Milyonlarca öğrencinin merakla beklediği "Sömestr tatili ne zaman?" sorusunun cevabı belli oldu. Sömestr tatili 22 Ocak'ta başlayacak ve 16 gün sürecek.
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, öğrencilerin merakla beklediği ”Sömestr tatili ne zaman?” sorusunun cevabını verdi. Bakan Avcı sömestr tatilinin 22 Ocak Cuma günü başlayacağını ve 8 Şubat Pazartesi günü sona ereceğini açıkladı.
Bir televizyon programına konuk olan Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın açıklamasına göre tatil 16 gün sürecek. Bakan Avcı, uzun zamandan beri konuşulan yarıyıl tatilinin 15 günden 30 güne çıkacağı ve yaz tatilinin iki buçuk aya ineceği iddialarını da yanıtladı. Bakanlık olarak böyle bir çalışmalarının olmadığını söyledi.
İKİNCİ DÖNEM 8 ŞUBAT’TA BAŞLAYACAK
Bakan Avcı’nın açıklamasına göre; 2015-2016 yılının ilk yarısının son ders zili, 22 Ocak Cuma günü öğrenciler ve öğretmenler için çalacak. Yarıyıl tatili, 5 Şubat tarihinde sona erecek. 5 Şubat tarihi haftasonu tatiline denk geldiği için okullar 8 Şubat Pazartesi günü başlayacak.
4 Ocak 2016 Pazartesi
TEOG sistemi çöktü!
Her yıl ortalama 1 milyon 288 bin öğrencinin kaderini belirleyen TEOG sistemindeki aksaklıklar, MEB' in o raporuna yansıdı.
AKP hükümetinin SBS yerine 2013-2014 öğretim yılında devreye soktuğu kısa adı TEOG olan Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sistemi adeta çöktü. İl Milli Eğitim Müdürleri ve yardımcılarının katıldığı toplantıda TEOG sistemine ilişkin yapısal sorunlar masaya yatırıldı.
Milli Eğitim Bakanlığı Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nce hazırlanan rapora, her yıl ortalama 1 milyon 288 bin öğrencinin kaderini belirleyen TEOG sistemindeki aksaklıklar yansıdı.
KOPYA SKANDALI
İl Milli Eğitim Müdürleri, öğrencilerin kendi sınıflarında sınava girmelerinin kopyayı teşvik ettiğini iddia etti. Rapora göre, sınavda cep telefonu gibi teknolojik aygıtlar kolayca kullanılabiliyor. Gözetmenlerin bazıları öğrencilere sınavda kopya veriyor. Bazı öğretmenler ise sınavda telefon ile oyun oynamak gibi eylemlerle kopyaya göz yumuyor.
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın talimatıyla 26 Ocak-13 Şubat 2015 tarihleri arasında yapılan ortak sınavlara ilişkin değerlendirme toplantıları düzenlendi. Toplantılara 81 İl Milli Eğitim Müdürü, bir Müdür Yardımcısı ya da Şube Müdürü davet edildi.
İL BAZLI SUNUM
Toplantılarda ortak sınavlara ilişkin veriler il bazında sunuldu. İllerin kendi durumlarını Türkiye genel ortalamasına göre değerlendirmeleri ve çalışmalarına yön vermeleri için sınav verileri paylaşıldı. Ortak sınav sonuçları değerlendirme raporundaki önemli başlıklar şöyle:
-İl merkezlerindeki bazı okullarda aşırı yoğunlaşmalar oldu. Öğrenci dağılımında ciddi dengesizlikler oluştu. Okullar “başarılı” ve “başarısız” diye gruplandırıldı. Veliler adreslerini dahi değiştirerek başarılı olan okullara çocuklarını kaydettirme yarışına girdi. Öğrenci yığılması olan okullarda aşırı kalabalık, öğrenci kaybı olan okullarda ise motivasyon bozukluğu yaşandı.
-TEOG merkezi ortak sınavları 6 dersten yapılıyor. Kapsam dışında kalan derslere önem verilmiyor. Okullarda; beden eğitimi, müzik, ve resim vb. dersler tam olarak işlemiyor. Bu derslerde not verme sisteminin objektif ölçütlere dayanmaması öğretmenlerde keyfiliğe neden oluyor. Sınav başarısı ve kaygısından ötürü derslerde müfredat dışına çıkılması sosyal aktiviteleri de iflas ettiriyor.
ÖĞRETMEN SİRKÜLASYONU
TEOG’da eğitim ve öğretimin başarısı öğretmen sirkülasyonu ile çok kötü etkileniyor. Sirkülasyonla dersler boş geçerken, öğrencilerin önemli bir kesimi yeterli eğitim almadan TEOG sınavlarına girmek zorunda kalıyor. Müfredat yetişmiyor, özel ders alan, özel okullarda okuyan, ekonomik durumları yerinde olan ailelerin çocukları sınavlara çok önde başlıyor.
Okullardaki fiziki altyapı eksikliği TEOG sistemine olumsuz olarak yansıyor. İkili eğitim, derslik, sosyal, sportif, bilimsel ve kültürel faaliyet imkanlarının yetersizliği TEOG amaçlarını akamete uğratıyor. İkili eğitim yapılan okullarda “destekleme ve yetiştirme” kursları açılamıyor. Derslik açığı sınıflarda yoğunlaşmaya neden olduğu için başarı düşüyor. Ayrıca, okullarda sportif, sanatsal, kültürel ve bilimsel altyapı eksik olduğu için TEOG’un en önemli amaçlarından biri hiç işlemiyor. sözcü.com.tr
AKP hükümetinin SBS yerine 2013-2014 öğretim yılında devreye soktuğu kısa adı TEOG olan Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sistemi adeta çöktü. İl Milli Eğitim Müdürleri ve yardımcılarının katıldığı toplantıda TEOG sistemine ilişkin yapısal sorunlar masaya yatırıldı.
Milli Eğitim Bakanlığı Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nce hazırlanan rapora, her yıl ortalama 1 milyon 288 bin öğrencinin kaderini belirleyen TEOG sistemindeki aksaklıklar yansıdı.
KOPYA SKANDALI
İl Milli Eğitim Müdürleri, öğrencilerin kendi sınıflarında sınava girmelerinin kopyayı teşvik ettiğini iddia etti. Rapora göre, sınavda cep telefonu gibi teknolojik aygıtlar kolayca kullanılabiliyor. Gözetmenlerin bazıları öğrencilere sınavda kopya veriyor. Bazı öğretmenler ise sınavda telefon ile oyun oynamak gibi eylemlerle kopyaya göz yumuyor.
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın talimatıyla 26 Ocak-13 Şubat 2015 tarihleri arasında yapılan ortak sınavlara ilişkin değerlendirme toplantıları düzenlendi. Toplantılara 81 İl Milli Eğitim Müdürü, bir Müdür Yardımcısı ya da Şube Müdürü davet edildi.
İL BAZLI SUNUM
Toplantılarda ortak sınavlara ilişkin veriler il bazında sunuldu. İllerin kendi durumlarını Türkiye genel ortalamasına göre değerlendirmeleri ve çalışmalarına yön vermeleri için sınav verileri paylaşıldı. Ortak sınav sonuçları değerlendirme raporundaki önemli başlıklar şöyle:
-İl merkezlerindeki bazı okullarda aşırı yoğunlaşmalar oldu. Öğrenci dağılımında ciddi dengesizlikler oluştu. Okullar “başarılı” ve “başarısız” diye gruplandırıldı. Veliler adreslerini dahi değiştirerek başarılı olan okullara çocuklarını kaydettirme yarışına girdi. Öğrenci yığılması olan okullarda aşırı kalabalık, öğrenci kaybı olan okullarda ise motivasyon bozukluğu yaşandı.
-TEOG merkezi ortak sınavları 6 dersten yapılıyor. Kapsam dışında kalan derslere önem verilmiyor. Okullarda; beden eğitimi, müzik, ve resim vb. dersler tam olarak işlemiyor. Bu derslerde not verme sisteminin objektif ölçütlere dayanmaması öğretmenlerde keyfiliğe neden oluyor. Sınav başarısı ve kaygısından ötürü derslerde müfredat dışına çıkılması sosyal aktiviteleri de iflas ettiriyor.
ÖĞRETMEN SİRKÜLASYONU
TEOG’da eğitim ve öğretimin başarısı öğretmen sirkülasyonu ile çok kötü etkileniyor. Sirkülasyonla dersler boş geçerken, öğrencilerin önemli bir kesimi yeterli eğitim almadan TEOG sınavlarına girmek zorunda kalıyor. Müfredat yetişmiyor, özel ders alan, özel okullarda okuyan, ekonomik durumları yerinde olan ailelerin çocukları sınavlara çok önde başlıyor.
Okullardaki fiziki altyapı eksikliği TEOG sistemine olumsuz olarak yansıyor. İkili eğitim, derslik, sosyal, sportif, bilimsel ve kültürel faaliyet imkanlarının yetersizliği TEOG amaçlarını akamete uğratıyor. İkili eğitim yapılan okullarda “destekleme ve yetiştirme” kursları açılamıyor. Derslik açığı sınıflarda yoğunlaşmaya neden olduğu için başarı düşüyor. Ayrıca, okullarda sportif, sanatsal, kültürel ve bilimsel altyapı eksik olduğu için TEOG’un en önemli amaçlarından biri hiç işlemiyor. sözcü.com.tr
3 Ocak 2016 Pazar
Suriyeli öğrencilere 1200 TL destek
YTB'nin Suriyeli öğrencilere 1200 TL Destek Bursuna tepki: Dünyanın hiçbir yerinde yabancılara kendi milletinden daha fazla değer yoktur!
Suriyeli öğrencilere tanınan ayrıcalıklara bir yenisi daha eklendi. Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB), Türkiye’deki devlet üniversitelerinde lisans eğitimi gören Suriyeli öğrencilere eğitimin devam ettiği aylarda 1200 TL Destek Bursu vereceğini duyurdu. Destek Bursundan yararlanmak isteyen öğrenciler 11 Ocak 2016 gününe kadar YTB’nin internet adresi üzerinden başvuru yapabilecek.
Destek Burslarından faydalanabilmek için Türkiye’de Geçici Koruma altında bir Suriye vatandaşı olmak, Türkiye’deki devlet üniversitelerinin en az dört yıllık bölümlerinde lisans düzeyinde eğitim görüyor olmak, Birinci öğretimde (gündüz programında) kayıtlı olmak şartları aranıyor.
Üstelik bu burs başarıya da bağlı değil! Kayıtlı oldukları bölümlerde 1’inci eğitim-öğretim dönemlerini tamamlayan burs adayları için genel not ortalamasının 4 üzerinden en az 2.00 olması şartı aranıyor. Not ortalaması belli olmayan adayların lise diplomalarına bakılarak, ortalamanın en az yüzde 50 olması gerekiyor.
YTB’nin Suriyeli öğrencilere Destek Bursu sosyal medyayı da harekete geçirdi. Üniversite öğrencileri de kendi ülkesindeki öğrencilere geri ödeme şartıyla para verip Suriyeli öğrencilere 1200 TL burs bağlayan bu zihniyete tepki gösteriyor. “Dünyanın hiçbir yerinde yabancılara kendi milletinden daha fazla değer yoktur”, “Suriyeli öğrenci olmak varmış” ifadeleri de dikkat çeken paylaşımlardan…
İşte Sosyal Medyadaki Tepki Paylaşımlarından Bazıları:
TÜRK VATANDAŞI OLARAK KIYMETİMİZ YOK BU ÜLKEDE!
- Bir tek KYK’dan aldığı bursla geçinen ülkenin öğrencileri varken, YTB’nin yaklaşık üç katı Suriyeli öğrencilere burs vermesi adil gelmiyor.
- Aman ne güzel. işçisine 1300 lira maaşı zor veren AKP Suriyeliye 1200 lira burs veriyor. Helal(!)
- Suriyeli öğrenciler 1200 lira burs alacakmış. Hayır kurumu gibi ülke yeminle…
- Suriyeli üniversite öğrencilerine ayda 1200 lira burs; dünyanın hiçbir yerinde yabancılara kendi milletinden daha fazla değere veren ülke yoktur
- Suriyeli öğrenciye 1200 TL burs verip kendi öğrencisine 5 kuruş vermeyen devlet gibi devlete helal olsun!
- Kendi ülkesindeki öğrencilere geri ödeme şartıyla para verip Suriyeli öğrencilere 1200 TL burs bağlayacak olan bir ülkede yaşıyoruz.
- Suriye vatandaşı olmak lazım aslında, Türk vatandaşı olarak kıymetimiz yok bu ülkede!
- Lisansta aldığım kredi paralarını hala ödüyorum. Bu arada Suriyeli bir öğrenci 1200 TL burs alacakmış.
- Birçok arkadaşımın aylık kazancı bu. Üstelik yorgunluktan bitap halde.İnsan bu kadar da kahredilmez ki
- Suriyeli öğrenciye aylık 1200 TL burs verilecekmiş. Bu devlet bize devlet değil herhalde…
- Gençleri işsizlikten kurtarıp farklı bir ülkede tutunmalarını sağlamak amacıyla yapılacak olsun. ülkemdeki okumak için didinen öğrencilere 400 lira layık(!) görülürken, yeni olacak asgari ücrete yakın miktardaki burs nedir?
(Kaynak:sözcü.com.tr)
Suriyeli öğrencilere tanınan ayrıcalıklara bir yenisi daha eklendi. Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB), Türkiye’deki devlet üniversitelerinde lisans eğitimi gören Suriyeli öğrencilere eğitimin devam ettiği aylarda 1200 TL Destek Bursu vereceğini duyurdu. Destek Bursundan yararlanmak isteyen öğrenciler 11 Ocak 2016 gününe kadar YTB’nin internet adresi üzerinden başvuru yapabilecek.
Destek Burslarından faydalanabilmek için Türkiye’de Geçici Koruma altında bir Suriye vatandaşı olmak, Türkiye’deki devlet üniversitelerinin en az dört yıllık bölümlerinde lisans düzeyinde eğitim görüyor olmak, Birinci öğretimde (gündüz programında) kayıtlı olmak şartları aranıyor.
Üstelik bu burs başarıya da bağlı değil! Kayıtlı oldukları bölümlerde 1’inci eğitim-öğretim dönemlerini tamamlayan burs adayları için genel not ortalamasının 4 üzerinden en az 2.00 olması şartı aranıyor. Not ortalaması belli olmayan adayların lise diplomalarına bakılarak, ortalamanın en az yüzde 50 olması gerekiyor.
YTB’nin Suriyeli öğrencilere Destek Bursu sosyal medyayı da harekete geçirdi. Üniversite öğrencileri de kendi ülkesindeki öğrencilere geri ödeme şartıyla para verip Suriyeli öğrencilere 1200 TL burs bağlayan bu zihniyete tepki gösteriyor. “Dünyanın hiçbir yerinde yabancılara kendi milletinden daha fazla değer yoktur”, “Suriyeli öğrenci olmak varmış” ifadeleri de dikkat çeken paylaşımlardan…
İşte Sosyal Medyadaki Tepki Paylaşımlarından Bazıları:
TÜRK VATANDAŞI OLARAK KIYMETİMİZ YOK BU ÜLKEDE!
- Bir tek KYK’dan aldığı bursla geçinen ülkenin öğrencileri varken, YTB’nin yaklaşık üç katı Suriyeli öğrencilere burs vermesi adil gelmiyor.
- Aman ne güzel. işçisine 1300 lira maaşı zor veren AKP Suriyeliye 1200 lira burs veriyor. Helal(!)
- Suriyeli öğrenciler 1200 lira burs alacakmış. Hayır kurumu gibi ülke yeminle…
- Suriyeli üniversite öğrencilerine ayda 1200 lira burs; dünyanın hiçbir yerinde yabancılara kendi milletinden daha fazla değere veren ülke yoktur
- Suriyeli öğrenciye 1200 TL burs verip kendi öğrencisine 5 kuruş vermeyen devlet gibi devlete helal olsun!
- Kendi ülkesindeki öğrencilere geri ödeme şartıyla para verip Suriyeli öğrencilere 1200 TL burs bağlayacak olan bir ülkede yaşıyoruz.
- Suriye vatandaşı olmak lazım aslında, Türk vatandaşı olarak kıymetimiz yok bu ülkede!
- Lisansta aldığım kredi paralarını hala ödüyorum. Bu arada Suriyeli bir öğrenci 1200 TL burs alacakmış.
- Birçok arkadaşımın aylık kazancı bu. Üstelik yorgunluktan bitap halde.İnsan bu kadar da kahredilmez ki
- Suriyeli öğrenciye aylık 1200 TL burs verilecekmiş. Bu devlet bize devlet değil herhalde…
- Gençleri işsizlikten kurtarıp farklı bir ülkede tutunmalarını sağlamak amacıyla yapılacak olsun. ülkemdeki okumak için didinen öğrencilere 400 lira layık(!) görülürken, yeni olacak asgari ücrete yakın miktardaki burs nedir?
(Kaynak:sözcü.com.tr)
Etiketler:
burs,
haber,
kredi,
öğrenci,
üniversite
1 Ocak 2016 Cuma
Stajyer sürücülük uygulaması bugün başladı!
MEB Özel Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Yönetmeliği'nde yapılan değişikliklerle birlikte stajyer sürücülük uygulaması da bugün uygulama konuldu.
Milli Eğitim Bakanlığı Özel Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Yönetmeliği’nde yapılan değişikliklerle birlikte ehliyetlerde de bugünden itibaren yeni dönem başladı.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinde yapılan değişiklikle mevcut sürücü belgeleri bugünden (1 Ocak 2016) itibaren değiştirilmeye başlanacak. Bu kapsamda mevcut sürücü belgeleri 5 yıl içinde yeni tip sürücü belgeleriyle değiştirilecek. Yeni sürücü belgeleri, uluslararası standartlara sahip olduğu için diğer ülkelerde de kullanılabilecek.
AB standartlarına kavuşturularak 180 ülkede kullanılabilecek olan ehliyetlere yeni sınıflar da eklendi. Bu arada Karayolları Trafik Yönetmeliği’ndeki düzenleme ile Emniyet Genel Müdürlüğü, eski tip sürücü belgelerini bugünden itibaren yeni tip sürücü belgeleriyle değiştirmeye başladı. Stajyer sürücülük ve ehliyet sistemi de bugün uygulama konuldu.
Sürücü Kurslar Birliği eski Başkanı Süleyman Sert, 17 Nisan 2015 tarihinde Karayolları Trafik Yönetmeliğinde yapılan değişiklik sonrasında sürücü kurslarında artış olduğunu kaydetti. Cihan Haber Ajansı’na açıklamalarda bulunan Sert, “9, 10, 11. aylarda kursların kapasite oranları yüzde 100 doldu. Bu süreçte başarılı olan kursiyerler bu yasadan etkilenmeden sürücü belgesine sahip oldu. Tahmini olarak eylül, ekim ve kasım gruplarında yüzde 100 doluluk oranıyla çalıştıkları için 400 bine yakın sürücü kurslarına kayıt yapıldığı kanaatindeyim.” dedi.
Motorlu taşıtlar sürücü kurslarıyla ilgili ilk adımın 29 Mayıs 2013 yılında atıldığına işaret eden Süleyman Sert, o tarihten şu ana kadar geçen sürede Avrupa Birliği’ne uyum yasaları çerçevesinde Avrupa ülkelerinde standartları bire bir yakalayacak uygulamaya bugün itibariyle bire bir uyulacağını vurguladı.
Sert, yeni kurallar geldiğine dikkat çekerek şöyle devam etti:
TRAFİK ADABI DERSİ
“Sürücü belgeleri sınıflarında artış söz konusu. Örneklemek gerekirse şu anda B sürücü belgesi ile otomobil, kamyonet türü araçlar kullanılırken, bunlara römork takılması halindeki alınacak sürücü belgeleri sınıflarında değişiklik oluyor B-1, B-1-E şeklinde. En göze çarpan hususlardan bir tanesi sürücü eğitimlerinin teorik eğitimlerinde trafik adabı denen bir ders ilave ediliyor, 4 saatlik bir eğitim. Sürücülerin eğitiminde ihmal edilen davranış, ahlak bozukluğuna yönelik birtakım hususların altı çiziliyor. Adaylar için ön sınav sistemi zorunluluğu getiriliyor. Ön sınavda sürücü adayının hocası ve kurumun müdürü bir ön değerlendirme yapacak. Bu uygulamalar sonucunda sınavda geçebilecek konumda olup olmadığı kontrol ediliyor, sonrasında asıl sınava intikal ettiriliyor.”
“STAJYER SÜRÜCÜLER 2 YILIN SONUNDA ASIL BELGEYE GEÇEBİLECEK”
Sürücü Kurslar Birliği eski Başkanı Süleyman Sert, 1 Ocak’ta stajyer sürücülüğün geleceğini de hatırlatarak, stajyer sürücü belgesinin normal şartlarda başarılı alındıktan sonra emniyette teşhir aşamasından sonra başladığını anlattı. Sert, 75 ceza puanı almaması halinde 2 yılın sonunda sürücülerin asıl belgeye geçebileceklerini, ehliyet almak için bazı temel trafik kurallarına uyulması gerektiğinin altını çizdi.
Sert, “Kırmızı ışıkta geçmek, 2. yaya okul geçitlerine yaklaşırken kurallara uymama, alkollü araç kullanma, 75 ceza puanını doldurmaması şartı var. Doldurması halinde geçen süre iptal ediliyor, yeniden sürücü kursuna yazılarak eğitim alınması gerekiyor.” dedi,
Sert, 1 Ocak itibaren ehliyet alım şartlarının biraz daha zorlaşacağına dikkat çekerek, sözlerine şöyle devam etti: “Bu yasanın yayınlandığı tarih 17 Nisan 2015 yılında Karayolları Trafik Yönetmeliğinde değişiklikler yayınlandı. Yayınlandıktan sonra vatandaşlar ihtiyacı olanlar, sürücü kurslarına yönlendirilerek, sürücü belgesi alma ile ilgilini düşüncelerini öne çektiler. Türkiye genelinde 9-10-11 aylarında kursların kapasite oranları yüzde 100 doldu. Bu süreçte başarılı olan kursiyerler bu yasadan etkilenmeden sürücü belgesine sahip oldu. Tahmini olarak eylül, ekim ve kasım gruplarında yüzde 100 doluluk oranıyla çalıştıkları için 400 bine yakın sürücü kurslarına kayıt yapıldığı kanaatindeyim.”
“KURSİYERLER EN ÇOK PARK ETME KONUSUNDA ZORLUK ÇEKİYOR”
Süleyman Sert, Türkiye’de sürücü belgeleri yaklaşım tarzında sınavlardaki uygulamalarda büyük bir ciddiyet kazandığını belirtti. Önceden yazılı sınavların daha zor uygulamalı olan sınavların kolay olduğunu, teorik sınavların kolaylaştırıldığını, uygulamalı olan sınavlarda ciddiyetin arttırıldığını açıklayan Sert, adayların bu konuda zorlandığının altını çizdi.
Sert şunları dile getirdi: “Direksiyon sınavlarında en çok park etme konusuna dikkat ediliyor. Geri geri parkta kullandığı aracın bir buçuk katı genişliğinde bir mesafeye üç hamlede adayın park etmesi şeklinde bir uygulama yapılıyor. Kursiyerlerin en çok zorlandığı hususlardan bir tanesi bu. İki duba arasına park ederken büyük sorun yaşıyorlar. Arabayı stop ettiriyorlar veya kaldırıma çarpıyorlar. 25 metre mesafede düz bir şekilde yolun bir şeridinde geri geri gitmeleri isteniyor, burada da kursiyerlerimiz sıkıntıya düşüyor. Araçların stop etmeden kaldırması yönünde uygulama yaptırıyoruz. Uygulamalarda değişiklik oldu. Bu süreçte bugün bir cep telefonu alırken gösterilen hassasiyet kadar sürücü belgesini alırken hassasiyet gösterilmesine doğru az bir kerte kaldı.”
Getirilen kurallardaki amaçların Türkiye’de yaşanan trafik kazalarını azaltmak olduğunu ve bunun yeterli olmadığını ifade eden Sert, trafik kurallarına hassasiyet verilmesi gerektiğini belirtti. Sert “Bu yeterli mi? bunun yeterli olabilmesi için mevcut sürücülerin de bir şekilde güncel uygulamalardan bir seminer veya hizmet içi eğitim şeklinde belirli hususlarda hassasiyet kazandırılması gerekiyor. Sürücü kurslarının açıldığı yıldan şuan itibariyle sürücü hataları yönüyle bir değerlendirilme yapıldığında sürücü kursları açılmadan önce insan faktörünü yüzde 94-96′da iken, şuanda bu oran biraz daha azaldı. Birkaç puanda olsa aşağı düştüğü kanaatindeyim. Bu uygulamaların elbette sürücülerin kazalara karışmasını engelleyici beceriyi kazandıracağı ümidindeyim.” şeklinde konuştu.
Milli Eğitim Bakanlığı Özel Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Yönetmeliği’nde yapılan değişikliklerle birlikte ehliyetlerde de bugünden itibaren yeni dönem başladı.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinde yapılan değişiklikle mevcut sürücü belgeleri bugünden (1 Ocak 2016) itibaren değiştirilmeye başlanacak. Bu kapsamda mevcut sürücü belgeleri 5 yıl içinde yeni tip sürücü belgeleriyle değiştirilecek. Yeni sürücü belgeleri, uluslararası standartlara sahip olduğu için diğer ülkelerde de kullanılabilecek.
AB standartlarına kavuşturularak 180 ülkede kullanılabilecek olan ehliyetlere yeni sınıflar da eklendi. Bu arada Karayolları Trafik Yönetmeliği’ndeki düzenleme ile Emniyet Genel Müdürlüğü, eski tip sürücü belgelerini bugünden itibaren yeni tip sürücü belgeleriyle değiştirmeye başladı. Stajyer sürücülük ve ehliyet sistemi de bugün uygulama konuldu.
Sürücü Kurslar Birliği eski Başkanı Süleyman Sert, 17 Nisan 2015 tarihinde Karayolları Trafik Yönetmeliğinde yapılan değişiklik sonrasında sürücü kurslarında artış olduğunu kaydetti. Cihan Haber Ajansı’na açıklamalarda bulunan Sert, “9, 10, 11. aylarda kursların kapasite oranları yüzde 100 doldu. Bu süreçte başarılı olan kursiyerler bu yasadan etkilenmeden sürücü belgesine sahip oldu. Tahmini olarak eylül, ekim ve kasım gruplarında yüzde 100 doluluk oranıyla çalıştıkları için 400 bine yakın sürücü kurslarına kayıt yapıldığı kanaatindeyim.” dedi.
Motorlu taşıtlar sürücü kurslarıyla ilgili ilk adımın 29 Mayıs 2013 yılında atıldığına işaret eden Süleyman Sert, o tarihten şu ana kadar geçen sürede Avrupa Birliği’ne uyum yasaları çerçevesinde Avrupa ülkelerinde standartları bire bir yakalayacak uygulamaya bugün itibariyle bire bir uyulacağını vurguladı.
Sert, yeni kurallar geldiğine dikkat çekerek şöyle devam etti:
TRAFİK ADABI DERSİ
“Sürücü belgeleri sınıflarında artış söz konusu. Örneklemek gerekirse şu anda B sürücü belgesi ile otomobil, kamyonet türü araçlar kullanılırken, bunlara römork takılması halindeki alınacak sürücü belgeleri sınıflarında değişiklik oluyor B-1, B-1-E şeklinde. En göze çarpan hususlardan bir tanesi sürücü eğitimlerinin teorik eğitimlerinde trafik adabı denen bir ders ilave ediliyor, 4 saatlik bir eğitim. Sürücülerin eğitiminde ihmal edilen davranış, ahlak bozukluğuna yönelik birtakım hususların altı çiziliyor. Adaylar için ön sınav sistemi zorunluluğu getiriliyor. Ön sınavda sürücü adayının hocası ve kurumun müdürü bir ön değerlendirme yapacak. Bu uygulamalar sonucunda sınavda geçebilecek konumda olup olmadığı kontrol ediliyor, sonrasında asıl sınava intikal ettiriliyor.”
“STAJYER SÜRÜCÜLER 2 YILIN SONUNDA ASIL BELGEYE GEÇEBİLECEK”
Sürücü Kurslar Birliği eski Başkanı Süleyman Sert, 1 Ocak’ta stajyer sürücülüğün geleceğini de hatırlatarak, stajyer sürücü belgesinin normal şartlarda başarılı alındıktan sonra emniyette teşhir aşamasından sonra başladığını anlattı. Sert, 75 ceza puanı almaması halinde 2 yılın sonunda sürücülerin asıl belgeye geçebileceklerini, ehliyet almak için bazı temel trafik kurallarına uyulması gerektiğinin altını çizdi.
Sert, “Kırmızı ışıkta geçmek, 2. yaya okul geçitlerine yaklaşırken kurallara uymama, alkollü araç kullanma, 75 ceza puanını doldurmaması şartı var. Doldurması halinde geçen süre iptal ediliyor, yeniden sürücü kursuna yazılarak eğitim alınması gerekiyor.” dedi,
Sert, 1 Ocak itibaren ehliyet alım şartlarının biraz daha zorlaşacağına dikkat çekerek, sözlerine şöyle devam etti: “Bu yasanın yayınlandığı tarih 17 Nisan 2015 yılında Karayolları Trafik Yönetmeliğinde değişiklikler yayınlandı. Yayınlandıktan sonra vatandaşlar ihtiyacı olanlar, sürücü kurslarına yönlendirilerek, sürücü belgesi alma ile ilgilini düşüncelerini öne çektiler. Türkiye genelinde 9-10-11 aylarında kursların kapasite oranları yüzde 100 doldu. Bu süreçte başarılı olan kursiyerler bu yasadan etkilenmeden sürücü belgesine sahip oldu. Tahmini olarak eylül, ekim ve kasım gruplarında yüzde 100 doluluk oranıyla çalıştıkları için 400 bine yakın sürücü kurslarına kayıt yapıldığı kanaatindeyim.”
“KURSİYERLER EN ÇOK PARK ETME KONUSUNDA ZORLUK ÇEKİYOR”
Süleyman Sert, Türkiye’de sürücü belgeleri yaklaşım tarzında sınavlardaki uygulamalarda büyük bir ciddiyet kazandığını belirtti. Önceden yazılı sınavların daha zor uygulamalı olan sınavların kolay olduğunu, teorik sınavların kolaylaştırıldığını, uygulamalı olan sınavlarda ciddiyetin arttırıldığını açıklayan Sert, adayların bu konuda zorlandığının altını çizdi.
Sert şunları dile getirdi: “Direksiyon sınavlarında en çok park etme konusuna dikkat ediliyor. Geri geri parkta kullandığı aracın bir buçuk katı genişliğinde bir mesafeye üç hamlede adayın park etmesi şeklinde bir uygulama yapılıyor. Kursiyerlerin en çok zorlandığı hususlardan bir tanesi bu. İki duba arasına park ederken büyük sorun yaşıyorlar. Arabayı stop ettiriyorlar veya kaldırıma çarpıyorlar. 25 metre mesafede düz bir şekilde yolun bir şeridinde geri geri gitmeleri isteniyor, burada da kursiyerlerimiz sıkıntıya düşüyor. Araçların stop etmeden kaldırması yönünde uygulama yaptırıyoruz. Uygulamalarda değişiklik oldu. Bu süreçte bugün bir cep telefonu alırken gösterilen hassasiyet kadar sürücü belgesini alırken hassasiyet gösterilmesine doğru az bir kerte kaldı.”
Getirilen kurallardaki amaçların Türkiye’de yaşanan trafik kazalarını azaltmak olduğunu ve bunun yeterli olmadığını ifade eden Sert, trafik kurallarına hassasiyet verilmesi gerektiğini belirtti. Sert “Bu yeterli mi? bunun yeterli olabilmesi için mevcut sürücülerin de bir şekilde güncel uygulamalardan bir seminer veya hizmet içi eğitim şeklinde belirli hususlarda hassasiyet kazandırılması gerekiyor. Sürücü kurslarının açıldığı yıldan şuan itibariyle sürücü hataları yönüyle bir değerlendirilme yapıldığında sürücü kursları açılmadan önce insan faktörünü yüzde 94-96′da iken, şuanda bu oran biraz daha azaldı. Birkaç puanda olsa aşağı düştüğü kanaatindeyim. Bu uygulamaların elbette sürücülerin kazalara karışmasını engelleyici beceriyi kazandıracağı ümidindeyim.” şeklinde konuştu.
YGS barajı yükseldi
Her yıl yaklaşık 2 milyon adayın girmek için yarıştığı YGS’de baraj yükseltildi. Yükseköğretim Kurulu (YÖK), YGS barajını 140’tan 150’ye çıkardı. Buna göre önceki yıllarda 16 net yapan barajı aşarken artık 20 net yapan ikinci aşamaya girmeyi hak edecek.
24 Aralık’ta yapılan Yükseköğretim Genel Kurulu toplantısında ön lisans, açıköğretim ön lisans ve lisans programları ile özel yetenekle öğrenci alan lisans programlarına girişte kullanılan Yükseköğretime Geçiş Sınavı’nda (YGS) uygulanan 140 baraj puanının 150’ye çıkartılması kararı alındı. Bu karar 2016-ÖSYS’de uygulanmaya başlanacak.
ODAK NOKTAMIZ KALİTE
YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, konuyla ilgili şu bilgileri verdi:
“Bir süre önce tıp, hukuk, mühendislik ve mimarlık programları için başarı sıralaması sınırı getirdik, olumlu sonuçlar aldık. Bunlar girdi esaslı düzenlemelerdi. Çıktı esaslı yeni düzenlemeler yapmaya devam ediyoruz. Kalite Kurulu’nu kurduk. Üzerinde çalıştığımız Yükseköğretim Yasası çalışmamızda da kalite odak noktamız olacak. Son yıllarda artan ön lisanstan lisansa geçiş kontenjanları, ön lisans programları için aranan yetkinliğin önemini daha da arttırması üzerine bu kararı aldık. Alınan bu karar ile ön lisans programları için girdi esaslı bir iyileştirme yapıldı. Bu karara eğitim öğretim süreçlerinde de iyileştirmenin eşlik etmesi için çalışmalarımızı sürdürdürüyoruz.”
BAŞARI BEKLENTİSİNDE ARTIŞ
Barajın 140 puandan 150 puana çıkartılması başarı beklentisinin yüzde 10’dan yüzde 12.5’e çıkması yani 16 net doğru eşiğinin 20 net doğruya yükselmesi anlamını taşıyor.
YÖK, bir süre önce de tıp, hukuk, mühendislik ve mimarlık programları için sıralama tabanı getirerek ilk defa taban puanları yükseltmişti. Tıp için 40 bin, hukuk 150 bin, mühendislik (ziraat, su ürünleri ve orman fakülteleri hariç) 240 bin, mimarlık için de 200 bin barajı getirilmişti.
16 NET YETİYORDU
LİSANS programlarını tercih edebilmek için ham puan olarak yüzde 20 başarıya karşılık gelen 180 baraj puanı; ön lisans, açıköğretim ön lisans ve lisans programları ile özel yetenekle öğrenci alan lisans programları için yüzde 10’luk başarıya eşdeğer olan 140 baraj puanı uygulanıyordu.
Bugüne kadar çeşitli YGS puan türleri için, her biri 40 sorudan oluşan Türkçe, Temel Matematik, Sosyal Bilimler ve Fen Bilimleri alanındaki toplam 160 sorudan oluşan testlerin her birinden 4 ham puan (net) yani toplamda 16 ham puan (net) alan adaylar 140 olan baraj puanı elde ediyorlardı. Ancak adayların YGS puanlarının hesaplanabilmesi için Türkçe, Temel Matematik, Sosyal Bilimler ve Fen Bilimleri testlerinin en az ikisinden 0.5 veya daha fazla ham puan almaları gerekiyordu. Fakat, 4 test yerine sadece 2 testten de ham puan şartını sağlayan adaylar, örneğin YGS-5 için Türkçe’den 11, Temel Matematikten de 0.5 ham puan almaları halinde 140 baraj puanını ancak geçebiliyordu.
Başvurular 6-20 Ocak arasında
YENİ yıl ile birlikte üniversiteye girişte ilk aşama olan YGS’ye başvuru dönemi de başlıyor. Lise son sınıf ve mezun durumdaki adayların 6-20 Ocak tarihleri arasında başvurularını yapması gerekiyor. Engelli adaylar ile sağlık sorunu bulunanlar bu durumlarını geçerli sağlık kurulu raporu ile başvuru süresi içerisinde ÖSYM’ye bildirerek, özel bir salonda sınava girmeyi talep edebilir.
YGS, 13 Mart 2016 Pazar günü yapılacak. ÖSYM bu yıl adaylar için bir yenilik yaparak, sınav sonuçlarını açıklama takvimini de belirledi. YGS sonuçlarının 25 Mart’ta açıklanması planlanıyor. Bu sınavda baraj puanını geçen adaylar ikinci aşama olan Lisans Yerleştirme Sınavları’na (LYS) girmeye hak kazanacak. LYS başvuruları 4-14 Nisan arasında alınacak. Haziran ayında beş oturumda düzenlenecek ve sonuçları da 18 Temmuz’da açıklanacak. LYS takvimi ise şöyle:
LYS - 4 (Sosyal Bilimler): 18 Haziran
LYS - 1 (Matematik): 19 Haziran
LYS - 2 (Fen Bilimleri) ve LYS-5 (Yabancı Dil): 25 Haziran
LYS - 3 (Edebiyat-Coğrafya): 26 Haziran
24 Aralık’ta yapılan Yükseköğretim Genel Kurulu toplantısında ön lisans, açıköğretim ön lisans ve lisans programları ile özel yetenekle öğrenci alan lisans programlarına girişte kullanılan Yükseköğretime Geçiş Sınavı’nda (YGS) uygulanan 140 baraj puanının 150’ye çıkartılması kararı alındı. Bu karar 2016-ÖSYS’de uygulanmaya başlanacak.
ODAK NOKTAMIZ KALİTE
YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, konuyla ilgili şu bilgileri verdi:
“Bir süre önce tıp, hukuk, mühendislik ve mimarlık programları için başarı sıralaması sınırı getirdik, olumlu sonuçlar aldık. Bunlar girdi esaslı düzenlemelerdi. Çıktı esaslı yeni düzenlemeler yapmaya devam ediyoruz. Kalite Kurulu’nu kurduk. Üzerinde çalıştığımız Yükseköğretim Yasası çalışmamızda da kalite odak noktamız olacak. Son yıllarda artan ön lisanstan lisansa geçiş kontenjanları, ön lisans programları için aranan yetkinliğin önemini daha da arttırması üzerine bu kararı aldık. Alınan bu karar ile ön lisans programları için girdi esaslı bir iyileştirme yapıldı. Bu karara eğitim öğretim süreçlerinde de iyileştirmenin eşlik etmesi için çalışmalarımızı sürdürdürüyoruz.”
BAŞARI BEKLENTİSİNDE ARTIŞ
Barajın 140 puandan 150 puana çıkartılması başarı beklentisinin yüzde 10’dan yüzde 12.5’e çıkması yani 16 net doğru eşiğinin 20 net doğruya yükselmesi anlamını taşıyor.
YÖK, bir süre önce de tıp, hukuk, mühendislik ve mimarlık programları için sıralama tabanı getirerek ilk defa taban puanları yükseltmişti. Tıp için 40 bin, hukuk 150 bin, mühendislik (ziraat, su ürünleri ve orman fakülteleri hariç) 240 bin, mimarlık için de 200 bin barajı getirilmişti.
16 NET YETİYORDU
LİSANS programlarını tercih edebilmek için ham puan olarak yüzde 20 başarıya karşılık gelen 180 baraj puanı; ön lisans, açıköğretim ön lisans ve lisans programları ile özel yetenekle öğrenci alan lisans programları için yüzde 10’luk başarıya eşdeğer olan 140 baraj puanı uygulanıyordu.
Bugüne kadar çeşitli YGS puan türleri için, her biri 40 sorudan oluşan Türkçe, Temel Matematik, Sosyal Bilimler ve Fen Bilimleri alanındaki toplam 160 sorudan oluşan testlerin her birinden 4 ham puan (net) yani toplamda 16 ham puan (net) alan adaylar 140 olan baraj puanı elde ediyorlardı. Ancak adayların YGS puanlarının hesaplanabilmesi için Türkçe, Temel Matematik, Sosyal Bilimler ve Fen Bilimleri testlerinin en az ikisinden 0.5 veya daha fazla ham puan almaları gerekiyordu. Fakat, 4 test yerine sadece 2 testten de ham puan şartını sağlayan adaylar, örneğin YGS-5 için Türkçe’den 11, Temel Matematikten de 0.5 ham puan almaları halinde 140 baraj puanını ancak geçebiliyordu.
Başvurular 6-20 Ocak arasında
YENİ yıl ile birlikte üniversiteye girişte ilk aşama olan YGS’ye başvuru dönemi de başlıyor. Lise son sınıf ve mezun durumdaki adayların 6-20 Ocak tarihleri arasında başvurularını yapması gerekiyor. Engelli adaylar ile sağlık sorunu bulunanlar bu durumlarını geçerli sağlık kurulu raporu ile başvuru süresi içerisinde ÖSYM’ye bildirerek, özel bir salonda sınava girmeyi talep edebilir.
YGS, 13 Mart 2016 Pazar günü yapılacak. ÖSYM bu yıl adaylar için bir yenilik yaparak, sınav sonuçlarını açıklama takvimini de belirledi. YGS sonuçlarının 25 Mart’ta açıklanması planlanıyor. Bu sınavda baraj puanını geçen adaylar ikinci aşama olan Lisans Yerleştirme Sınavları’na (LYS) girmeye hak kazanacak. LYS başvuruları 4-14 Nisan arasında alınacak. Haziran ayında beş oturumda düzenlenecek ve sonuçları da 18 Temmuz’da açıklanacak. LYS takvimi ise şöyle:
LYS - 4 (Sosyal Bilimler): 18 Haziran
LYS - 1 (Matematik): 19 Haziran
LYS - 2 (Fen Bilimleri) ve LYS-5 (Yabancı Dil): 25 Haziran
LYS - 3 (Edebiyat-Coğrafya): 26 Haziran
30 Aralık 2015 Çarşamba
İstanbul'da okullar yarın tatil mi?
İstanbul'u sabah saatlerinden itibaren etkisi altına kar yağışı, her geçen saat etkisini arttırıyor. Kent genelinde yüz binlerce öğrenci ve velinin gözü ise İstanbul Valiliği'nden gelecek açıklamada.
Merakla beklenen 'İstanbul'da kar tatili' açıklaması henüz gelmedi ancak yılın son gününde kar tatili bekleyen öğrencilerin gözü kulağı İstanbul Valiliği'nin ve Vali Vasip Şahin'in sosyal medya hesaplarında...
Tatil taleplerini esprili bir dille Twitter üzerinden Vali Şahin'e ileten öğrencilerin, dileklerinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği ise önümüzdeki saatlerde belli olacak.
29 Aralık 2015 Salı
Öğrencilere sömestir tatili müjdesi!
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, öğretmenlere atandıkları yerde görevlerini devam ettirmeleri için ilave birtakım imkanlar sağlayacaklarını söyledi. Şubat ayında 30 bin öğretmen ataması yapacaklarını belirten Avcı, "Sömestir tatilinde çocuklara ödev verilmemesi için öğretmenleri uyaracağız" dedi. Nabi Avcı, "Asıl radikal değişiklikleri önümüzdeki dönemlerde peyderpey yapacağız" değerlendirmesinde bulundu.
Milli eğitim Bakanı Nabi Avcı, bir televizyon programının canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
Şubat ayındaki öğretmen atamalarıyla ilgili bir soru üzerine Avcı, şubat ayında 30 bin öğretmen ataması yapacaklarını kaydetti.
"30 bin atama, Doğu Anadolu bölgesine mi olur?" sorusu üzerine Avcı, şu anda doğu bölgelerindeki öğretmen açığının Türkiye geneliyle eşitlendiğini söyledi.
Avcı, öğretmen yoğunluğu olarak bazı doğu illerinin batı ve orta anadolu illerini geçtiğini dile getirerek, buradaki sorunun eş durumundan tayinlerle bu dengenin sürdürülememesi olduğunu ifade etti.
Bu tayin sirkülasyonunu belli bir düzene oturtmak için çeşitli çalışmalar yapacaklarını kaydeden Avcı, "Öğretmenler atandıkları yerde görevlerini devam ettirmeleri için arkadaşlarımıza da ilave birtakım imkanlar sağlayacağız. Yani kuru kuru mecburiyet çok işe yaramayabilir, doğru da olmayabilir. Ancak maddi manevi özendirici birtakım tedbirlerle çeşitli bölge ve okullarımızda hizmet veren öğretmen arkadaşlarımızı en azından 4 yıl kesintisiz olarak başladığı okulda görevini devam etmesini istiyoruz" ifadesini kullandı.
Avcı, velilere karne açıklamasına ilişkin soru üzerine, bu karnenin bir bilgi notu olarak da algılanabileceğini belirterek, velilerin okulla, öğretmenlerle ve dolayısıyla çocuklarıyla daha yakından ilgilenmelerini sağlamaya çalıştıklarını kaydetti.
"Asıl Radikal değişiklikleri önümüzdeki dönemlerde yapacağız"
Ders yılı içerisinde de öğrencilere çok fazla ödev yüklediklerinin farkında olduklarını vurgulayan Avcı, "Sömestir tatilinde çocuklara ödev verilmemesi için öğretmenleri uyaracağız. Aslında sadece sömestir tatilinde değil, eğitim yılında da ödev yükü fazla. Bununla ilgili talim terbiye komisyonlarımızda da çalışmalarımızı yapıyoruz. Daha da hafifleteceğiz. Ama asıl radikal değişiklikleri önümüzdeki dönemlerde peyderpey yapacağız" değerlendirmesinde bulundu.
Galatasaray Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Karsak: Kimsenin sabrı kalmadı
Galatasaray Üniversitesi’nin tarihi binasında 22 Ocak 2013’te çıkan yangının ardından restorasyon çalışmaları bir türlü başlayamayınca geçen ekim ayında geçici ahşap çatı yapılmasına karar verildi. Geçici çatının bu ay sonunda bitmesi öngörülüyor. Rektör Prof. Dr. Ertuğrul Karsak, “Üç yıl çok uzun bir süre. Bir an önce uyuşmazlığın çözülmesini hedefliyoruz. Artık kimsenin beklemeye sabrı kalmadı” dedi.
Galatasaray Üniversitesi’nin 142 yıllık tarihi binası, 22 Ocak 2013’te çıkan yangın sonrası kullanılamaz hale geldi. Feriye Sarayları olarak da bilinen ve Çırağan Sarayı’nın müştemilatı olan tarihi binanın restorasyonu yaklaşık üç yıldır bekliyor. Birinci derece kültür varlığı statüsündeki binanın tadilatına başlanması için 3 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’ndan onaylı proje çıkması gerekiyor. Ancak yangından sonra ortaya konulan projelerin kurul tarafından onaylanmamasının ardından 10 Haziran 2015’te müellif mimar Sinan Genim de istifa etti. Bu durum restorasyon sürecini daha da belirsiz hale getirdi. 2015 Nisan ayında Galatasaray Üniversitesi Rektörlük görevine gelen Prof. Dr. Ertuğrul Karsak, binanın daha fazla zarar görmemesi için Koruma Kurulu kararı uyarınca, ihale yoluyla üniversite bütçesinden yaklaşık 1 milyon 100 bin lira bedelli geçici ahşap çatı inşaatına başlandığını açıkladı. Restorasyonla ilgili en kısa sürede uzlaşma sağlanması gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Karsak, süreci ve gelinen noktayı Hürriyet’e anlattı
Yangının ardından şimdiye kadar nasıl bir süreç izlendi?
- Yangından sonra Galatasaray Eğitim Vakfı, binanın restorasyonuna talip oldu. 30 Nisan 2013’te üniversite ile vakıf arasında protokol yapılarak binanın restorasyon işi vakfa devredildi. Vakfın, üniversiteye göre birçok esnekliği vardı ve bir bağış kampanyası düzenlendi. Yaz aylarında söküm ve temizlik işleri yapılarak proje çalışmaları başladı. İlk önce rölöve (yapının bütün boyutlarını ölçerek plan, kesit ve görünüşünü yeniden çıkarma) ve restitüsyon (yeniden tasarlama) projeleri hazırlandı ve bunlar 2014 yılı başında 3 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından onaylandı. Ardından restorasyon avan projesi kurula teslim edildi ve onaylandı. En son aşama olan restorasyon uygulama projesi yine vakfın seçtiği proje müellifi olan mimar Sinan Genim tarafından hazırlanıp Kurul’a teslim edildi. Ancak Haziran 2014’te bu projenin onaylanmadığı bilgisi ve gerekçesi geldi. Nisan 2015’te rektör olarak göreve başladım. Hemen Prof. Dr. Haluk Sezgin, Dr. Doğan Hasol ve Yüksek Mimar Köksal Anadol’dan oluşan bir komisyon kurduk. Proje müellifi mimar Sinan Genim ve vakıf yetkilileriyle toplantılar yaptık. Genim, revize proje hazırladı ve bunu 13 Mayıs 2015’te Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’na sunduk. Kurul projeyi inceledi ve projede hâlâ uygun görmediği yerlerin olduğunu söyledi. Bu da onaylanmayınca Sinan Genim, Kurul’a 10 Haziran’da proje müellifliğinden ayrıldığını bildiren bir yazı göndermiş. 2015 yazında restorasyonu başlatmak istiyorduk, Genim ayrılınca proje çıkmaza girdi ve Koruma Kurulu’nun ilk başta yapmamızı istediği geçici çatıya ağırlık verdik. Ekim sonunda 1 milyon 100 bin lira bütçe ile çalışma başlatıldı. Bu ay sonunda çatının bitmesi öngörülüyor.
Sorunun temel kaynağı nedir?
- Görüş ayrılıkları nedeniyle bu kadar çok zaman geçti. Kurul, “Bu bir kültür varlığı ve biz bunu her şekilde korumak istiyoruz” diyor. Proje müellifi mimar Genim ise, “Tamam, ama sonuçta burası 80 yılı aşkın süredir eğitim kurumu ve bunu biz 150 yıl önce yapıldığı şekilde inşa edemeyiz” diye konuşuyor. Aradaki görüş ayrılığının temeli, bu.
“Bina otel olur” endişelerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Yapı, başka bir amaçla kullanılabilir mi?
- Benim böyle bir endişem şu an itibariyle yok. Ancak bizim binamızı artık zaman kaybetmeden restore etmemiz gerekiyor.
Mimar değişirse yol alınır mı?
- Bence mevcut mimar da adım atarsa yol alınır. Mimar değişirse de yol alınır. Proje müellifinin işvereni GS Eğitim Vakfı. Bu protokol yürürlükte olduğu sürece üniversite müdahale edemez. Herhalde vakıf aynı mimarla devam etmek istiyor. Çünkü 10 Haziran’dan bugüne yaklaşık 6 ay geçti ve halen başka bir mimar vakıf tarafından görevlendirilmedi. Bizim için önemli olan mimarın kim olduğu değil, bir an önce Koruma Kurulu tarafından onaylanan projeye sahip olmamız. Sinan Genim ile defalarca görüştüm ve diyaloga önem veriyorum ama Genim’in iş vereni değilim. Protokol uyarınca mimara vakıf karar verir.
Bina için ne kadar bağış toplandı?
- Bildiğim kadarıyla bağış kampanyasıyla 4.6 milyon lira elde edildi. Ayrıca yangından hemen sonra 2 kişinin 10’ar milyon lira vermeyi taahhüt ettiği biliniyor. Finansal kaynak sorunu olmadığını düşünüyorum. Böyle bir binaya birçok kişi bağış yapmak ister ama insanlar somut ilerleme de görmeyi umar.
Bu süreçte iyi niyetten şüphe ettiğiniz oldu mu?
- Mimar, vakfa karşı istifa etmiş değil. Vakıf böyle bir istifanın kendilerine ulaşmadığını söylüyor. Sinan Genim bu istifayı Koruma Kurulu’na göndermiş. Alışılagelen uygulamada, istifa ediliyorsa bu görevi veren kuruma istifa mektubu gönderilir. Ama burada Koruma Kurulu’na gönderiliyor. İnan Kıraç çok iyi bir Galatasaraylı. Ben onun da işin bir an önce çözülmesini istediğine yürekten inanıyorum. Biz de bunu içtenlikle istiyoruz. Bazı yerlerde yorum farkı var ama herkesin iyi niyetli olduğunu düşünüyorum.
“Bu kadar köklü bir kurum neden üç yıldır adım atmıyor” eleştirileri var. Üniversite ne istiyor?
- Üç yıl çok uzun bir süre. Elimizde şu an onaylı bir proje bulunmuyor. Kurul projede düzeltmeler istiyor, ancak bunlar çeşitli nedenlerle yapılmıyor. Şu an çatının tamamlanmasıyla bir an önce uyuşmazlığın çözülmesini hedefliyoruz. Artık bekleyecek vaktimiz yok. Ocak 2016 itibariyle proje müellifi mimar bu işe devam edecekse en kısa sürede proje sonuçlandırılmalı. Devam etmeyecekse başka birinin görevlendirilip proje üzerinde çalışması uygun olur. Gerçekten uzun süre geçti, artık kimsenin beklemeye sabrı kalmadı. Bir an önce restorasyona başlanması gerekiyor. Anlaşmazlıkları bir kenara koyup olayı kişiselleştirmeden, gurur meselesi yapmadan çözüm bulmamız lazım. Amacımız 22 Ocak 2016’dan önce proje üzerindeki revizyonları gerçekleştirerek, 2 yılda restorasyonu tamamlamak ve binamızı eğitim hizmetini verecek hale getirmek.
Yükseköğretimdeki yenilikler
YÖK’ün son dönemde yaptığı çalışmalar arasında yer alan fakültelere baraj sınırlandırması getirilmesi üniversitemizi etkilemedi. Ancak bu uygulamaya taraftarım. Bazı üniversitelerde öğrenciler arasında uçurumların olduğunu duyuyoruz. Bu nedenle uygulamayı olumlu buluyorum. Üniversitelerde farklı görüşlerin, renklerin olması bir zenginlik. İfade özgürlüğü çok önemli. Akademik özgürlük bir üniversite için olmazsa olmaz. Türkiye’de üniversite sayısında nicelik olarak artış oldu ama artık niteliğe odaklanılmalı. Üniversitelerin uluslararasılaşma süreci daha fazla ön planda tutulmalı.
Galatasaray Üniversitesi’nin 142 yıllık tarihi binası, 22 Ocak 2013’te çıkan yangın sonrası kullanılamaz hale geldi. Feriye Sarayları olarak da bilinen ve Çırağan Sarayı’nın müştemilatı olan tarihi binanın restorasyonu yaklaşık üç yıldır bekliyor. Birinci derece kültür varlığı statüsündeki binanın tadilatına başlanması için 3 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’ndan onaylı proje çıkması gerekiyor. Ancak yangından sonra ortaya konulan projelerin kurul tarafından onaylanmamasının ardından 10 Haziran 2015’te müellif mimar Sinan Genim de istifa etti. Bu durum restorasyon sürecini daha da belirsiz hale getirdi. 2015 Nisan ayında Galatasaray Üniversitesi Rektörlük görevine gelen Prof. Dr. Ertuğrul Karsak, binanın daha fazla zarar görmemesi için Koruma Kurulu kararı uyarınca, ihale yoluyla üniversite bütçesinden yaklaşık 1 milyon 100 bin lira bedelli geçici ahşap çatı inşaatına başlandığını açıkladı. Restorasyonla ilgili en kısa sürede uzlaşma sağlanması gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Karsak, süreci ve gelinen noktayı Hürriyet’e anlattı
Yangının ardından şimdiye kadar nasıl bir süreç izlendi?
- Yangından sonra Galatasaray Eğitim Vakfı, binanın restorasyonuna talip oldu. 30 Nisan 2013’te üniversite ile vakıf arasında protokol yapılarak binanın restorasyon işi vakfa devredildi. Vakfın, üniversiteye göre birçok esnekliği vardı ve bir bağış kampanyası düzenlendi. Yaz aylarında söküm ve temizlik işleri yapılarak proje çalışmaları başladı. İlk önce rölöve (yapının bütün boyutlarını ölçerek plan, kesit ve görünüşünü yeniden çıkarma) ve restitüsyon (yeniden tasarlama) projeleri hazırlandı ve bunlar 2014 yılı başında 3 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından onaylandı. Ardından restorasyon avan projesi kurula teslim edildi ve onaylandı. En son aşama olan restorasyon uygulama projesi yine vakfın seçtiği proje müellifi olan mimar Sinan Genim tarafından hazırlanıp Kurul’a teslim edildi. Ancak Haziran 2014’te bu projenin onaylanmadığı bilgisi ve gerekçesi geldi. Nisan 2015’te rektör olarak göreve başladım. Hemen Prof. Dr. Haluk Sezgin, Dr. Doğan Hasol ve Yüksek Mimar Köksal Anadol’dan oluşan bir komisyon kurduk. Proje müellifi mimar Sinan Genim ve vakıf yetkilileriyle toplantılar yaptık. Genim, revize proje hazırladı ve bunu 13 Mayıs 2015’te Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’na sunduk. Kurul projeyi inceledi ve projede hâlâ uygun görmediği yerlerin olduğunu söyledi. Bu da onaylanmayınca Sinan Genim, Kurul’a 10 Haziran’da proje müellifliğinden ayrıldığını bildiren bir yazı göndermiş. 2015 yazında restorasyonu başlatmak istiyorduk, Genim ayrılınca proje çıkmaza girdi ve Koruma Kurulu’nun ilk başta yapmamızı istediği geçici çatıya ağırlık verdik. Ekim sonunda 1 milyon 100 bin lira bütçe ile çalışma başlatıldı. Bu ay sonunda çatının bitmesi öngörülüyor.
Sorunun temel kaynağı nedir?
- Görüş ayrılıkları nedeniyle bu kadar çok zaman geçti. Kurul, “Bu bir kültür varlığı ve biz bunu her şekilde korumak istiyoruz” diyor. Proje müellifi mimar Genim ise, “Tamam, ama sonuçta burası 80 yılı aşkın süredir eğitim kurumu ve bunu biz 150 yıl önce yapıldığı şekilde inşa edemeyiz” diye konuşuyor. Aradaki görüş ayrılığının temeli, bu.
“Bina otel olur” endişelerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Yapı, başka bir amaçla kullanılabilir mi?
- Benim böyle bir endişem şu an itibariyle yok. Ancak bizim binamızı artık zaman kaybetmeden restore etmemiz gerekiyor.
Mimar değişirse yol alınır mı?
- Bence mevcut mimar da adım atarsa yol alınır. Mimar değişirse de yol alınır. Proje müellifinin işvereni GS Eğitim Vakfı. Bu protokol yürürlükte olduğu sürece üniversite müdahale edemez. Herhalde vakıf aynı mimarla devam etmek istiyor. Çünkü 10 Haziran’dan bugüne yaklaşık 6 ay geçti ve halen başka bir mimar vakıf tarafından görevlendirilmedi. Bizim için önemli olan mimarın kim olduğu değil, bir an önce Koruma Kurulu tarafından onaylanan projeye sahip olmamız. Sinan Genim ile defalarca görüştüm ve diyaloga önem veriyorum ama Genim’in iş vereni değilim. Protokol uyarınca mimara vakıf karar verir.
Bina için ne kadar bağış toplandı?
- Bildiğim kadarıyla bağış kampanyasıyla 4.6 milyon lira elde edildi. Ayrıca yangından hemen sonra 2 kişinin 10’ar milyon lira vermeyi taahhüt ettiği biliniyor. Finansal kaynak sorunu olmadığını düşünüyorum. Böyle bir binaya birçok kişi bağış yapmak ister ama insanlar somut ilerleme de görmeyi umar.
Bu süreçte iyi niyetten şüphe ettiğiniz oldu mu?
- Mimar, vakfa karşı istifa etmiş değil. Vakıf böyle bir istifanın kendilerine ulaşmadığını söylüyor. Sinan Genim bu istifayı Koruma Kurulu’na göndermiş. Alışılagelen uygulamada, istifa ediliyorsa bu görevi veren kuruma istifa mektubu gönderilir. Ama burada Koruma Kurulu’na gönderiliyor. İnan Kıraç çok iyi bir Galatasaraylı. Ben onun da işin bir an önce çözülmesini istediğine yürekten inanıyorum. Biz de bunu içtenlikle istiyoruz. Bazı yerlerde yorum farkı var ama herkesin iyi niyetli olduğunu düşünüyorum.
“Bu kadar köklü bir kurum neden üç yıldır adım atmıyor” eleştirileri var. Üniversite ne istiyor?
- Üç yıl çok uzun bir süre. Elimizde şu an onaylı bir proje bulunmuyor. Kurul projede düzeltmeler istiyor, ancak bunlar çeşitli nedenlerle yapılmıyor. Şu an çatının tamamlanmasıyla bir an önce uyuşmazlığın çözülmesini hedefliyoruz. Artık bekleyecek vaktimiz yok. Ocak 2016 itibariyle proje müellifi mimar bu işe devam edecekse en kısa sürede proje sonuçlandırılmalı. Devam etmeyecekse başka birinin görevlendirilip proje üzerinde çalışması uygun olur. Gerçekten uzun süre geçti, artık kimsenin beklemeye sabrı kalmadı. Bir an önce restorasyona başlanması gerekiyor. Anlaşmazlıkları bir kenara koyup olayı kişiselleştirmeden, gurur meselesi yapmadan çözüm bulmamız lazım. Amacımız 22 Ocak 2016’dan önce proje üzerindeki revizyonları gerçekleştirerek, 2 yılda restorasyonu tamamlamak ve binamızı eğitim hizmetini verecek hale getirmek.
Yükseköğretimdeki yenilikler
YÖK’ün son dönemde yaptığı çalışmalar arasında yer alan fakültelere baraj sınırlandırması getirilmesi üniversitemizi etkilemedi. Ancak bu uygulamaya taraftarım. Bazı üniversitelerde öğrenciler arasında uçurumların olduğunu duyuyoruz. Bu nedenle uygulamayı olumlu buluyorum. Üniversitelerde farklı görüşlerin, renklerin olması bir zenginlik. İfade özgürlüğü çok önemli. Akademik özgürlük bir üniversite için olmazsa olmaz. Türkiye’de üniversite sayısında nicelik olarak artış oldu ama artık niteliğe odaklanılmalı. Üniversitelerin uluslararasılaşma süreci daha fazla ön planda tutulmalı.
28 Aralık 2015 Pazartesi
Yılbaşı hediyesi alan öğretmen yanacak
Milli Eğitim Bakanlığı okullara gönderdiği ‘hediye alma yasağı’ konulu yazıda personelin ‘yeni yıl bahanesiyle’ hediye kabul etmemesini istedi. Buna göre öğretmenler de dahil olmak üzere yasağa uymayanlara inceleme başlatılacak. Konu sosyal medyada tartışma başlattı.
Millî Eğitim Bakanlığı İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğü, 21 Aralık’ta okullara ‘Hediye alma yasağı’ konulu yazı gönderdi. Başbakanlık Kamu Görevlileri Etik Kurulu’nun 15 Aralık tarihli yazısı üzerine gönderilen ve ‘Kamu görevlilerine yılbaşı, bayram, özel gün bahane edilerek hediyeler verildiği’ belirtilen yazıda, bu uygulamanın devlet kurumlarında ‘yozlaşma algısına’ neden olduğu savunuldu. 657 sayılı kanuna göre hediye almanın yasaklandığı hatırlatılan yazıda, aksi durumda gerekli incelemenin başlatılacağı vurgulandı. Yılbaşı nedeniyle hediye konusunda kurum personeline gerekli bilgilendirmenin yapılması istenen ve MEB Müsteşar Yardımcısı Salih Çelik imzasıyla eğitim kurumlarına gönderilen yazıda şu ifadeler yer aldı:
‘İTİBAR VE GÜVENİ SARSIYOR’
“Kamu görevlilerine bazı özel kişi, kuruluş, şirket ve benzeri teşekküllerce veya kamu kurumlarının denetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca, özellikle yılbaşı, bayram ve diğer özel günler bahane edilerek hediyeler verildiği, bunun kamu görevlilerine duyulan itibar ve güvenin sarsılmasına, kamu kurumlarında yozlaşma algısına sebep olduğu Başbakanlığın yazısı ile bildiriliyor. Söz konusu yazıda kamu görevlilerinin hediye almasının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 29’uncu maddesi Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri ile Başvuru Ulusal ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin15’inci maddesi ile yasaklandığı, yasağa uyulmaması halinde gerekli incelemenin yapılması isteniliyor. Yaklaşan yılbaşı nedeniyle hediye konusunda ilgili yazı doğrultusunda kurum personeline gerekli bilgilendirmenin yapılmasını rica ederim.”
“Yasak hatırlatması” sosyal medyada tartışma yarattı. Kimi yorumcular öğretmenlerin de kamu görevlisi olduğunu belirterek hediye vermenin “rüşvetten farkı olmadığını” savundu. Bazı sosyal medya kullanıcıları ise öğrencilerin sevgilerini ifade etmek amacıyla öğretmenlere sembolik hediyeler bile vermesinin yasaklandığını ve bunun yanlış olduğunu vurguladılar.Hürriyet
Millî Eğitim Bakanlığı İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğü, 21 Aralık’ta okullara ‘Hediye alma yasağı’ konulu yazı gönderdi. Başbakanlık Kamu Görevlileri Etik Kurulu’nun 15 Aralık tarihli yazısı üzerine gönderilen ve ‘Kamu görevlilerine yılbaşı, bayram, özel gün bahane edilerek hediyeler verildiği’ belirtilen yazıda, bu uygulamanın devlet kurumlarında ‘yozlaşma algısına’ neden olduğu savunuldu. 657 sayılı kanuna göre hediye almanın yasaklandığı hatırlatılan yazıda, aksi durumda gerekli incelemenin başlatılacağı vurgulandı. Yılbaşı nedeniyle hediye konusunda kurum personeline gerekli bilgilendirmenin yapılması istenen ve MEB Müsteşar Yardımcısı Salih Çelik imzasıyla eğitim kurumlarına gönderilen yazıda şu ifadeler yer aldı:
‘İTİBAR VE GÜVENİ SARSIYOR’
“Kamu görevlilerine bazı özel kişi, kuruluş, şirket ve benzeri teşekküllerce veya kamu kurumlarının denetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca, özellikle yılbaşı, bayram ve diğer özel günler bahane edilerek hediyeler verildiği, bunun kamu görevlilerine duyulan itibar ve güvenin sarsılmasına, kamu kurumlarında yozlaşma algısına sebep olduğu Başbakanlığın yazısı ile bildiriliyor. Söz konusu yazıda kamu görevlilerinin hediye almasının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 29’uncu maddesi Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri ile Başvuru Ulusal ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin15’inci maddesi ile yasaklandığı, yasağa uyulmaması halinde gerekli incelemenin yapılması isteniliyor. Yaklaşan yılbaşı nedeniyle hediye konusunda ilgili yazı doğrultusunda kurum personeline gerekli bilgilendirmenin yapılmasını rica ederim.”
“Yasak hatırlatması” sosyal medyada tartışma yarattı. Kimi yorumcular öğretmenlerin de kamu görevlisi olduğunu belirterek hediye vermenin “rüşvetten farkı olmadığını” savundu. Bazı sosyal medya kullanıcıları ise öğrencilerin sevgilerini ifade etmek amacıyla öğretmenlere sembolik hediyeler bile vermesinin yasaklandığını ve bunun yanlış olduğunu vurguladılar.Hürriyet
25 Aralık 2015 Cuma
KPSS iddianamesi kabul edildi
Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 10 Temmuz 2010'da yapılan KPSS sorularının sızdırılmasına ilişkin 230 şüpheli hakkında hazırlanan iddianameyi kabul etti.
Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kabul ettiği KPSS sorularının sızdırılmasına ilişkin iddianamede, soruşturmaya konu edilen 3 bin 227 adaydan bin 148'i arasında akrabalık bağının bulunduğu, 896'sının karı-koca olduğu ve 2 bin 690'ının aynı kurum/firmada çalıştığı belirtildi.
İddianamede, 294 bin 909 adayın katıldığı 2010'daki KPSS Eğitim Bilimleri sınavının usulsüzlükler nedeniyle iptal edilerek yeniden yapılmasıyla, devletin 9 milyon 111 bin 138 lira 13 kuruş zarara uğradığına yer verildi. Genel Yetenek-Genel Kültür sınavına 807 bin 892 adayın katıldığı belirtilen iddianamede, YÖK Denetleme Kurulunun, Genel Yetenek alanı sorularının da binlerce adaya sızdırıldığına dair raporuna rağmen, bu alanın iptal edilmemesiyle sayıları henüz kesin bilinmemekle beraber binlerce kişinin bu alan puanıyla haksız şekilde devlet memuru olduğu bildirildi.
Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kabul ettiği KPSS sorularının sızdırılmasına ilişkin iddianamede, soruşturmaya konu edilen 3 bin 227 adaydan bin 148'i arasında akrabalık bağının bulunduğu, 896'sının karı-koca olduğu ve 2 bin 690'ının aynı kurum/firmada çalıştığı belirtildi.
İddianamede, 294 bin 909 adayın katıldığı 2010'daki KPSS Eğitim Bilimleri sınavının usulsüzlükler nedeniyle iptal edilerek yeniden yapılmasıyla, devletin 9 milyon 111 bin 138 lira 13 kuruş zarara uğradığına yer verildi. Genel Yetenek-Genel Kültür sınavına 807 bin 892 adayın katıldığı belirtilen iddianamede, YÖK Denetleme Kurulunun, Genel Yetenek alanı sorularının da binlerce adaya sızdırıldığına dair raporuna rağmen, bu alanın iptal edilmemesiyle sayıları henüz kesin bilinmemekle beraber binlerce kişinin bu alan puanıyla haksız şekilde devlet memuru olduğu bildirildi.
24 Aralık 2015 Perşembe
Veliler de karne alacak
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, öğrencilerin yanı sıra velilere de karne verilmesi için çalışma başlattıklarını söyledi.
Milli Eğitim Bakanlığı, velilere de öğrenciler gibi karne verecek.
Açıklama, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı'dan geldi.
TRT Haber'de katıldığı programda konuşan Avcı, velilere karne verilmesi için çalışma başlattıklarını açıkladı.
Avcı, veli karnesinde, velinin kaç gün okula geldiği, öğretmenlerle görüşüp görüş-mediği, okul aile birliği toplantılarına katılıp katılmadığı gibi bilgilerin yer alacağını söyledi.
Bakan, velilerin de okullara yönelik karne verebileceğini ve bu şekilde okulların da denetleneceğini belirtti. ntvmsnc
Etiketler:
karne,
meb,
Milli Eğitim Bakanlığı,
öğrenci,
veli
Çalışan üniversiteliye müjde
Kredi ve Yurtlar Kurumu, çalışan öğrencilerin de burs ve kredi alabilmesini sağlayacak bir düzenleme yaptı.
Bundan böyle çalışan öğrenciler de kredi ve burs alabilecek.
Bundan böyle çalışan öğrenciler de kredi ve burs alabilecek.
Yüksek Öğretim Kredi ve Yurtlar Kurumu, Burs ve Kredi Yönetmeliği'nde yaptığı değişiklikle çalışan öğrencilerin kredi ve burs imkanından yararlanmasının önü açtı.
Buna göre, öğrencinin asgari ücret düzeyinde sürekli bir işte çalışması halinde kredi ve bursu kesilmeyecek.
Bakan Avcı'nın sözleri sonrası 'el yazısı' tartışması tekrar gündemde
Geçen ekim ayında Change.org’da veliler tarafından kaldırılması yönünde imza kampanyası başlatılan ilkokulda el yazısıyla ilgili tartışmalar, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın el yazısının doğru bir uygulama olduğunu söylemesiyle yeniden alevlendi. “Ne kadar zor öğrenirseniz bazı şeyleri, o kadar kıymetli olur, o kadar kalıcı olur” sözleriyle uygulamaya destek veren Bakan Avcı, ortaokul öğretmenlerinin de el yazısı konusunda yeniden hizmet içi eğitime alınması gerektiğini vurguladı.
Bunun üzerine bir anket çalışması yapan Türk Eğitim-Sen, öğretmenlerden de görüş aldı. Dayatma ve zorlamayla uygulanan el yazısının, ilkokul öğrencilerinin yazma isteğini engellediğini ve kaldırılması gerektiğini vurgulayan öğretmenler, “Kendi yazısını okuyamayan bir nesil” yorumunu yaptı.
ÇOĞUNLUK ‘KALDIRILSIN’ DİYOR
Eğitimcilerin, Türkiye’de sağlıklı uygulanmadığı yönünde eleştiriler yaptığı el yazısı hakkında Türk Eğitim-Sen de dün, sosyal medya üzerinden anket düzenledi ve öğretmenlerin görüşlerini aldı. “İlkokullarda uygulanan el yazısı uygulaması kaldırılmalı mıdır?” sorusu, 1186 kişi tarafından oylandı. Ankete katılanların yüzde 86’sı el yazsının kaldırılmasını isterken, yüzde 14’ü uygulamanın devam etmesini istedi. Sendika, takipçilerine, “Kaldırılması halinde yerine ‘güzel yazı’ dersi konulmalı mıdır?” sorusunu da yöneltti. 917 kişinin tercih yaptığı çalışmaya da, yüzde 79 “evet”, yüzde 21 ise “hayır” yanıtı verildi.
ÖĞRENCİLERİ ZORLAMAMALIYIZ
Konuyla ilgili yine sosyal medya aracılığıyla öğretmenlerden görüş de alındı. Öğretmenlerin görüşlerinden bazıları şöyle:
Bitişik eğik yazı yazmak ve bu yazıyı güzel yazmak bir hattatlık ve yetenek gerektirir. Nasıl iyi resim yapmayı, güzel şarkı söylemeyi, beden hareketlerini yapmayı herkese zorlamamamız gerekiyorsa, bitişik eğik yazıyı da zorlamamalıyız. Bitişik eğik yazıyı bütün öğrencilere yazdırmak, sevdirerek yazdırmak hiç mümkün değildir.
KÜÇÜCÜK ÇOCUKLARA ZULÜM
Bitişik el yazısı kullanmak, öğretmeye çalışmak, yazmaları için zorlamak küçücük çocuklara zulümdür. İlkokula başlama yaşının küçültülmesi bu zulmü katlamıştır. Küçük parmaklara ve yazıyı yazmak için eğilip bükülen küçük bedenlere eziyettir. Mutlaka 1. ve 2. sınıflarda kaldırılmalı, 3. sınıftan itibaren ayrı bir ders olarak verilmelidir.
YAZMA İSTEĞİNİ ENGELLİYOR
El yazısı insana kişilik kazandırır. El yazısının öğretilmesi gerekir. Bu öğretim şu anki sistemle olmaz. Bu sistem dayatmadır. 6 yaşındaki çocuğu kargacık burgacık yazılarla buluşturmak, yazıyı zorlaştırıp çirkinleştiriyor ve yazma isteğini de engelliyor.
YAZILAR OKUNMAZ HALDE
Bitişik eğik yazı kaldırılmalı. Çocuklar düz yazı yazanlara göre daha yavaş yazıyor. Yazılar okunmaz halde. Dik yazıdan sonra eğik yazı çalışmaları sonrası çocuklar bir bocalama yaşamıyorlardı ama eğik yazıdan sonra 4. veya 5. sınıflarda dik temel yazıya geçen çocukların hemen hemen tamamının yazısı düzensiz ve bozuktur. Bundan dolayı bakanlığın bu kati tutumuna rağmen birçok sınıf öğretmeni eğik yazıdan erken dönüş yapmaktadır”
ÜZEL YAZMA DERSİ VERİLMELİ
El kas sistemi tam gelişmemiş bir çocuğa, elini kaldırmadan bir kelimeyi yazdırmak, çocuğun harfleri bitişik yazı karakterlerine uygun yapmamasına, dolayısıyla kendi yazısını bile okuyamayan bir nesle götürmektedir. Bu nedenle bitişik yazı ikinci sınıftan itibaren ‘güzel konuşma ve yazma’ adında bir derste verilmelidir. Zorunluluktan çıkarılmalı ama öğretilerek isteyenin kullanması sağlanmalıdır. DHA
Bunun üzerine bir anket çalışması yapan Türk Eğitim-Sen, öğretmenlerden de görüş aldı. Dayatma ve zorlamayla uygulanan el yazısının, ilkokul öğrencilerinin yazma isteğini engellediğini ve kaldırılması gerektiğini vurgulayan öğretmenler, “Kendi yazısını okuyamayan bir nesil” yorumunu yaptı.
ÇOĞUNLUK ‘KALDIRILSIN’ DİYOR
Eğitimcilerin, Türkiye’de sağlıklı uygulanmadığı yönünde eleştiriler yaptığı el yazısı hakkında Türk Eğitim-Sen de dün, sosyal medya üzerinden anket düzenledi ve öğretmenlerin görüşlerini aldı. “İlkokullarda uygulanan el yazısı uygulaması kaldırılmalı mıdır?” sorusu, 1186 kişi tarafından oylandı. Ankete katılanların yüzde 86’sı el yazsının kaldırılmasını isterken, yüzde 14’ü uygulamanın devam etmesini istedi. Sendika, takipçilerine, “Kaldırılması halinde yerine ‘güzel yazı’ dersi konulmalı mıdır?” sorusunu da yöneltti. 917 kişinin tercih yaptığı çalışmaya da, yüzde 79 “evet”, yüzde 21 ise “hayır” yanıtı verildi.
ÖĞRENCİLERİ ZORLAMAMALIYIZ
Konuyla ilgili yine sosyal medya aracılığıyla öğretmenlerden görüş de alındı. Öğretmenlerin görüşlerinden bazıları şöyle:
Bitişik eğik yazı yazmak ve bu yazıyı güzel yazmak bir hattatlık ve yetenek gerektirir. Nasıl iyi resim yapmayı, güzel şarkı söylemeyi, beden hareketlerini yapmayı herkese zorlamamamız gerekiyorsa, bitişik eğik yazıyı da zorlamamalıyız. Bitişik eğik yazıyı bütün öğrencilere yazdırmak, sevdirerek yazdırmak hiç mümkün değildir.
KÜÇÜCÜK ÇOCUKLARA ZULÜM
Bitişik el yazısı kullanmak, öğretmeye çalışmak, yazmaları için zorlamak küçücük çocuklara zulümdür. İlkokula başlama yaşının küçültülmesi bu zulmü katlamıştır. Küçük parmaklara ve yazıyı yazmak için eğilip bükülen küçük bedenlere eziyettir. Mutlaka 1. ve 2. sınıflarda kaldırılmalı, 3. sınıftan itibaren ayrı bir ders olarak verilmelidir.
YAZMA İSTEĞİNİ ENGELLİYOR
El yazısı insana kişilik kazandırır. El yazısının öğretilmesi gerekir. Bu öğretim şu anki sistemle olmaz. Bu sistem dayatmadır. 6 yaşındaki çocuğu kargacık burgacık yazılarla buluşturmak, yazıyı zorlaştırıp çirkinleştiriyor ve yazma isteğini de engelliyor.
YAZILAR OKUNMAZ HALDE
Bitişik eğik yazı kaldırılmalı. Çocuklar düz yazı yazanlara göre daha yavaş yazıyor. Yazılar okunmaz halde. Dik yazıdan sonra eğik yazı çalışmaları sonrası çocuklar bir bocalama yaşamıyorlardı ama eğik yazıdan sonra 4. veya 5. sınıflarda dik temel yazıya geçen çocukların hemen hemen tamamının yazısı düzensiz ve bozuktur. Bundan dolayı bakanlığın bu kati tutumuna rağmen birçok sınıf öğretmeni eğik yazıdan erken dönüş yapmaktadır”
ÜZEL YAZMA DERSİ VERİLMELİ
El kas sistemi tam gelişmemiş bir çocuğa, elini kaldırmadan bir kelimeyi yazdırmak, çocuğun harfleri bitişik yazı karakterlerine uygun yapmamasına, dolayısıyla kendi yazısını bile okuyamayan bir nesle götürmektedir. Bu nedenle bitişik yazı ikinci sınıftan itibaren ‘güzel konuşma ve yazma’ adında bir derste verilmelidir. Zorunluluktan çıkarılmalı ama öğretilerek isteyenin kullanması sağlanmalıdır. DHA
Etiketler:
haber,
meb,
Milli Eğitim Bakanlığı,
okul,
veli
23 Aralık 2015 Çarşamba
İşte enteresan zeka soruları...
10 soruyu 1 dakika içinde cevaplamanız gerek! Verdiğiniz her doğru cevabı not edin. İşte sorular ve cevapları...
Soru1-Doktorunuz size 3 hap verir ve bunları yarımşar saat arayla almanızı tavsiye ederse, ilaçların tamamını bitirmeniz ne kadar sürer?
Cevap 1-Bir saat. Birinci hapı yuttunuz, yarım saat sonra 2.yi ve yarım saat sonra da 3. yü: Toplam 1 saat.
Soru 2-Bazı aylar 30, bazıları 31 çeker; kaç ayda 28 gün vardır?
Cevap 2-Hepsinde. Tüm aylarda 28 gün vardır.
Soru 3-Bir çiftçinin 17 koyunu vardı. Sürüde salgın hastalık oldu, dokuzu ağır hastalandı, diğerleri öldü. Çiftçinin kaç koyunu var?
Cevap 3- 9 canlı koyun.
Soru 4-Gece saat sekizde yatıyorum ve yatarken guguklu saatimi sabah dokuza kuruyorum kaç saat uyurum?
Guguklu saatler gece gündüz ayrımı yapmadığı için sadece 1 saat uyursunuz.
Soru 5- 5.30'u yarıma bölüp 10 eklediniz, kaç etti?
Cevap 5- 70 eder. Yarıma (1/2) bölmek, 2 ile çarpmak demektir.
Soru 6- Sadece bir tek kibritiniz var, içinde bir gaz lambası, bir gaz sobası, ve bir de mum bulunan karanlık ve soğuk bir odaya girdiniz… Önce hangisini yakarsınız?
Cevap 6- İlk önce kibriti yakmanız gerekir.
Soru 7- Hz.Musa gemisine her hayvandan kaçar adet aldı?
Cevap 7- Sıfır adet. Çünkü gemisine hayvan alan Nuh Peygamber idi.
Soru 8- Adamın biri dikdörtgen biçiminde ve her cephesi güney manzaralı bir ev inşa ediyor. Evi kocaman bir ayı ziyaret ederse bu ayı ne renk olur?
Cevap 8- Ayı beyaz olur. Evin her cephesi güneye baktığına göre, bina kuzey kutbundadır.
Soru 9- 3 elma vardı, ikisini aldım. Kaç elmam var?
Cevap 9- 2 elmanız var.
Soru 10- Chicago'dan hareket eden 43 yolculu bir otobüs kullanıyorsunuz. Pittsburgh´ da 7 yolcu binip, 5 yolcu indi. Cleveland´ da 8 yolcu indi, yolcu tuvalete gidip geldi ve 4 yeni yolcu bindi. 20 saat sonra Philadelphia´ ya vardığınızda şoförün adı neydi?
Cevap 10- Şoför SİZDİNİZ. Cevap kendi adınız.
10 doğru: Einstein Seviyesi
9 doğru:Çok üst seviye.
8 Doğru:Üstün seviye
7 doğru:Ortalama üstü.
6 doğru: İyi
5 doğru:Ortalama
4 doğru:Ortalama altı
3 doğru:Düşük
2 doğru:Yetersiz
1 doğru:Vasat
Soru1-Doktorunuz size 3 hap verir ve bunları yarımşar saat arayla almanızı tavsiye ederse, ilaçların tamamını bitirmeniz ne kadar sürer?
Cevap 1-Bir saat. Birinci hapı yuttunuz, yarım saat sonra 2.yi ve yarım saat sonra da 3. yü: Toplam 1 saat.
Soru 2-Bazı aylar 30, bazıları 31 çeker; kaç ayda 28 gün vardır?
Cevap 2-Hepsinde. Tüm aylarda 28 gün vardır.
Soru 3-Bir çiftçinin 17 koyunu vardı. Sürüde salgın hastalık oldu, dokuzu ağır hastalandı, diğerleri öldü. Çiftçinin kaç koyunu var?
Cevap 3- 9 canlı koyun.
Soru 4-Gece saat sekizde yatıyorum ve yatarken guguklu saatimi sabah dokuza kuruyorum kaç saat uyurum?
Guguklu saatler gece gündüz ayrımı yapmadığı için sadece 1 saat uyursunuz.
Soru 5- 5.30'u yarıma bölüp 10 eklediniz, kaç etti?
Cevap 5- 70 eder. Yarıma (1/2) bölmek, 2 ile çarpmak demektir.
Soru 6- Sadece bir tek kibritiniz var, içinde bir gaz lambası, bir gaz sobası, ve bir de mum bulunan karanlık ve soğuk bir odaya girdiniz… Önce hangisini yakarsınız?
Cevap 6- İlk önce kibriti yakmanız gerekir.
Soru 7- Hz.Musa gemisine her hayvandan kaçar adet aldı?
Cevap 7- Sıfır adet. Çünkü gemisine hayvan alan Nuh Peygamber idi.
Soru 8- Adamın biri dikdörtgen biçiminde ve her cephesi güney manzaralı bir ev inşa ediyor. Evi kocaman bir ayı ziyaret ederse bu ayı ne renk olur?
Cevap 8- Ayı beyaz olur. Evin her cephesi güneye baktığına göre, bina kuzey kutbundadır.
Soru 9- 3 elma vardı, ikisini aldım. Kaç elmam var?
Cevap 9- 2 elmanız var.
Soru 10- Chicago'dan hareket eden 43 yolculu bir otobüs kullanıyorsunuz. Pittsburgh´ da 7 yolcu binip, 5 yolcu indi. Cleveland´ da 8 yolcu indi, yolcu tuvalete gidip geldi ve 4 yeni yolcu bindi. 20 saat sonra Philadelphia´ ya vardığınızda şoförün adı neydi?
Cevap 10- Şoför SİZDİNİZ. Cevap kendi adınız.
10 doğru: Einstein Seviyesi
9 doğru:Çok üst seviye.
8 Doğru:Üstün seviye
7 doğru:Ortalama üstü.
6 doğru: İyi
5 doğru:Ortalama
4 doğru:Ortalama altı
3 doğru:Düşük
2 doğru:Yetersiz
1 doğru:Vasat
22 Aralık 2015 Salı
YGS başvuruları 6 Ocak’ta başlıyor!
Üniversite sınavının ilk basamağı olan Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) ile Sınavsız Geçiş başvuruları 6 Ocak 2016 günü başlıyor.
Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) 2016 YGS-LYS Sınav takvimini yayınladı. Takvimde ilk defa sınav sonuçlarının açıklanacağı tarihler de yayınlandı.
Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) 13 Mart 2016′da yapılacak, sonuçlar 25 Mart 2016′da açıklanacak. YGS başvuruları, 6-20 Ocak 2016′da alınacak.
Üniversiteye girişte birinci basamak 2016 Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS 2016) ile üniversiteye girişte ikinci basamak 2016 Lisans Yerleştirme Sınavları (LYS 2016) başvuru ve sınav tarihleri açıklandı.
YGS 2016 SINAV TARİHLERİ:
Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) Tarihi : 13 Mart 2016
Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) Sonuç Açıklanma Tarihi: 25 Mart 2016
LYS başvuruları ise 1-14 Nisan 2016 tarihleri arasında yapılacak. LYS sonuçları da 18 Temmuz 2016′da açıklanacak.
2016 LYS SINAV TARİHLERİ:
Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS)- 4 Sosyal Bilimler: 18 Haziran 2016
Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS)-1 Matematik: 19 Haziran 2016
Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS)-5 Yabancı Dil: 25 Haziran 2016
Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS)-2 Fen Bilimleri: 25 Haziran 2016
Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS)-3 Edebiyat-Coğrafya: 26 Haziran 2016
Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS) Sonuç Açıklanma Tarihi: 18 Temmuz 2016
Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) 2016 YGS-LYS Sınav takvimini yayınladı. Takvimde ilk defa sınav sonuçlarının açıklanacağı tarihler de yayınlandı.
Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) 13 Mart 2016′da yapılacak, sonuçlar 25 Mart 2016′da açıklanacak. YGS başvuruları, 6-20 Ocak 2016′da alınacak.
Üniversiteye girişte birinci basamak 2016 Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS 2016) ile üniversiteye girişte ikinci basamak 2016 Lisans Yerleştirme Sınavları (LYS 2016) başvuru ve sınav tarihleri açıklandı.
YGS 2016 SINAV TARİHLERİ:
Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) Tarihi : 13 Mart 2016
Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) Sonuç Açıklanma Tarihi: 25 Mart 2016
LYS başvuruları ise 1-14 Nisan 2016 tarihleri arasında yapılacak. LYS sonuçları da 18 Temmuz 2016′da açıklanacak.
2016 LYS SINAV TARİHLERİ:
Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS)- 4 Sosyal Bilimler: 18 Haziran 2016
Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS)-1 Matematik: 19 Haziran 2016
Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS)-5 Yabancı Dil: 25 Haziran 2016
Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS)-2 Fen Bilimleri: 25 Haziran 2016
Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS)-3 Edebiyat-Coğrafya: 26 Haziran 2016
Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS) Sonuç Açıklanma Tarihi: 18 Temmuz 2016
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













