Özel okullara teşvik için bu yıl 535 milyon 362 bin 500 lira ödeyecek olan MEB, teşvikin ilk taksidini okullara verilmesi için il ve ilçe saymanlıklarına gönderdi.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), eğitim öğretimde devlet desteği kapsamında verilen teşviğin ilk taksiti olan 187 milyon 376 bin 875 lirayı okullara gönderdi.
MEB yetkililerinden alınan bilgiye göre, MEB tarafından bu yıl ilk kez özel okullarda eğitim gören öğrencilere verilen eğitim öğretim teşvikinden, 3 bin 859 özel okul, 167 bin 942 öğrenci yararlandı.
Özel okullara bu yıl 535 milyon 362 bin 500 lira ödenecek. Öğrencilerin eğitim ve öğretim destek bedelinin yüzde 35’i olan 187 milyon 376 bin 875 lira okullara verilmesi için il ve ilçe saymanlıklarına gönderildi. Taksitin yüzde 35’i şubat ve yüzde 30’u ise haziranda teşvik almaya hak kazanan öğrencilerin, öğrenim gördükleri okullara ödenecek.
Bakanlık ayrıca, 2014-2015 eğitim öğretim yılı için organize sanayi bölgelerinde faaliyet gösteren 20 özel mesleki ve teknik lisesi için de destek ödemesi yaptı. Özel meslek liselerine de teşvik kapsamında 15 milyon 745 bin 110 lira kaynak aktarıldı. Bu eğitim öğretim yılında özel meslek liselerinde öğrenim gören öğrenciler için kurumlara toplam 44 milyon 969 bin 28 lira ödeme yapılacak.
Özel okullarda eğitim gören öğrenciler için verilen eğitim ve öğretim desteği ve OSB’lerdeki teşviklerle birlikte destek kapsamında ilk taksit olarak, okullara 203 bin 121 bin 985 lira kaynak aktarıldı. Bakanlık, öğrenciler için kurumlara 2014-2015 öğretim yılında yaklaşık 580 milyon lira ödeyecek.
Eğitim ve öğretim desteği verilebilecek öğrencilerin tespitinde, öğrencinin akademik ve sosyal başarı durumu, ailesinin aylık geliri, ailede öğrenim gören kardeş sayısı, anne babanın durumu, öğrencinin aldığı disiplin cezaları gibi faktörler belirleyici oldu.
Eğitim ve öğretim desteği verilebilecek özel okulların tespitinde ise yürürlükteki mevzuat hükmünce değerlendirme yapıldı.
Öğrenci adına özel okullara okul öncesinde 2 bin 500, ilkokulda 3 bin, ortaokulda 3 bin 500, liselerde 3 bin 500, temel lisede 3 bin lira destek ödeniyor. (Sözcü)
19 Aralık 2014 Cuma
İmam hatip 10’a katladı
Bilim Akademisi üyesi Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı’nın hazırladığı ‘Gençlerin Potansiyeli ve Din Eğitimi: İmam-Hatipler ve Din Dersleri’ raporuna göre, 2002 yılında Türkiye’de 450 imam hatip lisesi ve bu okullarda 71 bin 100 öğrenci vardı. 2013’te ise imam hatip ortaokul ve liselerinin sayısı 2 bini buldu.
İmam hatiplerin öğrenci sayısı 10 kattan fazla artarak 714 bin 135’e ulaştı. PISA 2012 verilerinden yola çıkılarak hazırlanan raporun çarpıcı sonuçlarından bazıları şöyle:
- Eğitime erişim en temel sorun.
- Ortaokuldan liseye geçiş ve üniversiteye girişteki sınavlarda diğer akademik ders konuları gibi din derslerinden de sorular soruluyor. Dini eğitimin ağırlık kazandığı, genel ve mesleki eğitimin yerini aldığı bir eğitim sisteminin bilgi üretebilen, donanımlı yeni nesiller yetiştirmesi zor.
- Ak Parti’nin iktidara geldiği 2002’de Türkiye’de 450 imam-hatip lisesi ve 71 bin 100 öğrenci vardı. 2013 verilerine göre sayıları 2 bini bulan imam-hatip ortaokul ve liselerinde 10 katın üstünde bir artışla 714 bin 135 öğrenci eğitim görüyor.
- İmam hatip okullarının dışında genel eğitimde (ilkokuldan lise son sınıfa kadar) verilen din dersleri bütün öğrenciler için zorunlu. Milli eğitimimizde önce sadece ilkokullarda seçmeli olarak verilen din bilgisi dersi, giderek eğitimin temel öğelerinden biri haline geldi. 1970’lerden itibaren giderek yerleşen bu durum, bugün hiçbir gelişmiş ülkede söz konusu değil. Bazı gelişmiş ülkelerde de din dersleri var ancak bunlar çoğunlukla genel eğitim kurumlarında değil kilise okullarında veriliyor.
- 4+4+4 ile birlikte bütün sınıflardaki zorunlu ‘Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi’ dersine ek olarak ortaokul ve liselerde ‘Kuranı Kerim’, ‘Hz. Peygamberimizin hayatı’ ve ‘Temel Dini Bilgiler’ seçmeli ders olarak okutulmaya başlandı. Bu derslerin her biri haftada iki saat. Toplam seçmeli ders sayısı da haftada 6 saat olduğuna göre bütün seçmeli dersleri dinî dersler olarak almak mümkün.
- Lise giriş sınavlarında din bilgisi soruları soruluyor. Bu durumun iki doğal sonucu olabilir. Birincisi bu konularda daha fazla bilgisi olan imam-hatip ortaokulu öğrencilerine haksız avantaj sağlanıyor. Diğeri de öğrencileri din içerikli seçmeli dersleri almaya teşvik etmesi.
- Din ve ahlâk kavramlarını lâyıkıyla kavrayabilmek, ancak soyut düşünce kapasitesiyle mümkün. Çocuğun zihinsel gelişmesinde soyut düşünce, analitik ve eleştirel, sorgulayıcı yaklaşım 12 yaş ve üstü devrede oluşur. Daha küçük yaşlarda verilen dinî bilgiler ancak somut yasaklar (dogma) şeklinde algılanır.
Erdoğan: 15 kat arttı
Cumhurbaşkanı Erdoğan ise kasım ayında yaptığı açıklamalarda, imam hatiplerde eğitim alan öğrenci sayısının 15 kattan fazla arttığını belirterek, “2002-2003 öğretim yılında, Türkiye genelinde 440 imam-hatip lisesinde, 64 bin 500 öğrenci eğitim-öğretim alıyordu. Şu anda, ortaokul ve lise kısmıyla 2 bin 638 okulda, 983 bin öğrenci eğitim-öğretim alıyor. Yani, öğrenci sayısı 15 kattan fazla arttı” demişti.
5 yaş grubunda okullaşma azaldı
Prof. Dr. M. Ali Alpar - Bilim Akademisi Başkanı Eğitim Reformu Girişimi’nin (ERG) incelemelerine göre, 4+4+4 sistemine geçildikten sonra okul öncesi eğitimde 5 yaş grubunda okullaşma yüzde 20 azaldı. Öteden beri eğitim sistemimiz ezbere dayalı, sınavlara indeksli olmakla maluldü. Daha fazla akla, dünya bilgisine ve beceriye yönelmek yerine ezber ağırlıklı din adamlığı meslek eğitiminin genel eğitim sisteminde başat bir yer alması çocuklarımızı ve gelecekteki toplumumuzu bu dünya için iyi hazırlayacak mı? Sağduyu sahibi dindar vatandaşlar çocuklarının kendi becerileri ile ayakta duran, kendi aklını kullanan insanlar olarak yetişmelerini istemezler mi?
Dini eğitimin ağırlığı arttı
Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı- Bilim Akademisi Üyesi Bugün dini eğitimin ağırlığı daha da arttı. 19. Milli Eğitim Şurası da bunun üzerinde odaklaştı. Halbuki raporda da belirttiğim gibi Türkiye’de eğitimin sorunu kalite sorunudur. Özellikle de insan kaynağını geliştirmek istiyorsak, dünya ile ekonomik gelişme bakımından rekabet etmek istiyorsak, dil ve matematik becerilerinin çok geliştirilmesi, desteklenmesi lazım. Aynı şekilde fen bilgilerine ağırlık verilmesi gerekiyor. Türkçe bir dünya dili değil ama kaliteli bir Türkçe eğitimi ile birlikte, bir dünya dilinin de iyi öğretilmesi şart. Bu da bugün İngilizce’dir. Eğitime erişim epeyce arttı ancak 4+4+4’ten sonra örgün eğitimden çıkmaların çoğaldığı da biliniyor. (Hürriyet)
İmam hatiplerin öğrenci sayısı 10 kattan fazla artarak 714 bin 135’e ulaştı. PISA 2012 verilerinden yola çıkılarak hazırlanan raporun çarpıcı sonuçlarından bazıları şöyle:
- Eğitime erişim en temel sorun.
- Ortaokuldan liseye geçiş ve üniversiteye girişteki sınavlarda diğer akademik ders konuları gibi din derslerinden de sorular soruluyor. Dini eğitimin ağırlık kazandığı, genel ve mesleki eğitimin yerini aldığı bir eğitim sisteminin bilgi üretebilen, donanımlı yeni nesiller yetiştirmesi zor.
- Ak Parti’nin iktidara geldiği 2002’de Türkiye’de 450 imam-hatip lisesi ve 71 bin 100 öğrenci vardı. 2013 verilerine göre sayıları 2 bini bulan imam-hatip ortaokul ve liselerinde 10 katın üstünde bir artışla 714 bin 135 öğrenci eğitim görüyor.
- İmam hatip okullarının dışında genel eğitimde (ilkokuldan lise son sınıfa kadar) verilen din dersleri bütün öğrenciler için zorunlu. Milli eğitimimizde önce sadece ilkokullarda seçmeli olarak verilen din bilgisi dersi, giderek eğitimin temel öğelerinden biri haline geldi. 1970’lerden itibaren giderek yerleşen bu durum, bugün hiçbir gelişmiş ülkede söz konusu değil. Bazı gelişmiş ülkelerde de din dersleri var ancak bunlar çoğunlukla genel eğitim kurumlarında değil kilise okullarında veriliyor.
- 4+4+4 ile birlikte bütün sınıflardaki zorunlu ‘Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi’ dersine ek olarak ortaokul ve liselerde ‘Kuranı Kerim’, ‘Hz. Peygamberimizin hayatı’ ve ‘Temel Dini Bilgiler’ seçmeli ders olarak okutulmaya başlandı. Bu derslerin her biri haftada iki saat. Toplam seçmeli ders sayısı da haftada 6 saat olduğuna göre bütün seçmeli dersleri dinî dersler olarak almak mümkün.
- Lise giriş sınavlarında din bilgisi soruları soruluyor. Bu durumun iki doğal sonucu olabilir. Birincisi bu konularda daha fazla bilgisi olan imam-hatip ortaokulu öğrencilerine haksız avantaj sağlanıyor. Diğeri de öğrencileri din içerikli seçmeli dersleri almaya teşvik etmesi.
- Din ve ahlâk kavramlarını lâyıkıyla kavrayabilmek, ancak soyut düşünce kapasitesiyle mümkün. Çocuğun zihinsel gelişmesinde soyut düşünce, analitik ve eleştirel, sorgulayıcı yaklaşım 12 yaş ve üstü devrede oluşur. Daha küçük yaşlarda verilen dinî bilgiler ancak somut yasaklar (dogma) şeklinde algılanır.
Erdoğan: 15 kat arttı
Cumhurbaşkanı Erdoğan ise kasım ayında yaptığı açıklamalarda, imam hatiplerde eğitim alan öğrenci sayısının 15 kattan fazla arttığını belirterek, “2002-2003 öğretim yılında, Türkiye genelinde 440 imam-hatip lisesinde, 64 bin 500 öğrenci eğitim-öğretim alıyordu. Şu anda, ortaokul ve lise kısmıyla 2 bin 638 okulda, 983 bin öğrenci eğitim-öğretim alıyor. Yani, öğrenci sayısı 15 kattan fazla arttı” demişti.
5 yaş grubunda okullaşma azaldı
Prof. Dr. M. Ali Alpar - Bilim Akademisi Başkanı Eğitim Reformu Girişimi’nin (ERG) incelemelerine göre, 4+4+4 sistemine geçildikten sonra okul öncesi eğitimde 5 yaş grubunda okullaşma yüzde 20 azaldı. Öteden beri eğitim sistemimiz ezbere dayalı, sınavlara indeksli olmakla maluldü. Daha fazla akla, dünya bilgisine ve beceriye yönelmek yerine ezber ağırlıklı din adamlığı meslek eğitiminin genel eğitim sisteminde başat bir yer alması çocuklarımızı ve gelecekteki toplumumuzu bu dünya için iyi hazırlayacak mı? Sağduyu sahibi dindar vatandaşlar çocuklarının kendi becerileri ile ayakta duran, kendi aklını kullanan insanlar olarak yetişmelerini istemezler mi?
Dini eğitimin ağırlığı arttı
Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı- Bilim Akademisi Üyesi Bugün dini eğitimin ağırlığı daha da arttı. 19. Milli Eğitim Şurası da bunun üzerinde odaklaştı. Halbuki raporda da belirttiğim gibi Türkiye’de eğitimin sorunu kalite sorunudur. Özellikle de insan kaynağını geliştirmek istiyorsak, dünya ile ekonomik gelişme bakımından rekabet etmek istiyorsak, dil ve matematik becerilerinin çok geliştirilmesi, desteklenmesi lazım. Aynı şekilde fen bilgilerine ağırlık verilmesi gerekiyor. Türkçe bir dünya dili değil ama kaliteli bir Türkçe eğitimi ile birlikte, bir dünya dilinin de iyi öğretilmesi şart. Bu da bugün İngilizce’dir. Eğitime erişim epeyce arttı ancak 4+4+4’ten sonra örgün eğitimden çıkmaların çoğaldığı da biliniyor. (Hürriyet)
Etiketler:
ders,
din dersi,
eğitim,
haber,
imam hatip,
meb,
Milli Eğitim Bakanlığı,
okul,
öğrenci
18 Aralık 2014 Perşembe
Milli Eğitim Bakanlığı karnelerde değişiklik yapıyor!
Milli Eğitim, karneleri yeni sisteme göre düzenliyor. Bir ay sonra sona erecek olan birinci dönemde verilecek karnelerde değişiklik yapılacak.
Yeni eğitim sistemi 4+4+4 ile birlikte ilköğretim kurumu olarak anılan 1-8. sınıflar ilkokul, ortaokul ve imam hatip ortaokulu olarak ayrılmıştı.
Bakanlık bu uygulamayı karnelere de yansıttı. Buna göre karnelerin ön yüzündeki 'ilköğretim kurumu karnesi' ifadesi yerine ilkokul, ortaokul ve imam hatip ortaokulu öğrenci karnesi ifadesi kullanılacak.
Böylelikle imam hatip ifadesi ilk kez karnelerin üzerinde yer almış olacak. "Başarı Üstün Başarı ve Onur" belgeleri yerine ilköğretim kurumlarındaki tüm sınıflardaki öğrencilere iftihar belgesi verilecek.
Ayrıca ilkokul seviyesine verilmeyen takdir ve teşekkür belgesi artık ilkokul kademesinde de verilecek. Bu kapsamda ilkokul 4'üncü sınıf ile ortaokul ve imam-hatip ortaokullarının bütün sınıflarına takdir ve teşekkür belgesi verilebilecek
Yeni eğitim sistemi 4+4+4 ile birlikte ilköğretim kurumu olarak anılan 1-8. sınıflar ilkokul, ortaokul ve imam hatip ortaokulu olarak ayrılmıştı.
Bakanlık bu uygulamayı karnelere de yansıttı. Buna göre karnelerin ön yüzündeki 'ilköğretim kurumu karnesi' ifadesi yerine ilkokul, ortaokul ve imam hatip ortaokulu öğrenci karnesi ifadesi kullanılacak.
Böylelikle imam hatip ifadesi ilk kez karnelerin üzerinde yer almış olacak. "Başarı Üstün Başarı ve Onur" belgeleri yerine ilköğretim kurumlarındaki tüm sınıflardaki öğrencilere iftihar belgesi verilecek.
Ayrıca ilkokul seviyesine verilmeyen takdir ve teşekkür belgesi artık ilkokul kademesinde de verilecek. Bu kapsamda ilkokul 4'üncü sınıf ile ortaokul ve imam-hatip ortaokullarının bütün sınıflarına takdir ve teşekkür belgesi verilebilecek
17 Aralık 2014 Çarşamba
Eşitlik için karma eğitim!
Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS), kız çocuklarının eğitime erişimini sağlamak için eğitimin karma olmasının yerinde olacağına dikkat çekiyor.
“Kadın ve erkek arasında eşit şartlar sağlamak ekonomik büyümede önemli role sahip. Eşitsizliği azaltmanın en etkin yolu ise eğitime erişimdir.” Bu cümleyi kim kullandı bilin bakalım?
Bu cümleleri kuran bir eğitimci değil, bir araştırmacı değil, bir eğitim profesörü değil, bu cümleyi Başbakan Davutoğlu’nun eşi Sare Davutoğlu, kullanmıştır.
Peki Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun eşi Sare Davutoğlu bu cümleyi nerede kullanmıştır? Katar İş Kadınları Birliği tarafından Doha’da düzenlenen, “Katar Uluslar Arası İş Kadınları Forumu”nun açılışında konuşmuştur.
Bugün sendika olarak Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun eşi Sare Davutoğlu ile ilk kez bir noktadan uzlaştığımız ortaya çıktı. Evet, ilk kez bir tespitimiz tıpa tıp aynıdır. Kadın ve erkek arasında eşitsizliği azaltmanın en etkin yolu eğitime erişimi sağlamaktır. TÖS başından beri kadın ve erkek arasında eşitsizliği azaltmanın en etkin yolunun eğitime erişimi sağlamak olduğunu söylemektedir. Ve söylemeye de devam edecektir.
Başbakan Davutoğlu’nun eşi Sare Davutoğlu, konuşmalarında “Kadın ve erkek arasında eşitsizliği azaltmanın en etkin yolu eğitime erişimi sağlamaktır” demiş ancak kadınların nasıl eğitime erişim sağlayacağı hakkında bir bilgi vermemiştir.
TÖS’ÜN KONUYA İLİŞKİN GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİ
AB Komisyonu tarafından yayınlanan 2014 Yılı Türkiye İlerleme Raporu 8 Ekim 2014 Çarşamba günü açıklandı. Raporun 67. sayfası eğitim ve kültüre ayrılmıştır. Burada raportörler Okulöncesi, ilköğretim ve ortaöğretimde okullaşma oranının arttığının görüldüğünü ancak bu artışın yeterli olmadığını, kız çocuklarının okullaşma oranının düşük olduğunu ve eğitimde cinsiyet farkının devam ettiğini; bu durum için de bazı bölgelerde önemli bir oransal farkın olduğunu belirtmektedirler.
Kız çocuklarının eğitime erişimini sağlamak için eğitimin karma olması yerinde olacaktır. Karma eğitim, eğitim ve öğretimlerde cinsiyet ayrımının ortadan kaldırılması, her iki cinsin de eğitim hak ve olanaklarından, birlikte ve eşit olarak yararlanmaları anlamına gelmektedir.
Öğretim programlarında kadını aşağılayan, kadını yaşamda geride gösteren anlayışlara yer verilmemelidir. Ders kitaplarında var olan kadını yaşamda geri gösteren anlayışlar bir an önce ders kitaplarından çıkarılmalıdır.
Kız çocukların okula gönderilmesi için çeşitli kampanyalar (geçmişte “Baba Beni Okula Gönder” kampanyaları gibi) dışında basın-yayın, kongre, konferans, sempozyum, seminer, panel ve kurslar düzenlenmelidir.
Okuldan erken ayrılan kız çocuklar için eğitim programlarının düzenlenmesine çalışılmalıdır. Kız öğrenciler için yurtiçi ve yurt dışındaki eğitim kurumlarında imkânlar sağlanmalıdır.
Ailelerin kız çocuklarını okula göndermemeleri araştırmalarla belirlenmelidir. Yine kız çocukların okula gönderilmesine ilişkin bu veriler kamuoyu ile paylaşılmalıdır.
Dikmen ONAT
TÖS Genel Başkanı
“Kadın ve erkek arasında eşit şartlar sağlamak ekonomik büyümede önemli role sahip. Eşitsizliği azaltmanın en etkin yolu ise eğitime erişimdir.” Bu cümleyi kim kullandı bilin bakalım?
Bu cümleleri kuran bir eğitimci değil, bir araştırmacı değil, bir eğitim profesörü değil, bu cümleyi Başbakan Davutoğlu’nun eşi Sare Davutoğlu, kullanmıştır.
Peki Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun eşi Sare Davutoğlu bu cümleyi nerede kullanmıştır? Katar İş Kadınları Birliği tarafından Doha’da düzenlenen, “Katar Uluslar Arası İş Kadınları Forumu”nun açılışında konuşmuştur.
Bugün sendika olarak Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun eşi Sare Davutoğlu ile ilk kez bir noktadan uzlaştığımız ortaya çıktı. Evet, ilk kez bir tespitimiz tıpa tıp aynıdır. Kadın ve erkek arasında eşitsizliği azaltmanın en etkin yolu eğitime erişimi sağlamaktır. TÖS başından beri kadın ve erkek arasında eşitsizliği azaltmanın en etkin yolunun eğitime erişimi sağlamak olduğunu söylemektedir. Ve söylemeye de devam edecektir.
Başbakan Davutoğlu’nun eşi Sare Davutoğlu, konuşmalarında “Kadın ve erkek arasında eşitsizliği azaltmanın en etkin yolu eğitime erişimi sağlamaktır” demiş ancak kadınların nasıl eğitime erişim sağlayacağı hakkında bir bilgi vermemiştir.
TÖS’ÜN KONUYA İLİŞKİN GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİ
AB Komisyonu tarafından yayınlanan 2014 Yılı Türkiye İlerleme Raporu 8 Ekim 2014 Çarşamba günü açıklandı. Raporun 67. sayfası eğitim ve kültüre ayrılmıştır. Burada raportörler Okulöncesi, ilköğretim ve ortaöğretimde okullaşma oranının arttığının görüldüğünü ancak bu artışın yeterli olmadığını, kız çocuklarının okullaşma oranının düşük olduğunu ve eğitimde cinsiyet farkının devam ettiğini; bu durum için de bazı bölgelerde önemli bir oransal farkın olduğunu belirtmektedirler.
Kız çocuklarının eğitime erişimini sağlamak için eğitimin karma olması yerinde olacaktır. Karma eğitim, eğitim ve öğretimlerde cinsiyet ayrımının ortadan kaldırılması, her iki cinsin de eğitim hak ve olanaklarından, birlikte ve eşit olarak yararlanmaları anlamına gelmektedir.
Öğretim programlarında kadını aşağılayan, kadını yaşamda geride gösteren anlayışlara yer verilmemelidir. Ders kitaplarında var olan kadını yaşamda geri gösteren anlayışlar bir an önce ders kitaplarından çıkarılmalıdır.
Kız çocukların okula gönderilmesi için çeşitli kampanyalar (geçmişte “Baba Beni Okula Gönder” kampanyaları gibi) dışında basın-yayın, kongre, konferans, sempozyum, seminer, panel ve kurslar düzenlenmelidir.
Okuldan erken ayrılan kız çocuklar için eğitim programlarının düzenlenmesine çalışılmalıdır. Kız öğrenciler için yurtiçi ve yurt dışındaki eğitim kurumlarında imkânlar sağlanmalıdır.
Ailelerin kız çocuklarını okula göndermemeleri araştırmalarla belirlenmelidir. Yine kız çocukların okula gönderilmesine ilişkin bu veriler kamuoyu ile paylaşılmalıdır.
Dikmen ONAT
TÖS Genel Başkanı
KPSS’de 3 bin 240 ‘olağan şüpheli’!
Soruşturma kapsamında 110 ve üzeri soruyu doğru yanıtlayan 3 bin 240 kişinin şüpheli olarak ifadesi alınacak.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, 2010’dan bu yana yürüttüğü, KPSS eğitim Bilimleri ve Genel Yetenek sınavı sorularının sızdırıldığı iddiasıyla yürüttüğü soruşturmada “şüpheli” sayısının 3 bin 240 olduğu ortaya çıktı.
10-11 Temmuz 2010’da yapılan KPSS’den sonra, Genel Yetenek sınavından bin 29 adayın, Eğitim Bilimleri sınavından ise 350 adayın tüm sorulara doğru yanıt vererek tam puan aldığı ortaya çıktı.
Savcılık soruların çalındığı ve kopya çekildiği iddialarıyla soruşturma başlattı. 2010’dan bu yana “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, bu örgüt faaliyeti çerçevesinde nitelikli dolandırıcılık ve örgütlü olarak sahtecilik” suçlarından sürdürülen soruşturmada, adayların yanlış hesaplamalar yapmasına karşın doğru yanıtları işaretledikleri, adayların kitapçıkları üzerindeki karalama ve yazıların silindiği, değiştirildiği gibi iddialar günyüzüne çıktı. Soruşturma sürerken adayların üzerinde karalamalar yaptığı kitapçıkların, ÖSYM’den savcılığa gönderilen yazı ve savcılığın onayı ile imha edildiği öğrenildi.
HTS kayıtları inceleniyor
Memur Suçları Soruşturma Bürosu savcılarından Yücel Erkman’ın dosyayı devralmasının ardından soruşturmanın seyri değişti. Erkman, suç örgütünün faaliyetlerinin deşifre edilebilmesi için, başka suretle delil elde etme imkanı bulunmadığından, sınavda 120 sorudan 110 ve üzeri soruyu doğru yanıtlayan 2 bin 676 kişi ile birlikte daha önce 564 şahsa ait telefon numaralarının HTS kayıtları ile yapılan analiz çalışması sonucunda tespit edilen 40 kişi olmak üzere toplam 2 bin 716 kişinin GSM numaraları üzerinde gerekli araştırma yapmak üzere 1 Haziran-1 Ağustos 2010 arasındaki HTS araştırması istedi. Erkman’ın talebi mahkemece kabul edildi.
Soruşturmada, 2 bin 676 kişi ile daha önceden hakkında soruşturma bulunan 564 kişiyle birlikte toplam 3 bin 240 kişinin şüpheli olarak soruşturulmasına devam ediliyor. Soruşturmanın, HTS raporuyla şekillenmesi ve ardından şüpheli ifadelerinin alımına geçilmesi bekleniyor. (Sözcü)
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, 2010’dan bu yana yürüttüğü, KPSS eğitim Bilimleri ve Genel Yetenek sınavı sorularının sızdırıldığı iddiasıyla yürüttüğü soruşturmada “şüpheli” sayısının 3 bin 240 olduğu ortaya çıktı.
10-11 Temmuz 2010’da yapılan KPSS’den sonra, Genel Yetenek sınavından bin 29 adayın, Eğitim Bilimleri sınavından ise 350 adayın tüm sorulara doğru yanıt vererek tam puan aldığı ortaya çıktı.
Savcılık soruların çalındığı ve kopya çekildiği iddialarıyla soruşturma başlattı. 2010’dan bu yana “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, bu örgüt faaliyeti çerçevesinde nitelikli dolandırıcılık ve örgütlü olarak sahtecilik” suçlarından sürdürülen soruşturmada, adayların yanlış hesaplamalar yapmasına karşın doğru yanıtları işaretledikleri, adayların kitapçıkları üzerindeki karalama ve yazıların silindiği, değiştirildiği gibi iddialar günyüzüne çıktı. Soruşturma sürerken adayların üzerinde karalamalar yaptığı kitapçıkların, ÖSYM’den savcılığa gönderilen yazı ve savcılığın onayı ile imha edildiği öğrenildi.
HTS kayıtları inceleniyor
Memur Suçları Soruşturma Bürosu savcılarından Yücel Erkman’ın dosyayı devralmasının ardından soruşturmanın seyri değişti. Erkman, suç örgütünün faaliyetlerinin deşifre edilebilmesi için, başka suretle delil elde etme imkanı bulunmadığından, sınavda 120 sorudan 110 ve üzeri soruyu doğru yanıtlayan 2 bin 676 kişi ile birlikte daha önce 564 şahsa ait telefon numaralarının HTS kayıtları ile yapılan analiz çalışması sonucunda tespit edilen 40 kişi olmak üzere toplam 2 bin 716 kişinin GSM numaraları üzerinde gerekli araştırma yapmak üzere 1 Haziran-1 Ağustos 2010 arasındaki HTS araştırması istedi. Erkman’ın talebi mahkemece kabul edildi.
Soruşturmada, 2 bin 676 kişi ile daha önceden hakkında soruşturma bulunan 564 kişiyle birlikte toplam 3 bin 240 kişinin şüpheli olarak soruşturulmasına devam ediliyor. Soruşturmanın, HTS raporuyla şekillenmesi ve ardından şüpheli ifadelerinin alımına geçilmesi bekleniyor. (Sözcü)
15 Aralık 2014 Pazartesi
Anaokulunda dua pekiştirme günü
19. Milli Eğitim Şûrası’nda alınan ‘anaokullarında değerler eğitimi verilmesi’ yönündeki tavsiye kararı, Osmaniye Kadirli İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından ‘acil’ olarak hayata geçirildi. İlçedeki okullara gönderilen programda, ''Derse besmeleyle başlanacak, dua pekiştirme günleri yapılacak'' gibi başlıklar yer alıyor.
Milliyet Gazetesi'nden Ayşegül Kahvecioğlu'nun haberine göre İlçe Milli Eğitim, anaokullarında değerler eğitiminin nasıl verilmesi gerektiğine ilişkin 21 sayfalık bir program hazırlayıp ilçedeki okullara gönderirken, programda dikkat çekici başlıklar yer aldı.
Buna göre, 3-6 yaş arası anaokulu öğrencileri, derse besmeleyle başlayacak, dua ve sureleri tecvit kurallarıyla öğrenecek. Çocuklara okulda Kuran-ı Kerim dersi de verilecek. Buna göre öğrenciye Kuran-ı Kerim’le ilgili genel bilgiler verilecek, Kuran’dan bölümler okunacak, Kuran alfabesinin ilk 5 harfi tekerlemelerle mahreçli olarak çalıştırılacak.
Programa göre anaokulu öğrencilerine şunlar anlatılacak:
- Öğrenciler derse selam ve besmele ile başlayacak.
- Çocuklara öğretilecek dualar önce öğretici tarafından yüksek sesle tane tane okunacak. Daha sonra duayı önce öğretici sonra çocuklar okuyacak.
- Dua pekiştirme günleri yapılacak. Öğrenciye öğrendiği duaları tekrar etme alışkanlığı kazandırılacak.
- Haftalık dua çizelgesi oluşturulacak.
- Besmele ve ‘Allahuekber’ hareketli bir şekilde öğretilecek. Çocuk, besmeleyi hecelerken sağa sola, öne arkaya dönecek, ellerini şaplatacak. “Allahuekber” derken, “Kim daha sesli söyleyecek?” gibi sorularla öğrenci motive edilecek.
- Kuran öğretiminde masal hikaye anlatımı, etkinlik ve konuya geçiş tekerlemeleri mutlaka kullanılacak.
- Çocuğa dua etmenin adabı ve önemi öğretilecek.
- Dua ve sureler tecvit kurallarıyla öğretilecek.
- Tecvit kuralları (tutma-uzatma-çekme vb) parmak oyunları ya da drama gibi oyunlarla öğretilecek.
Milliyet Gazetesi'nden Ayşegül Kahvecioğlu'nun haberine göre İlçe Milli Eğitim, anaokullarında değerler eğitiminin nasıl verilmesi gerektiğine ilişkin 21 sayfalık bir program hazırlayıp ilçedeki okullara gönderirken, programda dikkat çekici başlıklar yer aldı.
Buna göre, 3-6 yaş arası anaokulu öğrencileri, derse besmeleyle başlayacak, dua ve sureleri tecvit kurallarıyla öğrenecek. Çocuklara okulda Kuran-ı Kerim dersi de verilecek. Buna göre öğrenciye Kuran-ı Kerim’le ilgili genel bilgiler verilecek, Kuran’dan bölümler okunacak, Kuran alfabesinin ilk 5 harfi tekerlemelerle mahreçli olarak çalıştırılacak.
Programa göre anaokulu öğrencilerine şunlar anlatılacak:
- Öğrenciler derse selam ve besmele ile başlayacak.
- Çocuklara öğretilecek dualar önce öğretici tarafından yüksek sesle tane tane okunacak. Daha sonra duayı önce öğretici sonra çocuklar okuyacak.
- Dua pekiştirme günleri yapılacak. Öğrenciye öğrendiği duaları tekrar etme alışkanlığı kazandırılacak.
- Haftalık dua çizelgesi oluşturulacak.
- Besmele ve ‘Allahuekber’ hareketli bir şekilde öğretilecek. Çocuk, besmeleyi hecelerken sağa sola, öne arkaya dönecek, ellerini şaplatacak. “Allahuekber” derken, “Kim daha sesli söyleyecek?” gibi sorularla öğrenci motive edilecek.
- Kuran öğretiminde masal hikaye anlatımı, etkinlik ve konuya geçiş tekerlemeleri mutlaka kullanılacak.
- Çocuğa dua etmenin adabı ve önemi öğretilecek.
- Dua ve sureler tecvit kurallarıyla öğretilecek.
- Tecvit kuralları (tutma-uzatma-çekme vb) parmak oyunları ya da drama gibi oyunlarla öğretilecek.
Matematik yeteneğini fazlasıyla ispat etti!
İlkokul öğretmeni tarafından bir anda ‘matematikten anlamayan çocuk’ ilan edilen Polat, asla pes etmeyerek matematik yeteneğini ispat etti.
7 yaşındayken Alman öğretmenler tarafından matematikte üstün yetenekli bulundu, 9 yaşında Türkiye’ye geri döndüğünde ise ilkokul öğretmeni tarafından ‘matematikten anlamıyor’ denilerek ailesine şikayet edildi. Ama o bugün Türkiye’yi matematik olimpiyatlarına hazırlıyor.
Ülkesinde yaşadığı zorluklara rağmen matematiğe olan yeteneğini ve sevgisini Ege Üniversitesi Matematik Bölümü’nü birincilikle kazanmasıyla ispat eden İzmirli akademisyen Refet Polat, şimdi kendisi gibi üstün yeteneğe sahip öğrenciler için çalışıyor.
Üniversite yıllarında bursiyeri olarak destek aldığı Türk Eğitim Vakfı’nın (TEV) Yürütme Kurulu Üyeliği’ne seçilen Yaşar Üniversitesi Matematik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Refet Polat, “TEV bursiyeri olup yürütme kuruluna giren ilk kişiyim. Bu bana büyük bir gurur verdi” dedi.
BURS ALDIĞI TEV’E YÖNETİCİ OLDU
İzmir’de doğup, yaşamının 8 yılını Almanya’da geçiren Yaşar Üniversitesi Matematik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Refet Polat, Almanya’da öğrenim gördüğü 2 yıl boyunca matematikteki üstün yeteneği ile Alman öğretmenlerin dikkatini çekmeyi başardı. Uzman öğretmenler tarafından ailesine verilen yönlendirme belgesinde yaşıtlarının üzerinde işlem yeteneğine sahip olduğu aktarılan Refet Polat, 9 yaşında Türkiye’ye döndüğünde büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. İlkokul öğretmeni tarafından bir anda ‘matematikten anlamayan çocuk’ ilan edilen Polat, asla pes etmeyerek matematik yeteneğini ispat etti. 1996 yılında çocukluğundan beri hayalini kurduğu üniversitenin matematik bölümüne birinci sırada yerleşen İzmirli akademisyen, o dönem maddi desteğe ihtiyaç duyduğu için Türk Eğitim Vakfı’na başvurdu. Vakıftan 4 yıl boyunca karşılıksız burs desteği gören Polat, bu destek sayesinde kendisini ilgi duyduğu yabancı dil ve bilgisayar alanlarında da yetiştirdi.
TÜRKİYE’Yİ MATEMATİK OLİMPİYATLARINA HAZIRLIYOR
7 yıldır Yaşar Üniversitesi Matematik Bölümü Öğretim Üyesi olarak görev yapan Yrd. Doç. Dr. Refet Polat, bu süre zarfından ülkesi adına da başarılı çalışmalara imza attı. TÜBİTAK Milli Olimpiyat Komitesi’nce ulusal ve uluslararası düzeyde matematik olimpiyatlarına katılacak öğrencileri yetiştirecek öğretmenleri yetiştirme görevini üstlenen başarılı akademisyen ayrıca ABD’nin Drexel Üniversitesi’nde düzenlenen 7’inci Uluslararası Yönetim Bilimi ve Mühendislik Yönetimi Konferansı’na katılarak büyük bir başarı gösterdi. Konferansta mühendislik ve fizik alanındaki makalesi bin 420 makale arasında 3’üncü olan Polat, geçtiğimiz günlerde büyük bir gurur daha yaşadı. Bursiyeri olduğu TEV’in İzmir Şubesi Yürütme Kurulu Üyeliğine seçilen Polat, TEV’le tanışma hikayesini ve hedeflerini şöyle anlattı:
TEV’LE PEK ÇOK HAYALİM GERÇEK OLDU
“Hangi işi yaptığınız, hangi bölümü okuduğunuz elbette önemlidir ama başarılı bir birey olmak adına daha önemli olan, yaptığınız işi en iyi şekilde yapmak, kazandığınız bölümü en donanımlı şekilde bitirmek ve kişisel gelişim sürecinizi hiçbir zaman sonlandırmamaktır. Mesela en az bir yabancı dili iyi seviyede öğrenmek, bilgisayar okuryazarlığınızı üst seviyede tutmak, lisansüstü eğitime devam etmek, alternatif yetilere ulaşmak gibi. Tabii bunların hemen hepsi yoğun bir çalışma temposu kadar ciddi maddi olanaklar da gerektiriyor. Bu olanakları ailelerimiz her zaman tam anlamıyla sağlayamayabilir. Muhtemelen TEV’den gelen o mektup olmasaydı bugün belki birçok hayalimi ertelemiş, zorlukla yaşama tutunmaya çalışan biri olacaktım. Şimdi en büyük mutluluğu TEV’in Yürütme Kurulu Üyeliği’ne seçilen ilk bursiyer olarak yaşıyorum. Hayallerini hayata geçirmek isteyen gençlere destek olmak benim için gurur verici. Gençlere de tavsiyem; umutsuzluğa hiçbir zaman kapılmayın ve her zaman hedefe odaklanın.”
Yrd. Doç. Dr. Refet Polat’ın görev aldığı bazı çalışmalar
-29. Balkan Matematik Olimpiyatları Akademik Asistanlık (2012)
-17. Genç Balkan Matematik Olimpiyatları Sınav Yürütme Komisyonu Başkanlığı (2013)
-3. Avrupa Kızlar Matematik Olimpiyatları Sınav Yürütme Komisyonu Başkanlığı (2014)
7 yaşındayken Alman öğretmenler tarafından matematikte üstün yetenekli bulundu, 9 yaşında Türkiye’ye geri döndüğünde ise ilkokul öğretmeni tarafından ‘matematikten anlamıyor’ denilerek ailesine şikayet edildi. Ama o bugün Türkiye’yi matematik olimpiyatlarına hazırlıyor.
Ülkesinde yaşadığı zorluklara rağmen matematiğe olan yeteneğini ve sevgisini Ege Üniversitesi Matematik Bölümü’nü birincilikle kazanmasıyla ispat eden İzmirli akademisyen Refet Polat, şimdi kendisi gibi üstün yeteneğe sahip öğrenciler için çalışıyor.
Üniversite yıllarında bursiyeri olarak destek aldığı Türk Eğitim Vakfı’nın (TEV) Yürütme Kurulu Üyeliği’ne seçilen Yaşar Üniversitesi Matematik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Refet Polat, “TEV bursiyeri olup yürütme kuruluna giren ilk kişiyim. Bu bana büyük bir gurur verdi” dedi.
BURS ALDIĞI TEV’E YÖNETİCİ OLDU
İzmir’de doğup, yaşamının 8 yılını Almanya’da geçiren Yaşar Üniversitesi Matematik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Refet Polat, Almanya’da öğrenim gördüğü 2 yıl boyunca matematikteki üstün yeteneği ile Alman öğretmenlerin dikkatini çekmeyi başardı. Uzman öğretmenler tarafından ailesine verilen yönlendirme belgesinde yaşıtlarının üzerinde işlem yeteneğine sahip olduğu aktarılan Refet Polat, 9 yaşında Türkiye’ye döndüğünde büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. İlkokul öğretmeni tarafından bir anda ‘matematikten anlamayan çocuk’ ilan edilen Polat, asla pes etmeyerek matematik yeteneğini ispat etti. 1996 yılında çocukluğundan beri hayalini kurduğu üniversitenin matematik bölümüne birinci sırada yerleşen İzmirli akademisyen, o dönem maddi desteğe ihtiyaç duyduğu için Türk Eğitim Vakfı’na başvurdu. Vakıftan 4 yıl boyunca karşılıksız burs desteği gören Polat, bu destek sayesinde kendisini ilgi duyduğu yabancı dil ve bilgisayar alanlarında da yetiştirdi.
TÜRKİYE’Yİ MATEMATİK OLİMPİYATLARINA HAZIRLIYOR
7 yıldır Yaşar Üniversitesi Matematik Bölümü Öğretim Üyesi olarak görev yapan Yrd. Doç. Dr. Refet Polat, bu süre zarfından ülkesi adına da başarılı çalışmalara imza attı. TÜBİTAK Milli Olimpiyat Komitesi’nce ulusal ve uluslararası düzeyde matematik olimpiyatlarına katılacak öğrencileri yetiştirecek öğretmenleri yetiştirme görevini üstlenen başarılı akademisyen ayrıca ABD’nin Drexel Üniversitesi’nde düzenlenen 7’inci Uluslararası Yönetim Bilimi ve Mühendislik Yönetimi Konferansı’na katılarak büyük bir başarı gösterdi. Konferansta mühendislik ve fizik alanındaki makalesi bin 420 makale arasında 3’üncü olan Polat, geçtiğimiz günlerde büyük bir gurur daha yaşadı. Bursiyeri olduğu TEV’in İzmir Şubesi Yürütme Kurulu Üyeliğine seçilen Polat, TEV’le tanışma hikayesini ve hedeflerini şöyle anlattı:
TEV’LE PEK ÇOK HAYALİM GERÇEK OLDU
“Hangi işi yaptığınız, hangi bölümü okuduğunuz elbette önemlidir ama başarılı bir birey olmak adına daha önemli olan, yaptığınız işi en iyi şekilde yapmak, kazandığınız bölümü en donanımlı şekilde bitirmek ve kişisel gelişim sürecinizi hiçbir zaman sonlandırmamaktır. Mesela en az bir yabancı dili iyi seviyede öğrenmek, bilgisayar okuryazarlığınızı üst seviyede tutmak, lisansüstü eğitime devam etmek, alternatif yetilere ulaşmak gibi. Tabii bunların hemen hepsi yoğun bir çalışma temposu kadar ciddi maddi olanaklar da gerektiriyor. Bu olanakları ailelerimiz her zaman tam anlamıyla sağlayamayabilir. Muhtemelen TEV’den gelen o mektup olmasaydı bugün belki birçok hayalimi ertelemiş, zorlukla yaşama tutunmaya çalışan biri olacaktım. Şimdi en büyük mutluluğu TEV’in Yürütme Kurulu Üyeliği’ne seçilen ilk bursiyer olarak yaşıyorum. Hayallerini hayata geçirmek isteyen gençlere destek olmak benim için gurur verici. Gençlere de tavsiyem; umutsuzluğa hiçbir zaman kapılmayın ve her zaman hedefe odaklanın.”
Yrd. Doç. Dr. Refet Polat’ın görev aldığı bazı çalışmalar
-29. Balkan Matematik Olimpiyatları Akademik Asistanlık (2012)
-17. Genç Balkan Matematik Olimpiyatları Sınav Yürütme Komisyonu Başkanlığı (2013)
-3. Avrupa Kızlar Matematik Olimpiyatları Sınav Yürütme Komisyonu Başkanlığı (2014)
Terk edilmiş köy okullarına hayat veren mimarlar!
Herkes İçin Mimarlık Derneği, “Atıl Köy Okulları Projesi” ile terk edilmiş, bakımsız kalmış, çürümeye yüz tutmuş okullara yeniden hayat veriyor.
Sabancı Vakfı’nın yürüttüğü Fark Yaratanlar programı, altıncı sezonuyla toplumsal sorunlara çözüm üreten “sıra dışı kişilerin olağanüstü öykülerini” anlatmaya devam ediyor. İzleyenlere ilham vererek toplumsal gelişmeye aktif katılımı artırmayı amaçlayan Fark Yaratanlar bugüne kadar 119 öyküyü ekranlara taşıdı.
Yapılan çalışmaların kısa videolarının Sabancı Vakfı tarafından hazırlanıp internet ortamında paylaşılmasına dayanan programın “yeni fark yaratanı” İstanbul’dan “Herkes İçin Mimarlık Derneği” oldu.
Herkes İçin Mimarlık Derneği, 2011 yılında yeni mezun idealist gençlerin fikirleriyle yola çıktı. Dernek yönetimi 30 yaş altı bireylerden oluşuyor. Yapı ve tasarım sorunu olan birçok şehirde farklı çalışmalara imza atan dernek, elit bir meslek gibi gözüken mimari sanatından herkesin faydalanması için çalışmalarda bulundu. Mimarlık mesleğini ofislerden çıkarıp köylere taşıdı. Yaptıkları projelerle hem köylülerin gönlünde taht kurdu, hemde mimarlık mesleğine farklı bir bakış açısı kazandırarak kocaman bir fark yarattı.
“Toplumun tüm kesimlerinin faydalanacağı sosyal bir mimarlık anlayışını” benimseyen dernek, mimarların sosyal konularda daha fazla inisiyatif almasını istiyor ve bunu eğitim aşamasında başlatmaya çalışıyor. Türkiye’deki tüm mimarlık okulları ile iletişime geçerek öğrencilere ulaşmayı, çalışmalarında en üst düzeyde öğrenci katılımını sağlamayı hedefleyen dernek, bu hedefleri doğrultusunda ürettikleri projelerle atıl durumdaki binaları keşfedip, bu binaları yeniden topluma kazandırıyor. Dernek ayrıca, “Atıl Köy Okulları Projesi” ile terk edilmiş, bakımsız kalmış, çürümeye yüz tutmuş okullara yeniden hayat veriyor
Bugüne kadar tamamlanmış 8 projesi olan derneğin devam eden 4 projesi bulunuyor. Köy köy, şehir şehir gezen mimarlar, Kahramanmaraş Hacıibrahimuşağı Köyü yanındaki araziye öğretmenler için bir lojman binası yaptı; Ordu’nun Fatsa ilçesindeki Kabakdağı köyü meydanını yeniden düzenledi. Ayrıca Giresun Gülburnu Köyü’nde bulunan balıkçı barınaklarını yeniledi. Dernek, İstanbul’da kentsel dönüşüm alanları üzerine fikirler ve tasarımlar üretti, Çorum İl Halk Kütüphanesi’nin çocuk okuma salonunu yeniledi. Atıl Köy Okulları Projesi kapsamında Kargı İlköğretim Okulu’nu yenileyen dernek, aynı proje kapsamında İzmir Ovakent Zihinsel Engelli İş Okulu Projesi’ni geliştirdi, Ordu ve Edirne’deki okullarda çalışmalarına devam ediyor. Bir diğer yandan Beyoğlu Sineması’nı yaşatma projesini yürütüyor.
Herkes İçin Mimarlık, projelerini hayata geçirirken, mümkün olan en geniş katılımı ve desteği bulmak hedefiyle hareket ediyor. Dernek, sorunların tüm muhatapları ile konuşarak ve onların görüşlerini alarak, proje süreçlerini tasarlıyor. Bu yolla kişi ve kurumların, sadece proje bitişinden sonraki kullanıcılar olmaktan çıkıp, tasarım ve yapım aşamasının ortak aktörleri haline gelmelerini sağlıyor. Atölyelerde farklı yaş grupları ve farklı kesimlerle beraber, mimarlık ve sosyal sorunların kesişiminde fikirler üretiyor.
Herkes İçin Mimarlık Derneği’nin fark yaratan hikâyesi, www.farkyaratanlar.org ve www.sabancivakfi.org internet sitelerinin yanı sıra Facebook, Twitter ve Youtube’da yayınlanıyor.
Sabancı Vakfı’nın yürüttüğü Fark Yaratanlar programı, altıncı sezonuyla toplumsal sorunlara çözüm üreten “sıra dışı kişilerin olağanüstü öykülerini” anlatmaya devam ediyor. İzleyenlere ilham vererek toplumsal gelişmeye aktif katılımı artırmayı amaçlayan Fark Yaratanlar bugüne kadar 119 öyküyü ekranlara taşıdı.
Yapılan çalışmaların kısa videolarının Sabancı Vakfı tarafından hazırlanıp internet ortamında paylaşılmasına dayanan programın “yeni fark yaratanı” İstanbul’dan “Herkes İçin Mimarlık Derneği” oldu.
Herkes İçin Mimarlık Derneği, 2011 yılında yeni mezun idealist gençlerin fikirleriyle yola çıktı. Dernek yönetimi 30 yaş altı bireylerden oluşuyor. Yapı ve tasarım sorunu olan birçok şehirde farklı çalışmalara imza atan dernek, elit bir meslek gibi gözüken mimari sanatından herkesin faydalanması için çalışmalarda bulundu. Mimarlık mesleğini ofislerden çıkarıp köylere taşıdı. Yaptıkları projelerle hem köylülerin gönlünde taht kurdu, hemde mimarlık mesleğine farklı bir bakış açısı kazandırarak kocaman bir fark yarattı.
“Toplumun tüm kesimlerinin faydalanacağı sosyal bir mimarlık anlayışını” benimseyen dernek, mimarların sosyal konularda daha fazla inisiyatif almasını istiyor ve bunu eğitim aşamasında başlatmaya çalışıyor. Türkiye’deki tüm mimarlık okulları ile iletişime geçerek öğrencilere ulaşmayı, çalışmalarında en üst düzeyde öğrenci katılımını sağlamayı hedefleyen dernek, bu hedefleri doğrultusunda ürettikleri projelerle atıl durumdaki binaları keşfedip, bu binaları yeniden topluma kazandırıyor. Dernek ayrıca, “Atıl Köy Okulları Projesi” ile terk edilmiş, bakımsız kalmış, çürümeye yüz tutmuş okullara yeniden hayat veriyor
Bugüne kadar tamamlanmış 8 projesi olan derneğin devam eden 4 projesi bulunuyor. Köy köy, şehir şehir gezen mimarlar, Kahramanmaraş Hacıibrahimuşağı Köyü yanındaki araziye öğretmenler için bir lojman binası yaptı; Ordu’nun Fatsa ilçesindeki Kabakdağı köyü meydanını yeniden düzenledi. Ayrıca Giresun Gülburnu Köyü’nde bulunan balıkçı barınaklarını yeniledi. Dernek, İstanbul’da kentsel dönüşüm alanları üzerine fikirler ve tasarımlar üretti, Çorum İl Halk Kütüphanesi’nin çocuk okuma salonunu yeniledi. Atıl Köy Okulları Projesi kapsamında Kargı İlköğretim Okulu’nu yenileyen dernek, aynı proje kapsamında İzmir Ovakent Zihinsel Engelli İş Okulu Projesi’ni geliştirdi, Ordu ve Edirne’deki okullarda çalışmalarına devam ediyor. Bir diğer yandan Beyoğlu Sineması’nı yaşatma projesini yürütüyor.
Herkes İçin Mimarlık, projelerini hayata geçirirken, mümkün olan en geniş katılımı ve desteği bulmak hedefiyle hareket ediyor. Dernek, sorunların tüm muhatapları ile konuşarak ve onların görüşlerini alarak, proje süreçlerini tasarlıyor. Bu yolla kişi ve kurumların, sadece proje bitişinden sonraki kullanıcılar olmaktan çıkıp, tasarım ve yapım aşamasının ortak aktörleri haline gelmelerini sağlıyor. Atölyelerde farklı yaş grupları ve farklı kesimlerle beraber, mimarlık ve sosyal sorunların kesişiminde fikirler üretiyor.
Herkes İçin Mimarlık Derneği’nin fark yaratan hikâyesi, www.farkyaratanlar.org ve www.sabancivakfi.org internet sitelerinin yanı sıra Facebook, Twitter ve Youtube’da yayınlanıyor.
TEOG sonrası ebeveynlere tavsiyeler!
TEOG sonrası eğitimcilerin tavsiyesi: Çocuğunuzu başkalarıyla kıyaslamayın!
Hafta sonu yapılan mazeret sınavlarıyla, sekizinci sınıf öğrencilerini terleten TEOG’un ilk yarıyıl sınavları sona erdi.
Sırada TEOG sonuçlarının açıklanması var. Merkezi ortak sınavların ve mazeret sınavlarının sonuçları ocak ayında açıklanacak.
1 milyon 287 binin üzerinde öğrenci, TEOG kapsamında düzenlelen merkezi ortak sınavlarda Türkçe, matematik, din kültürü ve ahlak bilgisi, fen ve teknoloji, T.C. inkılap tarihi ve Atatürkçülük ve yabancı dil dersi yazılılarına girdi.
ERA Kolejleri PDR Bölüm Başkanı Gülçin Aşkın Çetin, sınavın ardından, ebeveynlere çocuklarının kaygılarını azaltmak için tavsiyeler verdi.
Çetin, anne babaların yapıcı olması gerektiğine işaret ediyor.
Sevgi ve Desteğinizi Hissettirin: Sınav sonrası, çocuğun kaygı durumunu azaltmak ve önündeki bir diğer sınava motive etmek için ebeveynler öncelikle sınav sonucu ne olursa olsun çocuklarına destek vermeli. Onları sevdiğinizi söyleyin ve hayatınızın en değerli varlıkları olduklarını hissettirin.
Çabasını Takdir Edin, Motivasyonunu Yükseltin: Çocuğunuzun duygu durumunu olumlu yönde değiştirmek için beraber yemeğe çıkabilir, sinemaya, tiyatroya veya sevdiği bir etkinliğe katılabilirsiniz. Verdiği emekler için onu ödüllendirmeniz, çocuğun diğer sınavlar için motivasyonunu artıracak ve sizi yanında hissetmesine yardımcı olacaktır.
Sınavlar Hakkında Doğru Bakış Açısı Geliştirmesine Destek Olun: Sınavlar hayatın bir parçasıdır. Sınavdan düşük not alınması sadece çocuğunuzun konu hakkında akademik bilgiyi yeterince biriktiremediği anlamına gelir. Çocuğunuza düşük notların ya da yüksek notların gerçek anlamını anlatın. Onların eksilerini ve artılarını masaya koyarak dürüst ve objektif değerlendirmeler yapın. Ayrıca sınavlar konusunda gereksiz beklentilere girilmemesi de önemlidir.
Evde Huzurlu Bir Ortam Yaratın: Çocuğunuz sınav sonrasında duygusal veya kaygılı olabilir. Çocuğunuzun kardeşleri veya evdeki herhangi bir birey ile tartışmaya, çekişmeye girmemesine özen gösterin.
Kıyaslamalardan Kaçının: Anneler ve babalar, çocuklarını başkaları ile kıyaslamaktan kaçınmalı. “Ayşe’nin sınavı iyi geçmiş, sorular kolaymış” ya da “Ahmet’in sınavı çok iyi geçmiş ama zaten çok çalışıyordu” gibi belki de çocuğunuzu motive etmek için kullandığınız ifadeler, tam tersine onun moralini bozacaktır. Çocuğunuzun sınav sonuçlarını ve çalışma davranışlarını başkalarıyla karşılaştırmamaya özen gösterin.
Geçmişe Değil Geleceğe Odaklanın: Son olarak sınavları değerlendirirken bu zamana kadar “Neyi Yapmadık”, “Neden başarısız olduk” sorularına odaklanmak yerine, çocuğunuz ile birlikte ikinci sınavda daha verimli olmak için “Ne Yapmalıyız”, “Nasıl daha başarılı oluruz” sorularına öncelik vermek motive edici olacaktır. Çocuklarının iyi yetişmesi için büyük emek veren anne babalar, tüm yorum ve yönlendirmelerinde yapıcı olmaya önem vermeli. Unutmayın ki sınavlar çocuğunuzun kişiliğinin değerlendirilmesi değil, sınava giren bireyin bilgi birikiminin değerlendirilmesidir.
Hafta sonu yapılan mazeret sınavlarıyla, sekizinci sınıf öğrencilerini terleten TEOG’un ilk yarıyıl sınavları sona erdi.
Sırada TEOG sonuçlarının açıklanması var. Merkezi ortak sınavların ve mazeret sınavlarının sonuçları ocak ayında açıklanacak.
1 milyon 287 binin üzerinde öğrenci, TEOG kapsamında düzenlelen merkezi ortak sınavlarda Türkçe, matematik, din kültürü ve ahlak bilgisi, fen ve teknoloji, T.C. inkılap tarihi ve Atatürkçülük ve yabancı dil dersi yazılılarına girdi.
ERA Kolejleri PDR Bölüm Başkanı Gülçin Aşkın Çetin, sınavın ardından, ebeveynlere çocuklarının kaygılarını azaltmak için tavsiyeler verdi.
Çetin, anne babaların yapıcı olması gerektiğine işaret ediyor.
Sevgi ve Desteğinizi Hissettirin: Sınav sonrası, çocuğun kaygı durumunu azaltmak ve önündeki bir diğer sınava motive etmek için ebeveynler öncelikle sınav sonucu ne olursa olsun çocuklarına destek vermeli. Onları sevdiğinizi söyleyin ve hayatınızın en değerli varlıkları olduklarını hissettirin.
Çabasını Takdir Edin, Motivasyonunu Yükseltin: Çocuğunuzun duygu durumunu olumlu yönde değiştirmek için beraber yemeğe çıkabilir, sinemaya, tiyatroya veya sevdiği bir etkinliğe katılabilirsiniz. Verdiği emekler için onu ödüllendirmeniz, çocuğun diğer sınavlar için motivasyonunu artıracak ve sizi yanında hissetmesine yardımcı olacaktır.
Sınavlar Hakkında Doğru Bakış Açısı Geliştirmesine Destek Olun: Sınavlar hayatın bir parçasıdır. Sınavdan düşük not alınması sadece çocuğunuzun konu hakkında akademik bilgiyi yeterince biriktiremediği anlamına gelir. Çocuğunuza düşük notların ya da yüksek notların gerçek anlamını anlatın. Onların eksilerini ve artılarını masaya koyarak dürüst ve objektif değerlendirmeler yapın. Ayrıca sınavlar konusunda gereksiz beklentilere girilmemesi de önemlidir.
Evde Huzurlu Bir Ortam Yaratın: Çocuğunuz sınav sonrasında duygusal veya kaygılı olabilir. Çocuğunuzun kardeşleri veya evdeki herhangi bir birey ile tartışmaya, çekişmeye girmemesine özen gösterin.
Kıyaslamalardan Kaçının: Anneler ve babalar, çocuklarını başkaları ile kıyaslamaktan kaçınmalı. “Ayşe’nin sınavı iyi geçmiş, sorular kolaymış” ya da “Ahmet’in sınavı çok iyi geçmiş ama zaten çok çalışıyordu” gibi belki de çocuğunuzu motive etmek için kullandığınız ifadeler, tam tersine onun moralini bozacaktır. Çocuğunuzun sınav sonuçlarını ve çalışma davranışlarını başkalarıyla karşılaştırmamaya özen gösterin.
Geçmişe Değil Geleceğe Odaklanın: Son olarak sınavları değerlendirirken bu zamana kadar “Neyi Yapmadık”, “Neden başarısız olduk” sorularına odaklanmak yerine, çocuğunuz ile birlikte ikinci sınavda daha verimli olmak için “Ne Yapmalıyız”, “Nasıl daha başarılı oluruz” sorularına öncelik vermek motive edici olacaktır. Çocuklarının iyi yetişmesi için büyük emek veren anne babalar, tüm yorum ve yönlendirmelerinde yapıcı olmaya önem vermeli. Unutmayın ki sınavlar çocuğunuzun kişiliğinin değerlendirilmesi değil, sınava giren bireyin bilgi birikiminin değerlendirilmesidir.
CHP’den KPSS teklifi
CHP, Kamu Personeli Seçme Sınavı ( KPSS ) için Meclis araştırması açılmasını istedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu ve arkadaşları tarafından TBMM Başkanlığına sunulan araştırma önergesinde, KPSS için Meclis’te araştırma komisyonu kurulması talep edildi.
KPSS’nin mercek altına alınması istenilen önergenin gerekçesinde şu ifadeler yer aldı:
“2010 skandalı üzeri örtülmek istenmiş, bunun için toplama kampı sınav önlemleri hayata geçirilmiştir. Su şişelerin reklam yazılarının dahi sınav alanına giremediği ve lavaboya çıkmanın dahi yasak olduğu bir sistemde sınav soruları sınav başladığı anda yayınlanmıştır. Ayrıca ezberde tutulması açıklaması tamamen bir fiyaskodur.
Ülkemizde artarak devam eden diplomalı işsiz intiharları ile birlikte sınav skandalları artık can almaktadır. Emek veren kişilerin yetkili organlara olan güveni azalmakta, toplumda ciddi kaygılara yer vermektedir. Bu kaygıların ölümler ile sonuçlanmasının vebali ise sorumluları himaye altına alan anlayışa aittir.” Sözcü
CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu ve arkadaşları tarafından TBMM Başkanlığına sunulan araştırma önergesinde, KPSS için Meclis’te araştırma komisyonu kurulması talep edildi.
KPSS’nin mercek altına alınması istenilen önergenin gerekçesinde şu ifadeler yer aldı:
“2010 skandalı üzeri örtülmek istenmiş, bunun için toplama kampı sınav önlemleri hayata geçirilmiştir. Su şişelerin reklam yazılarının dahi sınav alanına giremediği ve lavaboya çıkmanın dahi yasak olduğu bir sistemde sınav soruları sınav başladığı anda yayınlanmıştır. Ayrıca ezberde tutulması açıklaması tamamen bir fiyaskodur.
Ülkemizde artarak devam eden diplomalı işsiz intiharları ile birlikte sınav skandalları artık can almaktadır. Emek veren kişilerin yetkili organlara olan güveni azalmakta, toplumda ciddi kaygılara yer vermektedir. Bu kaygıların ölümler ile sonuçlanmasının vebali ise sorumluları himaye altına alan anlayışa aittir.” Sözcü
Okullarda e-sınav dönemi başlıyor!
Milli Eğitim Bakanlığı, 2015-2019 strateji plan taslağını hazırlayarak eğitimin 5 yıllık yol haritasını belirledi. Bu düzenlemeye göre sınavlar elektronik olarak yapılacak, öğrencilere özel dolaplar verilecek ve yeni kurs programları açılacak. İşte diğer maddeler..
Öğretmen atama sisteminden, okul gibi fiziki alanlara, okul bütçelerinden yabancı dil eğitimine, merkezi sınavlardan ders kitaplarına kadar birçok konuda yenilikler 5 yıl içinde hayata geçirilecek.
*Gelişen teknolojiye bağlı olarak başta merkezi sınavlar olmak üzere tüm sınavların e-sınav yöntemiyle yapılması sağlanacak. Ulusal düzeyde yapılan sınavlar, uluslararası standartlara uygun şekilde kademeli olarak elektronik ortamda gerçekleştirilecek.
*Okullarda akran koçluğu ve öğretmen koçluğu sistemi oluşturup, yaygınlaştırılacak.
*Öğrencinin akademik başarısını destekleyici kurs programları açılacak.
*Her öğrenciye en az bir sanat veya spor dalında performans yapabilme becerisi kazandırılacak şekilde öğretim uygulanacak.
*Ortaöğretim öğrencilerinin en az bir yabancı dili iyi derecede öğrenmesi sağlanacak.
*İllerdeki her eğitim bölgesinde bölge okullarının ortak kullanımına elverişli en az birer adet spor salonu, yüzme havuzu, tiyatro, gösteri ve etkinlik salonu inşa edilecek.
*Okul koridor veya diğer alanlarında öğrencilerin eşyalarını koyacakları dolaplar oluşturulacak.
*Bakanlıkça ihtiyaç duyulan binalar eğitim öğretim hizmetlerinde kullanılmak üzere kiralanacak.
*İhtiyaç duyulmayan arazi ve okul binaları eğitim öğretim hizmetlerinde kullanılmak üzere özellikle dershanelerin dönüşüm süreci için de bu amaca yönelik olarak kiraya verilecek.
*Derslik ihtiyacının kısa vadede giderilebilmesi ve fiziki eğitim şartlarının iyileştirilmesi için eğitim kampusu projelerinin hayata geçirilmesi sağlanacak.
*Okulların yapım ve donatımına yönelik hayırsever vatandaşları teşvik edecek kampanyalar düzenlenecek.
*Mülkiyeti gerçek veya özel hukuk tüzel kişiliklerine ait imar planında okul alanı olarak ayrılmış arsaların kamulaştırılması yapılacak.
*2019 sonuna kadar Bakanlığa ait tüm taşınmaz bilgilerinin Coğrafi Bilgi Sistemi ile sayısal ortama taşınması yapılacak.
*Eğitim kurumlarının tür ve kademeleri arasında yatay-dikey geçişlerde esnek ve geçirgen bir yapı oluşturulacak.
Öğretmen atama sisteminden, okul gibi fiziki alanlara, okul bütçelerinden yabancı dil eğitimine, merkezi sınavlardan ders kitaplarına kadar birçok konuda yenilikler 5 yıl içinde hayata geçirilecek.
*Gelişen teknolojiye bağlı olarak başta merkezi sınavlar olmak üzere tüm sınavların e-sınav yöntemiyle yapılması sağlanacak. Ulusal düzeyde yapılan sınavlar, uluslararası standartlara uygun şekilde kademeli olarak elektronik ortamda gerçekleştirilecek.
*Okullarda akran koçluğu ve öğretmen koçluğu sistemi oluşturup, yaygınlaştırılacak.
*Öğrencinin akademik başarısını destekleyici kurs programları açılacak.
*Her öğrenciye en az bir sanat veya spor dalında performans yapabilme becerisi kazandırılacak şekilde öğretim uygulanacak.
*Ortaöğretim öğrencilerinin en az bir yabancı dili iyi derecede öğrenmesi sağlanacak.
*İllerdeki her eğitim bölgesinde bölge okullarının ortak kullanımına elverişli en az birer adet spor salonu, yüzme havuzu, tiyatro, gösteri ve etkinlik salonu inşa edilecek.
*Okul koridor veya diğer alanlarında öğrencilerin eşyalarını koyacakları dolaplar oluşturulacak.
*Bakanlıkça ihtiyaç duyulan binalar eğitim öğretim hizmetlerinde kullanılmak üzere kiralanacak.
*İhtiyaç duyulmayan arazi ve okul binaları eğitim öğretim hizmetlerinde kullanılmak üzere özellikle dershanelerin dönüşüm süreci için de bu amaca yönelik olarak kiraya verilecek.
*Derslik ihtiyacının kısa vadede giderilebilmesi ve fiziki eğitim şartlarının iyileştirilmesi için eğitim kampusu projelerinin hayata geçirilmesi sağlanacak.
*Okulların yapım ve donatımına yönelik hayırsever vatandaşları teşvik edecek kampanyalar düzenlenecek.
*Mülkiyeti gerçek veya özel hukuk tüzel kişiliklerine ait imar planında okul alanı olarak ayrılmış arsaların kamulaştırılması yapılacak.
*2019 sonuna kadar Bakanlığa ait tüm taşınmaz bilgilerinin Coğrafi Bilgi Sistemi ile sayısal ortama taşınması yapılacak.
*Eğitim kurumlarının tür ve kademeleri arasında yatay-dikey geçişlerde esnek ve geçirgen bir yapı oluşturulacak.
Etiketler:
eğitim,
meb,
Milli Eğitim Bakanlığı,
okul,
sınav
Taksi şoförlerine psikolojik destek eğitimi
İstanbul Taksiciler Esnaf Odası, şehirdeki tüm taksi şoförlerine, işleri sırasında karşılaştıkları zorlukları kolay atlatabilmeleri için psikoloji eğitimi verecek.
İstanbul Taksiciler Esnaf Odasının (İTEO) 18 Aralık'ta başlayacak akademik destekli programında, uzun süre trafikte kalarak yoğun stres yaşayan taksicilere verilecek eğitimle, taksicilerin yıpranmalarının azaltılması hedefleniyor.
Ayrıca program kapsamında taksicilere, alkollü ve psikolojik sorunları olan müşterilerine karşı nasıl davranmaları gerektiği ve buna benzer sorunların üstesinden nasıl gelinebileceği, psikologlar tarafından uygulamalı olarak öğretilecek.
İTEO Başkanı Yahya Uğur, konuya ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, projenin, "beyefendi taksicilik" anlayışlarının devamı olduğunu belirterek, müşterilerin memnuniyetlerinin kendileri için ne kadar önemliyse, meslektaşlarının sağlıklarının da o kadar önemli olduğunu söyledi.
Programın, psikologlar eşliğinde sahneye konulacak bir gösteri şeklinde sunulacağını ifade eden Uğur, "Sahnede temsili olarak taksici ve bazı müşterileri yer alacak. Burada meslektaşlarımız bazen karşılaştıkları sorunların üstesinden nasıl gelebilecekleri psikologların desteğiyle öğretilecek. Örneğin, bir alkollü yolcu alan taksiciye, bu müşterisiyle sorun yaşamadan nasıl kurtulabileceği öğretilecek. Bu program temsili bir gösteri olacağı için meslektaşlarımız hem eğlenecek hem de hayatlarını kolaylaştıracak bazı pratik bilgiler edinecek" diye konuştu.
Özellikle yaklaşan yılbaşı öncesi taksicilerin bu eğitimi almasını istediklerini anlatan Uğur, bu eğitimin taksiciler için oldukça önemli olduğunu vurguladı.
Uğur, çok uzun süre trafikte kalan meslektaşlarının yoğun stres altında kaldığını dile getirerek, şöyle devam etti:
"Taksiciler zaten zor şartlarda çalışıyor. Bir de bazı sorunlu müşteriler aldıklarında zorlukları katlanıyor. Hayatlarını olumsuz etkiliyor. Biz arkadaşlarımızın iş hayatlarında mutlu olmalarını istiyoruz. Taksici mutlu olacak ki müşterisini de mutlu etsin. Temel amacımız bu. Bu nedenle bu eğitim bizim için çok önemli. Çünkü, genelde müşteri şikayetleri ön plana alınır. Oysa taksicilerin de karşılaştığı bazı müşteriler, hakikaten onlara büyük sıkıntılar yaşatıyor. Yoğun stres altında kalan taksici, içerisinde biriken bu sıkıntıyı bazen normal bir müşterisine yansıtabiliyor. İşte biz bunun önüne geçmek istiyoruz. Taksici, bu sıkıntıyı ne başka bir müşterisine yansıtsın, ne de evine taşısın. Zaten çok yıpratıcı ve ağır bir iş yapıyorlar. Bu yükleri ne kadar hafifletirlerse hem hayatları hem de işleri kolaylaşır."
"Taksicilere yönelik şikayetler azaldı"
Göreve geldiği günden beri, taksiciliğin kalitesini ve itibarını yükseltmek için çalıştığına işaret eden Uğur, bu amaçla birçok projeyi hayata geçirdiklerini aktardı.
Uğur, taksicilikte kalitenin yükseltilebilmesi için bazı şeylerin değişmesi gerektiğine inandığını dile getirerek, şöyle devam etti:
"Bu nedenle bunları değiştirmeye çalışıyoruz. Örneğin, göreve geldiğimizde baktık ki turistik yerlerde çalışan arkadaşlarımız içerisinde dil bilen, yok denecek kadar az. Eğer işiniz turistse ve dil bilmiyorsanız sorun yaşamanız kaçınılmaz. Bu nedenle buralarda çalışan arkadaşlarımıza dil eğitimi verdik. Şu anda hem işlerini daha kaliteli yapıyorlar hem de daha az sıkıntı yaşıyorlar. Ayrıca öfke kontrolü dersleri verdirdik meslektaşlarımıza. Buna benzer birçok eğitim projesini hayata geçirdik. Böylece taksiciler şu anda daha sağlıklı bir psikolojiyle müşterilerine hizmet verebiliyor."
Tüm bunları tamamen iş kalitesi için yaptıklarını aktaran Uğur, bu yönde yaptıkları çalışmalarla taksicilere yönelik şikayetleri çok alt düzeylere çektiklerini anlattı.
Yahya Uğur, artık taksicilere daha fazla güvenildiğini belirterek, müşterilerinin memnun olduğunu gören taksicilerin de mutlu olduğunu söyledi.
Kaynak (AA)
İstanbul Taksiciler Esnaf Odasının (İTEO) 18 Aralık'ta başlayacak akademik destekli programında, uzun süre trafikte kalarak yoğun stres yaşayan taksicilere verilecek eğitimle, taksicilerin yıpranmalarının azaltılması hedefleniyor.
Ayrıca program kapsamında taksicilere, alkollü ve psikolojik sorunları olan müşterilerine karşı nasıl davranmaları gerektiği ve buna benzer sorunların üstesinden nasıl gelinebileceği, psikologlar tarafından uygulamalı olarak öğretilecek.
İTEO Başkanı Yahya Uğur, konuya ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, projenin, "beyefendi taksicilik" anlayışlarının devamı olduğunu belirterek, müşterilerin memnuniyetlerinin kendileri için ne kadar önemliyse, meslektaşlarının sağlıklarının da o kadar önemli olduğunu söyledi.
Programın, psikologlar eşliğinde sahneye konulacak bir gösteri şeklinde sunulacağını ifade eden Uğur, "Sahnede temsili olarak taksici ve bazı müşterileri yer alacak. Burada meslektaşlarımız bazen karşılaştıkları sorunların üstesinden nasıl gelebilecekleri psikologların desteğiyle öğretilecek. Örneğin, bir alkollü yolcu alan taksiciye, bu müşterisiyle sorun yaşamadan nasıl kurtulabileceği öğretilecek. Bu program temsili bir gösteri olacağı için meslektaşlarımız hem eğlenecek hem de hayatlarını kolaylaştıracak bazı pratik bilgiler edinecek" diye konuştu.
Özellikle yaklaşan yılbaşı öncesi taksicilerin bu eğitimi almasını istediklerini anlatan Uğur, bu eğitimin taksiciler için oldukça önemli olduğunu vurguladı.
Uğur, çok uzun süre trafikte kalan meslektaşlarının yoğun stres altında kaldığını dile getirerek, şöyle devam etti:
"Taksiciler zaten zor şartlarda çalışıyor. Bir de bazı sorunlu müşteriler aldıklarında zorlukları katlanıyor. Hayatlarını olumsuz etkiliyor. Biz arkadaşlarımızın iş hayatlarında mutlu olmalarını istiyoruz. Taksici mutlu olacak ki müşterisini de mutlu etsin. Temel amacımız bu. Bu nedenle bu eğitim bizim için çok önemli. Çünkü, genelde müşteri şikayetleri ön plana alınır. Oysa taksicilerin de karşılaştığı bazı müşteriler, hakikaten onlara büyük sıkıntılar yaşatıyor. Yoğun stres altında kalan taksici, içerisinde biriken bu sıkıntıyı bazen normal bir müşterisine yansıtabiliyor. İşte biz bunun önüne geçmek istiyoruz. Taksici, bu sıkıntıyı ne başka bir müşterisine yansıtsın, ne de evine taşısın. Zaten çok yıpratıcı ve ağır bir iş yapıyorlar. Bu yükleri ne kadar hafifletirlerse hem hayatları hem de işleri kolaylaşır."
"Taksicilere yönelik şikayetler azaldı"
Göreve geldiği günden beri, taksiciliğin kalitesini ve itibarını yükseltmek için çalıştığına işaret eden Uğur, bu amaçla birçok projeyi hayata geçirdiklerini aktardı.
Uğur, taksicilikte kalitenin yükseltilebilmesi için bazı şeylerin değişmesi gerektiğine inandığını dile getirerek, şöyle devam etti:
"Bu nedenle bunları değiştirmeye çalışıyoruz. Örneğin, göreve geldiğimizde baktık ki turistik yerlerde çalışan arkadaşlarımız içerisinde dil bilen, yok denecek kadar az. Eğer işiniz turistse ve dil bilmiyorsanız sorun yaşamanız kaçınılmaz. Bu nedenle buralarda çalışan arkadaşlarımıza dil eğitimi verdik. Şu anda hem işlerini daha kaliteli yapıyorlar hem de daha az sıkıntı yaşıyorlar. Ayrıca öfke kontrolü dersleri verdirdik meslektaşlarımıza. Buna benzer birçok eğitim projesini hayata geçirdik. Böylece taksiciler şu anda daha sağlıklı bir psikolojiyle müşterilerine hizmet verebiliyor."
Tüm bunları tamamen iş kalitesi için yaptıklarını aktaran Uğur, bu yönde yaptıkları çalışmalarla taksicilere yönelik şikayetleri çok alt düzeylere çektiklerini anlattı.
Yahya Uğur, artık taksicilere daha fazla güvenildiğini belirterek, müşterilerinin memnun olduğunu gören taksicilerin de mutlu olduğunu söyledi.
Kaynak (AA)
TEOG Mazeret sınavlarının soru ve cevapları açıklandı
13-14 Aralık tarihlerinde yapılan TEOG mazeret sınavlarının soru ve cevapları yayınlandı.
Liselere girişte 26-27 Kasım'da yapılan TEOG merkezi ortak sınavlarına katılamayan 43 bin 117 öğrencinin girdiği mazeret sınavlarının soru ve cevapları erişime açıldı. Adaylar 13-14 Aralık'ta düzenlenen TEOG mazeret sınavlarının Türkçe, matematik T.C. inkılap tarihi ve Atatürkçülük, fen ve teknoloji, din kültürü ve ahlak bilgisi ile yabancı dil sınavlarının kitapçıklarına ve cevap anahtarlarına Milli Eğitim Bakanlığı’nın www.meb.gov.tr internet sitesinden ulaşabilecek.
Kitapçıklara ulaşmak için tıklayınız
Liselere girişte 26-27 Kasım'da yapılan TEOG merkezi ortak sınavlarına katılamayan 43 bin 117 öğrencinin girdiği mazeret sınavlarının soru ve cevapları erişime açıldı. Adaylar 13-14 Aralık'ta düzenlenen TEOG mazeret sınavlarının Türkçe, matematik T.C. inkılap tarihi ve Atatürkçülük, fen ve teknoloji, din kültürü ve ahlak bilgisi ile yabancı dil sınavlarının kitapçıklarına ve cevap anahtarlarına Milli Eğitim Bakanlığı’nın www.meb.gov.tr internet sitesinden ulaşabilecek.
Kitapçıklara ulaşmak için tıklayınız
14 Aralık 2014 Pazar
Sömestr tatili ne zaman?
Öğrencilerin merakla beklediği Sömestr tatili ne zaman yapılacak?
2014-2015 Eğitim-Öğretim dönemi yarıyıl tatili açıklandı. Peki, öğrencilerin merakla beklediği Sömestr tatili hangi tarihte yapılacak?
MEB tarafından yapılan açıklama ile 2014-2015 yılı okulların yarıyıl tatili belli oldu.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın yayınladığı genelge ile Bakanlığa bağlı her derece ve türdeki eğitim ve öğretim kurumlarında 2014-2015 eğitim ve öğretim yılının 15 Eylül 2014 Pazartesi günü başladı. 2014-2015 eğitim ve öğretim yılı, okul öncesi, ilkokul birinci sınıf, ortaokul ve imam hatip okullarının 5. sınıflarındaki öğrencilerin eğitim ve öğretime hazırlanması 8-12 Eylül 2014 tarihleri arasında yapıldı.
15 Eylül 2014 Pazartesi günü başlayan birinci dönem 23 Ocak 2015’te sona erecek.
İKİNCİ DÖNEM 9 ŞUBAT’TA BAŞLIYOR
Öğrenciler, 26 Ocak-6 Şubat 2015 tarihleri arasında yarıyıl (sömestr) tatiline çıkacak.
15 günlük bir aradan sonra ikinci dönem, 9 Şubat 2015 Pazartesi başlayacak ve 12 Haziran 2015 günü 2014-2015 eğitim-öğretim dönemi sona erecek.
Etiketler:
eğitim,
meb,
Milli Eğitim Bakanlığı,
okul
YGS 15 Mart’ta!
Üniversiteye girişte birinci aşama sınavı olan YGS, 15 Mart’ta yapılacak.
ÖYSM, 2015 yılında yapılacak sınavların tarihlerini internet sitesinde yayımladı.
ÖSYM internet sitesinden yapılan açıklamada, sınav takviminin sürekli güncelleneceği bilgisine yer verildi.
Adayların sık sık takvim bilgilerini kontrol etmesi tavsiye edildi.
2015 yılında yapılacak üniversite sınavları şöyle:
Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS): 15 Mart 2015
Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS)-4 Sosyal Bilimler: 13 Haziran 2015
Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS)-1 Matematik: 14 Haziran 2015
Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS)-5 Yabancı Dil: 14 Haziran 2015
Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS)-2 Fen Bilimleri: 20 Haziran 2015
Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS)-3 Edebiyat-Coğrafya: 21 Haziran 2015
ÖYSM, 2015 yılında yapılacak sınavların tarihlerini internet sitesinde yayımladı.
ÖSYM internet sitesinden yapılan açıklamada, sınav takviminin sürekli güncelleneceği bilgisine yer verildi.
Adayların sık sık takvim bilgilerini kontrol etmesi tavsiye edildi.
2015 yılında yapılacak üniversite sınavları şöyle:
Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS): 15 Mart 2015
Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS)-4 Sosyal Bilimler: 13 Haziran 2015
Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS)-1 Matematik: 14 Haziran 2015
Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS)-5 Yabancı Dil: 14 Haziran 2015
Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS)-2 Fen Bilimleri: 20 Haziran 2015
Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS)-3 Edebiyat-Coğrafya: 21 Haziran 2015
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














