12 Ekim 2015 Pazartesi

Ahmet Ümit’in önerdiği 10 kitap

Babil.com, Ahmet Ümit'in önerdiği 10 kitaba yer verdi.

1.Cumartesi Yalnızlığı
 
2.Sonrası Kalır
 
3.Mahalle Kahvesi
 
4.Yer Demir Gök Bakır
 
5.Memleketimden İnsan Manzaraları
 
6.Huzur
 
7.Suç ve Ceza
 
8.Anna Karenina
 
9.Don Kişot
 
10.Gargantua

En iyiler Boğaziçi'nde!

LYS 2015 sınav sonuçlarına göre Boğaziçi Üniversitesi en iyi öğrencilerin tercihi olmaya devam ediyor.

Sınav sonuçlarına göre ilk 100 öğrenciden 47’si Boğaziçi Üniversitesi’ni tercih etti.Boğaziçi Üniversitesi’nin tüm bölümleri devlet üniversiteleri arasında en yüksek taban puana sahip oldu.
2015 LYS sonuçlarına göre Dil puanı haricinde (dil puanı sıralamalarına dair istatistikler henüz mevcut değildir) ilk 100 sıralamasında yer alan öğrencilerden 47’si, ilk 250 sıralamasında yer alan öğrencilerden 122’si, ilk 500 sıralamasında yer alan öğrencilerden 252’si, ilk 1000 sıralamasında yer alan öğrencilerden 469’u olmak üzere bu yıl Boğaziçi Üniversitesi’ne 1891 öğrenci yerleşti. 
2014 yılında Dil puanı haricinde Boğaziçi Üniversitesi ilk 1000’de yer alan 428 öğrencinin tercihi olurken 2015 yılında bu sayı 469’a yükseldi. 
MF puan türünde ilk 1000’de yer alan her 3 öğrenciden birinin Boğaziçi Üniversitesi’ni tercih ettiği görülürken, Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü MF4 puan türünde 373 puan ile en yüksek taban puan başarı sıralamasına sahip oldu. Bilgisayar Mühendisliği Bölümü ise858, Endüstri Mühendisliği Bölümü 647 Türkiye başarı sıralaması ile kapandı.
2015 LYS sonuçlarına göredevlet ve vakıf üniversiteleri arasında 33 bölümünün 23’ü taban puan sıralamasında birinci sırada yer alan Boğaziçi Üniversitesi’nin tüm bölümleri devlet üniversiteleri arasında en yüksek taban puana sahip.
En başarılı öğrencilerin Boğaziçi Üniversitesi tercihi artış gösteriyor:


11 Ekim 2015 Pazar

Öğretmenlik sınavı bugün yapılacak

Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü, bugün Asli Öğretmenliğe Geçiş Sınavı düzenliyor.

Türkiye genelinde düzenlenecek sınav saat 10.00’da başlayacak. Sınava 35 bin 562 aday öğretmen girecek. Bugün ayrıca Ankara’da açıköğretim lisesinden mezun olamayan ancak herhangi bir üniversite programına yerleşen öğrenciler için de ek sınav yapılacak.

9 Ekim 2015 Cuma

2016 YGS tarihi belli oldu

Öğrencilerin merakla beklediği 2016 YGS tarihi bugün ÖSYM tarafından duyuruldu.Öğrenciler bu sene Yükseköğretime Geçiş Sınavı'na 13.03.2016 tarihinde girecekler.

Bugün saat 12:05'ten itibaren ÖSYM tarafından yayınlanan 2016 yılı Sınav ve Sonuç Açıklama Takviminde YGS başvuru tarihleri 06.01.2016-20.01.2016 arasında,sınav tarihi 13.03.2016 olarak yayınlandı.Yükseköğretime Geçiş Sınavı'nın  sonuçları  açıklama tarihi 25.03.2016 olarak belirlendi.
YGS dışında 2016 yılında ÖSYM tarafından uygulanacak olan sınavlara ilişkin takvimi http://www.osym.gov.tr/belge/1-23724/2016-sinav-takvimi.html internet adresinden öğrenebilirsiniz 

Tüm okullar tam gün eğitime geçiyor

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, yeni dönemde tüm okulların tam gün eğitime geçeceğini belirtti.


Bakan Avcı, Edirne'de 32 derslikli Akmercan Anadolu İmam Hatip Lisesi'nin açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin son 10 yılda kapsamı gittikçe genişleyen bir sessiz devrim yaşadığını söyledi.
Son haftalarda sadece milli eğitim alanında yapılanların dahi sessiz devrimi anlatması açısından yeteceğini ifade eden Bakan Avcı, şunları kaydetti: "Türkiye 10 yıldır kapsamını gittikçe genişleten sessiz devrim yaşıyor. Sadece son haftada yaşadıklarımı kısaca size özetleyeyim. Bir hafta önce Eskişehir'de Şehir Hastanesi'nin temelini attik. Dün Eskişehir'de Milli Eğitim Bakanlığı olarak dünyanın en büyük eğitim portalının eğitim ve bilişim ağının 2. versiyonunu hizmete sunduk. Eğitim Bilişim Ağı öğrencilerimizin her türlü okul dışı destek ihtiyacını karşılayabileceği, yani kestirmeden söylersek dershane soygununa, yardımcı kitap adı altında bandrolsüz kitap soygununa son vermek üzere fevkalade yararlı eğitim ve bilişim ağıdır. Öğrenciler istediği konuda, yüzbinlerce eğitim malzemesini bulabiliyor. Bu sabah İstanbul Sanayi Odası ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız ile teknik eğitime ilişkin ilgili protokol imzaladık."
Milli Eğitim Bakanlığı olarak eğitimi hem muhteva hem de fiziki olarak güçlendirmeye devam ettiklerini anlatan Bakan Avcı, "Her gün yeni yeni kurumlar eğitim camiamıza katılıyor. Son 13 yıldır her alanda elde edilen kazanımları eğitimimize de yansıtmaya devam ediyoruz. Önümüzdeki yıllarda, başlattığımız sessiz devrim hızını artırarak devam edecek. Yeni dönemde bütün okullarımız tam gün eğitime geçecek. Bu da yeni okullar, yeni açılışlar demek. Bugün yaşadığımız açılış coşkusunu ülkemizin her yöresinde yaşatmaya devam edeceğiz" diye konuştu.

8 Ekim 2015 Perşembe

Atama sistemi sil baştan

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), öğretmen atama sistemini sil baştan yeniledi. Bundan böyle ataması yapılan öğretmen üç ay kıdemli öğretmen yanında staj yapacak. Öğretmenler, daha önce ataması yapılır yapılmaz atandığı okulda göreve başlıyordu. İlk uygulama Şubat 2016 ataması ile başlayacak.

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Eskişehir’de eğitim muhabirlerine önemli açıklamalarda bulundu. Şubat ayında öğretmen atamasını yapacaklarını açıklayan Avcı, “Elimizde 10 bin kadro var. Biz Şubat ayında 10 binden fazla öğretmen ataması yapmak istiyoruz. Ayrıca sistemi de değiştiriyoruz. Şubat’ta ataması yapılanlar yaz dönemine kadar 3 ay boyunca kıdemli bir öğretmenin yanında staj yapacak. Yaz döneminde ise hizmet içi eğitim aldıktan sonra görevine başlayabilecekler” dedi.

EMEĞE VERİLEN DEĞER

Fatih Projesi kapsamında Türkiye genelinde 291 bin 910 etkileşimli tahta kurulduğunu anlatan Bakan Avcı, “1 milyon 437 bin 800 tablet de öğrenciyle buluştu. Öğrencinin gayretini çabasını boşa harcamıyoruz. EBA üzerinden her öğrenci ve öğretmenin neyle ne kadar meşgul olduğunu da görmek istiyoruz. Öğrenci bazen bir problemi çözemez ama öğrenmeye çalışır. O yüzden bu içerikler üzerinden çalışmalarında öğrencinin ne kadar çalıştığını, verilen emeğe değer verildiğini değerlendirmeye çalışacağız” diye konuştu.

YARDIMCI DERS KİTABI ALIN DAYATMASI SON BULACAK
Okullara yardımcı ders kitabı konusunda genelge gönderdiklerini belirten Bakan Avcı şöyle devam etti: 
“Hiçbir öğretmenimiz bu yardımcı ders kitabını alın dayatmasında bulunamayacak ve para toplatamayacak. EBA’da yardımcı kitap vurgununa son vermiş olacak. Öğrenci kaçırdığı, anlamadığı ya da başka bir öğretmenden dinlemek istediği konulara sistemden ulaşabilecek. Böylece yardımcı ders materyallerinin kullanımına gerek kalmayacak. Yeni EBA ile Bakanlık olarak korsan ders materyallerinin başına çöktük. Okullarda açılan ücretsiz kurslara da 3 milyon 500 bin öğrenci başvurdu.”

EBA’DAN DA ÖDÜL KAZANAN ÖĞRENCİLERİMİZ ÇIKAR
Nobel Ödülü alan Prof. Dr. Aziz Sancar’ı da tebrik eden Bakan Avcı, “İnşallah ileride Türk vatandaşı olan bir bilim insanı da Nobel Ödülü’ne layık görülür. EBA’dan yararlanan öğrencilerimiz arasından da inşallah bu ödülü kazanmaya hak kazanan öğrencilerimiz çıkar” dedi. hürriyet.com.tr

5 Ekim 2015 Pazartesi

Yarın İstanbul’da okullar tatil mi?

Öğrencilerin çok merak ettiği bir konu var. 6 Ekim Salı günü İstanbul’un kurtuluşu nedeniyle tatil mi? İlkokul ve lise öğrencileri 6 Ekim 2015 tarihinde okula gidecek mi? Merak edilen sorunun yanıtını İstanbul Valiliği'nin açıklaması verecek.

6 Ekim Salı 2015 tarihinde İstanbul’da okullar tatil mi? Bu yıl Bayram tatilinin birleştirilmesiyle birlikte okullar 28 Eylül’de başlamıştı. Aradan kısa bir süre geçmesine rağmen öğrencilerin aklına yeni bir tatil sorusu geldi. 6 Ekim Salı günü İstanbul’da okullar tatil edilecek mi?
Murat Kazanasmaz, Twitter hesabından okulların yarın tatil edildiğini açıkladı. İstanbul Valiliği'nden ise konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Valiliğin önümüzdeki saatlerde açıklama yapması bekleniyor.
6 Ekim'in önemi
6 Ekim İstanbul’un düşman işgalinden kurtuluşu… İtilaf devletlerinin İstanbul'u işgallerinin, 6 Ekim 1923'te ise Şükrü Naili Paşa komutasındaki 3. Kolordu'nun resmen sonlandırmasının ardından her yılın 6 Ekim’i böylece İstanbul'un kurtuluş günü olarak belirlendi ve kutlanmaya başlandı.
İstanbul'un kurtuluşu
İtilaf Devletleri donanmaları 30 Ekim 1918'de imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması'na dayanarak 13 Kasım 1918'de Haydarpaşa önlerine demirleyip İstanbul'a girdiler. Fiilen gerçekleşmiş olan işgal, 16 Mart 1920 tarihinde resmi işgale dönüştü.
Türk Ordusu'nun İzmir'e girmesinden sonra Fahrettin Paşa komutasındaki 5. Süvari Kolordusu İtilaf Devletleri kontrolündeki tarafsız bölgeye doğru ilerlemeye başladı. Bunun üzerine Müttefik kuvvetlerde bulunan Fransız ve İtalyan birlikleri derhal geri çekildi. Çanakkale'de bulunan İngiliz birlikleri General Harrington'un emriyle savunma pozisyonu aldı.
İngiltere, TBMM hükümetiyle anlaşma yolları aramaya başladı. Ankara hükûmeti İstanbul ve Çanakkale boğazlarının denetimini istedi. İngiltere başbakanı Lloyd George'un bu istekleri reddetti. Birliklere savaş pozisyonu alması emrini verdi.Fakat Harrington ateş açılmaması emrini verdi. Türk birlikleri, İngiliz direnişi ile karşılaşmadan tarafsız bölgeye girerek Çanakkale Boğazı'na doğru ilerlemeye başladı. Türklerle savaşılmasını istemeyen Winston Churchill'in başını çektiği bir grup bakan istifa etti.
Diğer taraftan İzmir'in Kurtuluşu'ndan sonra Damat Ferit Paşa 21 Eylül 1922'de ülkeden kaçtı. Mudanya Mütarekesi gereği Trakya topraklarının teslimi yapılırken Türkiye'yi temsil edecek kişi olarak Mustafa Kemal Paşa'nın isteği ile Refet Paşa; İstanbul komutanı olarak da Milli Müdafaa Umumi Katibi Selahattin Adil Paşa görevlendirildi.
Refet Paşa, 19 Ekim tarihinde TBMM Muhafız Grubu'ndan 100 kişilik bir kuvvetle Gülnihal vapuru ile Mudanya'dan ayrılıp İstanbul'a geldi. Ardından "İstanbul Komutanı" sıfatıyla Selahattin Adil Paşa, 81. Alay ile İstanbul'a geldi. Refet Paşa ve Selahattin Adil Paşa'nın İstanbul'a gelmesine rağmen işgal sonlanmadı. Çünkü mütarekeye göre işgal kuvvetleri barış antlaşması imzalanmasından hemen sonra İstanbul'u boşaltacaktı.

24 Temmuz 1923 tarihinde Lozan Barış Antlaşması'ndan sonra 23 Ağustos 1923’ten itibaren İtilaf kuvvetleri İstanbul'dan ayrılmaya başladı. Son İtilaf birliği ise 4 Ekim 1923 günü Dolmabahçe Sarayı önünde düzenlenen bir törenle Türk bayrağı'nı selamlayarak şehri terk ettiler. 6 Ekim 1923'te ise Şükrü Naili Paşa komutasındaki 3. Kolordu İstanbul'a girdi ve işgal resmen sonlandı. İşgal 4 yıl 10 ay 23 gün sürdü. Her yılın 6 Ekim’i böylece İstanbul'un kurtuluş günü olarak belirlendi ve kutlanmaya başlandı.

1 Ekim 2015 Perşembe

Liste sürprizi...

Yükseköğretim derecelendirme kuruluşu The Times Higher Education (THE), 2015-2016 Dünya Üniversiteleri Sıralaması’nı yayımladı. Değerlendirme kriterlerinin değişmesiyle ODTÜ, Boğaziçi ve İTÜ, geçen yıla kıyasla büyük düşüş yaşadı. Koç Üniversitesi ise 251-300 sıra bandında yer aldı.

İngiltere’nin başkenti Londra merkezli yükseköğretim derecelendirme kuruluşu The Times Higher Education (THE), ‘2015-2016 Dünya Üniversiteleri Sıralaması’nı açıkladı. Ancak bu sene değerlendirmede yapılan değişiklikler nedeniyle Türk üniversiteleri büyük bir düşüş yaşadı.

ODTÜ 500’LERE GERİLEDİ

Geçen yılki sıralamada 85’inci olarak ilk 100’e giren ve Türkiye’nin en iyisi olarak nitelendirilen Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), bu yıl 400 basamak inerek 501-600 sıra bandına geriledi. Boğaziçi Üniversitesi 139’uncuyken 501-600; İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) de 165’inciyken 501-600 sıra badına kadar düştü. En iyi dereceyi 251-300 sıra bandı ile Koç Üniversitesi yakaladı. Onu, 351-400 sıra bandındaki Bilkent ve Sabancı üniversiteleri takip etti.

‘TÜRKİYE İÇİN ÜZGÜNÜM’

THE’nın başeditörü Phil Baty, Türkiye’nin sıralamadaki yerini şöyle değerlendirdi: “Bu kötü haber için üzgünüm. Türkiye’de bazı üniversiteler özellikle fizik alanında yapılan deneylerdeki varlıkları ile konumlarını yükseltiyordu. Bu sene bu tarz makalelerin etkisi sınırlandı. Bu, buradan gelen artı puanların kaybına yol açtı.”

- THE, geçen yıllarda olduğu gibi üniversiteleri araştırma etkisi, uluslararası görünürlük, endüstri bağlantıları, öğretim kalitesi kriterlerine göre sıraladı. Ancak Türkiye’deki üniversitelerin bu yıl büyük sıra kayıpları yaşamasına neden olan değişiklikler şöyle sıralandı:
- THE sıralamayı 400’den 800’e çıkardı. Mısır, Fas, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri gibi 70 ülke ilk defa listeye dahil edildi.

- Üniversitelerin makale sayısı ve atıf oranlarının yer aldığı veri tabanı ‘Web of Science’ yerine, Türk üniversitelerinin verilerinin daha kısıtlı olduğu ‘Scopus’ veri tabanına geçildi.

- Özellikle çok sayıda ortak imzaya sahip makalelerin etkisi düşürüldü. Bu da CERN gibi büyük bilimsel oluşumlarda yer alan ODTÜ, İTÜ ve Boğaziçi Üniversitesi’nin sıralamasını olumsuz yönde etkiledi.

Bizim yerimiz ilk 200 olmalı

Prof. Dr. Taner Bilgiç (Boğaziçi Üniversitesi Rektör Danışmanı): “Kriterler ve ağırlıklar farklılaşmasa da, bunların nasıl ölçüldüğü sıralamaları savurabiliyor. Yeniden yükseleceğiz. Bizim yerimiz ilk 200.”

Adı aynı ama sıralama farklı

Prof. Dr. Ahmet Acar (ODTÜ Rektörü): “Kullanılan yöntem ve verilerde yapılan önemli değişiklikler, üniversite sıralamalarında beklenmeyen sonuçlara neden oldu. THE, adı aynı kalmakla birlikte farklı bir sıralamaya dönüştü.”

Teknik farklı kulvarda yer almalı

Prof. Dr. Mehmet Karaca (İTÜ Rektörü): “İTÜ, teknik bir üniversite olması ve sosyal bölümlerinin azlığı nedeniyle farklı bir kulvarda değerlendirilmeli. Zira sosyali fazla olan okullar, karma sıralamalda değerlendirme kriterlerinin daha çoğuna cevap verebiliyor.”


Dünya ilk 10’u da değişti

İLK 10’da yer alan üniversitelerin de sırası değişti. İlk sırada geçen seneki konumunu koruyan ABD’den California Teknoloji Enstitüsü yer alırken, ikinci Oxford Üniversitesi, üçüncü ise Stanford Üniversitesi oldu. Geçen yıl ikinci sırada yer alan Harvard Üniversitesi bu sene 6’ncılığa geriledi.


29 Eylül 2015 Salı

Açık öğretim liseliler daha mı başarılı?

Özel Öğretim Kurumları Federasyonu (ÖZFED) Genel Başkanı Halil Çil “Evinde kendi imkânlarıyla ders çalışan açık öğretim liseliler, üniversite giriş sınavlarında dini ve mesleki lise öğrencilerinden daha başarılı” dedi

ÖZFED Genel Başkanı Halil Çil,  çıkardığı ‘Oku’ adlı kitabında eğitim sistemini sorguladı ve eksiklikleri gözler önüne serdi. Eğitim kalitesinin artması için Milli Eğitim Bakanlığı’na önerilerde de bulunan Çil, öğrencilerin durumunu ‘rezalet’ olarak niteleyerek, “Açık öğretim lisesine giden öğrenciler, üniversite sınavlarında dini ve mesleki liselere giden öğrencilerden iki kat daha başarılı” iddiasında bulundu.

Asayiş olaylarında Türkiye’nin yüzde 400 artışla Meksika’nın önüne geçtiğini kaydeden Çil, “Kişi başına düşen polis sayısında dünya dokuzuncusuyuz. Eğitime para harcamamaya, sistemi düzeltmemeye devam edersek binlerce polise maaş vermeye devam ederiz” dedi.

9 NETLE ÖĞRETMEN OLUYORLAR 

Amasya Üniversitesi Fen Bilgisi Öğretmenliği Bölümü’ne 2015 yılında en düşük 223 puanla girildiğine dikkat çeken Çil, öğrencilerin 90 sorudan oluşan fen bilimleri bölümünde toplamda 9 soru çözmesinin yani soruların yüzde 90’ını çözmemesinin ileride Fen Bilgisi öğretmeni olmak için yeterli olduğunu vurguladı. Okullardaki merdiven genişliği ölçüsünün son bir yılda Özel Öğretim Genel Müdürlüğü tarafından tam 4 kez değiştirildiğini kaydeden Çil, oysa eleştirilmesi gerekenin 90 soruda 9 net yapan öğrencinin öğretmen olabilmesi olduğunu belirtti.

BAŞARISIZLIKTA EN İSİTKRARLI ÜLKEYİZ

“Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı” olan PISA sınavlarında Türkiye’nin en istikrarlı ülke olduğunu bunu da her yıl sondan 2’nci olarak kanıtladığını söyleyen Çil, eğitimdeki kara tabloyu şöyle özetledi: “65 ayrı ülkeden 510 bin öğrencinin katılımıyla yapılan PISA sınavlarında matematik ve fen alanlarında Türkiye Avrupa’nın sondan ikincisi oldu. 40 yıl İngilizce eğitimi verip öğretemeyen tek ülkeyiz. Türkiye, İngilizce eğitiminde dünya 116’ncısı. Bu sene YGS’ye giren öğrenciler Fen Bilimleri alanında ortalama sadece 4 soruyu doğru çözebildi.  1 milyon 100 bin öğrenci bir tane bile fen bilimleri sorusu çözemedi.”

ÖĞRENCİLERİN DURUMU REZALET 

“40 matematik sorusundan sekizi ilkokul 3 ya da 4’üncü sınıf düzeyinde olduğu halde, sadece 5 soruya doğru yanıt verilebildi. Haftada en az 5 saat Türkçe dersi alan çocuklar, 40 Türkçe sorusundan ortalamada 16 net yapabildi. Öğrencilerin durumu kötünün de ötesinde rezalet. Dünyada öğrenci başına ayrılan eğitim tutarı 6 bin 500 dolarken, bu ortalama Türkiye’de 2 bin 730 dolarda kaldığı sürece çok da hayal kurmamak gerekir.”

AÇIK ÖĞRETİM LİSESİ DAHA BAŞARILI

Açık öğretim lisesinde 1 milyon 300 bin çocuğun eğitim gördüğüne dikkat çeken Çil, rakamlara göre her 3 çocuktan birinin lisede okula gidemediğini vurguladı. Çil vurucu bir iddiaya da imza atarak, “Yüksek Öğretime Geçiş Sınavı’nda (YGS) sçık öğretim lisesi mezunlarının başarısı dini ve mesleki lise mezunlarının başarısından 2 kat fazla. Bugün eğitim sistemimiz öyle bir haldedir ki milyarlarca lira harcanan mesleki ve dini liselerdeki öğrencilerin başarısını evinde kendi kendine ders çalışan çocuklar geçmiştir” dedi.

MAAŞ İKRAMİYESİ VERİLSİN

Mevcut devlet okullarında başarılı, kendisini geliştiren öğretmen ve yöneticilere maaş ikramiyesi verilmesini öneren Çil, çalışan, başarılı öğretmenle çalışmayan öğretmen arasında maaş farklılığı olmamasını eleştirdi.  Erzurum’daki bir köy okulunun öğretmeninin ve öğrencisinin Ankara’dan yayınlanan genelge ve yönetmeliklerle yönetilmesinin doğru olmadığının altını çizen Çil, “Başarılı olsun veya olmasın aynı maaşı alan, aynı siyasi görüşü paylaşmadığı için müdürlük yapamayan öğretmenler ve rehberlik yerine cezalandırma üzerine kurulu sistem ülkemize zarar veriyor. Başarının değil de düzene, yönetmeliklere uyup uymamanın değerlendirildiği eğitim modeli artık bırakılmalı” diye konuştu.

VALİLERE “OKUL BÜYÜĞÜ” ÖNERİSİ 

İllerde valiler tarafından geçmişleri ve itibarları bir okula sponsor olmaya müsait kişi ya da şirketlere bir okula sponsor olarak ‘Okul büyüğü’, ‘Okul abisi’ unvanları verilmesi önerisi sunan Çil, “Okul büyüğü olan ve bir okula 3 yıl boyunca destek vermiş kişi ya da kurumlara havaalanlarının VIP terminallerini kullanma, yeşil pasaport elde etme hakkıyla beraber devlet valilik protokolünde yer edinme ve 65 yaşını geçtikten sonra muhtaç duruma düştükleri takdirde sigortası olsun olmasın bakım garantisi ve öncelikli yararlanma hakkı sunulabilir. Bu sayede birçok kişi ya da kuruluşun öğrencilerin formasında ve okul tabelasında isimleri geçebilir ve prestij sağlayabilir. Bir yandan da eğitim gelişir” dedi.

BAŞARILI MÜDÜR DEĞİŞTİRİLMESİN

Okullarda yönetici liyakatinin başarılı olmaya değil, siyasi mevcut yapıya uyumlu olmaya dayalı olduğunu vurgulayan Çil, yapılacak basit bir düzenlemeyle Okul Aile Birliği’nin yüzde 51’inin kalmasını istediği ve yapılan ulusal sınavlarda ülke ortalamasını yakalamış okul müdürlerinin anayasaya muhalefet suçu işlemedikçe görevden alınmalarının engellenmesi gerektiğini belirtti.

Tuğçe YILDIZ/HÜRRİYET

28 Eylül 2015 Pazartesi

Ege Üniversitesi'nde turnikeli geçiş dönemi

Ege Üniversitesi'nde güvenlik tedbirleri kapsamında yerleşke girişlerine kartlı geçiş sağlayan turnikeler konuldu. Konu ile ilgili Ege Üniversitesi'nden Hurriyet.com.tr'ye yapılan açıklamada ise turnike sisteminin, veliler ve öğrencilerin talebi sonrası devyere alındığı öne sürüldü.

Alınan bilgiye göre, yerleşkeye girişlerin kontrol altına alınması amacıyla yerleştirilen turnikelerden öğrenci ya da personel kartı olanlar geçebilecek.

Uygulamanın ilk gününde kartsız öğrencilerin geçişine uyarı yapılarak izin verildi. Yeni kayıt yaptıranlar ise kart almaları için fakültelerin öğrenci işlerine yönlendirildi.
Henüz kart çıkartmayan üniversite personeli de güvenlik görevlilerinin kontrolünün ardından turnikeden geçirildi.
Öğrenci ya da personel olmayanlar ise güvenlik noktasında kimlik bilgileri kaydedildikten sonra yerleşkeye alındı.

EÜ Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümüne bu yıl kayıt olan Numan Ali Ünal, yerleşkeye ilk kez giriş yaptığını ifade ederek, "Öğrenci kartım var. Uygulamayı duymuştum. Sistemi beğendim. Çok güzel güvenlik açısından" diye konuştu.
BALBAY: SİLİVRİ'Yİ HATIRLATTICHP İzmir Milletvekili Ege Üniversitesi mezunu Mustafa Balbay da tepkisini şu sözlerle dile getirdi:
"1977-81 Ege Üniversitesi mezunuyum. Acıdır söylemesi ki üniversitede 5 öğrenci arkadaşımın cenazesine katıldım. Böyle dönemlerde bile rektörler ve üniversite yönetimi öğrencilere saygı duydular olabildiğince özgürlükçü davrandılar. Özgürlüklerin kısıtlanması değil terörün engellenmesiydi. Ama şimdi görüyoruz ki üniversiteye güvenlik kapısı gözüyle bakıyorlar. Bana Silivri'yi çağrıştırdı. Orada da insan unutulup güvenliğe bakmışlardı. Güvenliği sağlamak uğruna öğrencileri değersiz görüp özgürlükleri kısıtlayıp neredeyse bir cezaevi görüntüsü hakim kılmayı seçmişler. Üzüldüm umarım bir an önce bundan dönerler. Dünyada güvenliği ciddi tartışma olmuş üniversitelerin bile buna yanıtı cezaevine dönüştürmek olmamıştır."
hürriyet.com.tr

18 milyon öğrenci ders başı yaptı

Yaklaşık 18 milyon öğrenci ve 900 bin öğretmen, yeni eğitim-öğretim yılına bugün başladı.


2015-2016 eğitim-öğretim yılında açık öğretim öğrencileri dahil, örgün eğitimde resmi ve özel okullarda yaklaşık 18 milyon öğrenci ders başı yaptı.

Resmi ve özel okullarda yaklaşık 600 bin derslikte, yöneticiler de dahil olmak üzere 900 bin 794 öğretmen eğitim verecek.

Yaklaşık 1 milyon 136 bin öğrencinin ilkokul birinci sınıfa, yaklaşık 1 milyon 200 bin öğrenci de okul öncesi eğitim kurumlarında eğitime başladı.

Okul öncesi, ilkokul birinci sınıf, ortaokul ve imam hatip ortaokullarının beşinci sınıflarındaki öğrencilerin eğitim ve öğretime uyum programları da okulların açıldığı ilk hafta içinde eğitim öğretim süreciyle birlikte gerçekleştirilecek.

MEB'in çalışma takvimine göre, birinci kanaat dönemi 22 Ocak 2016 Cuma günü sona erecek. Yarı yıl tatili, 25 Ocak-5 Şubat 2016'da yapılacak. İkinci kanaat dönemi, 8 Şubat 2016 Pazartesi günü başlayacak ve 17 Haziran 2016 Cuma günü sona erecek. 2016-2017 eğitim ve öğretim yılı ise 19
Eylül 2016 Pazartesi günü başlayacak.

Bakanlık tarafından öğrenci ve mezunlar için ücretsiz açılacak destekleme ve yetiştirme kurslarına başvurular da 21 Eylül Pazartesi'den itibaren kabul edilmeye başladı. Başvurular, 2 Ekim'de sona erecek. Kurslar, 1.dönem, 2.dönem ve 3. dönem (yaz kursları) olmak üzere üç dönemde açılacak.

Kurslara, MEB'e bağlı resmi ve özel ortaokullar, imam-hatip ortaokulları, resmi ve özel ortaöğretim kurumları ve açıköğretim kurumlarına devam eden her sınıf seviyesindeki istekli öğrenciler ile mezun durumdaki kursiyerler başvurabilecek.

Kursa katılmak isteyen örgün eğitime devam eden öğrenciler, okul veya kurumlarından alacakları Eğitim Bilişim Ağı (EBA) şifresiyle, e-kurs modülü üzerinden veya bizzat kurs müdürlüğüne kurs açılan derslerle ilgili başvuru yapabilecek.

Açıköğretim öğrencileri, başvurularını örgün kurs merkezleri, kursiyerler ise halk eğitim merkezleri aracılığıyla yaygın eğitim kurs müdürlüklerine, bulundukları sınıf düzeyini gösterir belge veya diploma ile bizzat başvurarak yapacak.

27 Eylül 2015 Pazar

"Çocuğunuza kokulu silgi almayın"

Kokulu silgilerin anaokulu öğrencilerinde bağımlılık yaptığını söyleyen DÜBTAM Müdürü Prof. Dr. Hamdi Temel, öğrencilerin ders çalıştıktan sonra mutlaka ellerini yıkamaları gerektiğini vurguladı.

Dicle Üniversitesi Bilim ve Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (DÜBTAM) Müdürü Prof. Dr. Hamdi Temel, kırtasiye malzemelerinde kimyasal maddeler olduğunu belirterek veli ve öğretmenleri uyarıda bulundu.

Dicle Üniversitesi’nce, 2008’de temeli atılan ve yaklaşık bir yıl önce faaliyete başlayan DÜBTAM, anaokulu öğrencileri için kapsamlı bir araştırma yaptı. Dünyada sayılı üniversitelerde bulunan son teknoloji cihazlar kullanılarak, yapılan çalışma, kırtasiye malzemelerindeki tehlikeyi bir kez daha gözler önüne serdi.

Araştırmaya ilişkin açıklamalarda bulunan DÜBTAM Müdürü Prof. Dr. Hamdi Temel, kırtasiye malzemelerindeki kimyasallara dikkat çekti. Anaokulu öğrencilerinin 4-5 yaşlarında okula başladıklarını belirten Temel, hemen oyun hamurları, sulu boya ve plastik olan diğer ürünlerle tanıştıklarını kaydetti.

Öğrencilerin yaşlarının küçük olması nedeniyle bu tür kırtasiye ürünlerini ellerine aldıklarında ten veya ağız yoluyla kimyasalların vücutlarına geçtiğine işaret eden Temel, “Oyun hamurlarında ftalat dediğimiz yumuşatıcı kimyasallar, renklendirici azoboyarlar ve pigmentler ile ağır metaller vardır. Bunlar çok fazla kimyasal içermektedir. Çocuklar oynayıp, değişik şekiller yaptıktan sonra ellerini yıkamadan ağız yolu veya deriden içeriye geçer. Küçük yaşta bunlar eser oranında kimyasallar alınmaya başlanmaktadır. Vücuda çok büyük deformasyon yaptığını görüyoruz. Bu noktada bunlara çok dikkat edilmesi gerekiyor. Türkiye’deki tüm anaokullarında lavabo bulundurulmalıdır. Sabunları mevcut tutulmalıdır. Anaokulu öğretmenlerine çok büyük bir görev düşüyor” dedi.

“KOKULU SİLGİLER ALMAYIN”

Velilere, kokulu silgi ve kimyasal barındıran malzemeler almamalarını tavsiye eden Temel, “Koku burun ile temas edildiğinde çözüler kullanılır. Bu kullanılan çözüler de çok büyük zararlar verir. Tavsiyemiz kokulu silgiler başta olmak üzere birçok malzemeyi almamaları. Çocuk her gün bunu kokluyor ve o kokuya bağımlı oluyor” diye konuştu.

“FARKLI HASTALIKLARA NEDEN OLUYOR”

Makas veya kalem açacaklarının kaplamalarında da kimyasal nikeller kullanıldığını dile getiren Prof. Dr. Temel, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Muhakkak Türk Standartları Enstitüsü’ne (TSE) veya Avrupa standartlarına uygun olan ürünler tercih edilmelidir. Albenili dediğimiz çok şeylere merak sarmasınlar. Boya türevleri defterler ve kitaplarda yer alıyor. Elinizi sürttüğünüzde derinize boyaların yapıştığını görürsünüz. Bunlar bir süre sonra deriye işleyecektir. Vücutta değişik hastalıklara sebebiyet vermektedir. Çocuklarımız muhakkak bunlara dikkat etmelidir. Ders çalıştıktan sonra ellerini sabunla yıkamalıdır. Boya kalemleri ağızlarına götürmektedirler, veliler uyarmalıdır. Bu boyaların zehirli olduğunu belirtiyoruz.”

“EŞOFMAN ALIRKEN DE DİKKAT EDİN” 

Eşofmanların üzerindeki kalay minerallerine de değinen Temel, “Bunlar da büyük ciddi zararlara neden olabilir. Alışveriş yaparken muhakkak kaliteli veya markalı ürünler tercih edilmelidir. Çocukların ileride sağlıkları zarar görmesin” ifadelerini kullandı. ntv

Okula uyumu kolaylaştırmanın yolları

Milyonlarca öğrenci için ders zilinin çalmasına sayılı günler kaldı. Bazı ebeveynler, yaz döneminden okula geçiş sürecinde çocuğun uyum sorunu yaşamasından endişe ediyor ancak uzmanlara göre, bu süreci kolaylaştırmak için basit kurallara dikkat etmek yeterli.


Yaz tatilinde kah açık havada oynayıp eğlenen, güneşin denizin tadını çıkaran, kah istediği saatte yatıp beslenme kurallarına dikkat etmeyen çocuklar için artık günlük yaşantılarında disipline girme vakti geldi. 

Zira yaz özgürlüğü kısa bir süre sonra yerini ‘kurallar’ın kaçınılmaz olduğu eğitim-öğretim dönemine bırakacak. Örneğin uyku saatlerinden beslenme biçimine, arkadaşlarıyla geçirdikleri zamandan, televizyon izleme sürelerine kadar bazı şeyler değişeceğinden pek çok çocuğun keyfi kaçabilecek. Kimi ebeveynlerin bu zorlu sürecin sıkıntısını yaşadığını belirten Psikolog Yrd. Doç. Dr. Ferahim Yeşilyurt, şimdiden günlük hayatta yapılacak bazı düzenlemelerin okullar açıldığında çocuğu rahatlatacağını söylüyor. Yeşilyurt, okula uyumu kolaylaştırmanın yollarını şöyle anlatıyor:

UYKU DÜZENİNİ YERLEŞTİRİN

Bütün yaz çoğunlukla istedikleri saatte yatıp istedikleri saatte kalktılar. Hal böyle olunca uyku düzeni tamamen ortadan kalktı. Ama artık çeki-düzen verme vakti geldi. Bugünlerde çocuğunuzun fiziksel alışkanlıklarını değiştirmek hatta yeni düzene kademeli geçiş yapabilmek için yeterli süreniz var. Akşamları daha erken yatması sabahları daha erken uyanmasını kolaylaştıracağından birkaç gün içinde uyumu sağlamış olacaktır.
DERS TEKRARINI SAĞLAYIN

Okul kitaplarını yeniden raftan indirmenin tam zamanı. Bugünden itibaren kısa sürelerle de olsa geçen yıl gördüğü derslerle ilgili en az iki deneme sınavı çözmesini sağlayın. Bu denemelerde yaptığı yanlış soruları belirleyerek bilgi eksiklerini gidermesine yardımcı olun. Geçen dönemi teşekkür hatta takdir belgesiyle tamamlamış olsa da, derslerini yeniden gözden geçirmesine ikna edin.

SAĞLIK KONTROLÜNÜ İHMAL ETMEYİN

Çocuğunuz enerji ve keyfi yerinde görünebilir ama okul öncesi mutlaka fiziksel ve ruhsal sağlığını kontrol ettirin. Çocuk doktoru, göz doktoru, diş hekimi, işitme problemlerine karşı kulak-burun-boğaz uzmanına muayene ettirmek son derece önemli. Zira bazı göz hastalıkları sinsi ilerleyip hiç belirti vermeyebiliyor. İşitmesinde bir sorun olduğu da kontrolde tesadüfen ortaya çıkabiliyor. Dişinde olası bir sorun okul döneminde derslerinden geri kalmasına neden olabiliyor. Bu muayenelerle birlikte gerekiyorsa psikolog ile görüşmesini de organize edin.
ODA DÜZENLEMEYE DİKKAT

Okul açılırken iyi bir başlangıç yapmak için odasını ders çalışabilecek bir ortam haline getirmeye başlayın. Tatil dönemiyle birlikte raflara kaldırılan, çekmecelere, dolaba konulan ders kitapları yavaş yavaş alıştırarak yeniden masasının üzerine yerleştirilmeli. Yaz tatilinin verdiği rahatlıkla düzen açısından sizin de onun da çok da fazla dikkat etmediği odasının artık derli toplu hale getirilmesi okul disiplini kazandırılmasına da faydalı olacak.

EKRAN ALIŞKANLIKLARINI DEĞİŞTİRİN

Şüphesiz ne kadar kısıtlamaya çalışsanız da gün içerisinde bir yolunu buldu ve bilgisayar, tablet, televizyon derken ekran başında dilediği gibi zaman geçirdi. Ama artık kararlılıkla buna nokta koymanın vakti geldi. Okulların açılmasıyla derslerine odaklanması gerekeceğinden şimdiden sınırlama getirmeye bakın. Yasaklamak doğru bir çözüm olmadığı için çocuğunuza bu kısıtlamanın nedenini onu karşınıza almadan güzel bir üslupla açık bir şekilde ifade edin.
LİSTE OLUŞTURMASINI SAĞLAYIN

Çocuğunuza yaz tatili bitmeden yapmak istediklerinin bir listesini oluşturtun. Böylece okula sayılı günlerinin kaldığı bu dönemi çok daha bilinçli ve planlı geçirecektir. Yapmak istediklerini yazmak ve bu listeyi önünde görmek, harekete geçmesinde fayda sağlayacak ve zamanı daha verimli kullanmasına da katkıda bulunacaktır.

ARKADAŞLARIYLA GÖRÜŞMESİNİ DÜZENLEYİN

Yaz tatili boyunca nasıl da birlikte eğlendiler, doya doya tatilin tadını çıkardılar. Sabah akşam demeden birbirlerine gelip gittiler, dışarıda zaman geçirdiler. Ancak artık yavaş yavaş birlikte geçirilen zamanı belirli sürelere çekmeye özen gösterilmeli.

OKUL ALIŞVERİŞİNE BİRLİKTE ÇIKIN

Okul alışverişine birlikte çıkmak, çocuğun okul havasına girmesine katkı sağlayacaktır. Okul alışverişinde aile bütçesine uygun aynı zamanda ders çalışmaya motive edecek malzemeler alın.
ntvmsnc

23 Eylül 2015 Çarşamba

İşte okula hazırlanmanın maliyeti

TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken ortalama okul ayakkabısı, çanta ve okul kıyafeti fiyatlarını açıkladı.

Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, örgün eğitimdeki 18 milyona yakın öğrenci için toplam 7-7,5 milyar liralık harcama yapılacağını belirtti. Palandöken, yaptığı açıklamada, 2015-2016 eğitim-öğretim yılının 28 Eylül'de açılacak olması nedeniyle kırtasiye alışverişinin geç yapılmaya başlandığını ifade etti. Okul alışverişini geciktiren velilerin zamlı fiyatlarla karşı karşıya kalabileceğine dikkati çeken Palandöken, "Döviz fiyatlarının artmasıyla beraber ithal oranı yüksek olan kırtasiye sektöründe mecburi zamlar başladı" değerlendirmesinde bulundu.

AYAKKABI 40 LİRADAN BAŞLIYOR

Örgün eğitimde 18 milyona yakın öğrencinin kırtasiye, çanta, ayakkabı ve okul kıyafeti için 7-7,5 milyar liralık harcama yapılacağına işaret eden Palandöken, şunları kaydetti: "Kırtasiye harcamaları yaklaşık 1,5 milyar lira tutuyor. Ayakkabı 40 liradan, çanta 50 liradan, okul kıyafetleri ise 100-150 liradan başlıyor. Dövizin yükselmesi bu sektör üzerinde büyük baskı yaratmakta ama bilhassa mecburi okul kıyafeti siparişlerini hazırlayan esnafımız, elinde ithal kırtasiye ürünü olan esnafımız zam yapmamak için direnmektedir. Buna karşın okul alışverişinde çok geç kalan veliler zamlı fiyatlardan ürün almak zorunda kalacak. Velilerimiz ellerini çabuk tutmalılar."

FIRSATÇILARA DİKKAT

Kırtasiye ürünlerinin çocukların sağlığına zarar vermeyen nitelikte olmasına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Palandöken, velilere şu uyarılarda bulundu: "Rengarenk ve süslenerek yapılan ürünlerin dış görüntüsüne kanmayın. Çocuklarımızın sağlığını korumalıyız. Kullanacakları kırtasiye malzemelerinin ve formaların fiziksel değil, kimyasal içeriğine dikkat edin. Yollarda eğreti tezgahlarda satılan albenili kırtasiye malzemelerinden uzak durulmalı. İthal ürünlerin menşeine mutlaka dikkat edilmeli. En önemlisi CE ve EN-71 uluslararası standart işaretleri aranmalı ve bu ürünler güvenilir yerlerden alınmalı. Çocuklarımızın sağlığını hiçe sayıp sadece kendi ceplerini ve kazançlarını düşünen fırsatçıların ekmeğine yağ sürülmemeli."

15 Eylül 2015 Salı

KPSS iddianamesinde kopyanın görüntüsü dosyada

KPSS’de kopya iddiaları üzerine hazırlanan iddianamede sızan sorulara ait görüntüler yer aldı. Buna göre doğru şıkların koyu renkle işaretlenerek adaylara dağıtıldığı öne sürüldü.



2010 yılındaki KPSS’de kopya çekildiği iddiasıyla başlatılan soruşturmada Savcı Yücel Erkman, 5 yıl aradan sonra aralarında eski ÖSYM başkanları Ali DEMİR ve Ünal Yarımağan’ın da bulunduğu 230 şüpheli hakkında iddianame hazırlamıştı. 1235 sayfalık iddianamede, KPSS sınavında bir doğru cevapla dahi binlerce adayın önüne geçerek kamu görevine atanabilmenin yolunun açıldığı anlatıldı.

İddianamede, 2010’daki KPSS’de soruların sınavdan önce elde edilerek dağıtıldığı, jandarma kriminal, emniyet, bilişim uzmanları, TÜBİTAK raporları ve şüphelilerin ikrarı ile kesin ve net olduğu da vurgulanarak, şu değerlendirme yapıldı:

SORULAR SINAVDAKİYLE AYNI

“Yüksek Öğretim Denetleme Kurulu’nun hem Eğitim Bilimleri hem de Genel Yetenek alanı sorularının binlerce adaya ulaştığına ilişkin raporuna rağmen sadece Eğitim Bilimleri alanı sınavı iptal edilerek 31 Aralık tarihinde tekrarlanmıştır ve bu nedenle birçok adayın genel kültür ve genel yetenek puanına göre devlet memurluğu kadrolarına atandığı görülmüştür. Yine iptal edildiği için tekrarlanan eğitim bilimleri puanı ile iptal edilmeyen genel kültür ve genel yetenek puanlarına dayanarak öğretmen kadrosuna atanan adaylar da söz konusudur.”

İddianamede yurtdışına kaçtığı anlaşılan şüphelilerden Baki Saçı’ya ait bilgisayarın harddiskine soruların sınavdan önce kaydedildiği, dosyalarının bu bilgisayarda oluşturulduğu tarih ve saatlere de yer verilerek öne sürüldü. İddianamede ayrıca “Genel Yetenek Türkçe sorularından 30 soru bulunduğu, bunlardan 27 tanesinin metin ve şıklar olarak tam olduğu ve bir şıkkın koyulaştırıldığı tespit edilmiştir.
KAMUFLAJ İÇİN ‘LYS DENEME’ YAZILMIŞ
Genel Yetenek Matematik sorularından 25 soru bulunduğu, şıklarının koyulaştırıldığı ancak 1 sorunun koyulaştırılmış şıkkının aslında doğru cevap olmadığı, sayfaların üst orta kısmına bir dershane adı, sol altlarına ise ‘LYS Deneme 7’ ibaresinin yerleştirildiği anlaşılmıştır. Sayfa üst orta ve sol altlarına yerleştirilen ibarelerin kamuflaj kaygısıyla yapılmış bir işlem olduğu değerlendirilmiştir” denildi.

TEKRAR SINAVDA YÜZDE 97.4’Ü DÖKÜLDÜ
Sınavda yüksek başarı sağlayan 3 bin 227 aday, iddialar üzerine tekrarlanan sınavda aynı başarıyı sağlayamadı. İddianamede, “Daha kolay bir sınavda adayların yüzde 97.4’ünün netlerinin düşmesi olağanüstü bir durumdur” denildi.

HERKES AYNI YANLIŞI YAPTI
İddianamede, matematikçilerin kitapçıklar üzerinde yaptığı incelemelere de yer verildi ve şöyle denildi:

“Sadece bir matematik sorusunda koyulaştırılmış cevabın aslında yanlış olduğu, bazı adayların bu şıkka yönelip işaretledikleri, yanlışta birleştikleri tespit edilmiştir. Adayların kitapçıklar üzerinde kolay sorularda işlem yaptıkları ancak, zor olarak nitelendirilen sorularda hiçbir işlem yapmadan doğru cevabı işaretledikleri ve bunun mümkün olamayacağı anlaşılmıştır.”

hürriyet.com.tr