Muğla'nın Menteşe İlçesi'nde kent merkezine 56 km uzaklıkta bulunan Göktepe Şehit Jandarma Uzman Çavuş Berkant Şara İlkokulu'nda, öğrenci velileri, birleştirilmiş sınıfta, 1,2,3 ve 4. sınıf öğrencilerine tek öğretmen tarafından eğitim verilmesine isyan etti. Veliler, çocuklarını okula göndermeme kararı aldı.
Göktepe Şehit Jandarma Uzman Çavuş Berkant Şara İlkokulu'nda bir öğretmen bulunuyor. Birleştirilmiş sınıf anlayışı içinde 1. 2. 3. ve 4. sınıf öğrencilerine bir öğretmen tarafından eğitim verilmeye çalışılıyor. Duruma isyan eden öğrenci velileri, yaptıkları toplantıda okula ikinci bir öğretmen atanmaması halinde çocuklarını okula göndermeme kararı aldı.
Kar ve buzun geçit vermediği yolu zorlanarak da olsa aşan öğrenci velileri Menteşe İlçe Mili Eğitim Müdürlüğü'ne gittiler. Menteşe’de 11, il genelinde 9 ise ilkokulda birleştirilmiş sınıflarda tek öğretmen tarafından eğitim verildiğini belirten İlçe Milli Eğitim Müdürü Seydi Ahmet Üğe, norm kadro fazlalığı nedeniyle okulun bir öğretmene düştüğünü söyledi.
Üğe, Bakanlığın genelgesi doğrultusunda öğrenci sayısı 21’in altında bulunan okullara bir öğretmen atamak zorunda olduklarını belirterek ikinci bir öğretmen atanmanın mümkün olmadığını söyledi. Bu açıklamayla şaşkına dönen veliler, müdür Üğe ile tartıştı ve çocukların okula göndermeyeceklerini belirtti.
KAYMAKAM'DAN AİLELERE: KAÇ ÇOCUĞUN VAR SORUSU
Öğrencilerin aileleri, sorunlarına çözüm bulmak amacıyla Menteşe İlçe Kaymakamlığı’nı da ziyaret ettiler. Veliler, Kaymakam Zeki Aslan tarafından kabul edildi. Veliler, Kaymakam Aslan’a bir odada 1, 2,3 ve 4. sınıflara bir öğretmen tarafından eğitim verilmeye çalışıldığını, bu nedenle çocuklarının istenilen seviyede öğrenim göremediklerini söyledi.
Kaymakam Zeki Aslan, ailelere tek tek 'Kaç çocuğun var?' diye sorarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sık sık söylediği “ üç çocuk yapın” sözünü anımsattı.
Menteşe İlçesi'nde çoğu ailenin bir ya da iki çocuk yaptığını bunun da okullarda öğrenci sayısını düşürdüğünü öne süren Kaymakam Aslan, “Konuyu bilmiyorum. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nden bilgi alacağım. Sorunun çözülmesi yönünde talimat vereceğim'' dedi.
Aileler, eğer okula bir öğretmen daha atanmazsa çocuklarını göndermeyeceklerini söyleyince Menteşe İlçe Kaymakamı Zeki Aslan velilere tepki gösterdi. Aslan, velisi de olsa çocukların geleceğiyle oynamaya kimsenin hakkının olmadığını vurguladı.
''ÇOCUKLARININ EĞİTİM HAKKI, İNSAN HAKKIDIR''
Duruma isyan eden aileler, tepkilerini şöyle dile getirdi:
“Biz eğitimi ayrı ayrı sınıflarda, sınıf öğretmenlerimizden aldık. Yıllar sonra çocuklarımız aynı koşullarda eğitim alamıyor. Birleştirilmiş sınıf düzeninde bir odanın içinde 1, 2, 3 ve 4. sınıflara bir öğretmen eğitim vermeye çalışıyor. Bu da eğitim seviyesinin düşmesine neden oluyor. Biz öğrenci velileri olarak, ikinci bir öğretmen ataması yapılıncaya kadar çocuklarımızı okula göndermemeye kararlıyız.”hürriyet.com.tr
14 Şubat 2015 Cumartesi
13 Şubat 2015 Cuma
Üstün Zekalı Çocuklar heba edilmesin!
Geleceğe en büyük yatırımın üstün zekalı çocukları eğitip ülke hizmetinde istihdam etme gerçeğini ülkemizin de daha yeni yeni anlıyor olması olumlu bir gelişme olmakla beraber atılması gereken adımların bir an önce atılması gerekiyor.
Akıl ve Zeka Oyunları Eğitmeni, Mental Aritmetik Uzmanı ve Matematik Öğretmeni Selçuk Tütak, Milli Eğitim Bakanlığı’nın üstün potansiyelli çocukların eğitimi konusunda yetersiz ve donanımsız olduğunu, bu konuda bir vizyon oluşturamadığını belirterek bakanlığın mesaisinin tamamına yakınını atamalar konusunda harcayarak hata yaptığını söyledi.
Tütak’ın açıklamaları şöyle:
Dünyada gelişmiş ülkelerin neredeyse tamamına yakını üstün potansiyelli çocuklara yönelik ciddi açılım ve yatırım yapmaktadır. Hatta kendi vatandaşı olmayan fakat üstün yetenekli öğrencileri ülkelerine çekebilmek amacıyla ciddi manada cazip burs imkânları sağlamaktadır. ABD, Norveç, İsrail gibi ülkeler ÜPO çocukları için politikalar oluşturmaktadırlar. Geleceğe en büyük yatırımın zeki ve üstün potansiyelli çocukları eğitip ülke hizmetinde istihdam etme gerçeğini ülkemizin de daha yeni yeni anlıyor olması ve farkına varması olumlu bir gelişme olmakla beraber atılması gereken adımların bir an önce atılması gerekmektedir.
“TESPİT VE TAKİP SİSTEMATİĞİ OLUŞTURULMALI”
Tarihimize baktığımızda 2. Murat döneminde bu potansiyelli çocukların ülke yönetimine katılmalarını sağlamak, nitelikli bilim adamı yetiştirmek, devletin bekasını muhafaza etmek gibi amaçlarla Enderun Mektebi kurulmuştur. Bu müesseselerde kabiliyetlerin sönüp silinip gitmesi, âtıl kalması diye bir şey söz konusu değildi. Bu şekilde Osmanlı İmparatorluğu bilimde, sanatta, astronomide, tıp alanında ileriye yönelik ciddi adımlar atmıştır.
Türkiye, üstün zekâlı çocukların tespiti konusunda okul öncesinden başlamak üzere tespit ve takip sistematiği oluşturmalıdır. Sonrasında da uygun eğitim programlarına dâhil etmelidir. Bu çocuklar için bakanlık önce bölgesel olarak sonra da mahalli olarak okullar açmalıdır. Bu okullarda ders verecek öğretmenleri de özel olarak yetiştirmelidir.
“KEŞFEDİLMEYİ BEKLERKEN YETENEKLERİ KÖRELİYOR”
Bu yatırımların sonucu 25- 30 sene sonra Türkiye’yi dünya sıralamasında her alanda üst seviyelere taşıyacaktır. Üstün potansiyelli çocuklar keşfedilmeyi beklemek zorunda bırakılmasın. Keşfedilmeyi beklerken birçok üstün potansiyelli çocuğumuzun yetenekleri köreliyor. Hatta bu potansiyelleri olumlu karşılık bulmadığında aksi istikamette zararlı bir potansiyel güç haline gelebiliyor. Ülkemizde sistem şekillenmeye ve yerleşmeye başlayana kadar velilerimize ve öğretmenlerimize büyük bir görev düşüyor. Çocukların bedensel, ruhsal, bilişsel ve psikomotor gelişimlerini yakından takip ederek farkındalık gösteren öğrenciler için gerekli tedbirler alınmalıdır.
Uzmanlar, Türkiye’de nüfusun yaklaşık %2’sinin üstün zekâlı olduğunu dile getirmişlerdir. Fakat bu konuda ciddi araştırmalar yapılmamış tahmini sonuçlar belirtilmiştir. İşin ciddiyetinin farkında olmayan sözde uzmanlar hiçbir bilimsel çalışma veya istatistikî araştırma yapmadan üstün zekâlı öğrenciler hakkında açıklamalar yapmakla yetinmektedirler. Artık varsayımlara veya tahminlere yönelik kehanet dönemleri kapanmalı gerçekçi ve somut adımlar atılmalıdır.
Üstün Zekâ ve Üstün Zekâlılar Nasıl Anlaşılır?
Çocuklarımızın üstün yetenekli veya zekâ seviyesinin çok yüksek olduğunu anlamak, erken teşhis koyup ona göre eğitim aldırmak istiyorsak çok iyi bir gözlemci olmak zorundayız. Her çocuk elbette özeldir. Farklı yetenek ve kabiliyetleri, baskın bir zekâ alanları vardır. Fakat bazı çocuklar doğuştan yetenekli ve zekidir. Ebeveynlerin bu konudaki farkı ayırt edebilmeleri için akranlarına göre çocuklarının durumunu ve yaşının gerektirdiği becerileri çok iyi bilmeleri gerekir. Bazı çocuklar özeldir bazıları da bize göre özeldir. Ebeveynler neredeyse tamamına yakını çocuklarının üstün yeteneklerle akranlarından ayrılmasını ister fakat burada realist olmak durumundayız.
Peki bize göre değil de gerçek manada üstün zekalı çocuklarda ne gibi farklılıkların olduğuna bir bakalım:
Çok erken konuşmaya başlarlar,
Konuşmaya başladıktan sonra devrik cümleleri kurallı bir biçimde söylerler,
Yabancı dil öğrenme konusunda akranlarına göre çok istekli ve hızlı gelişim gösterirler,
Hayal âlemleri çok geniş ve şaşırtıcı boyuttadır,
Bilgiye olağanüstü bir şekilde kendileri ulaşırlar,
Son derece enerjik ve hareketlidirler. Bu tarz çocuklarda genellikle hiperaktif teşhisi konulup ilaçlarla hareketleri kısıtlanmakta ve yanlış tedavi çocuğun yeteneklerini köreltmektedir,
Öğrendiklerini asla unutmazlar,
Hatırlanma olasılığı çok düşük durum ve olayları, bebeklik dönemindeki yaşantısından bölümleri hatırlayıp anlatabilir,
Sözcük dağarcığı çok geniştir,
Aşırı meraklıdırlar ve çok fazla soru sorarlar, sordukları soruların cevaplarını verebilmek için profesörlere yönlendirmek gerekebilir,
Müzik aletlerini çalma konusunda isteklidirler,
Mizah duyguları gelişmiştir,
Yaratıcıdırlar,
Adalet duyguları çok güçlüdür, haksızlıklara tahammül edemez ve kabullenemezler, bu konuda tepkileri de orantısız olabilir,
Zekâ seviyelerine göre arkadaş bulamadıklarında kendilerinden büyüklerle arkadaşlık kurarlar,
Yaşına göre olgundur, büyümüş de küçülmüş lafını çok duyarlar,
Duyarlı ve duygusaldır, bir masalda geçen olaya bile üzülebilir,
Odaklanma problemleri olduğu sanılır fakat ilgilerini çeken konularda ve isterlerse çok yoğun bir şekilde odaklanabilirler,
Analiz etme, yorumlama, tümevarım ve tümdengelim yöntemlerinde akranlarına göre birkaç adım öndedirler,
Soyut düşünme dönemine çok çabuk geçerler,
Manevi yönden soru sormaya çok erken başlarlar,
Nasıl tespit edilir?
Üstün zekâlı çocukların zekalarının tam olarak ölçülmesi mümkün olmamakla beraber, doğumdan itibaren çocuğun bilişsel, bedensel ve psikomotor alanlarındaki gelişimleri gözlem ve standart testlerle tespit edilebilir. Bebeklikte kurduğu göz kontağı(parmağınızı hareket ettiğinizde takip yönüne doğru direnç göstermesi), bir uyarana verdiği tepkisi, yapılan hareketleri taklit etmesi, daha sonra dil ve anlama becerisi, kendini oyalaması, seçtiği oyunlar ve oyuncaklar, hafızası, tatmin olana kadar soran, sorgulayan yapısı, farklı ilgi alanları (astronomi, burçlar, manevi değerler, soyut âlem, vs.) hızlı öğrenmesi ile yaşıtlarından farklı olan çocuklardır. Okuma yazmayı herhangi bir eğitim almadan gözlemleriyle, kendi çabalarıyla öğrenebilirler.
Birçok farklı zekâ ölçüm yöntemi ve testi olmakla beraber en bilindik ve tercih edilen wisc-r testidir. Çocukların zekâ seviyesi puanlaması Rehberlik Araştırma Merkezleri (RAM), özel hastanelerin psikoloji bölümleri, özel danışmanlık merkezlerinde bu konuda özel sertifika sahibi psikologların uyguladığı wisc-r testi ile tespit edilmektedir.
Bu test ile çocukların birçok farklı yeteneği ve özelliği ölçülmekte ve puanlamaya tabi tutulmaktadır.
Test sonucunda elde edilen ortalama puan değerleri:
0-24 puan zihinsel engelliliği,
25-44 puan aralığı öğretilebilir zihin engelini,
45-75 puan eğitilebilir zihinsel engeli,
76-89 puan aralığı alt sınır zekayı,
90-110 puan aralığı normal zekayı,
111-129 puan aralığı parlak zekayı,
130-159 puan aralığı üstün zekayı,
160 ve üstü ise dahiliği ifade etmektedir.
Akıl ve Zeka Oyunları Eğitmeni, Mental Aritmetik Uzmanı ve Matematik Öğretmeni Selçuk Tütak, Milli Eğitim Bakanlığı’nın üstün potansiyelli çocukların eğitimi konusunda yetersiz ve donanımsız olduğunu, bu konuda bir vizyon oluşturamadığını belirterek bakanlığın mesaisinin tamamına yakınını atamalar konusunda harcayarak hata yaptığını söyledi.
Tütak’ın açıklamaları şöyle:
Dünyada gelişmiş ülkelerin neredeyse tamamına yakını üstün potansiyelli çocuklara yönelik ciddi açılım ve yatırım yapmaktadır. Hatta kendi vatandaşı olmayan fakat üstün yetenekli öğrencileri ülkelerine çekebilmek amacıyla ciddi manada cazip burs imkânları sağlamaktadır. ABD, Norveç, İsrail gibi ülkeler ÜPO çocukları için politikalar oluşturmaktadırlar. Geleceğe en büyük yatırımın zeki ve üstün potansiyelli çocukları eğitip ülke hizmetinde istihdam etme gerçeğini ülkemizin de daha yeni yeni anlıyor olması ve farkına varması olumlu bir gelişme olmakla beraber atılması gereken adımların bir an önce atılması gerekmektedir.
“TESPİT VE TAKİP SİSTEMATİĞİ OLUŞTURULMALI”
Tarihimize baktığımızda 2. Murat döneminde bu potansiyelli çocukların ülke yönetimine katılmalarını sağlamak, nitelikli bilim adamı yetiştirmek, devletin bekasını muhafaza etmek gibi amaçlarla Enderun Mektebi kurulmuştur. Bu müesseselerde kabiliyetlerin sönüp silinip gitmesi, âtıl kalması diye bir şey söz konusu değildi. Bu şekilde Osmanlı İmparatorluğu bilimde, sanatta, astronomide, tıp alanında ileriye yönelik ciddi adımlar atmıştır.
Türkiye, üstün zekâlı çocukların tespiti konusunda okul öncesinden başlamak üzere tespit ve takip sistematiği oluşturmalıdır. Sonrasında da uygun eğitim programlarına dâhil etmelidir. Bu çocuklar için bakanlık önce bölgesel olarak sonra da mahalli olarak okullar açmalıdır. Bu okullarda ders verecek öğretmenleri de özel olarak yetiştirmelidir.
“KEŞFEDİLMEYİ BEKLERKEN YETENEKLERİ KÖRELİYOR”
Bu yatırımların sonucu 25- 30 sene sonra Türkiye’yi dünya sıralamasında her alanda üst seviyelere taşıyacaktır. Üstün potansiyelli çocuklar keşfedilmeyi beklemek zorunda bırakılmasın. Keşfedilmeyi beklerken birçok üstün potansiyelli çocuğumuzun yetenekleri köreliyor. Hatta bu potansiyelleri olumlu karşılık bulmadığında aksi istikamette zararlı bir potansiyel güç haline gelebiliyor. Ülkemizde sistem şekillenmeye ve yerleşmeye başlayana kadar velilerimize ve öğretmenlerimize büyük bir görev düşüyor. Çocukların bedensel, ruhsal, bilişsel ve psikomotor gelişimlerini yakından takip ederek farkındalık gösteren öğrenciler için gerekli tedbirler alınmalıdır.
Uzmanlar, Türkiye’de nüfusun yaklaşık %2’sinin üstün zekâlı olduğunu dile getirmişlerdir. Fakat bu konuda ciddi araştırmalar yapılmamış tahmini sonuçlar belirtilmiştir. İşin ciddiyetinin farkında olmayan sözde uzmanlar hiçbir bilimsel çalışma veya istatistikî araştırma yapmadan üstün zekâlı öğrenciler hakkında açıklamalar yapmakla yetinmektedirler. Artık varsayımlara veya tahminlere yönelik kehanet dönemleri kapanmalı gerçekçi ve somut adımlar atılmalıdır.
Üstün Zekâ ve Üstün Zekâlılar Nasıl Anlaşılır?
Çocuklarımızın üstün yetenekli veya zekâ seviyesinin çok yüksek olduğunu anlamak, erken teşhis koyup ona göre eğitim aldırmak istiyorsak çok iyi bir gözlemci olmak zorundayız. Her çocuk elbette özeldir. Farklı yetenek ve kabiliyetleri, baskın bir zekâ alanları vardır. Fakat bazı çocuklar doğuştan yetenekli ve zekidir. Ebeveynlerin bu konudaki farkı ayırt edebilmeleri için akranlarına göre çocuklarının durumunu ve yaşının gerektirdiği becerileri çok iyi bilmeleri gerekir. Bazı çocuklar özeldir bazıları da bize göre özeldir. Ebeveynler neredeyse tamamına yakını çocuklarının üstün yeteneklerle akranlarından ayrılmasını ister fakat burada realist olmak durumundayız.
Peki bize göre değil de gerçek manada üstün zekalı çocuklarda ne gibi farklılıkların olduğuna bir bakalım:
Çok erken konuşmaya başlarlar,
Konuşmaya başladıktan sonra devrik cümleleri kurallı bir biçimde söylerler,
Yabancı dil öğrenme konusunda akranlarına göre çok istekli ve hızlı gelişim gösterirler,
Hayal âlemleri çok geniş ve şaşırtıcı boyuttadır,
Bilgiye olağanüstü bir şekilde kendileri ulaşırlar,
Son derece enerjik ve hareketlidirler. Bu tarz çocuklarda genellikle hiperaktif teşhisi konulup ilaçlarla hareketleri kısıtlanmakta ve yanlış tedavi çocuğun yeteneklerini köreltmektedir,
Öğrendiklerini asla unutmazlar,
Hatırlanma olasılığı çok düşük durum ve olayları, bebeklik dönemindeki yaşantısından bölümleri hatırlayıp anlatabilir,
Sözcük dağarcığı çok geniştir,
Aşırı meraklıdırlar ve çok fazla soru sorarlar, sordukları soruların cevaplarını verebilmek için profesörlere yönlendirmek gerekebilir,
Müzik aletlerini çalma konusunda isteklidirler,
Mizah duyguları gelişmiştir,
Yaratıcıdırlar,
Adalet duyguları çok güçlüdür, haksızlıklara tahammül edemez ve kabullenemezler, bu konuda tepkileri de orantısız olabilir,
Zekâ seviyelerine göre arkadaş bulamadıklarında kendilerinden büyüklerle arkadaşlık kurarlar,
Yaşına göre olgundur, büyümüş de küçülmüş lafını çok duyarlar,
Duyarlı ve duygusaldır, bir masalda geçen olaya bile üzülebilir,
Odaklanma problemleri olduğu sanılır fakat ilgilerini çeken konularda ve isterlerse çok yoğun bir şekilde odaklanabilirler,
Analiz etme, yorumlama, tümevarım ve tümdengelim yöntemlerinde akranlarına göre birkaç adım öndedirler,
Soyut düşünme dönemine çok çabuk geçerler,
Manevi yönden soru sormaya çok erken başlarlar,
Nasıl tespit edilir?
Üstün zekâlı çocukların zekalarının tam olarak ölçülmesi mümkün olmamakla beraber, doğumdan itibaren çocuğun bilişsel, bedensel ve psikomotor alanlarındaki gelişimleri gözlem ve standart testlerle tespit edilebilir. Bebeklikte kurduğu göz kontağı(parmağınızı hareket ettiğinizde takip yönüne doğru direnç göstermesi), bir uyarana verdiği tepkisi, yapılan hareketleri taklit etmesi, daha sonra dil ve anlama becerisi, kendini oyalaması, seçtiği oyunlar ve oyuncaklar, hafızası, tatmin olana kadar soran, sorgulayan yapısı, farklı ilgi alanları (astronomi, burçlar, manevi değerler, soyut âlem, vs.) hızlı öğrenmesi ile yaşıtlarından farklı olan çocuklardır. Okuma yazmayı herhangi bir eğitim almadan gözlemleriyle, kendi çabalarıyla öğrenebilirler.
Birçok farklı zekâ ölçüm yöntemi ve testi olmakla beraber en bilindik ve tercih edilen wisc-r testidir. Çocukların zekâ seviyesi puanlaması Rehberlik Araştırma Merkezleri (RAM), özel hastanelerin psikoloji bölümleri, özel danışmanlık merkezlerinde bu konuda özel sertifika sahibi psikologların uyguladığı wisc-r testi ile tespit edilmektedir.
Bu test ile çocukların birçok farklı yeteneği ve özelliği ölçülmekte ve puanlamaya tabi tutulmaktadır.
Test sonucunda elde edilen ortalama puan değerleri:
0-24 puan zihinsel engelliliği,
25-44 puan aralığı öğretilebilir zihin engelini,
45-75 puan eğitilebilir zihinsel engeli,
76-89 puan aralığı alt sınır zekayı,
90-110 puan aralığı normal zekayı,
111-129 puan aralığı parlak zekayı,
130-159 puan aralığı üstün zekayı,
160 ve üstü ise dahiliği ifade etmektedir.
YÖK’ten akademik ünvanların denkliğinde düzenleme!
YÖK şikayetler üzerine, yurt dışında alınan doktora, sanatta yeterlik, doçentlik ve profesörlük unvanlarını değerlendirme işlemlerinde uyulacak usul ve esasları" yeniden belirledi.
Yurtdışından alınan doktora, sanatta yeterlilik, doçentlik ve profesörlük unvanlarının Türkiye’de eş değerliliğinin kabulü için daha önceden ilgili kanun gereği sadece yurtdışında bu unvanlarla 2 (iki) yıl süre ile herhangi bir kurumda çalışmış olmak şartı aranmakta idi.
YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, son yıllarda artan şikayetler üzerine, yurtdışında alınan doktora, sanatta yeterlik, doçentlik ve profesörlük unvanlarını değerlendirme işlemlerinde uyulacak usul ve esaslarının belirlenmesi talimatı verdi.
Belirlenen yeni usul ve esaslarla getirilen temel yenilik yurtdışında doktora, sanatta yeterlilik, doçentlik ve profesörlük unvanlarını alan kişilerin, 2 (iki) yıl süre ile herhangi bir kurumda çalışmış olmak şartı kaldırıldı.
Artık ünvanların denkliği için Türkiye’de söz konusu unvanlar için aranan asgari yayın ve dil şartlarının sağlanmış olması gerekiyor. Türkiye’deki asgari dil ve yayın şartını sağlayamayanlar bu şartları yerine getirdikten sonra tekrar denklik için başvurabilecekler.
YÖK’ten konuyla ilgili yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
” Son yıllarda yurtdışından alınan doçentlik ve profesörlük unvanları ile ilgili gelen şikayetler üzerine Yükseköğretim Kurulu ve Üniversitelerarası Kurul işbirliği halinde çalışarak ilk kez “yurtdışında alınan doktora, sanatta yeterlik, doçentlik ve profesörlük unvanlarını değerlendirme işlemlerinde uyulacak usul ve esaslar” belirlenmiştir.
Belirlenen yeni usul ve esaslarla getirilen temel yenilik yurtdışında doktora, sanatta yeterlilik, doçentlik ve profesörlük unvanlarını alan kişilerin, Türkiye’de bu unvanlara sahip olan kişilerden istenen asgari şartları yerine getirmiş olmasının aranmasıdır.
Unvanların denkliği için Türkiye’de söz konusu unvanlar için aranan asgari yayın ve dil şartlarının sağlanmış olması gerekmektedir. Türkiye’deki asgari dil ve yayın şartını sağlayamayanlar bu şartları yerine getirdikten sonra tekrar denklik için başvurabileceklerdir.
Ayrıca yurtdışında profesörlük veya doçentlik unvanını almış olanlardan, kesintisiz olarak en az 2 (iki) yıl bu unvan ve yetki ile yabancı ülkelerdeki Yükseköğretim Kurulunca tanınan öğretim ve araştırma kurumlarında çalışmış olmaları gerekmektedir.
Yükseköğretim kurumu niteliğinde olmayan, araştırma merkezi ve benzeri kurumlardaki çalışmalar kabul edilmeyecektir.
TÜRKİYE’DE DOKTORAYA KABUL İÇİN DİL YETERLİLİĞİ BELGESİ İSTENECEK!
Doktora denkliği işlemlerinde ilk kez Lisans ve yüksek lisans diplomaları ile Türkiye’de doktoraya kabul için aranan dil yeterliliğini sağladığına ilişkin belgeler de istenecektir. Bu diplomalar yabancı ülkede alınmış ise Yükseköğretim Kurulundan alınmış denklik belgesinin aslı veya onaylı sureti verilecektir. Ayrıca doktora eğitiminin Yükseköğretim Kurulu tarafından tanınan yükseköğretim kurumlarında örgün eğitim yöntemiyle alınmış olması şartı da getirilmiştir.
Doçentlik denkliği işlemlerinde ilk kez Doktora belgesinin aslı veya onaylı tercümesi, belge yurtdışında alınmış ise eşdeğerlik belgesi veya onaylı sureti istenecektir.
Profesörlük denkliği işlemlerinde ilk kez Doçentlik belgesinin aslı, belge yabancı ülkede alınmış ise Türkiye’de alınan eşdeğerlik belgesi veya onaylı sureti istenecektir.
Yurtdışında bu unvanlara sahip olup Türkiye’de eşdeğerlilik için başvuran yabancılar içinde aynı şartlar geçerli olacaktır.”
Yurtdışından alınan doktora, sanatta yeterlilik, doçentlik ve profesörlük unvanlarının Türkiye’de eş değerliliğinin kabulü için daha önceden ilgili kanun gereği sadece yurtdışında bu unvanlarla 2 (iki) yıl süre ile herhangi bir kurumda çalışmış olmak şartı aranmakta idi.
YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, son yıllarda artan şikayetler üzerine, yurtdışında alınan doktora, sanatta yeterlik, doçentlik ve profesörlük unvanlarını değerlendirme işlemlerinde uyulacak usul ve esaslarının belirlenmesi talimatı verdi.
Belirlenen yeni usul ve esaslarla getirilen temel yenilik yurtdışında doktora, sanatta yeterlilik, doçentlik ve profesörlük unvanlarını alan kişilerin, 2 (iki) yıl süre ile herhangi bir kurumda çalışmış olmak şartı kaldırıldı.
Artık ünvanların denkliği için Türkiye’de söz konusu unvanlar için aranan asgari yayın ve dil şartlarının sağlanmış olması gerekiyor. Türkiye’deki asgari dil ve yayın şartını sağlayamayanlar bu şartları yerine getirdikten sonra tekrar denklik için başvurabilecekler.
YÖK’ten konuyla ilgili yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
” Son yıllarda yurtdışından alınan doçentlik ve profesörlük unvanları ile ilgili gelen şikayetler üzerine Yükseköğretim Kurulu ve Üniversitelerarası Kurul işbirliği halinde çalışarak ilk kez “yurtdışında alınan doktora, sanatta yeterlik, doçentlik ve profesörlük unvanlarını değerlendirme işlemlerinde uyulacak usul ve esaslar” belirlenmiştir.
Belirlenen yeni usul ve esaslarla getirilen temel yenilik yurtdışında doktora, sanatta yeterlilik, doçentlik ve profesörlük unvanlarını alan kişilerin, Türkiye’de bu unvanlara sahip olan kişilerden istenen asgari şartları yerine getirmiş olmasının aranmasıdır.
Unvanların denkliği için Türkiye’de söz konusu unvanlar için aranan asgari yayın ve dil şartlarının sağlanmış olması gerekmektedir. Türkiye’deki asgari dil ve yayın şartını sağlayamayanlar bu şartları yerine getirdikten sonra tekrar denklik için başvurabileceklerdir.
Ayrıca yurtdışında profesörlük veya doçentlik unvanını almış olanlardan, kesintisiz olarak en az 2 (iki) yıl bu unvan ve yetki ile yabancı ülkelerdeki Yükseköğretim Kurulunca tanınan öğretim ve araştırma kurumlarında çalışmış olmaları gerekmektedir.
Yükseköğretim kurumu niteliğinde olmayan, araştırma merkezi ve benzeri kurumlardaki çalışmalar kabul edilmeyecektir.
TÜRKİYE’DE DOKTORAYA KABUL İÇİN DİL YETERLİLİĞİ BELGESİ İSTENECEK!
Doktora denkliği işlemlerinde ilk kez Lisans ve yüksek lisans diplomaları ile Türkiye’de doktoraya kabul için aranan dil yeterliliğini sağladığına ilişkin belgeler de istenecektir. Bu diplomalar yabancı ülkede alınmış ise Yükseköğretim Kurulundan alınmış denklik belgesinin aslı veya onaylı sureti verilecektir. Ayrıca doktora eğitiminin Yükseköğretim Kurulu tarafından tanınan yükseköğretim kurumlarında örgün eğitim yöntemiyle alınmış olması şartı da getirilmiştir.
Doçentlik denkliği işlemlerinde ilk kez Doktora belgesinin aslı veya onaylı tercümesi, belge yurtdışında alınmış ise eşdeğerlik belgesi veya onaylı sureti istenecektir.
Profesörlük denkliği işlemlerinde ilk kez Doçentlik belgesinin aslı, belge yabancı ülkede alınmış ise Türkiye’de alınan eşdeğerlik belgesi veya onaylı sureti istenecektir.
Yurtdışında bu unvanlara sahip olup Türkiye’de eşdeğerlilik için başvuran yabancılar içinde aynı şartlar geçerli olacaktır.”
MEB’den öğretmenlere destek eğitimi kursu!
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), özel eğitime ihtiyaç duyan öğrenciler için 840 öğretmene 13 Mart'tan itibaren 26 gün eğitim eğitim verecek.
MEB tarafından illere gönderilen yazıya göre, özel destek eğitimi uygulayan özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri ile özel eğitim okullarında, ihtiyaç durumunda, 240 saatlik uzman öğretici yetiştirme kursunu tamamlayanların, destek eğitimlerini vermek üzere görevlendirilebileceği belirtildi.
Bu kapsamda başvuru şartlarını taşıyan adaylar için “Özel Öğretim Kurumları Özel Eğitim Alanında Destek Eğitimi Verecek Uzman Öğretici Yetiştirme Kursu” düzenlenecek.
EĞİTİMLER 26 GÜN SÜRECEK
Kurslara, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde görev alan okul öncesi, çocuk gelişimi ve eğitimi veya sınıf öğretmenliği alanı kaynak gösterilen fakülte mezunları ile resmi ve özel öğretim kurumlarından istifa veya müstafi nedeniyle görevden ayrılanlar katılabilecek.
Kurs kapsamında 840 öğretmene, 13 Mart’tan itibaren 26 gün eğitim verilecek.
MEB, kurstan yararlanmak isteyen öğretmenlerin başvurularını almaya devam ediyor.
MEB tarafından illere gönderilen yazıya göre, özel destek eğitimi uygulayan özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri ile özel eğitim okullarında, ihtiyaç durumunda, 240 saatlik uzman öğretici yetiştirme kursunu tamamlayanların, destek eğitimlerini vermek üzere görevlendirilebileceği belirtildi.
Bu kapsamda başvuru şartlarını taşıyan adaylar için “Özel Öğretim Kurumları Özel Eğitim Alanında Destek Eğitimi Verecek Uzman Öğretici Yetiştirme Kursu” düzenlenecek.
EĞİTİMLER 26 GÜN SÜRECEK
Kurslara, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde görev alan okul öncesi, çocuk gelişimi ve eğitimi veya sınıf öğretmenliği alanı kaynak gösterilen fakülte mezunları ile resmi ve özel öğretim kurumlarından istifa veya müstafi nedeniyle görevden ayrılanlar katılabilecek.
Kurs kapsamında 840 öğretmene, 13 Mart’tan itibaren 26 gün eğitim verilecek.
MEB, kurstan yararlanmak isteyen öğretmenlerin başvurularını almaya devam ediyor.
12 Şubat 2015 Perşembe
2015-YDS başvuru kılavuzu internette!
2015-YDS Başvuru Kılavuzu ve Aday Başvuru Formu, ÖSYM'nin internet adresinden yayımlandı. Adaylar, başvuru işlemini yaptıktan sonra başvuru süresi içinde sınav ücretini ödeyerek başvurularını tamamlayacak.
2015 Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı (2015-YDS İlkbahar Dönemi) başvuruları 12-25 Şubat 2015 tarihlerinde yapılacak.
2015 Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı (2015-YDS İlkbahar Dönemi) 5 Nisan 2015 tarihinde uygulanacak.
Adaylar, başvuru işlemini yaptıktan sonra başvuru süresi içinde sınav ücretini ödeyerek başvurularını tamamlayacak.
Adaylar, Kılavuz ile Aday Başvuru Formuna başvuru süresi içinde ÖSYM’nin http://www.osym.gov.tr internet adresinden ulaşabilecek. Kılavuz dağıtımı ve satışı yapılmayacak. Kılavuzda; başvuru, sınav, değerlendirme, sınav sonuçlarının kurumlarca kullanımı ile ilgili ayrıntılı bilgiler yer alıyor. Sınava başvuracak adayların bu kılavuzu dikkatle incelemeleri gerekiyor.
YDS TARİHLERİ VE BAŞVURU ÜCRETLERİ
İLKBAHAR DÖNEMİ BAŞVURU TARİHLERİ : 12-25 Şubat 2015
İLKBAHAR DÖNEMİ SINAV TARİHİ, SAATİ VE SÜRESİ: 5 Nisan 2015, 9.30, 2,5 saat (150 dakika)
SONBAHAR DÖNEMİ BAŞVURU TARİHLERİ: 9-23 Temmuz 2015
SONBAHAR DÖNEMİ SINAV TARİHİ, SAATİ VE SÜRESİ: 13 Eylül 2015, 9.30, 2,5 saat (150 dakika)
SINAV ÜCRETİ: 70 TL (Bu ücrete %18 KDV dâhildir.)
BAŞVURU HİZMETİ ÜCRETİ: 3 TL
ÖSYM SINAV KOORDİNATÖRLÜKLERİNDEN ŞİFRE EDİNME ÜCRETİ: 5 TL
SINAV KOORDİNATÖRLÜKLERİNDEN FOTOĞRAF GÜNCELLEME ÜCRETİ : 10 TL
YDS nedir?
Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı (YDS), Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) talimatıyla Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından gerçekleştirilecek olan merkezi bir sınavdır.
YDS İlkbahar Dönemi Sınavı, Almanca, Arapça, Bulgarca, Çince, Danimarkaca
(Danish Dili), Ermenice, Farsça, Fransızca, Gürcüce, Hollandaca (Dutch Dili), İngilizce, İspanyolca, İtalyanca, Japonca, Korece, Lehçe, Macarca, Portekizce, Rumence, Rusça, Sırpça, Ukraynaca (Ukraince) ve Yunanca dillerinden, Sonbahar Dönemi Sınavı ise sadece Almanca, Arapça, Fransızca, İngilizce ve Rusçadan yapılır.
2015-YDS İlkbahar Dönemi Sınavı 5 Nisan 2015 tarihinde, Sonbahar Dönemi Sınavı ise 13 Eylül 2015 tarihinde yapılacaktır. İlkbahar Dönemi Sınavına başvurular 12-25 Şubat 2015 tarihleri arasında, Sonbahar Dönemi Sınavına başvurular ise 9-23 Temmuz 2015 tarihleri arasında alınacaktır.
Sınav, saat 9.30’da başlayacak ve 2,5 saat (150 dakika) sürecektir. Bişkek’te sınav, Türkiye saatiyle 09.30’da başlayacaktır.
YDS’ye kimler girebilir?
Doçent, doktora ve sanatta yeterlik adayları,
Yüksek lisans programlarına girecek lisans programı mezunları,
Lisans programlarının son sınıfında veya son sınıftan bir önceki sınıfta okuyan öğrencilerden, yüksek lisans ya da doktora öğrenimi görmek isteyenler,
Herhangi bir kamu kurumunda çalışmakta olup dil tazminatı ya da yurtdışı görev vs. nedeniyle yabancı dil bilgisi düzeyini belirlemek isteyenler,
Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) ya da Diş Hekimliği Uzmanlık Sınavına (DUS) girecek olan adaylar,
Kamu personeli olmak amacıyla KPSS’ye girecek adaylardan, çalışmak istedikleri kamu kurumunun talebi doğrultusunda yabancı dil bilgisi düzeyini belirlemek isteyenler,
Herhangi bir kamu kurumunda çalışmıyor ya da çalışmayı amaçlamıyor olsa da, yabancı dil bilgisi düzeyini belirlemek isteyen üniversite ya da yüksek okul mezunları,
Yüksek Lisans için YDS sonuçları isteniyor mu?
Lisans programlarının son sınıfında veya son sınıftan bir önceki sınıfta okuyan öğrencilerin, öğrenimlerini sürdürmek istedikleri üniversite (enstitü) yetkilileri ile yüz yüze görüşerek, yüksek lisans programları için üniversitenin (enstitünün) YDS sınav sonuçlarını kullanıp kullanmadığını ve eğer kullanıyor ise, bunun şartlarını öğrenmeleri gerekir.
Yabancı dil koşulunun sağlanması için YDS’den kaç puan alınmalı?
Yabancı dil koşulunun sağlanması için YDS’den doçent adaylarının 100 üzerinden en az 65, doktora ve sanatta yeterlik çalışmasına başvuracak adayların 100 üzerinden en az 55 puan almaları gerekiyor.
Adaylar, bir dönemde yalnız bir yabancı dilden sınava girilebiliyor.
Yabancı dil tazminatından yararlanma hakkı olmadığı hâlde sınava girip başarılı olmak tazminat isteme hakkı doğurmaz.
Sınavın geçerlilik süresi, kurumların kendi mevzuatındaki geçerlilik süresi olacaktır.
YDS akademik kadrolara başvuruda kaç yıl geçerli olacak?
ÖSYM Başkanlığı, herhangi bir dönemde alınacak YDS puanının süresiz geçerli olacağını bildirmiştir. Buna göre, akademik kadrolara (örneğin doçentliğe) başvuruda bulunmak isteyen bir adayın, YDS sonucunu herhangi bir süre sınırlaması olmadan kullanabileceği anlaşılmaktadır. Ancak, üniversitelerin bu konuda farklı uygulamaları olabilmektedir. Bu nedenle, YDS sonucunuzun geçerliliği konusunda, başvuruda bulunmayı düşündüğünüz üniversite ya da enstitüden şahsen bilgi almanızı kesinlikle öneririz.
YDS dil tazminatında kaç yıl geçerli olacak?
Yabancı dil tazminatı ile ilgili olarak; 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesine göre, sınavda alınacak puanlar sınav tarihinden itibaren beş yıl süreyle geçerlidir. Bu konuda 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesinde (Değişik: 20/3/1997 – KHK – 570/15 md.) “…Bu madde uyarınca yapılan sınavlar beş yıl süreyle geçerlidir. Bu sürenin bitiminde sınava girmeyenlerin yabancı dil seviyeleri bir alt düzeye inmiş sayılır, seviyeleri (C) düzeyinde olanların yabancı dil tazminatları kesilir. Bu madde uyarınca yapılan sınavlara diğer mevzuatla yapılan atıflara ilişkin olarak da bu fıkra hükmü geçerlidir” hükmü yer almaktadır. Sözcü
2015 Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı (2015-YDS İlkbahar Dönemi) başvuruları 12-25 Şubat 2015 tarihlerinde yapılacak.
2015 Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı (2015-YDS İlkbahar Dönemi) 5 Nisan 2015 tarihinde uygulanacak.
Adaylar, başvuru işlemini yaptıktan sonra başvuru süresi içinde sınav ücretini ödeyerek başvurularını tamamlayacak.
Adaylar, Kılavuz ile Aday Başvuru Formuna başvuru süresi içinde ÖSYM’nin http://www.osym.gov.tr internet adresinden ulaşabilecek. Kılavuz dağıtımı ve satışı yapılmayacak. Kılavuzda; başvuru, sınav, değerlendirme, sınav sonuçlarının kurumlarca kullanımı ile ilgili ayrıntılı bilgiler yer alıyor. Sınava başvuracak adayların bu kılavuzu dikkatle incelemeleri gerekiyor.
YDS TARİHLERİ VE BAŞVURU ÜCRETLERİ
İLKBAHAR DÖNEMİ BAŞVURU TARİHLERİ : 12-25 Şubat 2015
İLKBAHAR DÖNEMİ SINAV TARİHİ, SAATİ VE SÜRESİ: 5 Nisan 2015, 9.30, 2,5 saat (150 dakika)
SONBAHAR DÖNEMİ BAŞVURU TARİHLERİ: 9-23 Temmuz 2015
SONBAHAR DÖNEMİ SINAV TARİHİ, SAATİ VE SÜRESİ: 13 Eylül 2015, 9.30, 2,5 saat (150 dakika)
SINAV ÜCRETİ: 70 TL (Bu ücrete %18 KDV dâhildir.)
BAŞVURU HİZMETİ ÜCRETİ: 3 TL
ÖSYM SINAV KOORDİNATÖRLÜKLERİNDEN ŞİFRE EDİNME ÜCRETİ: 5 TL
SINAV KOORDİNATÖRLÜKLERİNDEN FOTOĞRAF GÜNCELLEME ÜCRETİ : 10 TL
YDS nedir?
Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı (YDS), Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) talimatıyla Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından gerçekleştirilecek olan merkezi bir sınavdır.
YDS İlkbahar Dönemi Sınavı, Almanca, Arapça, Bulgarca, Çince, Danimarkaca
(Danish Dili), Ermenice, Farsça, Fransızca, Gürcüce, Hollandaca (Dutch Dili), İngilizce, İspanyolca, İtalyanca, Japonca, Korece, Lehçe, Macarca, Portekizce, Rumence, Rusça, Sırpça, Ukraynaca (Ukraince) ve Yunanca dillerinden, Sonbahar Dönemi Sınavı ise sadece Almanca, Arapça, Fransızca, İngilizce ve Rusçadan yapılır.
2015-YDS İlkbahar Dönemi Sınavı 5 Nisan 2015 tarihinde, Sonbahar Dönemi Sınavı ise 13 Eylül 2015 tarihinde yapılacaktır. İlkbahar Dönemi Sınavına başvurular 12-25 Şubat 2015 tarihleri arasında, Sonbahar Dönemi Sınavına başvurular ise 9-23 Temmuz 2015 tarihleri arasında alınacaktır.
Sınav, saat 9.30’da başlayacak ve 2,5 saat (150 dakika) sürecektir. Bişkek’te sınav, Türkiye saatiyle 09.30’da başlayacaktır.
YDS’ye kimler girebilir?
Doçent, doktora ve sanatta yeterlik adayları,
Yüksek lisans programlarına girecek lisans programı mezunları,
Lisans programlarının son sınıfında veya son sınıftan bir önceki sınıfta okuyan öğrencilerden, yüksek lisans ya da doktora öğrenimi görmek isteyenler,
Herhangi bir kamu kurumunda çalışmakta olup dil tazminatı ya da yurtdışı görev vs. nedeniyle yabancı dil bilgisi düzeyini belirlemek isteyenler,
Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) ya da Diş Hekimliği Uzmanlık Sınavına (DUS) girecek olan adaylar,
Kamu personeli olmak amacıyla KPSS’ye girecek adaylardan, çalışmak istedikleri kamu kurumunun talebi doğrultusunda yabancı dil bilgisi düzeyini belirlemek isteyenler,
Herhangi bir kamu kurumunda çalışmıyor ya da çalışmayı amaçlamıyor olsa da, yabancı dil bilgisi düzeyini belirlemek isteyen üniversite ya da yüksek okul mezunları,
Yüksek Lisans için YDS sonuçları isteniyor mu?
Lisans programlarının son sınıfında veya son sınıftan bir önceki sınıfta okuyan öğrencilerin, öğrenimlerini sürdürmek istedikleri üniversite (enstitü) yetkilileri ile yüz yüze görüşerek, yüksek lisans programları için üniversitenin (enstitünün) YDS sınav sonuçlarını kullanıp kullanmadığını ve eğer kullanıyor ise, bunun şartlarını öğrenmeleri gerekir.
Yabancı dil koşulunun sağlanması için YDS’den kaç puan alınmalı?
Yabancı dil koşulunun sağlanması için YDS’den doçent adaylarının 100 üzerinden en az 65, doktora ve sanatta yeterlik çalışmasına başvuracak adayların 100 üzerinden en az 55 puan almaları gerekiyor.
Adaylar, bir dönemde yalnız bir yabancı dilden sınava girilebiliyor.
Yabancı dil tazminatından yararlanma hakkı olmadığı hâlde sınava girip başarılı olmak tazminat isteme hakkı doğurmaz.
Sınavın geçerlilik süresi, kurumların kendi mevzuatındaki geçerlilik süresi olacaktır.
YDS akademik kadrolara başvuruda kaç yıl geçerli olacak?
ÖSYM Başkanlığı, herhangi bir dönemde alınacak YDS puanının süresiz geçerli olacağını bildirmiştir. Buna göre, akademik kadrolara (örneğin doçentliğe) başvuruda bulunmak isteyen bir adayın, YDS sonucunu herhangi bir süre sınırlaması olmadan kullanabileceği anlaşılmaktadır. Ancak, üniversitelerin bu konuda farklı uygulamaları olabilmektedir. Bu nedenle, YDS sonucunuzun geçerliliği konusunda, başvuruda bulunmayı düşündüğünüz üniversite ya da enstitüden şahsen bilgi almanızı kesinlikle öneririz.
YDS dil tazminatında kaç yıl geçerli olacak?
Yabancı dil tazminatı ile ilgili olarak; 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesine göre, sınavda alınacak puanlar sınav tarihinden itibaren beş yıl süreyle geçerlidir. Bu konuda 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesinde (Değişik: 20/3/1997 – KHK – 570/15 md.) “…Bu madde uyarınca yapılan sınavlar beş yıl süreyle geçerlidir. Bu sürenin bitiminde sınava girmeyenlerin yabancı dil seviyeleri bir alt düzeye inmiş sayılır, seviyeleri (C) düzeyinde olanların yabancı dil tazminatları kesilir. Bu madde uyarınca yapılan sınavlara diğer mevzuatla yapılan atıflara ilişkin olarak da bu fıkra hükmü geçerlidir” hükmü yer almaktadır. Sözcü
MEB, 300 engelli öğretmen atayacak!
Şubat ayında yapılan 15 bin öğretmen atamasının ardından MEB, EKPSS'ye katılanlar arasından puan üstünlüğüne göre 300 engelli öğretmen ataması yapacak. Engelli öğretmen alımı başvuruları 18 Şubat’ta başlayacak.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 300 engelli öğretmen alacak. Başvurular, 18-24 Şubat’ta alınacak.
Bakanlığın internet sitesinde yer alan duyuruya göre, Engelli Kamu Personel Seçme Sınavı (EKPSS) ve Engellilerin Devlet Memurluğuna Alınmaları Hakkında Yönetmelik uyarınca, EKPSS puan üstünlüğüne göre 300 engelli öğretmen istihdam edilecek. Başvurular, 18-24 Şubat’ta alınacak.
Başvuru formunun çıktısı, istenen diğer belgelerle birlikte il milli eğitim müdürlüklerine onaylattırılacak. Başvuruda, adaylardan diploma veya öğretim durumu belgesi, pedagojik formasyon ve 2014 yılı EKPSS sonuç belgesi ile engelli sağlık kurulu raporu istenecek. Ayrıca adaylardan herhangi bir kamu kurum ve kuruluşunda devlet memuru olarak çalışıp çalışmadıklarına ilişkin beyanları alınacak. Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan adaylardan, başvuru sırasında muvafakat belgesi istenmeyecek.
Yerleştirmeler, EKPSS puan üstünlüğüne göre ve Bakanlıkça il emrine yapılacak. Ataması yapılan öğretmenlerin görev yerleri, Valiliklerce belirlenecek.
Başvurulara ilişkin ayrıntılı bilgiye, Bakanlığın “ikgm.meb.gov.tr”
adresinden ulaşılabilinecek.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 300 engelli öğretmen alacak. Başvurular, 18-24 Şubat’ta alınacak.
Bakanlığın internet sitesinde yer alan duyuruya göre, Engelli Kamu Personel Seçme Sınavı (EKPSS) ve Engellilerin Devlet Memurluğuna Alınmaları Hakkında Yönetmelik uyarınca, EKPSS puan üstünlüğüne göre 300 engelli öğretmen istihdam edilecek. Başvurular, 18-24 Şubat’ta alınacak.
Başvuru formunun çıktısı, istenen diğer belgelerle birlikte il milli eğitim müdürlüklerine onaylattırılacak. Başvuruda, adaylardan diploma veya öğretim durumu belgesi, pedagojik formasyon ve 2014 yılı EKPSS sonuç belgesi ile engelli sağlık kurulu raporu istenecek. Ayrıca adaylardan herhangi bir kamu kurum ve kuruluşunda devlet memuru olarak çalışıp çalışmadıklarına ilişkin beyanları alınacak. Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan adaylardan, başvuru sırasında muvafakat belgesi istenmeyecek.
Yerleştirmeler, EKPSS puan üstünlüğüne göre ve Bakanlıkça il emrine yapılacak. Ataması yapılan öğretmenlerin görev yerleri, Valiliklerce belirlenecek.
Başvurulara ilişkin ayrıntılı bilgiye, Bakanlığın “ikgm.meb.gov.tr”
adresinden ulaşılabilinecek.
5 Şubat 2015 Perşembe
15 bin öğretmenin ataması açıklandı!
MEB, 15 bin öğretmen adayının atama sonuçlarını açıklandı.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 15 bin öğretmen atamasının açıklandığını duyurdu.
Atamalar, bakanlığın internet sayfasından duyuruldu. Sonuçlara meb.gov.tr adresinden ulaşabilirsiniz...
29 Ocak'ta başlayan başvurular, 4 Şubat'ta (dün) sona ermişti.
15 bin atama için yaklaşık 82 bin öğretmen başvuru yaptı. Bu yılki atamalarda, 40 yaş sınırı kaldırılan 28 Şubat mağduru öğretmen adaylarının başvuruları da kabul edildi.
Ataması yapılan öğretmenler 9 Şubat Pazartesi günü görevlerine başlayacak.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 15 bin öğretmen atamasının açıklandığını duyurdu.
Atamalar, bakanlığın internet sayfasından duyuruldu. Sonuçlara meb.gov.tr adresinden ulaşabilirsiniz...
29 Ocak'ta başlayan başvurular, 4 Şubat'ta (dün) sona ermişti.
15 bin atama için yaklaşık 82 bin öğretmen başvuru yaptı. Bu yılki atamalarda, 40 yaş sınırı kaldırılan 28 Şubat mağduru öğretmen adaylarının başvuruları da kabul edildi.
Ataması yapılan öğretmenler 9 Şubat Pazartesi günü görevlerine başlayacak.
10 soruda TEOG hakkında herşey
Milli Eğitim Bakanlığı’nın, TEOG yerleştirmelerinde yaptığı değişiklik, özellikle iyi bir Anadolu lisesinde şansını deneyip, olmazsa özel okula kayıt yaptırmayı düşünen adayların kafasını karıştırdı. TEOG sisteminde yapılan değişiklikleri derledik.
Milli Eğitim Bakanlığı, geçen yıl ilk defa 8’inci sınıflara uygulanan Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) sistemi kapsamında ortak sınav sonuçlarına göre yapılan lise yerleştirmelerinde değişikliğe gitti. Amaç, geçen yıl yaşanan kilometrelerce uzaktaki okullara ve tercih edilmediği halde imam hatip liselerine yerleştirme gibi sorunların önüne geçmek. Ancak, yapılan değişiklikler devlet lisesinde şansını deneyip, olmazsa özel okula kayıt yaptırmayı düşünen adayların kafasını karıştırdı. Öğrenciler ve aileleri için yeni TEOG yerleştirme sistemindeki değişiklikleri derledik.
Sınavla öğrenci alacak özel okullar, 24 Haziran-10 Temmuz tarihleri arasında kayıt işlemlerini tamamlayacak. Tercih işlemleri, öğrenci velisi tarafından 6-16 Temmuz arasında yapılacak. Yerleştirmeye Esas Puan (YEP) ile öğrenci alan okulların yerleştirme sonuçları, 14 Ağustos’ta açıklanacak, aynı tarihte boş kontenjanlar da ilan edilecek.
1 - Bu yıl TEOG kapsamında kaç tercih yapabileceğim?
Bakanlık geçen yıl ‘A’ ve ‘B’ olarak hazırladığı tercih listesinin sayısını bire düşürdü. Veliler, okulların genel ve özel başvuru şartlarına dikkat ederek, istek sırasına göre farklı il ve ilçelerdeki okullar da dahil olmak üzere, okul türlerine göre aynı veya karışık olarak 25 okul tercih edebilecek.
2 - Özel okula kayıt yaptırmayı düşünüyorum, tercih yapmak zorunda mıyım?
Özel okula gitmek isteyen öğrenciler tercih yapmak zorunda değil. Ancak internet adresinden tercih işlemleri için giriş yapıldığında, tercih işlemleri ekranında öğrencilerin karşısına ‘Özel okula kayıt yaptırdım tercih yapmayacağım’ ve ‘Tercih yapmak istiyorum’ butonları çıkacak. Özel okula kesin kayıt yaptıran öğrenciler, ‘Özel okula kayıt yaptırdım tercih yapmayacağım’ butonunu seçecek. Bu durumda tercih yapmaları gerekmeyecek.
3 - Özel okula kayıt yaptıracağım ve tercih yapmayacağım. Ancak yapılan yerleştirmeler sonucunda iyi bir Anadolu lisesinde boş kontenjan olursa oraya geçiş yapabilir miyim?
Özel okula kesin kayıt yaptıran öğrenciler tercih listesi doldurmayacak. Fakat tercihler sonucunda yapılacak yerleştirmelerde istediği bir Anadolu lisesinde boş kontenjan olursa ve puanı okulun taban puanına yakın ise isteyen öğrenci nakil döneminde bu devlet okuluna başvuruda bulunabilir. Milli Eğitim Bakanlığı henüz nakil dönemi takvimini açıklamadı.
4 - Puanım istediğim devlet okuluna yeterse tercih yapacağım, yetmezse özel okula kayıt yaptıracağım. Ancak tercihler sonucunda yapılacak yerleştirmelerde puanı benim puanımdan düşük öğrenciler, istediğim devlet okuluna yerleşebilir. Bu durumda haksızlık olmayacak mı?
İstediğiniz devlet okulunda boş kontenjan olursa ve puanlarınız yeterse, nakil döneminde başvuru yapabilirsiniz. Milli Eğitim Bakanlığı, bu uygulamayla devlet liselerindeki yığılmaları önlemeyi hedefliyor. Bu nedenle özel okula kayıt tarihlerini öne aldı. Eğitim uzmanları ise ailelerin ve öğrencilerin iyi düşünerek, kafasında soru işaret kalmayacak şekilde karar vermesinden yana.
5 - Ben çocuğumu özel okula göndereceğim. Kayıt yaptırmayı düşündüğümüz okul bu sene 4 dersin puanına göre öğrenci alacağını açıkladı. Ancak Milli Eğitim Bakanlığı’nın yayımladığı taslak kılavuzda, “Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü’ne bağlı özel okullara Yerleştirmeye Esas Puanı (YEP) ile öğrenci alınacak” diyor. Bu durumda ne yapacağım, çocuğum YEP’e göre mi özel okula kaydedilecek?
Özel okulların bir kısmı YEP’e göre taban puan ilan ederek kayıt yapacak, bir kısmı da Bakanlığın onayladığı yönetmeliklerine göre öğrenci alacak. Özel okullar öğrenci kabul yöntemlerini nasıl açıkladıysa o şekilde alacak. Çocuğunuzu göndermek istediğiniz özel okul 4 dersten öğrenci alacağını açıkladıysa o derslerin puanlarına göre öğrenci kabul edecek. Çünkü, özel okullar nasıl öğrenci almak istediklerini önceden Milli Eğitim Bakanlığı’na açıkladı. Bir yönetmelik hazırlayarak Bakanlığa sundular. Bakanlık da yönetmelikleri inceleyerek onay verdi.
Özel okullar arasında 3 dersten öğrenci alacak olanlar da var. Bu nedenle uzmanlar aileleri uyararak, özel okullar arasında ders sayısı farkından dolayı puan türlerinde farklılık olacağı için, kayıt döneminden yani 24 Haziran’dan önce ailelerin, çocuğunu göndermek istediği okula başvuru yaparak kayıt şartlarını öğrenmesini öneriyor.
6 - Tercih yapmayanlar ne olacak?
İnternet üzerinden açılan tercih işlemleri ekranında ‘Özel okula kayıt yaptırdım, tercih yapmayacağım’ ya da ‘Tercih yapmak istemiyorum’ butonlarından birini seçmeyenler, 12 yıllık zorunlu eğitimden dolayı sistem tarafından otomatik olarak açık liselere kaydedilecek.
7 - 25 tercihinden herhangi birine yerleşemeyen öğrenciler ne yapacak?
Tercihlerin ardından yerleştirme sonuçları 14 Ağustos’ta açıklanacak. Aynı tarihte okulların boş kontenjanları da ilan edilecek. Boş kontenjanlar için 17-21 Ağustos tarihleri arasında İl veya İlçe Öğrenci Yerleştirme ve Nakil Komisyonları tarafından tercihler alınacak. 25 tercihinden herhangi birine yerleşemeyen adaylar, il veya ilçe sınırları içinde 5 okul seçecek. Öğrenciler bu tercihleri doğrultusunda Yerleştirmeye Esas Puanı (YEP) üstünlüğüne göre merkezi olarak bu okullardan birine yerleştirilecek. Kesin kayıtlar otomatik olarak yapılacak.
8 - Güzel sanatlar ve spor liselerine yerleştirmeler nasıl olacak?
Güzel sanatlar ve spor liselerine yerleştirme işlemleri, güzel sanatlar ve spor liselerine giriş mevzuatı esas alınarak, tercihler doğrultusunda merkezi olarak yapılacak. Güzel sanatlar ve spor liselerine giriş için daha önce okullarda yapılan özel yetenek sınav sonuçları, okul yönetimlerince ilan ediliyordu. Yeni yerleştirme sistemine göre ise, bu okulları seçecek olan öğrenciler, yine yetenek sınavına alınacak, ancak yerleştirmeler merkezi yapılacak.
9 - Özel eğitim ihtiyacı olan öğrenciler liselere nasıl yerleştirilecek?
İlköğretim programını tamamlayan ve tercih yapan özel eğitim ihtiyacı olan öğrencilerden özel eğitim değerlendirme kurulu raporu doğrultusunda kaynaştırma yoluyla eğitim alacak öğrencilerin geçiş ve nakilleri, engel durumu ve özellikleri ile ikamet adresleri dikkate alınarak Anadolu liseleri, Anadolu imam hatip liseleri, mesleki ve teknik Anadolu liseleri, çok programlı Anadolu liseleri ile mesleki ve teknik eğitim merkezlerine her bir şubede iki öğrenciyi geçmeyecek şekilde il veya ilçe öğrenci yerleştirme ve nakil komisyonu kararı ile yapılacak. Özel eğitim ihtiyacı olan öğrencilerin puanları, yerleştirildikleri okulların puanlarını hiçbir şekilde etkilemeyecek.
10 - Lise yerleştirmelerinde aynı okulu tercih eden iki öğrenci arasında eşitlik olursa hangisi yerleşecek?
Yerleştirmelerde YEP’lerin eşit olması halinde 8’inci sınıf Ağırlıklandırılmış Ortak Sınav Puanı (AOSP), bunun da eşit olması halinde sırasıyla 8’inci, 7’nci ve 6’ncı sınıflarda Yıl Sonu Başarı Puanı (YBP) üstünlüğüne bakılacak. Eşitlik devam ederse tercih önceliği, okula özürsüz devamsızlık yapılan gün sayısının azlığı gibi kriterler dikkate alınacak. Ancak yine de eşitlik bozulmaz ise öğrencinin doğum tarihine bakılacak ve yaşı küçük olan tercih edilen okula yerleştirilecek.
Özel okulların kayıt takviminin erkene alınmasının nedeni nedir?
Milli Eğitim Bakanlığı bu değişiklikle, devlet okuluna devam etmeyip özel okula ya da açık liseye gidecek öğrencileri erkenden tespit edip, okulların boş kontenjanlarını daha sağlıklı verilerle belirlemeyi hedefliyor.
(hürriyet.com.tr)
Milli Eğitim Bakanlığı, geçen yıl ilk defa 8’inci sınıflara uygulanan Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) sistemi kapsamında ortak sınav sonuçlarına göre yapılan lise yerleştirmelerinde değişikliğe gitti. Amaç, geçen yıl yaşanan kilometrelerce uzaktaki okullara ve tercih edilmediği halde imam hatip liselerine yerleştirme gibi sorunların önüne geçmek. Ancak, yapılan değişiklikler devlet lisesinde şansını deneyip, olmazsa özel okula kayıt yaptırmayı düşünen adayların kafasını karıştırdı. Öğrenciler ve aileleri için yeni TEOG yerleştirme sistemindeki değişiklikleri derledik.
Sınavla öğrenci alacak özel okullar, 24 Haziran-10 Temmuz tarihleri arasında kayıt işlemlerini tamamlayacak. Tercih işlemleri, öğrenci velisi tarafından 6-16 Temmuz arasında yapılacak. Yerleştirmeye Esas Puan (YEP) ile öğrenci alan okulların yerleştirme sonuçları, 14 Ağustos’ta açıklanacak, aynı tarihte boş kontenjanlar da ilan edilecek.
1 - Bu yıl TEOG kapsamında kaç tercih yapabileceğim?
Bakanlık geçen yıl ‘A’ ve ‘B’ olarak hazırladığı tercih listesinin sayısını bire düşürdü. Veliler, okulların genel ve özel başvuru şartlarına dikkat ederek, istek sırasına göre farklı il ve ilçelerdeki okullar da dahil olmak üzere, okul türlerine göre aynı veya karışık olarak 25 okul tercih edebilecek.
2 - Özel okula kayıt yaptırmayı düşünüyorum, tercih yapmak zorunda mıyım?
Özel okula gitmek isteyen öğrenciler tercih yapmak zorunda değil. Ancak internet adresinden tercih işlemleri için giriş yapıldığında, tercih işlemleri ekranında öğrencilerin karşısına ‘Özel okula kayıt yaptırdım tercih yapmayacağım’ ve ‘Tercih yapmak istiyorum’ butonları çıkacak. Özel okula kesin kayıt yaptıran öğrenciler, ‘Özel okula kayıt yaptırdım tercih yapmayacağım’ butonunu seçecek. Bu durumda tercih yapmaları gerekmeyecek.
3 - Özel okula kayıt yaptıracağım ve tercih yapmayacağım. Ancak yapılan yerleştirmeler sonucunda iyi bir Anadolu lisesinde boş kontenjan olursa oraya geçiş yapabilir miyim?
Özel okula kesin kayıt yaptıran öğrenciler tercih listesi doldurmayacak. Fakat tercihler sonucunda yapılacak yerleştirmelerde istediği bir Anadolu lisesinde boş kontenjan olursa ve puanı okulun taban puanına yakın ise isteyen öğrenci nakil döneminde bu devlet okuluna başvuruda bulunabilir. Milli Eğitim Bakanlığı henüz nakil dönemi takvimini açıklamadı.
4 - Puanım istediğim devlet okuluna yeterse tercih yapacağım, yetmezse özel okula kayıt yaptıracağım. Ancak tercihler sonucunda yapılacak yerleştirmelerde puanı benim puanımdan düşük öğrenciler, istediğim devlet okuluna yerleşebilir. Bu durumda haksızlık olmayacak mı?
İstediğiniz devlet okulunda boş kontenjan olursa ve puanlarınız yeterse, nakil döneminde başvuru yapabilirsiniz. Milli Eğitim Bakanlığı, bu uygulamayla devlet liselerindeki yığılmaları önlemeyi hedefliyor. Bu nedenle özel okula kayıt tarihlerini öne aldı. Eğitim uzmanları ise ailelerin ve öğrencilerin iyi düşünerek, kafasında soru işaret kalmayacak şekilde karar vermesinden yana.
5 - Ben çocuğumu özel okula göndereceğim. Kayıt yaptırmayı düşündüğümüz okul bu sene 4 dersin puanına göre öğrenci alacağını açıkladı. Ancak Milli Eğitim Bakanlığı’nın yayımladığı taslak kılavuzda, “Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü’ne bağlı özel okullara Yerleştirmeye Esas Puanı (YEP) ile öğrenci alınacak” diyor. Bu durumda ne yapacağım, çocuğum YEP’e göre mi özel okula kaydedilecek?
Özel okulların bir kısmı YEP’e göre taban puan ilan ederek kayıt yapacak, bir kısmı da Bakanlığın onayladığı yönetmeliklerine göre öğrenci alacak. Özel okullar öğrenci kabul yöntemlerini nasıl açıkladıysa o şekilde alacak. Çocuğunuzu göndermek istediğiniz özel okul 4 dersten öğrenci alacağını açıkladıysa o derslerin puanlarına göre öğrenci kabul edecek. Çünkü, özel okullar nasıl öğrenci almak istediklerini önceden Milli Eğitim Bakanlığı’na açıkladı. Bir yönetmelik hazırlayarak Bakanlığa sundular. Bakanlık da yönetmelikleri inceleyerek onay verdi.
Özel okullar arasında 3 dersten öğrenci alacak olanlar da var. Bu nedenle uzmanlar aileleri uyararak, özel okullar arasında ders sayısı farkından dolayı puan türlerinde farklılık olacağı için, kayıt döneminden yani 24 Haziran’dan önce ailelerin, çocuğunu göndermek istediği okula başvuru yaparak kayıt şartlarını öğrenmesini öneriyor.
6 - Tercih yapmayanlar ne olacak?
İnternet üzerinden açılan tercih işlemleri ekranında ‘Özel okula kayıt yaptırdım, tercih yapmayacağım’ ya da ‘Tercih yapmak istemiyorum’ butonlarından birini seçmeyenler, 12 yıllık zorunlu eğitimden dolayı sistem tarafından otomatik olarak açık liselere kaydedilecek.
7 - 25 tercihinden herhangi birine yerleşemeyen öğrenciler ne yapacak?
Tercihlerin ardından yerleştirme sonuçları 14 Ağustos’ta açıklanacak. Aynı tarihte okulların boş kontenjanları da ilan edilecek. Boş kontenjanlar için 17-21 Ağustos tarihleri arasında İl veya İlçe Öğrenci Yerleştirme ve Nakil Komisyonları tarafından tercihler alınacak. 25 tercihinden herhangi birine yerleşemeyen adaylar, il veya ilçe sınırları içinde 5 okul seçecek. Öğrenciler bu tercihleri doğrultusunda Yerleştirmeye Esas Puanı (YEP) üstünlüğüne göre merkezi olarak bu okullardan birine yerleştirilecek. Kesin kayıtlar otomatik olarak yapılacak.
8 - Güzel sanatlar ve spor liselerine yerleştirmeler nasıl olacak?
Güzel sanatlar ve spor liselerine yerleştirme işlemleri, güzel sanatlar ve spor liselerine giriş mevzuatı esas alınarak, tercihler doğrultusunda merkezi olarak yapılacak. Güzel sanatlar ve spor liselerine giriş için daha önce okullarda yapılan özel yetenek sınav sonuçları, okul yönetimlerince ilan ediliyordu. Yeni yerleştirme sistemine göre ise, bu okulları seçecek olan öğrenciler, yine yetenek sınavına alınacak, ancak yerleştirmeler merkezi yapılacak.
9 - Özel eğitim ihtiyacı olan öğrenciler liselere nasıl yerleştirilecek?
İlköğretim programını tamamlayan ve tercih yapan özel eğitim ihtiyacı olan öğrencilerden özel eğitim değerlendirme kurulu raporu doğrultusunda kaynaştırma yoluyla eğitim alacak öğrencilerin geçiş ve nakilleri, engel durumu ve özellikleri ile ikamet adresleri dikkate alınarak Anadolu liseleri, Anadolu imam hatip liseleri, mesleki ve teknik Anadolu liseleri, çok programlı Anadolu liseleri ile mesleki ve teknik eğitim merkezlerine her bir şubede iki öğrenciyi geçmeyecek şekilde il veya ilçe öğrenci yerleştirme ve nakil komisyonu kararı ile yapılacak. Özel eğitim ihtiyacı olan öğrencilerin puanları, yerleştirildikleri okulların puanlarını hiçbir şekilde etkilemeyecek.
10 - Lise yerleştirmelerinde aynı okulu tercih eden iki öğrenci arasında eşitlik olursa hangisi yerleşecek?
Yerleştirmelerde YEP’lerin eşit olması halinde 8’inci sınıf Ağırlıklandırılmış Ortak Sınav Puanı (AOSP), bunun da eşit olması halinde sırasıyla 8’inci, 7’nci ve 6’ncı sınıflarda Yıl Sonu Başarı Puanı (YBP) üstünlüğüne bakılacak. Eşitlik devam ederse tercih önceliği, okula özürsüz devamsızlık yapılan gün sayısının azlığı gibi kriterler dikkate alınacak. Ancak yine de eşitlik bozulmaz ise öğrencinin doğum tarihine bakılacak ve yaşı küçük olan tercih edilen okula yerleştirilecek.
Özel okulların kayıt takviminin erkene alınmasının nedeni nedir?
Milli Eğitim Bakanlığı bu değişiklikle, devlet okuluna devam etmeyip özel okula ya da açık liseye gidecek öğrencileri erkenden tespit edip, okulların boş kontenjanlarını daha sağlıklı verilerle belirlemeyi hedefliyor.
(hürriyet.com.tr)
Etiketler:
haber,
imam hatip,
meb,
Milli Eğitim Bakanlığı,
okul,
öğrenci,
özel okul,
teog
4 Şubat 2015 Çarşamba
AÖF sınav sonuçları ne zaman açıklanacak?
Yaklaşık 1,5 milyon öğrencisi bulunan Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi'nin (AÖF) Güz Dönemi Final Sınav sonuçlarının ne zaman açıklanacağı belli oldu.
Anadolu Üniversitesi 17. Akademik Bilişim Konferansı kapsamında İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde (İİBF) açılan Açıköğretim Fakültesi standında konuyla alakalı İHA’ya açıklamalarda bulunan Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Açıköğretim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yücel Güney, yaklaşık 1,5 milyon öğrencinin merak ettiği soruya açıklık getirdi.
24-25 Ocak 2014 tarihlerinde yapılan AÖF Güz Dönemi Final Sınavı'nın sonuçlarına ilişkin Prof. Dr. Güney, sonuçların 12 Şubat Perşembe gününe kadar açıklanacağını bildirdi. Güney, “Bana gelen bilgiler doğrultusunda sonuçları 12 Şubat Perşembe gününe kadar açıklamayı planlıyoruz” dedi.
AÖF ÖĞRENCİLERİNE E-BÜLTEN HİZMETİ
Prof. Dr. Güney, Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi öğrencilerine yönelik e-bülten uygulaması başlattıklarını da kaydetti. “Bu bültende, açıköğretim sistemindeki yeniliklerden yapılan çalışmalara kadar birçok haber yer alıyor” diyen Güney, şöyle devam etti:
“9 sayfalık bültenimizi öğrencilerimize e-mail yoluyla gönderiyoruz ve ilk bültenimizi gönderdik. Açıköğretim sisteminden haberdar olmak isteyen öğrencilerimiz buradan merak ettikleri haberlere kolaylıkla ulaşabilirler. Öğrencilerimiz lütfen e-mail’lerindeki e-bültenleri okusunlar.”
Güney, e-bülten’in öğrencilere şuan için 1 ayda bir, ilerleyen zamanlarda ise 15 günde bir gönderileceğini de aktararak, öğrencilerden “@anadolu.edu.tr” uzantılı mail adreslerini aktif kullanmalarını istedi.
Anadolu Üniversitesi 17. Akademik Bilişim Konferansı kapsamında İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde (İİBF) açılan Açıköğretim Fakültesi standında konuyla alakalı İHA’ya açıklamalarda bulunan Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Açıköğretim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yücel Güney, yaklaşık 1,5 milyon öğrencinin merak ettiği soruya açıklık getirdi.
24-25 Ocak 2014 tarihlerinde yapılan AÖF Güz Dönemi Final Sınavı'nın sonuçlarına ilişkin Prof. Dr. Güney, sonuçların 12 Şubat Perşembe gününe kadar açıklanacağını bildirdi. Güney, “Bana gelen bilgiler doğrultusunda sonuçları 12 Şubat Perşembe gününe kadar açıklamayı planlıyoruz” dedi.
AÖF ÖĞRENCİLERİNE E-BÜLTEN HİZMETİ
Prof. Dr. Güney, Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi öğrencilerine yönelik e-bülten uygulaması başlattıklarını da kaydetti. “Bu bültende, açıköğretim sistemindeki yeniliklerden yapılan çalışmalara kadar birçok haber yer alıyor” diyen Güney, şöyle devam etti:
“9 sayfalık bültenimizi öğrencilerimize e-mail yoluyla gönderiyoruz ve ilk bültenimizi gönderdik. Açıköğretim sisteminden haberdar olmak isteyen öğrencilerimiz buradan merak ettikleri haberlere kolaylıkla ulaşabilirler. Öğrencilerimiz lütfen e-mail’lerindeki e-bültenleri okusunlar.”
Güney, e-bülten’in öğrencilere şuan için 1 ayda bir, ilerleyen zamanlarda ise 15 günde bir gönderileceğini de aktararak, öğrencilerden “@anadolu.edu.tr” uzantılı mail adreslerini aktif kullanmalarını istedi.
3 Şubat 2015 Salı
EÜ’de kompozit laboratuvarı açıldı!
Ege Üniversitesi'nde (EÜ) Uçak Teknolojisi Programı öğrencilerinin eğitimine yönelik kompozit malzeme üretimi, bakımı, onarımı ve test edilmesi işlemlerini gerçekleştirmesi amacıyla kompozit laboratuvarı açıldı.
İzmir’de, Ege Üniversitesi (EÜ) Ege Meslek Yüksekokulu ve Boeing işbirliğinde, Uçak Teknolojisi Programı öğrencilerinin uygulamalı eğitimine katkı sağlamak amacıyla kompozit laboratuvarı açıldı.
EÜ Ege Meslek Yüksekokulu Uçak Teknolojisi Programı Ahmet Eroğlu Eğitim Tesisi’nde düzenlenen törende konuşan İzmir Valisi Mustafa Toprak, üniversitelerin toplumsal, sosyal ve ekonomik gelişime önemli katkı sağladığını belirtti.
Türkiye’nin havacılık sanayinde ve sektöründe bulunduğu noktadan daha üst evrelere çıkması gerektiğini vurgulayan Toprak, “Türkiye olarak bizim havacılık sektörü noktasında geri kalmamamız gerekiyor. Havacılık sektöründe önemli marka olmuş Boeing’in Ege Üniversitesi ile işbirliğine gitmesini önemli ve kalıcı buluyorum. Havacılık sektöründe ülkemizde son yıllarda önemli mesafe kaydetti. İzmir’in geri kalması düşünülemez” diye konuştu.
“VİZYONUMUZ HAVACILIK FAKÜLTESİ”
EÜ Rektörü Candeğer Yılmaz da EÜ’nün Türkiye’nin cumhuriyet sonrası yükseköğretim tarihinin bir belleği, becerisi ve sorumluluğu niteliği taşıdığını dile getirerek, hedeflerini geleceğe dönük nitelikli insan gücü yetiştirmek olduğunu anlattı. Türkiye’de bu tür insanlara yoğun gereksinim bulunduğunu belirten Prof. Dr. Yılmaz, şöyle devam etti:
“Vizyonumuz bir fakültedir. Geldiğimiz noktada Boeing’ten bir uçak istiyoruz. Bir Boeing’i laboratuvarımıza istiyoruz. Havacılık sektörü ulu önderin 80-100 yıl önce inanılmaz dahi saptaması olarak geleceğin sektörüdür. Gaziemir’de havacılıkla ilgili fakülte açmak için yer istiyoruz.”
Boeing Türkiye ve Kuzey Afrika Başkanı Bernard Dunn ise genç insanların eğitimine katkıda bulunmanın bir ülkenin geleceğine katkıda bulunma anlamını taşıdığını ifade etti. Kompozit malzemenin havacılık sektörünün geleceğine yön verdiğini kaydeden Dunn, güçlü ve hafif olan bu malzemeden üretilen Boeing 787 tipi uçağın yüzde 25 daha az yakıt tükettiğine dikkati çekti.
EÜ’nün, Boeing firmasıyla gerçekleştirdiği işbirliği kapsamında, “nitelikli eleman ihtiyacı artan havacılık sektörüne katkı sağlamak amacıyla” kurulan laboratuvarda eğitim amaçlı kompozit malzeme üretimi, bakımı, onarımı ve test edilmesi işlemleri gerçekleştirilecek.
Konuşmaların ardından Vali Toprak, EÜ Rektörü Prof. Dr. Yılmaz, Hava Eğitim Komutanı Korgeneral Mehmet Çetin ile Boeing Türkiye ve Kuzey Afrika Başkanı Dunn laboratuvarı gezdi. (Sözcü)
İzmir’de, Ege Üniversitesi (EÜ) Ege Meslek Yüksekokulu ve Boeing işbirliğinde, Uçak Teknolojisi Programı öğrencilerinin uygulamalı eğitimine katkı sağlamak amacıyla kompozit laboratuvarı açıldı.
EÜ Ege Meslek Yüksekokulu Uçak Teknolojisi Programı Ahmet Eroğlu Eğitim Tesisi’nde düzenlenen törende konuşan İzmir Valisi Mustafa Toprak, üniversitelerin toplumsal, sosyal ve ekonomik gelişime önemli katkı sağladığını belirtti.
Türkiye’nin havacılık sanayinde ve sektöründe bulunduğu noktadan daha üst evrelere çıkması gerektiğini vurgulayan Toprak, “Türkiye olarak bizim havacılık sektörü noktasında geri kalmamamız gerekiyor. Havacılık sektöründe önemli marka olmuş Boeing’in Ege Üniversitesi ile işbirliğine gitmesini önemli ve kalıcı buluyorum. Havacılık sektöründe ülkemizde son yıllarda önemli mesafe kaydetti. İzmir’in geri kalması düşünülemez” diye konuştu.
“VİZYONUMUZ HAVACILIK FAKÜLTESİ”
EÜ Rektörü Candeğer Yılmaz da EÜ’nün Türkiye’nin cumhuriyet sonrası yükseköğretim tarihinin bir belleği, becerisi ve sorumluluğu niteliği taşıdığını dile getirerek, hedeflerini geleceğe dönük nitelikli insan gücü yetiştirmek olduğunu anlattı. Türkiye’de bu tür insanlara yoğun gereksinim bulunduğunu belirten Prof. Dr. Yılmaz, şöyle devam etti:
“Vizyonumuz bir fakültedir. Geldiğimiz noktada Boeing’ten bir uçak istiyoruz. Bir Boeing’i laboratuvarımıza istiyoruz. Havacılık sektörü ulu önderin 80-100 yıl önce inanılmaz dahi saptaması olarak geleceğin sektörüdür. Gaziemir’de havacılıkla ilgili fakülte açmak için yer istiyoruz.”
Boeing Türkiye ve Kuzey Afrika Başkanı Bernard Dunn ise genç insanların eğitimine katkıda bulunmanın bir ülkenin geleceğine katkıda bulunma anlamını taşıdığını ifade etti. Kompozit malzemenin havacılık sektörünün geleceğine yön verdiğini kaydeden Dunn, güçlü ve hafif olan bu malzemeden üretilen Boeing 787 tipi uçağın yüzde 25 daha az yakıt tükettiğine dikkati çekti.
EÜ’nün, Boeing firmasıyla gerçekleştirdiği işbirliği kapsamında, “nitelikli eleman ihtiyacı artan havacılık sektörüne katkı sağlamak amacıyla” kurulan laboratuvarda eğitim amaçlı kompozit malzeme üretimi, bakımı, onarımı ve test edilmesi işlemleri gerçekleştirilecek.
Konuşmaların ardından Vali Toprak, EÜ Rektörü Prof. Dr. Yılmaz, Hava Eğitim Komutanı Korgeneral Mehmet Çetin ile Boeing Türkiye ve Kuzey Afrika Başkanı Dunn laboratuvarı gezdi. (Sözcü)
Bahçeşehir Üniversitesi’nde bir eğitim mucizesi!
Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) Eğitim Bilimleri Fakültesi tarafından düzenlenen ‘Bir Eğitim Mucizesi Finlandiya’ etkinliği Beşiktaş Kampüsü’nde gerçekleştirildi. Finlandiya Eğitim Reformunun Mimarı Prof. Dr. Sahlberg, BAU'da anlattı.
Finlandiya eğitim reformunun mimarı Prof. Dr. Pasi Sahlberg; BAU Eğitim Bilimleri Fakültesi tarafından düzenlenen ‘Bir Eğitim Mucizesi Finlandiya’ etkinliği için Bahçeşehir Üniversitesi’nde bir seminer verdi. Sahlberg Finlandiya mucizesini anlatırken “Standartlaşmış eğitim başarısızlığa yol açar bireyselleştirilmiş eğitim sistemi önemli.” dedi.
BAU Eğitim Bilimleri Fakültesi tarafından düzenlenen ‘Bir Eğitim Mucizesi Finlandiya’ etkinliği 2 Şubat 2015 tarihinde Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü’nde gerçekleştirildi.
Etkinliğe, bilim adamı, eğitimci, yazar Prof. Dr. Pasi Sahlberg, Eski Milli Eğitim Bakanı Nimet Baş, Arizona Üniversitesi’nden Prof. Gary Grossman, Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Enver Yücel, Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Şenay Yalçın ve çok sayıda davetli katıldı.
Etkinliğin açılış konuşması Eski Milli Eğitim Bakanı Nimet Baş tarafından gerçekleştirildi. Baş konuşmasında, toplumun her kesiminin eğitimle eşitleneceğini, bu yüzden eğitim sisteminin yeni projelerle revize edilmesi gerektiğinden bahsetti.
Türkiye’nin ikinci adresi olduğunu vurgulayan Prof. Gary Grossman ise konuşmasında eğitimin evrensel ve sonuç odaklı olması gerektiğini vurguladı.
“ÖĞRENCİLERE NOT VERİLMİYOR”
Grossman’in ardından kürsüye gelen Finlandiya Eğitimde Uluslararası Hareketlilik Merkezi Başkanı ve “Finnish Lessons: What Can the World Learn from Educational Change in Finland?” (Finli Dersler: Dünya Finlandiya’daki Eğitim Değişimlerinden Ne Öğrenebilir?) kitabının yazarı Pasi Sahlberg konuşmasına Finlandiya eğitim sistemi hakkında bilgi vererek başladı. Sahlberg “Finlandiyalı çocukların okul yaşamı, Finlandiya’nın bizzat uygulamakta olduğu gençlik ve eğitim politikalarının sonucudur. Finlandiya’da eğitim müfredatı öğrencilerin kendi ilgi ve ihtiyaçlarına yönelik hazırlanmıştır. Öğretmenler ve öğrenciler kendi eğitim ve öğretim programlarını şekillendirme hakkına sahipler. Finli öğrencilere eğitim hayatlarının ilk altı yılında hiçbir şekilde not verilmiyor. Sekizinci sınıfın sonuna kadar not verme zorunluluğu yok ve öğrenciler bir sınav sistemine tabi değiller. Sadece 16 yaşlarındayken ülke genelinde bir sınava giriyorlar” dedi.
“TÜM OKULLARIN BAŞARI DÜZEYİ AYNI”
Finlandiya da öğretmen olmanın ise oldukça zor bir iş olduğundan bahseden Sahlberg “ Tüm öğretmenlerin en az master derecesi var ve üniversite başarısı en yüksek %10’luk dilim arasından seçiliyorlar. Öğretmenlik toplum gözünde statüsü en yüksek mesleklerden biri” diye konuştu.
Prof. Sahlberg Türk eğitimcilere “Sistemi geliştirin, işbirliğine yatırım yapın ve öğrenmeyi kişiselleştirin” diyerek üç önemli tavsiyede bulundu ve şöyle devam etti: “Standartlaşmış eğitim başarısızlığa yol açar, bireyselleştirilmiş eğitim sistemi önemlidir. Finlandiya’da özel okul yok ve eğitim harcamalarının tümü devlet tarafından destekleniyor. Finlandiya’da okullar birbirleriyle rekabet etmiyor, aksine dayanışıyor. Okulların hemen hemen tümünün başarı düzeyi aynı. Bu yüzden hiçbir okulun bir diğerine göre ayrıcalığı yok”
“BAŞARISIZLIK YAŞANMAZSA BAŞARI GELMEZ”
Başarısızlık yaşanmazsa başarının gelmeyeceğine inanan Prof. Sahlberg 13 Ekim’i Dünya Başarısızlık Günü ilan ettiklerini de sözlerine ekledi.
Salzberg konuşmasında kendi hayatından da örnekler verdi. Babaannesinin “Unutma sadece ölü balıklar akıntıyla aynı yönde yüzerler.” sözünü hep hatırladığını söyleyen Salzberg “Biz Finliler, akıntıya karşı yüzdüğümüz için başarılıyız” dedi ve “Biz yola çıkarken sadece İsveç’i geçmeyi hedefliyorduk ancak şu an dünyanın en iyileri arasındayız” diye konuştu.
“FİNLANDİYA’DA OLMAYAN 3 ŞEY”
Salzberg Finlandiya’da Olmayan 3 Şey’i şöyle anlattı: “Sağlıksız rekabet yok, okullar arası, öğrenciler arası, personeller arası herhangi bir rakabet yok. standart öğretim sistemi yok, bütün çocuklar aynı şeyleri aynı şekilde öğreneceklerine inanmıyorlar, kişiselleştirilmiş öğrenme var; teste dayalı eğitim sistemi yok, sadece lise sonunda sınav yapılıyor.
“AZ LAF ÇOK İŞ”
Eğitimin “herkes için eşit imkanlar sağlamak” demek olduğunu belirten Sahlberg, “Biz Finliler cok konusmayız; toplantılar, komisyonlar, calışma grupları kurmayız; karar verir ve yaparız” diyerek konuşmasını bitirdi.
Finlandiya eğitim reformunun mimarı Prof. Dr. Pasi Sahlberg; BAU Eğitim Bilimleri Fakültesi tarafından düzenlenen ‘Bir Eğitim Mucizesi Finlandiya’ etkinliği için Bahçeşehir Üniversitesi’nde bir seminer verdi. Sahlberg Finlandiya mucizesini anlatırken “Standartlaşmış eğitim başarısızlığa yol açar bireyselleştirilmiş eğitim sistemi önemli.” dedi.
BAU Eğitim Bilimleri Fakültesi tarafından düzenlenen ‘Bir Eğitim Mucizesi Finlandiya’ etkinliği 2 Şubat 2015 tarihinde Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü’nde gerçekleştirildi.
Etkinliğe, bilim adamı, eğitimci, yazar Prof. Dr. Pasi Sahlberg, Eski Milli Eğitim Bakanı Nimet Baş, Arizona Üniversitesi’nden Prof. Gary Grossman, Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Enver Yücel, Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Şenay Yalçın ve çok sayıda davetli katıldı.
Etkinliğin açılış konuşması Eski Milli Eğitim Bakanı Nimet Baş tarafından gerçekleştirildi. Baş konuşmasında, toplumun her kesiminin eğitimle eşitleneceğini, bu yüzden eğitim sisteminin yeni projelerle revize edilmesi gerektiğinden bahsetti.
Türkiye’nin ikinci adresi olduğunu vurgulayan Prof. Gary Grossman ise konuşmasında eğitimin evrensel ve sonuç odaklı olması gerektiğini vurguladı.
“ÖĞRENCİLERE NOT VERİLMİYOR”
Grossman’in ardından kürsüye gelen Finlandiya Eğitimde Uluslararası Hareketlilik Merkezi Başkanı ve “Finnish Lessons: What Can the World Learn from Educational Change in Finland?” (Finli Dersler: Dünya Finlandiya’daki Eğitim Değişimlerinden Ne Öğrenebilir?) kitabının yazarı Pasi Sahlberg konuşmasına Finlandiya eğitim sistemi hakkında bilgi vererek başladı. Sahlberg “Finlandiyalı çocukların okul yaşamı, Finlandiya’nın bizzat uygulamakta olduğu gençlik ve eğitim politikalarının sonucudur. Finlandiya’da eğitim müfredatı öğrencilerin kendi ilgi ve ihtiyaçlarına yönelik hazırlanmıştır. Öğretmenler ve öğrenciler kendi eğitim ve öğretim programlarını şekillendirme hakkına sahipler. Finli öğrencilere eğitim hayatlarının ilk altı yılında hiçbir şekilde not verilmiyor. Sekizinci sınıfın sonuna kadar not verme zorunluluğu yok ve öğrenciler bir sınav sistemine tabi değiller. Sadece 16 yaşlarındayken ülke genelinde bir sınava giriyorlar” dedi.
“TÜM OKULLARIN BAŞARI DÜZEYİ AYNI”
Finlandiya da öğretmen olmanın ise oldukça zor bir iş olduğundan bahseden Sahlberg “ Tüm öğretmenlerin en az master derecesi var ve üniversite başarısı en yüksek %10’luk dilim arasından seçiliyorlar. Öğretmenlik toplum gözünde statüsü en yüksek mesleklerden biri” diye konuştu.
Prof. Sahlberg Türk eğitimcilere “Sistemi geliştirin, işbirliğine yatırım yapın ve öğrenmeyi kişiselleştirin” diyerek üç önemli tavsiyede bulundu ve şöyle devam etti: “Standartlaşmış eğitim başarısızlığa yol açar, bireyselleştirilmiş eğitim sistemi önemlidir. Finlandiya’da özel okul yok ve eğitim harcamalarının tümü devlet tarafından destekleniyor. Finlandiya’da okullar birbirleriyle rekabet etmiyor, aksine dayanışıyor. Okulların hemen hemen tümünün başarı düzeyi aynı. Bu yüzden hiçbir okulun bir diğerine göre ayrıcalığı yok”
“BAŞARISIZLIK YAŞANMAZSA BAŞARI GELMEZ”
Başarısızlık yaşanmazsa başarının gelmeyeceğine inanan Prof. Sahlberg 13 Ekim’i Dünya Başarısızlık Günü ilan ettiklerini de sözlerine ekledi.
Salzberg konuşmasında kendi hayatından da örnekler verdi. Babaannesinin “Unutma sadece ölü balıklar akıntıyla aynı yönde yüzerler.” sözünü hep hatırladığını söyleyen Salzberg “Biz Finliler, akıntıya karşı yüzdüğümüz için başarılıyız” dedi ve “Biz yola çıkarken sadece İsveç’i geçmeyi hedefliyorduk ancak şu an dünyanın en iyileri arasındayız” diye konuştu.
“FİNLANDİYA’DA OLMAYAN 3 ŞEY”
Salzberg Finlandiya’da Olmayan 3 Şey’i şöyle anlattı: “Sağlıksız rekabet yok, okullar arası, öğrenciler arası, personeller arası herhangi bir rakabet yok. standart öğretim sistemi yok, bütün çocuklar aynı şeyleri aynı şekilde öğreneceklerine inanmıyorlar, kişiselleştirilmiş öğrenme var; teste dayalı eğitim sistemi yok, sadece lise sonunda sınav yapılıyor.
“AZ LAF ÇOK İŞ”
Eğitimin “herkes için eşit imkanlar sağlamak” demek olduğunu belirten Sahlberg, “Biz Finliler cok konusmayız; toplantılar, komisyonlar, calışma grupları kurmayız; karar verir ve yaparız” diyerek konuşmasını bitirdi.
Öğretmenlerin kendilerini en değerli hissettikleri 10 ülke
OECD tarafından gerçekleştirilen bir çalışmaya göre öğretmenler, takdir edildiklerini maalesef pek fazla hissetmiyorlar. Öğretmenlerin kendilerini en değerli hissettikleri 10 ülke...
Öğretmenler belki de gezegendeki en önemli işlerden birini yapıyor. Her şeyden önce global vatandaşların gelecek neslini yetiştirmenin sorumluluğunu taşıyorlar. Ancak OECD tarafından gerçekleştirilen bir çalışmaya göre öğretmenler, takdir edildiklerini maalesef pek fazla hissetmiyorlar. Dünyanın çeşitli ülkelerindeki öğretmenlerin sadece yüzde 31′i emek vererek geçirdikleri saatlerin yüksek bir itibar gördüğünü düşünüyor. Peki sınıfların gerçek kahramanlarının emeklerine değer verildiğini en çok hissettiği yerler hangileri?
İşte o ülkeler:
10. Amerika Birleşik Devletleri
Amerika’daki eğitimciler işlerinden oldukça memnun görünüyor. Çünkü OECD’nin anket çalışmasına katılan Amerikalı öğretmenlerin yüzde 89′u böyle söylüyor. Ancak büyük bir çoğunluğu, yaptıkları işin takdir edildiğini hissetmiyor. Çalışmaya katılan öğretmenlerin sadece yüzde 34′ü kendisine değer verildiğini hissettiğini söyleyerek Amerika Birleşik Devletleri’ni sıralamanın en altına yerleştiriyor.
9. Romanya
Romanyalı öğretmenlerin sadece yüzde 82′si zamanlarını öğretmeye ve öğrenmeye ayırabildiklerini söylerken okul çapında karar alma fırsatlarının çok az olduğunu ve bunun seyrek olarak gerçekleştiğini ekliyor. Peki ya sonuç? Romanya’daki öğretmenlerin sadece yüzde 34.7′si toplum tarafından kendilerine değer verildiğini söylüyor.
8. İngiltere
İngiltere’deki eğitimciler bolca mesleki gelişim desteği alıyor olsa da sadece yüzde 35′i İngiliz halkı tarafından kendilerine değer verildiğini düşünüyor. Okul kararlarına katılma fırsatı olan İngiliz öğretmenler, iki kat daha fazla öğretmenliğin değer verilen bir meslek olduğunu söylüyor.
7. Avustralya
Avustralyalı öğretmenlerin sadece yüzde 38.5′i öğretmenliğin toplum tarafından değer verilen bir meslek olduğunu düşünüyor. Kendilerine değer verildiğini hissettiklerini söyleyen öğretmenler, üç kat daha fazla okullarındaki karar verme süreçlerine belirgin bir şekilde dahil edildiklerini söylüyor.
6. Hollanda
Hollanda’daki eğitmenlerin sadece yüzde 40.4′ü öğretmenliğin toplum tarafından değer verilen bir meslek olduğunu düşünüyor. Bu, çalışmadaki altıncı en yüksek yüzde. Ancak bu oran, öğretmenlerin işlerinden duydukları memnuniyeti etkilemiyor. Çalışmaya katılan eğitimcilerin yüzde 90′ından fazlası genel anlamda mesleklerinden memnun olduklarını söylüyor.
5. Meksika
Meksika’daki eğitimcilerin yaklaşık yarısı, düşük gelirli nüfusun yaşadığı bölgelerdeki okullarda öğretmenlik yapıyor ki bu da onların işini çok daha zorlu bir hale getirebiliyor. Ancak yine de Meksikalı öğretmenlerin yüzde 49.5′i yaptıkları işe toplum tarafından değer verildiğini hissettiğini söylüyor.
4. Finlandiya
Finlandiyalı öğretmenler kendilerini Avrupa’daki diğer tüm ülkelerdeki öğretmenlerden çok daha fazla değerli hissediyor. OECD’nin verilerine göre Finli öğretmenlerin yüzde 58.6′sı toplumun mesleklerine değer verdiğini düşünüyor. Ayrıca Finli öğretmenler, okul çapındaki kararlara katılım konusunda kendilerine bolca fırsat verildiğini belirtiyor.
3. Güney Kore
Yaptıkları işe toplum tarafından değer verildiğini söyleyen öğretmenlerin oranının yüzde 66.5′i bulduğu Güney Kore, sıralamada ilk üçün içine girmeyi başarıyor. Ülkedeki öğretmenlerin yaklaşık yüzde 91′i mesleki gelişim desteği alıyor. Ülkedeki tüm öğretmenlerin yüzde 85′i ise mesleklerinden oldukça memnun olduklarını dile getiriyor.
2. Singapur
Ortalama 36 yaş ile Singapurlu öğretmenler, OECD’nin çalışmasına katılan tüm ülkeler arasında en genç olanları. Bu genç öğretmenler, akranları ve toplum tarafından kendilerine oldukça değer verildiğini hissettiklerini söylüyor. Toplamda eğitimcilerin yüzde 67.6′sı takdir edildiklerini hissettiklerini söyleyerek Singapur’u en üst sıralara taşıyor.
1. Malezya
Malezya’daki eğitimciler yüzde 83.8 gibi şaşırtıcı bir oranda içinde yaşadıkları toplumun mesleklerine değer verdiğini düşünüyor. Bu yüksek oran, Malezya’yı bir numara yapıyor. Peki başarılarının arkasında ne yatıyor? Öğretmenlerin yüzde 97′si mesleki eğitim desteği alıyor ve okul çapındaki kararlara yoğun bir katılım gösteriyor. Ayrıca haftada sadece ortalama 17 saat ders veriyorlar. Öğretmenlerin sadece üçte biri can sıkıcı idari işlerle uğraşmak zorunda olduğunu söylüyor.
egitimpedia.com
Kaynak: http://www.takepart.com/photos/10-countries-where-teachers-feel-valued-most
Rektörden eşine Sevgililer Günü sürprizi!
Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Barkan, Yaşar Üniversitesi Oda Orkestrası'nın özel konserinde 32 yıllık hayat arkadaşı için yazdığı ve bestelediği “Sen” adlı şarkıyı gitarıyla seslendirdi.
Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Barkan, 32 yıllık hayat arkadaşı Makbule Barkan’a Sevgililer Günü sürpriz yaptı. Yaşar Üniversitesi Oda Orkestrası’yla sahneye çıkan Barkan, eşi için yazdığı ve bestelediği “Sen” adlı parçayı gitarıyla seslendirdi.
Yaşar Üniversitesi Oda Orkestrası, “Küçük Şarkılar” temalı özel bir konser verdi. Selçuk Yaşar Kampüsü’nde düzenlenen konserin ilk yarısında tar enstrümanı eşliğinde Azeri konçertolar sanatseverler ile buluşturuldu. Konserin ikinci bölümünde bir döneme damgasını vuran şarkılar Yaşarlı akademisyen ve öğrenciler tarafından seslendirildi.
Konserin sonunda ise Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Barkan eşi Makbule Barkan’a sürpriz yaptı. Oda orkestrasıyla birlikte sahneye çıkan Rektör Barkan, 32 yıllık hayat arkadaşı için yazdığı ve bestelediği “Sen” adlı şarkıyı gitarıyla seslendirdi. Şarkının bestesi ve sözlerinin özel bir kadın için olduğunu söyleyen Rektör Barkan, “Bu şarkının sözlerini ve hatta beste denebilirse bestesini bir kadın için yazdım. O kadın 32 yıldır bana rağmen benimle her şart altında olmaya beceren eşimdir. Her düştüğümde beni kaldıran, her zaman benim ve ailemin arkasında duran 32 yıllık hayat arkadaşım izin verirse bu şarkıyı aynı zamanda İzmir’in güzel kızları ve o güzel kızları en güzel şekilde sevmeyi başaran yakışıklı erkeklerine armağan ediyorum” dedi.
Rektör Barkan tarafından yazılar “Sen” adlı şarkının sözleri:
Sen özüme bir eş
Ufkuma güneş
Gönlüme doğ da
Gel bir tanem yaklaş
Yoluma yoldaş
Çölüme damla
Sen köküme toprak
Dalıma yaprak
Göğsüme dol da
Sahilime dalga
Dalga vur sence
Kumumu okşa
Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Barkan, 32 yıllık hayat arkadaşı Makbule Barkan’a Sevgililer Günü sürpriz yaptı. Yaşar Üniversitesi Oda Orkestrası’yla sahneye çıkan Barkan, eşi için yazdığı ve bestelediği “Sen” adlı parçayı gitarıyla seslendirdi.
Yaşar Üniversitesi Oda Orkestrası, “Küçük Şarkılar” temalı özel bir konser verdi. Selçuk Yaşar Kampüsü’nde düzenlenen konserin ilk yarısında tar enstrümanı eşliğinde Azeri konçertolar sanatseverler ile buluşturuldu. Konserin ikinci bölümünde bir döneme damgasını vuran şarkılar Yaşarlı akademisyen ve öğrenciler tarafından seslendirildi.
Konserin sonunda ise Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Barkan eşi Makbule Barkan’a sürpriz yaptı. Oda orkestrasıyla birlikte sahneye çıkan Rektör Barkan, 32 yıllık hayat arkadaşı için yazdığı ve bestelediği “Sen” adlı şarkıyı gitarıyla seslendirdi. Şarkının bestesi ve sözlerinin özel bir kadın için olduğunu söyleyen Rektör Barkan, “Bu şarkının sözlerini ve hatta beste denebilirse bestesini bir kadın için yazdım. O kadın 32 yıldır bana rağmen benimle her şart altında olmaya beceren eşimdir. Her düştüğümde beni kaldıran, her zaman benim ve ailemin arkasında duran 32 yıllık hayat arkadaşım izin verirse bu şarkıyı aynı zamanda İzmir’in güzel kızları ve o güzel kızları en güzel şekilde sevmeyi başaran yakışıklı erkeklerine armağan ediyorum” dedi.
Rektör Barkan tarafından yazılar “Sen” adlı şarkının sözleri:
Sen özüme bir eş
Ufkuma güneş
Gönlüme doğ da
Gel bir tanem yaklaş
Yoluma yoldaş
Çölüme damla
Sen köküme toprak
Dalıma yaprak
Göğsüme dol da
Sahilime dalga
Dalga vur sence
Kumumu okşa
2 Şubat 2015 Pazartesi
ÖSYM sınavlarında üzüm dağıtılacak
AK Parti Manisa Milletvekili ve Sağlık Komisyonu Üyesi Muzaffer Yurttaş, ÖSYM sınavlarında öğrencilere şeker yerine üzüm dağıtılacağını açıkladı.
Ak parti Manisa Milletvekili ve Sağlık Komisyonu Üyesi Muzaffer Yurttaş, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Türkiye genelindeki okullarda üzüm dağıtılacağını açıklamasının ardından Manisa Ticaret Borsası’nda bir basın toplantısı düzenledi.ÖSYM sınavlarında da öğrencilere şeker yerine üzüm dağıtılacağını aktaran Yurttaş, "Projemizde haftada üç gün her çocuk için 50 gram küçük paket içinde üzüm verilmesi planlanmıştır. Üzüm taşınması, dağıtımı, saklaması kolaydır. Öğrenci bir seferde tüketmek zorunda değildir. Tüketmediği kadarını saklayıp daha sonra da tüketebilir" dedi.
KANTİNLERDE ASİTLİ İÇECEK YOK
ÖSYM sınavlarında öğrencilere kalem, silgi ve şeker dağıtımınında artık şeker yerine üzüm verileceğini belirten Yurttaş,"Şeker yerine doğal ve beyin için hazır enerji olan kuru üzüm verilmesi daha uygundur. Bu yüzden şeker yerine kuru üzüm verilecek. Bu projeyi de en yakın zamanda hayata geçireceğiz. Okullarımızda artık kantinlerde asitli içecekler satılmıyor. Bu iyi bir gelişmedir. Ancak, çocuklarımızın beslenmesi ve enerji ihtiyacının karşılanması için okul kantinlerinde süt, kuru üzüm satışı yapılmalıdır. Hazırladığımız ve başbakanımıza sunduğumuz projenin Manisa İl Kongresinde açıklanması ilimizde büyük bir sevinç oluşturmuştur. Üzüm yetiştiricilerimize ve öğrencilerimize hayırlı olmasını diliyorum." diye konuştu.
Ak parti Manisa Milletvekili ve Sağlık Komisyonu Üyesi Muzaffer Yurttaş, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Türkiye genelindeki okullarda üzüm dağıtılacağını açıklamasının ardından Manisa Ticaret Borsası’nda bir basın toplantısı düzenledi.ÖSYM sınavlarında da öğrencilere şeker yerine üzüm dağıtılacağını aktaran Yurttaş, "Projemizde haftada üç gün her çocuk için 50 gram küçük paket içinde üzüm verilmesi planlanmıştır. Üzüm taşınması, dağıtımı, saklaması kolaydır. Öğrenci bir seferde tüketmek zorunda değildir. Tüketmediği kadarını saklayıp daha sonra da tüketebilir" dedi.
KANTİNLERDE ASİTLİ İÇECEK YOK
ÖSYM sınavlarında öğrencilere kalem, silgi ve şeker dağıtımınında artık şeker yerine üzüm verileceğini belirten Yurttaş,"Şeker yerine doğal ve beyin için hazır enerji olan kuru üzüm verilmesi daha uygundur. Bu yüzden şeker yerine kuru üzüm verilecek. Bu projeyi de en yakın zamanda hayata geçireceğiz. Okullarımızda artık kantinlerde asitli içecekler satılmıyor. Bu iyi bir gelişmedir. Ancak, çocuklarımızın beslenmesi ve enerji ihtiyacının karşılanması için okul kantinlerinde süt, kuru üzüm satışı yapılmalıdır. Hazırladığımız ve başbakanımıza sunduğumuz projenin Manisa İl Kongresinde açıklanması ilimizde büyük bir sevinç oluşturmuştur. Üzüm yetiştiricilerimize ve öğrencilerimize hayırlı olmasını diliyorum." diye konuştu.
Dershanelerle ilgili önemli açıklama
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, dershanelerin kapatılmasına ilişkin düzenlemeyle ilgili, "O konuda raportörümüz raporunu hazırladı, üyelerimize dağıtıldı, epeydir üyelerimizde. Uygun bir süre içerisinde onun da gündeme alınması şüphesiz yapılacaktır" dedi.
Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilen Kadir Özkaya'nın yemin törenine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Meclis Başkanı Cemil Çiçek, Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Haşim Kılıç katıldı. AYM Başkanı Kılıç, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı kapıda karşıladı. Törenin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kılıç baş başa görüştü. Yaklaşık 1.5 saat süren görüşmenin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı makam aracına kadar uğurlayan Kılıç, daha sonra gazetecilerin sorularını cevapladı.
"SADECE ÇAY İÇTİK, ÇAYIN DIŞINDA HİÇBİR ŞEY OLMADI"
Görüşmeye ilişkin soru üzerine Kılıç, "Yemin töreninde ya da kuruluş yıldönümünde Sayın Cumhurbaşkanları odamıza gelerek orada protokol yetkilileriyle birlikte bir sohbet oluyor. Şu anda yaptığımızda bu çerçevede cereyan etmiş bir şeydir. Mahkememizin sorunlarıyla ilgili, genel sorunlarla ilgili bir sohbet oldu. Onun dışında fazla bir anlam yüklemeyin. Sadece bir çay içtik, çayın dışında hiçbir şey olmadı" şeklinde konuştu.
"GEÇMİŞ VE GELECEKLE İLGİLİ BİR TESPİT YAPMAYI ARZU EDERİM"
"Son hitabınız mıydı yoksa bir tören ve konuşma bekliyor muyuz?" sorusuna Kılıç, "Şu anda karar vermiş değiliz, önümüzde yeni bir başkan seçiminin süreci var. Onu da hallettikten sonra inşallah basın mensuplarımızı da davet etmek suretiyle bugüne kadarki -ben 8 yıl başkanvekilliği, 2 dönem başkanlık yapmış ve hemen hemen 16 yıla yakın bir süre yöneticilik yapmış olan birisiyim- geçmişteki Anayasa Mahkemesi ve bugünkü Anayasa Mahkemesi'nin durumu hakkında bir tespit yapmayı arzu ederim. O çerçevede önümüzdeki günlerde belki basın mensuplarımızı davet etmek suretiyle böyle bir sohbet imkanı bulacağız diye düşünüyorum" karşılığını verdi.
Bugünkü törende yaptığı konuşmaya ilişkin sorular üzerine Kılıç, "Konuşmamda ifade ettiğim gibi önemli olan şu anda Anayasa Mahkemesi'nin hak ve özgürlük mahkemesine dönüşmüş olması. Benim için önemli bir gelişme bu. Çünkü biz daha önce sadece yasaların Anayasa'ya uygunluğu konusunda bir denetim yaparken, bugün temel hakların artık denetimini yapan, onu koruyan, kollayan ve güvencesi haline gelen bir kurumun temel hak ve özgürlükler mahkemesine dönüşmesini görüyoruz" dedi.
DERSHANELERİN KAPATILMASI
Dershanelerin kapatılmasına yönelik yasayla ilgili düzenlemenin sorulması üzerine ise Kılıç, "O konuda raportörümüz raporunu hazırladı, üyelerimize dağıtıldı, epeydir üyelerimizde. Uygun bir süre içerisinde onun da gündeme alınması şüphesiz yapılacaktır. Bugün istatistikleri bugün verdim. İtiraz ve iptal davaları konusunda mahkememizde herhangi bir sorun yok. Biz bunu artık güncel yıl haline getirdik. Geçmişten kalan dosyamız artık yok denecek kadar az durumda. 2015 yılına devreden dosyalar da, 2014 yılının sonunda açılan davalar nedeniyle bir zorunluluk olarak bu yıla devretmiştir. Bu yönüyle bir sorun yok. En kısa sürede önemli davalar var, bunlar sonuçlandırılacak" ifadelerini kullandı.
"Siyasi hayata geçiş yapacağınıza yönelik spekülasyonlar görüşmede konuşuldu mu?" sorusuna ise Kılıç, "Hayır, bu konuda herhangi bir görüşmemiz olmadı" yanıtını verdi.
BAŞKANLIK SİSTEMİ TARTIŞMALARI
Başkanlık sistemi tartışmalarına yönelik de değerlendirme yapan Kılıç, "Güçler ayrılığı ilkesi hem parlamenter sistemde hem başkanlık sisteminde de var. Onun için ayrı özel bir anlam yüklemeye gerek yok. İkisinde de bu şey mümkün olur. Dolayısıyla o konuda herhangi bir görüşmemiz, konuşmamız da olmadı" dedi.
"Muhalefet Cumhurbaşkanı'nın seçim gezilerine çıkmasının Anayasa'ya aykırı olduğunu söylüyor. Cumhurbaşkanı'nın seçim gezilerine çıkması konusunda görüşünüz nedir?" sorusu üzerine Kılıç, "İzin verirseniz Anayasa Mahkemesi olarak bu tür siyasi konuların içerisine girmenin çok doğru olmayacağı kanaatindeyim. Ben bu konuda susma hakkımı kullanayım" diye konuştu.
Başkanlık seçiminin tarihine ilişkin açıklama yapan Kılıç, "Yeni yasa, yasal düzenlemeler sonucunda 2 ay önceden başkanın seçilmesi gerekiyor. Bu süreci biraz aştık şu anda. Sanıyorum önümüzdeki günlerde bu gündemi yapmak suretiyle yeni başkanımızı da seçeceğiz" dedi. (Hürriyet)
Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilen Kadir Özkaya'nın yemin törenine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Meclis Başkanı Cemil Çiçek, Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Haşim Kılıç katıldı. AYM Başkanı Kılıç, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı kapıda karşıladı. Törenin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kılıç baş başa görüştü. Yaklaşık 1.5 saat süren görüşmenin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı makam aracına kadar uğurlayan Kılıç, daha sonra gazetecilerin sorularını cevapladı.
"SADECE ÇAY İÇTİK, ÇAYIN DIŞINDA HİÇBİR ŞEY OLMADI"
Görüşmeye ilişkin soru üzerine Kılıç, "Yemin töreninde ya da kuruluş yıldönümünde Sayın Cumhurbaşkanları odamıza gelerek orada protokol yetkilileriyle birlikte bir sohbet oluyor. Şu anda yaptığımızda bu çerçevede cereyan etmiş bir şeydir. Mahkememizin sorunlarıyla ilgili, genel sorunlarla ilgili bir sohbet oldu. Onun dışında fazla bir anlam yüklemeyin. Sadece bir çay içtik, çayın dışında hiçbir şey olmadı" şeklinde konuştu.
"GEÇMİŞ VE GELECEKLE İLGİLİ BİR TESPİT YAPMAYI ARZU EDERİM"
"Son hitabınız mıydı yoksa bir tören ve konuşma bekliyor muyuz?" sorusuna Kılıç, "Şu anda karar vermiş değiliz, önümüzde yeni bir başkan seçiminin süreci var. Onu da hallettikten sonra inşallah basın mensuplarımızı da davet etmek suretiyle bugüne kadarki -ben 8 yıl başkanvekilliği, 2 dönem başkanlık yapmış ve hemen hemen 16 yıla yakın bir süre yöneticilik yapmış olan birisiyim- geçmişteki Anayasa Mahkemesi ve bugünkü Anayasa Mahkemesi'nin durumu hakkında bir tespit yapmayı arzu ederim. O çerçevede önümüzdeki günlerde belki basın mensuplarımızı davet etmek suretiyle böyle bir sohbet imkanı bulacağız diye düşünüyorum" karşılığını verdi.
Bugünkü törende yaptığı konuşmaya ilişkin sorular üzerine Kılıç, "Konuşmamda ifade ettiğim gibi önemli olan şu anda Anayasa Mahkemesi'nin hak ve özgürlük mahkemesine dönüşmüş olması. Benim için önemli bir gelişme bu. Çünkü biz daha önce sadece yasaların Anayasa'ya uygunluğu konusunda bir denetim yaparken, bugün temel hakların artık denetimini yapan, onu koruyan, kollayan ve güvencesi haline gelen bir kurumun temel hak ve özgürlükler mahkemesine dönüşmesini görüyoruz" dedi.
DERSHANELERİN KAPATILMASI
Dershanelerin kapatılmasına yönelik yasayla ilgili düzenlemenin sorulması üzerine ise Kılıç, "O konuda raportörümüz raporunu hazırladı, üyelerimize dağıtıldı, epeydir üyelerimizde. Uygun bir süre içerisinde onun da gündeme alınması şüphesiz yapılacaktır. Bugün istatistikleri bugün verdim. İtiraz ve iptal davaları konusunda mahkememizde herhangi bir sorun yok. Biz bunu artık güncel yıl haline getirdik. Geçmişten kalan dosyamız artık yok denecek kadar az durumda. 2015 yılına devreden dosyalar da, 2014 yılının sonunda açılan davalar nedeniyle bir zorunluluk olarak bu yıla devretmiştir. Bu yönüyle bir sorun yok. En kısa sürede önemli davalar var, bunlar sonuçlandırılacak" ifadelerini kullandı.
"Siyasi hayata geçiş yapacağınıza yönelik spekülasyonlar görüşmede konuşuldu mu?" sorusuna ise Kılıç, "Hayır, bu konuda herhangi bir görüşmemiz olmadı" yanıtını verdi.
BAŞKANLIK SİSTEMİ TARTIŞMALARI
Başkanlık sistemi tartışmalarına yönelik de değerlendirme yapan Kılıç, "Güçler ayrılığı ilkesi hem parlamenter sistemde hem başkanlık sisteminde de var. Onun için ayrı özel bir anlam yüklemeye gerek yok. İkisinde de bu şey mümkün olur. Dolayısıyla o konuda herhangi bir görüşmemiz, konuşmamız da olmadı" dedi.
"Muhalefet Cumhurbaşkanı'nın seçim gezilerine çıkmasının Anayasa'ya aykırı olduğunu söylüyor. Cumhurbaşkanı'nın seçim gezilerine çıkması konusunda görüşünüz nedir?" sorusu üzerine Kılıç, "İzin verirseniz Anayasa Mahkemesi olarak bu tür siyasi konuların içerisine girmenin çok doğru olmayacağı kanaatindeyim. Ben bu konuda susma hakkımı kullanayım" diye konuştu.
Başkanlık seçiminin tarihine ilişkin açıklama yapan Kılıç, "Yeni yasa, yasal düzenlemeler sonucunda 2 ay önceden başkanın seçilmesi gerekiyor. Bu süreci biraz aştık şu anda. Sanıyorum önümüzdeki günlerde bu gündemi yapmak suretiyle yeni başkanımızı da seçeceğiz" dedi. (Hürriyet)
Etiketler:
ders,
eğitim,
haber,
meb,
Milli Eğitim Bakanlığı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

















