11 Ocak 2016 Pazartesi

Fazla ödev çocuğun doğasındaki üretkenliği kısıtlıyor!

Uzmanlar, Bakan Avcı’nın “Sömestr'de ödev verilmemesi için öğretmenleri uyaracağız” açıklamasıyla konuşulmaya başlanan ödev konusunu değerlendirdi.

Yarıyıl tatili yaklaşıyor. Karnelerini almaya hazırlanan minikler yoğun temponun arasında dinlenme olanağı bulacak. Ev ödevlerinin yoğunluğunun çocukların gelişimindeki etkisine dikkat çeken uzmanlar, “Tatil döneminde çocuğa çok fazla ödev vermek, onun doğasındaki üretkenliği kısıtlar. Çocukları görev odaklı ve tek tip yetişkinler haline getirir.” uyarısında bulunuyor.

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın “Sömestr tatilinde çocuklara ödev verilmemesi için öğretmenleri uyaracağız” şeklindeki açıklamasıyla konuşulmaya başlanan ödev konusuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Nöropsikiyatri Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Nazende Ceren Öksüz, tatil döneminde verilen ev ödevlerinin çocuğun gelişimi üzerinde önemli etkileri olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Eğitim sistemi çağın koşullarına ayak uydurabilmek için zamanla dönüşüyor. Bu dönüşüm içinde rekabet kaçınılmaz olarak artmakta ancak bazen çocukların gelişimsel düzeylerinin üzerine çıkmaktadır. Sonuç olarak bazı çocuklarda kaygı bozukluğu, depresyon gibi istenmeyen tablolar görülmektedir.

“AMACIMIZ MUTLU ÇOCUKLAR YETİŞTİRMEK OLMALI”

Biz yetişkinlerin amacı mutsuz ve hırslı çocuklar yetiştirmektense, sahip olduğu koşullardan memnun, etrafıyla ve kendiyle mutlu çocuklar yetiştirmek olmalıdır. Bu açıdan değerlendirildiğinde tatil döneminde çocuğa çok fazla ödev vermek, onun doğasındaki üretkenliği kısıtlar. Çocukları görev odaklı ve tek tip yetişkinler haline getirir.

 ”ÇOCUK TATİLİ HİSSETMELİ!”

Çocuklara net mesajlar vermek gerekir. Çocuk tatildeyse, tatilde olduğunu hissetmelidir. Bazen öyle oluyor ki çocuklar tatile girdiklerine sevinemeden, aşırı miktarda ödev verildiği için boğuluyorlar. Bu çocukta kafa karışıklığına ve umutsuzluğa yol açıyor. Çocuk, “Madem tatilde de bu kadar ders çalışacağım, neden tatil oldu? Ben ne zaman oyun oynayacağım?” gibi haklı sorgulamalara giriyor. Bu nedenle ödev miktarı önemlidir.”

“ AZ ÖDEV SORUMLULUĞUNU HATIRLATIYOR!”

Tatil döneminde hiç ödev vermemenin de beraberinde başka sorunları getirebileceğini belirten Öksüz, “Örneğin bazı çocuklarımızın sorumluluk duygusu daha fazla gelişime ihtiyaç duyar. Tatilde tamamen ortadan kalkan sorumluluklar, okul açıldığında birden ortaya çıkınca çocuk alışmakta zorlanır. Tatil döneminde az miktarda ödev, bu sorumlulukların unutulmasını engelleyecektir. Ayrıca tatilde yapılan uygun miktardaki ödev, zihinsel egzersiz anlamına gelir. Böylece çocukların dikkat ve algılama becerileri gelişir.” dedi.

“YETENEKLERİNİ KEŞFEDİN”

Çocukların olağanüstü bir üretkenliğe sahip olduğunu da hatırlatan Öksüz, çocuklara yeteneklerini ortaya çıkarmaları için imkân verilmesi gerektiğini de belirterek şunları söyledi:

“Çocuklar, yetişkinlerdeki gibi zihinsel kalıplara sahip değildir. Olağanüstü bir üretkenliğe ve bu üretkenliği sergileyebilecek enerjiye sahiplerdir. Çocuğu sanatsal ve fiziksel faaliyetlere yönlendirmek bu müthiş potansiyeli ortaya çıkarmalarına sebep olur. Böylece akademik başarıları için gerekli olan zihinsel açıklık ve öz disiplin de gelişir. Bu faaliyetler tatil dönemlerinde yoğun, okul döneminde de belirli sürelerle olmak üzere mutlaka hayata geçirilmelidir.

Yetişkinlerin kendi hayallerindeki çocuğu yetiştirme sevdasından vazgeçerek, çocuklarının yeteneklerini keşfetmeye yönelmeleri gerekir. Belki çocuğunuz başarılı bir avukat olmaz ama harika bir ressam ya da sporcu olur. Bunu anlayabilmek için çocuğu aşırı doz ödevlerle baskılamaktansa, güçlü yönlerini araştırmak gerekir. Anne babaya problem gibi gelen şey, iyi işlendiğinde büyük bir yeteneğe dönüşebilir.”

“HAYALİNİZDEKİ ÇOCUĞU YETİŞTİRME SEVDASINDAN VAZGEÇİN”

Binlerce çifte, eş durumu atamasında ‘prim’ engeli

Binlerce öğretmen ve eşini şu sıralar ‘atama’ telaşı yaşıyor. Milli Eğitim Bakanlığı eş durumu atamaları için başvuruların 7-13 Ocak tarihleri arasında yapılabileceğini duyurdu. Ancak, esnaf olan eşin Bağ-Kur’a borçlu olması nedeni ile tayin başvurusu yapılamıyor. Bu şekilde mağdur olan çift sayısının 7 bine yakın olduğu hesaplanıyor.

Binlerce kişi şu sıralar, vergi daireleri ile Sosyal Güvenlik Merkezleri arasında mekik dokuyor. Milli Eğitim Bakanlığı, eş durumu atamaları için tarih aralığını duyurdu. Buna göre, 7 Ocak’ta başlayan süreç 13 Ocak günü sona erecek. Ancak yönetmelikte, ilginç bir madde yer alıyor. Ataması istenen öğretmenin eşi eğer esnaf ise son 360 günü kapsayan Bağ-Kur ödemesinin olması gerekiyor.

Ancak, Bağ-Kur’a prim borcu olan ya da, yapılandırma yaptığı halde ödemelerde aksama yaşayan binlerce kişi, eş durumu ataması için şart olan ‘360 gün prim ödemesi’ yazısını alamıyor. Bu yazı alınamayınca da başvuru yapılamıyor.

'BİNLERCE ÇİFT MAĞDUR'
İstanbul Pendik’de 20 yıldan bu yana Mali Müşavirlik yapan M.O. da bu sürecin mağdurlarından biri. M.O.’nun öğretmen eşi başka bir ilde görev yapıyor. Çiftin 1 yaşında bir çocukları var. Çocuklar anne ile birlikte şehir dışında. M.O. da eşi için atama talebinde bulunmak için harekete geçti. Ancak, Bağ-Kur borcu yapılandırma kapsamında olduğu için gerekli olan yazıyı alamadı. M.O. "Eşim orada ben burayadım. Çocuklar da eşimin yanında. Eşimle en son Ramazan Bayramı dolayısı ile görüşebildik. Soruna bir çözüm bulunabilir diye umut ediyoruz" dedi. M.O., yaşadıkları sorunun benzerini binlerce çiftin olduğuna işaret ediyor.
MECLİS GÜNDEMİNE TAŞINIYOR
Meclis gündemine taşınması planlanan soruna ilişkin konuşan Kadın Derneği Başkanı Av. Yasemin Bal, “ Eş durumundan atamasını talep dahi edemeyen 10 bin civarındaki kadın memurun bu sorununu dile getirmek ve yetkilileri çözüm bulmaya davet etmek zorunda kaldık. 20 yıllık Bağ-Kur’lu bir kişinin hizmet dökümünde 270 günlük prim görünmektedir. Yani 360 gün yatırılmış bağkur primi olduğunu belgelemeleri sistemsel olarak engellenmiş durumda” dedi.

70 BİN LİRA İSTENİYOR
Av. Bal açıklamasının devamında “Bakanlığın eş durumu atamaları için başvuru kılavuzunda talep edilen 360 günlük Bağ-Kur primi talebi bu uygulama nedeniyle karşılanamıyor. Yetkililerle yapılan görüşmelerde, yapılandırmaları borç sebebiyle askıya alınmış olanlar için, işlemin iptali istendiğinde, bu döneme ait bütün borçların ödenmesi gerektiği belirtiliyor.Bu meblağ da yaklaşık olarak 50 bin ile 70 bin TL tutarında. Ödeme talep edilen kişi bu ödemeyi yapabilecek durumda olsaydı zaten belirtilen tarihler arasındaki yapılandırma sırasında herhangi bir borcu olmayacaktı. Bu durumda ödeme yapamayan kişi, prim yetersizliği nedeniyle eş durumu ataması için başvuruda dahi bulunamamakta” şeklinde konuştu.

‘İTİRAZ İÇİN SÜRE DE KISA’
Atama başvuru süresinin kısalığını da eleştiren Av. Bal “Eş durumu atamaları için Atama başvuru süresi 07 -13 Ocak tarihleri olarak belirlenmiş. Hafta içine denk gelecek şekilde çarşamba günü son buluyor. Sürenin bu kadar kısa tutulmuş olması dolayısıyla başvuruda bulunan öğretmenlerimiz herhangi bir hukuki işlem de başlatamıyor” dedi. (Dinçer Gökçe / Hürriyet)

Ali Nesin liseliler için matematik kitabı yazıyor

TÜBİTAK’ın 2011 yılında desteğini çekmesiyle gündeme gelen Matematik Köyü’nün kurucusu Prof. Dr. Ali Nesin, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) talebi üzerine “Lise-1 Matematik Kitabı” yazmaya başladı.

Usta yazar Aziz Nesin'in oğlu, Türkiye’nin önde gelen matematikçilerinden Prof. Dr. Ali Nesin, Milli Eğitim Bakanlığı’nın talebi üzerine lise 1’inci sınıflar için matematik kitabı yazıyor. Habertürk gazetesinde yer alan habere göre, her ders kitabının her öğrenciye göre olmadığını vurgulayan Prof. Nesin, “Her müfredat da her öğrenciye göre değildir. Ben belli bir kitle için kitap yazmaya karar verdim. Bu kitle de ileride bilim insanı olmak isteyen gençler. Ben onlara yazıyorum. Tabii başkaları da okuyabilir, ama sorumluluk almam. Bunu da önsözde belirteceğim” dedi.

'ÇOK ZOR BİR ŞEY'

Hayatında bir kitap yazarken hiç bu kadar zorlanmadığını belirten Prof. Dr. Nesin, “Lise 1’inci sınıflara matematik kitabı yazmaya kalkıştım. Çok zor bir şey. İçinde hangi konu ne kadar olacak, hangi seviyeye hitap edecek, anlatımı hangi seviyede olacak, hangi konu hangi konudan önce gelecek? Bir biçimde yazmaya başladım. Zamanla anladım ki tüm öğrencilere tek bir kitap yazmak öğrencilere kötülük yapmak demek. Herkes okusun diye kitap yazılmaz” diye konuştu.

Müfredata bağlı kalmaya çalıştığını vurgulayan Nesin, “Ama kendimi de fazla sıkmıyorum. Canım istediğinde müfredat dışına çıkma hakkını kendimde görüyorum. Matematik, problem çözmeden olmaz. Ama kavramlar da önemlidir. Piyasadaki matematik kitaplarında pek cümle bulamazsınız. Ben cümle kuruyorum, paragraf paragraf açıklıyorum. Sonra arada bir matematik tarihiyle ilgili notlar yazıyorum. En önemlisi öğrenciyi araştırmaya özendirmeye çalışıyorum. Bir sohbet havasında yazıyorum” dedi.

GELECEK YILA YETİŞECEK

Nesin, kitabının bir başka özelliğinin de ‘öğrenciye ve zekâsına saygı duyarak, onu çocuk yerine koymamak’ olduğunu, bu nedenle kitabının renkli olmayacağını ifade etti. Nesin, ne zaman yayımlanacağı sorusuna, “Kesin tarih vermem zor ama sanırım önümüzdeki döneme yetişir” cevabını verdi.

Ali Nesin, Türkiye’de öğrencilerin matematik alanındaki başarısızlığının nedenlerine ilişkin soruyu şöyle yanıtladı:

“Türkiye’nin iki önemli sorunu var: Birincisi, ki bence en büyük sorun, eğitimin merkezi sisteme tabi olması. Tüm öğrencilerin aynı müfredata, aynı öğretmenlere, aynı anlayışa, benzer kitaplara tabi olması. 70 milyonluk bir ülkede merkezi eğitim ancak kötü sonuç verebilir. Bu kadar çeşitli öğrenci olunca, eğitim anlayışında da çeşitlilik gerekir. İkinci sorun da öğretmen kalitesidir. Öğretmenler üniversiteden bir şey bilmeden mezun oluyorlar, sonra da kendilerini geliştirmiyorlar, çünkü kendilerini geliştirmeleri için bir neden yok. Eğitime büyük paralar akıtılıyor, ama sonuç kocaman bir sıfır.”

9 Ocak 2016 Cumartesi

Dershanelerin çoğu özel okul oldu, İşte kurs sayısı

Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB), "okul dışı eğitim seçenekleri" vurgusu yapılan Anayasa Mahkemesi kararının ardından sisteme yeni dahil ettiği özel öğretim kursu için 856 kurum başvurdu.

MEB Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü Ömer Faruk Yelkenci, özel okula dönüşüm programına, kanunun yürürlüğe girdiği tarihte sayısı 3 bin 530 olan dershanelerden 2 bin 536'sının başvurduğunu, bunlardan bin 463'ünün dönüşüm işlemlerinin tamamlandığını belirtti.

Anayasa Mahkemesi'nin 13 Temmuz 2015'teki kısmi iptal kararı sonrasında yeni bir çalışma yaptıklarını ifade eden Yelkenci, buna ilişkin yönetmelik değişikliğinin de yürürlüğe girdiğini anımsattı.

Yönetmeliği, Anayasa Mahkemesi'nin gerekçeli kararında üzerinde durduğu "okul dışı eğitim seçenekleri" vurgusunu merkeze alarak düzenlediklerini anlatan Yelkenci, bu kapsamda "özel öğretim kursu" adında yeni bir kurum tanımladıklarını söyledi.

Anayasa Mahkemesi'nin 12 yaş sınırını kaldırmasıyla etüt eğitim merkezlerinin, ilkokul ve ortaokullara yönelik bir kurum haline geldiğine işaret eden Yelkenci, bu süreçte etüt eğitim merkezleri, özel öğretim kursları ve temel liselerin öğrencilere destek olacağını kaydetti.

Özel öğretim kursuna başvuru rakamları

Yelkenci, sisteme yeni dahil edilen özel öğretim kurslarının yönetmelik ve yönergede tanımlamalarının yapıldığını, çerçeve programın da Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığınca onaylandığını ifade etti.

Bu kapsamda, özel öğretim kurslarına başvuru ve onay işlemlerinin, mevzuat düzenlemesine uygun sürdüğünü vurgulayan Yelkenci, "Bu sistemin sağlıklı zeminde yürütülmesini sağlayacağız. Dershaneler gibi kontrolsüz kurumlar sistemde artık olmayacak" dedi.

Özel öğretim kursları için başvuran kurum sayısının 856 olduğunu kaydeden Yelkenci, "Bugüne kadar özel öğretim kursu olmak için başvuru yapan 856 kurumdan 683'ünün programı onaylandı, 173'ünün programı düzeltmeler yapılmak üzere iade edildi. Şimdiye kadar 229 özel öğretim kursu açıldı" bilgisini paylaştı.

Yelkenci, 1 Eylül 2015'e kadar özel okula dönüşen bin 463 kurumdan bin 221'inin temel lise olduğunu belirtti.

Temel liselere, mezunlara kurs verme imkanı da sağladıklarına dikkati çeken Yelkenci, böylece okul dışı eğitim seçeneklerinin çok daha çeşitli hale geldiğini bildirdi.

Ömer Faruk Yelkenci, 700 temel lisenin, mezunları için özel öğretim kursu onayı aldığını söyledi. Eksikliklerini tamamlayarak yeniden başvuran 174 temel lisenin de hazırladıkları programları bakanlığa gönderdiğini dile getiren Yelkenci, bu programların inceleme aşamasında olduğunu sözlerine ekledi.

8 Ocak 2016 Cuma

"12 bin 500 öğretmen kadrosu" onaylandı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın onayladığı Yükseköğretim Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 12 bin 500 öğretmen kadrosu ihdasını da içeriyor.

Kanuna göre, er, erbaş, Kıbrıs'a giden askerler ile askeri öğrencilerin harçlıkları artılıyor.
Er ve erbaşlar ile Kıbrıs'a giden askerlerin harçlıklarının hesaplanmasında esas alınan gösterge rakamlarının yüzde 100 artırılmasını öngöre düzenlemeye göre 38 TL alan erler 76 TL, 43 TL alan onbaşılar 86 TL, 49 TL alan çavuşlar 97 TL alacak.
Askeri öğrencilerin harçlıkları da artırılacak. Askeri öğrencilerin harçlıklarının hesaplanmasında, "teğmen rütbesinin birinci kademe brüt aylığı" yerine, "6528 gösterge rakamının memur aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak tutar" esas alınacak.
2003 öncesi ve sonrası göreve başlayan astsubayların başlangıç derece kademeleri ile eğitim seviyelerine bağlı olarak yapılan intibak işlemlerinde paralellik sağlanıyor.
Türk Silahlı Kuvvetleri'nde (TSK) sözleşmeli olarak istihdam edilen erbaş ve erlerin brüt asgari ücret esas alınarak belirlenen maaşları, subay, astsubay ve uzman erbaşlar dahil TSK'daki kamu görevlileri gibi memur aylık katsayısı esas alınarak belirlenecek.
Kanuna göre, devlet üniversitelerindeki öğretim üyelerinde emeklilik yaşının 72 olmasına yönelik düzenleme 1 yıl uzatılarak, 31 Aralık 2016'ya kadar geçerli olacak.
Hazine'ye veya DSİ'ye ait deniz, iç sular ve karada yapılacak su ürünleri üretim tesislerinde veya su ürünleri yetiştiriciliği yatırımlarında ihtiyaç duyulan su ve su alanlarıyla deniz ve iç sulardaki su ürünleri istihsal hakkının kira teknik şartları, süreleri ve yıllık bedellerinin, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca belirlenme süresi 1 Ocak 2017'ye kadar uzatılacak.
Vakıflar, burs vermek için 31 Aralık 2016'ya kadar bağış alabilecek.
Kamu İhale Kanunu'nun, hizmet alımlarında ihale öncesi ilgili kurumlardan uygun görüş alınması ve personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımlarıyla ilgili sözleşmelerin uygulanması sürecinde yer alan görevlilerin sorumlulukları ve bunlar hakkındaki idari yaptırımları düzenleyen maddesinin ilgili fıkrasının bu yıl sonunda dolacak olan yürürlük tarihi, 30 Haziran 2016'ya kadar uzatılacak.
Milli Eğitim Bakanlığı'na 12 bin 500 öğretmen kadrosu ihdas edilecek. Habertürk

Meslek liseliler için sınavsız geçiş yerine ‘ek puan’ önerisi

YÖK, Milli Eğitim Bakanlığına mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarından mezun olan öğrencilerin meslek yüksekokullarına sınavsız geçişinin kaldırılması önerisini götürdü. Buna göre, sınavsız geçiş yerine mesleki ve teknik ortaöğretim mezunlarına ek puan verilmesi öngörülüyor. Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri de YÖK’ün önerisini incelemeye başladıklarını, yeni bir yasal düzenleme gerektiren bu önerinin hassasiyetle ele alınarak bir yasa taslağı hazırlanacağını bildirdiler.

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), Milli Eğitim Bakanlığına (MEB) mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarından mezun olan öğrencilerin meslek yüksekokullarına sınavsız geçişinin kaldırılması önerisini götürdü. Buna göre, sınavsız geçişin yerine mezunlara ek puan verilmesi öngörülüyor.

30 Mart 2012 tarihli ve 6287 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 2547 sayılı Kanun’un yükseköğretime geçişi düzenleyen 45’inci maddesi değiştirildi. Bir mesleğe yönelik program uygulayan liselere alanlarında bir programa giderken ortaöğretim başarı puanları ayrıca 0,06 ile çarpılarak artı puan alıyorlardı. Bu uygulama kanunla kaldırıldı. Kanun çıktığı tarihte kayıtlı olanların ve eski mezunların hakkını koruduğu için 2016 ÖSYS’de 30 Mart 2012 tarihinde kayıtlı ve mezun öğrenciler için artı puan uygulaması devam ediyor.

Bu tarihten sonra kayıt olanlar artı puan uygulanmasından yararlanamayacak. Kanun yayımından sonra, 2016’da ilk defa hakkı korunan öğrencilerin dışında mezun vereceği için bu seneki ÖSYS kılavuzunda bu bilgiye yer verildi.

YÖK’ün MEB’e önerisi

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç da Milli Eğitim Bakanlığı’na öğrencileri, eğitim aldıkları ilgili alanlarına yönlendirmek amacıyla mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarından mezun olan öğrencilere artı puan verilmesi konusunda bir öneri hazırladıklarını bildirmişti. Söz konusu önerinin gerekçesinde mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarından mezun olan öğrencilerin meslek yüksekokullarına sınavsız geçişinin, Türkiye’nin gelecek vizyonunda önemli bir yer teşkil eden mesleki eğitimin kalitesini olumsuz etkilemesi nedeniyle, meslek yüksekokullarına sınavsız geçişin kaldırılması gereğinin hasıl olduğu ifade edildi.

Sınavsız geçişin kaldırılması nedeniyle bir mesleğe yönelik program uygulayan liselerin öğrenci kaybı yaşamaması ve öğrencileri aynı zamanda teşvik edici mahiyette ek puan verilmesi amacıyla düzenleme yapılmasına ihtiyaç duyulduğu vurgulandı. Bu kapsamda, YÖK’ün önerdiği düzenleme şöyle:

“Bir mesleğe yönelik program uygulayan liselerin mezunları, Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenecek aynı alanda bir yükseköğretim kurumuna yerleşmelerinde merkezi sınavlardan almış oldukları puanlara b bendine göre hesaplanan ortaöğretim başarı puanı ve bu puanın Yükseköğretim Kurulu tarafından tespit edilecek katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak puan eklenir.”

Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri, YÖK’ün önerisini incelemeye başladıklarını, yeni bir yasal düzenleme gerektiren bu önerinin hassasiyetle ele alınarak bir yasa taslağı hazırlanacağını bildirdiler.

YGS başvurularında okul bilgisine dikkat

YGS başvurularında liseden mezun durumdaki adayların okul bilgilerinde yanlışlık olduğu iddia edildi. ÖSYM yetkilileri ise, bu durumdaki adayların hangi okuldan mezun olduklarını gösteren belge ve dilekçe ile başvuru merkezlerine giderek yanlış bilgiyi düzeltebileceklerini açıkladı.

YGS başvuruları 20 Ocak’a kadar devam ederken, mezun durumdaki bazı adayların başvuru sistemindeki lise bilgilerinin yanlış olduğu iddia edildi. Adaylar ne yapabileceklerini bilmediklerini söylediler. Hürriyet’e konuyla ilgili bilgi veren ÖSYM yetkilileri, bilgileri yanlış olan adayların bunu düzeltebileceğini açıkladı. Adayların hangi liseden mezun olduğu ile ilgili bilgiler e-okul’dan ediniliyor. Bilgiler eksik ya da yanlış olabiliyor. Bu adayların, ÖSYM başvuru merkezlerine dilekçe ve hangi okuldan mezun olduğunu gösteren belge ile gidip hatayı düzelttirmeleri gerekiyor. 2016 ÖSYS Kılavuzu’na göre, adaylar başvuru yaptıktan sonra başvuru süresi içinde bilgilerini günceleyebiliyor, değişiklik yapabiliyor.

Meslek liselerine ek puan

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, üniversiteye girişte mesleki ve teknik liselerden mezun olan öğrencilere kendi alanlarını seçtiklerinde yeniden ek puan verilmesi için çalışma başlattıklarını açıkladı. Bir öneri hazırlayıp Milli Eğitim Bakanlığı’na ilettiklerini belirten Saraç’ın açıklaması şöyle:
“Bilindiği üzere mesleki ve teknik lise mezunlarına ek puan uygulaması bu seneden itibaren yeni mezunlar için kaldırıldı. Bununla ilgili değişikliğe gidilmesi YÖK’ün yetkisinde olmayıp bu okullardan mezunların eğitim aldıkları ‘ilgili alanlarına yönlendirilmesi’ için kanuni bir düzenleme yapılması gerekiyor. Bu amaçla, mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarından mezunlara artı puan verilmesi için bir öneri hazırladık ve MEB’e ilettik. Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Sayın Nabi Avcı konuya hassasiyetle yaklaşacaklarını ifade etti.”

7 Ocak 2016 Perşembe

Bakan Avcı: “Atanan sahte diplomalı öğretmenler tespit ettik”

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, bazı üniversitelerin diplomalarının, geçici mezuniyet belgelerinin taklit edilerek öğretmenlik başvuruları yapıldığını belirterek “Geçtiğimiz atama döneminde sahte diplomalarla öğretmen olan50-60 kişi tespit ettik. Şimdi tüm öğretmen alımlarını araştırıyoruz. Bunun bir çete işi olduğunu düşünüyoruz. Para karşılığı ve bazı terör örgütlerinin bağlantı ihtimali üzerinde duruyoruz. Daha çok talep olan alanlara yönelik bir tezgah kurulmuş. Sayı şu an çok büyük değil, 50-60 tane sahte öğretmen var. Bu çete şubat atamaları içerisinde bazı öğretmenlere musallat olabilir. Öğretmen adaylarımız lütfen buna teşebbüs etmesinler” dedi.

Bakan Avcı, bir televizyon kanalında eğitimle ilgili soruları yanıtladı. Bazı üniversitelerin diplomalarının, geçici mezuniyet belgelerinin taklit edilerek öğretmenlik başvuruları yapıldığını söyleyen Bakan Avcı, “Geçtiğimiz atama döneminde sahte diplomalarla öğretmen olan arkadaşlar tespit ettik. Tespit edilen 50-60 kişi sahte diplomalarla öğretmen olarak atanmış. Şimdi tüm öğretmen alımlarını araştırıyoruz. Bunun bir çete işi olduğunu düşünüyoruz. Para karşılığı ve bazı terör örgütlerinin bağlantı ihtimali üzerinde duruyoruz. Daha çok talep olan alanlara yönelik bir tezgah kurulmuş. Sayı şu an çok büyük değil, 50-60 tane sahte öğretmen var. Bu çete şubat atamaları içerisinde bazı öğretmenlere musallat olabilir. 30-40 bin lira karşılığında bunu yapıyorlar. Hatta borç alarak başka alan diplomaları için bunu yapan öğretmenler var. Öğretmen adaylarımız lütfen buna teşebbüs etmesinler. En çok hangi branşta ihtiyacımız varsa orada daha çok öğretmen alıyoruz. Dolayısıyla o branşlara yönelik böyle bir tezgah kurulmuş” dedi.

“OKULLAR ELDEN GEÇİRİLİP EĞİTİM DEVAM ETTİRİLECEK”

Avcı, Güneydoğu’da yaşanan olaylardan etkilenen öğrenci ve öğretmenlere psikolojik destek verilmeye başlandığını açıkladı. Bakanlığın talimatıyla öğretmenleri hizmet içi eğitime alarak hem öğrencileri, hem öğretmenleri terörden korumaya gayret ettiklerini belirten Bakan Avcı, “Bölgede okullara ve öğretmenlere tehdit oluyor tabi ama bunlar istisnai. Bu bölgelerde 15 il müdürümüzü topladık. Van’dan dönecektik. Ancak kar yağışı nedeniyle bunu yapamadık. Uçaklar kalkmadı. Karayoluyla bölgeyi dolaştık. Batman, Diyarbakır, Urfa Gaziantep’i karayolu ile gittik. Bölgedeki bazı okulları ziyaret ettik, yetkililerle görüştük. Diyarbakır Valiliğimiz gidecek yeri olmayan ama evi Sur’da bulunan vatandaşlar için barınma imkanı bile sağladı. Otel bile kiralandı. Sur’daki durum normale dönünce, oradaki okullarımız elden geçirilip eğitimin devam ettirilmesi için çalışmalarımızı yaptık. Ağrı, Bitlis, Bingöl, Siirt, Ardahan, Muş, Batman gibi 15 ilde sıkıntılı bir durum yok. Diyarbakır’da Sur ilçesi, Şırnak Silopi ve Cizre gibi yerler dışında bir sorun yok” dedi.

Şırnak’ta toplamda 7 bin 623, Cizre’de 2 bin 61 ve Silopi’de 1790 öğretmeni çektiklerini söyleyen Avcı, şu açıklamalarda bulundu:

“Bugün bu bölgelerde pek çok mahallede sorun yok. Bir noktada bu öğretmenlerimiz kaçmadı, onları biz çektik. Birçok öğretmenimiz biz oradan ayrılmaya mecbur ettiğimiz için ağlayarak ayrıldılar. Bu konuda öğretmenlerin kaçtığı söylenerek büyük bir kara propaganda yürütülüyor. Silopi ve Cizre’de 80 bin öğrenci eğitimden mahrum. Sur’da ise 11 bin öğrencimizi eğitim için çevreye dağıttık. En kısa zamandan bir sükûnet sağlanacak. Biz öğretmenlerimizi çektik. Çünkü ciddi istihbarat bilgileri aldık. Öğretmen ve öğrencilerimizi canlı kalkan yapma, okul güzergâhlarına tuzaklar ve molotof saldırıları ile ilgili olarak. Şu anda yaşanan olaylardan sonra bize gelen istihbarat bilgilerinin ne kadar doğru olduğunu görüyoruz.”

TELAFİ EĞİTİMLER ARA TATİLDE

Telafi eğitimi ara tatilde vereceğiz. Sorunlu bölgede yapılamıyorsa, il içinde eğitimden mahrum kalan öğrencilerimiz telafi eğitimlerini alacak. Yaşanan olaylardan etkilenen öğrenci ve öğretmenlere psikolojik destek verilmeye başlandı. Doğudaki öğretmenlere o bölgeye kimse gitmiyor diye teşvik verildiğini söylemek eksik olur. Güneydoğu ve Doğu Anadolu’da öğretmen doluluk oranı diğer bölgelerle aynı düzeyde. Bu bölgelere biz öğretmen gönderiyoruz fakat orada tutamıyoruz. Üstelik sadece bu iki bölgede değil diğer bölgelerdeki öğretmenler de merkeze gitmek istiyor. Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da öğretmenlerimize hizmet puanı yükseltmesi ve ek ücretler gibi teşvikler verilebilir. Diğer bir nokta da bu bölgeye atanan öğretmenler genelde tecrübesiz  oluyor. Biz bölgeye daha fazla tecrübeli öğretmenin gitmesini istiyoruz ve bu konuda çalışmalar sürüyor. Örneğin Tunceli’de o bölgede yaşayan tecrübeli öğretmenlerin orada kaldığın ve bunun da başarıyı arttırdığını görüyoruz.

ÇOCUKLAR ÖDEVLER NEDENİYLE STRESE GİRİYOR

Sömestrde çocuklara ödev yükü yüklemeyin diye önerdik. Bazıları bu öneriyi eleştiriyor. Çocuklar verilen ödevler nedeniyle strese giriyor. Tatil çocuk ve ailelere zehir oluyor. Çünkü ödev sadece öğrencilere değil, öğretmenlere de veriliyor. Biz istiyoruz ki çocuklar çocukluklarını yaşasınlar. Şimdi uyduruk bazı eğitim koçları, bunlar anne ve babalara herkesin bildiği şeyleri söyleyerek akıl dağıtıyor. Herkesin bildiği şeyleri yaşam koçu diyerek iyi paralara ailelere satıyorlar. Bazı aileler de çocuklarını, kendi yapamadıklarının gerçekleştirecek bir proje olarak görüyor.

VELİLER ÇOCUKLARININ KİTAPLARINDA HATA GÖRÜRLERSE BİLDİRSİNLER

Bütün ders kitaplarını biz hazırlamıyoruz. Tabii, tüm kitaplar Talim ve Terbiye Kurulu’nda geçiyor. Bu hatalar 9’uncu sınıf tarih kitabında var. Ancak bu hata 15 Aralık’ta fark edildi. Düzeltmiş kitap EBA’ya yüklendi. Bizim de hatalarımız olabilir. Velilerimiz çocuklarının kitaplarına baksınlar, bir hata görürlerse bildirsinler.

ÖĞRETMEN AKADEMİSİ KALİTEYİ YÜKSELTECEK

Öğretmen akademisi, stajyer öğretmenden farklı bir proje. Öğretmen akademisi mevcut öğretmenlerimizin kalitesini yükseltmeyi amaçlıyor. Öğretmenlerimizin müfredat ve değişimlere adapte olması için düşünülüyor. İlerleyen zamanlarda öğretmen akademisinin, KPPS gibi neyi ölçtüğü belli olmayan sınavlar yerine geçerek bir öğretmen kaynağına dönüşmesi düşünülüyor.

ROTASYONU YENİDEN ELE ALACAĞIZ

Şubatta atanan öğretmenler martta maaşlarını almaya başlayacaklar. Her branşın atanma taleplerinin toplamına baktığımızda toplamda 200 bin gibi rakam ortaya çıkıyor. Biz atamaları şöyle yapıyoruz. 90 bin açık varsa ve biz 20 bin atama yapacaksak, bu oransal olarak yüzde 33’e denk geliyor. Ancak öğretmenler en çok bekleyen alanlara öncelik verilmesini istiyoruz. Biz bu yüzde 33’lük genel oranı her branş için ayrı ayrı uyguluyoruz. Doğu ve Güneydoğu’da sınıf öğretmenine ihtiyacımız var. Mesela Ankara’da bu alanda çok fazla sayıda norm fazlası öğretmen var. Neden onları oraya göndermiyorsunuz diye soruyorlar. İşte rotasyon bunun içindi. Ancak sonradan gördük ki, bu il içinde çalışıyor. Rotasyon kavramını yeniden ele alacağız.

ŞUBATTA ATANANLARA DANIŞMAN ÖĞRETMEN

Ağustos’taki atamalarda 39 bin öğretmenin 26 binini Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerine göndermiştik. Öğretmenlerimizin bir adaptasyon sorunu var. Şubatta atanacak 30 bini hemen göndermeyeceğiz. Onları mart, nisan, mayıs da bir oryantasyon programına alacağız. İster kendi bulundukları ilde, isterlerse de  atandıkları ilde bu programlara katılabilecekler. Daha sonra tecrübeli danışman öğretmenleri, yeni atanan öğretmenlere danışmanlık yapacak. Branşı her ne olursa olsun derslere girerek izleyecekler. Meslek içi eğitimlerde atanan yerin folklor ve kültürü ile ilgili eğitimler de alacaklar. Örneğin Hakkari’ye atanmışsa ana dili Kürtçe olan öğrencilerle iletişim kurabileceği kadarını o öğretmene vereceğiz. Şubatta atanan öğretmenler temel Kürtçeyi öğrenebilecek. hürriyet.com.tr

6 Ocak 2016 Çarşamba

Lise ders kitaplarında önemli hatalar

Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) liselerde ücretsiz olarak dağıttığı ders kitapları önemli yanlışlar içeriyor. Ortaöğretim 9’uncu sınıfta (lise 1) okutulan Tarih, Proje Hazırlama ve Fizik ders kitaplarında öğrencilere hatalı bilgilerin öğretildiğini söyleyen veliler “Çocuklar bu hatalı bilgiler üzerinden sınava giriyor” diyor.

Ders kitapları ilk kez okutulmuyor. Kitaplardaki açıklamalarda 2011-2012’den itibaren farklı yıllarda 5 yıl süreyle ders kitabı olarak kabul edildiği belirtiliyor. Habertürk'ten Bürde Özçakır ve Derya Öztürk'ün haberine göre öğrencilerin halen okuduğu kitaplarda dikkat çeken yanlışlar şöyle:



PISA İTALYA’DA DEĞİL FRANSA’DA
-Ortaöğretim 9. sınıf Fizik ders kitabı (Tuna Yayınları- Yazar: Kadem Erbaş) 1’inci ünite Fizik Bilimi’ne Giriş bölümünün 32’nci sayfasında, Galileo Galilei başlıklı ünite sonu okuma parçasında Galilei’nin doğum yeri İtalya’nın Pisa kenti değil, “Fransa’nın Pisa kenti” diye sunuluyor.



ÖZAL ÖLÜMÜNDEN 4 YIL SONRA ‘BAŞBAKAN’

-Ortaöğretim 9. sınıf Tarih ders kitabı (Ekoyay Yayıncılık- Yazar: Ahmet Yılmaz) ilk ünitesi Tarih Bilimine Giriş’te, “Tarihin Önemi” konusundaki “Çanakkale” başlıklı okuma parçasında, 1997 yılında eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın başbakanlık yaptığı anlatılıyor. Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal 1993 yılında Cumhurbaşkanı olarak görev yaparken hayatını kaybetti.



Kitabın 53’üncü sayfasında, “İlk Çağ Uygarlıkları” konusunun “Kültür ve Uygarlık” başlığı altındaki “Dünya Üzerindeki İlk Uygarlıklar” haritasında ise Avustralya kıtası “Avusturya” olarak gösteriliyor.



ŞÜPHE EDİLEMEYEN BİLGİ: SANAT
Ortaöğretim 9. sınıf Proje Hazırlama ders kitabı (Ada Matbaacılık-Yazarlar: Ahmet Nazlıoğlu, Filiz Şenses) “Birinci Ünite: Bilimi Araştırma ve Proje İlişkisi” ünitesinde, sayfa 32’de yer alan Ünite Sonu Değerlendirme Testi’ndeki soruların yanıtları öğrencileri şaşırtıyor.



“Aşağıdakilerden hangisi şüphe edilemeyen bilgi çeşididir?” sorusunun doğru yanıtı testin cevap anahtarına göre “Sanat Bilgisi.” “Aşağıdakilerden hangisi araç gereç yapımıyla ilgilidir?” sorusunun yanıtı ise “Gündelik Bilgi” olarak gösteriliyor.

Devlet kolej parasını adım adım izleyecek

Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü 4 Ocak’ta il milli eğitim müdürlüklerine ‘öğrenci kayıt sözleşmesi’ başlığıyla bir yazı gönderdi.
Buna göre 2016-2017 eğitim öğretim yılından itibaren bütün özel okullarda kayıtlar bu sözleşmeye göre yapılacak. Veli ve öğrenci haklarına yönelik bilgilerin yer aldığı sözleşme, Milli Eğitim Bakanlığı’ndan edinilen bilgilere göre özellikle kayıtlarda yaşanan mağduriyetlerin önüne geçmek amacıyla yapıldı. Artık kolejler, velilerden eğitim ve öğretim ücretini kurum adına açılan ve Valiliğe bildirilen banka hesap numarasına yatırılmasını isteyecek. Sözleşmenin damga vergisine tabi olması nedeniyle hem kolejlere hem de velilere maddi yük gelecek.

Eskiden bazı özel okullar kendilerine ait, özel hükümleri bulunan sözleşmeler yapabiliyordu. Yeni düzenlemeyle kurum ve veli arasında tek tip bir sözleşme imzalanacak. Sözleşmedeki, özellikle sağlık meslek liselerini yakından ilgilendiren maddeye göre velilerden staj, beceri eğitimi, yaz uygulaması adı altında ek ücret istenmeyecek. Ayrıca, eskiden özel okul ücretini uyarılara rağmen ödemeyen veliler, öğrencinin yıl sonuna kadar kurumda kalmasını sağlayabiliyordu. Yeni düzenlemeyle müfettiş incelemesinin ardından öğrenci okuldan dönem ortasında gönderilebilecek.
Öğrencinin sağlık sebebiyle kurumdan ayrılması, kurumun kapanması, eğitim ortamının olumsuz yönde değiştiğinin müfettişlerce tespiti, velinin öğrencisini okutamayacak duruma düşmesi durumunda, okula ödenmiş olan ve ayrılış tarihinden sonraki günlerin ücreti iade edilecek.
Eğitim yılı başlamadan okuldan ayrılanlara yıllık ücretin yüzde 10 dışındaki kısmı, eğitim ve öğretim başladıktan sonra okuldan ayrılanlara yıllık ücretin yüzde 10’u ile öğrenim gördüğü günlere göre hesaplanan miktarın dışındaki kısmı geri ödenecek.

‘VERGİ ALINMASIN’

Düzenlemeyi olumlu bulan Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği Eşbaşkanı Cem Gülan şöyle dedi: “Bu sözleşme veli ve kurumun haklarını koruyor. Ancak bunun sonucunda yapılan sözleşmelerden dolayı damga vergisi doğacak ve bu yolla veli ile kuruma ek bir maddi yük gelecek. Örneğin eğitim ve yemek ücreti 15 bin TL olan bir okulda okul ve veli binde 9.48 oranında damga vergisi ödeyecek. Bu oran okul ve velinin her birinin 142.2 TL damga vergisi ödemesini gerektiriyor. Ödemeyi veli ve okul için toplam 300 TL kabul edersek ve Türkiye’de özel okullarda 1 milyon 100 bin öğrenci okuduğunu varsayarsak, okullara ve velilere yaklaşık 330 milyon TL ek yük gelecek. Dileğimiz, bu sözleşmelerin damga vergisinden muaf tutulması.”

4 Ocak 2016 Pazartesi

Sömestr tatili 22 Ocak’ta başlıyor

Milyonlarca öğrencinin merakla beklediği "Sömestr tatili ne zaman?" sorusunun cevabı belli oldu. Sömestr tatili 22 Ocak'ta başlayacak ve 16 gün sürecek.

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, öğrencilerin merakla beklediği  ”Sömestr tatili ne zaman?” sorusunun cevabını verdi. Bakan Avcı sömestr tatilinin 22 Ocak Cuma günü başlayacağını ve 8 Şubat Pazartesi günü sona ereceğini açıkladı.

Bir televizyon programına konuk olan Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın açıklamasına göre tatil 16 gün sürecek. Bakan Avcı, uzun zamandan beri konuşulan yarıyıl tatilinin 15 günden 30 güne çıkacağı ve yaz tatilinin iki buçuk aya ineceği iddialarını da yanıtladı. Bakanlık olarak böyle bir çalışmalarının olmadığını söyledi.

İKİNCİ DÖNEM 8 ŞUBAT’TA BAŞLAYACAK

Bakan Avcı’nın açıklamasına göre; 2015-2016 yılının ilk yarısının son ders zili, 22 Ocak Cuma günü öğrenciler ve öğretmenler için çalacak. Yarıyıl tatili, 5 Şubat tarihinde sona erecek. 5 Şubat tarihi haftasonu tatiline denk geldiği için okullar 8 Şubat Pazartesi günü başlayacak.

TEOG sistemi çöktü!

Her yıl ortalama 1 milyon 288 bin öğrencinin kaderini belirleyen TEOG sistemindeki aksaklıklar, MEB' in o raporuna yansıdı.

AKP hükümetinin SBS yerine 2013-2014 öğretim yılında devreye soktuğu kısa adı TEOG olan Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sistemi adeta çöktü. İl Milli Eğitim Müdürleri ve yardımcılarının katıldığı toplantıda TEOG sistemine ilişkin yapısal sorunlar masaya yatırıldı.

Milli Eğitim Bakanlığı Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nce hazırlanan rapora, her yıl ortalama 1 milyon 288 bin öğrencinin kaderini belirleyen TEOG sistemindeki aksaklıklar yansıdı.

KOPYA SKANDALI

İl Milli Eğitim Müdürleri, öğrencilerin kendi sınıflarında sınava girmelerinin kopyayı teşvik ettiğini iddia etti. Rapora göre, sınavda cep telefonu gibi teknolojik aygıtlar kolayca kullanılabiliyor. Gözetmenlerin bazıları öğrencilere sınavda kopya veriyor. Bazı öğretmenler ise sınavda telefon ile oyun oynamak gibi eylemlerle kopyaya göz yumuyor.

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın talimatıyla 26 Ocak-13 Şubat 2015 tarihleri arasında yapılan ortak sınavlara ilişkin değerlendirme toplantıları düzenlendi. Toplantılara 81 İl Milli Eğitim Müdürü, bir Müdür Yardımcısı ya da Şube Müdürü davet edildi.

İL BAZLI SUNUM

Toplantılarda ortak sınavlara ilişkin veriler il bazında sunuldu. İllerin kendi durumlarını Türkiye genel ortalamasına göre değerlendirmeleri ve çalışmalarına yön vermeleri için sınav verileri paylaşıldı. Ortak sınav sonuçları değerlendirme raporundaki önemli başlıklar şöyle:

-İl merkezlerindeki bazı okullarda aşırı yoğunlaşmalar oldu. Öğrenci dağılımında ciddi dengesizlikler oluştu. Okullar “başarılı” ve “başarısız” diye gruplandırıldı. Veliler adreslerini dahi değiştirerek başarılı olan okullara çocuklarını kaydettirme yarışına girdi. Öğrenci yığılması olan okullarda aşırı kalabalık, öğrenci kaybı olan okullarda ise motivasyon bozukluğu yaşandı.

-TEOG merkezi ortak sınavları 6 dersten yapılıyor. Kapsam dışında kalan derslere önem verilmiyor. Okullarda; beden eğitimi, müzik, ve resim vb. dersler tam olarak işlemiyor. Bu derslerde not verme sisteminin objektif ölçütlere dayanmaması öğretmenlerde keyfiliğe neden oluyor. Sınav başarısı ve kaygısından ötürü derslerde müfredat dışına çıkılması sosyal aktiviteleri de iflas ettiriyor.

ÖĞRETMEN SİRKÜLASYONU

TEOG’da eğitim ve öğretimin başarısı öğretmen sirkülasyonu ile çok kötü etkileniyor. Sirkülasyonla dersler boş geçerken, öğrencilerin önemli bir kesimi yeterli eğitim almadan TEOG sınavlarına girmek zorunda kalıyor. Müfredat yetişmiyor, özel ders alan, özel okullarda okuyan, ekonomik durumları yerinde olan ailelerin çocukları sınavlara çok önde başlıyor.

Okullardaki fiziki altyapı eksikliği TEOG sistemine olumsuz olarak yansıyor. İkili eğitim, derslik, sosyal, sportif, bilimsel ve kültürel faaliyet imkanlarının yetersizliği TEOG amaçlarını akamete uğratıyor. İkili eğitim yapılan okullarda “destekleme ve yetiştirme” kursları açılamıyor. Derslik açığı sınıflarda yoğunlaşmaya neden olduğu için başarı düşüyor. Ayrıca, okullarda sportif, sanatsal, kültürel ve bilimsel altyapı eksik olduğu için TEOG’un en önemli amaçlarından biri hiç işlemiyor. sözcü.com.tr

3 Ocak 2016 Pazar

Suriyeli öğrencilere 1200 TL destek

YTB'nin Suriyeli öğrencilere 1200 TL Destek Bursuna tepki: Dünyanın hiçbir yerinde yabancılara kendi milletinden daha fazla değer yoktur!

Suriyeli öğrencilere tanınan ayrıcalıklara bir yenisi daha eklendi. Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB), Türkiye’deki devlet üniversitelerinde lisans eğitimi gören Suriyeli öğrencilere eğitimin devam ettiği aylarda 1200 TL Destek Bursu vereceğini duyurdu. Destek Bursundan yararlanmak isteyen öğrenciler 11 Ocak 2016 gününe kadar YTB’nin internet adresi üzerinden başvuru yapabilecek.

Destek Burslarından faydalanabilmek için Türkiye’de Geçici Koruma altında bir Suriye vatandaşı olmak, Türkiye’deki devlet üniversitelerinin en az dört yıllık bölümlerinde lisans düzeyinde eğitim görüyor olmak, Birinci öğretimde (gündüz programında) kayıtlı olmak şartları aranıyor.

Üstelik bu burs başarıya da bağlı değil! Kayıtlı oldukları bölümlerde 1’inci eğitim-öğretim dönemlerini tamamlayan burs adayları için genel not ortalamasının 4 üzerinden en az 2.00 olması şartı aranıyor. Not ortalaması belli olmayan adayların lise diplomalarına bakılarak, ortalamanın en az yüzde 50 olması gerekiyor.

YTB’nin Suriyeli öğrencilere Destek Bursu sosyal medyayı da harekete geçirdi. Üniversite öğrencileri de kendi ülkesindeki öğrencilere geri ödeme şartıyla para verip Suriyeli öğrencilere 1200 TL burs bağlayan bu zihniyete tepki gösteriyor. “Dünyanın hiçbir yerinde yabancılara kendi milletinden daha fazla değer yoktur”, “Suriyeli öğrenci olmak varmış” ifadeleri de dikkat çeken paylaşımlardan…

İşte Sosyal Medyadaki Tepki Paylaşımlarından Bazıları:

TÜRK VATANDAŞI OLARAK KIYMETİMİZ YOK BU ÜLKEDE!

- Bir tek KYK’dan aldığı bursla geçinen ülkenin öğrencileri varken, YTB’nin yaklaşık üç katı Suriyeli öğrencilere burs vermesi adil gelmiyor.

- Aman ne güzel. işçisine 1300 lira maaşı zor veren AKP Suriyeliye 1200 lira burs veriyor. Helal(!)

- Suriyeli öğrenciler 1200 lira burs alacakmış. Hayır kurumu gibi ülke yeminle…

- Suriyeli üniversite öğrencilerine ayda 1200 lira burs; dünyanın hiçbir yerinde yabancılara kendi milletinden daha fazla değere veren ülke yoktur

- Suriyeli öğrenciye 1200 TL burs verip kendi öğrencisine 5 kuruş vermeyen devlet gibi devlete helal olsun!

- Kendi ülkesindeki öğrencilere geri ödeme şartıyla para verip Suriyeli öğrencilere 1200 TL burs bağlayacak olan bir ülkede yaşıyoruz.

- Suriye vatandaşı olmak lazım aslında, Türk vatandaşı olarak kıymetimiz yok bu ülkede!

- Lisansta aldığım kredi paralarını hala ödüyorum. Bu arada Suriyeli bir öğrenci 1200 TL burs alacakmış.

- Birçok arkadaşımın aylık kazancı bu. Üstelik yorgunluktan bitap halde.İnsan bu kadar da kahredilmez ki

- Suriyeli öğrenciye aylık 1200 TL burs verilecekmiş. Bu devlet bize devlet değil herhalde…

- Gençleri işsizlikten kurtarıp farklı bir ülkede tutunmalarını sağlamak amacıyla yapılacak olsun. ülkemdeki okumak için didinen öğrencilere 400 lira layık(!) görülürken, yeni olacak asgari ücrete yakın miktardaki burs nedir?

(Kaynak:sözcü.com.tr)

1 Ocak 2016 Cuma

Stajyer sürücülük uygulaması bugün başladı!

MEB Özel Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Yönetmeliği'nde yapılan değişikliklerle birlikte stajyer sürücülük uygulaması da bugün uygulama konuldu.


Milli Eğitim Bakanlığı Özel Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Yönetmeliği’nde yapılan değişikliklerle birlikte ehliyetlerde de bugünden itibaren yeni dönem başladı.

Karayolları Trafik Yönetmeliğinde yapılan değişiklikle mevcut sürücü belgeleri bugünden (1 Ocak 2016) itibaren değiştirilmeye başlanacak. Bu kapsamda mevcut sürücü belgeleri 5 yıl içinde yeni tip sürücü belgeleriyle değiştirilecek. Yeni sürücü belgeleri, uluslararası standartlara sahip olduğu için diğer ülkelerde de kullanılabilecek.

AB standartlarına kavuşturularak 180 ülkede kullanılabilecek olan ehliyetlere yeni sınıflar da eklendi. Bu arada Karayolları Trafik Yönetmeliği’ndeki düzenleme ile Emniyet Genel Müdürlüğü, eski tip sürücü belgelerini bugünden itibaren yeni tip sürücü belgeleriyle değiştirmeye başladı. Stajyer sürücülük ve ehliyet sistemi de bugün uygulama konuldu.

Sürücü Kurslar Birliği eski Başkanı Süleyman Sert, 17 Nisan 2015 tarihinde Karayolları Trafik Yönetmeliğinde yapılan değişiklik sonrasında sürücü kurslarında artış olduğunu kaydetti. Cihan Haber Ajansı’na açıklamalarda bulunan Sert, “9, 10, 11. aylarda kursların kapasite oranları yüzde 100 doldu. Bu süreçte başarılı olan kursiyerler bu yasadan etkilenmeden sürücü belgesine sahip oldu. Tahmini olarak eylül, ekim ve kasım gruplarında yüzde 100 doluluk oranıyla çalıştıkları için 400 bine yakın sürücü kurslarına kayıt yapıldığı kanaatindeyim.” dedi.

Motorlu taşıtlar sürücü kurslarıyla ilgili ilk adımın 29 Mayıs 2013 yılında atıldığına işaret eden Süleyman Sert, o tarihten şu ana kadar geçen sürede Avrupa Birliği’ne uyum yasaları çerçevesinde Avrupa ülkelerinde standartları bire bir yakalayacak uygulamaya bugün itibariyle bire bir uyulacağını vurguladı.

Sert, yeni kurallar geldiğine dikkat çekerek şöyle devam etti:

TRAFİK ADABI DERSİ

“Sürücü belgeleri sınıflarında artış söz konusu. Örneklemek gerekirse şu anda B sürücü belgesi ile otomobil, kamyonet türü araçlar kullanılırken, bunlara römork takılması halindeki alınacak sürücü belgeleri sınıflarında değişiklik oluyor B-1, B-1-E şeklinde. En göze çarpan hususlardan bir tanesi sürücü eğitimlerinin teorik eğitimlerinde trafik adabı denen bir ders ilave ediliyor, 4 saatlik bir eğitim. Sürücülerin eğitiminde ihmal edilen davranış, ahlak bozukluğuna yönelik birtakım hususların altı çiziliyor. Adaylar için ön sınav sistemi zorunluluğu getiriliyor. Ön sınavda sürücü adayının hocası ve kurumun müdürü bir ön değerlendirme yapacak. Bu uygulamalar sonucunda sınavda geçebilecek konumda olup olmadığı kontrol ediliyor, sonrasında asıl sınava intikal ettiriliyor.”

“STAJYER SÜRÜCÜLER 2 YILIN SONUNDA ASIL BELGEYE GEÇEBİLECEK”

Sürücü Kurslar Birliği eski Başkanı Süleyman Sert, 1 Ocak’ta stajyer sürücülüğün geleceğini de hatırlatarak, stajyer sürücü belgesinin normal şartlarda başarılı alındıktan sonra emniyette teşhir aşamasından sonra başladığını anlattı. Sert, 75 ceza puanı almaması halinde 2 yılın sonunda sürücülerin asıl belgeye geçebileceklerini, ehliyet almak için bazı temel trafik kurallarına uyulması gerektiğinin altını çizdi.

Sert, “Kırmızı ışıkta geçmek, 2. yaya okul geçitlerine yaklaşırken kurallara uymama, alkollü araç kullanma, 75 ceza puanını doldurmaması şartı var. Doldurması halinde geçen süre iptal ediliyor, yeniden sürücü kursuna yazılarak eğitim alınması gerekiyor.” dedi,
Sert, 1 Ocak itibaren ehliyet alım şartlarının biraz daha zorlaşacağına dikkat çekerek, sözlerine şöyle devam etti: “Bu yasanın yayınlandığı tarih 17 Nisan 2015 yılında Karayolları Trafik Yönetmeliğinde değişiklikler yayınlandı. Yayınlandıktan sonra vatandaşlar ihtiyacı olanlar, sürücü kurslarına yönlendirilerek, sürücü belgesi alma ile ilgilini düşüncelerini öne çektiler. Türkiye genelinde 9-10-11 aylarında kursların kapasite oranları yüzde 100 doldu. Bu süreçte başarılı olan kursiyerler bu yasadan etkilenmeden sürücü belgesine sahip oldu. Tahmini olarak eylül, ekim ve kasım gruplarında yüzde 100 doluluk oranıyla çalıştıkları için 400 bine yakın sürücü kurslarına kayıt yapıldığı kanaatindeyim.”

“KURSİYERLER EN ÇOK PARK ETME KONUSUNDA ZORLUK ÇEKİYOR”

Süleyman Sert, Türkiye’de sürücü belgeleri yaklaşım tarzında sınavlardaki uygulamalarda büyük bir ciddiyet kazandığını belirtti. Önceden yazılı sınavların daha zor uygulamalı olan sınavların kolay olduğunu, teorik sınavların kolaylaştırıldığını, uygulamalı olan sınavlarda ciddiyetin arttırıldığını açıklayan Sert, adayların bu konuda zorlandığının altını çizdi.
Sert şunları dile getirdi: “Direksiyon sınavlarında en çok park etme konusuna dikkat ediliyor. Geri geri parkta kullandığı aracın bir buçuk katı genişliğinde bir mesafeye üç hamlede adayın park etmesi şeklinde bir uygulama yapılıyor. Kursiyerlerin en çok zorlandığı hususlardan bir tanesi bu. İki duba arasına park ederken büyük sorun yaşıyorlar. Arabayı stop ettiriyorlar veya kaldırıma çarpıyorlar. 25 metre mesafede düz bir şekilde yolun bir şeridinde geri geri gitmeleri isteniyor, burada da kursiyerlerimiz sıkıntıya düşüyor. Araçların stop etmeden kaldırması yönünde uygulama yaptırıyoruz. Uygulamalarda değişiklik oldu. Bu süreçte bugün bir cep telefonu alırken gösterilen hassasiyet kadar sürücü belgesini alırken hassasiyet gösterilmesine doğru az bir kerte kaldı.”

Getirilen kurallardaki amaçların Türkiye’de yaşanan trafik kazalarını azaltmak olduğunu ve bunun yeterli olmadığını ifade eden Sert, trafik kurallarına hassasiyet verilmesi gerektiğini belirtti. Sert  “Bu yeterli mi? bunun yeterli olabilmesi için mevcut sürücülerin de bir şekilde güncel uygulamalardan bir seminer veya hizmet içi eğitim şeklinde belirli hususlarda hassasiyet kazandırılması gerekiyor. Sürücü kurslarının açıldığı yıldan şuan itibariyle sürücü hataları yönüyle bir değerlendirilme yapıldığında sürücü kursları açılmadan önce insan faktörünü yüzde 94-96′da iken, şuanda bu oran biraz daha azaldı. Birkaç puanda olsa aşağı düştüğü kanaatindeyim. Bu uygulamaların elbette sürücülerin kazalara karışmasını engelleyici beceriyi kazandıracağı ümidindeyim.” şeklinde konuştu.

YGS barajı yükseldi

Her yıl yaklaşık 2 milyon adayın girmek için yarıştığı YGS’de baraj yükseltildi. Yükseköğretim Kurulu (YÖK), YGS barajını 140’tan 150’ye çıkardı. Buna göre önceki yıllarda 16 net yapan barajı aşarken artık 20 net yapan ikinci aşamaya girmeyi hak edecek.

24 Aralık’ta yapılan Yükseköğretim Genel Kurulu toplantısında ön lisans, açıköğretim ön lisans ve lisans programları ile özel yetenekle öğrenci alan lisans programlarına girişte kullanılan Yükseköğretime Geçiş Sınavı’nda (YGS) uygulanan 140 baraj puanının 150’ye çıkartılması kararı alındı. Bu karar 2016-ÖSYS’de uygulanmaya başlanacak.

ODAK NOKTAMIZ KALİTE

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, konuyla ilgili şu bilgileri verdi:

“Bir süre önce tıp, hukuk, mühendislik ve mimarlık programları için başarı sıralaması sınırı getirdik, olumlu sonuçlar aldık. Bunlar girdi esaslı düzenlemelerdi. Çıktı esaslı yeni düzenlemeler yapmaya devam ediyoruz. Kalite Kurulu’nu kurduk. Üzerinde çalıştığımız Yükseköğretim Yasası çalışmamızda da kalite odak noktamız olacak. Son yıllarda artan ön lisanstan lisansa geçiş kontenjanları, ön lisans programları için aranan yetkinliğin önemini daha da arttırması üzerine bu kararı aldık. Alınan bu karar ile ön lisans programları için girdi esaslı bir iyileştirme yapıldı. Bu karara eğitim öğretim süreçlerinde de iyileştirmenin eşlik etmesi için çalışmalarımızı sürdürdürüyoruz.”

BAŞARI BEKLENTİSİNDE ARTIŞ

Barajın 140 puandan 150 puana çıkartılması başarı beklentisinin yüzde 10’dan yüzde 12.5’e çıkması yani 16 net doğru eşiğinin 20 net doğruya yükselmesi anlamını taşıyor.

YÖK, bir süre önce de tıp, hukuk, mühendislik ve mimarlık programları için sıralama tabanı getirerek ilk defa taban puanları yükseltmişti. Tıp için 40 bin, hukuk 150 bin, mühendislik (ziraat, su ürünleri ve orman fakülteleri hariç) 240 bin, mimarlık için de 200 bin barajı getirilmişti.

16 NET YETİYORDU

LİSANS programlarını tercih edebilmek için ham puan olarak yüzde 20 başarıya karşılık gelen 180 baraj puanı; ön lisans, açıköğretim ön lisans ve lisans programları ile özel yetenekle öğrenci alan lisans programları için yüzde 10’luk başarıya eşdeğer olan 140 baraj puanı uygulanıyordu.
Bugüne kadar çeşitli YGS puan türleri için, her biri 40 sorudan oluşan Türkçe, Temel Matematik, Sosyal Bilimler ve Fen Bilimleri alanındaki toplam 160 sorudan oluşan testlerin her birinden 4 ham puan (net) yani toplamda 16 ham puan (net) alan adaylar 140 olan baraj puanı elde ediyorlardı. Ancak adayların YGS puanlarının hesaplanabilmesi için Türkçe, Temel Matematik, Sosyal Bilimler ve Fen Bilimleri testlerinin en az ikisinden 0.5 veya daha fazla ham puan almaları gerekiyordu. Fakat, 4 test yerine sadece 2 testten de ham puan şartını sağlayan adaylar, örneğin YGS-5 için Türkçe’den 11, Temel Matematikten de 0.5 ham puan almaları halinde 140 baraj puanını ancak geçebiliyordu.

Başvurular 6-20 Ocak arasında

YENİ yıl ile birlikte üniversiteye girişte ilk aşama olan YGS’ye başvuru dönemi de başlıyor. Lise son sınıf ve mezun durumdaki adayların 6-20 Ocak tarihleri arasında başvurularını yapması gerekiyor. Engelli adaylar ile sağlık sorunu bulunanlar bu durumlarını geçerli sağlık kurulu raporu ile başvuru süresi içerisinde ÖSYM’ye bildirerek, özel bir salonda sınava girmeyi talep edebilir.
YGS, 13 Mart 2016 Pazar günü yapılacak. ÖSYM bu yıl adaylar için bir yenilik yaparak, sınav sonuçlarını açıklama takvimini de belirledi. YGS sonuçlarının 25 Mart’ta açıklanması planlanıyor. Bu sınavda baraj puanını geçen adaylar ikinci aşama olan Lisans Yerleştirme Sınavları’na (LYS) girmeye hak kazanacak. LYS başvuruları 4-14 Nisan arasında alınacak. Haziran ayında beş oturumda düzenlenecek ve sonuçları da 18 Temmuz’da açıklanacak. LYS takvimi ise şöyle:

LYS - 4 (Sosyal Bilimler): 18 Haziran
LYS - 1 (Matematik): 19 Haziran
LYS - 2 (Fen Bilimleri) ve LYS-5 (Yabancı Dil): 25 Haziran
LYS - 3 (Edebiyat-Coğrafya): 26 Haziran