Öğrenciler için 15 günlük Sömestr tatili başladı. Peki tatilde neler yapılmalı? Özellikle üniversiteli olma yolunda, yoğun bir şekilde çalışan aday öğrenciler için tatilde neler yapılması gerektiğine dair Türkiye’nin fenomen hocası Onur Soğuk Hoca tavsiyelerini verdi.
1- Sınav hazırlık sürecinin en kritik dönemlerinden bir tanesi 15 günlük Sömestr tatilidir. Bu tatil performansına göre yola devam edecek öğrencilerle havlu atacak öğrencileri net bir şekilde ortaya koyacaktır. Yani bu süreçte öğrencilerin ortaya koyacakları performans tamam mı? Devam mı? Sorularının da yanıtı olacaktır.
2- 15 günlük Tatile FIRSAT ya da SON ŞANS olarak bakılabilir. Fırsat, şuana kadar elinden geldiğince çalışan, mücadele eden öğrencilere yönelik denebilir. Orta ve iyi seviyedeki bu öğrenciler tatili iyi değerlendirebilirse, eksiklerini giderip netlerini yükselterek hayallerindeki üniversiteyi kazanma fırsatını yakalarlar.
3- Son şans ise ilk dönemi yeterince verimli geçiremeyen öğrenciler için ifadedir. Geç kaldım, nasıl olsa kazanamam diye kesinlikle düşünülmemeli. Bu tatil sizin içinde önemli bir fırsattır.
4- Peki tatilde nasıl çalışılmalı? İşte tavsiyeler;
5- Hepsinden önce bir programınız olmalı. Peki program nasıl hazırlanmalı?
1. Aşama: Çizgisiz bir A4 kağıdı alınır, ders ders ilk dönem neler işlendiyse dersleri başlıklandırarak, o başlıkların altına konular yazılır.
2. Aşama: Oluşturulan listeden kendinizi iyi hissettiğiniz, kendinizde hallettiklerinizi düşündüğünüz konuların üzerine çarpı atılır.
3. Aşama: Elde edilen konu sayısı 3’e bölünür, çünkü günde 3 konu idealdir. Her tarih için listemize 3 konu işlenir.
Bu sayede gün gün ne çalışacağı ortaya çıkmış olacaktır. Elde edilen ders programı mutlaka görünür bir yere koyulmalı.
6- 15 Günlük Tatil sadece ders çalışılarak geçirilmemeli, dinlenilmeden, eğlenmeden geçirilen tatil amacına ulaşmaz. Elbette bu tatilde eğlenilmeli, iyi bir zaman yönetimiyle her şeye vakit vardır. İyi bir zaman yönetimi için önemli olan konuların başında erken kalkmak geliyor. Gün 3 seansa bölünür, sabah, öğle, akşam şeklinde bu sayede oluşturulan ders programına yönelip çalışmalarda daha sistematik bir şekilde ilerler.
7- Tatil sürecinde bir roman bitirilebilir. Romanlar sizi başka dünyalara götürür, rahatlatır.
8- Ders çalışırken mutlaka defterlerinize hocalarınızın tutturmuş olduğu notlar yanınızda bulunsun ve en önemli konulardan bir tanesi olan cep telefonlarınızı ders çalışırken yanınızda bulundurmayın.
9- Konu eksiği fazla olmayan öğrenciler evde kendilerine deneme uygulayabilirler. Konu eksiği olanlar, her gün deneme çözme hatasına düşmesin. Bunun nedeni; denemeler zaman alır, bu noktada önceliğimiz eksikler olmalı. Anca bu öğrencilerimizde programları dahilinde 3-4 deneme yapabilirler kendilerine.
‘’Siz yeter ki çalışın ve iyi insan olun.’’ (cnntürk)
27 Ocak 2017 Cuma
Bin 500 engelli öğretmen ataması yapılacak
Milli Eğitim Bakanlığınca EKPSS puanı üstünlüğüne göre atama yapılacak bin 500 kontenjan için ön başvurular, 21-24 Şubat tarihlerinde elektronik ortamda alınacak
Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB), 2016 Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı (EKPSS) puanı üstünlüğüne göre, bin 500 engelli öğretmen ataması yapılacak.
Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, ilgili mevzuat hükümlerine göre bin 500 kontenjana yapılacak engelli öğretmen alımı için ön başvurular, 21-24 Şubat tarihlerinde alınacak.
Adaylar, "http://mebbis.meb.gov.t" veya "http://ikgm.meb.gov.tr" adreslerinde yer alan elektronik başvuru formunu dolduracak. Çıktısı alınan başvuru formu ile istenen belgeler il milli eğitim müdürlüklerine onaylattırılacak.
Başvuruda adaylardan, lisans diploması veya geçici mezuniyet belgesi, pedagojik formasyon ve 2016 yılı EKPSS sonuç belgesi ile engelli sağlık kurulu raporu istenecek, ayrıca halen herhangi bir kamu kurum ve kuruluşunda devlet memuru olarak çalışıp çalışmadıklarına ilişkin beyanları da alınacak.
Ataması yapılan engelli öğretmen adaylarının göreve başlama işlemleri esnasında, başvuruda istenilen belgeler ile öğretmenlik yapıp yapamayacaklarına ilişkin sağlık kurulu raporunu ibraz etmeleri gerekiyor.
Kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan adaylardan başvuru esnasında muvafakat belgesi istenmeyecek ancak ataması yapılanlar, göreve başlama işlemleri esnasında bu belgeyi ibraz edecek.
Atamalar, bakanlığın belirleyeceği tarihte adayların tercih ettiği illere ilan edilen kontenjan sınırlılığında, EKPSS puanı üstünlüğüne göre yapılacak. Ataması yapılan öğretmenlerin görev yerleri valiliklerce belirlenecek.
Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB), 2016 Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı (EKPSS) puanı üstünlüğüne göre, bin 500 engelli öğretmen ataması yapılacak.
Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, ilgili mevzuat hükümlerine göre bin 500 kontenjana yapılacak engelli öğretmen alımı için ön başvurular, 21-24 Şubat tarihlerinde alınacak.
Adaylar, "http://mebbis.meb.gov.t" veya "http://ikgm.meb.gov.tr" adreslerinde yer alan elektronik başvuru formunu dolduracak. Çıktısı alınan başvuru formu ile istenen belgeler il milli eğitim müdürlüklerine onaylattırılacak.
Başvuruda adaylardan, lisans diploması veya geçici mezuniyet belgesi, pedagojik formasyon ve 2016 yılı EKPSS sonuç belgesi ile engelli sağlık kurulu raporu istenecek, ayrıca halen herhangi bir kamu kurum ve kuruluşunda devlet memuru olarak çalışıp çalışmadıklarına ilişkin beyanları da alınacak.
Ataması yapılan engelli öğretmen adaylarının göreve başlama işlemleri esnasında, başvuruda istenilen belgeler ile öğretmenlik yapıp yapamayacaklarına ilişkin sağlık kurulu raporunu ibraz etmeleri gerekiyor.
Kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan adaylardan başvuru esnasında muvafakat belgesi istenmeyecek ancak ataması yapılanlar, göreve başlama işlemleri esnasında bu belgeyi ibraz edecek.
Atamalar, bakanlığın belirleyeceği tarihte adayların tercih ettiği illere ilan edilen kontenjan sınırlılığında, EKPSS puanı üstünlüğüne göre yapılacak. Ataması yapılan öğretmenlerin görev yerleri valiliklerce belirlenecek.
MEB ve valiliklere 'okul servisi' uyarısı
Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından Milli Eğitim Bakanlığı ve 81 il valiliklerine okul servisleriyle ilgili uyarısı yazısı gönderildi. Yazıda, 2016 yılında öğrenci servisleri ile ilgili yapılan denetimlerle ilgili çarpıcı istatistiklere de yer verildi.
İstatistiklere göre, yapılan tüm denetimlerde ve alınan önlemlere karşın 2016 yılında okul servis araçları 1588 trafik kazasına karıştı. Bu kazalarda 8 kişi hayatını kaybederken, 3 bin 182 kişi de yaralandı. Yazıda, okul servis araçlarındaki eksikliklerin giderilmesinin sadece trafik polislerinin denetimi ile mümkün olmadığı da belirtilerek, "Okul yönetimleri tarafından araçların denetiminin özellikle zorunlu sigorta ve teknik muayene bakımından yapılması, öğrencilerin serviste emniyet kemerlerinin takılı olduğunun öğretmenler tarafından kontrol edildikten sonra okuldan ayrılmalarına izin verilmesi gibi önlemlerin muhtemel kazalardaki ölüm ve yaralanmaları azaltacağı" belirtildi.
Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından Milli Eğitim Bakanlığı ve 81 il Valiliğine gönderilen, 'Okul servis araçlarının denetimi' başlıklı yazıda, 2016 yılında okul servisleri üzerinde yapılan denetim sonuçlarına ait istatistiki bilgiler de paylaşıldı. Yazıda, okul servis araçlarının karıştığı trafik kazalarıyla mücadele etmek ve taşımanın disiplin altında tutulmasını sağlamak amacıyla her eğitim ve öğretim döneminde okul servis araçları, sürücüleri ve öğrencilere yönelik eğitim ve denetim faaliyetinin aralıksız olarak sürdürüldüğü belirtildi. Yazıda, denetim istatistiklerine göre 2015 yılında otobüs ve minibüs türü taşıtlara ilişkin TÜVTÜRK muayene sonuçları incelendiğinde, 699 bin 997 taşıttan yüzde 65.74'ünün 'hafif' kusurlu, yüzde 31.76'sının 'ağır' kusurlu, yüzde 1.50'sinin 'emniyetsiz' oldukları ve kontrol edilen taşıtlardan sadece yüzde 1'inin ise 'kusursuz' olduğunun tespit edildiği belirtildi.
Geçen yıl 8 ölü, 3 bin 182 yaralı
Emniyet Genel Müdürlüğünün yazısında, 2015- 2016 eğitim ve öğretim yılında ülke genelinde yapılan okul servis aracı denetimlerinde 218 bin 64 taşıt-sürücü kontrol edildiği, kusurlu görülen 13 bin 156'sına ceza uygulandığı belirtilerek, "Yapılan tüm denetimlerde ve alınan tedbirlere rağmen 2016 yılında okul servis araçlarının karıştığı toplam bin 588 adet trafik kazasında 8 kişi hayatını kaybetmiş, 3 bin 182 yaralanmıştır" denildi.
Uygulanan cezalar
2016 yılı Aralık ayı itibariyle il, ilçe belediyelerinden alınan verilere göre, ülke genelinde 81 bin 779 okul servis aracının faaliyet gösterdiği, Milli Eğitim Bakanlığı'ndan temin edilen verilere göre ise 92 bin 492 aracın taşıma yoluyla eğitime erişim yönetmeliği kapsamında taşıma yaptığı anlaşıldığı belirtilen yazıda, "2016 eğitim ve öğretim döneminde yapılan özel denetimlerde, 88 bin 335 okul servis aracı denetlenmiş, bin 646'sına okul servis araçları hizmet yönetmeliğine uymamak, bin 298'ine fenni muayene süresini geçirmek, 526'sına fazla yolcu taşımak, 131'ine araçlarında teknik değişiklik yapmak, 130'una emniyet kemeri takmamak ve 27'sine sigortasız trafiğe çıkmak nedeniyle toplam 4 bin 672 araca cezai işlem uygulanmış ve 629 araç da trafikten men edilmiştir" denildi.
Okul yönetimi ve öğretmenlerden destek istendi
Yazının sonunda ise, ortaya çıkan istatistiki verilerden, çocukların okula güvenle erişmeleri amacıyla bedelini ailelerin ödediği, öğrenci servis hizmeti veren taşıtların önemli yasal ve teknik eksikliklerinin bulunduğu belirtilerek şu ifadeler yer aldı:
"Bu eksikliklerin sürekli olarak trafik polisince denetlenmesinin ve giderilmesinin, diğer asli görevlerimiz de dikkate alındığında her zaman mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle okul servis aracıyla öğrencilerin erişim ihtiyacının karşılandığı okul yönetimleri tarafından araçların denetiminin, özellikle zorunlu sigorta ve teknik muayene bakımından yapılması, öğrencilerin serviste emniyet kemerlerinin takılı olduğunun öğretmenler tarafından kontrol edildikten sonra okuldan ayrılmalarına izin verilmesi gibi önlemlerin muhtemel kazalardaki ölüm ve yaralanmaları azaltacağı gibi, bu uygulamayla çocuklarımıza olumlu ve koruyucu davranışların kazandırılması da mümkün olacaktır." DHA
İstatistiklere göre, yapılan tüm denetimlerde ve alınan önlemlere karşın 2016 yılında okul servis araçları 1588 trafik kazasına karıştı. Bu kazalarda 8 kişi hayatını kaybederken, 3 bin 182 kişi de yaralandı. Yazıda, okul servis araçlarındaki eksikliklerin giderilmesinin sadece trafik polislerinin denetimi ile mümkün olmadığı da belirtilerek, "Okul yönetimleri tarafından araçların denetiminin özellikle zorunlu sigorta ve teknik muayene bakımından yapılması, öğrencilerin serviste emniyet kemerlerinin takılı olduğunun öğretmenler tarafından kontrol edildikten sonra okuldan ayrılmalarına izin verilmesi gibi önlemlerin muhtemel kazalardaki ölüm ve yaralanmaları azaltacağı" belirtildi.
Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından Milli Eğitim Bakanlığı ve 81 il Valiliğine gönderilen, 'Okul servis araçlarının denetimi' başlıklı yazıda, 2016 yılında okul servisleri üzerinde yapılan denetim sonuçlarına ait istatistiki bilgiler de paylaşıldı. Yazıda, okul servis araçlarının karıştığı trafik kazalarıyla mücadele etmek ve taşımanın disiplin altında tutulmasını sağlamak amacıyla her eğitim ve öğretim döneminde okul servis araçları, sürücüleri ve öğrencilere yönelik eğitim ve denetim faaliyetinin aralıksız olarak sürdürüldüğü belirtildi. Yazıda, denetim istatistiklerine göre 2015 yılında otobüs ve minibüs türü taşıtlara ilişkin TÜVTÜRK muayene sonuçları incelendiğinde, 699 bin 997 taşıttan yüzde 65.74'ünün 'hafif' kusurlu, yüzde 31.76'sının 'ağır' kusurlu, yüzde 1.50'sinin 'emniyetsiz' oldukları ve kontrol edilen taşıtlardan sadece yüzde 1'inin ise 'kusursuz' olduğunun tespit edildiği belirtildi.
Geçen yıl 8 ölü, 3 bin 182 yaralı
Emniyet Genel Müdürlüğünün yazısında, 2015- 2016 eğitim ve öğretim yılında ülke genelinde yapılan okul servis aracı denetimlerinde 218 bin 64 taşıt-sürücü kontrol edildiği, kusurlu görülen 13 bin 156'sına ceza uygulandığı belirtilerek, "Yapılan tüm denetimlerde ve alınan tedbirlere rağmen 2016 yılında okul servis araçlarının karıştığı toplam bin 588 adet trafik kazasında 8 kişi hayatını kaybetmiş, 3 bin 182 yaralanmıştır" denildi.
Uygulanan cezalar
2016 yılı Aralık ayı itibariyle il, ilçe belediyelerinden alınan verilere göre, ülke genelinde 81 bin 779 okul servis aracının faaliyet gösterdiği, Milli Eğitim Bakanlığı'ndan temin edilen verilere göre ise 92 bin 492 aracın taşıma yoluyla eğitime erişim yönetmeliği kapsamında taşıma yaptığı anlaşıldığı belirtilen yazıda, "2016 eğitim ve öğretim döneminde yapılan özel denetimlerde, 88 bin 335 okul servis aracı denetlenmiş, bin 646'sına okul servis araçları hizmet yönetmeliğine uymamak, bin 298'ine fenni muayene süresini geçirmek, 526'sına fazla yolcu taşımak, 131'ine araçlarında teknik değişiklik yapmak, 130'una emniyet kemeri takmamak ve 27'sine sigortasız trafiğe çıkmak nedeniyle toplam 4 bin 672 araca cezai işlem uygulanmış ve 629 araç da trafikten men edilmiştir" denildi.
Okul yönetimi ve öğretmenlerden destek istendi
Yazının sonunda ise, ortaya çıkan istatistiki verilerden, çocukların okula güvenle erişmeleri amacıyla bedelini ailelerin ödediği, öğrenci servis hizmeti veren taşıtların önemli yasal ve teknik eksikliklerinin bulunduğu belirtilerek şu ifadeler yer aldı:
"Bu eksikliklerin sürekli olarak trafik polisince denetlenmesinin ve giderilmesinin, diğer asli görevlerimiz de dikkate alındığında her zaman mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle okul servis aracıyla öğrencilerin erişim ihtiyacının karşılandığı okul yönetimleri tarafından araçların denetiminin, özellikle zorunlu sigorta ve teknik muayene bakımından yapılması, öğrencilerin serviste emniyet kemerlerinin takılı olduğunun öğretmenler tarafından kontrol edildikten sonra okuldan ayrılmalarına izin verilmesi gibi önlemlerin muhtemel kazalardaki ölüm ve yaralanmaları azaltacağı gibi, bu uygulamayla çocuklarımıza olumlu ve koruyucu davranışların kazandırılması da mümkün olacaktır." DHA
Etiketler:
haber,
meb,
Milli Eğitim Bakanlığı,
okul,
öğrenci
26 Ocak 2017 Perşembe
2017 KPSS merkezi yerleştirme takvimi açıklandı
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, 2017 Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) ve Engelli Kamu Personel Seçme Sınavı (EKPSS) merkezi yerleştirme takvimini açıkladı. Takvime göre, tercih başvuruları KPSS için 21 Haziran-3 Temmuz'da, EPSS için ise 12-21 Temmuz'da yapılacak.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, 2017 Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) ve Engelli Kamu Personel Seçme Sınavı (EKPSS) merkezi yerleştirme takvimini açıkladı.
Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, takvim, Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmeliğin ilgili maddesinin "Devlet Personel Başkanlığınca, ÖSYM'nin de görüşü alınmak suretiyle her yılın ocak ayında bir yerleştirme takvimi belirlenir ve ilan edilir." hükmü gereğince paylaşıldı.
Buna göre, KPSS birinci yerleştirmeleri için Devlet Personel Başkanlığınca kamu kurum ve kuruluşlarından yerleştirme talepleri 13 Mart-12 Mayıs arasında toplanacak. Tercih kılavuzu ÖSYM Başkanlığına 1 Haziran'da gönderilecek. ÖSYM Başkanlığınca tercihlerin alınması için ise tarih 21 Haziran-3 Temmuz olarak belirlendi.
KPSS ikinci yerleştirmeleri için Devlet Personel Başkanlığı tarafından kamu kurum ve kuruluşlarından yerleştirme talepleri 7 Ağustos-6 Ekim'de toplanacak. Tercih kılavuzu ÖSYM Başkanlığına 25 Ekim'de gönderilecek. ÖSYM Başkanlığınca tercihler 14-23 Kasım'da alınacak.
2017 EKPSS yerleştirme takvimine göre ise tercih kılavuzu ÖSYM Başkanlığına 19 Haziran'da gönderilecek. ÖSYM Başkanlığınca tercihler 12-21 Temmuz'da alınacak.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, 2017 Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) ve Engelli Kamu Personel Seçme Sınavı (EKPSS) merkezi yerleştirme takvimini açıkladı.
Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, takvim, Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmeliğin ilgili maddesinin "Devlet Personel Başkanlığınca, ÖSYM'nin de görüşü alınmak suretiyle her yılın ocak ayında bir yerleştirme takvimi belirlenir ve ilan edilir." hükmü gereğince paylaşıldı.
Buna göre, KPSS birinci yerleştirmeleri için Devlet Personel Başkanlığınca kamu kurum ve kuruluşlarından yerleştirme talepleri 13 Mart-12 Mayıs arasında toplanacak. Tercih kılavuzu ÖSYM Başkanlığına 1 Haziran'da gönderilecek. ÖSYM Başkanlığınca tercihlerin alınması için ise tarih 21 Haziran-3 Temmuz olarak belirlendi.
KPSS ikinci yerleştirmeleri için Devlet Personel Başkanlığı tarafından kamu kurum ve kuruluşlarından yerleştirme talepleri 7 Ağustos-6 Ekim'de toplanacak. Tercih kılavuzu ÖSYM Başkanlığına 25 Ekim'de gönderilecek. ÖSYM Başkanlığınca tercihler 14-23 Kasım'da alınacak.
2017 EKPSS yerleştirme takvimine göre ise tercih kılavuzu ÖSYM Başkanlığına 19 Haziran'da gönderilecek. ÖSYM Başkanlığınca tercihler 12-21 Temmuz'da alınacak.
En iyi 25 meslek belli oldu
Online iş ağı platformu Glassdoor, her yılın Ocak ayında yayınladığı en iyi meslekler listesini yayınladı.
İşte Glassdoor'un kazanç, iş imkanı ve kullanıcılarından gelen paylaşımlar ile belirlediği ABD'deki en iyi 25 meslek...
25- Compliance manager (Şirketin etik kurallara uyup uymadığını denetleyen amir)
24- Hemşire (şef)
23- Kontrol mühendisi
22- Kalite kontrol mühendisi
21- İletişim yöneticisi
20- Mekanik mühendis
19- Finans yöneticisi
18- Tedarik zinciri müdürü
17- Kurumsal İşe alma yetkilisi
16- Software mühendisi
15- Hemşire
14- Elektrik mühendisi
13- Denetim müdürü
12- Meslek terapisti
11- Marketing müdürü
10- Solutions architect (Genellikle bilişim alanında faaliyet gösteren firmalarda sorunları çözmekle yükümlü olan kişi)
9- Kullanıcı Deneyimi Tasarımcısı
8- Strateji müdürü
7- Veritabanı yöneticisi
6- İK müdürü
5- Analytics yöneticisi
4- Vergi müdürü
3- Veri mühendisi
2- DevOps Mühendisi
1- Veri bilimci
İşte Glassdoor'un kazanç, iş imkanı ve kullanıcılarından gelen paylaşımlar ile belirlediği ABD'deki en iyi 25 meslek...
25- Compliance manager (Şirketin etik kurallara uyup uymadığını denetleyen amir)
24- Hemşire (şef)
23- Kontrol mühendisi
22- Kalite kontrol mühendisi
21- İletişim yöneticisi
20- Mekanik mühendis
19- Finans yöneticisi
18- Tedarik zinciri müdürü
17- Kurumsal İşe alma yetkilisi
16- Software mühendisi
15- Hemşire
14- Elektrik mühendisi
13- Denetim müdürü
12- Meslek terapisti
11- Marketing müdürü
10- Solutions architect (Genellikle bilişim alanında faaliyet gösteren firmalarda sorunları çözmekle yükümlü olan kişi)
9- Kullanıcı Deneyimi Tasarımcısı
8- Strateji müdürü
7- Veritabanı yöneticisi
6- İK müdürü
5- Analytics yöneticisi
4- Vergi müdürü
3- Veri mühendisi
2- DevOps Mühendisi
1- Veri bilimci
YÖK’ten yeni bir sınav, YÖKDİL
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından Yükseköğretim Kurumları Yabancı Dil Sınavı (YÖKDİL) Projesi kapsamında dil yeterliliğini belirlemeye yönelik yeni bir sınav getiriliyor.
YÖK Başkanlığınca özellikle doktora öğrencilik ve doçentlik başvuru süreçlerinde baraj niteliğinde olan dil sınavının geliştirilmesine yönelik olarak adayların alanlarındaki dil yeterliliğini belirlemeye yönelik olarak yeni bir sınav yapılacak. Sınavla ilgili YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç basın mensuplarına bilgi verdi.
Türkiye’nin 2023 yılında dünyanın 10 büyük ekonomisinden biri olma hedefine ulaşabilmesinin ancak nitelikli bilgi üretimi ve insan faktörü ile mümkün olabileceğini vurgulayan YÖK Başkanı Saraç, "Bu amaca yönelik olarak yeni YÖK olarak yakın zamanda birçok yeni girişim başlattık. Bunların arasında yakın zamanda kamuoyu ile paylaşmış olduğumuz 100/2000 projesi (ülkemizin 100 öncelikli alanında 2 bin doktora insan kaynağı yetiştirilmesi), ihtisaslaşma odaklı bin araştırma görevlisi kadrosu gibi doktoralı insan kaynağının arttırılması projelerimiz yer almaktadır. Yine geçtiğimiz yıl yeniden düzenlemesi yapılan doçentlik başvuru kriterleri de bu kapsamdaki girişimlerimizin arasındaydı. Başlatılan bu yeni girişimlerimiz akademide olumlu bir şekilde değerlendirilmiş olmakla birlikte doktora öğrenci ve doçentlik başvuru süreçlerinde en önemli istek her iki süreçlerin de baraj niteliğinde olan dil sınavı sürecinin iyileştirilmesi yönünde oldu" ifadelerini kullandı.
İlk sınav 5 Mart 2017’de
Sınav tarihi hakkında bilgi veren Saraç, "YÖKDiL sınavı için YÖK tarafından başlatılan bu çalışmada sınav sorularının hazırlanması süreci dil yetkinliği konusunda deneyimli Ankara Üniversitesi tarafından, sınavın organizasyonu ve uygulanması ise Anadolu Üniversitesi tarafından yürütülmektedir. YÖKDiL sınavı ilk kez 5 Mart 2017 tarihinde tek oturumda 30 ilimizde gerçekleştirilecektir. Bu dönem için sadece İngilizce alanında yapılacak sınav gelecek dönemlerde Almanca, Fransızca, Arapça olarak da genişletilecektir ve yılda iki kez gerçekleştirilecektir" şeklinde konuştu.
"YDS ile eş değer"
Saraç’ın verdiği bilgiye göre, ücreti 75 TL olarak belirlenen sınava başta yükseköğretim kurumlarında lisansüstü eğitim ve doçentlik sınavına başvurmak isteyen adaylar, yabancı dil bilgisi seviyesini tespit ettirmek isteyenler, üniversitelerce kendilerinden dil yeterliliği puanı istenen öğrenciler ve diğer adaylar katılabilecek. Sınavın başarısı ilgili mevzuat düzenlemelerinde ve YDS sınavında uygulandığı gibi doktora başvuru sürecinden en az 55, doçentlik başvuru sürecinde ise en az 65 olması gerekecek. Bu sınav YDS’yi etkilememekle beraber adaylar her iki sınava da girebilecek ve her iki sınavın da eşit geçerliliği olacak.
YÖKDİL Sınavı başvuruları 30 Ocak 2017 tarihinden itibaren http://yokdil.yok.gov.tr adresinden yapılabilecek.
YÖK Başkanlığınca özellikle doktora öğrencilik ve doçentlik başvuru süreçlerinde baraj niteliğinde olan dil sınavının geliştirilmesine yönelik olarak adayların alanlarındaki dil yeterliliğini belirlemeye yönelik olarak yeni bir sınav yapılacak. Sınavla ilgili YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç basın mensuplarına bilgi verdi.
Türkiye’nin 2023 yılında dünyanın 10 büyük ekonomisinden biri olma hedefine ulaşabilmesinin ancak nitelikli bilgi üretimi ve insan faktörü ile mümkün olabileceğini vurgulayan YÖK Başkanı Saraç, "Bu amaca yönelik olarak yeni YÖK olarak yakın zamanda birçok yeni girişim başlattık. Bunların arasında yakın zamanda kamuoyu ile paylaşmış olduğumuz 100/2000 projesi (ülkemizin 100 öncelikli alanında 2 bin doktora insan kaynağı yetiştirilmesi), ihtisaslaşma odaklı bin araştırma görevlisi kadrosu gibi doktoralı insan kaynağının arttırılması projelerimiz yer almaktadır. Yine geçtiğimiz yıl yeniden düzenlemesi yapılan doçentlik başvuru kriterleri de bu kapsamdaki girişimlerimizin arasındaydı. Başlatılan bu yeni girişimlerimiz akademide olumlu bir şekilde değerlendirilmiş olmakla birlikte doktora öğrenci ve doçentlik başvuru süreçlerinde en önemli istek her iki süreçlerin de baraj niteliğinde olan dil sınavı sürecinin iyileştirilmesi yönünde oldu" ifadelerini kullandı.
İlk sınav 5 Mart 2017’de
Sınav tarihi hakkında bilgi veren Saraç, "YÖKDiL sınavı için YÖK tarafından başlatılan bu çalışmada sınav sorularının hazırlanması süreci dil yetkinliği konusunda deneyimli Ankara Üniversitesi tarafından, sınavın organizasyonu ve uygulanması ise Anadolu Üniversitesi tarafından yürütülmektedir. YÖKDiL sınavı ilk kez 5 Mart 2017 tarihinde tek oturumda 30 ilimizde gerçekleştirilecektir. Bu dönem için sadece İngilizce alanında yapılacak sınav gelecek dönemlerde Almanca, Fransızca, Arapça olarak da genişletilecektir ve yılda iki kez gerçekleştirilecektir" şeklinde konuştu.
"YDS ile eş değer"
Saraç’ın verdiği bilgiye göre, ücreti 75 TL olarak belirlenen sınava başta yükseköğretim kurumlarında lisansüstü eğitim ve doçentlik sınavına başvurmak isteyen adaylar, yabancı dil bilgisi seviyesini tespit ettirmek isteyenler, üniversitelerce kendilerinden dil yeterliliği puanı istenen öğrenciler ve diğer adaylar katılabilecek. Sınavın başarısı ilgili mevzuat düzenlemelerinde ve YDS sınavında uygulandığı gibi doktora başvuru sürecinden en az 55, doçentlik başvuru sürecinde ise en az 65 olması gerekecek. Bu sınav YDS’yi etkilememekle beraber adaylar her iki sınava da girebilecek ve her iki sınavın da eşit geçerliliği olacak.
YÖKDİL Sınavı başvuruları 30 Ocak 2017 tarihinden itibaren http://yokdil.yok.gov.tr adresinden yapılabilecek.
25 Ocak 2017 Çarşamba
FETÖ casus yazılımla KPSS 2015-2016 sorularını da yedeklemiş
Bakanlar Kurulu'nun izniyle ÖSYM'nin kozmik odasına giren KPSS soruşturmasını yürüten savcılar, FETÖ'nün casus yazılımla 2015 ve 2016 yıllarındaki sınav sorularını da yedeklediğini ortaya çıkardı. Savcılık bütün kamu kurumlarını uyardı.
CNN TÜRK'ten Serhat Dal'ın özel haberine göre, KPSS soruşturmasında Bakanlar Kurulu kararı ile ÖSYM'nin kozmik odasındaki bilgisayarları inceleyen savcılık, çok ilginç ve yeni verilere ulaştı. Buna göre FETÖ üyeleri tarafından soruların yedeklenmesi için oluşturulan casus programın son iki yılın, yani 2015 ve 2016 yıllarındaki sınav sorularını da yedeklediğini tespit etti.
KPSS soruşturmasında savcılık FETÖ üyelerinin ÖSYM'nin kozmik odasında kurduğu sistemi çözdü. Son 15 yıllık kayıtları incelemeye alan Ankara Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri 2015 ve 2016 yıllarındaki KPSS sınav sorularının da yedeklendiğini tespit etti.
Ankara Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Bürosu savcılarından Ender Coşkun'un talebi üzerine ÖSYM'nin kozmik odasındaki bilgisayarların imajlarının alınabilmesi için ilk defa Bakanlar Kurulu kararı çıkarılmıştı. O karar uyarınca yapılan incelemede, sisteme girildikten sonra soruların siliniyor gibi gözükmesine rağmen kopyalanmasını sağlayan arayüz programının halen çalıştığı tespit edildi.
Savcılık şimdi kopyalanan 2015 ve 2016 yıllarındaki soruların flaş belleklere yüklenerek dışarıya sızdırılıp sızdırılmadığını yani son iki sınavda da kopya çekilip çekilmediğini tespit etmeye çalışıyor. Eğer bu sınavlardaki soruların da sızdığı tespit edilirse sınavların iptali gündeme gelebilir.
ÖSYM'nin kozmik odasında yapılan incelemede 2012,2013 KPSS Polis Meslek Yüksek Okulu sınav sorularının da kopyaları bulundu.
Elde edilen bu son bilgiler doğrultusunda ilgili tüm kamu kurumlarına yazı yazan Cumhuriyet Savcısı Ender Coşkun, ÖSYM'ye hizmet sağlayan şirketten hizmet aldılarsa sistemlerini kontrol etmeleri konusunda uyardı.
CNN TÜRK'ten Serhat Dal'ın özel haberine göre, KPSS soruşturmasında Bakanlar Kurulu kararı ile ÖSYM'nin kozmik odasındaki bilgisayarları inceleyen savcılık, çok ilginç ve yeni verilere ulaştı. Buna göre FETÖ üyeleri tarafından soruların yedeklenmesi için oluşturulan casus programın son iki yılın, yani 2015 ve 2016 yıllarındaki sınav sorularını da yedeklediğini tespit etti.
KPSS soruşturmasında savcılık FETÖ üyelerinin ÖSYM'nin kozmik odasında kurduğu sistemi çözdü. Son 15 yıllık kayıtları incelemeye alan Ankara Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri 2015 ve 2016 yıllarındaki KPSS sınav sorularının da yedeklendiğini tespit etti.
Ankara Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Bürosu savcılarından Ender Coşkun'un talebi üzerine ÖSYM'nin kozmik odasındaki bilgisayarların imajlarının alınabilmesi için ilk defa Bakanlar Kurulu kararı çıkarılmıştı. O karar uyarınca yapılan incelemede, sisteme girildikten sonra soruların siliniyor gibi gözükmesine rağmen kopyalanmasını sağlayan arayüz programının halen çalıştığı tespit edildi.
Savcılık şimdi kopyalanan 2015 ve 2016 yıllarındaki soruların flaş belleklere yüklenerek dışarıya sızdırılıp sızdırılmadığını yani son iki sınavda da kopya çekilip çekilmediğini tespit etmeye çalışıyor. Eğer bu sınavlardaki soruların da sızdığı tespit edilirse sınavların iptali gündeme gelebilir.
ÖSYM'nin kozmik odasında yapılan incelemede 2012,2013 KPSS Polis Meslek Yüksek Okulu sınav sorularının da kopyaları bulundu.
Elde edilen bu son bilgiler doğrultusunda ilgili tüm kamu kurumlarına yazı yazan Cumhuriyet Savcısı Ender Coşkun, ÖSYM'ye hizmet sağlayan şirketten hizmet aldılarsa sistemlerini kontrol etmeleri konusunda uyardı.
22 Ocak 2017 Pazar
Bursluluk sınavına 103 bin başvuru
Doğa Okulları’nın 2017 yılı bursluluk sınavı Türkiye çapındaki tüm kampüslerinde 14 Ocak Cumartesi günü gerçekleştirildi. 4 Ocak’ta duyurusu yapılan 4, 5, 6 ve 7. sınıflara yönelik sınava katılmak için 10 günde 103 bin 216 öğrenci başvuruda bulundu.
Doğa Okulları Ceo'su Devrim Karaaslanlı, bu yıl sınava yaklaşık 80 bin öğrencinin başvuracağını öngördüklerini, ancak beklentilerinin çok ötesinde ilgi olduğunu belirterek, “Her anne babanın en büyük gayesinin çocuklarını iyi bir okulda okutarak güzel bir gelecek sağlamak olduğunu biliyoruz. Eğitimde her gelişmeyi titizlikle inceleyen veliler, bu alanda adeta biz eğitimciler kadar bilgi sahibi. Bu nedenle kurumumuzu seçmeleri bizleri gerçekten gururlandırdı. Sınava başvurarak bize güvenini gösteren herkese çok teşekkür ederiz” dedi.
Doğa Okulları Ceo'su Devrim Karaaslanlı, bu yıl sınava yaklaşık 80 bin öğrencinin başvuracağını öngördüklerini, ancak beklentilerinin çok ötesinde ilgi olduğunu belirterek, “Her anne babanın en büyük gayesinin çocuklarını iyi bir okulda okutarak güzel bir gelecek sağlamak olduğunu biliyoruz. Eğitimde her gelişmeyi titizlikle inceleyen veliler, bu alanda adeta biz eğitimciler kadar bilgi sahibi. Bu nedenle kurumumuzu seçmeleri bizleri gerçekten gururlandırdı. Sınava başvurarak bize güvenini gösteren herkese çok teşekkür ederiz” dedi.
20 Ocak 2017 Cuma
Yarıyıl tatilini keyifli geçirmenin 10 yolu
Milyonlarca çocuk yarıyıl tatiline girmenin mutluluğunu yaşıyor. Ailelerde ise ‘ne yapsak da çocuğa hem eğlendirici hem öğretici bir yarıyıl tatili geçirtsek’ telaşı var. Özellikle tatili çocuğuyla evde geçirecek olan anneler ‘tüm gün benimle evde kesin canı sıkılır’ diyerek onu oyalamanın yollarını bulmak için didinip duruyor. Ancak uzmanlara göre, bırakın ara sıra çocuğun canı sıkılsın, çünkü can sıkıntısı bazen yararlı olabilir.
Bırakın bazen canı sıkılsın: “Çocuğunuzun bırakın canı da sıkılsın" diye konuşan Uzman Klinik Psikolog Reyhan Algül, "Can sıkıntısı korkutucu bir durum değildir. Aksine yapılan araştırmalar gösteriyor ki canı sıkılan çocukların hayal güçlerinin yanı sıra, iç dünyalarına yönelebildikleri için düşünce becerileri de daha fazla gelişiyor, kendilerini oyalayabilme becerileri artıyor. Çocuğunuza bu durumu ‘bazen insanların canı sıkılır’ diyerek açıklayabilirsiniz. Ama şüphesiz dozunda olması kaydıyla! Canı sıkılsın diye hiçbir şey yapmamak da doğru değil” diyor.
Algül, şubat tatilini hem çocuk hem de aile için keyifli ve öğretici hale getirmeye yardımcı olacak önerilerini şöyle sıralıyor:
Ev işlerini askıya alın, birlikte oynayın: ‘Oynamayı ben de bilirim ama ev işlerinden fırsat mı var?’ demeyin. O fırsatı yaratabilirsiniz, yaratın da. Mükemmel olma çabasında olmayın. Çalışan anne de olsanız her şeye dört dörtlük yetişme telaşından kurtulun. İster hafta içi ister hafta sonu ev işlerine odaklanmayın. Oyunun, çocukların hem fiziksel hem zihinsel hem de ruhsal gelişimine faydası yapılan çalışmalarla ortaya konuluyor. Üstelik sizin için de faydalı olacaktır.
Haftada birkaç gün mutlaka dışarı çıkın: Hava soğuk da olsa haftada birkaç gün açık havada geçireceğiniz zaman dilimleri çok önemli. Soğuk havada dışarıda gözlem yapması, doğa olaylarını, havayı ve çevreyi gözlemlemesi çevresel zekasının gelişimini de destekliyor. Alışveriş merkezleri gibi kapalı alanlara hapsolmayın.
Evde yarışlar düzenleyin: ‘Evde, dört duvar arasında gün boyu ne yapabiliriz?’ diyorsanız, aslında birçok seçenek var. Üstelik çocuğunuzun zekasını ve becerilerini kullanabileceği etkinlikler. Örneğin sessiz film anlatma, tabu, jenga, satranç gibi oyunlarla evde mini yarışmalar düzenleyebilirsiniz. Oyunlarınıza evdeki diğer aile üyelerini de katın. Beraber mutfakta bir şeyler pişirme ve akraba ziyaretleri gibi klasik yöntemler de önemli. Tabi birlikte kütüphanenizden seçeceğiniz ya da birlikte satın alacağınız bir kitapla okuma saati yapmanın yeri apayrı.
Sevdiği arkadaşlarıyla buluşturun: Çocuğunuzun sevdiği arkadaşları ile bir araya gelmesini sağlayın. Yaramazlık yapsalar da onlar henüz çocuk ve bu birliktelikler sosyalleşmesi adına önemli. Üstelik bu sayede hem çocuğunuzun diğer çocuklarla ilişkilerini hem de onun sevdiği ama sizin çok da tanımadığınız arkadaşlarıyla ilişkilerini gözlemleyebilirsiniz. Çalışıyorsanız bunu hafta sonu yapabilirsiniz.
Birlikte hayal kurun: Çocuğunuzla beraber gözlerinizi kapatıp hayal kurun ve sonra herkes hayalini anlatsın. Hatta bunu, hayalin bir kısmını siz, bir kısmını çocuğunuz kuracak şekilde bir oyuna dönüştürün. Bu size de iyi gelecek; en son ne zaman gözünüzü kapatıp hayal kurdunuz ya da buna diğer aile üyelerini ortak ettiniz?
Çocuklara yönelik atölye etkinliklerine götürün: Günümüzde artık neredeyse tüm sanat müzeleri, sanat platformları ve üniversiteler çocukların merak ve ilgi alanlarına yönelik atölye etkinlikleri yapıyorlar. Bu atölye çalışmaları; bazen el becerilerini destekleyici, bazen merak artırıcı, bazen gözlem yapmaya teşvik edici olacak şekilde çok farklı konularda düzenleniyor. Ya ücretsiz ya da cüzi ücretlerle yapılıyor. Yaşına uygun aktivitelere katılmasını sağlayın. Çalışıyorsanız bunu hafta sonu da yapabilirsiniz.
Arkadaşlarıyla katılacağı etkinlik organize edin: Bulunduğunuz şehirde daha önce görmediğiniz tarihi, turistik yerleri gezin. Yaşına uygun tiyatro, sinema ve gösterilere gidin. Hatta kimi zaman bu aktivitelere istediği arkadaşı ya da arkadaşlarının da gelmesi daha fazla keyif almasını sağlayabilir. Çıkışta izlediği şeyle ilgili yorum yapmasını teşvik edin. Kısa bir özetini anlattırıp fikrini sorarak heyecanına ortak olduğunuzu hissettirin.
Hayal gücünüzü kullanın: Kendi hayal gücünüze güvenin. Çocukluğunuzda sizin keyif aldığınız oyunları ve etkinlikleri de çocuğunuza öğretebilirsiniz. Bu arada çocuğunuzun diğer aile üyeleri ile de zaman geçirmesini sağlayın. Babası ile baş başa zaman geçirme imkanı varsa siz dahil olmayın, yönlendirme yapmayın.
Güler yüzlü ve şefkatli olun: Teknolojik aygıtları sınırlı zaman dilimlerinde kullandırın. Gergin ve sinirli davranmayın. Çocuğunuzun en büyük ihtiyacının sizin güler yüzünüz ve ona şefkatli yaklaşmanız olduğunu bilin. Onu sevdiğinizi dile getirin, hissettirin. Ona koyduğunuz kuralların nedenlerini anlayacağı şekilde sakin bir üslupla açıklayın. ntvmsnv
Bırakın bazen canı sıkılsın: “Çocuğunuzun bırakın canı da sıkılsın" diye konuşan Uzman Klinik Psikolog Reyhan Algül, "Can sıkıntısı korkutucu bir durum değildir. Aksine yapılan araştırmalar gösteriyor ki canı sıkılan çocukların hayal güçlerinin yanı sıra, iç dünyalarına yönelebildikleri için düşünce becerileri de daha fazla gelişiyor, kendilerini oyalayabilme becerileri artıyor. Çocuğunuza bu durumu ‘bazen insanların canı sıkılır’ diyerek açıklayabilirsiniz. Ama şüphesiz dozunda olması kaydıyla! Canı sıkılsın diye hiçbir şey yapmamak da doğru değil” diyor.
Algül, şubat tatilini hem çocuk hem de aile için keyifli ve öğretici hale getirmeye yardımcı olacak önerilerini şöyle sıralıyor:
Ev işlerini askıya alın, birlikte oynayın: ‘Oynamayı ben de bilirim ama ev işlerinden fırsat mı var?’ demeyin. O fırsatı yaratabilirsiniz, yaratın da. Mükemmel olma çabasında olmayın. Çalışan anne de olsanız her şeye dört dörtlük yetişme telaşından kurtulun. İster hafta içi ister hafta sonu ev işlerine odaklanmayın. Oyunun, çocukların hem fiziksel hem zihinsel hem de ruhsal gelişimine faydası yapılan çalışmalarla ortaya konuluyor. Üstelik sizin için de faydalı olacaktır.
Haftada birkaç gün mutlaka dışarı çıkın: Hava soğuk da olsa haftada birkaç gün açık havada geçireceğiniz zaman dilimleri çok önemli. Soğuk havada dışarıda gözlem yapması, doğa olaylarını, havayı ve çevreyi gözlemlemesi çevresel zekasının gelişimini de destekliyor. Alışveriş merkezleri gibi kapalı alanlara hapsolmayın.
Evde yarışlar düzenleyin: ‘Evde, dört duvar arasında gün boyu ne yapabiliriz?’ diyorsanız, aslında birçok seçenek var. Üstelik çocuğunuzun zekasını ve becerilerini kullanabileceği etkinlikler. Örneğin sessiz film anlatma, tabu, jenga, satranç gibi oyunlarla evde mini yarışmalar düzenleyebilirsiniz. Oyunlarınıza evdeki diğer aile üyelerini de katın. Beraber mutfakta bir şeyler pişirme ve akraba ziyaretleri gibi klasik yöntemler de önemli. Tabi birlikte kütüphanenizden seçeceğiniz ya da birlikte satın alacağınız bir kitapla okuma saati yapmanın yeri apayrı.
Sevdiği arkadaşlarıyla buluşturun: Çocuğunuzun sevdiği arkadaşları ile bir araya gelmesini sağlayın. Yaramazlık yapsalar da onlar henüz çocuk ve bu birliktelikler sosyalleşmesi adına önemli. Üstelik bu sayede hem çocuğunuzun diğer çocuklarla ilişkilerini hem de onun sevdiği ama sizin çok da tanımadığınız arkadaşlarıyla ilişkilerini gözlemleyebilirsiniz. Çalışıyorsanız bunu hafta sonu yapabilirsiniz.
Birlikte hayal kurun: Çocuğunuzla beraber gözlerinizi kapatıp hayal kurun ve sonra herkes hayalini anlatsın. Hatta bunu, hayalin bir kısmını siz, bir kısmını çocuğunuz kuracak şekilde bir oyuna dönüştürün. Bu size de iyi gelecek; en son ne zaman gözünüzü kapatıp hayal kurdunuz ya da buna diğer aile üyelerini ortak ettiniz?
Çocuklara yönelik atölye etkinliklerine götürün: Günümüzde artık neredeyse tüm sanat müzeleri, sanat platformları ve üniversiteler çocukların merak ve ilgi alanlarına yönelik atölye etkinlikleri yapıyorlar. Bu atölye çalışmaları; bazen el becerilerini destekleyici, bazen merak artırıcı, bazen gözlem yapmaya teşvik edici olacak şekilde çok farklı konularda düzenleniyor. Ya ücretsiz ya da cüzi ücretlerle yapılıyor. Yaşına uygun aktivitelere katılmasını sağlayın. Çalışıyorsanız bunu hafta sonu da yapabilirsiniz.
Arkadaşlarıyla katılacağı etkinlik organize edin: Bulunduğunuz şehirde daha önce görmediğiniz tarihi, turistik yerleri gezin. Yaşına uygun tiyatro, sinema ve gösterilere gidin. Hatta kimi zaman bu aktivitelere istediği arkadaşı ya da arkadaşlarının da gelmesi daha fazla keyif almasını sağlayabilir. Çıkışta izlediği şeyle ilgili yorum yapmasını teşvik edin. Kısa bir özetini anlattırıp fikrini sorarak heyecanına ortak olduğunuzu hissettirin.
Hayal gücünüzü kullanın: Kendi hayal gücünüze güvenin. Çocukluğunuzda sizin keyif aldığınız oyunları ve etkinlikleri de çocuğunuza öğretebilirsiniz. Bu arada çocuğunuzun diğer aile üyeleri ile de zaman geçirmesini sağlayın. Babası ile baş başa zaman geçirme imkanı varsa siz dahil olmayın, yönlendirme yapmayın.
Güler yüzlü ve şefkatli olun: Teknolojik aygıtları sınırlı zaman dilimlerinde kullandırın. Gergin ve sinirli davranmayın. Çocuğunuzun en büyük ihtiyacının sizin güler yüzünüz ve ona şefkatli yaklaşmanız olduğunu bilin. Onu sevdiğinizi dile getirin, hissettirin. Ona koyduğunuz kuralların nedenlerini anlayacağı şekilde sakin bir üslupla açıklayın. ntvmsnv
Hava Harp Okulu'na kadın öğrenci yasağı kalkıyor
Harp okullarına kadın öğrenci alımı iptal olunca internette kampanya başlatan Tuğba Cerav’ın girişimi başarılı oldu. Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, “Kamuoyunda hassasiyet oluştu. Talep olursa kadın adaylar bu okullara (Deniz ve Hava Harp Okulları ile Astsubay Meslek Yüksek Okulları) öğrenci olarak alınacak” dedi.
15 Temmuz darbe girişiminin ardından Milli Savunma Bakanlığı bünyesinde kurulan Milli Savunma Üniversitesi’ne bağlanan Kara, Deniz ve Hava Harp Okulları ile Astsubay Meslek Yüksek Okulları’nda öğrenci alım şartları değişti. ÖSYM’nin yayımladığı 2017 Öğrenci Seçme ve Yerleştirme (ÖSYS) kılavuzunda, kadın adayların bu yıl sadece Kara Harp Okulu’na başvuruda bulunabilecekleri duyuruldu. Deniz ve Hava Kuvvetleri’nde ise sadece erkek adayların başvurusunun kabul edileceği, Kara, Deniz ve Hava Astsubay Meslek yüksekokullarına da kadın adayların başvuramayacağı belirtildi.
Hürriyet'te yer alan habere göre konunun kamuoyuna yansımasının ardından, Tuğba Cerav, Hava Harp Okulu sınavına hazırlanan kız kardeşi için internette change.org sitesinde kampanya başlattı. Kısa sürede imza sayısı 30 bini aştı. Konu Bağımsız Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka tarafından da TBMM gündemine taşındı.
Bakan Işık: ‘Talep var’ dediler
Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, kamuoyundaki bu hassasiyetin anımsatılması üzerine Meclis’te şu değerlendirmelerde bulundu: “İhtiyaç olmadığı gerekçesiyle böyle bir sınırlama getirilmişti ama kamuoyunda bir hassasiyet oluştu. Sonra talep de gelince ben de arkadaşlara söyledim, ‘İhtiyacımız varsa talep de varsa alalım’ diye. Arkadaşlar da ‘talep var’ dediler. Deniz ve Hava Kuvvetleri’yle, astsubay meslek okullarına da talep olması durumunda kadın adayların alımı yapılacak. Ayrıca ben kadın subaylarla çalışmaktan çok memnunum. Bakanlıkta da birlikte çalışıyoruz. Protokol görevlerinde çalışıyorlar. Aslında bizim dönemimizde kadınlar sosyal hayata ve iş gücüne daha çok katıldılar. Ama bize yönelik niyeyse farklı bir algı var. Kadın subaylar elbette olmalı, bu karar sadece ihtiyaçtan kaynaklanmıştı.”
Rol model oldu
İnternette change.org’da ‘Hava Harp Okulu’na Kız Öğrenci Alınmama Kararı İptal Edilsin’ başlığıyla devam eden imza kampanyasına bugüne kadar 31 bin kişi destek verdi. Kampanya yüzü olarak Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ilk kadın filo komutanı Hava Pilot Binbaşı Esra Özatay’ın fotoğrafı kullanılıyor. Tuğba Cerav bunun sebebini, “TSK’nın ilk kadın filo komutanı Özatay istendiğinde neler başarabileceğimizi gösteren örnek bir isim” diye açıklıyor. İmzalar Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na teslim edilecek. Kampanya metninde “‘ÖSYS Kılavuzu’nda geçen metin: Hava Harp Okuluna sadece erkek adaylar alınacaktır. Bu nedenle kadın adayların başvurusu kabul edilmeyecektir.’ Böyle bir şeye kim nasıl karar verebilir bilmiyorum ama bu memlekette kadın olarak gördüğümüz muamelelerin bu kadar ileri gitmesine lütfen izin vermeyelim, idealleri olan kız çocukları için kampanyayı imzalamanızı sizden rica ediyorum” ifadeleri yer alıyor.
Kampanya açmıştı
Deniz ve Hava Harp Okulları ile astsubay meslek yüksekokullarının bu yıl kadın öğrenci almayacak olması üzerine 21 yaşındaki Tuğba Cerav, Change.org’da ‘Hava Harp Okulu’na Kız Öğrenci Alınmama Kararı İptal Edilsin’ başlığıyla imza kampanyası başlattı. Kısa sürede 31 bin kişi kampanyaya destek verdi. Gebze Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü son sınıf öğrencisi Cerav, Hürriyet’e, kampanyayı 17 yaşındaki kız kardeşi Nisanur için başlattığını anlattı ve şunları söyledi: “Ankara Kocatepe Mimar Kemal Anadolu Lisesi’nde okuyan kız kardeşim Nisanur üniversite sınavlarına hazırlanıyor. Uzun zamandır pilot olma hayali vardı ve bir yıldır sıkı tempoyla çalışıyordu. Hava Harp Okulu’na girmek istiyor. 3 Ocak’ta yayınlanan ÖSYM kılavuzuna göre Hava Harp Okulları’na yalnızca erkek öğrenci alınacağını öğrenince hepimiz büyük üzüntü duyduk. BİMER’e derhal dilekçelerimizi yazdık. Daha geniş kitlelere ulaşması için aklıma change.org geldi. Kampanyalarına her zaman destek vermeye çalışırım. ‘Sıra bizde’ diye düşündük. Birkaç günde binlerce imza toplandı. Nisa gibi hayalleri olan çok sayıda mağdur insanın olduğunu gördük. Kardeşimin hâlâ bir yılı var üniversite sınavına. Ancak bu yıl sınava girecek olan insanlar var. Düşünün, martta sınav var; ocakta kılavuz açıklanıyor ve hayalinizin gerçekleşemeyeceğini öğreniyorsunuz... Aldığımız destek bizi mutlu etti. Sadece askeri okullarda değil her alanda eğitici ve iyileştirici gücün kadının elinde olduğuna inanıyorum.”
15 Temmuz darbe girişiminin ardından Milli Savunma Bakanlığı bünyesinde kurulan Milli Savunma Üniversitesi’ne bağlanan Kara, Deniz ve Hava Harp Okulları ile Astsubay Meslek Yüksek Okulları’nda öğrenci alım şartları değişti. ÖSYM’nin yayımladığı 2017 Öğrenci Seçme ve Yerleştirme (ÖSYS) kılavuzunda, kadın adayların bu yıl sadece Kara Harp Okulu’na başvuruda bulunabilecekleri duyuruldu. Deniz ve Hava Kuvvetleri’nde ise sadece erkek adayların başvurusunun kabul edileceği, Kara, Deniz ve Hava Astsubay Meslek yüksekokullarına da kadın adayların başvuramayacağı belirtildi.
Hürriyet'te yer alan habere göre konunun kamuoyuna yansımasının ardından, Tuğba Cerav, Hava Harp Okulu sınavına hazırlanan kız kardeşi için internette change.org sitesinde kampanya başlattı. Kısa sürede imza sayısı 30 bini aştı. Konu Bağımsız Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka tarafından da TBMM gündemine taşındı.
Bakan Işık: ‘Talep var’ dediler
Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, kamuoyundaki bu hassasiyetin anımsatılması üzerine Meclis’te şu değerlendirmelerde bulundu: “İhtiyaç olmadığı gerekçesiyle böyle bir sınırlama getirilmişti ama kamuoyunda bir hassasiyet oluştu. Sonra talep de gelince ben de arkadaşlara söyledim, ‘İhtiyacımız varsa talep de varsa alalım’ diye. Arkadaşlar da ‘talep var’ dediler. Deniz ve Hava Kuvvetleri’yle, astsubay meslek okullarına da talep olması durumunda kadın adayların alımı yapılacak. Ayrıca ben kadın subaylarla çalışmaktan çok memnunum. Bakanlıkta da birlikte çalışıyoruz. Protokol görevlerinde çalışıyorlar. Aslında bizim dönemimizde kadınlar sosyal hayata ve iş gücüne daha çok katıldılar. Ama bize yönelik niyeyse farklı bir algı var. Kadın subaylar elbette olmalı, bu karar sadece ihtiyaçtan kaynaklanmıştı.”
Rol model oldu
İnternette change.org’da ‘Hava Harp Okulu’na Kız Öğrenci Alınmama Kararı İptal Edilsin’ başlığıyla devam eden imza kampanyasına bugüne kadar 31 bin kişi destek verdi. Kampanya yüzü olarak Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ilk kadın filo komutanı Hava Pilot Binbaşı Esra Özatay’ın fotoğrafı kullanılıyor. Tuğba Cerav bunun sebebini, “TSK’nın ilk kadın filo komutanı Özatay istendiğinde neler başarabileceğimizi gösteren örnek bir isim” diye açıklıyor. İmzalar Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na teslim edilecek. Kampanya metninde “‘ÖSYS Kılavuzu’nda geçen metin: Hava Harp Okuluna sadece erkek adaylar alınacaktır. Bu nedenle kadın adayların başvurusu kabul edilmeyecektir.’ Böyle bir şeye kim nasıl karar verebilir bilmiyorum ama bu memlekette kadın olarak gördüğümüz muamelelerin bu kadar ileri gitmesine lütfen izin vermeyelim, idealleri olan kız çocukları için kampanyayı imzalamanızı sizden rica ediyorum” ifadeleri yer alıyor.
Kampanya açmıştı
Deniz ve Hava Harp Okulları ile astsubay meslek yüksekokullarının bu yıl kadın öğrenci almayacak olması üzerine 21 yaşındaki Tuğba Cerav, Change.org’da ‘Hava Harp Okulu’na Kız Öğrenci Alınmama Kararı İptal Edilsin’ başlığıyla imza kampanyası başlattı. Kısa sürede 31 bin kişi kampanyaya destek verdi. Gebze Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü son sınıf öğrencisi Cerav, Hürriyet’e, kampanyayı 17 yaşındaki kız kardeşi Nisanur için başlattığını anlattı ve şunları söyledi: “Ankara Kocatepe Mimar Kemal Anadolu Lisesi’nde okuyan kız kardeşim Nisanur üniversite sınavlarına hazırlanıyor. Uzun zamandır pilot olma hayali vardı ve bir yıldır sıkı tempoyla çalışıyordu. Hava Harp Okulu’na girmek istiyor. 3 Ocak’ta yayınlanan ÖSYM kılavuzuna göre Hava Harp Okulları’na yalnızca erkek öğrenci alınacağını öğrenince hepimiz büyük üzüntü duyduk. BİMER’e derhal dilekçelerimizi yazdık. Daha geniş kitlelere ulaşması için aklıma change.org geldi. Kampanyalarına her zaman destek vermeye çalışırım. ‘Sıra bizde’ diye düşündük. Birkaç günde binlerce imza toplandı. Nisa gibi hayalleri olan çok sayıda mağdur insanın olduğunu gördük. Kardeşimin hâlâ bir yılı var üniversite sınavına. Ancak bu yıl sınava girecek olan insanlar var. Düşünün, martta sınav var; ocakta kılavuz açıklanıyor ve hayalinizin gerçekleşemeyeceğini öğreniyorsunuz... Aldığımız destek bizi mutlu etti. Sadece askeri okullarda değil her alanda eğitici ve iyileştirici gücün kadının elinde olduğuna inanıyorum.”
18 milyon öğrenci karne aldı
Türkiye genelinde ana okulu dahil olmak üzere ilkokul, ortaokul ve liselerde eğitim gören 18 milyon öğrenci, karnelerini aldı.
Türkiye genelinde ana okulu dahil olmak üzere ilkokul, ortaokul ve liselerde eğitim gören 18 milyon öğrenci, karnelerini aldı. 2016-2017 eğitim ve öğretim yılının ilk yarısının tamamlanmasının ardından İstanbul’da öğrenciler karne sevincini yaşadı. İki haftalık yarı yıl tatilinin ardından ikinci dönem, 6 Şubat’ta başlayacak. Eğitim ve öğretim yılı ise 9 Haziran’da tamamlanacak.
Türkiye genelinde ana okulu dahil olmak üzere ilkokul, ortaokul ve liselerde eğitim gören 18 milyon öğrenci, karnelerini aldı. 2016-2017 eğitim ve öğretim yılının ilk yarısının tamamlanmasının ardından İstanbul’da öğrenciler karne sevincini yaşadı. İki haftalık yarı yıl tatilinin ardından ikinci dönem, 6 Şubat’ta başlayacak. Eğitim ve öğretim yılı ise 9 Haziran’da tamamlanacak.
Taslak müfredatta Atatürk'ün adı yok
Yeni müfredat taslağında 4 ve 5'inci sınıf sosyal bilgilerde 'Milli Mücadele' başlığı altındaki konuların işlenişinde değişiklik yapıldı. Eski müfredatta "Milli Mücadele'nin kazanılmasında Atatürk'ün rolü" ifadesi yer alırken yeni taslakta Atatürk'ün adı geçmedi. Konu "Milli Mücadele kahramanlarının hayatlarından hareketle" anlatılacak. Taslakta ise 'Kültür ve Miras' ünitesinde "Milli Mücadele'deki çocuk ve öğrenci kahramanları üzerinde de durulacak" dendi, Atatürk vurgusu yapılmadı.
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanıp görüşlere sunulan taslak müfredattaki 'Atatürk' tartışmaları devam ediyor. Hürriyet'ten Gamze Kolcu'nun haberine göre, ortaokul sosyal bilgiler taslak programına göre, 4 ve 5'inci sınıflardaki ünitelerde anlatılan konuların kazanım (dersin sonunda öğrencinin elde edeceği bilgi) bölümlerinden Atatürkçülükle ilgili vurgular çıkarıldı. Talim ve Terbiye Kurulu'nun sosyal bilgiler 4'üncü ve 5'inci sınıflar için hazırladığı programda, 'Atatürkçülükle ilgili konu ve kazanımlar' başlığı yer alıyordu.
Atatürk'ün hayatı vardı
Eski hali: 4'üncü sınıfta 'Geçmişimi Öğreniyorum' ünitesinde, Milli Mücadele'deki birlik ve beraberliğin temelinde dayanışmanın olduğu anlatılıyor, Atatürk'ün sözleri veriliyordu. Mevcut programda kazanım "Milli Mücadele'nin kazanılmasında ve Cumhuriyet'in ilanında Atatürk'ün rolünü fark eder" diye tanımlanıyordu. "Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı'nda Türk milletini aynı amaçta birleştirdiği açıklanır. Türk büyüğü olduğu vurgulanarak vatan, millet ve insan sevgisiyle ilgili örnekler anlatılır" gibi kazanımlar okutuluyordu.
Taslak: Taslakta ise 'Kültür ve Miras' ünitesinde "Milli Mücadele kahramanlarının hayatlarından hareketle Milli Mücadele'nin önemini kavrar. Kazanım, biyografi öğretimi bağlamında ele alınacak. Millî Mücadele'deki çocuk ve öğrenci kahramanları üzerinde de durulacak" dendi, Atatürk vurgusu yapılmadı.
Eski hali: 5'inci sınıf sosyal bilgilerde Atatürk'ün inkılapçılıkla ilgili görüşleri örneklerle açıklanarak Türk toplumuna sağladığı fayda vurgulanıyordu. Cumhuriyet'in Atatürk ilkelerine dayandığı belirtiliyordu. 'Atatürk'ün barışçıl bir devlet adamı olması', 'Milli eğitim düşünceleri/uygulamaları' başlığı vardı.
Taslak: Taslakta Atatürk ile ilgili kazanımlara yer verilmedi.
6 ve 7. sınıftaki anlatım
Taslakta sosyal bilgilerde Atatürk kazanımına 6 ve 7. sınıfta dört cümleyle yer verildi. 6'ncı sınıf 'Bilim, teknoloji ve toplum'da "Atatürk'ün akılcılığa ve bilime verdiği öneme değinilir" denildi. 'Küresel bağlantılar' ünitesinde "Türk Cumhuriyetleri, komşu ve diğer ülkelerle ilişkilerimiz Atatürk'ten itibaren millî dış politika anlayışı ele alınacak" ifadesi yer aldı.
7'inci sınıfta 'Birey ve toplum' ünitesinde konu "İstiklâl Savaşı'nda Darüşşafakalı öğrencilerin telgrafçılık eğitimlerinin oynadığı rol örnek gösterilebilir. Atatürk'ün iletişime verdiği öneme kanıtlar gösterilerek" ifadesiyle anlatılacak. 'Etkin vatandaşlık'ta Atatürk'ün Türk demokrasisinin gelişimine katkısı açıklanacak.
Bu arada 5, 6, 7'nci sınıflardaki sosyal bilgiler dersinde olan Atatürk ilke ve inkilapları ise taslak müfredatta 8'inci sınıfa taşındı.
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanıp görüşlere sunulan taslak müfredattaki 'Atatürk' tartışmaları devam ediyor. Hürriyet'ten Gamze Kolcu'nun haberine göre, ortaokul sosyal bilgiler taslak programına göre, 4 ve 5'inci sınıflardaki ünitelerde anlatılan konuların kazanım (dersin sonunda öğrencinin elde edeceği bilgi) bölümlerinden Atatürkçülükle ilgili vurgular çıkarıldı. Talim ve Terbiye Kurulu'nun sosyal bilgiler 4'üncü ve 5'inci sınıflar için hazırladığı programda, 'Atatürkçülükle ilgili konu ve kazanımlar' başlığı yer alıyordu.
Atatürk'ün hayatı vardı
Eski hali: 4'üncü sınıfta 'Geçmişimi Öğreniyorum' ünitesinde, Milli Mücadele'deki birlik ve beraberliğin temelinde dayanışmanın olduğu anlatılıyor, Atatürk'ün sözleri veriliyordu. Mevcut programda kazanım "Milli Mücadele'nin kazanılmasında ve Cumhuriyet'in ilanında Atatürk'ün rolünü fark eder" diye tanımlanıyordu. "Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı'nda Türk milletini aynı amaçta birleştirdiği açıklanır. Türk büyüğü olduğu vurgulanarak vatan, millet ve insan sevgisiyle ilgili örnekler anlatılır" gibi kazanımlar okutuluyordu.
Taslak: Taslakta ise 'Kültür ve Miras' ünitesinde "Milli Mücadele kahramanlarının hayatlarından hareketle Milli Mücadele'nin önemini kavrar. Kazanım, biyografi öğretimi bağlamında ele alınacak. Millî Mücadele'deki çocuk ve öğrenci kahramanları üzerinde de durulacak" dendi, Atatürk vurgusu yapılmadı.
Eski hali: 5'inci sınıf sosyal bilgilerde Atatürk'ün inkılapçılıkla ilgili görüşleri örneklerle açıklanarak Türk toplumuna sağladığı fayda vurgulanıyordu. Cumhuriyet'in Atatürk ilkelerine dayandığı belirtiliyordu. 'Atatürk'ün barışçıl bir devlet adamı olması', 'Milli eğitim düşünceleri/uygulamaları' başlığı vardı.
Taslak: Taslakta Atatürk ile ilgili kazanımlara yer verilmedi.
6 ve 7. sınıftaki anlatım
Taslakta sosyal bilgilerde Atatürk kazanımına 6 ve 7. sınıfta dört cümleyle yer verildi. 6'ncı sınıf 'Bilim, teknoloji ve toplum'da "Atatürk'ün akılcılığa ve bilime verdiği öneme değinilir" denildi. 'Küresel bağlantılar' ünitesinde "Türk Cumhuriyetleri, komşu ve diğer ülkelerle ilişkilerimiz Atatürk'ten itibaren millî dış politika anlayışı ele alınacak" ifadesi yer aldı.
7'inci sınıfta 'Birey ve toplum' ünitesinde konu "İstiklâl Savaşı'nda Darüşşafakalı öğrencilerin telgrafçılık eğitimlerinin oynadığı rol örnek gösterilebilir. Atatürk'ün iletişime verdiği öneme kanıtlar gösterilerek" ifadesiyle anlatılacak. 'Etkin vatandaşlık'ta Atatürk'ün Türk demokrasisinin gelişimine katkısı açıklanacak.
Bu arada 5, 6, 7'nci sınıflardaki sosyal bilgiler dersinde olan Atatürk ilke ve inkilapları ise taslak müfredatta 8'inci sınıfa taşındı.
15 Ocak 2017 Pazar
İsmet İnönü müfredattan kaldırıldı
Milli Eğitim Bakanlığı’nın hazırlayıp öneriye açtığı müfredat taslağındaki çağdaş Türk ve dünya tarihi dersinin öğretim programında ‘2. Dünya Savaşı’ konusuyla ilgili değişiklikler yapıldı. Müfredatta, 2. Dünya Savaşı’nda Türkiye’nin izlediği dış politika ve savaş sırasında Türkiye’de meydana gelen siyasi, ekonomik gelişmeler bölümünden, ‘İsmet İnönü’ başlığı kaldırıldı.
Hürriyet'te yer alan habere göre MEB’in ilkokul, ortaokul ve liseler için hazırladığı yeni müfredatta, dikkat çekici değişiklikler özetle şöyle:
Felsefe dersinde ünite sayıları azaltıldı. ‘Felsefeyle tanışma’, ‘Bilgi felsefesi’, ‘Varlık felsefesi’, ‘Ahlak felsefesi’, ‘Sanat felsefesi’, ‘Din felsefesi’, ‘Siyaset felsefesi’ ve ‘Bilim felsefesi’ ünitelerinden oluşan ortaöğretim felsefe dersinin üniteleri yeni taslakta, ‘İlkçağ Felsefesi’, ‘Ortaçağ Felsefesi’, ‘Rönesans ve 17. yy. Felsefesi’, ‘18. yy. Aydınlanma Felsefesi’ ve ‘Çağdaş Felsefe’ olarak kronolojik sırayla yer aldı.
Genel başlıklarda toplanan felsefe dersinde yeni müfredata göre ders saatleriyle ilgili değişiklik yapılmazken kazanımlar azaltıldı. 72 saatlik ders süresi değiştirilmezken, eski müfredatta 58 olan kazanım sayısı 20’ye düşürüldü.
15 Temmuz’a özgün metin
İlk kez 6. sınıf sosyal bilgiler dersinde öğrencilere anlatılacak 15 Temmuz darbe girişimi, felsefe dersi kapsamında da işlenecek. Lise öğrencilerinden, “Milli irade, hukuk devleti ve demokrasi bilinci çerçevesinde anti demokratik darbe girişimi karşısında 15 Temmuz 2016’da gösterilen halk direnişini değerlendiren özgün bir metin yazma çalışması” yapmaları istenecek.
Çağdaş Türk ve dünya tarihi dersinin ‘Soğuk Savaş Dönemi’ ünitesine, ‘Demokrat Parti döneminde Türkiye’de meydana gelen siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmeler’ başlıklı yeni bölüm eklendi. Derste işlenecek konular arasına, 1946-1950 seçimleri ile seçim usullerindeki değişim üzerinde durulacağı vurgulandı. Aynı dersin bir başka ünitesinde ise mülteci sorununa değinildi.
Güncellenen öğretim programlarının tamamında değerler, konu ve kazanımlarla ilişkilendirildi. Buna göre değerler tüm derslerle ilişkilendirilecek. Belirlenen değerler kitaplara girecek ve sınıflarda okutulacak. ‘Değerler eğitimi’ başlığında, “Milli birlik ve dayanışma ile toplumsal uyumun temelindeki millî, manevi ve evrensel değerlerin özümsenmesi; bunların tutum ve davranışa dönüştürülerek toplumsal hayata yansıtılması giderek artan bir öneme sahiptir” ifadelerine yer verildi.
DNA onarımı anlatılacak
Lise kimya kitabında, ‘Kimyasal Türler Arası Etkileşimler’ konu başlığı altında Nobel ödüllü Prof. Dr. Aziz Sancar’a da yer verildi. Prof. Dr. Sancar’ın DNA’nın onarımı ile ilgili çalışmaları ve kısa biyografisi okuma parçası olarak öğrencilere verilecek. Ayrıca hayatını toplumda bir Türkçe bilinci oluşturmaya adayan Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu da müfredatta unutulmadı. Sancar ve Sinanoğlu’nun bilim dünyasına katkılarının derslerde verilmesi öngörüldü.
Çağdaş Türk ve dünya tarihi dersinde ‘2. Dünya Savaşı’ konusuyla ilgili dikkat çekici değişiklikler yapıldı. Müfredatta, 2. Dünya Savaşı’nda Türkiye’nin dış politikası ve savaş sırasında Türkiye’de meydana gelen siyasi, ekonomik gelişmeler bölümünden, ‘İsmet İnönü’ başlığı kaldırıldı. İnönü, o dönemde tüm baskılara rağmen, izlediği politikalarla Türkiye’nin 2. Dünya Savaşı’na girmemesini sağlamıştı. Bu bilgiler, müfredatta olmayacak.
Onlar da müfredatta
Çağdaş Türk ve dünya tarihi kitabında, Türkiye’deki bilimsel ve teknolojik gelişmelere de yer verildi. TÜRKSAT, Anka, Hürkuş, Göktürk, Altay gibi yerli üretimlerin üzerinde durulması ve öğrencilere araştırma yaptırılması istendi. Türkiye’nin uluslararası spor müsabakalarındaki başarıları; Galatasaray’ın UEFA kupasını kazanması, Türkiye’nin Dünya Kupası başarıları, Sinan Şamil Sam’ın kıtalararası boks şampiyonluğu, Hamza Yerlikaya’nın dünya ve olimpiyat güreş şampiyonlukları, Kenan Sofuoğlu’nun Supersport dünya şampiyonluğu gibi konular da kitaplarda yerini alacak.
Bütüne bakın
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Müsteşarı Yusuf Tekin 13 Ocak’ta askıya çıkan yeni müfredat taslağını Twitter’da değerlendirdi. Müsteşar Tekin, yeni müfredatta başta Atatürk olmak üzere Türkiye ve değerlere sahip çıkıp koruyacakları bir konsept öngördüklerini belirterek, taslak öğretim programlarının bir ders ya da sınıf seviyesinde değil, bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Milli ve manevi değerlerin de müfredatta yer aldığını anlatan Tekin açıklamasında özetle şu ifadelere yer verdi:
Ortak akıl
“Bilindiği üzere bir müfredat güncellemesini cuma günü kamuoyu ile paylaştık. Ortak aklı bulma amaçlı iyi niyetli bir girişim kuşkusuz. Öncelikle müfredat sadece bir sınıf seviyesinde ve tek ders bazında değil bütün olarak değerlendirilmesi gereken bir konu. Hazırladığımız müfredatları incelerken sadece bir sınıftaki tek bir derse bakılarak yorum yapmak hatalı ve eksik bir bakış olacak. Müfredat taslağımızın tamamında çocuklarımıza başta Atatürk olmak üzere bu ülkeye ve değerlerimize hakkıyla sahip çıkıp koruyacakları bir konsept öngörüldü.
Bir derste olmaz
Herhangi bir değeri salt bir derse endeksleyerek vermek hem pedagojik açıdan ve hem de oluşturduğunuz konsept açısından uygun değil. Atatürk ve onun çocuklarımıza ve gençliğimize emanet ettiği başta Cumhuriyet, demokrasi ve bağımsızlık olmak üzere bu coğrafyaya vatan bilinciyle sahip çıkmayı temin edecek milli ve manevi bütün değerleri vermek müfredat taslağının en öncelikli parametrelerinden birisi. Bu değerler bütün müfredatın içerisinde ayrıca kurgulandı. Müfredatın tamamına bakmak gerekir.”
Hürriyet'te yer alan habere göre MEB’in ilkokul, ortaokul ve liseler için hazırladığı yeni müfredatta, dikkat çekici değişiklikler özetle şöyle:
Felsefe dersinde ünite sayıları azaltıldı. ‘Felsefeyle tanışma’, ‘Bilgi felsefesi’, ‘Varlık felsefesi’, ‘Ahlak felsefesi’, ‘Sanat felsefesi’, ‘Din felsefesi’, ‘Siyaset felsefesi’ ve ‘Bilim felsefesi’ ünitelerinden oluşan ortaöğretim felsefe dersinin üniteleri yeni taslakta, ‘İlkçağ Felsefesi’, ‘Ortaçağ Felsefesi’, ‘Rönesans ve 17. yy. Felsefesi’, ‘18. yy. Aydınlanma Felsefesi’ ve ‘Çağdaş Felsefe’ olarak kronolojik sırayla yer aldı.
Genel başlıklarda toplanan felsefe dersinde yeni müfredata göre ders saatleriyle ilgili değişiklik yapılmazken kazanımlar azaltıldı. 72 saatlik ders süresi değiştirilmezken, eski müfredatta 58 olan kazanım sayısı 20’ye düşürüldü.
15 Temmuz’a özgün metin
İlk kez 6. sınıf sosyal bilgiler dersinde öğrencilere anlatılacak 15 Temmuz darbe girişimi, felsefe dersi kapsamında da işlenecek. Lise öğrencilerinden, “Milli irade, hukuk devleti ve demokrasi bilinci çerçevesinde anti demokratik darbe girişimi karşısında 15 Temmuz 2016’da gösterilen halk direnişini değerlendiren özgün bir metin yazma çalışması” yapmaları istenecek.
Çağdaş Türk ve dünya tarihi dersinin ‘Soğuk Savaş Dönemi’ ünitesine, ‘Demokrat Parti döneminde Türkiye’de meydana gelen siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmeler’ başlıklı yeni bölüm eklendi. Derste işlenecek konular arasına, 1946-1950 seçimleri ile seçim usullerindeki değişim üzerinde durulacağı vurgulandı. Aynı dersin bir başka ünitesinde ise mülteci sorununa değinildi.
Güncellenen öğretim programlarının tamamında değerler, konu ve kazanımlarla ilişkilendirildi. Buna göre değerler tüm derslerle ilişkilendirilecek. Belirlenen değerler kitaplara girecek ve sınıflarda okutulacak. ‘Değerler eğitimi’ başlığında, “Milli birlik ve dayanışma ile toplumsal uyumun temelindeki millî, manevi ve evrensel değerlerin özümsenmesi; bunların tutum ve davranışa dönüştürülerek toplumsal hayata yansıtılması giderek artan bir öneme sahiptir” ifadelerine yer verildi.
DNA onarımı anlatılacak
Lise kimya kitabında, ‘Kimyasal Türler Arası Etkileşimler’ konu başlığı altında Nobel ödüllü Prof. Dr. Aziz Sancar’a da yer verildi. Prof. Dr. Sancar’ın DNA’nın onarımı ile ilgili çalışmaları ve kısa biyografisi okuma parçası olarak öğrencilere verilecek. Ayrıca hayatını toplumda bir Türkçe bilinci oluşturmaya adayan Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu da müfredatta unutulmadı. Sancar ve Sinanoğlu’nun bilim dünyasına katkılarının derslerde verilmesi öngörüldü.
Çağdaş Türk ve dünya tarihi dersinde ‘2. Dünya Savaşı’ konusuyla ilgili dikkat çekici değişiklikler yapıldı. Müfredatta, 2. Dünya Savaşı’nda Türkiye’nin dış politikası ve savaş sırasında Türkiye’de meydana gelen siyasi, ekonomik gelişmeler bölümünden, ‘İsmet İnönü’ başlığı kaldırıldı. İnönü, o dönemde tüm baskılara rağmen, izlediği politikalarla Türkiye’nin 2. Dünya Savaşı’na girmemesini sağlamıştı. Bu bilgiler, müfredatta olmayacak.
Onlar da müfredatta
Çağdaş Türk ve dünya tarihi kitabında, Türkiye’deki bilimsel ve teknolojik gelişmelere de yer verildi. TÜRKSAT, Anka, Hürkuş, Göktürk, Altay gibi yerli üretimlerin üzerinde durulması ve öğrencilere araştırma yaptırılması istendi. Türkiye’nin uluslararası spor müsabakalarındaki başarıları; Galatasaray’ın UEFA kupasını kazanması, Türkiye’nin Dünya Kupası başarıları, Sinan Şamil Sam’ın kıtalararası boks şampiyonluğu, Hamza Yerlikaya’nın dünya ve olimpiyat güreş şampiyonlukları, Kenan Sofuoğlu’nun Supersport dünya şampiyonluğu gibi konular da kitaplarda yerini alacak.
Bütüne bakın
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Müsteşarı Yusuf Tekin 13 Ocak’ta askıya çıkan yeni müfredat taslağını Twitter’da değerlendirdi. Müsteşar Tekin, yeni müfredatta başta Atatürk olmak üzere Türkiye ve değerlere sahip çıkıp koruyacakları bir konsept öngördüklerini belirterek, taslak öğretim programlarının bir ders ya da sınıf seviyesinde değil, bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Milli ve manevi değerlerin de müfredatta yer aldığını anlatan Tekin açıklamasında özetle şu ifadelere yer verdi:
Ortak akıl
“Bilindiği üzere bir müfredat güncellemesini cuma günü kamuoyu ile paylaştık. Ortak aklı bulma amaçlı iyi niyetli bir girişim kuşkusuz. Öncelikle müfredat sadece bir sınıf seviyesinde ve tek ders bazında değil bütün olarak değerlendirilmesi gereken bir konu. Hazırladığımız müfredatları incelerken sadece bir sınıftaki tek bir derse bakılarak yorum yapmak hatalı ve eksik bir bakış olacak. Müfredat taslağımızın tamamında çocuklarımıza başta Atatürk olmak üzere bu ülkeye ve değerlerimize hakkıyla sahip çıkıp koruyacakları bir konsept öngörüldü.
Bir derste olmaz
Herhangi bir değeri salt bir derse endeksleyerek vermek hem pedagojik açıdan ve hem de oluşturduğunuz konsept açısından uygun değil. Atatürk ve onun çocuklarımıza ve gençliğimize emanet ettiği başta Cumhuriyet, demokrasi ve bağımsızlık olmak üzere bu coğrafyaya vatan bilinciyle sahip çıkmayı temin edecek milli ve manevi bütün değerleri vermek müfredat taslağının en öncelikli parametrelerinden birisi. Bu değerler bütün müfredatın içerisinde ayrıca kurgulandı. Müfredatın tamamına bakmak gerekir.”
Etiketler:
ders,
ilkokul,
lise,
meb,
Milli Eğitim Bakanlığı,
ortaöğretim
Bakanlık, şişirilmiş başarı puanlarının peşinde
MEB Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’ndeki değişikliklerden biri de, okulun başarı punaını yükseltmek için ‘şişirilmiş’ notlarla ilgili. Değişikliğe göre, 3 kez ‘hormonlu not’ verdiği tespit edilen okul kapatılacak
Yıllardır tartışmalara neden olan ‘hormonlu notlar’, sonunda Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) önlem almasına yol açtı. Habertürk gazetesinden Pervin Kaplan'ın haberine göre, Verdikleri ‘hormonlu’ yani şişirilmiş notlarla hem lise hem de üniversite yerleştirmelerinde öğrencilerinin binlerce sıra yükselmesine neden olan özel okullar için kapatma cezası geldi.
Yönetmeliğe girdi
Hormonlu notlar ile ilgili düzenleme geçtiğimiz cuma günü Resmi Gazete’de yayımlanan MEB Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’ne girdi. Yönetmelikte “Okullarda yapılan öğrencilerin başarı durumlarının ölçülmesine ilişkin sınavlarda gerçek dışı not verildiğinin tespiti halinde, kanunun 7’nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinde belirtilen fiil için uygulanan idari para cezası verilir” maddesi yer aldı.
Yönetmelikte sözü edilen kanun ise 5580 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu. Bu kanundaki 7’nci madde yönetmeliklerde belirtilen fiillere aykırı uygulamaların nasıl cezalandırılacağını düzenliyor.
Üç aşamalı ceza
Buna göre de eğer bir okulun ‘hormonlu not’ verdiği belirlenirse 3 aşamalı bir ceza söz konusu olacak. Hormonlu not verdiği belirlenen özel okula ilk aşamada brüt asgari ücretin 5 katı ceza kesilecek. Asgari ücret aylık bin 777 TL olduğu dikkate alındığında okul önce 8 bin 887 TL idari para cezası alacak.
İkinci kez aynı okulun hormonlu not verdiği saptandığında bu kez verilen ceza 5 kat artacak yani brüt asgari ücretin 25 katına çıkarılacak. Bu durumda okulun ödeyeceği rakam bugünkü hesaplamaya göre 44 bin 447 TL olacak.
Hormonlu not verdiği üçüncü kez belirlenen okula bundan sonra verilecek ceza kapatma olacak. Yasada bu durum, “Fiilin üçüncü kez tekrarı durumunda kurum açma izni ile işyeri açma ve çalışma ruhsatı iptal edilir” ifadesiyle düzenleniyor.
Hormonlu not nedir?
Okulların, öğrencilere lise ve üniversite yerleştirme puanını yükseltmek için şişirilmiş yani ‘hormonlu’ not vermesi yıllardır tartışılıyor. Şişirilmiş notlar verilen okulların mezunları, adil puan veren okulların öğrencileri karşısında avantajlı duruma gelip, binlerce sıra öne geçebiliyor. Çünkü TEOG yerleştirme puanlarının hesaplanmasında okul notları yüzde 30 etkili. Üniversite sınavlarında ise okul notları yerleştirmeye ortalama yüzde 12.5 oranında etki yapıyor. Bu durumda sınav puanları aynı olan öğrencilerden ‘hormonlu not’ alanlar öne geçiyor.
Yıllardır tartışmalara neden olan ‘hormonlu notlar’, sonunda Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) önlem almasına yol açtı. Habertürk gazetesinden Pervin Kaplan'ın haberine göre, Verdikleri ‘hormonlu’ yani şişirilmiş notlarla hem lise hem de üniversite yerleştirmelerinde öğrencilerinin binlerce sıra yükselmesine neden olan özel okullar için kapatma cezası geldi.
Yönetmeliğe girdi
Hormonlu notlar ile ilgili düzenleme geçtiğimiz cuma günü Resmi Gazete’de yayımlanan MEB Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’ne girdi. Yönetmelikte “Okullarda yapılan öğrencilerin başarı durumlarının ölçülmesine ilişkin sınavlarda gerçek dışı not verildiğinin tespiti halinde, kanunun 7’nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinde belirtilen fiil için uygulanan idari para cezası verilir” maddesi yer aldı.
Yönetmelikte sözü edilen kanun ise 5580 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu. Bu kanundaki 7’nci madde yönetmeliklerde belirtilen fiillere aykırı uygulamaların nasıl cezalandırılacağını düzenliyor.
Üç aşamalı ceza
Buna göre de eğer bir okulun ‘hormonlu not’ verdiği belirlenirse 3 aşamalı bir ceza söz konusu olacak. Hormonlu not verdiği belirlenen özel okula ilk aşamada brüt asgari ücretin 5 katı ceza kesilecek. Asgari ücret aylık bin 777 TL olduğu dikkate alındığında okul önce 8 bin 887 TL idari para cezası alacak.
İkinci kez aynı okulun hormonlu not verdiği saptandığında bu kez verilen ceza 5 kat artacak yani brüt asgari ücretin 25 katına çıkarılacak. Bu durumda okulun ödeyeceği rakam bugünkü hesaplamaya göre 44 bin 447 TL olacak.
Hormonlu not verdiği üçüncü kez belirlenen okula bundan sonra verilecek ceza kapatma olacak. Yasada bu durum, “Fiilin üçüncü kez tekrarı durumunda kurum açma izni ile işyeri açma ve çalışma ruhsatı iptal edilir” ifadesiyle düzenleniyor.
Hormonlu not nedir?
Okulların, öğrencilere lise ve üniversite yerleştirme puanını yükseltmek için şişirilmiş yani ‘hormonlu’ not vermesi yıllardır tartışılıyor. Şişirilmiş notlar verilen okulların mezunları, adil puan veren okulların öğrencileri karşısında avantajlı duruma gelip, binlerce sıra öne geçebiliyor. Çünkü TEOG yerleştirme puanlarının hesaplanmasında okul notları yüzde 30 etkili. Üniversite sınavlarında ise okul notları yerleştirmeye ortalama yüzde 12.5 oranında etki yapıyor. Bu durumda sınav puanları aynı olan öğrencilerden ‘hormonlu not’ alanlar öne geçiyor.
Etiketler:
ders,
meb,
Milli Eğitim Bakanlığı,
okul,
özel okul
13 Ocak 2017 Cuma
MEB, 2017 Şubat öğretmen atamaları ne zaman olacak?
Öğretmen adayları MEB'in 2017 Şubat öğretmen atamalarını ne zaman yapacağını merak ediyor. Yaz döneminde atamaların Şubat'ta yapılacağının açıklanmasının ardından 2017'ye büyük bir umutla giren öğretmen adayları akıllarına takılan soru işaretlerine yanıt bulmaya çalışıyor. Peki, 2017 Şubat öğretmen atamaları ne zaman olacak. belli oldu mu?
Yaz döneminde öğretmen atamalarının Şubat'ta yapılacağının açıklanmasının ardından öğretmen adayları gözlerini Milli Eğitim Bakanlığı'na dikti. 2017 Şubat öğretmen atamaları konusunda belirsizliklerin devam etmesi nedeniyle adaylar açıklama bekliyor. Geçen yılın Ağustos ayında yapılması beklenen atamalar gerçekleşmemişti. Öğretmen adayları büyük hayal kırıklığı yaşasa da, atamaların Şubat'ta yapılacağının açıklanması adayları oldukça sevindirmişti. Atamaların Şubat'ta olacağı kesinleşse de, adaylar Şubat öğretmen atamaları için ne kadar alım yapılacağı, hangi branşa ne kadar kontenjan ayrılacağını merak ediyor. Öğretmen atamaları konusunda kesinleşen detaylar bugünlerde ortaya çıkıyor. İlk olarak 2017 Şubat'ta atama yapılacağı konusu kesin. Öte yandan kaç kişinin istihdam edileceği sorusuna yanıtı da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu verdi.
ÖĞRETMEN ATAMALARI KESİNLEŞTİ
Öğretmen atamalarının 2017 Şubat'ta yapılması kesinleşti. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sibel Özdemir, geçtiğimiz günlerde Maliye Bakanı Naci Ağbal'a öğretmen atamaları konusunda bir soru önergesi verdi ve atamaların ne zaman yapılacağına dair yanıt aldı. CHP Milletvekili Özdemir kendi Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, "Maliye Bakanı Sayın Naci Ağbal'ın Şubat ayında öğretmen atamalarına ilişkin soruma yanıtı: Olacak. Kadro ve alanlarla ilgili çalışma yapılıyor." ifadelerini paylaştı.
MİLLİ EĞİTİM BAKANI: "İHTİYAÇ 67 BİN ÖĞRETMEN"
Geçtiğimiz aylarda öğretmen atamaları konusunda Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz açıklamalarda bulundu. Bakan Yılmaz açıklamasında, "Bizim şu anda yaklaşık 67 bin öğretmen açığımız var. Dolayısıyla da bir arkadaşım '100 bin öğretmen atanması gerekir' derken ihtiyacı dikkate alması lazım. Bazı illerimizdeki öğretmen sayısı halihazırda ihtiyacımızın da üzerindedir. Niçin böyle oluyor? Kimisi sağlık nedeniyle, kimisi mazeret ataması nedeniyle, eş tayini gerekçesiyle -ihtiyacımız olmadığı halde- bazı öğretmenleri bazı illere atamak durumunda kaldık. Dolayısıyla da atanamayan öğretmenler sorunu var. Ama, ihtiyacın 67 bin olduğu yerde 100 öğretmenin atamasını bekliyoruz, 400 bin kişi bekliyor." ifadelerini kullandı.
ATAMALAR ARTIK ŞUBAT'TA YAPILACAK
Öğretmen atamaları konusunda yeni bir uygulamaya geçtiklerini ifade eden Yılmaz, bundan sonra atama işlemlerinin Temmuz'da değil Şubat ayında yapılacağını belirtti. Yılmaz, "Biz bu ağustosta bir atama yapmıyoruz. Biz yeni bir uygulama başlattık, ağustosta atadığımız 30 bine yakın öğretmeni, şubatta atadığımız 30 bin öğretmeni bir uyum sürecinden, bir adaptasyon sürecinden geçiriyoruz ve eylülde yeni eğitim yılıyla birlikte hepsini okullarında görevlendireceğiz. Bundan sonraki öğretmen alımını da şubatta ihtiyaçlarımızı dikkate alarak yapacağız" dedi.
BAKAN MÜEZZİNOĞLU MÜJDELEDİ
2017 yılında kamuya 60 bin alım yapılacağının açıklanması iş ve atama bekleyenleri umutlandırdı. Öğretmen adayları 2017 Şubat öğretmen atamasında kaç kişinin kadroya alınacağını merak ediyor. Bu konuda beklenen açıklama Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'ndan geldi. Katıldığı bir programda 60 bin memur alımı konusuna değinen Müezzinoğlu, bu sayının kurumlara dağılımının nasıl olacağını açıkladı.
Alımların çoğunun Emniyet Genel Müdürlüğü, Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı'na yapılacağını belirten Bakan Müezzinoğlu en büyük payın Milli Eğitim Bakanlığı'na ayrılacağını söyledi. Daha önce 10 bin sağlık personeli alımı yapılacağını belirtmesinden yola çıkarak 2017 Şubat öğretmen ataması ile tahminen 30 bin civarında öğretmen ataması yapılabileceğini söyleyebiliriz.
Yaz döneminde öğretmen atamalarının Şubat'ta yapılacağının açıklanmasının ardından öğretmen adayları gözlerini Milli Eğitim Bakanlığı'na dikti. 2017 Şubat öğretmen atamaları konusunda belirsizliklerin devam etmesi nedeniyle adaylar açıklama bekliyor. Geçen yılın Ağustos ayında yapılması beklenen atamalar gerçekleşmemişti. Öğretmen adayları büyük hayal kırıklığı yaşasa da, atamaların Şubat'ta yapılacağının açıklanması adayları oldukça sevindirmişti. Atamaların Şubat'ta olacağı kesinleşse de, adaylar Şubat öğretmen atamaları için ne kadar alım yapılacağı, hangi branşa ne kadar kontenjan ayrılacağını merak ediyor. Öğretmen atamaları konusunda kesinleşen detaylar bugünlerde ortaya çıkıyor. İlk olarak 2017 Şubat'ta atama yapılacağı konusu kesin. Öte yandan kaç kişinin istihdam edileceği sorusuna yanıtı da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu verdi.
ÖĞRETMEN ATAMALARI KESİNLEŞTİ
Öğretmen atamalarının 2017 Şubat'ta yapılması kesinleşti. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sibel Özdemir, geçtiğimiz günlerde Maliye Bakanı Naci Ağbal'a öğretmen atamaları konusunda bir soru önergesi verdi ve atamaların ne zaman yapılacağına dair yanıt aldı. CHP Milletvekili Özdemir kendi Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, "Maliye Bakanı Sayın Naci Ağbal'ın Şubat ayında öğretmen atamalarına ilişkin soruma yanıtı: Olacak. Kadro ve alanlarla ilgili çalışma yapılıyor." ifadelerini paylaştı.
MİLLİ EĞİTİM BAKANI: "İHTİYAÇ 67 BİN ÖĞRETMEN"
Geçtiğimiz aylarda öğretmen atamaları konusunda Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz açıklamalarda bulundu. Bakan Yılmaz açıklamasında, "Bizim şu anda yaklaşık 67 bin öğretmen açığımız var. Dolayısıyla da bir arkadaşım '100 bin öğretmen atanması gerekir' derken ihtiyacı dikkate alması lazım. Bazı illerimizdeki öğretmen sayısı halihazırda ihtiyacımızın da üzerindedir. Niçin böyle oluyor? Kimisi sağlık nedeniyle, kimisi mazeret ataması nedeniyle, eş tayini gerekçesiyle -ihtiyacımız olmadığı halde- bazı öğretmenleri bazı illere atamak durumunda kaldık. Dolayısıyla da atanamayan öğretmenler sorunu var. Ama, ihtiyacın 67 bin olduğu yerde 100 öğretmenin atamasını bekliyoruz, 400 bin kişi bekliyor." ifadelerini kullandı.
ATAMALAR ARTIK ŞUBAT'TA YAPILACAK
Öğretmen atamaları konusunda yeni bir uygulamaya geçtiklerini ifade eden Yılmaz, bundan sonra atama işlemlerinin Temmuz'da değil Şubat ayında yapılacağını belirtti. Yılmaz, "Biz bu ağustosta bir atama yapmıyoruz. Biz yeni bir uygulama başlattık, ağustosta atadığımız 30 bine yakın öğretmeni, şubatta atadığımız 30 bin öğretmeni bir uyum sürecinden, bir adaptasyon sürecinden geçiriyoruz ve eylülde yeni eğitim yılıyla birlikte hepsini okullarında görevlendireceğiz. Bundan sonraki öğretmen alımını da şubatta ihtiyaçlarımızı dikkate alarak yapacağız" dedi.
BAKAN MÜEZZİNOĞLU MÜJDELEDİ
2017 yılında kamuya 60 bin alım yapılacağının açıklanması iş ve atama bekleyenleri umutlandırdı. Öğretmen adayları 2017 Şubat öğretmen atamasında kaç kişinin kadroya alınacağını merak ediyor. Bu konuda beklenen açıklama Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'ndan geldi. Katıldığı bir programda 60 bin memur alımı konusuna değinen Müezzinoğlu, bu sayının kurumlara dağılımının nasıl olacağını açıkladı.
Alımların çoğunun Emniyet Genel Müdürlüğü, Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı'na yapılacağını belirten Bakan Müezzinoğlu en büyük payın Milli Eğitim Bakanlığı'na ayrılacağını söyledi. Daha önce 10 bin sağlık personeli alımı yapılacağını belirtmesinden yola çıkarak 2017 Şubat öğretmen ataması ile tahminen 30 bin civarında öğretmen ataması yapılabileceğini söyleyebiliriz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















