18 Ekim 2015 Pazar

Otizm’in en etkili ilacı eğitim!

Otizmli bireyler eğitimle önemli ilerlemeler kaydediyor. 0-18 yaş grubunda 352 bin otizmli çocuk ve gencin bulunduğu Türkiye’de ise eğitim alabilen otizmli çocuk sayısı yaklaşık 21 bin.

Bireyin etkileşimini ve etrafındaki insanlarla ilişkilerini etkileyen Otizm hakkında merak edilenleri Uzm. Psk. B. Asena Soydaş’a sorduk.
Soydaş, Otizmle ve otistik çocuklarla ilgili çok önemli açıklamalarda bulundu.
Soydaş,  zekaları (IQ) geniş bir dağılıma sahip olan Otizmlilerin yaklaşık %10’unun üstün özelliklere sahip olduğunu belirtti.
  • Otizm nedir? Belirtileri nelerdir?
Literatürde Otizm, nörogelişimsel temelli Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) başlığının alt kategorilerinden biri olarak geçmektedir. En belirgin özellikleri; sözel ve sözel olmayan iletişimde yaşanan güçlük, dil gelişiminde gerilik, eşyalara ve günlük rutinlere olan bağlılık ve stereotipik davranış örüntüleridir. Son yıllarda yapılan çalışmalar sonucunda, Otizmin sanıldığı gibi ailenin yetiştirme stiliyle ilişkili olmadığı; nörobiyolojik temellere dayandığı bulunmuştur. OSB’nin yaklaşık olarak her 150 çocuktan birini etkilediği düşünülmektedir. Bu nedenle Otizmin ne olduğunun anlaşılması oldukça önemlidir.
  •  Otizm tanısı nasıl konulur? Tanı konulduktan sonra nasıl bir yol izlenmelidir?
Otizmin ilk belirtileri 36. aydan önce görülmeye başlanır. Otistik çocuklar anneleri ve çevreleri ile beklenen iletişimi kurmazlar ve dış dünya ile aralarındaki mesafe giderek açılır. Geç konuşurlar, konuşmaları mekaniktir, göz kontağı kuramazlar, bağlı oldukları alışkanlıkları ve takıntılı davranışları vardır, dönen eşyalara ilgi duyarlar, duygularını uygun bir şekilde ifade edemeyebilirler, kendi başlarına oynamayı tercih ederler ve en tehlikelisi kendilerine zarar verebilirler. Bu tip belirtilerin görüldüğü çocukların aileleri, çocuklarında herhangi bir sorun olup olmadığını kesinleştirmek için hastanelerin çocuk psikiyatrisi veya çocuk nörolojisi bölümlerine müracaat etmelidirler. Bu bölümlerde tıbbi olarak tanı alan otizmli çocuk için bir sonraki adım özel eğitim ihtiyacının belirlenmesidir.
“EN ÖNEMLİ İHTİYAÇ AİLE DESTEĞİ”
  • Otizmde erken tanının önemi nedir?
Bir çocuk için en önemli ihtiyaçlardan biri aile desteğidir. Otizmli bir çocuk ailenin yapısını değiştirdiği gibi aile bireyleri için ayrı bir stres ortamı oluşturur. Erken tanı, ailenin bu durumla bir an önce yüzleşmesini sağlar. Kabullenme süreci ne kadar çabuk atlatılırsa çocuğun gelişimi için önemli olan eğitimsel ihtiyaçları da o denli erken belirlenebilir. Erken tanı ve çalışma çocuğun sınıf içi performansını da olumlu yönde etkiler. Otizmli çocuğun ihtiyaçları doğrultusunda eğitim alması kadar ailenin de bu durumla ilgili destek alması ve otizmle ilgili destek gruplarına katılması önemlidir.
  • Otizm ilerleyen yaşlarda da görülebilir mi?
Kişi Otizm tanısını ilerleyen yaşlarda alabilir; ancak otizm birden ortaya çıkabilen bir psikiyatrik bozukluk değildir. Daha önce de belirttiğim gibi Otizmin ilk belirtileri 36. aydan önce görülmektedir. Hatta son yıllarda yapılmış bir çalışmada, çocukları otizm tanısı almış ailelerin üçte ikisi, çocuklarında 12. aydan sonra Otizm belirtileri görmeye başladıklarını ifade etmişlerdir.
  • Otistik çocuklar asosyal midir?
Otizm, sosyal etkileşim ve dil gelişiminde belirgin sorunların olduğu bir bozukluktur. Her ne kadar otizmli çocuklar sosyal yaşamdan ayrılıp kendilerine dönseler de, onları asosyal diye damgalamak doğru olmayacaktır. Onların iletişim kurma şekilleri otizm spektrum bozukluğu göstermeyen bireylere göre daha farklıdır. Onlarla iletişim kurmak diğer çocuklara kıyasla daha fazla özveri ve sabır ister. Rutinlerinin ve alışkanlıklarının bozulmadığı bir etkileşim ortamı oluşturmak önemlidir.
  • Ailelerin tavrı nasıl olmalı?
Otistik bir çocuğa sahip olmak aile için stres yaratan ve ailenin sorumluluklarını arttıran bir durumdur. Aile eğer bu stresi çocuğuna yansıtırsa, çocuğunun daha fazla kaçmasına ve içine kapanmasına neden olur. Bu nedenle otistik bir çocuğa sahip olan bir ailenin, başa çıkma mekanizmalarını geliştirmek adına, yardım alması çocuğun sosyal kaynaklarını daha iyi kullanabilmesi açısından önemlidir. Annenin yaşadığı stres otistik çocuğun gösterdiği davranış problemleriyle ilişkili olduğundan özellikle annenin stres düzeyi mümkün olduğunca düşük olmalıdır. Şunu da belirtmek isterim ki, aile derken sadece anne ve babaya görev düşmüyor. Kardeşler de omuzlarında büyük bir yük taşıyorlar. Çocuklar ilk sosyalleşme adımlarını kardeşleriyle kurdukları ilişkiyle atarlar; bu yüzden kardeşler arası kurulan ilişki son derece önemlidir. Ancak ailenin ilgi ve zamanının büyük bir çoğunluğunun otistik çocuk üzerinde olması, diğer kardeşlerin sosyal ve duygusal gelişimini etkilemektedir. Bu duruma zemin hazırlamamak için aileler eğer varsa diğer çocuklarına da gerekli zaman ve ilgiyi göstermelidirler.
  • Aileler nerelere başvurmalı, nasıl destek almalı?
Çocuklarında Otizm belirtileri gören aileler öncelikle tıbbi tanılama için bir çocuk psikiyatristine veya bir çocuk nörologuna başvurmalılar. Otizm tanısı alan bir çocuk için bir sonraki adım ise özel eğitim ihtiyacının belirlenmesi olmalıdır. Bunun için ailelerin Rehberlik ve Araştırma Merkezleri’ne (RAM) müracaat etmeleri gerekmektedir. RAM’lardan alınan raporlara göre ise çocuklar ya bireysel/grup destek eğitim hizmetine ya da Otistik Çocuklar Eğitim Merkezleri’ne (OÇEM) yönlendirilmektedirler.
“EĞİTMEN-ÇOCUK ARASINDAKİ POZİTİF İLİŞKİ ÖNEMLİ”
  •  Otistik çocuğun eğitimi nasıl olmalı? Özel eğitim mi kaynaştırma eğitimi mi daha uygun?
Genel olarak, otizmli çocuklar özel eğitime yönlendirilmekle birlikte her Otizmli çocuğun ayrı bir eğitim gereksinimi vardır. Bu yüzden kaynaştırma veya özel eğitim diye genel geçer bir yönlendirme yapmam doğru olmaz. Ancak otizmli bir bireyin temel sorunu iletişim bozukluğu olduğundan otizmli çocuklar diğer engel gruplarındaki çocuklardan daha farklı bir eğitim almalıdırlar. Türkiye’de otizm tanısı almış olan çocuklar eğitimleri için özel danışmanlık merkezlerine, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine ya da otistik çocuklar eğitim merkezlerine yönlendirilmektedirler. Bu merkezlerde otistik çocuklar için geliştirilmiş özel eğitim programları (Teacch, Pecs, DIR, vb.) uygulanmaktadır. Türkiye’de birçoğumuzun bildiği gibi Tohum Otizm Vakfı Otizmli çocuklara büyük destek olmaktadır. Çocuk için hangi eğitim yolu seçilirse seçilsin asıl önemli olan, çocuğun eğitmeniyle kurduğu ilişkidir. Otistik çocukla çalışacak olan eğitmen öncelikle çocuğun bireysel farklılıkları hakkında aileden detaylı bilgi almalıdır. Eğitmen-çocuk arasında kurulacak olan pozitif ilişki eğitmenin çocukla daha çabuk işbirliği kurmasına yardımcı olacaktır.
  •  Otistik çocuklar için sporun önemi nedir?
Spor her çocuğun sağlığı için önemli olduğu gibi otizm tanısı almış çocuklar için de son derece önemlidir. Otizmli çocukların motor becerileri genelde zayıftır. Onlarla bireysel oyunlar oynamak ve onları bireysel olarak sürdürebilecekleri yüzme gibi bir spora yönlendirmek motor becerilerinin gelişimleri için faydalı olacaktır. Özellikle su içinde yapılan sporun, fiziksel sağlıkları ve kendine güvenleri üzerinde etkin bir rol oynadığı ve kendi bedenleri üzerindeki kontrollerini arttırmalarına yardımcı olduğu bulunmuştur.
“OTİZMLİLERDE DE ÜSTÜN ÖZELLİKLER GÖRÜLEBİLİR”
  • Üstün zekalı bir çocukta da Otizm belirtileri görülebilir mi?
Otizm tanısı almış kişilerde görsel algılama ve öğrenme, hafıza ve matematik gibi bazı alanlarda gözlenen bu dikkat çekici üstünlükler, onların üstün zekalı olduklarını düşündürebilmektedir. Ancak otistik çocukların zekaları (IQ) geniş bir dağılıma sahiptir. Otistik bireylerin yaklaşık %10-15’inin normal ve üstü, %25’inin sınır veya hafif zihinsel yetersiz ve geriye kalanların da orta ve ileri düzeyde zihinsel yetersiz olduğu düşünülmektedir. Bu verilere bakıldığında otizmlilerin yaklaşık %10’unun üstün özelliklere sahip olduğu (çok güçlü bellek, müzik yeteneği, vb.) görülmektedir. (Ayla Özdemir / Sözcü)

Eski vekilin okuma azmi!

22’nci Dönem İzmir Milletvekili ve eski belediye başkanı Hakkı Ülkü, üniversite affıyla döndüğü Ege Üniversitesi'nde lisans eğitimini tamamladı ve Gediz'de yüksek lisans eğitimine başladı.

22’nci Dönem CHP İzmir Milletvekili ve eski belediye başkanı Hakkı Ülkü, üniversite affıyla döndüğü lisans eğitimini tamamladı, bununla yetinmeyip çıtayı yükseltti. 69 yaşındaki Ülkü, torununun da öğrenci olduğu Gediz Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimine başladı, okuma azmiyle örnek oldu
Eski İzmir Milletvekili ve Aliağa Belediye Başkanı Hakkı Ülkü, okuma azmiyle hayran bıraktı. Ülkü, öğrenci sıralarına 69 yaşında geri döndü, Gediz Üniversitesi’nde ‘Uluslararası Politik Ekonomi Yüksek Lisans Programı’na başladı. İzmir’de siyasetin sembol isimlerinden Ülkü’nün torunu Kaan Altıntaş da Gediz Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğrencisi.
Dede-torun birlikte eğitim görüyor, örnek bir tablo sergiliyor. Ülkü, dersleri hiç kaçırmıyor, anlatılanları dikkatle dinliyor. Kendisinden onlarca yaş küçük arkadaşları tarafından da bir baba ve ağabey gibi seviliyor. 28 yıllık siyaset hayatı nedeniyle eğitimini yarıda bırakmanın acısını çıkardığını anlatıyor, “Üç dönem yürüttüğüm Aliağa Belediye Başkanlığı ve sonrasındaki 22’nci Dönem İzmir Milletvekilliği görevlerim sırasında en büyük arzum eğitimimi tamamlayabilmekti. Ancak siyasetin yoğun temposu yüzünden buna hiç zaman bulamadım. Milletvekilliğim 2007’de sona erdikten sonra ilk işim bu hayalimi gerçekleştirmek üzere öğrencilik oldu” diyor.
DERS ALIRKEN DERS VERİYOR
Hakkı Ülkü, ilk önce Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Sosyal Bilimler ve Davranış Bilimi Yüksekokulu’nu, ardından da öğrenci affıyla döndüğü Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nü 2013’te bitirdiğini söylüyor, şöyle konuşuyor:
“Torunum Kaan Altıntaş bu yıl Gediz Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği’ni kazandı. Onu kaydettirmek için gelince, yüksek lisans eğitimi alma isteği uyandı, öğrenciliğe devam etmeye karar verdim. Ailemin de görüşünü ve desteğini alıp başvurdum. Şimdi tekrar öğrenciyim, çok da sevinçliyim. Çünkü bu kez torunumla beraber aynı üniversitede, aynı dönemde okuyorum. Bu müthiş bir duygu, beni ruhen gençleştiriyor. Eğitimin yaşam boyu sürmesi gerektiğine, okumanın yaşının olmadığına inanan biri olarak, bu yolda topluma örnek olabiliyorsam ne mutlu bana. Gençlerimizden kendilerini hep geliştirmelerini, yaşama sıkı sıkıya bağlanmalarını ve hayatın hep içinde olmalarını istiyorum. Çünkü sürekli ürettikçe ve kendimizi geliştirdikçe hem daha mutlu hem de çevremize daha yararlı oluruz.” Sözcü

17 Ekim 2015 Cumartesi

Geçiş yapan borçlu çıktı

Dershaneden dönüşen temel liselere kaydolan öğrencilerin başarı puanlarında ciddi düşüşler oldu. Ders saati farklılığı nedeniyle bu öğrenciler, devlet okulunda başarılı oldukları derslerden “borçlu geçti” kabul edildiler.

Dershanelerin özel okula dönüşümüyle eğitime dahil olan temel liselerde, puan şoku yaşanıyor. Anadolu liselerinden bu okullara geçen öğrenciler bile, bu karmaşanın kurbanı oldular.
Öğrencilerin, geçmiş yıllara ait başarı puanlarında ciddi düşüşler ortaya çıktı. Temel liselerdeki derslerin ve haftalık ders saatlerinin farklılığı nedeniyle öğrencilerin devlet okulunda başarılı olduğu ders, temel lisede “borçlu geçti” olarak kabul edildi. Kredilerindeki eksiklik nedeniyle öğrencilerin yıl sonu ortalamaları da arasında düştü. Ortaöğretim başarı puanı, üniversite puan hesaplanmasında yüzde 40 katkı yapması nedeniyle çocukları için endişeye kapılan veliler, imza kampanyası başlattı.
Kimi liseler, öğrencilerin yaşadığı mağduriyeti sorumluluk sınavlarıyla gidermeye çalışıyor. Kredilerdeki eksiklik nedeniyle öğrencilerin yıl sonu ortalamaları da 1 ile 17 puan düştü.
MEB: DÜZENLEME YAPILIYOR
Temel lise yöneticileri, durumun, öğrencilerin ders geçme puanlarının temel liseye göre hesaplanmasından kaynaklandığını belirterek, MEB’in yeni bir düzenleme yaptığını söyledi. MEB yetkilileri de, derslerin farklılığından kaynaklanan bir durum olduğunu ve gerekli düzenlemeleri yapmayı sürdürdüklerini söylediler.
İMZA KAMPANYASI
PUANLARIN düştüğünü gören veliler, “change.org” üzerinden imza kampanyası başlattı. Kampanyanın adı ise şöyle kondu: “Dershane iken temel liseye dönüşen kurumlarda eğitim görmeye başlayan öğrencilerin geçmiş yıllar yıl sonu not ortalamaları düşürülmesin!”
(hürriyet.com.tr)

16 Ekim 2015 Cuma

Bakan Nabi Avcı: 95 bin 624 öğretmene ihtiyacımız var

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, 95 bin 624 öğretmene ihtiyaç olduğunu söyledi.




NTV'nin haberine göre; Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Anadolu Ajansı Editör Masası’na konuk oldu.
Ankara’da 99 kişinin yaşamını yitirdiği katliamla ilgili değerlendirmede bulunan Avcı, şunları söyledi:
“Size karşı gizli operasyonlarla yapılmış bir hamle var, sizin önce buna cevap vermeniz, bunu savuşturmanız, sonra bundan sonra bu tür şeylere fırsat vermeyecek tedbirleri almanız gerekiyor. Zaten size karşı gizli bir operasyon yürüten insanlara karşı siz açık operasyon yürütemezsiniz.
Bu bakımdan, ilgili birimlerin bu konulardaki ketumiyetini, suskunluğunu bir zaaf alameti olarak veya kamuoyundan bir şeyleri, özellikle kendi sorumluluklarını ört bas etmek için gizleme telaşı olarak yorumlamamak gerekir."
Eğitim-öğretim yılı açılışında boykot girişimi olduğunu hatırlatan Avcı, "Halkımız bu girişime itibar etmedi, çocuklarını aslanlar gibi okullara gönderdiler. Çünkü vatandaş, devletin yanında olduğunu, kendisini koruduğunu, koruyacağını ve kendisini teröristle bir tutmadığını, tutmayacağını gördü” dedi.
Doğu ve Güneydoğu’ya atanan öğretmenlerin bölgede yaşanan gerginliğe rağmen görevlerine devam ettiğini dile getiren Bakan Avcı, "Atanan 26 bin küsur öğretmenin içinde sadece 40 öğretmenimiz görevinin başına gidemedi” şeklinde konuştu.
Öğretmen açığı konusunda da bilgi veren Avcı, şöyle dedi: "Mevcut koşullarda, yani sınıf mevcutlarımız aynı, derslik sayılarımız bu düzeyde kaldığı sürece, derslik sayısı derken şu anda inşaatı devam eden dersliklerimizi de hesaba katarak yaptığımız projeksiyonlara göre, bizim 95 bin 624 öğretmene ihtiyacımız var.”

Türkiye'de Tıp Fakültesi ücretleri ne kadar?

Tıp Fakültesinin, tüm Türkiye’deki Vakıf Üniversitelerinde 2015-2016 yılı ücretlerini bölümü düşünen adaylar için derledik. İşte tüm Türkiye’deki Vakıf Üniversitelerinin Tıp Fakültesi için belirlediği eğitim ücretleri.

Not:Üniversiteler karışık olarak sıralanmıştır.

1.Yüksek İhtisas Üniversitesi Tıp Fakültesi

Ücretli Programı: 30 bin TL (KDV DAHİL)

2.Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi

%25 Burslu Programı: 35 bin 200 TL

3.KTO Karatay Üniversitesi Tıp Fakültesi

Ücretli Programı: 36 bin TL

4.Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi

Ücretli Programı: 10 bin 800 €

5.Doğu Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi

Ücretli Programı: 37 bin 180 TL

6.Sanko Üniversitesi Tıp Fakültesi 

Ücretli Programı: 38 bin TL

7.Okan Üniversitesi Tıp Fakültesi

Ücretli Programı: 48 bin 900 (KDV HARİÇ)

8.İzmir Üniversitesi Tıp Fakültesi

Ücretli Programı: 35 bin 500 TL (KDV DAHİL)

9.Yeni Yüzyıl Üniversitesi Tıp Fakültesi

%25 Burslu Programı: 32 bin 367 TL (KDV DAHİL)

10.İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Tıp Fakültesi

Ücretli Programı: 42 bin 500 TL (KDV HARİÇ)

11.Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi

Ücretli Programı: 32 bin TL (KDV DAHİL)

12.Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi

Ücretli Programı: 38 bin TL

13.Mevlana Üniversitesi Tıp Fakültesi

Ücretli Programı: 31 bin 500 TL (KDV DAHİL)

14.İstanbul Bilim Üniversitesi Tıp Fakültesi

Ücretli Programı: 46 bin TL (KDV HARİÇ)

15.İstanbul Medipol Üniversitesi Tıp Fakültesi

Ücretli Programı: 49 bin 850 TL (KDV HARİÇ)

16.Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi

Ücretli Programı: 36 bin TL (KDV DAHİL)

17.Bezm-i Alem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi

Ücretli Programı: 36 bin 300 TL (KDV DAHİL)

18.Zirve Üniversitesi Tıp Fakültesi

Ücretli Programı: 30 bin 875 TL

19.Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi

Ücretli Programı: 55 bin 500 TL (KDV HARİÇ)

20.Fatih Üniversitesi Tıp Fakültesi

Ücretli Programı: 43 bin TL (KDV DAHİL)

21.Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi 

Ücretli Programı: 46 bin 300 TL (KDV HARİÇ)

22.Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi

Ücretli Programı: 36 bin TL

23.TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Tıp Fakültesi

Ücretli Programı: 35 bin 520 TL

24.Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi

Ücretli Programı: 53 bin TL (KDV DAHİL)

25.Şifa Üniversitesi Tıp Fakültesi

Ücretli Programı: 37 bin 500 TL (KDV HARİÇ)

26.Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi

Ücretli Programı: 60 bin 600 TL (KDV DAHİL)

14 Ekim 2015 Çarşamba

Teknoloji alanında en başarılı üniversite hangisi?

URAP üniversiteleri alanlarına göre sıraladı. İşte teknoloji alanında en iyi üniversiteler.

Her yıl üniversiteleri başarı sıralarına göre sıralayan URAP şimdi de üniversiteleri alanlardaki başarılarına göre sıraladı. Öğretim görevlilerinin yayımlamış oldukları makalelere ve çeşitli kıstaslara göre belirlenen sıralama birçok alanı kapsamakta.

Öğretim görevlilerinin hazırlamış olduğu makaleler baz alındığı için, ilgili alan sıralama dahilinde ki üniversitelerde olmasa dahi, üniversite sıralamaya girebilmektedir.

İşte Teknoloji alanında en başarılı 20 üniversite.

1. Bilkent Üniversitesi


2. Orta Doğu Teknik Üniversitesi


3. İstanbul Teknik Üniversitesi


4. Ege Üniversitesi


5. Koç Üniversitesi


6. Hacettepe Üniversitesi


7. Boğaziçi Üniversitesi


8. Bahçeşehir Üniversitesi


9. Yıldız Teknik Üniversitesi


10. Gebze Teknik Üniversitesi


11. Ankara Üniversitesi


12. Sabancı Üniversitesi


13. Atatürk Üniversitesi

14. Gazi Üniversitesi


15. Kocaeli Üniversitesi


16. Selçuk Üniversitesi


17. Anadolu Üniversitesi


18. Erciyes Üniversitesi


19. Namık Kemal Üniversitesi


20.Çukurova Üniversitesi

12 Ekim 2015 Pazartesi

Kahramanlar Ölmez!

Türk sporunun emektar sporcularından Yücel Aslan’ın hayatı kitap oldu.


Türk sporunun emektar sporcularından, 17 yıl süren profesyonel voleybol kariyerinde birçok takımın formasını giyen Yücel Aslan’ın 11 ay boyunca hiç çıkmaksızın kaldığı Hastane odasından aktarılan bir yaşam savaşı, onu bu mücadelede bir an olsun bile yalnız bırakmayan Voleybol Ailesinin verdiği inanılmaz desteğin hikâyesi sonunda Kitap oldu.
 
Yücel Aslan, bir gün aniden kapıyı çalan amansız hastalığa karşı mücadelede asla yalnız kalmadı. Bir kartopu gibi başladı. Sonra sorumluluk ve sevgiden oluşan bir çığa dönüştü onun sevenlerinin desteği. 
 
11 aylık bu “savaşı” başlatan ve sadece voleybol camiasını değil bütün çevreleri, Türkiye’nin dört bir yanındaki sıradan insanları harekete geçirerek “örgütleyen” kitabın yazarı eski voleybolcu Gülnur Görgün, bu dönemde başladığı ve sosyal medyada paylaştığı günlük notlarını, bu notlar çerçevesinde giderek büyüyen ve tüm medya organlarına konu olan dayanışma ağını, Aslan’ın vefatının ardından kitaba çevirdi.  
 
Bu benzersiz öykü, bir dayanışma ağının adım adım kuruluşunu, gündelik hayatın akışı karşısında devam eden müthiş mücadeleyi, özgün bir dil ve özel bir üslupla okurları içine alıyor. 
 
Türkiye’de bu tarzda ilk kez kaleme alınan bir kitap olan “Kahramanlar Ölmez”, sadece ünlü voleybolcu Yücel Aslan’ın kansere karşı olan mücadelesinin ve bir yazar olarak Gülnur Görgün’ün tanıklık hikayesi değil.  Aynı zamanda lösemi hastalığı, kan ve trombosit bağışının önemini vurgulayan, kanserle savaşan hasta ve yakınlarına bir başka bakış açısı kazandırabilecek sonsuz mücadele ve dayanışma ruhunun aktarımı.

Kitabın satışından elde edilecek gelir, Yücel Aslan’ın ailesine bağışlanacaktır.

Ahmet Ümit’in önerdiği 10 kitap

Babil.com, Ahmet Ümit'in önerdiği 10 kitaba yer verdi.

1.Cumartesi Yalnızlığı
 
2.Sonrası Kalır
 
3.Mahalle Kahvesi
 
4.Yer Demir Gök Bakır
 
5.Memleketimden İnsan Manzaraları
 
6.Huzur
 
7.Suç ve Ceza
 
8.Anna Karenina
 
9.Don Kişot
 
10.Gargantua

En iyiler Boğaziçi'nde!

LYS 2015 sınav sonuçlarına göre Boğaziçi Üniversitesi en iyi öğrencilerin tercihi olmaya devam ediyor.

Sınav sonuçlarına göre ilk 100 öğrenciden 47’si Boğaziçi Üniversitesi’ni tercih etti.Boğaziçi Üniversitesi’nin tüm bölümleri devlet üniversiteleri arasında en yüksek taban puana sahip oldu.
2015 LYS sonuçlarına göre Dil puanı haricinde (dil puanı sıralamalarına dair istatistikler henüz mevcut değildir) ilk 100 sıralamasında yer alan öğrencilerden 47’si, ilk 250 sıralamasında yer alan öğrencilerden 122’si, ilk 500 sıralamasında yer alan öğrencilerden 252’si, ilk 1000 sıralamasında yer alan öğrencilerden 469’u olmak üzere bu yıl Boğaziçi Üniversitesi’ne 1891 öğrenci yerleşti. 
2014 yılında Dil puanı haricinde Boğaziçi Üniversitesi ilk 1000’de yer alan 428 öğrencinin tercihi olurken 2015 yılında bu sayı 469’a yükseldi. 
MF puan türünde ilk 1000’de yer alan her 3 öğrenciden birinin Boğaziçi Üniversitesi’ni tercih ettiği görülürken, Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü MF4 puan türünde 373 puan ile en yüksek taban puan başarı sıralamasına sahip oldu. Bilgisayar Mühendisliği Bölümü ise858, Endüstri Mühendisliği Bölümü 647 Türkiye başarı sıralaması ile kapandı.
2015 LYS sonuçlarına göredevlet ve vakıf üniversiteleri arasında 33 bölümünün 23’ü taban puan sıralamasında birinci sırada yer alan Boğaziçi Üniversitesi’nin tüm bölümleri devlet üniversiteleri arasında en yüksek taban puana sahip.
En başarılı öğrencilerin Boğaziçi Üniversitesi tercihi artış gösteriyor:


11 Ekim 2015 Pazar

Öğretmenlik sınavı bugün yapılacak

Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü, bugün Asli Öğretmenliğe Geçiş Sınavı düzenliyor.

Türkiye genelinde düzenlenecek sınav saat 10.00’da başlayacak. Sınava 35 bin 562 aday öğretmen girecek. Bugün ayrıca Ankara’da açıköğretim lisesinden mezun olamayan ancak herhangi bir üniversite programına yerleşen öğrenciler için de ek sınav yapılacak.

9 Ekim 2015 Cuma

2016 YGS tarihi belli oldu

Öğrencilerin merakla beklediği 2016 YGS tarihi bugün ÖSYM tarafından duyuruldu.Öğrenciler bu sene Yükseköğretime Geçiş Sınavı'na 13.03.2016 tarihinde girecekler.

Bugün saat 12:05'ten itibaren ÖSYM tarafından yayınlanan 2016 yılı Sınav ve Sonuç Açıklama Takviminde YGS başvuru tarihleri 06.01.2016-20.01.2016 arasında,sınav tarihi 13.03.2016 olarak yayınlandı.Yükseköğretime Geçiş Sınavı'nın  sonuçları  açıklama tarihi 25.03.2016 olarak belirlendi.
YGS dışında 2016 yılında ÖSYM tarafından uygulanacak olan sınavlara ilişkin takvimi http://www.osym.gov.tr/belge/1-23724/2016-sinav-takvimi.html internet adresinden öğrenebilirsiniz 

Tüm okullar tam gün eğitime geçiyor

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, yeni dönemde tüm okulların tam gün eğitime geçeceğini belirtti.


Bakan Avcı, Edirne'de 32 derslikli Akmercan Anadolu İmam Hatip Lisesi'nin açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin son 10 yılda kapsamı gittikçe genişleyen bir sessiz devrim yaşadığını söyledi.
Son haftalarda sadece milli eğitim alanında yapılanların dahi sessiz devrimi anlatması açısından yeteceğini ifade eden Bakan Avcı, şunları kaydetti: "Türkiye 10 yıldır kapsamını gittikçe genişleten sessiz devrim yaşıyor. Sadece son haftada yaşadıklarımı kısaca size özetleyeyim. Bir hafta önce Eskişehir'de Şehir Hastanesi'nin temelini attik. Dün Eskişehir'de Milli Eğitim Bakanlığı olarak dünyanın en büyük eğitim portalının eğitim ve bilişim ağının 2. versiyonunu hizmete sunduk. Eğitim Bilişim Ağı öğrencilerimizin her türlü okul dışı destek ihtiyacını karşılayabileceği, yani kestirmeden söylersek dershane soygununa, yardımcı kitap adı altında bandrolsüz kitap soygununa son vermek üzere fevkalade yararlı eğitim ve bilişim ağıdır. Öğrenciler istediği konuda, yüzbinlerce eğitim malzemesini bulabiliyor. Bu sabah İstanbul Sanayi Odası ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız ile teknik eğitime ilişkin ilgili protokol imzaladık."
Milli Eğitim Bakanlığı olarak eğitimi hem muhteva hem de fiziki olarak güçlendirmeye devam ettiklerini anlatan Bakan Avcı, "Her gün yeni yeni kurumlar eğitim camiamıza katılıyor. Son 13 yıldır her alanda elde edilen kazanımları eğitimimize de yansıtmaya devam ediyoruz. Önümüzdeki yıllarda, başlattığımız sessiz devrim hızını artırarak devam edecek. Yeni dönemde bütün okullarımız tam gün eğitime geçecek. Bu da yeni okullar, yeni açılışlar demek. Bugün yaşadığımız açılış coşkusunu ülkemizin her yöresinde yaşatmaya devam edeceğiz" diye konuştu.

8 Ekim 2015 Perşembe

Atama sistemi sil baştan

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), öğretmen atama sistemini sil baştan yeniledi. Bundan böyle ataması yapılan öğretmen üç ay kıdemli öğretmen yanında staj yapacak. Öğretmenler, daha önce ataması yapılır yapılmaz atandığı okulda göreve başlıyordu. İlk uygulama Şubat 2016 ataması ile başlayacak.

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Eskişehir’de eğitim muhabirlerine önemli açıklamalarda bulundu. Şubat ayında öğretmen atamasını yapacaklarını açıklayan Avcı, “Elimizde 10 bin kadro var. Biz Şubat ayında 10 binden fazla öğretmen ataması yapmak istiyoruz. Ayrıca sistemi de değiştiriyoruz. Şubat’ta ataması yapılanlar yaz dönemine kadar 3 ay boyunca kıdemli bir öğretmenin yanında staj yapacak. Yaz döneminde ise hizmet içi eğitim aldıktan sonra görevine başlayabilecekler” dedi.

EMEĞE VERİLEN DEĞER

Fatih Projesi kapsamında Türkiye genelinde 291 bin 910 etkileşimli tahta kurulduğunu anlatan Bakan Avcı, “1 milyon 437 bin 800 tablet de öğrenciyle buluştu. Öğrencinin gayretini çabasını boşa harcamıyoruz. EBA üzerinden her öğrenci ve öğretmenin neyle ne kadar meşgul olduğunu da görmek istiyoruz. Öğrenci bazen bir problemi çözemez ama öğrenmeye çalışır. O yüzden bu içerikler üzerinden çalışmalarında öğrencinin ne kadar çalıştığını, verilen emeğe değer verildiğini değerlendirmeye çalışacağız” diye konuştu.

YARDIMCI DERS KİTABI ALIN DAYATMASI SON BULACAK
Okullara yardımcı ders kitabı konusunda genelge gönderdiklerini belirten Bakan Avcı şöyle devam etti: 
“Hiçbir öğretmenimiz bu yardımcı ders kitabını alın dayatmasında bulunamayacak ve para toplatamayacak. EBA’da yardımcı kitap vurgununa son vermiş olacak. Öğrenci kaçırdığı, anlamadığı ya da başka bir öğretmenden dinlemek istediği konulara sistemden ulaşabilecek. Böylece yardımcı ders materyallerinin kullanımına gerek kalmayacak. Yeni EBA ile Bakanlık olarak korsan ders materyallerinin başına çöktük. Okullarda açılan ücretsiz kurslara da 3 milyon 500 bin öğrenci başvurdu.”

EBA’DAN DA ÖDÜL KAZANAN ÖĞRENCİLERİMİZ ÇIKAR
Nobel Ödülü alan Prof. Dr. Aziz Sancar’ı da tebrik eden Bakan Avcı, “İnşallah ileride Türk vatandaşı olan bir bilim insanı da Nobel Ödülü’ne layık görülür. EBA’dan yararlanan öğrencilerimiz arasından da inşallah bu ödülü kazanmaya hak kazanan öğrencilerimiz çıkar” dedi. hürriyet.com.tr

5 Ekim 2015 Pazartesi

Yarın İstanbul’da okullar tatil mi?

Öğrencilerin çok merak ettiği bir konu var. 6 Ekim Salı günü İstanbul’un kurtuluşu nedeniyle tatil mi? İlkokul ve lise öğrencileri 6 Ekim 2015 tarihinde okula gidecek mi? Merak edilen sorunun yanıtını İstanbul Valiliği'nin açıklaması verecek.

6 Ekim Salı 2015 tarihinde İstanbul’da okullar tatil mi? Bu yıl Bayram tatilinin birleştirilmesiyle birlikte okullar 28 Eylül’de başlamıştı. Aradan kısa bir süre geçmesine rağmen öğrencilerin aklına yeni bir tatil sorusu geldi. 6 Ekim Salı günü İstanbul’da okullar tatil edilecek mi?
Murat Kazanasmaz, Twitter hesabından okulların yarın tatil edildiğini açıkladı. İstanbul Valiliği'nden ise konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Valiliğin önümüzdeki saatlerde açıklama yapması bekleniyor.
6 Ekim'in önemi
6 Ekim İstanbul’un düşman işgalinden kurtuluşu… İtilaf devletlerinin İstanbul'u işgallerinin, 6 Ekim 1923'te ise Şükrü Naili Paşa komutasındaki 3. Kolordu'nun resmen sonlandırmasının ardından her yılın 6 Ekim’i böylece İstanbul'un kurtuluş günü olarak belirlendi ve kutlanmaya başlandı.
İstanbul'un kurtuluşu
İtilaf Devletleri donanmaları 30 Ekim 1918'de imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması'na dayanarak 13 Kasım 1918'de Haydarpaşa önlerine demirleyip İstanbul'a girdiler. Fiilen gerçekleşmiş olan işgal, 16 Mart 1920 tarihinde resmi işgale dönüştü.
Türk Ordusu'nun İzmir'e girmesinden sonra Fahrettin Paşa komutasındaki 5. Süvari Kolordusu İtilaf Devletleri kontrolündeki tarafsız bölgeye doğru ilerlemeye başladı. Bunun üzerine Müttefik kuvvetlerde bulunan Fransız ve İtalyan birlikleri derhal geri çekildi. Çanakkale'de bulunan İngiliz birlikleri General Harrington'un emriyle savunma pozisyonu aldı.
İngiltere, TBMM hükümetiyle anlaşma yolları aramaya başladı. Ankara hükûmeti İstanbul ve Çanakkale boğazlarının denetimini istedi. İngiltere başbakanı Lloyd George'un bu istekleri reddetti. Birliklere savaş pozisyonu alması emrini verdi.Fakat Harrington ateş açılmaması emrini verdi. Türk birlikleri, İngiliz direnişi ile karşılaşmadan tarafsız bölgeye girerek Çanakkale Boğazı'na doğru ilerlemeye başladı. Türklerle savaşılmasını istemeyen Winston Churchill'in başını çektiği bir grup bakan istifa etti.
Diğer taraftan İzmir'in Kurtuluşu'ndan sonra Damat Ferit Paşa 21 Eylül 1922'de ülkeden kaçtı. Mudanya Mütarekesi gereği Trakya topraklarının teslimi yapılırken Türkiye'yi temsil edecek kişi olarak Mustafa Kemal Paşa'nın isteği ile Refet Paşa; İstanbul komutanı olarak da Milli Müdafaa Umumi Katibi Selahattin Adil Paşa görevlendirildi.
Refet Paşa, 19 Ekim tarihinde TBMM Muhafız Grubu'ndan 100 kişilik bir kuvvetle Gülnihal vapuru ile Mudanya'dan ayrılıp İstanbul'a geldi. Ardından "İstanbul Komutanı" sıfatıyla Selahattin Adil Paşa, 81. Alay ile İstanbul'a geldi. Refet Paşa ve Selahattin Adil Paşa'nın İstanbul'a gelmesine rağmen işgal sonlanmadı. Çünkü mütarekeye göre işgal kuvvetleri barış antlaşması imzalanmasından hemen sonra İstanbul'u boşaltacaktı.

24 Temmuz 1923 tarihinde Lozan Barış Antlaşması'ndan sonra 23 Ağustos 1923’ten itibaren İtilaf kuvvetleri İstanbul'dan ayrılmaya başladı. Son İtilaf birliği ise 4 Ekim 1923 günü Dolmabahçe Sarayı önünde düzenlenen bir törenle Türk bayrağı'nı selamlayarak şehri terk ettiler. 6 Ekim 1923'te ise Şükrü Naili Paşa komutasındaki 3. Kolordu İstanbul'a girdi ve işgal resmen sonlandı. İşgal 4 yıl 10 ay 23 gün sürdü. Her yılın 6 Ekim’i böylece İstanbul'un kurtuluş günü olarak belirlendi ve kutlanmaya başlandı.

1 Ekim 2015 Perşembe

Liste sürprizi...

Yükseköğretim derecelendirme kuruluşu The Times Higher Education (THE), 2015-2016 Dünya Üniversiteleri Sıralaması’nı yayımladı. Değerlendirme kriterlerinin değişmesiyle ODTÜ, Boğaziçi ve İTÜ, geçen yıla kıyasla büyük düşüş yaşadı. Koç Üniversitesi ise 251-300 sıra bandında yer aldı.

İngiltere’nin başkenti Londra merkezli yükseköğretim derecelendirme kuruluşu The Times Higher Education (THE), ‘2015-2016 Dünya Üniversiteleri Sıralaması’nı açıkladı. Ancak bu sene değerlendirmede yapılan değişiklikler nedeniyle Türk üniversiteleri büyük bir düşüş yaşadı.

ODTÜ 500’LERE GERİLEDİ

Geçen yılki sıralamada 85’inci olarak ilk 100’e giren ve Türkiye’nin en iyisi olarak nitelendirilen Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), bu yıl 400 basamak inerek 501-600 sıra bandına geriledi. Boğaziçi Üniversitesi 139’uncuyken 501-600; İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) de 165’inciyken 501-600 sıra badına kadar düştü. En iyi dereceyi 251-300 sıra bandı ile Koç Üniversitesi yakaladı. Onu, 351-400 sıra bandındaki Bilkent ve Sabancı üniversiteleri takip etti.

‘TÜRKİYE İÇİN ÜZGÜNÜM’

THE’nın başeditörü Phil Baty, Türkiye’nin sıralamadaki yerini şöyle değerlendirdi: “Bu kötü haber için üzgünüm. Türkiye’de bazı üniversiteler özellikle fizik alanında yapılan deneylerdeki varlıkları ile konumlarını yükseltiyordu. Bu sene bu tarz makalelerin etkisi sınırlandı. Bu, buradan gelen artı puanların kaybına yol açtı.”

- THE, geçen yıllarda olduğu gibi üniversiteleri araştırma etkisi, uluslararası görünürlük, endüstri bağlantıları, öğretim kalitesi kriterlerine göre sıraladı. Ancak Türkiye’deki üniversitelerin bu yıl büyük sıra kayıpları yaşamasına neden olan değişiklikler şöyle sıralandı:
- THE sıralamayı 400’den 800’e çıkardı. Mısır, Fas, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri gibi 70 ülke ilk defa listeye dahil edildi.

- Üniversitelerin makale sayısı ve atıf oranlarının yer aldığı veri tabanı ‘Web of Science’ yerine, Türk üniversitelerinin verilerinin daha kısıtlı olduğu ‘Scopus’ veri tabanına geçildi.

- Özellikle çok sayıda ortak imzaya sahip makalelerin etkisi düşürüldü. Bu da CERN gibi büyük bilimsel oluşumlarda yer alan ODTÜ, İTÜ ve Boğaziçi Üniversitesi’nin sıralamasını olumsuz yönde etkiledi.

Bizim yerimiz ilk 200 olmalı

Prof. Dr. Taner Bilgiç (Boğaziçi Üniversitesi Rektör Danışmanı): “Kriterler ve ağırlıklar farklılaşmasa da, bunların nasıl ölçüldüğü sıralamaları savurabiliyor. Yeniden yükseleceğiz. Bizim yerimiz ilk 200.”

Adı aynı ama sıralama farklı

Prof. Dr. Ahmet Acar (ODTÜ Rektörü): “Kullanılan yöntem ve verilerde yapılan önemli değişiklikler, üniversite sıralamalarında beklenmeyen sonuçlara neden oldu. THE, adı aynı kalmakla birlikte farklı bir sıralamaya dönüştü.”

Teknik farklı kulvarda yer almalı

Prof. Dr. Mehmet Karaca (İTÜ Rektörü): “İTÜ, teknik bir üniversite olması ve sosyal bölümlerinin azlığı nedeniyle farklı bir kulvarda değerlendirilmeli. Zira sosyali fazla olan okullar, karma sıralamalda değerlendirme kriterlerinin daha çoğuna cevap verebiliyor.”


Dünya ilk 10’u da değişti

İLK 10’da yer alan üniversitelerin de sırası değişti. İlk sırada geçen seneki konumunu koruyan ABD’den California Teknoloji Enstitüsü yer alırken, ikinci Oxford Üniversitesi, üçüncü ise Stanford Üniversitesi oldu. Geçen yıl ikinci sırada yer alan Harvard Üniversitesi bu sene 6’ncılığa geriledi.