AÖF sınav tarihleri geçen haftalarda Açıköğretim Fakültesi'nin resmi sitesinde yayınlandı. Açıköğretim'de okuyanlar AÖF vize sınavlarına girmeye hazırlanırken, sınavlar ne zaman başlıyor? Yükseköğretim Kurulu'nun kararıyla Açıköğretim Fakültesi'nin yaptığı sınavlarda yeni sisteme geçilirken, sınavlara ÖSYM sistemi geldi. Yeni sınav sistemi nasıl işlenecek?
AÖF sınav tarihleri Açıköğretim'in sitesinden yayınlandı. Sınava ilk kez girecek olanlar için içerikte güncel hatırlatmalar var. Açıköğretim Fakültesi'nde okuyan öğrenciler için bu sene başlatılacak olan yeni sınav sisteminde ne var?
VİZE SINAVLARI
İlk ara sınav 26 Kasım 2016 Cumartesi günü başlıyor. 27 Kasım 2016 Pazar günü sınav devam ediyor. Sınavlar iki oturumlu olarak yapılacaktır. Vizelerden sonra finaller 14 Ocak 2017 Cumartesi ve 15 Ocak 2017 Pazar günü yapılacaktır.
Bahar döneminde ise ilk vize 15 Nisan 2017 – 16 Nisan 2017 (Cumartesi-Pazar) günleri yapılacaktır. 2017’nin son finali ise 27-28 Mayıs 2017 tarihlerinde olacaktır.
Sınavlar bittikten sonra “tek ders sınavı” ise 15 Temmuz 2016 Cumartesi günü olacaktır.
YÖK SİSTEMİ DEĞİŞTİRDİ
Yüksek Öğretim Kurumu yeni sistem doğrultusunda 4 yanlış bir doğruyu eksiltecek. Bu sistem ÖSYM’nin yaptığı sınavlarda kullanılmaktadır. Aynı sistem artık Açıköğretim’de okuyan öğrencielr için de geçerli olacaktır. Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci GÜNDOĞAN, YÖK’in AÖF’te bir standart oluşturmak istediğini söyledi. Gündoğan, 2016 yılından itibaren bu sistem, usul ve esaslara göre yapılacağını, 4 yanlışın 1 doğruyu götüreceğini ve ona göre sonuçların açıklanacağını dile getirdi. Bu sistemi sadece Anadolu Üniversitesi’nde değil tüm Açıköğretim Fakültelerinde olacağını söyledi.
0.25 DOĞRU GİDECEK
Bu sistem doğrultusunda, dört yanlış bir doğruyu götürürken, 0.25 puan sistemi geliyor. Tek soruyu yanlış yapan öğrenci 0.25 puan doğru hanesinden düşecek.
YÜZYÜZE DERSLERDE HANGİ İÇERİKLER VAR VE NE ZAMAN BİTİYOR?
Anadolu Üniversitesi’nin Merkezi Açıköğretim ve Uzaktan eğitim Sistemi dahilinde eğitim ve öğretim yapan Açıköğretim, İktisat ve İşletme Fakülteleri öğrencilerine yönelik yüzyüze derslerin Güz Dönemi tüm yurtta 22 Ekim 2016 Cumartesi günü başlayıp, 13 Ocak 2017 Cuma günü sona erecek.
2016 – 2017 Öğretim Yılı Güz Dönemi’nde Yüzyüze Öğretim Hizmetleri kapsamında yüzyüze öğretimi yapılacak 11 ders şunlardır:
Matematik I
Genel Muhasebe I
İktisada Giriş I
Osmanlı Türkçesine Giriş I
Mikro İktisat
İstatistik I
Maliyet Muhasebesi
Finansal Yönetim I
İngilizce I
Arapça I
Arapça III
8 Kasım 2016 Salı
3 Kasım 2016 Perşembe
2016 TEOG sınavı ne zaman başlıyor? | MEB sınav takvimi
TEOG sınavı ne zaman başlıyor sorusunu öğrenciler ve veliler Google üzerinden sormaya başladı. MEB sınav takvimi geçen haftalarda açıklandı? Öğrenciler ne zaman sınava girecek, hangi derslerden sorumlu olacak, derslerden kaç soru sorulacak? İlk dönem sınavlarına dair önemli bilgiler ve uzmanlar ailelere önemli uyarılar.
TEOG sınavı MEB tarafından her sene tüm Türkiye çapında düzenleniyor, belirli tarihler arasında sınavlar yapılıyor. Milli Eğitim Bakanlığı, önceki haftalarda sınav takvimini kendi sitesinden açıklamıştı. Açıklamada sınav tarihleri, dersler üzerine bilgi verildi. Milli Eğitim Bakanlığı yılda iki kez TEOG sınavı yapmaktadır. İlk dönem ve ikinci dönem adlandırılan sınav sistemine göre verilen tarihler içinde öğrenciler sınava girmektedir.
SINAV TARİHLERİ
İlk sınav tarihi: 23 Kasım 24 Kasım 2016 tarihinde olacaktır. Mazeret sınav tarihi ise 10 Aralık 11 Aralık 2016. İkinci sınav tarihi: 26 Nisan 27 Nisan 2016 tarihinde yapılacaktır. Mazeret sınav tarihi 20 Mayıs 21 Mayıs 2016 tarihlerinde olacaktır.
HANGİ DERSLER VE KAÇ SORU
Milli Eğitim Bakanlığı, sınavlarda hangi derslerden sorumlu olunacağını ve o dersten kaç soru sorulacağını açıkladı.
Cumartesi günü 60, Pazar günü 60 soru, toplamda 120 soru sorulacak. Türkçe 20 Soru Matematik 20 Soru Fen ve Teknoloji 20 Soru İnkilap Tarihi ve Atatürkçülük 20 Soru İngilizce 20 Soru Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 20 Soru
YANLIŞ CEVAP VERİLEN SORULAR DOĞRU YAPILAN SORULARI GÖTÜRECEK Mİ?
Milli Eğitim Bakanlığı sınavlarda ÖSYM sistemini kullanmayacak. Öğrencilerin yanlış yaptığı sorular, doğru yaptığı soruları etkilemeyecektir.
UZMANLARDAN AİLELERE ÖNEMLİ UYARILAR
Milyonlarca öğrenci sınava hazırlanırken, sınav stresi yaşayan aileler çocukları üzerindeki etkiyi, direkt veya dolaylı olarak hissettiriyor. Bu durum çocuklar üzerinde “olumlu” sonuç değil, “olumsuz” sonuçlara sebep oluyor. Sınavda bilgiden çok “motive” daha büyük başarılar elde ettiriyor. Öğrenci ders konularında ne kadar başarılı olursa olsun, baskı ve stresten ötürü sınavlarda başarısız olma durumu çok yüksek.
AİLELER NE YAPMALI?
Öncelikle şu bilinmesi gerekir: Sınava giren aileler değil, çocuklardır. Çocuklar sınava hazırlanırken, aileler de strese hazırlanıyor. Stres, baskıyı doğuruyor. Baskı ise çocukların derslerde motive olmasını düşürüyor. Aile, çocuğa destek olması gerekir. Stresten ve baskıdan uzak, çocuklara “daha cana yakın”, bir anne veya bir baba gibi değil; bir arkadaş gibi yakınlaşması gerekir.
Programlı ve disiplinli ders çalışma konusunda aileler “programlı çalışmak”tan çok, “disiplinli çalışma” konusu üzerinde daha çok duruyor. Disiplin, çocukların eğitiminde önemli bir rol oynarken, aşırıya kaçan disiplin, çocuklar üzerinde olumsuz etki bırakmasına sebep olabiliyor. “Şu kadar saat ders çalışmazsan dışarı çıkamazsın, bilgisayarda oyun oynayamazsın, cep telefonu ve ipad yasak olur” gibi yasak uygulamalar çocuk üzerinde baskıya ve strese sebep olmaktadır. Çocuklar bu tarz durumlarda ders çalışır gibi gözükse de, aklı ailelerin disiplinli hallerinden ötürü kızgın ve canı sıkkın olur. Bu durumda çocuklar ders çalışır gibi yapar ama o dersten bir şey anlamayabilir. Disiplin dengeli olursa “ödül ve ceza” sisteminde eşitlik olduğu an, çocuğun motive oranı artacaktır.
Sınava girecek olan öğrenci, derslerde yapamadığı sorular olduğunda aile, öğrenciye pozitif yaklaşmalı ve öğrencinin “anlayacağı” şekilde yapamadığı sorulara yardımcı olmalıdır. Aile “kendi yaşına göre değil”, çocuğun yaşıtına göre davranmalıdır. “Bu soruyu sen nasıl yapamazsın, basit soru ama yapamadın, o kadar çalışıyorsun bu soruyu mu yapamadın, sen ders çalışmıyorsun” gibi cümlelerden uzak durmalı, sanki aile o soruyu “kendisi” yapamamış gibi davranmalıdır. Şu gerçek ki: Bu tarz davranışlar, çocukların “özgüveni”ni etkilemektedir. Özgüveninden yoksun olan öğrencinin saatlerce ders çalışması, o dersten başarılı olacağı anlamına gelmemektedir.
TEOG sınavı MEB tarafından her sene tüm Türkiye çapında düzenleniyor, belirli tarihler arasında sınavlar yapılıyor. Milli Eğitim Bakanlığı, önceki haftalarda sınav takvimini kendi sitesinden açıklamıştı. Açıklamada sınav tarihleri, dersler üzerine bilgi verildi. Milli Eğitim Bakanlığı yılda iki kez TEOG sınavı yapmaktadır. İlk dönem ve ikinci dönem adlandırılan sınav sistemine göre verilen tarihler içinde öğrenciler sınava girmektedir.
SINAV TARİHLERİ
İlk sınav tarihi: 23 Kasım 24 Kasım 2016 tarihinde olacaktır. Mazeret sınav tarihi ise 10 Aralık 11 Aralık 2016. İkinci sınav tarihi: 26 Nisan 27 Nisan 2016 tarihinde yapılacaktır. Mazeret sınav tarihi 20 Mayıs 21 Mayıs 2016 tarihlerinde olacaktır.
HANGİ DERSLER VE KAÇ SORU
Milli Eğitim Bakanlığı, sınavlarda hangi derslerden sorumlu olunacağını ve o dersten kaç soru sorulacağını açıkladı.
Cumartesi günü 60, Pazar günü 60 soru, toplamda 120 soru sorulacak. Türkçe 20 Soru Matematik 20 Soru Fen ve Teknoloji 20 Soru İnkilap Tarihi ve Atatürkçülük 20 Soru İngilizce 20 Soru Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 20 Soru
YANLIŞ CEVAP VERİLEN SORULAR DOĞRU YAPILAN SORULARI GÖTÜRECEK Mİ?
Milli Eğitim Bakanlığı sınavlarda ÖSYM sistemini kullanmayacak. Öğrencilerin yanlış yaptığı sorular, doğru yaptığı soruları etkilemeyecektir.
UZMANLARDAN AİLELERE ÖNEMLİ UYARILAR
Milyonlarca öğrenci sınava hazırlanırken, sınav stresi yaşayan aileler çocukları üzerindeki etkiyi, direkt veya dolaylı olarak hissettiriyor. Bu durum çocuklar üzerinde “olumlu” sonuç değil, “olumsuz” sonuçlara sebep oluyor. Sınavda bilgiden çok “motive” daha büyük başarılar elde ettiriyor. Öğrenci ders konularında ne kadar başarılı olursa olsun, baskı ve stresten ötürü sınavlarda başarısız olma durumu çok yüksek.
AİLELER NE YAPMALI?
Öncelikle şu bilinmesi gerekir: Sınava giren aileler değil, çocuklardır. Çocuklar sınava hazırlanırken, aileler de strese hazırlanıyor. Stres, baskıyı doğuruyor. Baskı ise çocukların derslerde motive olmasını düşürüyor. Aile, çocuğa destek olması gerekir. Stresten ve baskıdan uzak, çocuklara “daha cana yakın”, bir anne veya bir baba gibi değil; bir arkadaş gibi yakınlaşması gerekir.
Programlı ve disiplinli ders çalışma konusunda aileler “programlı çalışmak”tan çok, “disiplinli çalışma” konusu üzerinde daha çok duruyor. Disiplin, çocukların eğitiminde önemli bir rol oynarken, aşırıya kaçan disiplin, çocuklar üzerinde olumsuz etki bırakmasına sebep olabiliyor. “Şu kadar saat ders çalışmazsan dışarı çıkamazsın, bilgisayarda oyun oynayamazsın, cep telefonu ve ipad yasak olur” gibi yasak uygulamalar çocuk üzerinde baskıya ve strese sebep olmaktadır. Çocuklar bu tarz durumlarda ders çalışır gibi gözükse de, aklı ailelerin disiplinli hallerinden ötürü kızgın ve canı sıkkın olur. Bu durumda çocuklar ders çalışır gibi yapar ama o dersten bir şey anlamayabilir. Disiplin dengeli olursa “ödül ve ceza” sisteminde eşitlik olduğu an, çocuğun motive oranı artacaktır.
Sınava girecek olan öğrenci, derslerde yapamadığı sorular olduğunda aile, öğrenciye pozitif yaklaşmalı ve öğrencinin “anlayacağı” şekilde yapamadığı sorulara yardımcı olmalıdır. Aile “kendi yaşına göre değil”, çocuğun yaşıtına göre davranmalıdır. “Bu soruyu sen nasıl yapamazsın, basit soru ama yapamadın, o kadar çalışıyorsun bu soruyu mu yapamadın, sen ders çalışmıyorsun” gibi cümlelerden uzak durmalı, sanki aile o soruyu “kendisi” yapamamış gibi davranmalıdır. Şu gerçek ki: Bu tarz davranışlar, çocukların “özgüveni”ni etkilemektedir. Özgüveninden yoksun olan öğrencinin saatlerce ders çalışması, o dersten başarılı olacağı anlamına gelmemektedir.
Etiketler:
meb,
Milli Eğitim Bakanlığı,
sınav,
teog
2 Kasım 2016 Çarşamba
YDUS 2016 başvuru dönemi başladı ve başvuru kılavuzu çıktı!
ÖSYM yaptığı açıklama ile YDUS yani Tıpta Yan Dal Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı 2016 için başvuru döneminin başladığını açıkladı. Peki YDUS başvurusu nasıl yapılır?
2016 YDUS yani Tıpta Yan Dal Uzmanlıık Eğitimi Giriş sınavı için ÖSYM’den önemli bir açıklama geldi. ÖSYM, 2016 YDUS için başvuru döneminin başladığını açıkladı ve başvuru kılavuzunu paylaştı. ÖSYM’nin verdiği bilgilere göre YDUS başvuruları 1-10 Kasım tarihleri arasında alınacak. Sınavın kendisi ise 17 Aralık tarihinde Ankara’da gerçekleştirilecek.
YDUS başvuruları ÖSYM’nin Aday İşlemleri Sistemi üzerinden açılacak. Aşağıdaki bağlantıdan AİS’e direkt erişebilir ve açılan sayfada 2016 YDUS bölümüne T.C. kimlik numaranı ve ÖSYM şifrenizle giriş yaparak başvuru gerçekleştirebilirsiniz. Ayrıca ÖSYM YDUS başvuru kılavuzunu da yayımladı.
YDUS 2016 BAŞVURU ÜCRETLERİ
ÖSYM’nin YDUS başvuru kılavuzuna göre sınav ücreti 220 TL. Sınav ücreti ödeme işlemleri 11 Kasım 2016 tarihinde, bankadan ödeme yapacak olan adaylar için mesai saati bitiminde, ÖSYM'nin internet sayfasında yer alan “ÖDEMELER” alanından kredi kartı/banka kartı ile ödeme yapacak olan adaylar için saat 23.59'da sona erecektir.
Sınav ücretinin yatırılacağı bankalar: Akbank'ın tüm şubeleri, ATM ve internet bankacılığı (KKTC'den başvuracak adaylar hariç), Kuveyt Türk Katılım Bankası'nın tüm şubeleri ve internet bankacılığı (KKTC'den başvuracak adaylar hariç), Türk Ekonomi Bankası'nın tüm şubeleri ve internet bankacılığı, Halkbank ATM, internet bankacılığı ve şubeler, Ziraat Bankası sadece internet bankacılığı ve mobil bankacılık (Şubelerden ve ATM'den ücret, yatırılmaz.).
Orta Doğu Teknik Üniversitesi hakkında mutlaka bilinmesi gerekenler!
2016-2017 URAP verilerine göre Türkiye'nin en başarılı üniversitesi olarak sayılan Orta Doğu Teknik Üniversitesi hakkında merak edilenleri, üniversitenin Konsey Başkanı Serhan Ünal'a sorduk. İşte ODTÜ'nin merak edilen yönleri.
Merhaba Serhan Bey, öncelikle biraz kendinizden bahsedebilir misiniz? Lisans ve lisansüstü eğitimlerinizi hangi alanda ve hangi üniversitede gerçekleştirdiniz? Üniversite yıllarınızda neler yaptınız?
Lisans eğitimimi Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde tamamladım. Daha sonra ODTÜ Uluslararası İlişkiler bölümünde yüksek lisansımı bitirdim. Şu anda aynı bölümde doktora çalışmalarıma devam ediyorum.
Lisans yıllarımda, daha çok öğrenci toplulukları ve üniversite dışı dernek/vakıf faaliyetleri ile uğraştım. Okuduğum bölümün de etkisiyle, neredeyse her siyasi görüşten öğrenci topluluğunda yer aldım. Bunlar arasında, Türkçe Topluluğu, Türk Dünyası Araştırmaları Topluluğu, Atatürkçü Düşünce Topluluğu, Avrupa Topluluğu, Münazara Topluluğu gibi topluluklar var. Bazı topluluklarda başkan/başkan yardımcısı olarak da görev yaptım.
Geriye dönüp baktığımda, yurttan derse, dersten yurda bir hayat sürmediğim için mutluyum. Benzer şekilde, zamanımı sadece gezerek geçirmemek de çok doğru bir seçim olmuş. İş yapmayı, koşturmayı, profesyonel hayata hazırlığı ve fikriniz için tek kişi dahi olsanız emek vermeyi ancak böyle ve bu yaşlarda öğrenebiliyorsunuz.
Doktora eğitiminizi Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden biri olan Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde (ODTÜ) sürdürmektesiniz, aynı zamanda üniversitenin Öğrenci Konseyi Başkanısınız. Bu süreçte zorlanıyor musunuz? Üniversitede ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?
Zorluk her zaman, her alanda oluyor, hayatta çok az şey kolaylıkla elde edilebiliyor. Ama, hem ODTÜ'lülük, hem de Bilkent'te aldığım sistematik çalışma tarzı, hayattaki zorlukları yenmemi sağlıyor.
Öğrenci Konseyi Başkanı olmak ise apayrı bir sorumluluk. Öncelikle, binlerce ODTÜ öğrencisinin tek ve meşru temsilcisi olmak, insana, attığı her adımda, temsil ettiği binlerce parlak zekaya layık olabilme baskısını hissettiriyor. Ailenize layık olmak gibi. Bilkent'te ailenin genç bir ferdi gibiydim, ama Öğrenci Konseyi Başkanı olarak ailede daha çok sorumluluğum var. ODTÜ, birçok üniversiteye kıyasla, fikren ve fiilen hareketli bir okul; her meselede ailenin bütün taraflarıyla iletişim kurmak gerekiyor. Başkan seçildiğimde bazı çevrelerde “ODTÜ’ye Bilkentli başkan istemiyoruz” gibi tepkiler oldu, ama aile içi iletişim ile bunları aştık.
Bu mesuliyet bir de, akademik hayatın en son ve en zor basamağı olan doktora çalışmaları ile birleşince, aklınızda birçok düşünce durmaksızın birbirini kovalıyor. Ancak, dediğim gibi, kulüpçülük denen şey kanınıza bir kez girdi mi bırakamıyorsunuz, bu meşguliyetten hoşlanıyorsunuz, vazgeçemiyorsunuz.
ODTÜ birçok aday öğrencinin hayallerini süsleyen üniversitelerinden bir tanesi. ODTÜ nasıl bir üniversite? ODTÜ'lü olmak nasıl bir duygu?
ODTÜ gerçekten hayalleri süsleyen bir üniversite. Bunun en önemli sebeplerinden biri, ODTÜ'nün kendi marka değeri. Diğeri de, ODTÜ mezunlarının daha kolay iş bulacakları kanısı. Fakat bu hayallere şunu eklemek gerekiyor: ODTÜ, insana, iftarda içilen ilk yudum suyun tadını veriyor. Yani, hayatı hak ederek ve kazanarak elde etmenin tadını.
ODTÜ'lü, okula girişinden itibaren zorlukları yenerek kendini geliştiren ve zorlukların üstüne basarak yükselen bir tip. ODTÜ'lü işte bu yüzden kendine güvenlidir, çünkü geldiği yeri hak etmiştir ve varacağı yerin bilincindedir. Ayrıca ODTÜ geleneğinde özel bir yeri olan ‘emek’ kavramı da, her ODTÜ'lünün başarısının temel anahtarı. Bir de, hangi görüşten olursa olsun, ODTÜ'lü, mezunlarımız da dahil olmak üzere, biraz eleştireldir. Bu özellik adeta ODTÜ'lü insanın temel özelliklerinden biridir.
ODTÜ'nün hayalleri süslemesinde çok önemli olan bir etken de, içinde ODTÜ olan hayallerin, aslında sadece bir üniversite hayali değil, bir hayat hayali olması. Bunun iki ana unsuru var. İlk olarak, ODTÜ, insana bir ODTÜ'lü şahsiyeti kazandırıyor. Herkese 'hocam' diye hitap etmeye başlıyorsunuz :) Entelektüel, akademik ve sosyal anlamlarda, ufku açık bir insan haline geliyorsunuz. İkincisi, ODTÜ mezunu, bu nitelikleri ile, gerçekten daha kolay ve daha iyi iş bulabiliyor ve daha iyi bir hayata sahip olabiliyor. Bu sebeple, ODTÜ hayali, bir hayat hayali.
Birçok ODTÜ mezunu derslerin çok zor geçtiğinden bahsetmekte, sizce zorluk seviyesi ne türde? Zorlanıyor musunuz?
Kabul etmek gerek, ODTÜ zor bir üniversite. Ama bence bu, ODTÜ'nün en iyi yanlarından biri. Çünkü ODTÜ'de, hayatta çalışıp emek vermenin bir karşılığı olduğunu görüyorsunuz. ODTÜ'de çalışmak var ve çalışıp hakkıyla ilerlemek var. Bu sebeple, ODTÜ'nün zorluk derecesi, zorları kolay kılan türden bir zorluk. Çünkü zorluklarla nasıl baş edeceğinizi de öğreniyorsunuz ve zorlukları adım adım aşarak 'ODTÜ'lü' insan haline geliyorsunuz. Dersler ve hocalar zor diyoruz hep, ama ODTÜ'nün öğrencisi de zordur. Yani çoğu zaman derste hocayı sıkıştıran, soru soran bireyler bunlar; kendi akıllarını yatmayanı sorgulamaya meyyaller. Zorluk sadece ODTÜ'nün öğrencisi için değil, hocası için de geçerli bir anlamda.
Tabii ben de kendi adıma çalışmalarımda zorlanıyorum. Bu söylediklerimin hepsi kendi tecrübelerim. Zaman geçtikçe, eskiden zorlandığınız şeylere bakıp gülüyorsunuz. Bu aslında, ilerlemenin mutluluğu bir taraftan da.
2016-2017 URAP verilerine göre Türkiye’nin en başarılı üniversitesi Orta Doğu Teknik Üniversitesi olarak gösterilmekte. Bu, üzerinizde bir baskı oluşturuyor mu?
ODTÜ geçmişten geleceğe devam eden bir büyük aile gibi olduğu için, başarılı olma baskısını asıl bu tarihsel mirasa karşı hissediyorsunuz. Özellikle, başak üniversitelerin mensuplarıyla bir arada olduğumuz zaman, farklar belirginleşiyor. Bu farklar çoğunlukla üniversitenizle gurur duymanızı sağlayan nitelikte oluyor.
Bir taraftan da bu, ODTÜ'deki sosyal çevre ile yakinen ilgili. Üniversitede bütün çevreniz belli bir seviyede insanlar oluyor. Muhabbetleriniz ve hedefleriniz de hep sosyal çevrenizdeki bu seviyeye göre şekilleniyor. İster istemez, siz de etrafınız gibi başarılı olma ihtiyacı duyuyorsunuz. Esasında buna rekabet dememek lazım. Ama belki, arkadaşınızda gıpta ettiğiniz bir şeyi kendiniz için de gerçekleştirmenin sorumluluğunu nefsinize karşı hissetmek diyebiliriz.
Size göre Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin en önemli özellikleri nelerdir?
Daha ilk adımınızda, hayatınızda yepyeni bir sayfa açıldığını anlıyorsunuz. İnsana kendini böyle hissettirebilmek ODTÜ’nün temel farkı. Bu sayede ODTÜ'lüler, her üniversitemizin öğrenci kitlesinde olmayan geniş bir ufka ve açık bir algıya sahip oluyor. Ayrıca ODTÜ, öğrencisini, her konuda emek vermeye sevk eden ve verdiği emeğin karşılığını alacağını gösteren bir üniversite.
Ek olarak, ODTÜ, Türkiye'nin en uluslararası ve çok kültürlü, çok renkli ortamı diyebiliriz. Her görüş ve kökenden, her amaca sahip farklı türden insanlarla bir arada bulunmak, sadece kendi şahsiyetinizi değil, aynı zamanda, içine dahil olmak istediğiniz grup kimliğini seçmenize de katkı sağlıyor. Çünkü, farklılığı gerçekten fark ediyorsunuz. ODTÜ'de dünyanın her rengi var. Bu sayede, Dünya'nın yuvarlak olduğunu haritada, renkli olduğunu ise ODTÜ'de öğreniyorsunuz.
Peki sizce ODTÜ’nün olumsuz yanları var mı? Üniversitede eksik gördüğünüz noktalar nelerdir?
Elbette ODTÜ'nün de daha da ilerlemesi gereken alanlar var. Ama bu kusurları örten çok değerli bir niteliğe sahip ODTÜ: Yapıcı eleştiriden faydalanmak. ODTÜ’nün, dünyada da tanınan ve milletimizin yüz akı olmasını sağlayan yönlerinden biri bu.
Ama şu söylenebilir. ODTÜ, dışarıdan zannedildiği kadar hareketli veya her günü olaylı bir okul değil. Sadece iyi organize olan ve etkili küçük bazı gruplar daha ön planda yer aldıkları için böyle bir algı oluşuyor. Sanki ODTÜ bazı öğrenci gruplarının kalesiymiş gibi zannediliyor. Halbuki bu algının da yavaş yavaş değiştiğini görüyoruz, bu güzel bir şey.
Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nin kampüs olanaklarından bahsedebilir misiniz? Buna ek olarak, öğrenci kulüpleri etkin mi?
ODTÜ yerleşkesi, her şeyden önce, her iki anlamda da, bozkırdan yaratılmış bir ormandır. Kurak bozkırın ortasında yemyeşil bir ormandır ODTÜ. Bilimsel açıdan ise, hem milletimizde hem bölgemizde birçok yeniliklerin filizlenmesini sağlamıştır. Yerleşkemizde, yüzme havuzlarımız ve diğer sporlar için olanaklarımız, yurtlarımız, harika bir kütüphanemiz, her şeyimiz var. ODTÜ kelimenin tam anlamıyla bir kampüs üniversitesi. Yerleşke içinde ihtiyacınız olan her şey, bilardo salonundan, stadyuma kadar o denli detaylı şekilde planlanmıştır ki, şehre inme ihtiyacı hiç duymadan bütün üniversite hayatınızı tamamlayabilirsiniz. Şöyle söyleyeyim, ODTÜ yerleşkesi içinde bir göl var (Eymir gölü) ve bozkırın ortasında su sporları dahi yapabiliyorsunuz. Ülkemizde, yerleşkesinde göl olan kaç üniversite var ki!? Yani, gerçek bir üniversite hayatı tecrübesi için hiçbir eksik yok.
Sosyal hayat konusunda ise, belki Türkiye’nin en renkli 2-3 üniversitesinden birisi ODTÜ. Her yıl yüzlerce farklı etkinlik, öğrenci topluluklarımız tarafından öğrenciler eliyle gerçekleştiriliyor. Topluluklarımız, öğrenci konseyimizin de desteğiyle, 2015 yılında 800'e yakın faaliyet gerçekleştirdi. Bu aslında şunu gösteriyor: ODTÜ öğrenci toplulukları, kültür ve sanatla, siyasetle, iş dünyasıyla hep iç içe. Böylece, topluluklarda yer alan öğrencilerimiz, üniversite bittiğinde, kendi bölümlerine ek olarak neredeyse bir bölüm daha bitirmiş kadar bilgi sahibi olabiliyorlar. Ayrıca, yerleşkemiz içindeki KKM de, kültür sanat faaliyetleri açısından, Ankara'daki en seçkin ve işlek mekanlardan biri. Çok daha fazla detay, üniversitemizin ağ sayfasında mevcut.
Erasmus deneyiminiz de bulunuyor. Bu program çerçevesinde neler yaptınız? Bu noktada aday öğrencilere neler söylemek istersiniz?
Erasmus öğrencisi olarak, Estonya'nın Tartu Üniversitesi’nde altı ay eğitim gördüm. İstediğim şey, eski bir Sovyet cumhuriyetinde kalarak gözlem yapmak ve Rusça bilgimi geliştirmekti, bu isteğimi gerçekleştirebildim. Erasmus önemli bir fırsat. Uçağa binip de gidene kadar benim de tereddütlerim vardı, ama Türkiye’ye dönerken, iyi ki gitmişim diyordum. Elbette bazı sorunlar yaşıyorsunuz, ama bunların üstesinden geliniyor. Orada da kulüpçülük yaptım tabii ben. Bir Türki öğrenciler birliği kurdum ve iki şehirde örgütledim. Yani, kulüpçülük denen şey insanın kanına işleyince, bir daha hiç çıkmıyor :)
Son olarak Orta Doğu Teknik Üniversitesi’ni düşünen adaylara neler söylemek istersiniz? Aday öğrencilere mesajınız nedir?
ODTÜ’yü düşünen yeni arkadaşlarımıza şunu söylemek istiyorum: Aileye hoşgeldiniz! ODTÜ bir kez akıldan geçmeye başladıysa, o yolun sonu ODTÜ'lü olmaktır. Akıllarından geçen her tereddütte öğrenci konseyimiz ile veya herhangi bir ODTÜ'lü ile konuşabilirler. İstediklerinden ve zannettiklerinden çok daha fazlasını ODTÜ’de bulacaklar. Üniversite yılları, insanın her şeye hakkının olduğu, ama hiçbir konuda sorumluluğunun olmadığı, hayatın tek dönemi. Bunu iyi değerlendirmek için, ODTÜ... (cnntürk)
Merhaba Serhan Bey, öncelikle biraz kendinizden bahsedebilir misiniz? Lisans ve lisansüstü eğitimlerinizi hangi alanda ve hangi üniversitede gerçekleştirdiniz? Üniversite yıllarınızda neler yaptınız?
Lisans eğitimimi Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde tamamladım. Daha sonra ODTÜ Uluslararası İlişkiler bölümünde yüksek lisansımı bitirdim. Şu anda aynı bölümde doktora çalışmalarıma devam ediyorum.
Lisans yıllarımda, daha çok öğrenci toplulukları ve üniversite dışı dernek/vakıf faaliyetleri ile uğraştım. Okuduğum bölümün de etkisiyle, neredeyse her siyasi görüşten öğrenci topluluğunda yer aldım. Bunlar arasında, Türkçe Topluluğu, Türk Dünyası Araştırmaları Topluluğu, Atatürkçü Düşünce Topluluğu, Avrupa Topluluğu, Münazara Topluluğu gibi topluluklar var. Bazı topluluklarda başkan/başkan yardımcısı olarak da görev yaptım.
Geriye dönüp baktığımda, yurttan derse, dersten yurda bir hayat sürmediğim için mutluyum. Benzer şekilde, zamanımı sadece gezerek geçirmemek de çok doğru bir seçim olmuş. İş yapmayı, koşturmayı, profesyonel hayata hazırlığı ve fikriniz için tek kişi dahi olsanız emek vermeyi ancak böyle ve bu yaşlarda öğrenebiliyorsunuz.
Doktora eğitiminizi Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden biri olan Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde (ODTÜ) sürdürmektesiniz, aynı zamanda üniversitenin Öğrenci Konseyi Başkanısınız. Bu süreçte zorlanıyor musunuz? Üniversitede ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?
Zorluk her zaman, her alanda oluyor, hayatta çok az şey kolaylıkla elde edilebiliyor. Ama, hem ODTÜ'lülük, hem de Bilkent'te aldığım sistematik çalışma tarzı, hayattaki zorlukları yenmemi sağlıyor.
Öğrenci Konseyi Başkanı olmak ise apayrı bir sorumluluk. Öncelikle, binlerce ODTÜ öğrencisinin tek ve meşru temsilcisi olmak, insana, attığı her adımda, temsil ettiği binlerce parlak zekaya layık olabilme baskısını hissettiriyor. Ailenize layık olmak gibi. Bilkent'te ailenin genç bir ferdi gibiydim, ama Öğrenci Konseyi Başkanı olarak ailede daha çok sorumluluğum var. ODTÜ, birçok üniversiteye kıyasla, fikren ve fiilen hareketli bir okul; her meselede ailenin bütün taraflarıyla iletişim kurmak gerekiyor. Başkan seçildiğimde bazı çevrelerde “ODTÜ’ye Bilkentli başkan istemiyoruz” gibi tepkiler oldu, ama aile içi iletişim ile bunları aştık.
Bu mesuliyet bir de, akademik hayatın en son ve en zor basamağı olan doktora çalışmaları ile birleşince, aklınızda birçok düşünce durmaksızın birbirini kovalıyor. Ancak, dediğim gibi, kulüpçülük denen şey kanınıza bir kez girdi mi bırakamıyorsunuz, bu meşguliyetten hoşlanıyorsunuz, vazgeçemiyorsunuz.
ODTÜ birçok aday öğrencinin hayallerini süsleyen üniversitelerinden bir tanesi. ODTÜ nasıl bir üniversite? ODTÜ'lü olmak nasıl bir duygu?
ODTÜ gerçekten hayalleri süsleyen bir üniversite. Bunun en önemli sebeplerinden biri, ODTÜ'nün kendi marka değeri. Diğeri de, ODTÜ mezunlarının daha kolay iş bulacakları kanısı. Fakat bu hayallere şunu eklemek gerekiyor: ODTÜ, insana, iftarda içilen ilk yudum suyun tadını veriyor. Yani, hayatı hak ederek ve kazanarak elde etmenin tadını.
ODTÜ'lü, okula girişinden itibaren zorlukları yenerek kendini geliştiren ve zorlukların üstüne basarak yükselen bir tip. ODTÜ'lü işte bu yüzden kendine güvenlidir, çünkü geldiği yeri hak etmiştir ve varacağı yerin bilincindedir. Ayrıca ODTÜ geleneğinde özel bir yeri olan ‘emek’ kavramı da, her ODTÜ'lünün başarısının temel anahtarı. Bir de, hangi görüşten olursa olsun, ODTÜ'lü, mezunlarımız da dahil olmak üzere, biraz eleştireldir. Bu özellik adeta ODTÜ'lü insanın temel özelliklerinden biridir.
ODTÜ'nün hayalleri süslemesinde çok önemli olan bir etken de, içinde ODTÜ olan hayallerin, aslında sadece bir üniversite hayali değil, bir hayat hayali olması. Bunun iki ana unsuru var. İlk olarak, ODTÜ, insana bir ODTÜ'lü şahsiyeti kazandırıyor. Herkese 'hocam' diye hitap etmeye başlıyorsunuz :) Entelektüel, akademik ve sosyal anlamlarda, ufku açık bir insan haline geliyorsunuz. İkincisi, ODTÜ mezunu, bu nitelikleri ile, gerçekten daha kolay ve daha iyi iş bulabiliyor ve daha iyi bir hayata sahip olabiliyor. Bu sebeple, ODTÜ hayali, bir hayat hayali.
Birçok ODTÜ mezunu derslerin çok zor geçtiğinden bahsetmekte, sizce zorluk seviyesi ne türde? Zorlanıyor musunuz?
Kabul etmek gerek, ODTÜ zor bir üniversite. Ama bence bu, ODTÜ'nün en iyi yanlarından biri. Çünkü ODTÜ'de, hayatta çalışıp emek vermenin bir karşılığı olduğunu görüyorsunuz. ODTÜ'de çalışmak var ve çalışıp hakkıyla ilerlemek var. Bu sebeple, ODTÜ'nün zorluk derecesi, zorları kolay kılan türden bir zorluk. Çünkü zorluklarla nasıl baş edeceğinizi de öğreniyorsunuz ve zorlukları adım adım aşarak 'ODTÜ'lü' insan haline geliyorsunuz. Dersler ve hocalar zor diyoruz hep, ama ODTÜ'nün öğrencisi de zordur. Yani çoğu zaman derste hocayı sıkıştıran, soru soran bireyler bunlar; kendi akıllarını yatmayanı sorgulamaya meyyaller. Zorluk sadece ODTÜ'nün öğrencisi için değil, hocası için de geçerli bir anlamda.
Tabii ben de kendi adıma çalışmalarımda zorlanıyorum. Bu söylediklerimin hepsi kendi tecrübelerim. Zaman geçtikçe, eskiden zorlandığınız şeylere bakıp gülüyorsunuz. Bu aslında, ilerlemenin mutluluğu bir taraftan da.
2016-2017 URAP verilerine göre Türkiye’nin en başarılı üniversitesi Orta Doğu Teknik Üniversitesi olarak gösterilmekte. Bu, üzerinizde bir baskı oluşturuyor mu?
ODTÜ geçmişten geleceğe devam eden bir büyük aile gibi olduğu için, başarılı olma baskısını asıl bu tarihsel mirasa karşı hissediyorsunuz. Özellikle, başak üniversitelerin mensuplarıyla bir arada olduğumuz zaman, farklar belirginleşiyor. Bu farklar çoğunlukla üniversitenizle gurur duymanızı sağlayan nitelikte oluyor.
Bir taraftan da bu, ODTÜ'deki sosyal çevre ile yakinen ilgili. Üniversitede bütün çevreniz belli bir seviyede insanlar oluyor. Muhabbetleriniz ve hedefleriniz de hep sosyal çevrenizdeki bu seviyeye göre şekilleniyor. İster istemez, siz de etrafınız gibi başarılı olma ihtiyacı duyuyorsunuz. Esasında buna rekabet dememek lazım. Ama belki, arkadaşınızda gıpta ettiğiniz bir şeyi kendiniz için de gerçekleştirmenin sorumluluğunu nefsinize karşı hissetmek diyebiliriz.
Size göre Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin en önemli özellikleri nelerdir?
Daha ilk adımınızda, hayatınızda yepyeni bir sayfa açıldığını anlıyorsunuz. İnsana kendini böyle hissettirebilmek ODTÜ’nün temel farkı. Bu sayede ODTÜ'lüler, her üniversitemizin öğrenci kitlesinde olmayan geniş bir ufka ve açık bir algıya sahip oluyor. Ayrıca ODTÜ, öğrencisini, her konuda emek vermeye sevk eden ve verdiği emeğin karşılığını alacağını gösteren bir üniversite.
Ek olarak, ODTÜ, Türkiye'nin en uluslararası ve çok kültürlü, çok renkli ortamı diyebiliriz. Her görüş ve kökenden, her amaca sahip farklı türden insanlarla bir arada bulunmak, sadece kendi şahsiyetinizi değil, aynı zamanda, içine dahil olmak istediğiniz grup kimliğini seçmenize de katkı sağlıyor. Çünkü, farklılığı gerçekten fark ediyorsunuz. ODTÜ'de dünyanın her rengi var. Bu sayede, Dünya'nın yuvarlak olduğunu haritada, renkli olduğunu ise ODTÜ'de öğreniyorsunuz.
Peki sizce ODTÜ’nün olumsuz yanları var mı? Üniversitede eksik gördüğünüz noktalar nelerdir?
Elbette ODTÜ'nün de daha da ilerlemesi gereken alanlar var. Ama bu kusurları örten çok değerli bir niteliğe sahip ODTÜ: Yapıcı eleştiriden faydalanmak. ODTÜ’nün, dünyada da tanınan ve milletimizin yüz akı olmasını sağlayan yönlerinden biri bu.
Ama şu söylenebilir. ODTÜ, dışarıdan zannedildiği kadar hareketli veya her günü olaylı bir okul değil. Sadece iyi organize olan ve etkili küçük bazı gruplar daha ön planda yer aldıkları için böyle bir algı oluşuyor. Sanki ODTÜ bazı öğrenci gruplarının kalesiymiş gibi zannediliyor. Halbuki bu algının da yavaş yavaş değiştiğini görüyoruz, bu güzel bir şey.
Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nin kampüs olanaklarından bahsedebilir misiniz? Buna ek olarak, öğrenci kulüpleri etkin mi?
ODTÜ yerleşkesi, her şeyden önce, her iki anlamda da, bozkırdan yaratılmış bir ormandır. Kurak bozkırın ortasında yemyeşil bir ormandır ODTÜ. Bilimsel açıdan ise, hem milletimizde hem bölgemizde birçok yeniliklerin filizlenmesini sağlamıştır. Yerleşkemizde, yüzme havuzlarımız ve diğer sporlar için olanaklarımız, yurtlarımız, harika bir kütüphanemiz, her şeyimiz var. ODTÜ kelimenin tam anlamıyla bir kampüs üniversitesi. Yerleşke içinde ihtiyacınız olan her şey, bilardo salonundan, stadyuma kadar o denli detaylı şekilde planlanmıştır ki, şehre inme ihtiyacı hiç duymadan bütün üniversite hayatınızı tamamlayabilirsiniz. Şöyle söyleyeyim, ODTÜ yerleşkesi içinde bir göl var (Eymir gölü) ve bozkırın ortasında su sporları dahi yapabiliyorsunuz. Ülkemizde, yerleşkesinde göl olan kaç üniversite var ki!? Yani, gerçek bir üniversite hayatı tecrübesi için hiçbir eksik yok.
Sosyal hayat konusunda ise, belki Türkiye’nin en renkli 2-3 üniversitesinden birisi ODTÜ. Her yıl yüzlerce farklı etkinlik, öğrenci topluluklarımız tarafından öğrenciler eliyle gerçekleştiriliyor. Topluluklarımız, öğrenci konseyimizin de desteğiyle, 2015 yılında 800'e yakın faaliyet gerçekleştirdi. Bu aslında şunu gösteriyor: ODTÜ öğrenci toplulukları, kültür ve sanatla, siyasetle, iş dünyasıyla hep iç içe. Böylece, topluluklarda yer alan öğrencilerimiz, üniversite bittiğinde, kendi bölümlerine ek olarak neredeyse bir bölüm daha bitirmiş kadar bilgi sahibi olabiliyorlar. Ayrıca, yerleşkemiz içindeki KKM de, kültür sanat faaliyetleri açısından, Ankara'daki en seçkin ve işlek mekanlardan biri. Çok daha fazla detay, üniversitemizin ağ sayfasında mevcut.
Erasmus deneyiminiz de bulunuyor. Bu program çerçevesinde neler yaptınız? Bu noktada aday öğrencilere neler söylemek istersiniz?
Erasmus öğrencisi olarak, Estonya'nın Tartu Üniversitesi’nde altı ay eğitim gördüm. İstediğim şey, eski bir Sovyet cumhuriyetinde kalarak gözlem yapmak ve Rusça bilgimi geliştirmekti, bu isteğimi gerçekleştirebildim. Erasmus önemli bir fırsat. Uçağa binip de gidene kadar benim de tereddütlerim vardı, ama Türkiye’ye dönerken, iyi ki gitmişim diyordum. Elbette bazı sorunlar yaşıyorsunuz, ama bunların üstesinden geliniyor. Orada da kulüpçülük yaptım tabii ben. Bir Türki öğrenciler birliği kurdum ve iki şehirde örgütledim. Yani, kulüpçülük denen şey insanın kanına işleyince, bir daha hiç çıkmıyor :)
Son olarak Orta Doğu Teknik Üniversitesi’ni düşünen adaylara neler söylemek istersiniz? Aday öğrencilere mesajınız nedir?
ODTÜ’yü düşünen yeni arkadaşlarımıza şunu söylemek istiyorum: Aileye hoşgeldiniz! ODTÜ bir kez akıldan geçmeye başladıysa, o yolun sonu ODTÜ'lü olmaktır. Akıllarından geçen her tereddütte öğrenci konseyimiz ile veya herhangi bir ODTÜ'lü ile konuşabilirler. İstediklerinden ve zannettiklerinden çok daha fazlasını ODTÜ’de bulacaklar. Üniversite yılları, insanın her şeye hakkının olduğu, ama hiçbir konuda sorumluluğunun olmadığı, hayatın tek dönemi. Bunu iyi değerlendirmek için, ODTÜ... (cnntürk)
Üniversiteye girişte sınav sistemi değişiyor
Öğrencilerin üzerindeki sınav baskısını azaltmak için üniversiteye giriş sınavları 2019’dan itibaren yılda birden fazla yapılacak. Yeni sistemin teknik altyapı çalışmalarına başlandı.
Sabah'ın haberine göre; Üniversiteye giriş sınavlarında 2019'a kadar köklü değişiklikler yapılması hedefleniyor. Öğrencilerin üzerindeki sınav baskısını azaltmak amacıyla yükseköğretime geçiş sınavlarının yılda birden fazla kez yapılabilmesi için gerekli teknik altyapı çalışmalarına başlanıyor. Resmi Gazete'de yayımlanan "2017 Yılı Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Kararı Eki"nde Milli Eğitim Bakanlığı'nın diğer bakanlıklar ve kurumlarla yapacağı işbirliği çerçevesinde yürütülecek politikalara ve bu kapsamda alınacak tedbirlere yer verildi. Buna göre yükseköğretimden okul öncesi eğitime kadar 2019'a kadar reform niteliğinde değişiklikler yapılacak. Tam gün eğitim, zorunlu okul öncesi ve yabancı dil hazırlık sınıflarının da bu tarihe kadar tamamlanması hedefleniyor.
Yılda 3 sınav yapılacak
Düzenleme kapsamında Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) ile Lisans Yerleştirme Sınavları'nın (LYS) yılda bir kez yerine birkaç defa yapılması gündemde. Buna göre YGS'ler ekim, ocak ve mart aylarında yılda 3 kez gerçekleştirilecek. Adaylar isterlerse sınavların hepsine ya da birine girebilecek. Ayrıca LYS'de bu yıl birkaç açık uçlu soru çıkması da gündemde.
Yol haritası hazırlanıyor
MEB, her eğitim kademesinde tekli eğitime geçilmesine yönelik çalışmalar başlatacak. 2017 yılı içerisinde fiziki altyapı olanakları arttırılarak bütün eğitim kademelerinde ikili eğitim uygulamasına son verilmesine yönelik bir yol haritası çıkarılacak ve uygulamaya başlanacak. Çocukların okul öncesi eğitime kazandırılması amacıyla çeşitli bağış kampanyaları yapılacak.
Öğretmenlik özendirilecek
İlkokuldan sonraki ilk yıl, tüm öğrenciler için ortaokula hazırlık sınıfı olarak yeniden yapılandırılacak. Öğrencilerin dil yeterliliklerini artırmak için ilkokuldan itibaren eğitimin genelinde yabancı dil derslerine ağırlık verilecek şekilde müfredat güncellenecek. Deneyimli öğretmenlerin de fırsat eşitliği çerçevesinde dezavantajlı bölgelerde görev yapmalarını özendirici tedbirler alınacak.
Okullara performans
Okul ve eğitim kurumlarının hizmet standartları belirlenecek, rehberlik ve denetimi de içeren bir performans yönetim sistemi kurulacak. Rehberlik ile denetim faaliyetleri, çoklu veri kaynaklarının algılamalarına dayalı ve bilgi sistem destekli yürütülecek. Okullara ve kurumlara yönelik rehberlik ile denetim faaliyetleri yaygınlaştırılacak, okul ve kurumların performansları izlenecek.
Sabah'ın haberine göre; Üniversiteye giriş sınavlarında 2019'a kadar köklü değişiklikler yapılması hedefleniyor. Öğrencilerin üzerindeki sınav baskısını azaltmak amacıyla yükseköğretime geçiş sınavlarının yılda birden fazla kez yapılabilmesi için gerekli teknik altyapı çalışmalarına başlanıyor. Resmi Gazete'de yayımlanan "2017 Yılı Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Kararı Eki"nde Milli Eğitim Bakanlığı'nın diğer bakanlıklar ve kurumlarla yapacağı işbirliği çerçevesinde yürütülecek politikalara ve bu kapsamda alınacak tedbirlere yer verildi. Buna göre yükseköğretimden okul öncesi eğitime kadar 2019'a kadar reform niteliğinde değişiklikler yapılacak. Tam gün eğitim, zorunlu okul öncesi ve yabancı dil hazırlık sınıflarının da bu tarihe kadar tamamlanması hedefleniyor.
Yılda 3 sınav yapılacak
Düzenleme kapsamında Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) ile Lisans Yerleştirme Sınavları'nın (LYS) yılda bir kez yerine birkaç defa yapılması gündemde. Buna göre YGS'ler ekim, ocak ve mart aylarında yılda 3 kez gerçekleştirilecek. Adaylar isterlerse sınavların hepsine ya da birine girebilecek. Ayrıca LYS'de bu yıl birkaç açık uçlu soru çıkması da gündemde.
Yol haritası hazırlanıyor
MEB, her eğitim kademesinde tekli eğitime geçilmesine yönelik çalışmalar başlatacak. 2017 yılı içerisinde fiziki altyapı olanakları arttırılarak bütün eğitim kademelerinde ikili eğitim uygulamasına son verilmesine yönelik bir yol haritası çıkarılacak ve uygulamaya başlanacak. Çocukların okul öncesi eğitime kazandırılması amacıyla çeşitli bağış kampanyaları yapılacak.
Öğretmenlik özendirilecek
İlkokuldan sonraki ilk yıl, tüm öğrenciler için ortaokula hazırlık sınıfı olarak yeniden yapılandırılacak. Öğrencilerin dil yeterliliklerini artırmak için ilkokuldan itibaren eğitimin genelinde yabancı dil derslerine ağırlık verilecek şekilde müfredat güncellenecek. Deneyimli öğretmenlerin de fırsat eşitliği çerçevesinde dezavantajlı bölgelerde görev yapmalarını özendirici tedbirler alınacak.
Okullara performans
Okul ve eğitim kurumlarının hizmet standartları belirlenecek, rehberlik ve denetimi de içeren bir performans yönetim sistemi kurulacak. Rehberlik ile denetim faaliyetleri, çoklu veri kaynaklarının algılamalarına dayalı ve bilgi sistem destekli yürütülecek. Okullara ve kurumlara yönelik rehberlik ile denetim faaliyetleri yaygınlaştırılacak, okul ve kurumların performansları izlenecek.
30 Ekim 2016 Pazar
Artık öğrenciler, öğretmenlere not verecek!
Milli Eğitim Bakan Yılmaz, öğretmenlere performans kriteri getirdiklerini belirterek, "Öğrenci öğretmene not verecek" dedi.
Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, geçen yıl uygulanması ertelenen öğretmen rotasyonuna yeşil ışık yaktı.
YEDİ BÖLGEDE YEDİ YIL
Mesleki ve Teknik Eğitim' temalı Eğitim Kongresi'nde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Yılmaz, özetle şunları söyledi:
"Türkiye'de 163 proje okulu var. Bunlarda 4 bin 86 öğretmen görev yapıyor. Bunların arasında aynı okulda, aynı unvanla en fazla 8 yıl görev yapan 950 öğretmen başka okullara kaydırıldı. Daha önce bu okullarda çalışan öğretmenlerin 132'si yüksek lisans yaparken, atamalarla bu rakam 186'ya yükseldi. İstanbul'daki 1.492 öğretmenden 275'i ayrıldı. 23 ve 28 yıl aynı okulda çalışan öğretmenlerimiz vardı. Onların başarılarını diğer okullara aşılamasını istedik. Yaşadıkları şehirleri de değiştirmedik. Kanunda öğretmenin Türkiye'nin dört bir yanında görev yapması esastır. Öğretmenlerin Türkiye'nin yedi bölgesinde yedi yıl görev yapmasını isteriz.
VELİLER DE DEĞERLENDİRECEK
Öğretmenlere performans kriterleri geliyor. Bu yıl içinde uygulayacağız. Hem velilerden hem de öğrencilerden öğretmeni değerlendirmesini isteyeceğiz. Yani öğrenci, öğretmene not verecek. Değerlendirme yıl yıl yapılacak. Sadece mezun öğrenciler değil, mevcut öğrenciler de değerlendirme yapacak. Öğrencilerin sınav ve akademik başarıları da performansta etkili olacak.
YENİ MÜFREDATLA EĞİTİM
Bu ay sonuna kadar bütün kitaplar öğrencilerin elinde olacak. Öğretmenlerimiz kitaplardan derslerini anlatabilecek. Yıl sonuna kadar müfredat çalışmalarımız tamamlanacak. Gelecek yıl yeni müfredatla eğitim vermeye başlayacağız.
325 ÖĞRETMEN FİRARİ
Bakanlıkta soruşturmalar sürüyor. İhraç edilen personel sayısı 28 bin 163. Şu anda uzaklaştırma tedbiri devam eden personel 20 bin 88. Açığa aldıklarımızdan da göreve iade ettiklerimiz var. Yani hata olabilir, kendisinin bu yapıyla hiçbir alakası olmadığını söyleyen 5 bin 78 kişi iade edildi. 20 Ekim itibarıyla ihraç edilen personelden gözaltında olan sayısı 193. Tutuklanan personel sayısı 2 bin 829, adli kontrol şartıyla serbest bırakılanlar 2 bin 648. İhraç edildikten sonra yargı tarafından çağrılıp da davete icabet etmeyen eski öğretmen sayısı 325. PKK ile ilişkisi nedeniyle uzaklaştırma talebi devam eden şu anda 10 bin 877 kişi var. Bunlar, 'Bölücü terör örgütü ile bir iltisakı var mı, yok mu?' diye değerlendirilen öğretmenlerimiz. Açığa aldık, fakat 424'ünü iade ettik."
Kaynak: Hürriyet
Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, geçen yıl uygulanması ertelenen öğretmen rotasyonuna yeşil ışık yaktı.
YEDİ BÖLGEDE YEDİ YIL
Mesleki ve Teknik Eğitim' temalı Eğitim Kongresi'nde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Yılmaz, özetle şunları söyledi:
"Türkiye'de 163 proje okulu var. Bunlarda 4 bin 86 öğretmen görev yapıyor. Bunların arasında aynı okulda, aynı unvanla en fazla 8 yıl görev yapan 950 öğretmen başka okullara kaydırıldı. Daha önce bu okullarda çalışan öğretmenlerin 132'si yüksek lisans yaparken, atamalarla bu rakam 186'ya yükseldi. İstanbul'daki 1.492 öğretmenden 275'i ayrıldı. 23 ve 28 yıl aynı okulda çalışan öğretmenlerimiz vardı. Onların başarılarını diğer okullara aşılamasını istedik. Yaşadıkları şehirleri de değiştirmedik. Kanunda öğretmenin Türkiye'nin dört bir yanında görev yapması esastır. Öğretmenlerin Türkiye'nin yedi bölgesinde yedi yıl görev yapmasını isteriz.
VELİLER DE DEĞERLENDİRECEK
Öğretmenlere performans kriterleri geliyor. Bu yıl içinde uygulayacağız. Hem velilerden hem de öğrencilerden öğretmeni değerlendirmesini isteyeceğiz. Yani öğrenci, öğretmene not verecek. Değerlendirme yıl yıl yapılacak. Sadece mezun öğrenciler değil, mevcut öğrenciler de değerlendirme yapacak. Öğrencilerin sınav ve akademik başarıları da performansta etkili olacak.
YENİ MÜFREDATLA EĞİTİM
Bu ay sonuna kadar bütün kitaplar öğrencilerin elinde olacak. Öğretmenlerimiz kitaplardan derslerini anlatabilecek. Yıl sonuna kadar müfredat çalışmalarımız tamamlanacak. Gelecek yıl yeni müfredatla eğitim vermeye başlayacağız.
325 ÖĞRETMEN FİRARİ
Bakanlıkta soruşturmalar sürüyor. İhraç edilen personel sayısı 28 bin 163. Şu anda uzaklaştırma tedbiri devam eden personel 20 bin 88. Açığa aldıklarımızdan da göreve iade ettiklerimiz var. Yani hata olabilir, kendisinin bu yapıyla hiçbir alakası olmadığını söyleyen 5 bin 78 kişi iade edildi. 20 Ekim itibarıyla ihraç edilen personelden gözaltında olan sayısı 193. Tutuklanan personel sayısı 2 bin 829, adli kontrol şartıyla serbest bırakılanlar 2 bin 648. İhraç edildikten sonra yargı tarafından çağrılıp da davete icabet etmeyen eski öğretmen sayısı 325. PKK ile ilişkisi nedeniyle uzaklaştırma talebi devam eden şu anda 10 bin 877 kişi var. Bunlar, 'Bölücü terör örgütü ile bir iltisakı var mı, yok mu?' diye değerlendirilen öğretmenlerimiz. Açığa aldık, fakat 424'ünü iade ettik."
Kaynak: Hürriyet
Derste telefonu açık tutmaya disiplin cezası geldi
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan yeni düzenlemeye göre, özürsüz devamsızlık, öğrencinin okul kütüphanesi, atölye, laboratuvar, pansiyon veya diğer bölümlerden aldığı kitap, araç-gereç ve malzemeyi zamanında vermemesi disiplin suçu olmaktan çıkarılırken, ders saatleri içerisinde bilişim araçlarının açık tutulmasına ilişkin fiile disiplin cezası getirildi.
“Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğreti̇m Kurumları Yönetmeli̇ği̇nde Deği̇şi̇kli̇k Yapılmasına Dai̇r Yönetmeli̇k”, Resmi Gazete’nin dünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Yeni düzenlemeyle 7 Eylül 2013 tarihli Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğindeki bazı hükümler değiştirildi. Yeni düzenleme, yargı kararları, 669 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile askeri okulların kapatılması, 6638 sayılı kanunla polis kolejlerinin kapatılması, eğitim kurumlarındaki uygulamalar sonucunda belirlenen hususlar, ortaöğretim birimlerinde değişen ve gelişen şartlar ile ortaya çıkan ihtiyaçlar doğrultusunda yapıldı.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın internet sitesinde yer alan bilgilere göre, yazılı sınavların açık uçlu maddelerden oluşan yazılı yoklama şeklinde yapılması esası getirildi. Ancak her dersin sınavlarından biri, kısa cevaplı, doğru-yanlış, eşleştirmeli veya çoktan seçmeli testlerle de yapılabilecek.
Mesleki ve teknik ortaöğretim programlarında, bir ders saati okulda 40 dakika, işletmelerde ise 60 dakika olarak uygulanacak.
İşletmelerdeki mesleki eğitim, günde 8 saat olarak yapılacak. Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarının çerçeve öğretim programları ve haftalık ders çizelgelerinde yer alan mesleki alan ve dal uygulamalarına ilişkin dersler, işletmelerde yapılması durumunda “işletmelerde mesleki eğitim” olarak adlandırılacak.
Okullarda öğretime ara verildiği dönemlerde, okul yönetimleri ve Milli Eğitim Müdürlüklerince gerekli önlemler alınacak, işletmelerde beceri eğitimi gören öğrenciler de bu kapsamda değerlendirilecek. Düzenleme ile ayrıca eğitim kurumlarında okul spor kulübünün kurulabilmesine imkân verildi.
YURTDIŞI DENKLİKLERİ
Yeni düzenlemeye göre, 8’inci sınıfı tamamlayan ve Diyanet İşleri Başkanlığınca “hafızlık” belgesi verilen ancak yerleştirmeye esas puanı bulunmayan ya da herhangi bir ortaöğretim kurumuna yerleşemeyen öğrenciler, tercihleri de dikkate alınarak hafızlık programı uygulayan Anadolu İmam Hatip Liselerine komisyon tarafından yerleştirilecek.
Değişikliğe göre, özel program ve proje uygulayan eğitim kurumlarında bir şubeye alınacak öğrenci sayısı 30 olacak.
Kültürler arası öğrenci değişim programları çerçevesinde veya ailesinin işi nedeniyle 9, 10 ve 11’inci sınıfları Türkiye’de okuyup 12’nci sınıfı yurt dışında tamamlayarak gelen öğrencilere, düzenlenen denklik belgesine dayalı olarak kayıtlı olduğu okul müdürlüğünce ortaöğretim diploması verilecek.
Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinin Anadolu teknik programlarına, ortaöğretim kurumlarının 9’uncu sınıfını doğrudan geçen ve yıl sonu başarı puanı 70 olan öğrenciler geçiş yapabilecek.
Gençlik ve Spor Bakanlığınca belirlenen faaliyetin hazırlık dönemi ve organizasyon sürecine katılan öğrenciler, okula devam edemedikleri sürece faaliyet izinli sayılacak ve bu süre devamsızlık süresine dahil edilmeyecek.
Sosyal hizmet, emniyet ve asayiş birimlerinin resmi raporları doğrultusunda koruma ve bakım altına alınan öğrenciler için de özürsüz devamsızlık süresi 10 günü geçmemek kaydıyla toplam devamsızlık süresi 60 gün olarak uygulanacak.
Yarıyıl ve yaz tatili süresince işletmelerde mesleki eğitim gören öğrencilerin 3308 sayılı kanun kapsamında kullandıkları ücretli ve ücretsiz izin süreleri devamsızlıktan sayılmayacak ancak özürsüz devamsızlık süresi ücretsiz izin süresinden düşülecek.
NAKİL GEÇİŞLERİ TEMMUZ AYI SONUNDA
Okullar arasındaki 10’uncu sınıf öğrencilerinin nakil ve geçiş süresi temmuz ayının sonu olarak belirlendi.
669 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan askeri okullar ile 6638 sayılı kanunla kapatılan Polis Kolejlerinin öğrencileri için yönetmelikte bulunan ilgili hükümler kaldırıldı.
Nakil ve geçiş başvurusu, aralık ve mayıs ayları hariç olmak üzere her ayın ilk iş gününden başlayarak son iş gününden önce veli tarafından çalışma saatleri içerisinde öğrencinin öğrenim gördüğü okul müdürlüğüne dilekçe ile yapılacak.
Okullara nakil başvurularında, başvurunun açık kontenjandan fazla olması halinde 9’uncu sınıflar için Yerleştirmeye Esas Puanı (YEP) üstünlüğüne göre kayıt ve nakil yapılacak.
Klasik sanatlar ve musiki programı uygulayan Anadolu İmam Hatip Liselerinde açık kontenjan bulunması halinde, sadece diğer ortaöğretim kurumlarının 9’uncu sınıflarından Bakanlıkça belirlenen esaslara göre eylül ayının son haftasında yapılacak yetenek sınavı ile öğrenci nakil ve geçişi yapılabilecek.
Uygulamalı nitelikteki dersler ile Kur’an-ı Kerim dersi sınavları, her dönemde iki defadan az olmamak üzere ve dersin özelliğine göre yazılı ve uygulamalı olarak veya bunlardan yalnızca biriyle ortak olarak ya da ayrı ayrı yapılabilecek.
YABANCI DİL DERSİNE YAZILI VE UYGULAMALI SINAV
Dil ve anlatım ile yabancı dil derslerinin sınavları, dinleme, konuşma, okuma ve yazma becerilerini ölçmek için yazılı ve uygulamalı olarak yapılacak. Performans çalışması, proje ve diğer çalışmalar ile ilgili değerlendirme ölçekleri zümre kararlarıyla belirlenecek.
Sorumluluk sınavları, ders yılı içerisinde yapılan yazılı veya uygulamalı sınav esaslarına göre birinci ve ikinci dönemin ilk haftası içerisinde iki alan öğretmeni, bulunmaması halinde biri alan öğretmeni olmak üzere iki öğretmen tarafından yapılacak.
Eğitim ve öğretim yılı başında yapılan sorumluluk sınavı sonunda tek dersten başarısız olan son sınıf öğrencileri için aynı usulle takip eden hafta içinde bir sınav daha yapılacak.
Özürleri nedeniyle, hazırlık sınıfı öğrencileri hariç okula devam edemeyen, okula devam ettikleri halde iki dönem puanı alamayan öğrenciler, durumlarını belgelendirmeleri kaydıyla o yıla ait öğrenim haklarını kullanmamış sayılacak.
Ders kesiminde, mezuniyet puanı en yüksek olan öğrenci, öğretmenler kurulunca okul birincisi olarak tespit edilecek. Ancak bütün derslerden başarılı olmasına rağmen stajını tamamlamayanlar, mezun olduğu ders yılının tamamını bulunduğu okulda okumayan öğrenciler okul birincisi olamayacak.
Öğretmenlerin görev ve sorumluluklarına, öğrencilerin daha iyi öğrenmelerini sağlamak amacıyla “öğretim programları doğrultusunda kazanım ve becerileri hedefleyen” etkinliklerin planlanarak uygulanması da eklendi.
ENGELLİ ÖĞRETMENE ÖNCELİK
Engelli öğretmenler ile engelli çocuğu bulunan öğretmenlerin nöbetlerinin belirlenmesinde gün ve saat tercihlerine öncelik verilerek düzenleme yapılacak. Özel eğitim sınıflarında görev yapan özel eğitim öğretmenleri ile çocuk gelişimi alanına ait uygulama ana sınıflarında görev yapan okul öncesi öğretmenleri, nöbet görevinden muaf tutulacak.
STAJ SÜRESİ 40 GÜN
Uluslararası sözleşmelere ve mevzuata uygun olarak eğitim yapılan havacılık ve denizcilik alanlarında, öğrencilere söz konusu belgelerde belirtilen akredite yeterliklerin kazandırılabilmesi için öğretmenle birlikte alanında yetkin usta öğreticiler de görevlendirilecek.
Anadolu teknik programı ile işletme kapasitesi yeterli olmadığından mesleki eğitim için işletmeye gönderilemeyen Anadolu meslek programı öğrencileri, uygulamalı eğitimlerini işletmelerle imzalanacak protokole göre işletmenin eğitim biriminde sürdürecek.
Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumları öğrencilerinin staj süresi 40 iş günü olacak, bu stajın 15 iş gününe kadar olan kısmı 10’uncu sınıfın sonunda yapılabilecek.
Yarıyıl ve yaz tatilinde işletmede yapılan mesleki eğitim ve staj çalışmaları tam gün tam yıl eğitim kapsamında değerlendirilmeyecek.
Öğrenci nakil olduğunda okul veli sözleşmesinin yenileneceği hususu da düzenlemeyle hükme bağlandı.
“ÖZÜRSÜZ DEVAMSIZLIK” DİSİPLİN SUÇU OLMAYACAK
Yeni düzenlemede, özürsüz devamsızlık ile öğrencinin okul kütüphanesi, atölye, laboratuvar, pansiyon veya diğer bölümlerden aldığı kitap, araç-gereç ve malzemeyi zamanında vermemesi disiplin suçu olmaktan çıkarıldı.
Ders saatleri içerisinde bilişim araçlarının açık tutulmasına ilişkin fiile disiplin cezası getirildi. Kişilere, arkadaşlarına, okul yöneticilerine, öğretmenlerine ve diğer çalışanlarına karşı okul içinde ve dışında sözle, davranışla veya sosyal medya üzerinden hakaret etmek, paylaşmak, yaymak veya başkalarını bu davranışa kışkırtmak fiili de disiplin suçu olarak değerlendirilecek.
Zihinsel yetersizliğe sahip öğrencilere disiplin cezası verilmemesi hüküm altına alındı. Son sınıf öğrencilerine verilen disiplin cezasının dönem sonunda görüşülebilmesine ve okul değiştirme cezasının zamana bağlı olmadan uygulanmasına imkan sağlandı.
Bakanlığın yeni düzenlemesinde, mesleki ve teknik eğitim okul ve kurumlarında görev yapan atölye, laboratuvar ve meslek dersleri öğretmeninin adı “atölye ve laboratuvar öğretmeni” olarak değiştirildi. Sözcü
“Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğreti̇m Kurumları Yönetmeli̇ği̇nde Deği̇şi̇kli̇k Yapılmasına Dai̇r Yönetmeli̇k”, Resmi Gazete’nin dünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Yeni düzenlemeyle 7 Eylül 2013 tarihli Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğindeki bazı hükümler değiştirildi. Yeni düzenleme, yargı kararları, 669 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile askeri okulların kapatılması, 6638 sayılı kanunla polis kolejlerinin kapatılması, eğitim kurumlarındaki uygulamalar sonucunda belirlenen hususlar, ortaöğretim birimlerinde değişen ve gelişen şartlar ile ortaya çıkan ihtiyaçlar doğrultusunda yapıldı.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın internet sitesinde yer alan bilgilere göre, yazılı sınavların açık uçlu maddelerden oluşan yazılı yoklama şeklinde yapılması esası getirildi. Ancak her dersin sınavlarından biri, kısa cevaplı, doğru-yanlış, eşleştirmeli veya çoktan seçmeli testlerle de yapılabilecek.
Mesleki ve teknik ortaöğretim programlarında, bir ders saati okulda 40 dakika, işletmelerde ise 60 dakika olarak uygulanacak.
İşletmelerdeki mesleki eğitim, günde 8 saat olarak yapılacak. Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarının çerçeve öğretim programları ve haftalık ders çizelgelerinde yer alan mesleki alan ve dal uygulamalarına ilişkin dersler, işletmelerde yapılması durumunda “işletmelerde mesleki eğitim” olarak adlandırılacak.
Okullarda öğretime ara verildiği dönemlerde, okul yönetimleri ve Milli Eğitim Müdürlüklerince gerekli önlemler alınacak, işletmelerde beceri eğitimi gören öğrenciler de bu kapsamda değerlendirilecek. Düzenleme ile ayrıca eğitim kurumlarında okul spor kulübünün kurulabilmesine imkân verildi.
YURTDIŞI DENKLİKLERİ
Yeni düzenlemeye göre, 8’inci sınıfı tamamlayan ve Diyanet İşleri Başkanlığınca “hafızlık” belgesi verilen ancak yerleştirmeye esas puanı bulunmayan ya da herhangi bir ortaöğretim kurumuna yerleşemeyen öğrenciler, tercihleri de dikkate alınarak hafızlık programı uygulayan Anadolu İmam Hatip Liselerine komisyon tarafından yerleştirilecek.
Değişikliğe göre, özel program ve proje uygulayan eğitim kurumlarında bir şubeye alınacak öğrenci sayısı 30 olacak.
Kültürler arası öğrenci değişim programları çerçevesinde veya ailesinin işi nedeniyle 9, 10 ve 11’inci sınıfları Türkiye’de okuyup 12’nci sınıfı yurt dışında tamamlayarak gelen öğrencilere, düzenlenen denklik belgesine dayalı olarak kayıtlı olduğu okul müdürlüğünce ortaöğretim diploması verilecek.
Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinin Anadolu teknik programlarına, ortaöğretim kurumlarının 9’uncu sınıfını doğrudan geçen ve yıl sonu başarı puanı 70 olan öğrenciler geçiş yapabilecek.
Gençlik ve Spor Bakanlığınca belirlenen faaliyetin hazırlık dönemi ve organizasyon sürecine katılan öğrenciler, okula devam edemedikleri sürece faaliyet izinli sayılacak ve bu süre devamsızlık süresine dahil edilmeyecek.
Sosyal hizmet, emniyet ve asayiş birimlerinin resmi raporları doğrultusunda koruma ve bakım altına alınan öğrenciler için de özürsüz devamsızlık süresi 10 günü geçmemek kaydıyla toplam devamsızlık süresi 60 gün olarak uygulanacak.
Yarıyıl ve yaz tatili süresince işletmelerde mesleki eğitim gören öğrencilerin 3308 sayılı kanun kapsamında kullandıkları ücretli ve ücretsiz izin süreleri devamsızlıktan sayılmayacak ancak özürsüz devamsızlık süresi ücretsiz izin süresinden düşülecek.
NAKİL GEÇİŞLERİ TEMMUZ AYI SONUNDA
Okullar arasındaki 10’uncu sınıf öğrencilerinin nakil ve geçiş süresi temmuz ayının sonu olarak belirlendi.
669 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan askeri okullar ile 6638 sayılı kanunla kapatılan Polis Kolejlerinin öğrencileri için yönetmelikte bulunan ilgili hükümler kaldırıldı.
Nakil ve geçiş başvurusu, aralık ve mayıs ayları hariç olmak üzere her ayın ilk iş gününden başlayarak son iş gününden önce veli tarafından çalışma saatleri içerisinde öğrencinin öğrenim gördüğü okul müdürlüğüne dilekçe ile yapılacak.
Okullara nakil başvurularında, başvurunun açık kontenjandan fazla olması halinde 9’uncu sınıflar için Yerleştirmeye Esas Puanı (YEP) üstünlüğüne göre kayıt ve nakil yapılacak.
Klasik sanatlar ve musiki programı uygulayan Anadolu İmam Hatip Liselerinde açık kontenjan bulunması halinde, sadece diğer ortaöğretim kurumlarının 9’uncu sınıflarından Bakanlıkça belirlenen esaslara göre eylül ayının son haftasında yapılacak yetenek sınavı ile öğrenci nakil ve geçişi yapılabilecek.
Uygulamalı nitelikteki dersler ile Kur’an-ı Kerim dersi sınavları, her dönemde iki defadan az olmamak üzere ve dersin özelliğine göre yazılı ve uygulamalı olarak veya bunlardan yalnızca biriyle ortak olarak ya da ayrı ayrı yapılabilecek.
YABANCI DİL DERSİNE YAZILI VE UYGULAMALI SINAV
Dil ve anlatım ile yabancı dil derslerinin sınavları, dinleme, konuşma, okuma ve yazma becerilerini ölçmek için yazılı ve uygulamalı olarak yapılacak. Performans çalışması, proje ve diğer çalışmalar ile ilgili değerlendirme ölçekleri zümre kararlarıyla belirlenecek.
Sorumluluk sınavları, ders yılı içerisinde yapılan yazılı veya uygulamalı sınav esaslarına göre birinci ve ikinci dönemin ilk haftası içerisinde iki alan öğretmeni, bulunmaması halinde biri alan öğretmeni olmak üzere iki öğretmen tarafından yapılacak.
Eğitim ve öğretim yılı başında yapılan sorumluluk sınavı sonunda tek dersten başarısız olan son sınıf öğrencileri için aynı usulle takip eden hafta içinde bir sınav daha yapılacak.
Özürleri nedeniyle, hazırlık sınıfı öğrencileri hariç okula devam edemeyen, okula devam ettikleri halde iki dönem puanı alamayan öğrenciler, durumlarını belgelendirmeleri kaydıyla o yıla ait öğrenim haklarını kullanmamış sayılacak.
Ders kesiminde, mezuniyet puanı en yüksek olan öğrenci, öğretmenler kurulunca okul birincisi olarak tespit edilecek. Ancak bütün derslerden başarılı olmasına rağmen stajını tamamlamayanlar, mezun olduğu ders yılının tamamını bulunduğu okulda okumayan öğrenciler okul birincisi olamayacak.
Öğretmenlerin görev ve sorumluluklarına, öğrencilerin daha iyi öğrenmelerini sağlamak amacıyla “öğretim programları doğrultusunda kazanım ve becerileri hedefleyen” etkinliklerin planlanarak uygulanması da eklendi.
ENGELLİ ÖĞRETMENE ÖNCELİK
Engelli öğretmenler ile engelli çocuğu bulunan öğretmenlerin nöbetlerinin belirlenmesinde gün ve saat tercihlerine öncelik verilerek düzenleme yapılacak. Özel eğitim sınıflarında görev yapan özel eğitim öğretmenleri ile çocuk gelişimi alanına ait uygulama ana sınıflarında görev yapan okul öncesi öğretmenleri, nöbet görevinden muaf tutulacak.
STAJ SÜRESİ 40 GÜN
Uluslararası sözleşmelere ve mevzuata uygun olarak eğitim yapılan havacılık ve denizcilik alanlarında, öğrencilere söz konusu belgelerde belirtilen akredite yeterliklerin kazandırılabilmesi için öğretmenle birlikte alanında yetkin usta öğreticiler de görevlendirilecek.
Anadolu teknik programı ile işletme kapasitesi yeterli olmadığından mesleki eğitim için işletmeye gönderilemeyen Anadolu meslek programı öğrencileri, uygulamalı eğitimlerini işletmelerle imzalanacak protokole göre işletmenin eğitim biriminde sürdürecek.
Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumları öğrencilerinin staj süresi 40 iş günü olacak, bu stajın 15 iş gününe kadar olan kısmı 10’uncu sınıfın sonunda yapılabilecek.
Yarıyıl ve yaz tatilinde işletmede yapılan mesleki eğitim ve staj çalışmaları tam gün tam yıl eğitim kapsamında değerlendirilmeyecek.
Öğrenci nakil olduğunda okul veli sözleşmesinin yenileneceği hususu da düzenlemeyle hükme bağlandı.
“ÖZÜRSÜZ DEVAMSIZLIK” DİSİPLİN SUÇU OLMAYACAK
Yeni düzenlemede, özürsüz devamsızlık ile öğrencinin okul kütüphanesi, atölye, laboratuvar, pansiyon veya diğer bölümlerden aldığı kitap, araç-gereç ve malzemeyi zamanında vermemesi disiplin suçu olmaktan çıkarıldı.
Ders saatleri içerisinde bilişim araçlarının açık tutulmasına ilişkin fiile disiplin cezası getirildi. Kişilere, arkadaşlarına, okul yöneticilerine, öğretmenlerine ve diğer çalışanlarına karşı okul içinde ve dışında sözle, davranışla veya sosyal medya üzerinden hakaret etmek, paylaşmak, yaymak veya başkalarını bu davranışa kışkırtmak fiili de disiplin suçu olarak değerlendirilecek.
Zihinsel yetersizliğe sahip öğrencilere disiplin cezası verilmemesi hüküm altına alındı. Son sınıf öğrencilerine verilen disiplin cezasının dönem sonunda görüşülebilmesine ve okul değiştirme cezasının zamana bağlı olmadan uygulanmasına imkan sağlandı.
Bakanlığın yeni düzenlemesinde, mesleki ve teknik eğitim okul ve kurumlarında görev yapan atölye, laboratuvar ve meslek dersleri öğretmeninin adı “atölye ve laboratuvar öğretmeni” olarak değiştirildi. Sözcü
Etiketler:
ders,
meb,
Milli Eğitim Bakanlığı,
okul,
öğrenci
26 Ekim 2016 Çarşamba
Türkiye'nin en iyi 10 kütüphanesi
Dijital dünyada kitaplar eski önemini yitirmiş gibi mi görünüyor? Kabul, internet hız kazandırıyor ama gerçek bilgi hâlâ tarihi beş bin yıla giden mabetlerde, kütüphanelerde... İtalyan düşünür Umberto Eco ile sinemacı Jean-Claude Carriere, “Kitaplardan kurtulabileceğinizi sanmayın” derken haklı değil miydi? Kütüphanelerde nadir belgelere, yazmalara, koleksiyonlara ulaşabilir, telaşsız ve sessiz okumanın tadına varabilirsiniz.
ATATÜRK KİTAPLIĞI / İSTANBUL
Akademisyenlere ve serbest araştırmacılara, bünyesindeki 500 bine yakın eserle hizmet veriyor. 24 saat açık. 1928 öncesi neşriyat, matbu kitaplar, elyazmaları, kartpostallar, salname ve gazete arşiviyle oldukça zengin. Taksim’deki kütüphane Boğaz manzarasıyla da dikkat çekiyor.
BEYAZIT DEVLET KÜTÜPHANESİ / İSTANBUL
Avrupa’daki milli kütüphanelerin benzerini kurmak için Padişah II. Abdülhamit’in emriyle 1884’te kuruldu. Toplanan elyazmaları, kitaplar, gazeteler ve dergilerle bir milyona yakın esere sahip. Görme engelliler için sesli arşiv bölümü var. Beyazıt’ta, eski şehrin kalbinde.
İSLAM ARAŞTIRMALARI MERKEZİ / İSTANBUL
Türkiye Diyanet Vakfı tarafından 1984’te kurulan kütüphanede Osmanlı ve İslam coğrafyası hakkındaki dokümanlara ulaşacaksınız. Jüri üyelerimizden Kansu Şarman, “Araştırdığınız konuda yayımlanmış tez çalışmalarına kadar detaylı olanaklar sunuyor” diyor. Kütüphane, Üsküdar İcadiye’de
MİLLİ KÜTÜPHANE / ANKARA
Eski harfli Türkçe yayın arşivinde, nadir kitap, gazete, dergi, fotoğraf ve afiş gibi üç milyondan fazla eseri barındırıyor. Jüri üyelerimizden İhsan Yılmaz’a göre, sahip olduğu birikimle Türkiye’nin hafızası olarak kabul edilebilir. Çankaya’da,sabah 09.00’dan gece yarısına kadar açık.
İZMİR MİLLİ KÜTÜPHANE / İZMİR
Ülkede bir sivil toplum örgütü (İzmir Milli Kütüphane Cemiyeti) tarafından kurulması açısından ilk olma özelliğine sahip. 23 Nisan 1912’de Konak’ta açıldı. ‘Neo-Klasik Türk Mimarisi’ ekolünün İzmir’deki en önemli yapısı. İçinde 700 bine yakın kitap, beş bine yakın dergi ve sekiz bin civarında gazeteden oluşan koleksiyon barındırıyor.
SÜLEYMANİYE YAZMA ESER KÜTÜPHANESİ / İSTANBUL
Kütüphane arşivinin temelini, Kanuni Sultan Süleyman’ın kütüphanesindeki eserler oluşturuyor. 70 bini aşkın yazma esere sahip. UNESCO’nun Dünya Belleği Listesi’ne giren İbn-i Sina’nın elyazmaları da burada bulunuyor. Süleymaniye Camii medreselerinde, 1927’de kuruldu.
DOĞAN HIZLAN KÜTÜPHANESİ / ANTALYA
Duayen gazeteci Doğan Hızlan’ın bağışladığı 20 bin kitap ile açılan kütüphane, 900 metrekarelik alanda hizmet veriyor. Envanterinde gezi, sosyoloji, inceleme ve araştırma kitapları yer alıyor. Muratpaşa’da her gün 09.30- 18.30 saatleri arasında açık.
KADIN ESERLERİ KÜTÜPHANESİ / İSTANBUL
Kim bilebilirdi ki, 1987’de sadece 100 kitaplık koleksiyonla kurulan kütüphanenin bugün bir milyondan fazla esere sahip olacağını. Üstelik tümü Türkiye’deki kadın örgütlerine ait belge, özel arşiv, efemera ve kadın sanatçılar koleksiyonundan oluşuyor. Fener semtinde.
SALT GALATA / İSTANBUL
Karaköy Bankalar Caddesi’nde, neo-klasik ve oryantalist mimarisiyle 1892’de inşa edilen benzersiz bir binada hizmet veriyor. Doğu Avrupa, Türkiye ve Akdeniz havzasına ait eserleri bulabilirsiniz. Ayrıca bünyesinde müze ve çeşitli sergilere ev sahipliği yapıyor.
İNEBEY YAZMA ESER KÜTÜPHANESİ / BURSA
Yıldırım Beyazıt döneminde yaptırılan medrese binasında hizmet veriyor. Kütüphane olarak 1969’da Orhan Camii’ndeki elyazması ve basılı eserlerin getirilmesiyle kullanılmaya başladı. 9 bin cilt elyazması ve 20 bin civarında basılı eser barındırıyor. (ntvmsnc)
ATATÜRK KİTAPLIĞI / İSTANBUL
Akademisyenlere ve serbest araştırmacılara, bünyesindeki 500 bine yakın eserle hizmet veriyor. 24 saat açık. 1928 öncesi neşriyat, matbu kitaplar, elyazmaları, kartpostallar, salname ve gazete arşiviyle oldukça zengin. Taksim’deki kütüphane Boğaz manzarasıyla da dikkat çekiyor.
BEYAZIT DEVLET KÜTÜPHANESİ / İSTANBUL
Avrupa’daki milli kütüphanelerin benzerini kurmak için Padişah II. Abdülhamit’in emriyle 1884’te kuruldu. Toplanan elyazmaları, kitaplar, gazeteler ve dergilerle bir milyona yakın esere sahip. Görme engelliler için sesli arşiv bölümü var. Beyazıt’ta, eski şehrin kalbinde.
İSLAM ARAŞTIRMALARI MERKEZİ / İSTANBUL
Türkiye Diyanet Vakfı tarafından 1984’te kurulan kütüphanede Osmanlı ve İslam coğrafyası hakkındaki dokümanlara ulaşacaksınız. Jüri üyelerimizden Kansu Şarman, “Araştırdığınız konuda yayımlanmış tez çalışmalarına kadar detaylı olanaklar sunuyor” diyor. Kütüphane, Üsküdar İcadiye’de
MİLLİ KÜTÜPHANE / ANKARA
Eski harfli Türkçe yayın arşivinde, nadir kitap, gazete, dergi, fotoğraf ve afiş gibi üç milyondan fazla eseri barındırıyor. Jüri üyelerimizden İhsan Yılmaz’a göre, sahip olduğu birikimle Türkiye’nin hafızası olarak kabul edilebilir. Çankaya’da,sabah 09.00’dan gece yarısına kadar açık.
İZMİR MİLLİ KÜTÜPHANE / İZMİR
Ülkede bir sivil toplum örgütü (İzmir Milli Kütüphane Cemiyeti) tarafından kurulması açısından ilk olma özelliğine sahip. 23 Nisan 1912’de Konak’ta açıldı. ‘Neo-Klasik Türk Mimarisi’ ekolünün İzmir’deki en önemli yapısı. İçinde 700 bine yakın kitap, beş bine yakın dergi ve sekiz bin civarında gazeteden oluşan koleksiyon barındırıyor.
SÜLEYMANİYE YAZMA ESER KÜTÜPHANESİ / İSTANBUL
Kütüphane arşivinin temelini, Kanuni Sultan Süleyman’ın kütüphanesindeki eserler oluşturuyor. 70 bini aşkın yazma esere sahip. UNESCO’nun Dünya Belleği Listesi’ne giren İbn-i Sina’nın elyazmaları da burada bulunuyor. Süleymaniye Camii medreselerinde, 1927’de kuruldu.
DOĞAN HIZLAN KÜTÜPHANESİ / ANTALYA
Duayen gazeteci Doğan Hızlan’ın bağışladığı 20 bin kitap ile açılan kütüphane, 900 metrekarelik alanda hizmet veriyor. Envanterinde gezi, sosyoloji, inceleme ve araştırma kitapları yer alıyor. Muratpaşa’da her gün 09.30- 18.30 saatleri arasında açık.
KADIN ESERLERİ KÜTÜPHANESİ / İSTANBUL
Kim bilebilirdi ki, 1987’de sadece 100 kitaplık koleksiyonla kurulan kütüphanenin bugün bir milyondan fazla esere sahip olacağını. Üstelik tümü Türkiye’deki kadın örgütlerine ait belge, özel arşiv, efemera ve kadın sanatçılar koleksiyonundan oluşuyor. Fener semtinde.
SALT GALATA / İSTANBUL
Karaköy Bankalar Caddesi’nde, neo-klasik ve oryantalist mimarisiyle 1892’de inşa edilen benzersiz bir binada hizmet veriyor. Doğu Avrupa, Türkiye ve Akdeniz havzasına ait eserleri bulabilirsiniz. Ayrıca bünyesinde müze ve çeşitli sergilere ev sahipliği yapıyor.
İNEBEY YAZMA ESER KÜTÜPHANESİ / BURSA
Yıldırım Beyazıt döneminde yaptırılan medrese binasında hizmet veriyor. Kütüphane olarak 1969’da Orhan Camii’ndeki elyazması ve basılı eserlerin getirilmesiyle kullanılmaya başladı. 9 bin cilt elyazması ve 20 bin civarında basılı eser barındırıyor. (ntvmsnc)
22 Ekim 2016 Cumartesi
İzmir'de 149 öğretmen hakkında göreve iade kararı
Milli Eğitim Bakanlığı'nın, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz'daki darbe girişimiyle ilgili soruşturma kapsamında İzmir'de açığa alınan 149 öğretmen hakkında göreve iade kararı verdiği öğrenildi.
İzmir Milli Eğitim Müdürlüğü yetkililerinden alınan bilgiye göre, soruşturma kapsamında açığa alınan öğretmenlerden bazılarının göreve iade edilmeleri kararlaştırıldı.
Bakanlıkça İzmir'deki soruşturmada açığa alınan öğretmenlerden 149'u için göreve iade kararı verildi.
Öğretmenlerin kararın tebliğinin ardından görevlerine dönebilecekleri öğrenildi.
İzmir Milli Eğitim Müdürlüğü yetkililerinden alınan bilgiye göre, soruşturma kapsamında açığa alınan öğretmenlerden bazılarının göreve iade edilmeleri kararlaştırıldı.
Bakanlıkça İzmir'deki soruşturmada açığa alınan öğretmenlerden 149'u için göreve iade kararı verildi.
Öğretmenlerin kararın tebliğinin ardından görevlerine dönebilecekleri öğrenildi.
Açıköğretim’de yeni dönem
Yeni yapısıyla Açıköğretim’de yüz yüze öğrenim başladı. Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Gündoğan, “Bu hizmet Açıköğretim öğrencisinin amfi havası soluması, hocalarla yüz yüze iletişim kurması ve dersleriyle ilgili takıldığı noktaları danışmasını sağlayan bir sistem” diye konuştu.
Anadolu Üniversitesi'nin Merkezi Açıköğretim ve Uzaktan Eğitim Sistemi dahilinde eğitim ve öğretim yapan Açıköğretim, İktisat ve İşletme Fakülteleri öğrencilerine yönelik yüz yüze öğretim hizmetleri yönergesi yürürlüğe girdi.
Açıköğretim öğrencilerinin öğretim elemanlarıyla yüz yüze öğretim ihtiyacını karşılamak, kütüphane, bilimsel ve sosyal etkinlikler gibi üniversite olanaklarından faydalanmalarını ve öğrencilerin öğretim üyeleriyle daha fazla etkileşim kurmalarını sağlamak amacıyla yürütülen yüz yüze öğretim hizmeti için Ağustos ayında bir yönerge oluşturulmuştu.
Geçmişte akademik danışmanlık olarak anılan yüz yüze öğretim hizmetlerindeki bu gelişme hakkında Açıköğretim Sistemi'nden sorumlu Rektör Yardımcısı ve Açıköğretim Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Yücel Güney, “Bu yönergenin oluşturulmasındaki amacımız hem bizim açımızdan hem de tüm illerde bulunan koordinatörlerimiz açısından yüz yüze öğretim hizmetleriyle ilgili yazılı bir dayanağa duyulan ihtiyacın giderilmesidir. Herhangi bir ildeki koordinatörümüz işleyişle ilgili bir soru sorduğunda yanıtların belirli bir sisteme göre verilmesine ve yüz yüze öğretim hizmetleriyle ilgili yazılı kurallara ihtiyaç olduğunu fark ettik. Her bir kelime üzerinde uzunca bir süre çalışarak, bu hizmette görev alan herkesin görev ve sorumluluklarını açıkça görebileceği bir yönerge oluşturduk. Böylece telefon trafiğinden kaynaklanan zaman kaybı ve bilgi kirliliğinin de önüne geçmiş olacağız. Koordinatörlerimizden çok olumlu geri dönütler alıyoruz” şeklinde açıklama yaptı.
Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Gündoğan, “Önceki adı akademik danışmanlık hizmetleri olan bu sistemin, derslere katılan öğrenci sayısındaki artışla birlikte işlevinin azaldığını fark ettik. Bu hizmet aslında merkeze uzak olan Açıköğretim öğrencisinin amfi havası soluması, hocalarla yüz yüze iletişim kurması ve dersleriyle ilgili takıldığı noktaları danışmasını sağlayan bir sistem. Fakat isminden ötürü örgün sistemdeki akademik danışmanlık hizmetlerini çağrıştırıyordu.
Eskiden öğrenci dersini çalışıp sınıfa geliyordu, eğer sorusu varsa hocaya soruyordu. Zaman içerisinde öğrenci sayısı arttı, bu sebeple öğrencilerin soru sormak için bir araya geldiği bu ortamlar aslında akademik danışmanlıktan çıkıp, yüz yüze ders görmeye dönüşmüştü. Yaptığımız toplantılarda bu hizmetin içeriğinin ve öneminin tam olarak anlaşılabilmesi için isim değişikliği yapılması gerektiği ortaya çıktı. Böylece ilk aşama olarak akademik danışmanlık hizmetlerinin adı ‘Yüz yüze Öğretim Hizmetleri' şeklinde güncellendi. Ardından, aslında kuralına uygun olarak yürütülen bu hizmetin bazı noktalarda yazılı dayanağa ihtiyaç duyduğunu fark ettik. İkinci aşama olarak da yüz yüze öğretim hizmetleri yönergesi oluşturuldu. Bu yönerge sayesinde yüz yüze öğretim hizmetlerinde yer alan koordinatörler de, öğretim üyeleri de, öğrenciler de sorumluluk alanlarını ve görevlerini açıkça görebilecekler” ifadelerine yer verdi.
Ayrıca Anadolu Üniversitesi'nin Merkezi Açıköğretim ve Uzaktan Eğitim Sistemi dahilinde eğitim ve öğretim yapan Açıköğretim, İktisat ve İşletme Fakülteleri öğrencilerine yönelik yüzyüze derslerin Güz Dönemi tüm yurtta 22 Ekim 2016 Cumartesi günü başlayıp, 13 Ocak 2017 Cuma günü sona ereceği belirtildi. Tüm illerde ve 9 ilçede (Alanya, Bandırma, Biga, Çorlu, Elbistan, Fethiye, İnegöl, İskenderun, Polatlı) olmak üzere 93 merkezde (İstanbul 2 Merkez; Ankara, Eskişehir 2 Merkez) gerçekleştirilen yüz yüze derslere Açıköğretim öğrencileri, öğrenci kimliklerini göstererek hiçbir ücret ödemeksizin katılabilecek.
Öte yandan öğrencilerin, derslerin yapılacağı derslikleri, derslerin gün ve saatlerini, bulundukları merkezdeki AÖF Bürosundan ve http://ana.do/uK adresinden öğrenebileceği de bildirildi.
Anadolu Üniversitesi'nin Merkezi Açıköğretim ve Uzaktan Eğitim Sistemi dahilinde eğitim ve öğretim yapan Açıköğretim, İktisat ve İşletme Fakülteleri öğrencilerine yönelik yüz yüze öğretim hizmetleri yönergesi yürürlüğe girdi.
Açıköğretim öğrencilerinin öğretim elemanlarıyla yüz yüze öğretim ihtiyacını karşılamak, kütüphane, bilimsel ve sosyal etkinlikler gibi üniversite olanaklarından faydalanmalarını ve öğrencilerin öğretim üyeleriyle daha fazla etkileşim kurmalarını sağlamak amacıyla yürütülen yüz yüze öğretim hizmeti için Ağustos ayında bir yönerge oluşturulmuştu.
Geçmişte akademik danışmanlık olarak anılan yüz yüze öğretim hizmetlerindeki bu gelişme hakkında Açıköğretim Sistemi'nden sorumlu Rektör Yardımcısı ve Açıköğretim Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Yücel Güney, “Bu yönergenin oluşturulmasındaki amacımız hem bizim açımızdan hem de tüm illerde bulunan koordinatörlerimiz açısından yüz yüze öğretim hizmetleriyle ilgili yazılı bir dayanağa duyulan ihtiyacın giderilmesidir. Herhangi bir ildeki koordinatörümüz işleyişle ilgili bir soru sorduğunda yanıtların belirli bir sisteme göre verilmesine ve yüz yüze öğretim hizmetleriyle ilgili yazılı kurallara ihtiyaç olduğunu fark ettik. Her bir kelime üzerinde uzunca bir süre çalışarak, bu hizmette görev alan herkesin görev ve sorumluluklarını açıkça görebileceği bir yönerge oluşturduk. Böylece telefon trafiğinden kaynaklanan zaman kaybı ve bilgi kirliliğinin de önüne geçmiş olacağız. Koordinatörlerimizden çok olumlu geri dönütler alıyoruz” şeklinde açıklama yaptı.
Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Gündoğan, “Önceki adı akademik danışmanlık hizmetleri olan bu sistemin, derslere katılan öğrenci sayısındaki artışla birlikte işlevinin azaldığını fark ettik. Bu hizmet aslında merkeze uzak olan Açıköğretim öğrencisinin amfi havası soluması, hocalarla yüz yüze iletişim kurması ve dersleriyle ilgili takıldığı noktaları danışmasını sağlayan bir sistem. Fakat isminden ötürü örgün sistemdeki akademik danışmanlık hizmetlerini çağrıştırıyordu.
Eskiden öğrenci dersini çalışıp sınıfa geliyordu, eğer sorusu varsa hocaya soruyordu. Zaman içerisinde öğrenci sayısı arttı, bu sebeple öğrencilerin soru sormak için bir araya geldiği bu ortamlar aslında akademik danışmanlıktan çıkıp, yüz yüze ders görmeye dönüşmüştü. Yaptığımız toplantılarda bu hizmetin içeriğinin ve öneminin tam olarak anlaşılabilmesi için isim değişikliği yapılması gerektiği ortaya çıktı. Böylece ilk aşama olarak akademik danışmanlık hizmetlerinin adı ‘Yüz yüze Öğretim Hizmetleri' şeklinde güncellendi. Ardından, aslında kuralına uygun olarak yürütülen bu hizmetin bazı noktalarda yazılı dayanağa ihtiyaç duyduğunu fark ettik. İkinci aşama olarak da yüz yüze öğretim hizmetleri yönergesi oluşturuldu. Bu yönerge sayesinde yüz yüze öğretim hizmetlerinde yer alan koordinatörler de, öğretim üyeleri de, öğrenciler de sorumluluk alanlarını ve görevlerini açıkça görebilecekler” ifadelerine yer verdi.
Ayrıca Anadolu Üniversitesi'nin Merkezi Açıköğretim ve Uzaktan Eğitim Sistemi dahilinde eğitim ve öğretim yapan Açıköğretim, İktisat ve İşletme Fakülteleri öğrencilerine yönelik yüzyüze derslerin Güz Dönemi tüm yurtta 22 Ekim 2016 Cumartesi günü başlayıp, 13 Ocak 2017 Cuma günü sona ereceği belirtildi. Tüm illerde ve 9 ilçede (Alanya, Bandırma, Biga, Çorlu, Elbistan, Fethiye, İnegöl, İskenderun, Polatlı) olmak üzere 93 merkezde (İstanbul 2 Merkez; Ankara, Eskişehir 2 Merkez) gerçekleştirilen yüz yüze derslere Açıköğretim öğrencileri, öğrenci kimliklerini göstererek hiçbir ücret ödemeksizin katılabilecek.
Öte yandan öğrencilerin, derslerin yapılacağı derslikleri, derslerin gün ve saatlerini, bulundukları merkezdeki AÖF Bürosundan ve http://ana.do/uK adresinden öğrenebileceği de bildirildi.
Okulda İstiklal Marşı krizi: Müdür yardımcısına soruşturma
Bodrum’daki Kanuni Sultan Süleyman Anadolu Lisesi Müdür Yardımcısı 34 yaşındaki P.K. hakkında, bayrak töreninde İstiklal Marşı okunması için ses sistemini kurmadığı ve marşın okunması sırasında kahkaha atarak saygısızlıkta bulunduğu iddialarıyla soruşturma başlatıldı.
Kanuni Sultan Süleyman Anadolu Lisesi Müdür Yardımcısı P.K. hakkında, sorumlu olmasına rağmen bayrak törenlerinde İstiklal Marşı’nın okunması için ses sistemini kurmadığı ve İstiklal Marşı okunurken kahkaha atarak saygısızlıkta bulunduğu iddialarıyla Okul Müdürü Filiz Candaş tarafından geçen 30 Eylül’de tutanak tutuldu. Tutanağa okuldaki dört öğretmen de imza attı. Müdür Candaş, tutulan tutağı da ekleyerek bir dilekçeyle Bodrum İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne başvurup, aynı zamanda okulda matematik öğretmeni de olan Müdür Yardımcısı P.K.’den şikayetçi oldu.
"İstiklal Marşı’nın okunmasını sabote etti"
Müdür Filiz Candaş dilekçesinde, Mudur Yardımcısı P.K.’nın İstiklal Marşı’nın okunmasını sabote ettiğini ileri sürerek şöyle dedi: "16 Eylül pazartesi sabahı bayrak töreni sırasında İstiklal Marşı’nın okunacağı sırada ses sisteminin kurulmadığını fark edince ilgili ve sorumlu olan müdür yardımcısı P.K.’yi uyardım. Ardından 30 Eylül cuma günü akşam saatlerinde düzenlenen bayrak töreninde yine ses sisteminin kurulmadığını fark edip, P.K.’ya dönüp, ’Ne oluyor niye ses sistemi kurmadınız’ dercesine mimiklerimle ifade ettim, ardından İstiklal Marşı’nın seslendirme olmadan okunması talimatını verdim. Hep bir ağızdan İstiklal Marşı’nın okunmaya başladığı sırada P.K.’nin kahkaha atarak güldüğünü gördüm. Dayanamayıp, marşın okunmasının ardından dört öğretmen arkadaşımızın da imzasının bulunduğu bir tutanak tuttuk."
3 müfettiş geldi
Okul Müdürü Filiz Candaş, Müdür Yardımcısı P.K.’nin hem çalıştığı kuruma, hem de İstiklal Marşı’na yaptığı bu saygısızlığı amirlerine bildirmek zorunda kaldığını da kaydetti. Candaş’ın dilekçesi üzerine idari soruşturma başlatılırken, Muğla İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nden gelen üç müfettiş, Okul Müdürü Candaş, Müdür Yardımcısı P.K. ve tutanakta imzaları bulunan dört öğretmenin ifadelerine başvurdu. Bodrum İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilileri, durumu bildirdikleri İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nden gelen müfettişlerin hazırlayacağı rapora göre konuyla ilgili gereken neyse yapılacağını bildirdi.
"Tamamen kurgu ve iftira"
Hakkındaki iddiaların tamamen kurgu ve iftira olduğunu ileri süren Müdür Yardımcısı P.K. kendini şöyle savundu: "Ne amaçla suçlama yapıp, hakkımda şikayette bulundular bilmiyorum. İstiklal Marşı’na karşı bir saygısızlığım söz konusu olamaz. Okulda olmadığım dönemde boya, badana yapılırken ses sistemi sökülmüş. Ses sistemini kurulması görevini ben üstlenmiştim ancak bu resmi bir görevlendirme değildi. Şu anda da okulumda görevime devam ediyorum. Soruşturma açılabilir, incelenebilir sonunda suçsuz olduğum ortaya çıkacaktır." (Yaşar Anter / Bodrum / DHA)
Kanuni Sultan Süleyman Anadolu Lisesi Müdür Yardımcısı P.K. hakkında, sorumlu olmasına rağmen bayrak törenlerinde İstiklal Marşı’nın okunması için ses sistemini kurmadığı ve İstiklal Marşı okunurken kahkaha atarak saygısızlıkta bulunduğu iddialarıyla Okul Müdürü Filiz Candaş tarafından geçen 30 Eylül’de tutanak tutuldu. Tutanağa okuldaki dört öğretmen de imza attı. Müdür Candaş, tutulan tutağı da ekleyerek bir dilekçeyle Bodrum İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne başvurup, aynı zamanda okulda matematik öğretmeni de olan Müdür Yardımcısı P.K.’den şikayetçi oldu.
"İstiklal Marşı’nın okunmasını sabote etti"
Müdür Filiz Candaş dilekçesinde, Mudur Yardımcısı P.K.’nın İstiklal Marşı’nın okunmasını sabote ettiğini ileri sürerek şöyle dedi: "16 Eylül pazartesi sabahı bayrak töreni sırasında İstiklal Marşı’nın okunacağı sırada ses sisteminin kurulmadığını fark edince ilgili ve sorumlu olan müdür yardımcısı P.K.’yi uyardım. Ardından 30 Eylül cuma günü akşam saatlerinde düzenlenen bayrak töreninde yine ses sisteminin kurulmadığını fark edip, P.K.’ya dönüp, ’Ne oluyor niye ses sistemi kurmadınız’ dercesine mimiklerimle ifade ettim, ardından İstiklal Marşı’nın seslendirme olmadan okunması talimatını verdim. Hep bir ağızdan İstiklal Marşı’nın okunmaya başladığı sırada P.K.’nin kahkaha atarak güldüğünü gördüm. Dayanamayıp, marşın okunmasının ardından dört öğretmen arkadaşımızın da imzasının bulunduğu bir tutanak tuttuk."
3 müfettiş geldi
Okul Müdürü Filiz Candaş, Müdür Yardımcısı P.K.’nin hem çalıştığı kuruma, hem de İstiklal Marşı’na yaptığı bu saygısızlığı amirlerine bildirmek zorunda kaldığını da kaydetti. Candaş’ın dilekçesi üzerine idari soruşturma başlatılırken, Muğla İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nden gelen üç müfettiş, Okul Müdürü Candaş, Müdür Yardımcısı P.K. ve tutanakta imzaları bulunan dört öğretmenin ifadelerine başvurdu. Bodrum İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilileri, durumu bildirdikleri İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nden gelen müfettişlerin hazırlayacağı rapora göre konuyla ilgili gereken neyse yapılacağını bildirdi.
"Tamamen kurgu ve iftira"
Hakkındaki iddiaların tamamen kurgu ve iftira olduğunu ileri süren Müdür Yardımcısı P.K. kendini şöyle savundu: "Ne amaçla suçlama yapıp, hakkımda şikayette bulundular bilmiyorum. İstiklal Marşı’na karşı bir saygısızlığım söz konusu olamaz. Okulda olmadığım dönemde boya, badana yapılırken ses sistemi sökülmüş. Ses sistemini kurulması görevini ben üstlenmiştim ancak bu resmi bir görevlendirme değildi. Şu anda da okulumda görevime devam ediyorum. Soruşturma açılabilir, incelenebilir sonunda suçsuz olduğum ortaya çıkacaktır." (Yaşar Anter / Bodrum / DHA)
ÖSYM KPSS önlisans sorularını yayımladı
ÖSYM 2016'da yaptığı KPSS önlisans sorularını kendi sitesinden yayımlarken, sınava giren memur adayları soruları üzerinden ne kadar net yaptıklarını görebilecekler. Soruların doğru ve yanlışı hesapladıktan sonra çıkan netler üzerinden yıllara göre puan sistemi oluşabilmektedir. Dikkat edilmesi gereken durum ise: Standart sapma. Standart sapma durumunda hangi soruların daha çok doğru-yanlış yapıldığı üzerine gösteren bir sistemdir. Genel olarak +-5 puan üzerinden hareket edilir. KPSS önlisans soruları ve sonrası için yapılacak işlemler içeriğimizde...
KPSS önlisans sonuçları yayınlanmadan soruları yayınlanarak sınava giren adayların ne kadar net yapabildiklerini görebilme durumu oluştu. Binlerce önlisans mezunun girdiği sınavda en çok zorlanılan bölüm tarih oldu.
Kamu Personeli Seçme Sınavı KPSS önlisans soruları Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından, kendi sitesinden yayınlandı. 12 Ekim’deki sınav adaylar için oldukça zor geçti. Bilhassa tarih sorularında yorumdan çok bilgi soruları dikkat çekti. Önceki yıllarda kurum tarih sorularında “öncüllü” sistemini çok fazla kullanırken, bu sene 5 tane öncüllü soru sorması, o tarz soruların yerine daha çok bilgi soruların çok olmasından ötürü adaylar zorlandı. Öncüllü sorular daha çok coğrafya alanında fazlaydı. Devlet dairesinde memur olarak çalışmak isteyen önlisans mezunları sınav sonuçlarını beklerken, ÖSYM sınav sorularını kendi sitesinden yayınladı.
KPSS puanı nasıl hesaplanır? Standart sapma nedir?
Kurum 120 soru sormaktadır. 60 tane genel yetenek, 60 tane genel kültür. 4 yanlış 1 doğruyu götürüyor. Ve bu sayede net durumu oluşuyor. En önemli durum standart sapma konusu. Adayların en çok yapamadığı soru, belirli adaylar tarafından yapıldığında o sorunun puan değeri +5 veya -5 olarak hesaplanabiliyor. KPSS puan hesaplamasında öngörülen bir puan sistemi mevcuttur. Klasik olarak 0.5 x (Genel kültür + genel yetenek neti) + 40 ile -+5 puan farkla ortalama puan belli olmaktadır. Genel Kültürden ve genel yetenekten doğru ve yanlış soruların oranında net belli olmaktadır ve net üzerinden 0.5 ile çarpma işlemi yapılır. En son olarak + veya – 5 puan üzerinden puan belli olur.
2016-2017 devlet kurumlarına başvurma
15 Temmuz darbe girişiminden sonra birçok kurum personel ilanları vermeye başladı. En son Sağlık Bakanlığı “önlisans” mezunu olarak memur alımı başvurularını gerçekleştirdi. Devlet kurumlarının en düşük istediği 70 puandır. Bu seneden itibaren kurumun belirlediği ve istediği koşulları gerçekleştiren önlisans mezunları sözlü mülakat sınavına katılacaktır. KPSS’den aldığı puan ve sözlü mülakat sınavının toplamı en yüksek olan aday memur olmaya hak kazanacaktır.
Önemi not: Kurumun yayınladığı sorular basılamaz ve çoğaltılamaz. cnntürk
KPSS önlisans sonuçları yayınlanmadan soruları yayınlanarak sınava giren adayların ne kadar net yapabildiklerini görebilme durumu oluştu. Binlerce önlisans mezunun girdiği sınavda en çok zorlanılan bölüm tarih oldu.
Kamu Personeli Seçme Sınavı KPSS önlisans soruları Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından, kendi sitesinden yayınlandı. 12 Ekim’deki sınav adaylar için oldukça zor geçti. Bilhassa tarih sorularında yorumdan çok bilgi soruları dikkat çekti. Önceki yıllarda kurum tarih sorularında “öncüllü” sistemini çok fazla kullanırken, bu sene 5 tane öncüllü soru sorması, o tarz soruların yerine daha çok bilgi soruların çok olmasından ötürü adaylar zorlandı. Öncüllü sorular daha çok coğrafya alanında fazlaydı. Devlet dairesinde memur olarak çalışmak isteyen önlisans mezunları sınav sonuçlarını beklerken, ÖSYM sınav sorularını kendi sitesinden yayınladı.
KPSS puanı nasıl hesaplanır? Standart sapma nedir?
Kurum 120 soru sormaktadır. 60 tane genel yetenek, 60 tane genel kültür. 4 yanlış 1 doğruyu götürüyor. Ve bu sayede net durumu oluşuyor. En önemli durum standart sapma konusu. Adayların en çok yapamadığı soru, belirli adaylar tarafından yapıldığında o sorunun puan değeri +5 veya -5 olarak hesaplanabiliyor. KPSS puan hesaplamasında öngörülen bir puan sistemi mevcuttur. Klasik olarak 0.5 x (Genel kültür + genel yetenek neti) + 40 ile -+5 puan farkla ortalama puan belli olmaktadır. Genel Kültürden ve genel yetenekten doğru ve yanlış soruların oranında net belli olmaktadır ve net üzerinden 0.5 ile çarpma işlemi yapılır. En son olarak + veya – 5 puan üzerinden puan belli olur.
2016-2017 devlet kurumlarına başvurma
15 Temmuz darbe girişiminden sonra birçok kurum personel ilanları vermeye başladı. En son Sağlık Bakanlığı “önlisans” mezunu olarak memur alımı başvurularını gerçekleştirdi. Devlet kurumlarının en düşük istediği 70 puandır. Bu seneden itibaren kurumun belirlediği ve istediği koşulları gerçekleştiren önlisans mezunları sözlü mülakat sınavına katılacaktır. KPSS’den aldığı puan ve sözlü mülakat sınavının toplamı en yüksek olan aday memur olmaya hak kazanacaktır.
Önemi not: Kurumun yayınladığı sorular basılamaz ve çoğaltılamaz. cnntürk
21 Ekim 2016 Cuma
2016 Ehliyet sınav sonuçları ne zaman açıklanacak?
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) 2016’nın son Motorlu Taşıtlar Sürücü Adayları Sınavını (MTSAS) 8 Ekim’de yaparken sınava giren adaylar ehliyet sınav sonuçları ne zaman açıklanacak sorusunu sormaya başladı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın sınav takvimine bakıldığında sınav sonuçları ne zaman açıklanır? Sonuçlardan sonra direksiyon sınavına girecek adaylar nelere dikkat etmesi gerekiyor?
Milli Eğitim Bakanlığı 8 Ekim 2016 tarihinde ehliyet sınavını yaptıktan sonra sınava giren ehliyet sınav sonuçlarının açıklanmasını bekliyor. Adayın ehliyet alabilmesi için “Trafik, motor, ilkyardım, trafik adabı, göstergeler ve direksiyon” konularını öğrenmesi ve o konulardan geçmesi gerekiyor. Toplam 50 soru sorulmaktadır. İlkyardım 12, Trafik ve Çevre: 23, Araç Tekniği: 9, Trafik Adabı: 6. Sınav toplam 60 dakikadır. ÖSYM sistemi Motorlu taşıtlar sınavında geçerli değildir, yanlış yapılan sorular doğru yapılan soruları götürmez. Sınavı geçmek için 50 sorudan en az 35 tanesi doğru olması gerekir. Her soru 2 ile çarpılır. 35*2=70 puan. Sınavı geçecek olan adaylar “direksiyon sınavı”na girmektedir.
Sonuçlar ne zaman açıklanır?
Milli Eğitim Bakanlığı sınav sonuçlarını, sınavdan iki hafta sonra açıklamaktadır. 8 Ekim 2016 tarihinde olan sınav 21-22-23-24 Ekim tarihlerinde açıklayabilir. 22-23 Ekim hafta sonu olduğu için sınav sonuçları 21 Ekim veya 24 Ekim 2016 tarihinde açıklanma durumu vardır
Direksiyon sınavında yapılması gerekenler nelerdir?
Direksiyon sınav ücreti ödendikten sonra, ehliyet kursundaki hocalar adaylara direksiyon dersi vermektedir. Sınavda yapılması gerekenler neler olması gerekir:
- Heyecan olmamalı
- Direksiyon hocasının sınav öncesi yapılması gerekenleri (koltuk ayarlama, ayna ayarlama, emniyet kemerini bağlama, motoru çalıştırmadan önce vitesi boşa alma, vs..) harfiyen yapılması gerekir.
- Adaya soru sorulmadığı müddetçe konuşmaması, gözünü yoldan ayırmaması gerekir
- Şerit değiştirme olduğunda, hangi şeride geçilecek ise o tarafa sinyal verilmeli ve yan aynadan bakarak yavaşça şerit değiştirmeli (Notu verecek olanların en hassas olduğu konu)
Direksiyon sınavına giren adayın arabada kalma süresi 35 dakika ise, o aday sınavı geçmiş demektir.
Milli Eğitim Bakanlığı 8 Ekim 2016 tarihinde ehliyet sınavını yaptıktan sonra sınava giren ehliyet sınav sonuçlarının açıklanmasını bekliyor. Adayın ehliyet alabilmesi için “Trafik, motor, ilkyardım, trafik adabı, göstergeler ve direksiyon” konularını öğrenmesi ve o konulardan geçmesi gerekiyor. Toplam 50 soru sorulmaktadır. İlkyardım 12, Trafik ve Çevre: 23, Araç Tekniği: 9, Trafik Adabı: 6. Sınav toplam 60 dakikadır. ÖSYM sistemi Motorlu taşıtlar sınavında geçerli değildir, yanlış yapılan sorular doğru yapılan soruları götürmez. Sınavı geçmek için 50 sorudan en az 35 tanesi doğru olması gerekir. Her soru 2 ile çarpılır. 35*2=70 puan. Sınavı geçecek olan adaylar “direksiyon sınavı”na girmektedir.
Sonuçlar ne zaman açıklanır?
Milli Eğitim Bakanlığı sınav sonuçlarını, sınavdan iki hafta sonra açıklamaktadır. 8 Ekim 2016 tarihinde olan sınav 21-22-23-24 Ekim tarihlerinde açıklayabilir. 22-23 Ekim hafta sonu olduğu için sınav sonuçları 21 Ekim veya 24 Ekim 2016 tarihinde açıklanma durumu vardır
Direksiyon sınavında yapılması gerekenler nelerdir?
Direksiyon sınav ücreti ödendikten sonra, ehliyet kursundaki hocalar adaylara direksiyon dersi vermektedir. Sınavda yapılması gerekenler neler olması gerekir:
- Heyecan olmamalı
- Direksiyon hocasının sınav öncesi yapılması gerekenleri (koltuk ayarlama, ayna ayarlama, emniyet kemerini bağlama, motoru çalıştırmadan önce vitesi boşa alma, vs..) harfiyen yapılması gerekir.
- Adaya soru sorulmadığı müddetçe konuşmaması, gözünü yoldan ayırmaması gerekir
- Şerit değiştirme olduğunda, hangi şeride geçilecek ise o tarafa sinyal verilmeli ve yan aynadan bakarak yavaşça şerit değiştirmeli (Notu verecek olanların en hassas olduğu konu)
Direksiyon sınavına giren adayın arabada kalma süresi 35 dakika ise, o aday sınavı geçmiş demektir.
19 Ekim 2016 Çarşamba
2017 sınav takvimi açıklandı
ÖSYM, '2017 Yılı Sınav ve Sonuç Açıklama Takvimi'ni yayımladı.
Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından 2017 yılında uygulanacak sınavlara ilişkin ‘2017 Yılı Sınav ve Sonuç Açıklama Takvimi’ ÖSYM'nin internet adresinde yayımlandı.
ÖSYM, 2017 yılında uygulanacak sınavlara ilişkin 2017 Yılı Sınav ve Sonuç Açıklama Takvimini internet sitesinde duyurdu.
Takvime göre, 2017 yılının ilk sınavı 21 Ocak'ta yapılacak olan e-YDS 2017/1 Sınavı olacak.
2017 yılında üniversite adayları 12 Mart 2017 tarihinde Yükseköğretime Geçiş Sınavında (YGS) ter dökecek.
YGS'ye giren adaylardan taban baraj puanı olan 180'i alan adayların başvuruda bulunabildiği Lisans Yerleştirme Sınavları ise 10 Haziran'da yapılacak olan LYS4 (Sosyal Bilimler) ile başlayacak.
Ardından LYS1 (Matematik) 11 Haziran 2017,
LYS2 (Fen Bilimleri) ve LYS5 (Yabancı Dil) 17 Haziran 2017,
LYS3 (Edebiyat-Coğrafya) ise 18 Haziran 2017 tarihinde uygulanacak.
2017 Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) A Grubu ve Öğretmenlik (Genel Yetenek-Genel Kültür, Eğitim Bilimleri) 21 Mayıs 2017,
2017-KPSS A Grubu ve Öğretmenlik (Alan Bilgisi) 28 Mayıs 2017,
2017-KPSS Öğretmenlik Alan Bilgisi (ÖABT) 16 Temmuz 2017 tarihinde yapılacak.
ÖSYM tarafından uygulanacak sınavlara ilişkin ‘2017 Yılı Sınav ve Sonuç Açıklama Takvimi’ne http://dokuman.osym.gov.tr/pdfdokuman/2016/GENEL/2017SinavTakvimi18102016.pdf adresinden ulaşılabilecek.
Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından 2017 yılında uygulanacak sınavlara ilişkin ‘2017 Yılı Sınav ve Sonuç Açıklama Takvimi’ ÖSYM'nin internet adresinde yayımlandı.
ÖSYM, 2017 yılında uygulanacak sınavlara ilişkin 2017 Yılı Sınav ve Sonuç Açıklama Takvimini internet sitesinde duyurdu.
Takvime göre, 2017 yılının ilk sınavı 21 Ocak'ta yapılacak olan e-YDS 2017/1 Sınavı olacak.
2017 yılında üniversite adayları 12 Mart 2017 tarihinde Yükseköğretime Geçiş Sınavında (YGS) ter dökecek.
YGS'ye giren adaylardan taban baraj puanı olan 180'i alan adayların başvuruda bulunabildiği Lisans Yerleştirme Sınavları ise 10 Haziran'da yapılacak olan LYS4 (Sosyal Bilimler) ile başlayacak.
Ardından LYS1 (Matematik) 11 Haziran 2017,
LYS2 (Fen Bilimleri) ve LYS5 (Yabancı Dil) 17 Haziran 2017,
LYS3 (Edebiyat-Coğrafya) ise 18 Haziran 2017 tarihinde uygulanacak.
2017 Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) A Grubu ve Öğretmenlik (Genel Yetenek-Genel Kültür, Eğitim Bilimleri) 21 Mayıs 2017,
2017-KPSS A Grubu ve Öğretmenlik (Alan Bilgisi) 28 Mayıs 2017,
2017-KPSS Öğretmenlik Alan Bilgisi (ÖABT) 16 Temmuz 2017 tarihinde yapılacak.
ÖSYM tarafından uygulanacak sınavlara ilişkin ‘2017 Yılı Sınav ve Sonuç Açıklama Takvimi’ne http://dokuman.osym.gov.tr/pdfdokuman/2016/GENEL/2017SinavTakvimi18102016.pdf adresinden ulaşılabilecek.
18 Ekim 2016 Salı
KPSS Önlisans sınav soruları | ÖSYM yayınladı
Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), 16 Ekim 2016 tarihinde yaptığı Kamu Personeli Seçme Sınavı önlisans sınav sorularını kendi sitesinden yayınladı. Sınava giren memur adayları, soruları görerek ne kadar doğru ve ne kadar yanlış yaptıklarını görebilir, puanlarını hesaplayabilirler. Unutulmaması gereken durum ise: Standart sapma.
KPSS önlisans sınav soruları ÖSYM tarafından yayınlandı. Pazar günü sınava giren öğrenciler, en çok tarih bölümünde zorlandılar. Öncüllü sorularıyla bilinen tarih sorularında öncüllü sorulardan sadece 5 tane çıkmasından ötürü sınava girenler tarihin zor geçtiğini açıkladılar. Öncüllü soruların coğrafya bölümünde daha çok gözüktüğü görüldü. Memur olmak için bir yıl boyunca çalışan önlisans mezunları 16 Ekim’den sonra heyecanlı ve stresli bekleyişi başladı. Sonuçların ne zaman açıklanacağı tam belli olmasa da ÖSYM’nin sınav takvimine bakıldığında sonuçlar iki hafta içerisinde açıklanabilir. Sonuçlar açıklanır açıklanmaz, içeriğimizde görülecektir
PUAN NASIL HESAPLANIR? (STANDART SAPMAYA DİKKAT)
KPSS puan hesaplamasında öngörülen bir puan sistemi mevcuttur. Klasik olarak 0.5 x (Genel kültür + genel yetenek neti) + 40 ile -+5 puan farkla ortalama puan belli olmaktadır. Genel Kültürten ve genel yetenekten doğru ve yanlış soruların oranında net belli olmaktadır ve net üzerinden 0.5 ile çarpma işlemi yapılır. Önemli olan ise standart sapma puanı. Bir sorunun ne kadar doğru veya ne kadar yanlış yapıldığına dair soruların standart sapma puanı belli olmaktadır. Özellikle tarih sorularında bu sıklıkla gözükmektedir.
MEMUR ALIMI NASIL GERÇEKLEŞECEK?
Adayın puanı belli olduktan sonra, kurumların açacağı personel alımı ilanı üzerinden koşullar belli olacaktır. O koşullar üzerinden alımlar gerçekleşecektir. Her kurum taban alt puanını kendisi belirler. Standart en düşük KPSS puanı 70 olarak bilinmektedir.
Önemli not: Terör örgütü ile bağlantısı belli olan ve şüpheli olan kişilerin puanlarına bakılmaksızın alımlar gerçekleşmeyecektir.
Önemli not2: ÖSYM tarafından yayınlanan sorular, hiçbir yerde basılamaz ve çoğaltılamaz.
KPSS önlisans sınav soruları ÖSYM tarafından yayınlandı. Pazar günü sınava giren öğrenciler, en çok tarih bölümünde zorlandılar. Öncüllü sorularıyla bilinen tarih sorularında öncüllü sorulardan sadece 5 tane çıkmasından ötürü sınava girenler tarihin zor geçtiğini açıkladılar. Öncüllü soruların coğrafya bölümünde daha çok gözüktüğü görüldü. Memur olmak için bir yıl boyunca çalışan önlisans mezunları 16 Ekim’den sonra heyecanlı ve stresli bekleyişi başladı. Sonuçların ne zaman açıklanacağı tam belli olmasa da ÖSYM’nin sınav takvimine bakıldığında sonuçlar iki hafta içerisinde açıklanabilir. Sonuçlar açıklanır açıklanmaz, içeriğimizde görülecektir
PUAN NASIL HESAPLANIR? (STANDART SAPMAYA DİKKAT)
KPSS puan hesaplamasında öngörülen bir puan sistemi mevcuttur. Klasik olarak 0.5 x (Genel kültür + genel yetenek neti) + 40 ile -+5 puan farkla ortalama puan belli olmaktadır. Genel Kültürten ve genel yetenekten doğru ve yanlış soruların oranında net belli olmaktadır ve net üzerinden 0.5 ile çarpma işlemi yapılır. Önemli olan ise standart sapma puanı. Bir sorunun ne kadar doğru veya ne kadar yanlış yapıldığına dair soruların standart sapma puanı belli olmaktadır. Özellikle tarih sorularında bu sıklıkla gözükmektedir.
MEMUR ALIMI NASIL GERÇEKLEŞECEK?
Adayın puanı belli olduktan sonra, kurumların açacağı personel alımı ilanı üzerinden koşullar belli olacaktır. O koşullar üzerinden alımlar gerçekleşecektir. Her kurum taban alt puanını kendisi belirler. Standart en düşük KPSS puanı 70 olarak bilinmektedir.
Önemli not: Terör örgütü ile bağlantısı belli olan ve şüpheli olan kişilerin puanlarına bakılmaksızın alımlar gerçekleşmeyecektir.
Önemli not2: ÖSYM tarafından yayınlanan sorular, hiçbir yerde basılamaz ve çoğaltılamaz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















