Özel Ulus Musevi 1. Karma Ortaokulu öğrencilerinin yanıtlayacağı 20 din kültürü ve ahlak bilgisi sorusu sorulmuştu. Rum Okulları ise kendi talepleri üzerine merkezi ortak sınavda din dersinden bu yıl da muaf tutulacak.

Ermeni okullarında okuyan öğrenciler ise kendi din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinden bu yıl ilk kez merkezi ortak sınavlara girecekler. Bu dersten Ermeni okullarında öğrenim gören yaklaşık 220 8’inci sınıf öğrencisi sınava alınacak.

Sınav ve soru hazırlık çalışmalarında Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından kabul edilmiş ders programı ve içerdiği kazanımlar esas alındı. Soruların hazırlanması sürecinde Ermeni okullarında görevli öğretmenlerden danışmanlık hizmeti alındı. Ermeni okullarındaki öğrencilerin cevaplayacağı 20 din kültürü ve ahlak bilgisi sorusunun Milli Eğitim Bakanlığının soru hazırlama komisyonu tarafından hazırlandığı bildirildi.

6 Kasım 2015 Cuma

Sıradan bir sınıftan harikalar yaratan öğretmen

Atatürk'ün "Ulusları kurtaracak olan yalnız ve ancak öğretmenlerdir" sözünün hakkını veren bir öğretmen: Ahmet Naç. Esenler Mehmet Akif Ersoy İlkokulu'nda öğretmenlik yapan Ahmet Naç, baştan yarattığı sınıfını Facebook sayfasından paylaştı, binlerce paylaşım ve beğeni aldı.

"Gördüklerinizden hiç biri süs değil. Hepsi bir amaca hizmet ediyor" sözleriyle sınıfının eski ve yeni halini paylaşan Ahmet öğretmenin eğitim aşkı ve emeği sosyal medyada büyük ilgi gördü. Ahmet öğretmen sınıfını düzenlemek için bilimsel araştırmaları ve makaleleri inceleyerek işe koyulduğunu söylüyor. Manchester Salford Üniversitesi'nin 3 yıl süren bir araştırmasını dikkate almış.
Sınıfın henüz tamamlanmadığını da belirten Ahmet öğretmen sözlerine şöyle devam ediyor: "Benim oluşturduğum tasarımı, öğrenciler çalışmalarıyla tamamlayacak. Dediğim gibi gördükleriniz içerisinde süs olsun diye yapılan bir şey yok. Çok emek var ama buna değiyor. Şu anki halinden çok daha iyi bir sınıf halini alacak. Çünkü sınıf benim değil onların. Sözü onlara bırakır ve onlara güvenirseniz neler yapabileceklerine inanamazsınız"
Ahmet Naç, yeni sınıfının ilk hallerini ise aşağıdaki fotoğrafları yayınlayarak, paylaştı. Öğretmen dolaplarına kilitli sınıf kitaplıklarından öğrencileri kurtarmanın gerektiğini vurgulayan Ahmet öğretmen, öğrencilerine okuma yazmayı sevdirmek için ağaç şeklinde bir pano hazırladı ve yazısında bu vurguyu yaptı: "Panoya bugün ses ve kelimelerini asarlar yarın şiirlerini güzel sözlerini.Ya da temayı kendileri belirleyebilirler. O şimdilik kuru bir ağaç. Öğrencilerim yeşertecek. Artık onların ağacı"

Ahmet öğretmen yazısına şöyle devam etti: "Okumayı yazmayı öğretmek temel amaç olmasın. Çevrenize bakın. Ahlaklı ahlaksız iyi kötü başarılı başarısız herkes okuma ve yazma biliyor. O zaman farkı yaratan başka bir şey. Bırakın güzel yazmasın. Benim yazım berbattır ancak öğrenci kapasitesinin sınırlarını zorlasın diye karakterine ve ses tonuna uygun şiir yazan bir öğretmenim. Varsın yazısı çirkin gözüken öğretmen olayım.
Okumayı öğretmeyelim okumayı sevdirelim. Matematiği öğretmeyelim matematiği sevdirelim. Şarkı öğretmeyelim, sevdiği şarkıları söylemeleri için ortam sağlayalım. Resim yaptırmak onların eğlencesi için olmasın, resmin değerini gösterelim. 3 boyutlu hamurdan, tahtadan yaptıklarını çantalarına atmasınlar. Değerini anlasınlar yaratıclıklarını zorlasınlar. Vazgeçmesinler. Ağlayınca teselli edip o anı kurtarmayın. Ona mutsuzluktan çıkacak yolu gösterin, konuşturun. Onlar adına karar vermeyelim artık. Hayatlarıyla ilgili kararları onlar versin.Yanlış da olsa sınıf onların, kıyafet onların, yaptıkları sıra onların. Çantasını onun yerine taşımayın. Kitabını kendi alsın. Yanlışlarını fark etsin. Siz düzeltmeyin onlara düzeltmesi için fırsat verin.
Eğer öğretmeni ve aileleri onlar adına birşeyler yapmaya karar vermeye devam ederse ileride onların bir şey yapmamalarına üzülmeyin. Bunu ona siz öğretiyorsunuz çünkü.

Öğrenciye susun derseniz susmak için sizin sus demenizi bekler. Sınıfı temizle derseniz sizin temizle demenizi bekler. Dersine çalış derseniz sizin çalış demenize bağlı olur. Dersi tekrar ederseniz anlamak için tekrara ihtiyaç duyar. Problemlerini çözerseniz her zaman siz çözmek zorunda kalırsınız.
Ortaokula geçince bunlar yok olunca kontrolünüzden çıkınca bir bakmışsınız sudan çıkmış balıktan farkları kalmaz.

Başarılı ve mutlu olmaları için birey olmaları gerekiyor. Sorumluluk sahibi gelişim görevlerini yerine getirmiş yeterli donanıma sahip,yeteneklerini geliştirmiş olması gerekiyor. Ailesine ve öğretmenine bağımlı çocuk birey olamaz, mutlu da olamaz. İlkokul bitene kadar herşey iyi gidiyor sanarsınız.Kontrol siz de çünkü. Asıl film ergenliğe girince başlayacak.

Öğretmenler ve aileler çocuklara iyilik yapayım derken aslında en büyük kötülüğü yapıyor olabilir" (Hürriyet)

4 Kasım 2015 Çarşamba

Üstünlerin eğitimine özel uluslararası konferans İAÜ’de!

İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ), 28 Kasım-29 Kasım tarihlerinde üstünlerin eğitimine özel uluslararası bir konferansa ev sahipliği yapacak.

İstanbul Aydın Üniversitesi Çocuk Üniversitesi, Eğitim Fakültesi ve AKEV (Anadolu Kültür ve Eğitim Vakfı) işbirliğinde, 28 Kasım-29 Kasım tarihlerinde, İstanbul Aydın Üniversitesi Florya yerleşkesinde ‘’Uluslararası Üstün/ Özel Yetenekliler Eğitimi Konferansı’’ düzenlenecek.

Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün de destek vereceği konferansta uluslararası alanda isim yapmış akademisyenler de konuşma yapacak.

NEDEN ÜSTÜN ZEKALI ÇOCUKLAR EĞİTİMİ?

Üstün zekalı çocuklar, özel eğitim alanının belkide en fazla göz ardı edilen ve eğitim olanaklarından yeterince yararlanamayan grubu….Üstün zekalı olduğu farkedilmeyen bir öğrenci, başta okul içinde “uyumsuz” damgası yiyor ve eğitim hayatı olumsuz etkilenebiliyor. Aslında onlar sadece kendi ülkelerinin değil, tüm dünyanın hazineleri… Dünyamızı değiştiren, hayatımızı kolaylaştıran tüm gelişmeler bilimin dehaları sayesinde gerçekleşiyor. Önemli olan; bilime, teknolojiye, sanata katkı yapabilecek bu dahi beyinlerin olabildiğince erken yaşta tespit edilmeleri ve doğru yönlendirilmeleri…

Üstün zekâlı çocuklara uygun eğitim verilmezse, hızlandırma, gruplama, zenginleştirme ve farklılaştırma gibi öğretimsel müdahaleler alınmazsa üstün zekâlı çocukların gerekli becerileri kazanamadıkları gibi; benlik saygılarının da zayıfladığını ifade eden İstanbul Aydın Üniversitesi Üstün Zekalılar Öğretmenliği Bölümü Başkanı ve Çocuk Üniversitesi Müd. Yrd.Doç.Dr. Ayşin Kaplan Sayı 1991’de Amerika’da okulu bırakan üstün yetenekli öğrenci oranının %18-25 arasında iken bu oranın ileriki dönemlerde %12.1’düştüğünü, bu durumun üstün zekalılar programları ve bu programlarda çalışan üstün zekalı çocuklar konusunda eğitim almış öğretmenler sayesinde gerçekleştiğine dikkat çekiyor.

Konferansın Üstün/Özel yetenekli Çocukların Eğitimi hakkında daha fazla farkındalık uyandırmak ve paydaşların bir araya gelip, uygulanabilir ve sıradışı fikirler üretmelerini sağlamak olduğunu belirten Yrd.Doç.Dr. Ayşin Kaplan Sayı; alana ilgisi olan akademisyen, öğrenciler ve ailelerin konferansa katılımının önemli olduğunun altını çiziyor.

ALANDA UZMAN YERLİ, YABANCI İSİMLER BU KONFERANSTA!

Konferansın uluslararası konukları da olacak. Alanda ailelere yönelik olarak çalışan, Dünya Üstün Zekâlılar Konseyi Yönetim Kurulu Üyesi ve Güney Afrika Üstün Zekalılar ve Yetenekliler Eğitimi Konseyi Başkanı‘’Help My Child is Gifted ‘’ gibi aile eğitimi alanında ders kitabı olarak okutulan kitapların yazarı, eğitimci psikolog Prof. Dr. Shirley Kokot; Almanya Erlangen-Nurnberg Üniversitesinde Eğitim Psikolojisi ve Mükemmelliğin Araştırılması kürsüsü başkanı olan ve üstünlüğün Aktiotop Modeli’dir ve 7 Adımlı Öz Düzenleyici Öğrenme Teorisini ortaya koyan Prof. Dr. Albert Ziegler; 2009’dan bu yana Kore Eğitim Geliştirme Enstitüsünde; Ulusal Üstün Zekâlı ve Yetenekliler Eğitim ve Araştırma Enstitüsü Direktörlüğünü yürüten ve STEAM alanında çalışan Yewon Suh konferansına uluslararası konuşmacı olarak katılacak.

Türkiye’den ise alana öncülük etmiş isimler olan Türkiye’deki ilk Üstün Zekâlılar Öğretmenliği Bölümünü, ilk üstün zekâlılar okulunu ve üstün zekâlılar alanındaki ilk yüksek lisans ve doktora bölümlerini açan Maltepe Üniversitesinden Prof. Dr. Ümit Davaslıgil; Eskişehir Anadolu Üniversitesi ÜYEP programları yürütücüsü ve Türk Üstün Zekâ Dergisi Editörü Prof. Dr. Uğur Sak, İstanbul Üniversitesi Üstünler Matematik Eğitimi alanında çalışan Yrd.Doç.Dr. Melodi Özyaprak, Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Daire Başkanı Oktay Kılıç ve İstanbul İl Milli Eğitim Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Koordinatörü Dr. Nüket Afat konuşacaktır. Ev sahibi İstanbul Aydın Üniversitesinden ise Üstün Zekalılar Öğretmenliği Bölümü Başkanı ve Çocuk Üniversitesi Müd. Yrd.Doç.Dr. Ayşin Kaplan Sayı, Üstün Zekalılar Öğretmenliği Öğretim üyesi Yrd.Doç.Dr. Sevinç Tunalı, Özel Eğitim Bölümü Öğretim Üyesi Hatice Tanık ve İl Milli Eğitimde uygulamalı çalışmalar yürüten İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Öğrt. Gör. Hilmi Eren de farklı konularla konuşma yapacaklar.

İki gün sürecek olan konferanslarda 2.gün altı farklı alanlarda uygulamalı workshoplarda yürütülecek. Konferansla ilgili detaylı bilgiye http://conferenceofgifted2015.aydin.edu.tr/ adresinden ulaşabilirsiniz.

2015 e-YDS’ye başvurular yarın başlıyor!

2015 yılında yapılacak e-YDS’lerin sınav ve başvuru tarihleri ÖSYM’nin internet adresinden yayımlandı.

ÖSYM, 2014 yılında bilgisayar üzerinde (elektronik sınav) yapılmaya başlanan Elektronik Yabancı Dil Sınavlarının (e-YDS), 2015 yılında da devam edeceğini duyurdu.

ÖSYM’den yapılan açıklamaya göre; e-YDS’nin 2015 yılı için yeni uygulaması İngilizce alanında, 21 Kasım 2015 tarihinde Ankara, İstanbul ve İzmir’deki e-sınav uygulama binalarında yapılacak. Sınava başvurular, 5-9 Kasım 2015 tarihleri arasında olacak. Sınav, saat 14.00’te başlayacak ve 2,5 saat (150 dakika) sürecek.

SINAV ÜCRETİ 130 TL!

Sınava katılmak isteyen adaylar sınav ücreti olan 130 TL’yi, sınava başvuru tarihleri içinde ÖSYM’nin internet sayfasında yer alan “ÖDEMELER” alanından kredi/banka kartı ile yatıracaklar. Sınav ücreti ödeme işlemi, sınava başvuru tarihinin ilk gününde saat 14.00’te başlayacak, kontenjan dolduğunda sona erecek. Kontenjan dolmadığı takdirde sınava başvuru tarihinin son gününde saat 17.00’de sona erecek. Sınava katılmak için sınav ücretini ödeyen adaylardan Merkezin kayıtlarında geçerli fotoğrafı olmayanlar, fotoğraf güncelleme işlemlerini başvuru tarihleri içinde ÖSYM Sınav Koordinatörlüklerinden, resmi iş gününde ve resmi iş saatlerinde yapacaklar. Merkezin kayıtlarında geçerli fotoğrafı olmayan adaylara Sınava Giriş Belgesi düzenlenmeyecek.

Açıklamada kontenjanlara yönelik şu ifadelere yer verildi:

Sınava alınacak aday sayısı, e-YDS sınav binalarının aday kapasitesi ile sınırlı olacağından (Bu sınavda kontenjan, Ankara’da 204, İstanbul’da 147, İzmir’de 80 olacaktır.) sınav ücretini ilk ödeyen adayların kontenjana dâhil edilmiş olacaktır. kontenjan dolduğu takdirde adayların sınav ücretini yatırması sistem tarafından engellenecek, ödeme kabul edilmeyecek ve e-YDS için sınav ücreti ödeme süresi sonlandırılacaktır.

2015 Elektronik Yabancı Dil Sınavı (2015 e-YDS) Kılavuzu için  TIKLAYIN!
Kılavuz dağıtımı ve satışı yapılmayacağını da belirten ÖSYM, sınava başvuracak adayların 2015 Elektronik Yabancı Dil Sınavı (2015 e-YDS) Kılavuzunu dikkatle incelemeleri gerektiğini belirtti. Kılavuzda; sınav ücretinin ödenmesi, başvuru, sınav, değerlendirme, sınav sonuçlarının kurumlarca kullanımı ile ilgili ayrıntılı bilgiler yer alıyor.

Deneme e-Sınav Uygulaması için  TIKLAYIN!
e-YDS, elektronik ortamda yapılacağından, adayların sınavda uygulanacak ara yüzleri sınav öncesinde tanıması ve sisteme aşinalık kazanması amacı ile bir deneme e-sınavı hazırlandığını belirten ÖSYM açıklamasında, bu sınavlara katılacak adayların sınavdan önce deneme sınavından yararlanmalarının önemli olduğu da vurgulandı.

3 Kasım 2015 Salı

ÖSYM sınav sonuçları artık ‘cep’te

ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ömer Demir, ‘ÖSYM Mobil’ uygulaması ile adayların sınav sonuçlarına mobil cihazlardan kolaylıkla ulaşabileceklerini bildirdi.


Ömer Demir, yaptığı açıklamada, Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) olarak her türlü teknolojik gelişmenin sınav uygulamalarına başarılı bir şekilde entegre edilmesinin en yeni örneklerinden biri olan ‘2016 ÖSYM Sonuç Açıklama Takvimi’ni açıkladıklarını hatırlattı.
ÖSYM Başkanlığı olarak dijital bir yeniliğe daha imza atarak, ‘ÖSYM Mobil’ adlı uygulamayı Android Market ve App Store'da hazırladıklarını belirten Demir, yeni uygulamayla adayların sınav sonuçlarına mobil cihazlarından kolaylıkla ulaşabileceklerini söyledi.
Ömer Demir, yeni uygulamayla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:
"Mobil uygulamalar artık günümüzün önemli parçalarından biri haline geldi. Akıllı telefonların yoğun bir biçimde kullanılmasıyla, cep telefonu özellikle yeni nesil adaylar için vazgeçilmez bir aksesuar oldu. Neredeyse tüm genç adaylar telefonlarını, 24 saat açık tutuyor ve gittikleri hiçbir yerde yanlarından ayırmıyorlar. Bunu takiben, gençlerin mobil uygulamalara olan talepleri de giderek artıyor. Bu itibarla, adaylarımızın ilk aşamada sınavlarına cep telefonlarından kolaylıkla erişebilmelerine imkan sağlayabilme yönünde ÖSYM Mobil uygulamasını geliştirdik."
Başkan Demir, ‘ÖSYM Mobil’ uygulaması ile adaylara ilk etapta ‘Mobil Sınav Sonuçları’ hizmeti vereceklerini ancak zaman içerisinde uygulamaya diğer hizmetlerin de dahil edileceğini belirterek, "Uygulama, kullanım yönünden son derece basittir ve temel faydayı kolaylıkla sunabiliyor. Mobil uygulama ile adaylarımız programı indirip bir kez güncelleme yaptıktan sonra, sonuçlar otomatik olarak cihazlarına bildirim olarak gelecek" bilgisini verdi.
Sistem nasıl işleyecek?

Üç ekrandan oluşan uygulamada, adaylar, TC kimlik, YU numarası (KKTC Uyruklu, Yabancı Uyruklu veya Uyruksuz aday numaraları) ve Aday İşlemleri Sistemi'nde (AİS) tanımlı şifreleri ile sisteme giriş yapabilecekler.
Sisteme giriş yapıldıktan sonra, ‘sınav liste’ ekranında, AİS'te sonuç bilgisi bulunan adaya ait tüm sınavlar, sonuç açıklama tarihine bakılarak listelenecek.
Adaylar aynı zamanda ‘sınav liste’ ekranından güncelleme butonunu kullanarak AİS'ten sınav listesini güncelleyebilecek. Sınav sonuç ekranından da adaylar sınav sonuç bilgilerine ulaşabilecek.
Sonucu açıklanan yeni bir sınav olduğu takdirde, adayların sınav sonuçları, ‘ÖSYM Mobil’ uygulamasını kurdukları ve sisteme giriş yaptıkları tüm cihazlara otomatik bildirim olarak yollanacak. Bu bildirim ile aday, ilgili sınav ve yerleştirme sonucunu görüntüleyebilecek.
Uygulamanın ilk versiyonu ‘Mobil Sonuç’ uygulaması olacak, sonraki versiyonlarda ise ‘Duyurular’ ve ‘Bilgi Güncellemesi’ imkanı sağlanacak. İlk uygulama başlatıldığında adaylar, sistemde var olan sınav sonuçlarını toplu olarak görebilecekler ve ilk gelen sınav ve yerleştirme sonuçlarını bu uygulamadan alabilecekler.

2 Kasım 2015 Pazartesi

Kitaplar, Araştırma Görevlisi Erçiftçi’nin sesiyle konuşuyor!

Kitaplar, İzmir Ekonomi Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü Araştırma Görevlisi Aytunç Erçiftçi’nin sesiyle görme engellilerin hayal dünyasını aralıyor. Erçiftçi, seslendirdiği kitapları Boğaziçi Üniversitesi’nin Görme Engelliler Teknoloji Laboratuvarı olan GETEM’e bağışlayacak.


Lisans eğitimi sırasında görme engellilere destek olmak amacıyla sesli kitap oluşturma projesinde yer alan Erçifçi, akademisyen olarak sürdürdüğü kariyerinde bireysel olarak kitap seslendirmelerine devam ediyor. Mehmed Uzun’un Yaşlı Rind’in Ölümü, Arthur Schopenhauer’in Bilmek ve İstemek, George Bataille’ın Göğün Mavisi kitaplarını seslendiren Erçiftçi, “Seslendirilen kitap çeşitliliği ne kadar artarsa o kadar faydalı olur” dedi.

Ege Üniversitesi’nin 2013 yılında Konuşan Kitaplar projesinde yer alan Erçitfçi, 2 yıl içerisinde 10 kitap seslendirildiğini ve bunların Milli Kütüphane’ye bağışlandığını belirterek “Bireysel olarak çalışmalara devam ediyorum. Projenin tamamlanmasının ardından görme engelli İlkay Erden beni bireysel çalışma yapmam için cesaretlendirdi. Son olarak George Bataille’ın Göğün Mavisi kitabının seslendirmesini bitirdim, şu an düzenleme aşamasında. Sonrasında Halikarnas Balıkçısı’nın Merhaba Anadolu kitabını seslendirmeyi amaçlıyorum” diye konuştu.

‘ELİNİZDEN GELENİ YAPIN ’

Seslendirdiği kitapları Boğaziçi Üniversitesi’nin Görme Engelliler Teknoloji Laboratuvarı olan GETEM’e bağışlayacağını aktaran Erçiftçi, yılda 10 kitap seslendirmeyi hedeflediğini kaydetti. Görme engelliler için kitap okumak isteyen kişilerin görme engelliler merkezlerinden veya GETEM’in internet sitesinden detaylı bilgi alabileceğini ifade eden Erçiftçi, şunları söyledi:

“Her türden kitabın okunabileceğini düşünüyorum. Bir kişinin görme engelli olması onun farklı zevkleri olabileceği ve farklı türden kitaplara ulaşmak isteyeceği gerçeğini değiştirmiyor. Kitap seslendirirken aklımdan ‘değerli, işe yarar bir şey yapıyorum’ düşüncesi geçiyor. Sevdiğim bir işi yapıyorum, kitaplar da hayal gücümüzü geliştiriyor. Ben de katkıda bulunarak çok mutlu oluyorum. Eğer 100 kişi gönüllü olup, zamanından ayırıp yılda 10 kitap seslendirse bu 1000 kitap olur. ‘Bir kitap okusam ne faydası olur’ diye düşünülmemeli. Herkes elinden geleni yapmalı.” Sözcü

Boğaziçi’nden Organik Elektronik alanında önemli buluş!

Boğaziçi Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü akademisyenlerinden Doç. Dr. Şenol Mutlu ve ekibi, su ile bütünleşik elektronik devre üretti.

Bilimin ışığıyla aydınlanan üniversitelerimizden güzel haberler gelmeye devam ediyor. Organik Elektronik alanında önemli bir buluş, Boğaziçi Üniversitesi laboratuvarlarında gerçekleşti. Boğaziçi Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü akademisyenlerinden Doç. Dr. Şenol Mutlu ve ekibi TÜBİTAK destekli ‘’Mikro Akışkanlar ile Elektronik Devre’’ başlıklı proje kapsamında geliştirilen aygıtla, üniversitenin laboratuvarında suyu tranzistörün bir malzemesi olarak kullanarak, su ile bütünleşik elektronik devre üretti.

Normal şartlarda büyük altyapı yatırımları gerektiren elektronik devre üretiminde alternatif bir yöntem geliştirildi. Bu yeni yöntemde standart üretimde pahalı cihazlar ve zorlu yöntemlerle oluşturulmaya çalışılan inorganik filmler yerine su kullanıldı. Mutlu, söz konusu buluşla aynı zamanda çevredeki gaz ve sıvı içindeki moleküllere duyarlı sensörlerin mümkün olabileceğini belirterek yeni teknolojilerin doğru malzeme, doğru teknik ve doğru bilgiyle her yerde üretilebileceği tezinin bu buluş ile kanıtlanmış olduğunu ifade etti.

ALANINDA TÜRKİYE’DE GERÇEKLEŞTİRİLMİŞ İLK BULUŞLARDAN BİRİ

Mikro Akışkanlar ile Elektronik Devre projesi, dünyada son yıllarda önemli araştırma alanlarından biri haline gelen Organik Elektronik alanında Türkiye’de gerçekleştirilmiş ilk buluşlardan biri olma özelliğini taşıyor.

Doç. Dr. Mutlu , suyu tranzistörün bir parçası olarak kullandıkları yeni buluşlarının, organik elektroniğin yanı sıra kendi uzmanlık alanı olan mikro akışkan sistemler ve yarı-iletken aygıtlar alanları ile kimyanın bir araya gelmesiyle mümkün olan disiplinlerarası bir araştırmanın ürünü olduğunu aktardı. Hali hazırda temel araştırma aşamasında olan projenin uygulama safhasına geçtiğinde özellikle çip-üstü-laboratuvar ile uyumlu kimyasal ve biyolojik sensörler olarak kullanılması hedefleniyor.

2005 yılından beri araştırmalarına Boğaziçi Üniversitesi’nde devam eden Doç. Dr. Mutlu geliştirdikleri bu yöntemle birlikte büyük yatırım maliyetlerine gerek olmadan daha kolay yöntemler ile kullan-at türünde biyo veya kimyasal sensörlerin üretiminin mümkün olacağını belirtti.

ŞENOL MUTLU KİMDİR?

1995 yılında Atatürk Fen Lisesi’nden mezun olan Şenol Mutlu, lisans eğitimini devlet bursu ile 1996-2000 yılları arasında University of Southern California (USC)’da Elektrik Mühendisliği alanında tamamladı. 2002 yılında University of Michigan’da Elektirk Mühendisliği bölümünden, Devre ve Mikrosistemler üzerine master derecesi alan Mutlu aynı üniversitede doktora çalışmalarına devam ederek 2005 yılında Dr unvanını aldı. Master ve doktora eğitimi boyunca University of Michigan’da araştırma görevlisi olarak çalışan Mutlu, 2005 yılından bu yana Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nde öğretim üyesi olarak çalışıyor. Mutlu, çeşitli polimer filmleri kullanarak mikrosistemlerin geliştirilmesi üzerine çalışmalar yapıyor. Sözcü

DGS ek yerleştirme tercih sürecinde son gün!

DGS adayları için ek bir şans olan ve 7 Ekim'de başlayan ek yerleştirme tercih süreci bugün sona eriyor.

2015 Dikey Geçiş Sınavı (DGS) Ek Yerleştirme Tercih İşlemlerinde sona gelindi. 27 Ekim’de ÖSYM’nin https://ais.osym.gov.tr internet adresinden alınmaya başlanan 2015-DGS Ek Yerleştirme tercih işlemleri bugün sona eriyor.
Ek Yerleştirme için ayrıca bir kılavuz hazırlanmayacağı için adayların, ÖSYM’nin internet sitesinde yer alan 2015-DGS Ek Yerleştirme ile ilgili tabloları dikkatle inceleyip tercihlerini yapmaları gerekiyor. Tercihlerinde değişiklik yapmak isteyen adaylar tercih süresi içinde tercihlerini değiştirebilecek. Yerleştirme sonuçları ÖSYM’nin internet sayfasında yayımlanacak, adaylara yerleştirme sonuç belgesi gönderilmeyecek. 
DGS Ek Yerleştirme Tercih Ücreti 15 TL
ÖSYM’den yapılan açıklamaya göre; Adaylardan Ek Yerleştirme tercih ücreti olarak 15 TL alınacak. Ek yerleştirme için tercih yapmak isteyen adaylar tercih ücretini ÖSYM’nin internet sayfasında yer alan “ödemeler” alanından kredi kartı/banka kartı ile 27 Ekim-3 Kasım 2015 tarihleri arasında yatıracaklar. Ücret yatırma işlemi 3 Kasım 2015 tarihinde saat 23.59’da sona erecek. ÖSYM, Banka/ATM’lerden tercih ücretinin yatırılmaması konusunda da uyardı. Adaylar, tercihlerini yaptıktan sonra tercih ücretini yatırarak tercih işlemlerini tamamlayacaklar. Süresi içinde ek yerleştirme tercih ücretini yatırmayan adayların yapmış oldukları tercihler geçersiz sayılacak ve ek yerleştirme işlemine dâhil edilmeyecek.

1 Kasım 2015 Pazar

İEÜ uluslararası online ders ile dünyaya açıldı!

Dijital sistemin gelişmesiyle öğrenciler başka ülkelerdeki üniversitelerle aynı anda ortak ders alabiliyor. İEÜ de online ders ile dünyaya açıldı.

Eğitim dili İngilizce İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) yaptığı yatırımlarla Türkiye’nin uluslararası üniversiteler sınıfına giren eğitim kurumlarından biri oldu.
İEÜ Rektörü Prof. Dr. Oğuz Esen, uluslararasılaşmanın bugün tüm üniversitelerin en önemli stratejik hedeflerinden biri olduğunu belirterek, “Uluslararası deneyimin mezunların istihdam edilebilirliklerini artırdığı, uluslararası deneyimlere sahip öğrenciler arasında işsizlik oranının daha düşük olduğu ve bu öğrencilerin daha girişimci olduğu bilinmektedir. Burada genellikle öğrenci ve öğretim üyesinin ülkeler arası hareketliliği üzerinde yoğunlaşılmaktadır” dedi.
Eğitimci gazetecilere üniversite kampüsünü gezdirerek bilgi veren Prof. Dr. Oğuz Esen, uluslararasılaşmanın en önemli göstergesinin de gelen ve giden öğrenci ve öğretim öğretim üyesi sayıları olduğuna dikkat çekti.
Yükseköğrenimde öğrenci ve öğretim üyesi mobilitesinin geçmişe göre önemli ölçüde artmasına rağmen, tüm öğrencilerin ve öğretim üyelerinin mobilizasyonunun mümkün olamadığını ifade eden Prof. Dr. Oğuz Esen, şunları söyledi:

ÜLKELER ARASI AYNI DERS TASARIMI


“Son yıllarda dijital teknolojilerin öğrenme ortamlarında daha fazla kullanılması ve bu alandaki yeni pedegojilerin ortaya çıkması uluslararasılaşmaya yeni bir boyut getirmiştir: öğretim ve ders programlarının uluslararasılaşması.
Yeni teknolojiler ve öğrenme yönetim sistemleri öğretim programlarındaki online derslerin sayısını artırmış, bu da farklı ülkelerdeki öğretim üyelerinin birlikte tasarladıkları derslerin farklı ülkelerdeki öğrencilere sunulmasını kolaylaştırmıştır. Bu online bir derse farklı ülkelerdeki öğrencilerin kayıtlanmasının ötesinde bir uygulamadır. Öğretim üyeleri dersi birlikte tasarlamakta, farklı üniversitedeki öğrenciler ortak proje, ödev ve sunum yaparak etkileşimli çok kültürlü bir öğrenme ortamı yaratmaktadırlar. Online ve geleneksel yüz yüze öğrenim modellerinin bir karışımı olan dersler öğretim programlarının uluslararası boyutunu artırmaktadır.”

NEW YORK’TAN ONLİNE DERS

Uluslararası iş birliği içerisinde olan bir üniversiteden online olarak bağlantı kurularak hem o üniversiteden bir akademisyen İzmir Ekonomi Üniversitesi öğrencilerine ders aktarabiliyor, hem de İEÜ’den aynı şekilde başka bir ülkedeki üniversitenin öğrencilerine ders verilebiliyor.
Prof. Oğuz dijital sistemle yapılan çalışma konusunda ise şöyle konuştu:
“ Çok sayıda farklı ülkelerdeki sınıfların bu şekilde birbirine bağlanmasıyla bir öğrenme ekosistemi yaratılmış olacaktır. İzmir Ekonomi Üniversitesi tüm öğrenme mekanlarını dijital hale getirerek öğretim programlarının uluslararasılaşmasının altyapısını hazırlamıştır. Bu alandaki işbirliklerini artırmak amacıyla New York’da bulunan “ Uluslararası Online Öğrenme İşbirliği” merkezi tarafından başlatılan bu girişimle Türkiye’den dört üniversite (İzmir Ekonomi, Bilkent, Bilgi ve Anadolu) bu tür girişimlerin ilk örneklerini yaratmışlardır. İzmir Ekonomi Üniversitesinde ‘Mutfak Sanatları ve Yönetimi ’ ile ‘Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümünden’ seçilen derslerde İEÜ ve ABD’deki sınıflar birbirine bağlanmış olacaktır.”

DİJİTALLEŞEN AKILLI KAMPÜS

İzmir Ekonomi Üniversitesi yeni akademik yıla çok önemli bir değişiklikle girdi. Stanford, Berkeley, Duke ve Wisconsin-Madison Üniversiteleri gibi dünyanın önde gelen üniversitelerinin de uyguladığı etkin öğrenmeyi kolaylaştıran, öğrenmeyi ders saatleri ile sınırlamayan, ders malzemelerine erişiminizi kolaylaştıran yeni ve kapsamlı bir sistemi öğrencilerimizin kullanımına sundu. ‘Akıllı Kampüs’ adı verilen bu sistem öğrencilerin İzmir Ekonomi Üniversitesi’ndeki öğrenme deneyimlerini zenginleştirmeyi hedefliyor.
Üniversite kurulduğu ilk yıldan bu yana İngilizce eğitim veriyor. Mezunları birer dünya vatandaşı oldu. Öğrenciler, küresel rekabetin içinde başarıyla yer alıyor. İngilizce eğitimi bir üst seviyeye taşımak üzere girişimlerini sürdürüyor. Yepyeni bir müfredat ve akıllı sınıflarla yeni binasında hazırlık sınıflarında eğitim-öğretim yılına başladı. Öğrenciler, tüm öğrenim hayatları ve kariyerleri boyunca kullanacakları İngilizceyi sanki yurt dışındaymış gibi hazırlanan yeni binada öğreniyor. Sözcü